iye

Durum: 315 - 0 - 0 - 0 - 01.04.2018 22:25

Puan: 3548 -

2 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yönetici.

meritokrat / ubi pus ibi evacua
  • /
  • 32

john steinbeck

ertan saban

makedonya türk'ü olan oyuncu.
birçoğumuz kendisini elveda rumeli alex olarak tanır, bilir.
oldukça kaliteli bir oyuncudur.

mehmed bir cihan fatihi

kanal d'nin yayınladığı tarih temalı dizi.
fsm'yi haşin, öfkeli, burnu yere düşse almayacak şekilde göstermektedir. oysaki fsm'yi diğer padişahlardan ayıran en önemli özelliği entelektüel kişilikte olması. ilerleyen bölümlerde bunun düzeleceğini düşünüyorum.
bu arada burun demişken, burnu makyajla kartal gagasına benzetmeyi başarmışlar, öyle ki sahnelerin yarısında kadrajı bir şekilde burnuna odakladılar.

muhteşem yüzyıl kalitesinde değil ancak mevcut yayınlar olan ilkokul piyesi kıvamındaki diriliş, payitaht gibi yapımların kat be kat üstünde.

dmax

kapanan ntvspor frekanslarında yayın yapmaya başlamış olan kanaldır. belgesel tarzı yapımları yayınlayacak gibi gözükmektedir.

doğan medya grubu

türk medyasının hürriyet, cnn türk, kanal d gibi amiral gemilerini içeren gruptur. erdoğan demirören'e satıldığı söylenmekte.

the automatic

monster parçası duyulduğunda akıllara fifa 08'i getiren gruptur.

tıbbiyelinin şu ara dinlediği şarkılar

pelin çift

eskiden habertürk'te basit basit sorular sorarken babam kendisi için ne aptal aptal sorular ya bunlar derken sunucu o, seyirciye açıklansın diye öyle soruyor diye savunduğum sunucumsuydu. murat bardakçı ile olan programının videolarına denk geldim az önce, meğer rol yapmıyor cidden kendisi için o aptal soruları soruyormuş. murat bardakçı'yı manüpüle etme çabaları fayda vermemiş, trt'de neo-osmanlıcıları üstat tokatlamıştır.

instela

ıtu sözlük olduğu vakitler kendine has, kaliteli bir ortamı vardı. şu an gerileme ve dağılış dönemindedir.

danla bilic

twitter kelime filtresine adını eklediğimden beridir temiz bir timeline sahibi olduğum fenomen. banelliğin erdem olduğu günümüzde ünlü olması şaşılası değildir.
  • /
  • 32

yeni oda döşeyeceklere tavsiyeler

eninde sonunda her bir tıbbiyelinin başına gelecek bir durum olmasından dolayı, açılması gereken ve diğer yazarların da bilgileriyle desteklemesi gerek başlıktır.

birkaç yıldır eşyalı bir evde oturuyordum.
bu yıl oradan ayrılıp yeniden oda kurma durumu oluştu.
benim vereceğim tavsiyeler tamamiyle sıfır ürün üzerine olacak.
çünkü oldum olası başkaları tarafından kullanılmış eşyaları kullanamam.
bu yüzden yeni eşyalar alınca işin aslında o kadar kolay olmadığını gördüm.
bu yüzden edindiğim bilgileri sizlerle paylaşmak istedim.
bu ürünlerin tamamı internet üzerinden sipariş verilecek şekilde anlatılacak.

şimdi bir odada olması gerekenler neler?
yatak (baza ya da karyola)
elbise dolabı
kitaplık
çalışma masası
halı

1. ilk olarak yatak kısmından başlayalım. son 3 hafta içinde yaptığım araştırmalar neticesinde edindiğim bilgilere göre yatağımızı iki seçenek üzerine kuruyoruz.
bunlar baza + başlık + yatak ya da karyola + başlık + yatak.
genelde karyola ve baz başlıklar ile birlikte satılıyor. en aşağısı 150 tl olmak üzere binlerce liraya kadar uzanan bir liste var. benim tavsiyem baza yerine karyola kullanmak. çünkü ahşap eşyalar sonraki taşınmalarda birbirinden ayrılabileceği için taşınması kolay olacaktır. ayrıca karyolalar fiyat olarak daha iyi. ve göze çok daha hoş geliyor.

yataklar ise genelde ayrı satılıyor. fiyatlar 100 tl den başlıyor.
nasıl bir yatağı sevdiğinizi siz biliyorsunuz. benim gibi sert zeminde uyuyanlar için seçenekler iyiydi.
ayrıca yatakların baza ya da karyola ile birlikte sunulduğu seçenekler var.
ama ayrı ayrı sipariş vermek çok daha ucuza mal etmenizi sağlayacak.
kendim karyola + başlığı 160 tl'ye yatağı da 120 tl'ye aldım.

2. elbise dolabı için çok güzel seçenekler var. 2 - 3 kapılı dolaplar tavsiyemdir.
ayrıca en az 1 tane çekmeceli olanlar daha iyi olacaktır extra eşyalar için.
en uygun elbise dolapları 3 kapılı olanlar. extra olan 1 kapılı bölüm raflı olduğu için askı dışındaki eşyalar için oldukça yararlı olacaktır.
fiyatlar 130 tl'den başlıyor. tabi çok uçuk fiyatlı rakamlara ulaşıyor.
ben 160 tl'ye aldım.

3. en sevdiğim kısım kitaplık aramasıydı. bir sürü seçenek var. fiyatlar uygun.
ve en önemlisi de görselliği çok aşırı iyi olan kitaplıklar var.
küçük bir kitaplıktan devasa kitaplıklara kadar seçeneğimiz var.
benim gibi çokça okuma kitabı olanlar için büyük kitaplıklar da var.
kitaplık araması biraz zor olacaktır. çünkü her biri çok güzel.
40 tl den başlayıp uzayıp giden bir liste var.
ben 80 tl'ye büyükçe bir kitaplık aldım.

4. çalışma masası. benim için internet işlerimde kullanılmak için var.
oldum olası evde ders çalışamam. bu yüzden benim için pek önemli olmasa da evde çalışanlar için önemli.
çalışma masamı geçen yıl aldım. alırken baya araştırmıştım.
60 tl den başlayıp gidiyor fiyatlar.
iyi bir indirimde 80 tl'ye iyi bir çalışma masası almıştım.
80-100 tl ye iyi bir çalışma masası alınabilir.

5. halı. tavsiyem önce ne alacağınıza karar vermek için bi halıcıları turlayın.
boyutu, türü ve özellikleri iyi öğrenin. çünkü tekstil ürünlerini almak için iyi araştırmak lazım.
aklınızdaki örnek şablona göre aramalarınızı yapın.
size mağazada söylenen fiyatların yarı fiyatına rahatlıkla istediğiniz kalitede halı bulabilirsiniz.
bunun için fiyat vermeyeceğim. kendim halı almadım çünkü.

uzun bir yazı olduğunun farkındayım. ama mağaza mağaza ya da spotçuları dolaşmaktan çok daha iyidir.
internetten alışveriş yaparken aradığınız şeyi bir yerde bulup bırakmayın. aynı ürünün kargosuz halini arayın.
ya da kargosuzsa daha uygun halini arayın. zaten bir ürün için 20 dk araştırma yapınca çoğu şeyi öğreniyorsunuz.
artık alacağınız fiyatı da biliyorsunuzdur.
ha unutmadan kargo sürelerine de iyi bakın. ahşap ürünlerin bazıları çok geç geliyor.
1 haftaya kadar olanlar iyidir kargo süresi için.

benim oda kurma fiyatımı hesaplarsak; karyola + başlık 160 tl, yatak 120 tl, kitaplık 80 tl, elbise dolabı 160 tl, çalışmam masası 80 tl.
halı almadan tüm odayı 600 tl'ye döşemiş oldum.
en güzel tarafı ise hepsi sıfır ürün ve oldukça şık ve hoşlar.

yazıda reklam olayına girmemek için ürünlere link vermedim.
ama basit bir araştırma ile benim ulaştığım ürünleri bulabilirsiniz.

bu konu hakkında bilgi sahipleri başlığı destekleyerek bilgilerini paylaşabilirler.
sonradan aklıma gelen şeyler olursa edit yapıp yazıya ekleyeceğim.

iyi araştırmalar, iyi alışverişler.

tıbbiyeli sözlük

hiçbir şahsa ait değil, bizzat tıbbiyelilerin sözlüğüdür. yazarlarımız var ettiği sürece yoluna devam edecektir.

tıbbiyeli sözlük

yoluna tam gaz devam eden sözlüktür.

acil hekimine tavsiyeler

6 yıllık tıp eğitimini tamamlamış acilde pratisyen hekim olarak göreve başlamış arkadaşlara birkaç başlık altında vereceğim tavsiyelerdir;

‘önce zarar görme’
şiddete karşı ne kadar korunabilirsiniz bilemem ama yaptığınız her işlemi kağıda not düşerek hukuki açıdan kendinizi korumalısınız.
hastaya acil durumlar anlatıldı, hasta sevki kabul etmedi, kardiyoloji poliklinik önerildi gibi.

‘personel ilişkisi’
acil çalışma ortamı her şeye müsait bir yer.
şöyle ki; isterseniz o gün sağlık personeline berbat bir gün yaşatabilirsiniz ama isterlerse onlar da size berbat bir nöbet yaşatabilir.
bu yüzden saygı çerçevesinde samimi bir ortam kurmanız hepinizin yararına olacaktır.
ayrıca ilk gittiğinizde saha deneyiminiz olmadığından hemşirelerin yardımı çok rahatlatacaktır sizi.

‘taburculuk’
yaşlı, kronik hastalık sahibi kişilerden rahatladım, ağrım daha iyi şimdi lafını duymadan taburcu etmeyiniz.
hele ki diyabet hastalığı varsa kesinlikle en az bir kez kardiyak markerlarını görüp gönderin.
her taburcu ettiğiniz hastaya şikayetleri geçmemesi durumunda ilgili polikliniğe gitmesini söyleyin.

‘serum takalım’
hastalar tarafından çok fazla duyacaksınız bunu.
eğer gerekli görmüyorsanız hastaya tansiyonun hafif yüksek bunu takarsak daha da yükselir sana zarar verir, bu ağrı kesiciyi damardan veremiyoruz - dicloron - derseniz hastalar biraz daha anlayış gösteriyor.

‘ateşli çocuk’
bir çocuk ateşle geldiyse enfeksiyon odağını bulmalısınız, oral antipiretiklerle ateşi kontrol altına almalı ya da en azından düştüğünü görmelisiniz.
ilgili ilacı yazdıktan sonra da hastaya durumu anlatın 2-3 gün ateşi olur, çocuk nöbet geçirmediği sürece acile gelmenize gerek yok diye.

‘acil’
acilin asıl ve en zor kısmı günde yüzlerce hasta bakarken gerçek acil hastayı ayırt edebilmektir.
ayrımını yapabilirseniz diğer hastalara çok abes bir hata yapmadıkça bir sıkıntı olmaz. bunun için de tek önerim gece gelen hastaya iki kez bakın.

koroner arter hastalığı; durumu ciddiyse gerçekten yüzünden belli oluyor, adam korkarak bakıyor size, hastanın ağrısı az da olsa çok da olsa dinmiyor, ne zamandır devam eden bir ağrı bu da çok önemli eğer gün içerisinde başlayan ağrı ise ilk kardiyak hormonun negatif gelmesi hastayı taburcu etmenize yetmez.
eğer dm hastası ise kesinlikle bir kardiyak görmelisiniz çünkü bu hastalarda hiçbir bulgu olmayabiliyor ya da çok alakasız bir bulgu olabiliyor

akut batın; hastaların çok şiddetli ağrısı varsa ya da konversifse hastada rebound defans bakmak gerçekten zor.
sizi kurtaracak soru ise iştahın var mı? en son ne zaman yemek yedin?
soruyu hastanın kendisine sorarsanız çok iyi olur çünkü çocukların anneleri her zaman ‘yok, hiçbir şey yemiyor’ diye cevap verir.
bir de hastayı yürütün gerçekten akut batın olan hastalar dimdik yürüyemiyor.

‘serebrovasküler olay’
baş ağrısı olan her hastanın tansiyonuna, ışık refleksine, kas gücüne bakın.
daha önce bu şiddette ağrısı olmuş mu, yine aynı yer mi ağrıyor, ne zamandan beri var bu ağrı?
iki üç günlük ağrıdan, öncekilere benzeyen ağrıdan çok korkmanıza gerek yok ağrı kesici ile taburcu edebilirsiniz.

'dirençli öksürük ve krup'
eğer ki nem oranı düşük bir yerde görev yaparsanız krup sendromuyla sık karşılaşırsınız.
imkanınız varsa bir röntgen görüp ona göre tanı koyun, yoksa da tedavisinin çok bir yan etkisi yok en azından hastayı o gün için rahatlatır.
havlar tarzda, boğulur gibi öksürüklerde, inatçı iyileşmeyen öksürüklerde krup tedavisi uygulamanızı öneririm.



not: bunlar iki aylık acil deneyimime dayanır *
not2: aklıma geldikçe, nöbet tuttukça editlerim inşallah.

admin ve moderatörlerin kendilerini tanıtma gerekliliği

adım barones frozbit boyum 1.10 , gözlerimin rengini bilmiyorum. dayak yemeyi severim..

şeklinde üstüme düşeni yaptığım istek.

27 ekim 2017 katalonya bağımsızlık ilanı

katalonya'nın karar değiştirip tekrar bağımsızlık ilanını gündeme taşıması ile sonuçlanan olay.

bunu türkiye'de kürtlerin durumuyla bir tutacak insanlar olabilir durum kesinlikle aynı değildir fakat ben yine de kürtlerin ayrılık o kadar istedikleri bişeyse bırakalım kendi yağlarında kavrulsunlar nasıl oluyormuş görelim taraftarıyım.

konu ile ilgili fikrim ise ayrılmaları yönünde. katalonya ispanya'nın topladığı vergilerin %19'unu oluşturmakda fakat aldığı yatırım ispanya'nın %9.5'u değerinde(2015 verilerine göre)
bireysel düzeye indirgeyecek olursak: beni bi eve hapsedeceksiniz gelirime el koyacaksınız verdiğiniz para ise gelirimin yarısı kadar olacak ben tek yaşamak istiyorum deyine auuuuvv. hiç auuuuvv yok arkadaşım daha bunun kültürel sosyal nedenleri de var.
öyle türkiye lehine aleyhine diye de düşünmüyorum. katalonya için bence en iyisi bu.

kaynak: http://www.independent.co.uk/news/world/europe/catalonia-independence-latest-spain-direct-rule-catalan-parliament-president-a8023221.html

edit: gelecek olumsuz tepkiler de ayrıca ispanya'nın toprak bütünlüğünü bu kadar önemseyen avrupa'nın aynı özveriyi ortadoğu'da arap baharı olaylarında neden göstermediği sorusunu ve donen ikiyuzlulugu akıllara getiriyor.
şirket taşıma meselesi de yerinde bi tespit ama ben katalan bölgesinin zenginliğini koruyacağını düşünüyorum. bu oranlara ispanya sayesinde gelmediler ispanya'ya rağmen geldiler. esasen ispanya'yı bu kadar korkutan şeyin bu olduğunu düşünüyorum.
avrupa'nın olumsuz bakış açısında bir de şöyle bir durum var
avrupa'daki tek azınlık karalamalar değil belçika'daki azınlık flemenk halkı fransa'daki azımsanmayacak ermeni güruhu yarın öbür gün benzer bir sorunlar mevzubahis ülkelerin karşısına çıkabilir domino etkisiyle ayrılma kararları alınabilir.
bekleyip göreceğiz.
en başta temennim doğru ve komplikasyonsuz bir referandum gerçekleşmesiydi ama.

araştırma üniversitesi

iyte hala enstitu olarak listede yer almaktadir. turkiyenin tek enstitusudur hatta. ne yazik ki gebze, siyasi rant ugruna kurban gitmistir. gerci iyi mi oldu kotu mu oldu bilmiyorum cunku eski rektore kiyasla simdiki rektor hoca belediye baskani gibi calisiyor. hayalimiz olan mar (merkezi arastirma lab.) kuruldu, in vivo deneyler falan yapilacak daha ne olsun.

bunyesindeki laboratuvarlari ve cihazlari ortalamanin cok cok uzerinde arastirma yapmaya imkan veren bir kurum olan gyte gibi bir okul varken baskasinin girmesi sacmaydi tabii ki. ayrica o bok atilan erciyes uni, urap verilerine gore turkiye 9.su olmus bir universite ve bunyesinde genkok gibi bir fasilite var.

niye bilkent, sabanci, medipol gibi vakif universiteleri yok peki? cunku bunlar zaten butun parayi universiteye basiyor. medipolde oldugumdan biliyorum, her ay cihaz demosu gelir, birileri tanitir tanitir gider. bizimkiler begenirse alir, begenmezse daha pahalisini alir. turkiyenin en efso facs cihazi mesela medipolde (oyle diyolar yani. bd influx, isteyen aratsin. bd modelleri icindeki en iyi ozellige sahip sorter bu cihaz). zaten remer denilen merkez dunyanin parasini emiyor, istka tarafindan destekleniyor, 25% oraninda projeleri kabul ediliyor vs. hayvani para akisi var buraya, daha nereye versinler.

tanim: 1 universite haric isabetli tercihler yapilmis olan yeni universite statusudur. istanbul universitesi bok yesin. *

internetten tıp kitabı siparişi

tıbbiyeliye yakıştırılamayan hareketler

sığlık. tek kelimeyle cevap bu. fakülteye girene kadar sadece test çözmüş, asosyal, saçma sapan insanlarla dolu fakülte. insan tıp fakültesi diyince daha üst düzey entelektüel bilgi birikimi yüksek tipler bekliyor. gel gör ki adamın tek bildiği şey notlara çalışmak, futbol muhabbeti ve sigara. liseden sonra ne kadar leş bir ortama düştüğümü fark ettim. allahtan okula sadece bir şeyler öğrenmek için gidiyorum. bu kadar sığ insana ileride bir de kendimizi emanet edeceğiz. yazık.
not : bu tamamıyle kendi fakültem için söylenmiştir.

uzun kitap okumaya üşenmek

bence uzun ya da kısa kitap seçmek de bir tercih meselesidir. genelde ben de uzun kitaplar okumayı sevenlerdenim ama zamansızlıktan uzun kitaplarımı (örn. yüzyıllık yalnızlık, cehennem) yaz tatiline bırakmak zorunda kalıp kısa kitaplara yönelmek zorunda kaldım bu sene. bu konuda stefan zweig ciddi anlamda önerim olabilir kısa kitaplar okumak isteyenlere. 70-80 sayfaya öyle duygular sığdırmıştır ki uzun bir kitap okumuş kadar zevk alabilirsiniz.

Toplam entry sayısı: 315

kitapmetre

internet üzerinden kitap alışverişi yapanlar için nimettir. sanal mağazalarda satılan kitaplar arasında fiyat kıyaslaması yapar. siz de o siteden bu siteye dolaşmak zorunda kalmazsınız.
www.kitapmetre.com

olağanüstü halde dhy'ye gitmek

hem tıp hem de hukuk mezunu olan erkin göçmen'in twitter hesabını takip etmek bu dönemde işe yarayabilir, kendisi konuyla ilgili açıklamalar yapıyor.

sizin maaşınız bizim vergilerimizle ödeniyor

cumhurbaşkanına, hükümet üyelerine, milletvekillerine ve dahi tüm bürokratlara da söylenildiği gün halisane niyet taşıyacak, halk gerçekten hesap sorabiliyor denebilecektir.

bazı tıp öğrencilerinin cinsiyet ayırması

maalesef doğru haberdir. kendi fakültemde alt dönemdeki bir kız öğrencinin üroloji stajında hocaya gidip dini hassasiyetleri nedeniyle staja gelmek istemediğini söylediğini işitmiştim.
böyle yaparak kendisini ne kadar dindar görse de diğer üroloji stajına devam ederek bir şeyler öğrenme çabasında olan sınıf arkadaşlarını sanırım "penis" meraklısı olarak görüyordur. diğer yandan kadın doğum stajındaki erkek arkadaşlarını da "vajina" meraklısı olarak görüyor da olabilir.

cinsel sağlık eğitiminin de tıbbın bir parçası olduğu fakülte kazanıldıktan sonra öğrenilen bir sürpriz değil, hassasiyeti olan gelmesin kardeşim.

böyle durumlarda aklına cinsel çağrışımlar gelen de fakülteye gelmesin. internlüğüm başladığından beri iki cinsiyetten de sayısız hastaya muayene yaptım, sonda taktım. aklımın ucuna bile cinsellik gelmedi, aklımdaki tek şey hastanın mahremiyetine saygı göstererek, rahatsız etmeden en iyi şekilde işlemi tamamlamak oldu.

böylelerini tespit edip bırak fakülteyi, örgün eğitimin dışına çıkarmak lazım ya neyse.
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/saglik/891740/TTB__Bazi_tip_ogrencileri_karsi_cinsten_hastaya_bakmak_istemiyor.html

fomo

`fear of missing out` yani bir şeyleri kaçırma korkusudur. sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle kendisini göstermiştir. sık sık sosyal medya hesaplarını kontrol ettirerek , arkadaşlarım nereye gitmiş, ne yapmış gibi merakları dürtüler.
hani yarım saat ders çalıştım mola için 2 saat twitter'da dolaştım diyorsunuz ya, ha işte o fomo. ki o yarım saat içinde de muhtemelen sık sık aklınız telefona çelindi.

bir de hayatını 7/24 snapchat yayını yapanlar vardır ki o ayrı konudur.

bazı tıp öğrencilerinin cinsiyet ayırması

maalesef doğru haberdir. kendi fakültemde alt dönemdeki bir kız öğrencinin üroloji stajında hocaya gidip dini hassasiyetleri nedeniyle staja gelmek istemediğini söylediğini işitmiştim.
böyle yaparak kendisini ne kadar dindar görse de diğer üroloji stajına devam ederek bir şeyler öğrenme çabasında olan sınıf arkadaşlarını sanırım "penis" meraklısı olarak görüyordur. diğer yandan kadın doğum stajındaki erkek arkadaşlarını da "vajina" meraklısı olarak görüyor da olabilir.

cinsel sağlık eğitiminin de tıbbın bir parçası olduğu fakülte kazanıldıktan sonra öğrenilen bir sürpriz değil, hassasiyeti olan gelmesin kardeşim.

böyle durumlarda aklına cinsel çağrışımlar gelen de fakülteye gelmesin. internlüğüm başladığından beri iki cinsiyetten de sayısız hastaya muayene yaptım, sonda taktım. aklımın ucuna bile cinsellik gelmedi, aklımdaki tek şey hastanın mahremiyetine saygı göstererek, rahatsız etmeden en iyi şekilde işlemi tamamlamak oldu.

böylelerini tespit edip bırak fakülteyi, örgün eğitimin dışına çıkarmak lazım ya neyse.
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/saglik/891740/TTB__Bazi_tip_ogrencileri_karsi_cinsten_hastaya_bakmak_istemiyor.html

alternatif tus dershanesi isimleri

idam

hukuk sistemi güvensiz ülkelerde çok tehlikelidir. daha birkaç yıl önce ergenekoncu diye müebbete çarptırılan insanlar (ki mümkün olsa idam ederlerdi) aaa kandırmışlar bizi pardon denilerek salındı. demem o ki yarın öbür gün adalet sisteminin eline kimin düşeceği belli değil bu ülkede.

senaryolu mezuniyet fotoğrafları

senaryoludan kastım elinde kanlı eldivenli, enjektörlü, efendime ne bileyim ameliyattan yeni çıkmış gibi saç baş dağınık fotoğraflardır. neyse işte demek istediğimi anladınız.

yaratıcı olarak görünüp aslında içinde 1 mg bile yaratıcılık bulunmayan fotoğraflardır. gördükçe meslektaşlarıma olan inancım azalıyor. önlüklü ve/veya scrubs ile bir iki pozda çekilin fotoğrafı bitsin işte bu macera niye arkadaşınıza torasentez yaparmış gibi mezuniyet pozu veriyorsunuz.

sözlüğün forum şeklinde kullanılması

bazı yazarların defaatle yaptığı davranıştır. tanım içermeyen giriler, doğrudan başka giriye yanıt olan giriler vs. yahut önerilerinizi bekliyorum şeklinde açılan başlıklar hakkında daha az müsamaha göstereceğim.

sözlüğün forum şeklinde kullanılması

bazı yazarların defaatle yaptığı davranıştır. tanım içermeyen giriler, doğrudan başka giriye yanıt olan giriler vs. yahut önerilerinizi bekliyorum şeklinde açılan başlıklar hakkında daha az müsamaha göstereceğim.

tıp okumayan tıbbiyeli sözlük yazarı

normal bir durumdur, garipsenmemesi gerekir.

iyi parti

doğru bir isim tercihinde bulunmuş partidir. klasik kasıntı adlandırmalar ile ideolojik isimlendirmeler yapsalardı hedef kitlesini de sınırlamış olurdu. klasiğin dışına çıkarak farklılık yaratmışlar isimleri daha ilk günden viral şekilde yayılmıştır. yani adları merkez demokrasi partisi olsa daha mı iyiydi?

bu isim biraz da bana apolitik geldi. bu iyi yönde olmuş, zira ülkede şu an kutuplaşma var, kasıntı bir isim ile şu taraftayız diyeceklerdi. bu adlandırma ile şu ya da bu değil herkes için geliyoruz diyebilme şansları daha yüksek.

bazı tıp öğrencilerinin cinsiyet ayırması

maalesef doğru haberdir. kendi fakültemde alt dönemdeki bir kız öğrencinin üroloji stajında hocaya gidip dini hassasiyetleri nedeniyle staja gelmek istemediğini söylediğini işitmiştim.
böyle yaparak kendisini ne kadar dindar görse de diğer üroloji stajına devam ederek bir şeyler öğrenme çabasında olan sınıf arkadaşlarını sanırım "penis" meraklısı olarak görüyordur. diğer yandan kadın doğum stajındaki erkek arkadaşlarını da "vajina" meraklısı olarak görüyor da olabilir.

cinsel sağlık eğitiminin de tıbbın bir parçası olduğu fakülte kazanıldıktan sonra öğrenilen bir sürpriz değil, hassasiyeti olan gelmesin kardeşim.

böyle durumlarda aklına cinsel çağrışımlar gelen de fakülteye gelmesin. internlüğüm başladığından beri iki cinsiyetten de sayısız hastaya muayene yaptım, sonda taktım. aklımın ucuna bile cinsellik gelmedi, aklımdaki tek şey hastanın mahremiyetine saygı göstererek, rahatsız etmeden en iyi şekilde işlemi tamamlamak oldu.

böylelerini tespit edip bırak fakülteyi, örgün eğitimin dışına çıkarmak lazım ya neyse.
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/saglik/891740/TTB__Bazi_tip_ogrencileri_karsi_cinsten_hastaya_bakmak_istemiyor.html

atatürk

`mustafa kemal atatürk` cumhuriyetimizin kurucusu, ulu önder.

içerik kuralları - iletişim