hymenolepisnana

Durum: 27 - 0 - 0 - 0 - 29.11.2017 23:07

Puan: 200 -

6 ay önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
  • /
  • 3

aysel git başımdan

aysel git başımdan seni seviyorum.

bim ve a101'de ucuz et satışı

garibanı sevindiren haberdir , bu ülkede bazı gerçekler görülmüyor, çok uzun zaman önce olması gerikirdi , e hadi hayırlı olsun .

pediatri stajı

intörnlüğümü pediatrik hematoda yapmıştım, sabah 7.30 da orada olur akşam 5 te çıkardık millet yata yata bitirdi tus kastı, biz bütün değerleri dosyadan dosyaya yazdık oturmazdık bile , ama hiç üzülemedim orada ne yorulduğuma ne de tus çalışamadığıma insanın kafasına bazı şeyler böyle zamanlarda dank ediyor.o minicik çocukların ellerinden tuttum zaman zaman oyun oynamaya çalıştım gözlerimdeki yaşları kontrol edebildiğimde , hafta başlarında tartardık onları kemoterapi dozları için yataklarından kalkmak istemezlerdi bende istemezdim onları yine zayıflamış olarak görmeyi..
sonra bi aşk acısı yaşadım tam o sıra iyiki burda çalışıyorum dedim onu unuttum her şeyi unuttum bu hayatta ne kadar önemsiz şeylere üzüldüğümüzü farkettim özellikle karşıdaki buna hiç değmiyorsa
o bir ay boyunca hem o çocukların tedavisi için çırpındım hem de kendi yüreğimin..
ve o bir ayda pediatrist olmamam gerektiğine karar verdim ...
bir de işlem sırasında sen gidince benim elimi kim tutacak diyen ay yüzlü elif in sırma saçlarını unutamadım.

cemal süreya

o da bir tomris uyar aşığı.tıpkı turgut uyar , edip cansever gibi..

anlamlı şarkı sözleri

sen kalbime denk gelen küçücük şey,
ben kendini aşk sanan bir kadın.

beni sevmesen de, görmesen de hayat sürerdi yine
ama kendimi sevmezdim şimdiki kadar
beni seçmesen de, yok desen de güneş doğardı yine
ama gülmeyi bilmezdim şimdiki kadar

birden geldin aklıma yakıverdin ışıkları
hayret ettim kalbime bazen mutluluktan.

falım

itiraf ediyorum hala çıkan tüm fallarımı okuyorum ve o rakamları toplayıp hangi harfe denk geldiğini hesap ediyorum.bi ara çok sakız çiğnedim ve fallar tekrar etmeye başladı bu üzdü sözlük ..

hocaların sizden çok şey bekliyoruz demesi

çok korkutan cümledir .ilkokuldayız mahalle okulu küçük bir il çok da başarılı bir ilkokul değiliz bütün hocalar gelip gidip sizden çok şey bekliyoruz , 10 tane fen lisesi çıkıcak bu sene ekip çok iyi diyorlar.neyse sonra oks ye giriyoruz bir tanemizde gidemez mi ya , başarılı çocuklardık aslında ama o sınavda olmuyor işte nasip.anadolu ve anadolu öğretmen liselerine dağılıyoruz .. o yüzden ne zaman duysam bu cümleyi aklıma gelir biraz rahatsız olurum hayal kırıklığı belirir küçüklük zihnimde

bazı otörler

kongrede yapılan bir sunumda "bazı otörlere göre " örneklemesiyle yapılan sunumu allahuekber dağlarına çıkaran yeşillendirme

beni vurup yerde bırakma

emre aydın ın artık kendini tekrarladığını kanıtlayan şarkıdır gözümde , şarkı girişleri , aynı umutsuzluk buram buram..sevende de yeri ayrı tabi tartışılmaz

yazarların nick hikayeleri

tus kampı zamanları aradayız herkes birbirine soru soruyor falan bir sorunun cevabı hymenolepis nana tabi ben atladım hemen , cevabı verdim nasıl mutluyum ama milette kahkaha kıyamet anlam veremedim bir daha söyle ya nolur falan diyolarlar , söylüyorum yine gülüyorlar
anladım ki benim teleffuz sıkıntılıymış o gün bugündür severim keratayı
  • /
  • 3
Henüz hiç başlık açmamış.

neşet ertaş

ilk ne zaman aşık olduğunu soran gazeteciye:
"13 yaşında. yozgattaydık mahallenin kızıydı."
sonra kızın ismini söyler ve pişman olur.
"yazman gruba oluyum, sevda sırrınan olur."
sevginin ne demek olduğunu bilen, onu oyuncak edemeyecek kadar değerli bulan, güzel türkiyemin güzel insanlarından biri. hatırlanmaya değer bir müzisyen. mekanı cennet olsun.

hayata dair iç burkan detaylar

yer: ankara üniversitesi olimpik yüzme salonu

her zamanki gibi sporumu yapmış, duştan sonra saçlarımı kurutmak üzere saç kurutma makinelerinin olduğu bölmeye gelmiştim. saçlarımı kuruturken 5-6 yaşlarında, birbirinden tatlı iki minik çocuğun konuşması dikkatimi çekti. saç kurutma makinesini bir kenara bırakıp soyunma odasının bir köşesine oturdum ve fark ettirmeden onları dinledim.

- şiip şiip ( burundaki sümüğü içeriye çekme sesi) *swh
+ meeertt sen hasta mı oldun ?
- biraz hasta oldum ama yüzünce hep geçiyor, haftaya hiçbir şeycik kalmaz
+ biliyor musun benim babam da hasta olmuş
- aaa ne hastası
+ bilmiyorum annemle babam konuşurlarken duydum, pamkireyas kamseriymiş
- o neymiş ki
+ bilmiyorum ki mert, yüzünce geçer ama değil mi ?
- geçer geçer, yüzünce hep geçiyor...

saçlarımı falan kurutmadan spor salonundan çıktım, dünyanın ne kadar boktan bir yer olduğunu söyleyip durdum içimden. aradan bir hafta geçti ya da geçmedi, aynı çocuğu soyunma odasında yeniden gördüm. yanında babası vardı. babası durgun gözüküyordu ama çocuğuyla konuşurken yüzündeki gülümsemeyi hiç eksik etmiyordu. belli ki çocuğun ısrarlarına dayanamayıp hasta haline aldırmadan oğluyla yüzmeye gelmişti.
bu sefer kendimi tutamadım, ankara' nın yağmurlu bir bahar akşamında, esip giden rüzgara göz yaşlarımı hediye ettim.
bir hafta sonraki komiteyi beynimden sildim. hızlıca telefonumu elime aldım ve sevgilimi aradım, iyi ki varsın, dedim. ailemle saatlerce konuştum.
telefonu kapatırken derin bir nefes aldım, yaşamın bize vaat edilen en güzel hediye olduğunu ve aslında ne kadar küçük dertlerimizin olduğunu fark ettim.
şimdi ne zaman nezle olmuş birini görsem '' yüzmeye gitsene, yüzünce hep geçer '' diyorum.

komik öğrenci hatıraları

kalp ve damar cerrahisi kliniğinde nöbet tutulmaktadır. aynı zamanda tıpta uzmanlık sınavına da çalışılması gerekmektedir. bir gözünüz koroner by-pass geçirmiş hastanın monitöründeyken diğer gözünüzle de tus'a çalışıyorsunuzdur. hasta sizin bu halinizi görünce yüzünüze bakar ve şöyle der:
- evladım sen rahat rahat dersini çalış, düz çizgi olursa ben sana haber veririm.

en çok beğendiğiniz kitap kesiti

"harese nedir bilir misin oğlum? arapça eski bir kelimedir. bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir.

harese şudur evladım: develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. tuzlu kan dikenle karışınca bu tad devenin daha çok hoşuna gider. böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. bunun adı haresedir. demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. bütün ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. kendi kanının tadından sarhoş olur."

zülfü livaneli - huzursuzluk

tıp fakültesine yeni başlayanlara tavsiyeler

1) iyi arkadaşlar edinin ama her yönüyle. notunuzu sizinle paylaşsın mesela, birbirinize yer tutun, ses kayıtlarınızı paylaşın. not istediğinizde suratında hafif de olsa bir memnuniyetsizlik varsa uzaklaşın ondan.
2) komite sonralarına 2-3 günlük mini şehir dışı geziler ayarlayın, neresi olduğu önemli değil. kafanızı boşaltsanız yeter.
3) yabancı dilinizi 1.sınıfta halledin. okul zor gelse de 1.sınıftan sonra bir daha hiç zamanınız olmayabilir. sene içinde imkanınız varsa kursa gidin.
4) kafanızın uyuştuğu insanlar bulup birbirinizi kitap okumaya teşvik edin. aynı şekilde bir uygulamayı dersler için de yapın. çalışmaktan sıkıldığınızda bir kafede buluşup iyi bildiğiniz notları birbirinize anlatın.
5) bilimsel içerikli haber sitelerini ve youtube kanallarını az da olsa takip edin. tübitak popüler bilim kitapları serisinden bolca kitap okuyun. derslerle ilgili bir şeyle ders dışında karşılaşırsanız unutmazsınız.
6) felsefe ve hekimliğin tarihini-etiğini öğrenin.
7) en az 1 kongrede sunum yapın. iyi bir doktorun ikna kabiliyeti, iletişim becerisi olmalı.
8) okulla baş edebilecek kadar eğlenceli, kimsenin hayatını riske atmayacak kadar ciddi olun.

Toplam entry sayısı: 27

pediatri stajı

intörnlüğümü pediatrik hematoda yapmıştım, sabah 7.30 da orada olur akşam 5 te çıkardık millet yata yata bitirdi tus kastı, biz bütün değerleri dosyadan dosyaya yazdık oturmazdık bile , ama hiç üzülemedim orada ne yorulduğuma ne de tus çalışamadığıma insanın kafasına bazı şeyler böyle zamanlarda dank ediyor.o minicik çocukların ellerinden tuttum zaman zaman oyun oynamaya çalıştım gözlerimdeki yaşları kontrol edebildiğimde , hafta başlarında tartardık onları kemoterapi dozları için yataklarından kalkmak istemezlerdi bende istemezdim onları yine zayıflamış olarak görmeyi..
sonra bi aşk acısı yaşadım tam o sıra iyiki burda çalışıyorum dedim onu unuttum her şeyi unuttum bu hayatta ne kadar önemsiz şeylere üzüldüğümüzü farkettim özellikle karşıdaki buna hiç değmiyorsa
o bir ay boyunca hem o çocukların tedavisi için çırpındım hem de kendi yüreğimin..
ve o bir ayda pediatrist olmamam gerektiğine karar verdim ...
bir de işlem sırasında sen gidince benim elimi kim tutacak diyen ay yüzlü elif in sırma saçlarını unutamadım.

bazı otörler

kongrede yapılan bir sunumda "bazı otörlere göre " örneklemesiyle yapılan sunumu allahuekber dağlarına çıkaran yeşillendirme

pediatri stajı

intörnlüğümü pediatrik hematoda yapmıştım, sabah 7.30 da orada olur akşam 5 te çıkardık millet yata yata bitirdi tus kastı, biz bütün değerleri dosyadan dosyaya yazdık oturmazdık bile , ama hiç üzülemedim orada ne yorulduğuma ne de tus çalışamadığıma insanın kafasına bazı şeyler böyle zamanlarda dank ediyor.o minicik çocukların ellerinden tuttum zaman zaman oyun oynamaya çalıştım gözlerimdeki yaşları kontrol edebildiğimde , hafta başlarında tartardık onları kemoterapi dozları için yataklarından kalkmak istemezlerdi bende istemezdim onları yine zayıflamış olarak görmeyi..
sonra bi aşk acısı yaşadım tam o sıra iyiki burda çalışıyorum dedim onu unuttum her şeyi unuttum bu hayatta ne kadar önemsiz şeylere üzüldüğümüzü farkettim özellikle karşıdaki buna hiç değmiyorsa
o bir ay boyunca hem o çocukların tedavisi için çırpındım hem de kendi yüreğimin..
ve o bir ayda pediatrist olmamam gerektiğine karar verdim ...
bir de işlem sırasında sen gidince benim elimi kim tutacak diyen ay yüzlü elif in sırma saçlarını unutamadım.

hocaların sizden çok şey bekliyoruz demesi

çok korkutan cümledir .ilkokuldayız mahalle okulu küçük bir il çok da başarılı bir ilkokul değiliz bütün hocalar gelip gidip sizden çok şey bekliyoruz , 10 tane fen lisesi çıkıcak bu sene ekip çok iyi diyorlar.neyse sonra oks ye giriyoruz bir tanemizde gidemez mi ya , başarılı çocuklardık aslında ama o sınavda olmuyor işte nasip.anadolu ve anadolu öğretmen liselerine dağılıyoruz .. o yüzden ne zaman duysam bu cümleyi aklıma gelir biraz rahatsız olurum hayal kırıklığı belirir küçüklük zihnimde

aşık olduğunu anlama kılavuzu

bir yerde okumuştum;
* aşk ve bağımlılık dopamin üzerinden bildiğimiz üzere yani aşık olduğumuzda bağımlı gibi düşünüyoruz
* aşık olunca serotonin azalıyormuş yani mutsuz olup daha çok takıntılı ve bağımlı hale geliyoruz bu bilimsel yönüydü..
* kendi açımdan bakarsam yollarda bulurum seni edasıyla aynı şehirde yaşıyorsak her köşe başından o çıkacakmış gibi yürümek , insan ne hallere düşüyor işte , bu nasıl bi umut

sevgilisiz yaşayabilen insan

içinde bulunduğum gruptur , hala ümitliyim . amacımız bir şeyler yaşamak olsa yaşanırdı zaten bekliyoruz bakalım ..

yazarların nick hikayeleri

tus kampı zamanları aradayız herkes birbirine soru soruyor falan bir sorunun cevabı hymenolepis nana tabi ben atladım hemen , cevabı verdim nasıl mutluyum ama milette kahkaha kıyamet anlam veremedim bir daha söyle ya nolur falan diyolarlar , söylüyorum yine gülüyorlar
anladım ki benim teleffuz sıkıntılıymış o gün bugündür severim keratayı

pediatri stajı

intörnlüğümü pediatrik hematoda yapmıştım, sabah 7.30 da orada olur akşam 5 te çıkardık millet yata yata bitirdi tus kastı, biz bütün değerleri dosyadan dosyaya yazdık oturmazdık bile , ama hiç üzülemedim orada ne yorulduğuma ne de tus çalışamadığıma insanın kafasına bazı şeyler böyle zamanlarda dank ediyor.o minicik çocukların ellerinden tuttum zaman zaman oyun oynamaya çalıştım gözlerimdeki yaşları kontrol edebildiğimde , hafta başlarında tartardık onları kemoterapi dozları için yataklarından kalkmak istemezlerdi bende istemezdim onları yine zayıflamış olarak görmeyi..
sonra bi aşk acısı yaşadım tam o sıra iyiki burda çalışıyorum dedim onu unuttum her şeyi unuttum bu hayatta ne kadar önemsiz şeylere üzüldüğümüzü farkettim özellikle karşıdaki buna hiç değmiyorsa
o bir ay boyunca hem o çocukların tedavisi için çırpındım hem de kendi yüreğimin..
ve o bir ayda pediatrist olmamam gerektiğine karar verdim ...
bir de işlem sırasında sen gidince benim elimi kim tutacak diyen ay yüzlü elif in sırma saçlarını unutamadım.

içerik kuralları - iletişim