habbarul

Durum: 2382 - 11 - 3 - 3 - 18.12.2018 23:51

Puan: 26458 -

2 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yönetici.

Ex oriente lux
  • /
  • 239

farmakoloji

başımın tatlı belası.

hayatın kısa olduğu gerçeği

kime göre neye göre gerçektir? bana göre uzun mesela.

birini sevdiğini anlamak

sevinçle kaygının kesiştiği tuhaf bir aydınlanmadır.

kurzgesagt

ilgi çekici videolara sahip youtube kanalı. aslında uzun uzun tartışılacak konuları özet geçmiş ki kanalın ismi ancak bu kadar uygun olabilirdi. birçok fikir yüzeysel kalmış, arada kaynayıp gitmiş ama daha fazla düşünmeye sevk ettiği inkar edilemez.

tıbbiyeli itiraf

tanımlarımız asla aynı olmayacaktı; olmadı.

altın kelebek

mabel matiz 3 dalda aday gösterildi diye izlediğim, bana göre onun hakkını edis, hadise ve gazapizm paylaşınca isyan ettiğim ödül töreni.

bana göre tek iyi tarafı ünlülerin birbirinden güzel kostümleriydi.

diyanetin kredi çekmek caizdir fetvası

zamanlaması manidar fetva.

selam verirken elin havada kalması

dün hiç beklemediğim şekilde, beklemediğim birinin, meslektaşım olan bir yöneticinin elimi almamasıyla yaşadığım utanç verici olay.

yerin dibine girdikten sonra bazı kararlar aldım, uygulamakta zorlanacağım ama. tokalaşmamak bana görgüsüzlük gibi geliyor ya.

amniyotik band sendromu

ay skandal! kimse de demiyor ki bandın orada ne işi vardı*

en çok beğendiğiniz kitap kesiti

pek çok şey vardır tin için ağır olan; o tin ki, kuvvetlidir, dayanıklıdır ve onurlandırmayı da içerir: onun gücü ağırı ve en ağır olanı ister.

nedir ağır olan? böyle sorar dayanıklı tin ve diz çöker bir deve gibi ve istediği iyice yüklenmektir.

nedir en ağır olan, siz kahramanlar? böyle sorar dayanıklı tin, onu yükleneyim ve varayım gücümün zevkine.

şu değil midir: kendi büyüklenişine acı vermek için kendini küçültmek? bilgeliğiyle alay etmek için deliliğini sergilemek değil midir?

ya da şu: davamız zaferi kutladığı anda ondan ayrılmak? sınayanı sınamak için yüksek dağlara çıkmak değil midir?

ya da: bilginin meşe palamutlarıyla ve çimenleriyle beslenmek ve hakikat uğruna ruh açlığının acısını çekmek değil midir?...

ama yalnızlıkların en büyüğüne gömülmüş o çölde ikinci dönüşüm gerçekleşir: tin aslan olur, istediği, özgürlüğü yakalamak ve kendi çölünün efendisi olmaktır...

tinin artık efendi ve tanrı diye adlandırmak istemediği büyük ejder hangisidir? "yapmalısın"dır o büyük ejderin adı. ama aslanın tini de der ki: "istiyorum."
  • /
  • 239
  • /
  • 63

games with words


arda kural


ahmet kural


buray hoşsöz


kartpostal


eski fotoğraflar


marka takıntısı


plague inc


kendini affettirmek


kendini affetmek


  • /
  • 63

çalışmak abartılmış bir erdemdir

britanyalı varoluşçu filozof bertrand russell tarafından ileri sürülen düşüncedir. birçok yönden haklı olduğunu düşünüyorum.

 spoiler!
"bertnard russell, 1932’de yayınlanan “aylaklığa övgü” adlı metninde çalışkanlığın abartılmış bir erdem olduğunu ve bireyin kendi ilgi alanlarına ayırdığı boş zamanın medeni yaşamın bir gerekliliği olduğunu savundu. ayrıca, yaşadığı dönemde üretimde mekanikliğin öyle bir boyuta ulaştığına inanıyordu ki, ona göre topluma yararlı olmak için haftada yirmi saatten fazla çalışmak gereksizdi. işsiz sayısı çok yüksek olmasına rağmen geriye kalan kesimin de aşırı çalıştırıldığını gördü. günümüzde de geçmişe oranla çok daha verimli üretim kaynaklarına sahip olmamıza rağmen hala “aylaklığın” adil dağıtımından bir hayli uzaktayız.

russell’a göre çalışmayı görev olarak görmek “köle ahlakı”nın (iktidar sahiplerinin, güçsüzleri kendi çıkarlarına göre yaşamaya ikna etmelerini sağlayan aracın) bir parçasıydı. ve bu yöntem ‘efendilere’ özgürce geçirebilecekleri boş vakit sağlıyordu. ancak russell, başkalarının gayreti sayesinde elde edilen aylaklığın övgüye değer olmadığına inanıyordu. ama tabii ki, iktidar sahiplerinin elde ettikleri boş zamanın ufak bir kısmı uygarlığın geliştirilmesine ayrılıyordu. “tembellik, medeniyetin temelidir. geçmişte az kişinin keyfi ya da tembelliği, çok sayıda insanın emekleriyle sağlanıyordu. harcanan emeklerin değeri çalışmanın yüceliğinden değil; boş geçirilen zamanların güzelliğinden geliyordu. oysa günümüzdeki modern teknikler sayesinde, boş zaman (tembellik) topluma zarar vermeden, adil bir şekilde dağıtılabilir.”

birinci dünya savaşı süresince toplumun refah seviyesinin korunması russell’a azaltılmış iş gücüyle de ne kadar çok üretim yapılabileceğini gösterdi. barış zamanlarında ise, erdem kabul edilen çalışkanlık algısı toplumun yarısı aşırı çalıştırılırken diğer yarısının da işsiz olmasına sebep oluyordu. öte yandan, herkes topluma bir miktar iş borçluydu ve günde dört saatlik çalışmayla hem toplumun ihtiyaçları karşılanmış olacaktı hem de herkes uygar yaşamın keyfini sürecekti.

eğer insanların boş zamanlarında ne yapacaklarını bilmedikleri doğruysa, bu tamamen uygarlığımızın zorlamaları yüzündendir. russell bunun çözümünü iki basamakta açıkladı. öncelikle, zevk kavramının bizim iyiliğimiz için var olduğunu kabul etmeyi öğrenmemiz gerekir. eğer çalışmak erdem ise, çalışmanın sonuçlarından keyif almak da dengeleyici bir erdem olmalı. ikinci olarak eğitime daha geniş alanda yer vermeliyiz çünkü insanlar ancak bu şekilde vakitlerini nasıl daha yapıcı biçimde kullanacaklarını keşfederler. russell’ın kölelerin dansını canlandırmaya yönelik seçimi aristokratik, büyüklük taslayan bir tavır olarak görülse de, insanların eğlence vakitlerinde –toplumsal açıdan yararlı olanlar dâhil- daha aktif olacakları fikriyle de çelişmiyordu. insanlar yaşamlarıyla, yaratıcılıklarıyla neler yapabileceklerini gördükçe daha mutlu bir hayat sürmeye başlayacaklardı

bertrand-russellyine de itiraf etmeliyiz ki, russell’ın iş gücünün eşit dağılımına yaklaşımı, anlaşılmaz olmasının yanı sıra umutsuz bir ütopya gibi görünüyor. russell’a göre ütopyasının imkânı, tamamen “üretimin bilimsel organizasyonuna” bağlıydı ve bu her ne anlama geliyorsa tek gecede, birden ortaya çıkacak bir şey değildi. russell’ın aylaklık için yazdığı övgünün üzerinden geçen 66 yılda kendi hayatımıza daha çok değer verir hale gelebildik mi peki? elbette bu yönde bir takım adımlar atıldı. artık çocuklarımız okulda daha çok kalıyor ve mesai günlerimiz de azaldı. fakat bu yine de “mümkün olan en aza” indirildiği anlamına gelmiyor. hala aşırı çalışanlarla, hiç çalışmayıp aylaklık yapanlar -söz konusu aylaklık kişilerin mecbur bırakıldıkları ve parasızlıktan dolayı keyfini çıkaramadıkları bir durum- arasında büyük bir kutuplaşma var. yani russell’ın tahmin ettiği temel eşitsizlik hala bizimle.

ekonominin büyümesiyle iş gücüne duyulan ihtiyacın artacağına ve bunun da işsizliği azaltacağına dair bir inanç var. herkesin aşırı çalışacağı bir toplum yapısının çekici olup olmadığı problemini bir köşeye bırakalım. o zaman asıl sormamız gereken şu ki; yapılması gereken daha çok iş olması daha çok insana ihtiyaç duyulduğu anlamına gelir mi? teknoloji ilerledikçe iş gücü ihtiyacı daha çok otomatik yollarla karşılanır oldu. insan gücünün daha önemli olduğuna dair inanç ise yapay, servise yönelik iş alanları ortaya çıkardı. bunların bazıları anlamsız, örneğin 7/24 açık mekânlar; bazıları ise evlerde hizmet işlerine bakmak gibi umutsuz işler. eğer bu gereksiz çabalar, insanların verimli çalışmalarına karşılık biraz olsun eğlenceye vakit bırakıyor olsaydı, kayıptan ziyade büyük bir kazanç ortaya çıkardı. insanlar artık daha az iş yapmanın yollarını arıyor. ben de o insanlardan biriyim. haftada bir gün fazladan tatil yaparak kendime düşünmek ve yazmak için zaman yaratmış oluyorum. ama bu hala ayrıcalıklı bir pozisyona sahip olmakla alakalı. çünkü öte tarafta hala birçok kişi fazladan mesaiye kalarak ya da düşük ücretli yarı zamanlı işlerde çalışarak hayatlarını sürdürmeye çalışıyor.

1932’de hayal edilebilir olan adil zaman dilimi dağılımı artık bir hayalden çok daha fazlası olmalı. fakat günümüzde hala uzun saatler boyunca çalışmanın kişiye bir nevi erdemlilik hissi kazandırdığına inananlar var. biz o insanlara, çalışkanlığın erdemli olduğu inancının tamamen bir uydurmaca olduğunu hatırlatmaya devam edeceğiz. bizler adil dağılımı sağlamaya mecburuz. uzun saatler boyunca çalışmaya duyulan inatçı hayranlığın sona erdirilmesi gerekiyor ki bu hayranlık sistematik işsizliğin asıl sebeplerinden biri. herkes bunu “ama dünyanın düzeni böyle” diyerek kabullenmiş durumda. saçmalık. haftada yirmi saatlik çalışma toplumun tüm ihtiyaçlarını karşılayacağı gibi bize de kendi gerçek yaşamımıza ayıracağımız vakitler yaratır."

paul western

evgeny grinko

dün instagramında giresun kalesinden story atmış sanatçı. allahım hem mutluyum hem ağlıyom. evde olsaydım o kale yollarını uça uça çıkardım be!
umarım kalede çay içmemişsindir be evgeny senin gibi bir bebişe acı çay vermesinler dayanamaaam...

e artık giresun kalesine kimse laf etmesin. evgeny bile manzarasına düşmüş.

şırdan

adanada gecenin bir vakti toplanıp cumali şırdan'da yemenin zevkini vermese de bugün ablamın şoklatıp getirdiği sakatat yemeğidir. herkese hitap etmez ama benim gibi sevenlerin vazgeçemediği lezzetler arasındadır. her şeyin olduğu gibi şırdan yemenin de bir adabı vardır. kısacası elinle yiyeceksin kardeş kibarlaşma.*
bir de dış görünüşe her zaman aldanmamak lazım.*

intihar yöntemleri

en temizi karbonmonoksit zehirlenmesidir

uçak medikal indirim kodu

instagram takipçilerimiz arasında yapılacak çekilişler ile her hafta 2 takipçimize uçak medikal aracılığı ile çeşitli hediyeler verilmesi planlanıyor. bu hafta 2 cerrahi takım verilecek.

aynı zamanda uçak medikal firması tarafından tıbbiyeli sözlük kullanıcılarına özel internet sitesi üzerinden yapılacak olan alışverişlerde %10 indirim kodu da tanımlandı. aynı zamanda bone de hediye edilecek.

yapmanız gereken indirim linki üzerinden kayıt olmanız. alışverişinizi yaptığınızda otomatik olarak indirim olacak.

indirim linki:
https://goo.gl/44nbky

uçak medikal firmasına desteğinden ötürü teşekkür ediyoruz.

not: cebimize giren bir şey yok. sadece kullanıcılarımıza ve takipçilerimize faydası olacak.

her şeyin üst üste gelmesi

city bloxx oynuyorsanız çok güzel bir şeydir her şeyin üst üste gelmesi. bir zamanlar nokiası olanlar bilir.

farah zeynep abdullah

şu günlerde, bold pilot'ın hikayesini konu alan bizim için şampiyon filmi vizyona giren oyuncu. bi de birkaç gün önce ekşi sözlük'te soru cevaplama şeysi yapmış ya, aslında hakkında merak ettiğim pek bir şey yok ama olsun, güzel olmuş. tıbbiyeli sözlük sen de yapsana böyle kıyaklar ha? bak elâlemin sözlüğü kimleri çıkartıyor..swh

tıbbiyeli itiraf

5 yaşımdan beri neredeyse her anımı hatırlıyorum, yani yaklaşık 15 yıldır ben benim.hayatım boyunca büyük bir bilinmezlik içindeydim zaten.nereye aitim,niye buradayım, kimim,neden varım, daha onlarcası...yaşıyordum evet ama artık farkındayım ki aslında sadece nefes alıp verip,bana verilen görevleri, sorumlulukları yerine getiriyormuşum.bir robot misali yani...hatta doğruyu söylemek gerekirse insani olarak gösterdiğim tek tepki ağlamak ve gülümsemekti,o da fazla değil tebessüm.

insan sadece bir ayda bu kadar değişir mi sözlük?yaşadığını hisseder mi?hiç yaşayamadığı çocukluğunu bir kişiyle beraber yaşar mı şu yaşında?geceleri haftada iki gün bu ankara ayazında parkta oynar mı?salıncakta sallanıp daha yukarı diye bağırır mı,tahtrevallide kavga eder mi "sen 100 kilosun,tabi kalkamam" diye.hatta tebeşir tozuyla seksek çizip oynar mı gece ikide?hayatında ilk kez ninni söyler mi birine?söylermiş sözlük,insan severse her şeyi yaparmış. kaç yaşında olduğuna bakmadan çocuk gibi davranırmış.ve onu tanımadan önce her gün en az bir defa ağlayan bu kız, son bir aydır bir kez bile ağlamayabilirmiş.

h. a. anısına

her şeyin üst üste gelmesi

çoğunlukla başıma gelen durumdur. hatta bu kötü olayları listeleyip aralarında hangisi en kötü yarışması yapmıştım bi defa, hepsi kazandı çünkü her biri farklı kategorilerde en kötü durumlardı.son 3 yıldır falan bitmiyor bu hâl, ohal bitti buhal bitmiyor sözlük deliricem*

s1q3t3



pulmoner emboli ile özdeşleşmiş ekg bulgusu. hastaların %30-40'ında bulunur.

s1q3t3 demek, d1'de s dalgası olması, d3'de ise hem q dalgası hem de t negatifliği olması demektir.

tek başına bulunması kesin olarak pulmoner emboli tanısı koydurmaz. normal insanlarda da sağ dal bloku ile beraber bulunabilir.

olmaması tanıdan uzaklaştırmaz. kliniği önemlidir. ani dispne ve sinüs taşikardisi (hastaların %90'ında vardır hipoksi kaynaklı) olması önemlidir.

Toplam entry sayısı: 2382

en çok beğendiğiniz kitap kesiti

"harese nedir bilir misin oğlum? arapça eski bir kelimedir. bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir.

harese şudur evladım: develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. tuzlu kan dikenle karışınca bu tad devenin daha çok hoşuna gider. böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. bunun adı haresedir. demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. bütün ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. kendi kanının tadından sarhoş olur."

zülfü livaneli - huzursuzluk

kendini affetmek

herkesi affedebiliyorum da bunu yapamıyorum işte.

şu yerdeyim çok da şeetmeyin

instagram

yaptığım paylaşımların tarzına göre, birini 20 kişi beğenirken diğerine 70 beğeni gelmesi, hikaye paylaşınca gören kişi sayısına baktığımda beğenenlerin yaklaşık iki katı olması gibi bir tecrübem varken insanların bakmadan tık tık beğenip geçtiği gibi yorumları haksız bulduğum sosyal medya aracıdır.

benim derdim başka. 27485. aynı pozu verdiğiniz selfielerinizle başlayalım, bu sizin ne kadar yalnız olduğunuzu düşündürüyor bana. o yaptığınız canlı yayınları da kimse izlemiyor. fakat güzel yaptık tadında gün içinde ortalama 10 adet bebek-çocuk fotoğrafı soyunuzu sevgiyle anmamıza sebep oluyor. evlendiyseniz ne mutlu size ama hesabınızı düğün ve kutlama fotolarıyla doldurmanız evlilikten başka bir vizyonunuz olmadığını gösteriyor. tek taşınızı alıp münasip yerinize sokun bu arada. hediyelerinizi de.

konsere veya canlı müziğe gittiyseniz çok da matah bir şey yapmadığınızı birinin yüzünüze artık söylemesi gerekiyor. arabayla yolda seyir halindeyken müzik eşliğinde yol videosu paylaşmanız vasatın altı bir insan olduğunuzu, kendinizle beraber başka insanların da canını bir hiç uğruna tehlikeye attığınızı ilan ediyor.

bilin ki instagram ayda yılda bir hatıra olsun diye güzel anlarını, gezip gördüğü egzotik yerlerin ilginç fotoğraflarını paylaşan, günlük yaşamın içinde gözümüzden kaçan ufak tefek detayları kendi üslubuyla harmanlayıp önümüze sunan, bir şeyler üretmenin sevincini yaşayan ve yaşatan özel insanların yüzü suyu hürmetine ayakta kalıyor.

avamlar bilmez

preklinikler bilmezden sonra sözlük kültürümüze eklenen yeni kalıptır. sayın necdetersoz beyefendiden ilham alarak katkıda bulunmaktan müşerref oldum efendim.

türk halkının en sık kullandığı korunma yöntemi

çocuklarına dursun, yeter gibi isimler vermek.

işçi çocuğu olmak

sonu genelde kötü biten hikayenin kahramanı olmaktır. erken yaşta hayata atılmak, ucuz işgücü olmak... ben ailemin tek çocuğuyum. yıllarca kardeşim olmadı diye üzüldüm ama bunun bir şans olduğunu düşünebiliyor musunuz? zor da olsa okudum ben. geldiğim yeri unutmadım, unutmam da.

en çok beğendiğiniz kitap kesiti

"harese nedir bilir misin oğlum? arapça eski bir kelimedir. bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir.

harese şudur evladım: develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. tuzlu kan dikenle karışınca bu tad devenin daha çok hoşuna gider. böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. bunun adı haresedir. demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. bütün ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. kendi kanının tadından sarhoş olur."

zülfü livaneli - huzursuzluk

aileden bir şeyler gizlemek

olması gerekendir. ya da evlenmeden seviştiğinizi söyleyin de uykuları kaçsın.

en garip komite soruları

hangisi hipokratın 4 sıvısından biri değildir?
a. kan
b. safra
c. idrar
d. balgam
e. şalgam

inekmatur

geçmişte ve günümüzde sürekli şekilde hedef gösterilen, trol olarak yaftalanmış yazar kişisi. velev ki öyle bir geçmişi olsun, bu şekilde etiketlemeye hiç gerek yok. siyasi, dini vs. tartışmalı konularda sürekli yazan tek kişi o değil. kaldı ki bu şekilde yazan herkesi trol olarak görmek anlamsız. her konuda ona katılmasam da düşüncelerini samimiyetle dile getiren bu arkadaşımızın yanında olduğumu bildiririm.

savaş bir halk sağlığı sorunudur

başlık altında absürt komedi tarzında linç edilip "terör sevici pislikler, vatan hayinleri!!1!bir" şeklinde ezberden yorum(!) yapılan açıklamadır.

dedim ne ola ki? ne demiş lan bu oçeler acaba... neyse yormayayım sizleri, şunu demişler:

"biz hekimler uyarıyoruz:

savaş, doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden, insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur.

her çatışma, her savaş; fiziksel, ruhsal, sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açarak büyük bir insani dramı da beraberinde getirir.

yaşatmaya ant içmiş bir mesleğin mensupları olarak, yaşamı savunmanın, barış iklimine sahip çıkmanın birincil görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz.

savaşla baş etmenin yolu, adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır.

savaşa hayır, barış hemen şimdi!"

vay benim kuzularım. vay benim dokuz köyden kovulmuş doğrucu davutlarım. ülkenin hali bok olmuş, polyannalarım. siz misiniz barış diyen. siz misiniz zarar verme diyen?

siz daha çok çekersiniz bu milletten.

necdetersoz

sözlük formatına en fazla özen gösteren, içerik bakımından zengin girilere sahip yazarlarımızdandır.

lgbti

açılımı lezbiyen-gey-biseksüel-trans-interseks olan, cinsel yönelim ve/veya cinsiyet kimliği farklılığına sahip bireyleri ifade eden kavram. korkmayın zararsızdırlar.

hacerül esved

şekli ve ibadet biçimi düşünüldüğünde akla müthiş çağrışımlar getiren taş. cennetten düştüğü, öpenin cennete gideceği gibi inançlar da pek anlamlı. fotoğraf

edit: alay etme amacım yoktur. etmedim de. kutsal kaseyle bunun bir farkı yok. dinlerde cinselliğin, cinsel figürlerin bir anlamı var. bunu söyleyince hadsiz, saygısız falan olmuyorum sadece fikrimi dile getirdim. hakikaten anlamlı bir şey vajinaya benzeyen bir taşın cennete atfedilmiş olması, öpülmesi. bunu uydurmadım ki olanı söyledim. kötü bir şey mi vajina? zorunuza giden ne?

aynalitahir hacer-ül esvedin neye benzediği hakkında bilgi vermiş, yorum bile eklememiş. bense bu bilgi karşısında parçaları birleştirdim ve yorum yaptım. bir ritüeli gerçekleştirirken ne yaptığını bilmek veya düşünmek gerekli bence.

içerik kuralları - iletişim