habbarul

Durum: 2700 - 21 - 11 - 0 - 26.05.2020 11:56

Puan: 32601 -

4 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yönetici.

Müjganla ben ağlaşırız.
  • /
  • 270

ali babacan

dün akşam cüneyt özdemir’in konuğu olarak zor bir sınav verdiğini düşündüğüm siyasetçi. muhafazakar bir çizgiden ziyade ve güçlü bir şekilde liberal demokrat imajı sergiledi. akıl tutulması yaşanan bir süreçte gösterdiği sağduyu ve aklı selim ile üzerine basarak dile getirdiği temel hak ve özgürlüklerin özellikle muhafazakar kesimde karşılık bulmasını ümit ediyorum.

before sunrise

@barones frozbit sayesinde bir gün hepiniz bu filmin tadına varacaksınız. o gün geldiğinde daha önce izlemediniz diye başınızı taşlara vurmak istemiyorsanız lanet olası kıçınızı kırıp şu filmi izleyin. şimdi!

saygı

dayatılmaz, hak edilir. kimse sizi aptal yerine koyup peşinden koşulsuz saygı bekleyemez. babam olsa tanımam.

ali babacan gibi konuşmak

iki saatlik ali babacan maruziyeti sonrası yıllardan beri ülkemizde görülmemiş bir sakinlikle konuşmaya başlıyorsunuz.

intörn doktorların pandemide görevden kaçması

gönül isterdi ki bu senenin yeni mezun hekimleri covid konusunda yeterli bilgi, beceri ve deneyim sahibi olsunlar. ama görevlerine ihanet edip meslektaşlarını zor durumda bırakmışlar gibi lanse edilmelerine gönül razı gelmiyor. pandemi süreci eşine rastlanmamış düzeyde iş yükünün hafiflediği bir dönem olarak kayıtlara geçmiştir.

çocukken baba eve getirdiğinde mutlu olunan şeyler

legodan uzay atlasına, sağlık ansiklopedisinden yabancı dil setine entelektüel dünyamı ve hayal gücümü geliştiren birçok materyale ulaşmamı sağlayan günlük siyasi gazete.

tıbbiyeli sözlük güncellemesi

selçuk bayraktar

yüksek profilli damat. sümeyye’nin eşi. milli teknoloji hamlesi ile iktidarın şu anki tek pr malzemesi. önümüzdeki dönemde milli savunma bakanlığına getirileceği yönünde söylentiler mevcut.

covid-19 tedavisinde sıtma ilaçları

tıp dünyasını ters köşe etmiştir.

okey

ingilizce onaylama ifade eden kelime. ne zaman duysam meşhur reklamı gelir aklıma.
  • /
  • 270
  • /
  • 72

ali babacan gibi konuşmak


selçuk bayraktar


iftarlık gazoz


yılmaz sisters


tibbiyeliden nemlendirici tavsiyeleri


şokopop


sokağa çıkma yasağı


kadın otobüs şoförü


performansfiyat oranı en yüksek tüketim ürünü


alışveriş yapmak isteyip yapamamak


  • /
  • 72

intörn doktorların pandemide görevden kaçması

ülkemizde gerelsiz ve saçma bir şekilde iş yüklenmiş öğrencilerden birisi de intörnlerdir.
intörnlerin öğrenci olduğu nedense bir çok serviste unutuluyor.
hemşire ve personellerin yapacağı bir çok işi bir yıl sonra doktor olarak atanacak öğrenciler yapıyor.

şimdi konu biraz dağılacak, intörnlüğün rahat olduğu ya da olmadığı yerlerin mezunlarını tıbbi yeterlilik açısından kıyaslarsak,,
ben hiç intraartiküler enjeksiyon yapmadım, serum seti hazırlamadım.. tıbbi olarak bir eksiklik hissetmiyorum kendimde.

şimdi intörnlerin kaçtığı söyleniyor ancak bu bir kaçma değil. bir öğrencinin pandemi sırasında okulunda bulunması hoş olmazdı zaten.

ha yapılabilecek şeyler var mıdır,, evet. bilgi eksikliği yaşamamaları için doktorlar işlem yapar iken canlı online eğitim yapabilirler. hastanın da onamı alınıp canlı şekilde vakası çekilip intörnlerle paylaşılabilinir. yani eğitim olarak uzak kaldıkları düşünülmelidir intörnlerin.. hocaların sık sık canlı eğitim vermesi gerekirdi bence.


doktorlar işçi değildir....

tıbbiyeli radyo discord platformu

bu akşam 22:00'da beraber before sunrise filmi izlenecektir.

halkımızın aşırı naif olması

"halkımızın aşırı naif olması"?

hangi halkın?

çocuklar senelerdir zindanlarda çürürken, insanlar yaptıkları haberlerle müebbet yargılanıp tecritte yaşarken, sırf siyasi olarak rakip görüldükleri için parti liderleri haksız yere mahpuslarda bekletilirken, meriç'te bebekler/aileler/suriyeliler boğulurken, khk zulmü ile insanlar intihara sürüklenirken, yapılan meşru seçim istedikleri gibi sonuçlanmadığı için seçim yenilenirken, tecavüzler/taciz/kadın cinayetleri vakayı adiyeden olmuşken, rabia naz ölmüşken, tcdd kazasında ölenlerin kanı kurumamışken, soma'da yakınlarını kaybedenlere atılan tekmenin teri soğumamışken.... vicdanını susturup, kafasını kuma gömüp, cebinden başka düşündüğü bir şey olmayan, yakınlarını çiğ çiğ yiyen insanlar mı naif?

ınsanın kendisine saygısı olmazsa kimsenin ona saygısı olmaz, bu doğru. ama devletlerin yapmış olduğu yanlışlarla bütün insanları mahkum etmek dogru olsaydı, bugün bu ülkede yaşayacak insan kalmazdı.

not: burada naif kelimesi, hem "naif" hem "nahif" anlamında kullanılmıştır. kısacası, insanımız ne sanıldığı kadar "saf" ve "tecrübesiz"; ne de "hassas" ve "nazik". ben, bir çok insanı tarif ederken "şark kurnazı" tabirini daha uygun görüyorum.

asistan hekim

ana dal/yan dal uzmanlığı için belirli süre eğitim alan, klinik üzerindeki işlerin büyük kısmının üzerinden yürümesine rağmen çoğunlukla kötü muamele gören, hiçbir hakkı verilmeyen, maddi/manevi kötü koşullarda çalışmak zorunda bırakılan doktorlar.

yan dal asistanı olarak ikinci bir asistanlık süreci içinde bulunduğum için iki türlü de zorluğunu yaşayarak görüyorum. hele ki uzman olmuşken tekrar asistanlığa dönmek çok zor.

asistan doktor sosyal medya oluşumlarının da facebook ayağına üye oldum. yalnız ilk izlenimim grupta sürükleyici kimsenin olmadığına dair. neden derseniz anket açılmış ne zaman eylem yapalım diye. etkinlik tarihi için demokratik katılıma gerek yok. tarih belirlenir gruba ön ayak olanlarca, etkinliğe katılınır.

eğitim-araştırma hastanesinde çalışan asistan doktorların da tuzu kuru olduğu için muhtemelen katılmayacaktır. malum doktor camiası olarak kuyruğumuza basılmadan harekete geçmiyoruz.

ben onu sinemada izlemiştim

arkadaş ortamında birkaç filmi sinemada izlemiştim dedikten sonra başlayan geyik. diğer versiyonlar doktor onu sinemada izlemis, bu filmi de izledin mi?

iftarlık gazoz

sinemada izlemiştim kalıbını uygulayabilecegim bir film.
çünkü (bkz:ben onu sinemada izlemiştim)

2cellos

öncelikle (bkz:2 çellos) şeklinde açılan başlığın doğru yazılmış halidir.

benim kendileri ile tanışmam ise highway to hell canlı performanslarını izlerken "anam coştu lan bunlar" şeklinde ekranın karşısında kalakalmam şeklindeydi. diğer performansları da bunun hakkını veriyordu adeta. hakikaten coşmuş ve aşmış çellist ikilidir. söz konusu performans:



edit: söz konusu başlığı taşıdıkları için moderatörlere teşekkür ederim.

kuş cıvıltısı

şehrin gürültüsü gidince geriye kalan. karantinanın nadir güzelliklerinden.

sokrates'in savunması

okuduğumda ağlamıştım.çağımızda aksi örneklerini oldukça fazla görmek zorunda olduğumuzdan ve yavaş yavaş buna alıştırıldığımızdan belki de.bilmiyorum.
söylediklerinden dönersen ölmeyeceksin diyorlar ama sokrates ölmeyi tercih ediyor..
fikirleri uğruna ölmeyi tercih ediyor.belki bu sebeple de ölüme dimdik,gülerek gidebiliyor.
tüm insanı değerleri refah içerisinde yaşayacağı birkaç yıla satan insan müsveddelerine de güzel bir cevaptır ayrıca bu savunma

sokağa çıkma yasağı

her işi yaptığımız gibi yüzümüze gözümüze bulaştırdığımız, alelacele alındığını düşündüğüm karar.

ya 1-2 gün önce açıkla ya da süre bırakma insanlara. herkes can havliyle dışarı attı kendini.

çok şükür ayda yılda bir kez uyuyakaldım da sürü psikolojisi ile katılıverirdim sürüye.

Toplam entry sayısı: 2700

en çok beğendiğiniz kitap kesiti

"harese nedir bilir misin oğlum? arapça eski bir kelimedir. bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir.

harese şudur evladım: develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. tuzlu kan dikenle karışınca bu tad devenin daha çok hoşuna gider. böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. bunun adı haresedir. demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. bütün ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. kendi kanının tadından sarhoş olur."

zülfü livaneli - huzursuzluk

tıbbiyeli itiraf

hayat acımasız derslerine devam ediyor; ben her gün biraz daha öğreniyor, biraz daha aydınlanıyorum. kendimi tanıyorum, sınırlarımı keşfediyorum. umutlarım, hayallerim için neler yapabileceğimi, neleri feda edebileceğimi artık görebiliyorum.

dünden bugüne bir gün daha büyüdüm. bir güncük değil, koskoca bir gün.

instagram

yaptığım paylaşımların tarzına göre, birini 20 kişi beğenirken diğerine 70 beğeni gelmesi, hikaye paylaşınca gören kişi sayısına baktığımda beğenenlerin yaklaşık iki katı olması gibi bir tecrübem varken insanların bakmadan tık tık beğenip geçtiği gibi yorumları haksız bulduğum sosyal medya aracıdır.

benim derdim başka. 27485. aynı pozu verdiğiniz selfielerinizle başlayalım, bu sizin ne kadar yalnız olduğunuzu düşündürüyor bana. o yaptığınız canlı yayınları da kimse izlemiyor. fakat güzel yaptık tadında gün içinde ortalama 10 adet bebek-çocuk fotoğrafı soyunuzu sevgiyle anmamıza sebep oluyor. evlendiyseniz ne mutlu size ama hesabınızı düğün ve kutlama fotolarıyla doldurmanız evlilikten başka bir vizyonunuz olmadığını gösteriyor. tek taşınızı alıp münasip yerinize sokun bu arada. hediyelerinizi de.

konsere veya canlı müziğe gittiyseniz çok da matah bir şey yapmadığınızı birinin yüzünüze artık söylemesi gerekiyor. arabayla yolda seyir halindeyken müzik eşliğinde yol videosu paylaşmanız vasatın altı bir insan olduğunuzu, kendinizle beraber başka insanların da canını bir hiç uğruna tehlikeye attığınızı ilan ediyor.

bilin ki instagram ayda yılda bir hatıra olsun diye güzel anlarını, gezip gördüğü egzotik yerlerin ilginç fotoğraflarını paylaşan, günlük yaşamın içinde gözümüzden kaçan ufak tefek detayları kendi üslubuyla harmanlayıp önümüze sunan, bir şeyler üretmenin sevincini yaşayan ve yaşatan özel insanların yüzü suyu hürmetine ayakta kalıyor.

kendini affetmek

herkesi affedebiliyorum da bunu yapamıyorum işte.

hayatın iniş çıkışlı olması

huzur isteyen bünyelerin kabul edemediği gerçektir. oysa bir hocamın da dediği gibi hayat ekg gibi inişli çıkışlıdır, düz çizgi ölüm demektir.

türk halkının en sık kullandığı korunma yöntemi

çocuklarına dursun, yeter gibi isimler vermek.

işçi çocuğu olmak

sonu genelde kötü biten hikayenin kahramanı olmaktır. erken yaşta hayata atılmak, ucuz işgücü olmak... ben ailemin tek çocuğuyum. yıllarca kardeşim olmadı diye üzüldüm ama bunun bir şans olduğunu düşünebiliyor musunuz? zor da olsa okudum ben. geldiğim yeri unutmadım, unutmam da.

en garip komite soruları

hangisi hipokratın 4 sıvısından biri değildir?
a. kan
b. safra
c. idrar
d. balgam
e. şalgam

en çok beğendiğiniz kitap kesiti

"harese nedir bilir misin oğlum? arapça eski bir kelimedir. bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir.

harese şudur evladım: develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. tuzlu kan dikenle karışınca bu tad devenin daha çok hoşuna gider. böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. bunun adı haresedir. demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. bütün ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. kendi kanının tadından sarhoş olur."

zülfü livaneli - huzursuzluk

aileden bir şeyler gizlemek

olması gerekendir. ya da evlenmeden seviştiğinizi söyleyin de uykuları kaçsın.

inekmatur

geçmişte ve günümüzde sürekli şekilde hedef gösterilen, trol olarak yaftalanmış yazar kişisi. velev ki öyle bir geçmişi olsun, bu şekilde etiketlemeye hiç gerek yok. siyasi, dini vs. tartışmalı konularda sürekli yazan tek kişi o değil. kaldı ki bu şekilde yazan herkesi trol olarak görmek anlamsız. her konuda ona katılmasam da düşüncelerini samimiyetle dile getiren bu arkadaşımızın yanında olduğumu bildiririm.

savaş bir halk sağlığı sorunudur

başlık altında absürt komedi tarzında linç edilip "terör sevici pislikler, vatan hayinleri!!1!bir" şeklinde ezberden yorum(!) yapılan açıklamadır.

dedim ne ola ki? ne demiş lan bu oçeler acaba... neyse yormayayım sizleri, şunu demişler:

"biz hekimler uyarıyoruz:

savaş, doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden, insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur.

her çatışma, her savaş; fiziksel, ruhsal, sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açarak büyük bir insani dramı da beraberinde getirir.

yaşatmaya ant içmiş bir mesleğin mensupları olarak, yaşamı savunmanın, barış iklimine sahip çıkmanın birincil görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz.

savaşla baş etmenin yolu, adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır.

savaşa hayır, barış hemen şimdi!"

vay benim kuzularım. vay benim dokuz köyden kovulmuş doğrucu davutlarım. ülkenin hali bok olmuş, polyannalarım. siz misiniz barış diyen. siz misiniz zarar verme diyen?

siz daha çok çekersiniz bu milletten.

tüm entrileri silip gitmek

"benim kendime saygım yok, sizin de olmasın" demenin 100 yolundan biri.

lgbti

açılımı lezbiyen-gey-biseksüel-trans-interseks olan, cinsel yönelim ve/veya cinsiyet kimliği farklılığına sahip bireyleri ifade eden kavram. korkmayın zararsızdırlar.

özel üniversitede tıp okuyup doktorum diye dolaşmak

parasını bastırıp diplomayı almış olmaktır. kesinlikle haksız kazanç olduğunu düşünüyorum. öte yandan hekim profilini düşürdükleri bir gerçek. çalıştığım kurumda saygın özel okullardan mezunlar gördüm, hastaya dokunmadan gelmiş. niye çünkü özel hasta var karşında ne kadar pratik yapabilirsin? hiç rotasyona falan gittik demesinler siyahla beyaz arasındaki gibi bir fark var. çocuğum olsa ben de özelde okutmam.

içerik kuralları - iletişim