hayatperest

Durum: 635 - 0 - 0 - 0 - 04.07.2019 11:50

Puan: 11306 -

4 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

Son sınıf bir tıpçı ama 1. sınıf bir insan.
  • /
  • 64

yerçekimi doğası üzerine bir düşünce deneyi

güneş çat diye yok olsa ve güneş çarşafta derinlik oluşturan asıl madde kabul edilirse, etrafta çekim uyguladığı tüm maddeleri de anında çarşafta sektirilen para misali uçurur gibime geliyor ancak bunun anında mı 8 dakikada mı olduğunu bilebilmek için yerçekimi dalgasının ışıktan hızlı mı yavaş mı olduğunu da bilmek gerekir zannımca.

einsteinlik yapıp ben de bir hipotez ortaya atayım madem, belki de her kütlenin yaydığı (oluşturduğu) yerçekimi dalgası kendine özgüdür. yani sabit 300 bin km/h gibi bir değeri yoktur. belki. biliminsanlari bunu da açıklasın.

bir de şöyle düşünün, yeni bir kütle oluşsa ve çarşafta yeni bir büküm gerçekleşse bunun önce etkisi mi yanş diğer cisimlerde yaptığı ben geldim etkisi mi ortaya çıkar yoksa ışığının gitmesi mi beklenir?

bu sefer de şöyle bir sorum oluştu, tersten bakalım, karadelikler önce cismin ışığını mı emer onu kendine mi çeker?

dediğim gibi tamamen desteksiz sallayarak bence yerçekimi her türlü alır. ışık hızı, zaman, bunlar modası geçmiş kavramlar. olsa olsa yerçekimini hesaplamak için kullanılan birkaç terimden biri olurlar.

tıbbiyeli sözlük

08.06.2016'dan beri yazarı olduğum mecra. bir aralar aşırı aktif kullanırdım. bir ara hayatta aşırı aktiftim zaten, öyle güzeldik gençtik. bak yazmayı özlemişim yahu.

neyse, demem o ki, güzel bir platform.. tanımaktan hiç pişman olmadım.

haftada bir ayda bir aklıma geldikçe giriş yaparım. gelen bildirimlere bakarım. önceden her bir bildirime bakardım hangi entry'e gelmiş diye. dedim ya gençtik. heyecanımız yüksek ve gençliğimiz vardı. şimdi sayfayı kaydırıyorum. kırmızı halıda yürür de etraftakilere sağ olun sağ olun diyip tokalışır gibi iniyorum sayfayı.

mesaj gelirse cevaplıyorum.

takip ettiklerim'e bakıyorum.

gündem sayfasına bakıp çıkıyorum.

yollarımız ayrıldı ama kopamadım. eski lise arkadaşım gibisin sözlük.

edit: yazmayı özlemişim gerçekten. entryi yazma amacımı unutmuşum. neden geldim biliyor musun? 2.sınıf tıpçı ama 1.sınıf bir insanla başlayan ve her sene güncellediğim bio'mu son sınıf tıpçı ama 1.sınıf bir insan olarak güncellemeye geldim.* güncelleyeceğim o kadar çok şey var ki aslında burada... bir yerlerden başladıysam demek ki.*

kütüphanede uyumak

bol yağlı az hazımlı çok oturmalı bir yemekhane öğle yemeğinden sonra üste çöken rehavet, sonrasında "ben şimdi uyumazsam derste uyurum kesin" düşüncesi ve ardından gelen "ama nerede, nasıl?" sorularının cevabı niteliğinde bir eylem. çantadan bol sıkıcı ders notları, otomattan sütlü kahve alınır. devrile devrile kütüphaneye geçilir. kahve yudumlanırken yavaş yavaş notlar okunur, gözkapakları 85 ton ağırlığa gelince şalter indirilip bir güzel masaya kapanılır. on dakika, yarım saat, 1 saat... zamanla oturan biyolojik saatle derse 5 kala kendiliğinden uyanılır ve taptaze bir zihinle derse girilir. dersin ilerleyen dakikalarında herkesin kafası bir bir düşerken siz vazife aşkıyla yanıp tutuşan bir asker gibi dimdik dinlersiniz dersi. hadi iyi uykular.

radyoloji departmanında kaktüs beslemek

doğanın nimetlerinden faydalanmaktır. hatta alternatif tıp bile sayılabilir belki bu.

emrullah beyazyıldız

hocayı severseniz dersi seversiniz tezimi doğrulayan, neslinin son olmasa da nadir örneklerinden bir hoca. dersleri pek de bir keyiflidir. offline'da tüm esprileri dahil her şeyi ezberlemiş olsanız dahi, canlı dersine gidip aynı şeylere tekrar tekrar gülersiniz. cem yılmaz'ın her esprisini ezberlediğiniz gösterisini hem canlı hem dvd'den hem tv'den tekrar tekrar seyretmenin hep keyif vermesi gibi.

belki ileride patolojiye dair hatırlayacağım pek bir bilgi kalmayacak ama pato denilince yüzümde oluşacak tebessümün kaynağı bu hoca olacaktır, ona eminim.

best of whitestar:
(bkz:lanet olsun)
(bkz:hadi ama hadiiii)
(bkz:ha-yır)
(bkz:siz biliyorsunuz kim olduğunu)
(bkz:kadınlar kulübü)
(bkz:hocam c'mon this is istanbul) bu bize özeldi sanırım eheh.

hastanede karşılaşılan gülümseten olaylar

çocuk psikiyatrisi polikliniğinde bir annenin "hocam bizim çocuğa konçerto verir misiniz?" dediğini hatırlıyorum. gülmemek için dilimi yanağımı ısırdığımı da.

plexus pampiniformis

güzel bir nick name. eğlenceli muzip bir kelime. zamanında başka bir sözlükte bu ismi benden önce birisi aldığı için çok üzülmüştüm. nickname bulunca hesap açıcam, demiştim çünkü. anlayamazsınız. şimdiki yazarsa, yeni nesil. hoş gelmiş.

ortopedi

kadınların da severek yapabileceği bir branştır.

seçersem, benim ilgimi göz ardı edip 'yok mu başka ortopedi isteyen' diye soran feminanazi hocalar yüzünden küstüğüm branşa ilgimi yeniden yeşerten sevgili hocalarım sayesindedir.*

seçmezsem de canımız sağ olsun değil mi ama? stajı güzel geçti deriz biz de. hem de ne güzel.

(bkz: #104076)

edit: başlıktaki diğer entryleri okurken 'benim gibi' birine denk geldim. sonra fark ettim ki kendi enrtymmiş zaten yıllar önce yazmışım. hevesim kırıldı vazgeçtim yazmışım. ah güzel gençliğim...

öğretim üyesi

hoca. çok önemlidir, neden mi? çünkü vezir de eder rezil de.

mesela sorduğunuz ve mantıklı bir soruyu kendi kortexine iletirken ego duvarına çarpmasından ötürü mecburen subkortikal cevaplar, tüm hastalar ve öğrenciler önünde sizi küçük düşürebilir.

ya da size alakasız gelen bir branşta sizi heveslendirir, ilginizi çeker. derslerini dinlerken aydınlanma yaşatır, pratik yaparken heyecan uyandırır, diğer arkadaşlarınıza o'nu anlatırken gözleriniz parlar ve 'bir gün x branşını seçersem o hoca sayesindedir' dedirtir. gelecek planlarınızı şekillendirir.

vezir de eder rezil de.

bir sınav için en stresli olduğunuz anda yaptıklarınız

sırt egzersizi. ne zaman sınav stresi yaşasam, ki bu en çok masa başı yapıp çalıştığım zamana denk gelir, tüm sırtım kaskatı kesilir. kalkıp biraz gerinmek iyi geliyor nedense. fıstık yiyip mide deşen kahveleri tükettikten sonra 2 dakika sporcuk yapmak bünyeye hala seni düşünüyorum şapşal şey demek gibi oluyor, mutlu oluyor kereta.
  • /
  • 64

gabapentin ile gaba etkisi

dün birazcık geç başladığımız - ama olsundu - önce kendine hayatperest diyen biri tarafından rehine edilmek suretiyle zorla yaptırılan, sonra oturduğumuz kahvecide bombaları patlatmamla kaçıp asıl konuklarım olarak oddball ve disnerd ü kabul ettiğim 4 saatin 3 saatinin muhabbetle geçtiği yayın olmuştur

ayrıca sözlüğümüzün instagram hesabından da eş zamanlı yayın yaptığımız ilk yayın olmuştur

gabapentin ile gaba etkisi

tıbbiyeli radyo'da sesli yayın kapsamında her cuma günü - en azından asistanlığa başlayana kadar - saat 21.00 ile 00.00 arasında yapacağım yayındır.

haftasonuna keyifli girmek amaçlı bir program düşünülmekte olup yayın boyunca,
parodiler,
çeşit çeşit şarkılar,
canlı bağlantılar planlanmaktadır.

görüşmek üzere.

fotoğraf makinesi alıp manzarayı katletmek

"şurada bir buton olacaktı ki..." diye düşündüren olay.

tıbbiyeli sözlük

nedense ilk zamanlardaki havasını kaybettiğini düşündüğüm sözlük.
bazı yazarların aralarındaki muhabbetleri sözlüğe taşımalarının; burası onlarınmış da biz misafirmişiz izlenimi uyandırdığını düşünüyorum.
bu yüzden eskisi gibi sözlüğü sahiplenemediğimi hissediyorum.

not: yine buralardayım, banlanmadığım sürece arada gelip bir şeyler yazmak isterim.
not2: bu yazdıklarım hiçbir yazarı kötülemek amaçlı değildir, sadece son zamanlarda sözlükte gördüklerimin bende bıraktığı izlenimlerdir yani sadece benimle alakalı.

bu arada hep yapmak istemiştim *
(bkz:tıbbiyeli sözlük 5’ten büyüktür)

saniyelik salaklıklar

apartman kapısına hastanede kapı açmak için kullandığım kartı tutmak. açılmayınca "şimdi niye açılmadı ki bu?" diye mal mal bakmak.

tıbbiyeli itiraf

hickimsenin en yakin arkadasi degilim be sozluk, en yakin uc arkadasim vardi hepsini kaybettim. kimse bi yere giderken ay daisy de olsun o cok sever diye dusunmuyor, kimse benle okul dersler disinda konusmuyor, hicbir yere davet edilmiyorum, kimsenin instagram fotografinda iyi ki varsin diye kalpler koydugu biri degilim. bazen oyle cok imreniyorum ki.. benim en iyi arkadaslarim ders slaytlarim ve fosforlu kalemlerim sanki.

kliniklerde kadın asistan doktor korkusu

asistanlığın ağır çalışma koşullarına bu kadar tepki göstermeyen erkeklerimizin söz konusu kadınlar olunca tırnaklarının çıktığını gördüğümüz, adına korku denilerek hafifletilmeye çalışılmış nefrettir. biliyoruz ki erkeklerin gebe kalma şansı olsa onlar da bu fırsatı kullanmaktan çekinmezlerdi.*

annelik gibi ağır ve kutsal bir iş yaparken çalışan bir kadının elbette bazı hakları olacak. ne cezalandırılacak, ne tartışılacak bir yanı var bunun. hele haftasonu mesaisi denilen çözüm önerisi adı altında insan haklarına sığmayan, kişinin tatil yapma hakkını gasp eden bir uygulama hiçbir surette kabul edilemez.

buyucu

minik troll, her daim ödevlerini yapar, çalışkan çocuk. ortamlarda bilim adamıyım ayağına kız kaldırmaya çalışır, inanmayın.*
al bak tip bu:

tıbbiyeli sözlük ile ilgili istekler

yazar engelleme butonunun olması, engellenen yazarların başlık ve entrylerinin görülmemesi.

geçerli zaman urlsi alınıp link paylaşıldığında o saniyeden başlaması ( şu an öyle yapılsa bile video baştan başlıyor)

artı/eksi yerine benign malign sisteminin geri gelmesi.

bildirim ayarlarının olması ve neyden haberdar olmak istiyorsak onun bildirimlerinin gelmesi.

sözlük formatında da temel düzeyde biraz daha tıbbi jargona yer verilmesi, bence "tıbbiyeli sözlük" adına yaraşır ve herhangi bir sözlükten farkı olmuş olur. tam anlamını kapsamasa da moderatör yerine konsültanlar, istatistik yerine nucleus, birini şikayet edeceğimiz zaman beyaz kod butonu, bio yerine anamnez, en çok eksilenen yazar yerine allerjenler gibi..

yaptım olacak

tdro....

tıbbiyeli sözlük yardımlaşma ağı

tıbbiyeli sözlük yazarlarını daha da şanslı hissettirecek topluluktur. bu başlığı okuyan herkes kendini eğer isterse bu ağa dahil hissedebilir.
herkes başkalarına nasıl yardımcı olabileceğini düşünüyorsa ya da nelere gönüllü olabileceklerini yazıp birbirimize mesaj atma suretiyle iletişime geçip yardım alışverişinde bulunabiliriz. çok uzatmadan benim yapabileceğim yardımlardan bahsedeyim.
-ankara etlik te evimde gelen sözlük yazarlarını misafir edebilirim.
-elimde bulunan bir çok tıbbi kaynağı paylaşabilirim sobotta guyton cecil vander lippincott aliksanyan vs.
-ingilizce profesyonel bilgisayar çalışma programını gönderebilirim ki bu oxford english te dersanelerinde hocaların kullandığı programdır bunun gibi tıbbi ders videolarını vs. kaynakları paylaşabilirim.
-ankarada ev taşımanıza boya yapmanıza ya da köpek balık kedi kuş iguana yılan kaplumbağa gibi vs. hayvanlarınıza geçici olarak bakıcısı olabilirim.
-ya da herhangi bir durumda zorda kaldınız kavgaya adam lazım *
saygılar umarım kuralların dışına çıkmamışımdır. temennim ağın genişlemesi. eminim herkesin yapabileceği kendince küçük diğer üyelerce belki hayati yardımlar mevcuttur.
not: 0 rh -

Toplam entry sayısı: 635

en garip komite soruları


f) ağrı dağı eteğinde uçan güvercin olmak...

tıbbiyeli itiraf

sık sık kendime kendime konuşurum. ama öyle böyle değil sürekli. hep. daima. evde zaten hep sesli düşünürüm. ama bu artık o kadar içime işledi ki yolda yürürken hastanede falan bile farkında olmadan ya da olarak kendi kendime konuşur oldum. itiraf kısmı şurada, bazen yolda yürürken kulaklık takıyorum ama müzik dinlemiyorum. sırf insanlar kimle konuşuyo bu deli demesinler diye. çünkü hem konuşuyorum üzerine bi de gülüyorum hatta yarıla yarıla güldüğüm bile oluyor.

ben de böyle bi deliyim işte.

yatay geçiş

"tıbba giden herkesin ilk düşüncesi ekekekeke" diyenleri boşverin.

ben yaptım oldu.

sorun a dostlar. mesaj kutuma bir renk bırakın. çekinmeyin.

edit: sanırım birkaç genel bilgiyi buraya eklemek daha faydalı olur.

*her okulun şartları kendinedir. yani birisi ikinci yatay geçişi kabul etmez, birisi başvuruları temmuzda bitirir ya da ağustosta başlar (ki genelde ağustosta başlar), kimi belgeleri onaylı ister, kimisi de elden vs... yani işin özü şudur ki açıp okulun sayfasını okuyun. sakın ama sakın üşenmeyin. açın hem açıklama bölümünü hem de yönetmeliği okuyun. en başta çok uzun ve karışık gibi gelebilir ama inanın bu iş için şu entryi okuyacak istekteyseniz o yönetmeliği de okursunuz. en fazla 2 dk alır.

*dediğim gibi her okulun şartı farklı. kontenjanı, aldığı kişilerin ganosu, ösym puanı vs çok çeşitli olabiliyor. bir sene 3.9 iken bir sene 3.5 dan öğrenci alabiliyor. genelde ilk senelerin ganosu çok yüksekken üst sınıflara doğru özellikle 5. sınıfta 3.4e kadar düşebilir. moral bozmak bu işin raconunda yok! bana daha ingilizce muafiyet sınavında öğrenci işleri başkanı (bu işin başı yani daha n'olsun, ilk ağız) "yani şey etmek gibi olmasın ama o notlarla o puanla senin girmen biraz zor gibi..." demişti. sınavdayım lan! ben elimden geleni yapayım da, olmazsa olmaz dedim. birinci asil olarak kazandım. bu işler böyle.

*evrakları düzgünce listeleyin. yazın. tek tek kontrol edin. onaylı mı istemiş, posta ile mi istemiş, online başvuru var mı...

*ingilizce-türkçe program farkı varsa ilgili maddeyi mutlaka yönetmelikte bulun. benim girdiğim sene şansıma türkçe fakülteden gelenleri kabul etmişlerdi, sonra duruma uyanıp sonraki senelerde ing prog öğrencisi olma şartı koydular.

*saatlerce web sitelerinde gezip elim boş döndüğümü bilirim. pes etmek yok.

*aklınıza takılan en ufak soruyu hemen telefonla sorun. öğrenci işleri boş memurlardan oluşur. onlara maaşlarını hak ettirecek birkaç iş oluşturmuş olursunuz. korkmayın zaten genelde açmıyorlar telefonu.

* ta belge vermeye oraya gidilir mi, sınav için gidilir mi demeyin. bana o adam giremezsin dediği halde uçak bileti otel vs ne varsa ayarlayıp gitmiştim. unutmayın, evren size gösterdiğiniz çaba doğrultusunda ödül verir.

*bazı okullar kazanan ve başvuran öğrenciler dahil herkesin gano ve ösym puanının olduğu bir liste yayınlıyor web sitelerinde. cerrahpaşa, çapa, marmara ilk aklıma gelenler. google'lamaktan çekinmeyin. "2017 yatay geçiş sonuçları, başvuru koşulları, yönetmeliği..." ne bulursanız tıklayın. mutlaka işinize yarar bir bilgi kırıntısı yakalarsınız.

*moral bozmak, "bana mı çıkacak sanki" demek yok demiş miydim?

*internette listede bulduğunuz isimlere facebooktan mesaj atın! çok ciddiyim. bana kaç kez böyle mesaj geldi saymadım bile. bu çok normal bir şey ve kesinlikle tacizci gibi hissetmenize gerek yok. hatta ben arada yoklarım, mesaj atan oldu mu yine diye. en sağlam bilgileri onlardan yani bizlerden öğrenirsiniz. ben yapmamıştım ama keşke biri bu aklı verseydi de yapsaydım derim hep. yardımcı olmak için size birkaç cevap yazmak kimsenin eline yapışmaz aksine şimdiye kadar şikayetçi olanı da görmedim diğer yatay geçişli olan arkadaşlarıma bakarak. hatta benim cevabını bilmediğim soruyu başkasına sorup geri döndüğüm çok oldu. swh.

-şimdilik aklıma gelenler bunlar zamanla editlerim.

hiç görmediğin birine bağlanmak

çok kitap okuyanların başına daha sık gelen durum. karakterlere görmeden bağlanmayı, onları içselleştirmeyi o kadar çok benimseriz ki günlük yaşamda da görmediğimiz kişilere aynı güven ve samimiyetle yaklaşırız. bazen durup kendime "bi saniye ya ben niye durduk yere elin adamına bu kadar güveniyorum ki?" dediğim çok oldu. maalesef kitaptaki karakterler kadar zararsız olmuyor gerçek hayattaki insanlar, bunun ayrımını iyi yapmak lazım.

yoğun bakımda kadın erkek birlikte tedavi edilmesin

2016 yılında odh* hastanesinde yapılan bir araştırmaya göre yoğun bakımda yatan 473 hasta cinsiyetlerine göre ayrı odalarda tedavi edilmiş. yine aynı hastanede 254 hastayla yapılan diğer çalışmada hastalar cinsiyetlerinden bağımsız olarak yoğun bakımda tutulmuş. ilk gruptaki 251 erkek ve 221 bayan hastalar üzerinde yapılan çalışmaya göre, karşı cinsle aynı odada tedavi edilen hastalara oranla ameliyat komplikasyonları daha az tespit edilmiş. karşı cinsle aynı odada bulunan hastaların aksine cinsdaş hastalarla aynı odayı paylaşan hastalarda ameliyat sonrası kanamanın %56 , sepsisin %31, yara yeri enfeksiyonu %99 oranında daha az görülmüş. aynı şekilde, hemcinsleryle aynı odada kalan hastalarda hastane yatış süresi %87.5 oranında daha az bulunmuş.

*ow dostum haram

kaynak: maximus, gluteus, the yobaz time, 2016, chomarland.

sanırım yukarıdaki bilimsel çalışma esas alınarak yapılmış bir uygulama teklifi. sonuçta bilim çağındayız.

evlenilmeyecek kızlar

vay arkadaş ne geyik dönmüş, bir kişi de dememiş ki çocuk yaşta kızlar!

(bkz: çocuk gelinler)

tıbbiyeli itiraf

sık sık kendime kendime konuşurum. ama öyle böyle değil sürekli. hep. daima. evde zaten hep sesli düşünürüm. ama bu artık o kadar içime işledi ki yolda yürürken hastanede falan bile farkında olmadan ya da olarak kendi kendime konuşur oldum. itiraf kısmı şurada, bazen yolda yürürken kulaklık takıyorum ama müzik dinlemiyorum. sırf insanlar kimle konuşuyo bu deli demesinler diye. çünkü hem konuşuyorum üzerine bi de gülüyorum hatta yarıla yarıla güldüğüm bile oluyor.

ben de böyle bi deliyim işte.

başarıyla giriş yaptınız

tıbbiyeli sözlüğe giriş yaptıktan sonra kısa bir süre ekranda beliren yeşil işlemeli, altın varaklı yazı. adeta bir tebrik, kutlama. her giriş yaptığımda gözümün önünde patlayan konfetileri canlandıran, zihnimde insanların alkışlarını işittiren, her an eller üzerinde yükselip havalara atılacakmışım gibi bir his uyandıran muhteşem bir söz. söz diyemem, bir iltifat. başardım ulan diye camdan bağırasım, ekran görüntüsünü çerçeveleyip odama asasım geliyor, kendimle hiç olmadığı kadar gurur duymamı sağlıyor. teşekkürler sözlük, bir şeyler başardığımda yanımda olup, zorluklarla mücadele ederken bana bu başarımı hatırlatıp dik durmamı sağladığın, beni hep desteklediğin için. ağlamıyorum, gözüme gurur kaçtı.

komik öğrenci hatıraları

güldürürken düşündüren anıları da barındırır.



hocamız acile gelen hastaya yaklaşımı anlatmaktadır. klasik, vital bulgulara bakarız, bilinci yerindeyse öyküsünü alırız vs diye devam eder anlatmaya:



"arkadaşlar, hasta geldi. bilincini kontrol edeceğiz ne yaparız? sorular sorarız günlük hayattan. amcam nerdesin, adın ne, biz hangi yıldayız? şimdiki başbakanımızın adı ne, cumhurbaşkanımızın adı ne? şayet hasta bunlara cevap veriyorsa bilinci iyi, başbakanı cumhurbaşkanını biliyorsa da bilinci yerindedir. hatta 'ben de bilmiyorum ki doktor bey hangisi başbakan, hangisi cumhurbaşkanı hepsi birbirine karıştı' diyorsa hiç merak etmeyin çok çok bilinçli bir hasta demektir."

en garip komite soruları


f) ağrı dağı eteğinde uçan güvercin olmak...

asistana hocam diye hitap etmek

çömez işi. 4.sınıfa gelip hala bunu yapan insanlar var. siz ne yapmak, nereye varmak istemektesiniz?

pantolon giyen kaş aldıran üniversiteye giden kadın

birtakım kendince din alimlerine göre günahkar olan kadın.

https://tr.sputniknews.com/amp/turkiye/201709231030275416-ihsan-senocak-kadin-fetva/

pantolon checked
kaş checked✅
üniversite checked✅

bonus: "doktor olacak, 5 milyar aylık alacak, arabaya binecek, eşine mecbur olmayacak, mahkum olmayacak…" demiş ya, hepsine checked ✅
(maaş 5 milyar* mı olur bilemedim ajahsh)

cehennemden selamlar.

recep tayyip erdoğan

birbirlerini entelektüellik üzerinden dişleyen ama daha entelektüel kelimesini doğru yazmayı bile beceremeyenleri göstermiş olan başlık.

edit: arkadaşlar tamam vurmayın anladık bol malign yağdı. ama neden? biri açıklasın ben de mi yazım hatası yaptım anlamadım ki, söyleyin de editleyelim yahut silelim.

chp hdpli vekillerin terörist cenazesine katılması

hala bir kırmızı lafları ortada dönüyor sebebini bir türlü anlayamadım. o kadar bkz da verdik bir mantıklı açıklamasını yapın bari diye. (ebkz: #53791)

kırmızı elbiseli kadın'la kırmızı fularlı kadını karıştırıp ya da özellikle karıştırmış gibi yapıp bizi kandırmaya mı çalışıyorsunuz ne yani amacınız ne?! gezi'ye leke sürmek için daha içi dolu savlarla gelin lütfen zira komik duruma düşüyorsunuz.

haberin içeriğiyle de alakasız başlık. ne cenaze var ortalıkta ne başka bir şey. gezi'nin 4. yılını kutluyor insanlar. "yularlı" ifadesini kullanan bir haber sitesinden bahsediyoruz bu arada. yani kaynak da kaynak olsa. bir insan neden ensonhaber.com u okur o da ayrı mesele. bari belli etme lskdjdjfh

edit: 5 de benign almış baştaki giri(5'ini de farklı kişi diye düşünelim hadi iyi niyetimden). al işte okumama okuduğunu anlamama ve araştırmama. sonra bu ülkeye gezi zarar verdi di mi anam?

kışı güzel kılan detaylar

olsa olsa detay olur zaten. yoksa kışın güzel yanı mı olur allah aşkına?

içerik kuralları - iletişim