habbarul

Durum: 2440 - 9 - 0 - 0 - 03.04.2019 20:48

Puan: 28216 -

3 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yönetici.

Ex oriente lux
  • /
  • 244

sigarayı bırakmak

5 yıldan sonra iyice tiksindiğim için bir kez daha kalkıştığım eylem. bakalım bugün aynı zamanda geçmiş rekorum ve psikolojik sınırım da olan 3. günü geride bırakıyorum. umutluyum.

31 mart 2019 türkiye yerel seçimleri

chp ve mhp'nin kazandığı, akp ve iyi parti'nin kaybettiği, hdp'ninse kaybettirdiği seçimdir.

devlet bahçeli

uzun bir süre, seçim gecesi taktığı kravat ve yüzündeki sırıtışla hatırlayacağım politikacı.

fatih portakal

kravat takıntısı vardır.

ezgi mola

bir türlü çizgisini bulamamış izlenimi veren bir oyuncu.

provokasyon

tahrik etmek, kışkırtmak anlamına gelen fransızca kökenli sözcük.

durduk yere sorun çıkarmak

işsizlik belirtisi veya ilgi görme çabasıdır.

pax atomica

yenilen pehlivan misali sürekli oyun isteği yolladığım yazardır.

hissikablelvuku

önsezidir; sade, zahmetsiz.

üstteki yazarın nickinin düşündürdüğü

  • /
  • 244
  • /
  • 64

ezgi mola


provokasyon


yurt dışına yerleşmek


hacı bayram veli üniversitesi


stranger than fiction


bartu ben


biscolata nirvana


hazır su


mendilimde kırmızım var


lahana gibi kat kat giyinmek


  • /
  • 64

tıbbiyeli itiraf

beni sinirlendiren bir şey var sözlük allah demek islamik tanrı demek değil araplar taptıkları puta da şu an kullanılan kelimeleri kullanıyorlardı sinirlendiren şey de bunu bilmeden anlamsızca konuşan insanlar detay vermeyince size gerekli şeyi düşündüremedim ama genel kültür olarak kabul edebilirsiniz belki (edit:mesajdan darlamayın niye kendi doğrunuza inandırmaya çalışıyorsunuz ben bu konu hakkında zerre fikri olmayan insanlara sinir oluyorum araştırıp benim zıttım bir görüşe inanıyorsanız inanın yani bana ne)

ateistlerin ateizmi seçme nedenleri

ateist olmak temelinde bir travma barındırma zorunluluğu olmayan, patolojik hiç olmayan, bu yüzden de tedavi veya yardım gerektirmeyen bir durumdur. birey üstüne düşünmüştür, aklına yatmamıştır, içinde yoktur, inanmamayı seçer. normaldir.

ayrıca bir kere, hiçbir zaman hiçbir düşünce sistemini savunan kesimin %100'ü, onu sistemin kapsadıklarını tamamen bildiği ve onayladığı için savunmaz. fikrimce bu oran dünya genelindeki baskın dinlerde çok çok daha fazla yüksektir. misal hıristiyan bir ülkede hıristiyan bir aileye doğan bir çocuk çok yüksek ihtimalle ailesi ve ülkesindeki büyük çoğunluk gibi hıristiyan olacaktır. bu onun bu dini çok çok benimsediğini, ona canı gönülden inandığını göstermez. he olabilir de, ama olmayabilir de yani.

demem o ki, bahsettiğiniz türdeki kafa yapılarından her kesimin içinde çok fazla var. takılmayın bu kadar böyle şeylere. yani sanki türkiye'de değil de amerika'da doğsanız yine hepiniz müslüman olacaktınız. teallam.

övez

kelimelik'te iyi iş yapacak böcek

yatmadan evvel farma çalışmak

her tusiyerin yapma hedefi koyduğu ancak çoğunun muvaffak olamadığı* bana fakültede okurkenki 'bu sefer günü gününe çalışacağım' geyiğini hatırlatan geyik.*

baron

akla kurtlar vadisi karakteri olan baron mehmet karahanlı'yı getiren ünvan.
erkek donuyla özdeşleştirilmesi de ne bilim biraz şey...*

ayna evresi

lacanyen psikanalizde, bebeğin dile girişini ve egosunun başlangıcını ifade eden terimdir. bebekliğin altıncı ayında, bebek aynadaki görüntüsünün kendisinin görüntüsü olduğunu ve onun kendisi değil sadece görüntüsü olduğunu anlamaya başlar. yani bebek hem kendisinin ne olduğunun farkına varır hem de ne olmadığının farkına varır. bu evreye jacques lacan ayna evresi der.

tıp öğrencilerinin çoğunun idealist olmaması

idealist olmak, bence en başta azim ve hayal gücü birlikteliğine sahip olmaktır. azim her ne kadar ilk basamağı teşkil etse de hayal gücünün asla ayrı durmadığını düşünürüm. çünkü azmi zinde tutan şey bir yerde hayallerdir.

tıp öğrencilerinin hangi amaçla tıp okuduğunun araştırılması neticesinde, eğer "maddi kaygılar ve rahat yaşam isteği" yüzde olarak ekseriyet taşırsa; tıp fakültesi öğrencilerinin çoğunlukla idealist olmadığı gerçeği düşünülebilir. (gerçi bu amaç da bir çeşit idealistlik sayılabilir. ancak bizim anladigimiz müspet manaya uymadığından idealist değildir diyorum.)

ancak bu tartışma bir yana, şöyle bir problem var: idealistlik her şart altında başarmak mıdır, yoksa uygun şartlar varolduğu takdirde başarıya ulaşma çabası mıdır?

iki doktor adayı olduğumuzu farzedelim. birimiz abd birimiz türkiye'de okuyoruz. aynı mevkiye ulaştığımız düşünülürse, bulunduğumuz mevkiye gelmek için harcadığımız emek ve çaba ikimizin de ayrı ayrı idealist olduğunu gösterir mi? bence evet. ancak -bireysel problemler eş geçilirse- ikimizin de aynı yolu yürüdüğümüzü söyleyebilir miyiz? bence hayır.

her doktorun bir parça idealist olması gerektiğini düşünüyorum. burası doğru. çünkü sadece mevki, uzmanlik, akademsiyenlik elde etmek için değil; uğraşılan kutsal meslek gereği her doktorun kendi mesleğini icra edebilme adına idealist ve bundan daha önemlisi vicdan sahibi olması gerekiyor. salt isteği kolay para kazanmak ya da rahat yasamak olanın da insan hayatına dokunduğunun bilincinde olması önem arz ediyor.

diğer taraftan idealist olan kişi sayısı toplumda her zaman az orandadır. bu yüzden önemli olan idealist insanları fikren öldürmemek ve neşet edebileceği bir ortam sunabilmektir. yürüdüğünüz yol sizi bir an önce istediğiniz hedefe ulaştırmasa da; tali yollardan ayrılmış, dümdüz bir otoban olması gerektiği de muhakkak. bu tali yollar, çukurlar sizin maddi gücünüz, aile ilişkileriniz ve sosyal durumunuz dahil pek çok şeyle irtibatlı.

diyeceğim o ki eğer idealist bir insansanız bu ülkede buna tutunmak bazen insanüstü bir emek harcamak manasına geliyor. size hayal gücü verebilecek insanlarla beraber olun. mesleğinize ve idealinize sımsıkı tutunurken bir gün kopma noktasına geldiğinizde sizi tekrar bağlayacak hobileriniz, ilişkileriniz, farklılıklarınız olsun.

elit olun. elit olmak için idealist olun. fildişi kulede yaşayıp insanları hor görmek için değil, okumuş bir insan olarak girdiğiniz düşünce girdaplarından boğulmadan kurtulabilmek ve üretebilmek için...

ülkeden siktir olup gitmek

gitmek isteyen de sanıyor ki yurtdışında her şey çok güzel. insanları pembe renkte dışkılıyor. islamofobya yok,farklı olandan korkma yok,’bizden olmayanı dışlayalım’cılık yok! vatan hasreti de çekmiyoruz..ben şahsen sadece entebin yemekleri için bile bu ülkede kalabilirim.

mentzer indeksi

demir eksikliği anemisi ile talasemi taşıyıcılığı ayırıcı tanısında kullanılan bir skorlama sistemi.

mcv / rbc oranı > 13 ise demir eksikliği anemisi,
mcv /rbc oranı < 13 ise talasemi taşıyıcılığı lehinedir.

ayrıca
(bkz:mcv)
(bkz:rbc)
(bkz:demir eksikliği anemisi)
(bkz:talasemi)

geceye bir illüstrasyon bırak

yeni bir akım başlatmak istiyorum, sözlüklerde hiç olmayanı getirmek, denenmeyeni denemek istiyorum... o yüzden gündüze bir illüstrasyon bırakacağım...

 spoiler!
*

Toplam entry sayısı: 2440

en çok beğendiğiniz kitap kesiti

"harese nedir bilir misin oğlum? arapça eski bir kelimedir. bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir.

harese şudur evladım: develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. tuzlu kan dikenle karışınca bu tad devenin daha çok hoşuna gider. böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. bunun adı haresedir. demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. bütün ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. kendi kanının tadından sarhoş olur."

zülfü livaneli - huzursuzluk

hayatın iniş çıkışlı olması

huzur isteyen bünyelerin kabul edemediği gerçektir. oysa bir hocamın da dediği gibi hayat ekg gibi inişli çıkışlıdır, düz çizgi ölüm demektir.

instagram

yaptığım paylaşımların tarzına göre, birini 20 kişi beğenirken diğerine 70 beğeni gelmesi, hikaye paylaşınca gören kişi sayısına baktığımda beğenenlerin yaklaşık iki katı olması gibi bir tecrübem varken insanların bakmadan tık tık beğenip geçtiği gibi yorumları haksız bulduğum sosyal medya aracıdır.

benim derdim başka. 27485. aynı pozu verdiğiniz selfielerinizle başlayalım, bu sizin ne kadar yalnız olduğunuzu düşündürüyor bana. o yaptığınız canlı yayınları da kimse izlemiyor. fakat güzel yaptık tadında gün içinde ortalama 10 adet bebek-çocuk fotoğrafı soyunuzu sevgiyle anmamıza sebep oluyor. evlendiyseniz ne mutlu size ama hesabınızı düğün ve kutlama fotolarıyla doldurmanız evlilikten başka bir vizyonunuz olmadığını gösteriyor. tek taşınızı alıp münasip yerinize sokun bu arada. hediyelerinizi de.

konsere veya canlı müziğe gittiyseniz çok da matah bir şey yapmadığınızı birinin yüzünüze artık söylemesi gerekiyor. arabayla yolda seyir halindeyken müzik eşliğinde yol videosu paylaşmanız vasatın altı bir insan olduğunuzu, kendinizle beraber başka insanların da canını bir hiç uğruna tehlikeye attığınızı ilan ediyor.

bilin ki instagram ayda yılda bir hatıra olsun diye güzel anlarını, gezip gördüğü egzotik yerlerin ilginç fotoğraflarını paylaşan, günlük yaşamın içinde gözümüzden kaçan ufak tefek detayları kendi üslubuyla harmanlayıp önümüze sunan, bir şeyler üretmenin sevincini yaşayan ve yaşatan özel insanların yüzü suyu hürmetine ayakta kalıyor.

kendini affetmek

herkesi affedebiliyorum da bunu yapamıyorum işte.

şu yerdeyim çok da şeetmeyin

türk halkının en sık kullandığı korunma yöntemi

çocuklarına dursun, yeter gibi isimler vermek.

işçi çocuğu olmak

sonu genelde kötü biten hikayenin kahramanı olmaktır. erken yaşta hayata atılmak, ucuz işgücü olmak... ben ailemin tek çocuğuyum. yıllarca kardeşim olmadı diye üzüldüm ama bunun bir şans olduğunu düşünebiliyor musunuz? zor da olsa okudum ben. geldiğim yeri unutmadım, unutmam da.

en çok beğendiğiniz kitap kesiti

"harese nedir bilir misin oğlum? arapça eski bir kelimedir. bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir.

harese şudur evladım: develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. tuzlu kan dikenle karışınca bu tad devenin daha çok hoşuna gider. böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. bunun adı haresedir. demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. bütün ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. kendi kanının tadından sarhoş olur."

zülfü livaneli - huzursuzluk

en garip komite soruları

hangisi hipokratın 4 sıvısından biri değildir?
a. kan
b. safra
c. idrar
d. balgam
e. şalgam

aileden bir şeyler gizlemek

olması gerekendir. ya da evlenmeden seviştiğinizi söyleyin de uykuları kaçsın.

necdetersoz

sözlük formatına en fazla özen gösteren, içerik bakımından zengin girilere sahip yazarlarımızdandır.

inekmatur

geçmişte ve günümüzde sürekli şekilde hedef gösterilen, trol olarak yaftalanmış yazar kişisi. velev ki öyle bir geçmişi olsun, bu şekilde etiketlemeye hiç gerek yok. siyasi, dini vs. tartışmalı konularda sürekli yazan tek kişi o değil. kaldı ki bu şekilde yazan herkesi trol olarak görmek anlamsız. her konuda ona katılmasam da düşüncelerini samimiyetle dile getiren bu arkadaşımızın yanında olduğumu bildiririm.

savaş bir halk sağlığı sorunudur

başlık altında absürt komedi tarzında linç edilip "terör sevici pislikler, vatan hayinleri!!1!bir" şeklinde ezberden yorum(!) yapılan açıklamadır.

dedim ne ola ki? ne demiş lan bu oçeler acaba... neyse yormayayım sizleri, şunu demişler:

"biz hekimler uyarıyoruz:

savaş, doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden, insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur.

her çatışma, her savaş; fiziksel, ruhsal, sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açarak büyük bir insani dramı da beraberinde getirir.

yaşatmaya ant içmiş bir mesleğin mensupları olarak, yaşamı savunmanın, barış iklimine sahip çıkmanın birincil görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz.

savaşla baş etmenin yolu, adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır.

savaşa hayır, barış hemen şimdi!"

vay benim kuzularım. vay benim dokuz köyden kovulmuş doğrucu davutlarım. ülkenin hali bok olmuş, polyannalarım. siz misiniz barış diyen. siz misiniz zarar verme diyen?

siz daha çok çekersiniz bu milletten.

lgbti

açılımı lezbiyen-gey-biseksüel-trans-interseks olan, cinsel yönelim ve/veya cinsiyet kimliği farklılığına sahip bireyleri ifade eden kavram. korkmayın zararsızdırlar.

hacerül esved

şekli ve ibadet biçimi düşünüldüğünde akla müthiş çağrışımlar getiren taş. cennetten düştüğü, öpenin cennete gideceği gibi inançlar da pek anlamlı. fotoğraf

edit: alay etme amacım yoktur. etmedim de. kutsal kaseyle bunun bir farkı yok. dinlerde cinselliğin, cinsel figürlerin bir anlamı var. bunu söyleyince hadsiz, saygısız falan olmuyorum sadece fikrimi dile getirdim. hakikaten anlamlı bir şey vajinaya benzeyen bir taşın cennete atfedilmiş olması, öpülmesi. bunu uydurmadım ki olanı söyledim. kötü bir şey mi vajina? zorunuza giden ne?

aynalitahir hacer-ül esvedin neye benzediği hakkında bilgi vermiş, yorum bile eklememiş. bense bu bilgi karşısında parçaları birleştirdim ve yorum yaptım. bir ritüeli gerçekleştirirken ne yaptığını bilmek veya düşünmek gerekli bence.

içerik kuralları - iletişim