kadavra

Durum: 37 - 26 - 14 - 0 - 24.04.2019 18:48

Puan: 537 -

3 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 4

geleneksel tıp

üzgünüm ama benim için anlamı p>0,05 olan tıpımsı

çilek

bazı bulgularla eşleşmiş meyvedir.
kawasakide çilek dii görünümü olur.



invajinasyonda çilek jölesi şeklinde dışkılama olur.



trizomi 18(edward sendromu)de usgde çilek kafatası görülür.



kolesterolozis'de safra kesesi mukozası çilek gibi görünür.

hayali alman vatandaşı olmak olan çocuk

benimde olmak istediğimdir ancak bismarck almanyasında. çok zeki adam bismarck.

tiroid lenfoması

tiroid patolojilerinde tru cut biyopsi endikasyonu sadece bunda vardır. anaplastik mi lenfoma mı ayırd etmek için. malum birinin şifa şansı var.

yazarların sevdiği hitaplar

annemin küçük kurbağa demesi

dipnot: bmi 29

düğme iliği deformitesi

düğme iliği denmesinin nedeni sanılanın aksine düğmenizi ilikliyormuşsunuz gibi durması değil proksimal falanks başının tıpkı düğme iliğinden geçen düğme gibi tendonların arasından çıkmasından dolayı böyle denmektedir.




kaynak romatoloji hocam
edit:vikipedide de böyle yazıyor

kuğu boynu deformitesi

çok da duyarlı bir bulgu değildir. özellikle hipermobilitelilerde ve kadınlarda görülebilmektedir. hatta yarın sabah gidin amfiye sorun kaç kişi yapabiliyor.
kaynak: romatoloji hocam

intihal

akademide hiç hoş karşılanmaz. suçtur. hatta şu makaleyi bırakayım. bir aşırmacıya kurbanı tarafından yazılmış mektup.
https://annals.org/aim/fullarticle/2592773/dear-plagiarist-letter-peer-reviewer-who-stole-published-our-manuscript
mektuptaki vurucu cümle:
"whether the pressure to publish is so intense, or whether the culture where you work is relatively permissive such that plagiarism is not taken as seriously, or whether getting caught seemed unlikely—it is hard to imagine why you would take this chance."

soru: sözlükten sözlüğe aşırmanın sınırı nedir? uludağdan ekşiden tıbbiyeli sözlüğe mesela. kaynak göstermek zorunda mıdır kişi? bilen yeşillendirirse sevinirim.

motifçi mülayim

sözlük yazarıdır, oylamak için profiline girdiğimde entrylerinin tamamını sildiğini gördüm. uğurlar olsun

gelen mesaj üzerine resim editi: çalışmanın adı motifçi mülayim. sağdaki mülayim kardeşimiz soldaki toplumu motifliyor*. google'da çıkan racism konulu fotoğraflarla ilgisi yok.

carnivore

amerika birleşik devletlerin'de fbi'ın, internet servis sağlayıcılara gelen ve alınan e-mail'leri araklamak için yüklediği sistem. daha sonraları adı dcs1000 olarak değiştirilmiştir.
bir de omnivor'un zıttıdır. etçil demektir.
  • /
  • 4

sözlükte oylama yapmak

profile girip seri olarak yapılmaması gerekendir. yanlış bilmiyorsam oylanan kavram entryler, şahıslar değil. aynı kişinin üst üste gelen entrylerini tesadüfen oylamak ya da birinin hesabına göz gezdirirken eski entrylerini oylamaya lafım yok.

oylama yapmak için yazarın profiline girmek nedir yahu. bu tip davranışlar yazarlara yakışmıyor.

sıvı sıvı seviyesi

anevrizmatik kemik kistinin mri bulgusu.
çok hoş ve tanımlayıcı bir görüntü


sihizm

hindistan bölgesinin kuzeyi 1400 lü yıllarda siyasi olarak bir bütünlük taşımıyordu. bölgede bir çok irili ufaklı devlet yer alıyordu. bu devletler genelde kuzeybatıda islam anlayışını benimsemişken güneyde hinduizm inancını benimsemişti. doğuda bengal ve arakana doğru gittikçe budizm de görülmeye başlıyordu.
işte böyle karışık bir coğrafyada 1500 lü yıllarda yeni bir öğreti olarak sikhizm doğmuştur.
sikhler 16. yüzyıldan günümüze kadar kuzey ve kuzeydoğu hindistanda önemli bir dini etnik grup olmuşlardır.

dostluk

haberiniz olmadan size dua eden birinin varlığını hep hissetmektir. sizin ruhsal sıkıntınızı hissedenin olduğunu bilmektir. iyi ki vardır...

haftalar önceki son konuşmanızda söylediğiniz dahiliye sözlü tarihinizi takvimine not edip sözlünün bir gün öncesinde size, çok kötü hissettiğiniz bir anda dostunuzun ''aklımdasın, sana dua ediyorum.'' yazıp moral verici bir ses kaydı atmasına ve o zor anınızda gülümsemenize sebep olan candan öte bir şeydir. kolay kolay kırılmaz bu bağ. sık görüşemeseniz de kalben yan yana olduğunuzu bildirir, hissettirir. allah herkese nasip etsin.

textbook okumadan mezun olan tıpçı

amaç öğrenmek olduktan sonra ve merak da rehber olduktan sonra textbook şart değildir. merak eden insan takip eder ve öğrenir. uptodate, amboss ve hatta google gibi çok iyi kaynakları kullanmayı bilmek lazım.

idarucizumab

yakın zaman içerisinde fda onayı alan, 'dabigatran' antidotu. devrim niteliğinde bir ilaç.

idarucizumab

-(bkz:praxbind)

-dabigatran'a affinitesi trombin'e göre yaklaşık 350 kat daha fazladır. böylece dabigatran bağlanmak için trombin( faktör 2a) yerine idarucizumab'ı tercih eder.

-2.5g x 2 şeklinde toplam 5 gram infüzyon olarak kullanılır.

-kullanıldıktan 24 saat sonraya kadar rebound kanama(antikolagülasyon) yan etkisi oluşturabildiği için hasta takibi önemlidir.

kara delik


bugün fotoğrafı çekilmiş uzay objesi. ışığın dahi çekiminden kaçamadığı ve içinde ne olduğunun bilinmediği bir fenomen.

müslüman iyimserliği

öncelikle bu entryde müslümanlığın kendisinden ziyade müslümanlarda hakim olan bir anlayışı eleştirdiğimi belirteyim.
bazı müslüman ahalide özellikle de ülkelerindeki yaşayan insan kitleleri bir ulus olamayıp ümmet; esir, köle olmuş olanlarda şöyle patolojik bir iyimserlik türü vardır:
"yabancı işgali altında yaşasa dahi dini vecibeleri yerine getirerek yaşamak yeterlidir. hangi bayrak altında olduğunun veya kim tarafından yönetildiğinin önemi yok. önemli olan müslüman olmak"
bu görüşün kaynağı da müslümanların birçoğunun bu dünyada insanca yaşamak için değil, kitaplarda belirtilmiş sonsuz sürecek bir öteki dünya hayatı için yaşıyor olma düşüncesidir. ondan bu dünyada iyi yaşamak için yapılan her şey günahtır. bu anlayış osmanlı devrinde müslüman ahalinin ticaret, zanaat ve denizcilikle uğraşmasına ve bilimsel ve sosyoekonomik gelişmeye mani olmuş, istanbul'da azınlık dükkanları ezici çoğunluk olmuş, tüm ticaret azınlıklara kalmıştır. kurtuluş savaşı'nda tren hareket ettirebilecek bir tane müslüman veya türk makinist dahi bulunamaması gibi birtakım acı sonuçlara yol açmıştır.

tarihe bir bakalım. bu düşünce ulusal düşüncenin tam karşısında konumlanmış: ulus olmayı bir kenara koyan devletsiz, adem-i merkeziyetçi bir ümmet anlayışı imparatorluğun son yüzyılındaki toplumun depresif ruh halinin ürünüdür. batı avrupa'nın yüksek medeniyeti ve gelişmiş bilim ve teknolojisine karşı çıkamadığı için ümmetler halinde, onların sözde islamın koruyucusu olduğu tezi ile, kölesi olmayı tercih etmiştir. peki nasıl? bu anlayış araplarda nirvana yapmıştır. kudüs'e ingiliz ordusu girince araplar sevinç çığlıkları atmışlar ve dans etmişler, gayretle hizmet edecekleri efendi ingiltere'yi islam'ın koruyucusu ilan etmişlerdir (nasıl olacaksa). ikinci dünya savaşı'nda alman general rommel'in ordusu arap diyarlarına girince bu sefer onları sevinçle karşılayıp onları islamın koruyucusu ilan etmiştir. bu nedenle arap ve müslüman imajı hollywood filmlerinde hep "ucuz şeylere kolayca kanan, enayi, görmemiş" şeklindedir. (indiana jones filminde ortadoğu krallıklarından birinde naziler ülkenin sultanı ile anlaşmak için altınlar sunuyorlardı ama adam bunları kabul etmeyip komik bir biçimde standart bir arabayı bu anlaşma için yeterli görüyordu.)

türkiye'deki örneklere bakarsak kurtuluş savaşı'nda "ingiliz muhipleri cemiyeti" gibi oluşumlar hep islami bir ajandaya sahipti. bu tarz düşünceye sahip olanlara bizden başka örnekler "keşke yunan galip gelseydi" sözüne katılanlar veya "türklüğümden istifa ediyorum", arapça ne güzel bir dil diyen son şeyhülisam mustafa sabri efendi gibileridir.

1800'lü yılların sonlarında hristiyan ruhban sınıfı, balkanlarda yunan, bulgar, sırp ve ulah gibi azınlıkların birleşip millet olmasını sağlamış ve ulusal kimliği güçlendirerek bu halkları uluslaştırmış ve birer devlete sahip kılmıştır. hatta 1821 yunan isyanı papazların teşviki ve çalışmaları ile çıkmıştır. bunlar olurken -hepsi değil ama- bazı müslüman din adamları türklerin ulusal uyanışını destekleyecekleri yerde tersine "milliyetçilik günahtır, haramdır" minvalinde uyduruk söylemlerle köstek olmuşlardır. sonuç, 20. yüzyıl başlarında üzerinde müslüman ve türklerin yaşadığı geniş topraklar birer birer elden çıkmıştır. bu anlayış toplumda kabul görse idi bugün türk ulusu kalmayacak, anadolu'da "yunan ve itilaf işgali altında kolonileşmiş müslüman ümmeti" olacaktı.

türk ulusu'nun bu hastalıklı düşünce tarzına karşı son savunma refleksi 19. yüzyılda batılı tarzda eğitim görmüş kendine ve ulusuna güvenen türk devlet adamları, subayları, doktorları, bilim adamları olmuştu. sözlükte batılılaşmak başlığında ayrıntılı yazmıştım. bu değerli insanların ortak yönü sosyal konulara önem veren türk milliyetçilikleridir. batı medeniyetinin güçlendirdiği yüksek bir türk ulusal kimliği yaratmışlardır ve onlar sayesinde de son türk devrimi başarılmıştır. hepsi müslüman veya başka inançtan fark etmeksizin şu türk ulusu; ümmet, esir, köle olmasın, ulus olsun diyedir...

uzun ve sıkıcı bir entry oldu. ama bu konular hakkında düşünmek ders çıkartmak lazım.

sol frame'in akmaması

bugün dikkatimi çeken birkaç şey var, paylaşayım sizlerle.
2 saate sadece bir entry giriliyor neredeyse.
üşenmedim saydım.
bugün sadece 15 entry girilmiş.
normalde enler listesindeki herhangi bir yazar, bir günde 15 entry giriyordu bazı günlerde.

ikinci mevzu şu.
malign kısmında sadece 11 tane başlık var.
normalde sınır 20 olarak ayarlanmış.
hadi entry girmiyorsunuz, onu anladık.
oy bile vermiyoruz artık.
benign listesine girmek için bir entryin 2 benign alması yeterli oluyor.

mutlaka her birinizin kendince sebepleri vardır.
ama hiç mi yazasınız gelmiyor?
yoksa hepinizin mi sınavı var?
kimse fark etmeden hepiniz okulu bitirdiniz de nisan tus'una mı çalışıyorsunuz?
ya da sosyalliğin dibine vurdunuz da sözlüğe girmeye vakit mi bulamıyorsunuz?

dinime küfür eden müslüman olsa diyen çıkabilir.
önlemimi alayım şimdiden. ben zaten kırk yılda bir entry giren biriyim.
eski ama işlevsiz yazarlardan biri işte. hatta millet nickimi bile unuttu.

neyse.
siz yazın yeter ki. söz veriyorum ilk benigni ben vereceğim.
molalarda okunacak bir şey bulamayınca kendimi kötü hissediyorum.

olumsuz'dan sevgilerle.

Toplam entry sayısı: 37

çilek

bazı bulgularla eşleşmiş meyvedir.
kawasakide çilek dii görünümü olur.



invajinasyonda çilek jölesi şeklinde dışkılama olur.



trizomi 18(edward sendromu)de usgde çilek kafatası görülür.



kolesterolozis'de safra kesesi mukozası çilek gibi görünür.

görüldüğü an kaçılması gereken insan modeli

defterimin ilk sayfasına yazdığım üzere:
-her konuda haklı olduğunu iddia edenler
-her şeye itiraz edenler
-benciller
-menfaatçiler
-sizi değersiz görenler
tabi şunu unutmamak lazım yarın iş hayatınızda bu insanlarla sıkça aynı ortamda bulunacaksınız, o yüzden bu tip insanlarla iş yapmayı bir şekilde öğrenirseniz gelecekteki meslek hayatınızda iş bitiriciliğiniz açısından size çok katkısı olacaktır.

paternalizm

asistanlardan sıkça duymaya başladığım "paternal tıbbı bıraktık kadavracım." deyişleri üzerine nedir bu paternal tıp? diye küçük bir araştırma yaptım. baktım sözlükte yok bulduklarımı buraya da yazayım istedim.
"babacıl yaklaşım. başkalarının hayatını onların iyiliği için onların isteklerine ve düşüncelerine bakmaksızın düzenlemenin doğru olduğunu savunan yaklaşımdır. sağlık mesleğindekiler ilk görevlerinin daima hastanın yararını en iyi biçimde gözetmek olduğunu kabul ederler. bir babanın çocuklarına davrandığı gibi bir doktorun da hastalarına karşı babanın en iyiyi bildiği anlayışı ile yaklaşmasıdır.
savunuları:
–hasta tıbbi konularda karar vermek için yetersizdir.
–hastalığı nedeniyle bilgileri algılamakta zorluk çeker,bilgi vererek hastanın sıkıntıları,
belirsizliği arttırılır."

"bilimsel tıbbın kurucusu hipokrat, hekimliğin sanat yönünü ön plana çıkarırken hekimi baba ile sembolleştirmiş ve hastasına baba gibi davranması gerektiğini belirtmiştir. yaklaşık 2500 yıl boyunca hekim-hasta ilişkisinin ana temasını oluşturan paternalizm, özellikle liberalist düşüncenin genel geçer akım olarak kabulü ile birlikte örselenmiş, 1960 yılından sonra da, özerkliğe saygı ilkesi ve otonomi düşüncesi ile tıp sahnesinden hızlı denilecek şekilde çekilmeye zorlanmıştır."

görsel özet:


kaynak:
http://www.deontoloji.hacettepe.edu.tr/ekler/pdf/aset_15_guz/aset_15_guz_slayt/aydinlatilmis_onam_demir.pdf

https://www.medimagazin.com.tr/authors/ahmet-nezih-kok/tr-paternalizm-ve-ozerklige-saygi-ilkesi-Isiginda-sen-bilirsin-cevabi-72-62-3349.html

tıbbiyeli itiraf

çok sıkıldığım bir an telefonun hoparlörünü kedimin ağzına dayayıp steteskopla karnından müzik dinlemiştim.

küçelere su serpmişem

muhteşem bir ses olan rashid behbudov tarafından yorumlanan azerbaycan şarkısıdır. her dinlediğimde alır götürür bir yerlere, farklı duygulara.
ne ezizdir yarim canım...



küçelere su serpmişem
yar gelende toz olmasın
eyle gelsin eyle gitsin
aramızda söz olmasın

samavara od salmışam
istekana gend salmışam
bir haftadır tek galmışam (2-yarim gidip tek galmışam)
ne ezizdir yarim canım (2-ne şirindir yarim canım)

piyaleler ıraftadır
her biri bir taraftadır
görmemişem bir haftadır (2-yarim gidip bir haftadır)
ne ezizdir yarim canım (2-ne şirindir yarim canım)

küçe: sokak
istekan: çay bardağı
gend: şeker
salmak: atmak
piyale: kâse, kadeh, çanak
ıraf: raf
od: köz

ezginin günlüğü yorumu

çilek

bazı bulgularla eşleşmiş meyvedir.
kawasakide çilek dii görünümü olur.



invajinasyonda çilek jölesi şeklinde dışkılama olur.



trizomi 18(edward sendromu)de usgde çilek kafatası görülür.



kolesterolozis'de safra kesesi mukozası çilek gibi görünür.

the new england journal of medicine

namıdiğer (bkz:nejm), massachusetts kökenli prestijli haftalık tıp dergisidir. kendisi yayımlanmakta olan en eski tıp dergisi ünvanını taşımaktadır. bu dergide yapılan yayınlar günlük tıp pratiğimize önemli ölçüde etki etmektedir. bir aday molekül lehine yapılan çalışmanın bu dergide yayınlanması fda için onay endikasyonu oluşturabilir. ingiliz kankisi (bkz:lancet) le beraber "ah şuralarda bir yayınımız olsa!" nidasını attırır akademisyenlere. perşembe sabahlarımı aydınlatan "ımage challenge" testini çözmek ise yeni şeyler katar insana. şiddetle tavsiye edilir.

fakültecilik

fakülte milliyetçiliği diye açacaktım ama bu adlandırma daha uygun geldi.

köklü fakültelerin hocaları ve öğrencilerince yapılan tutuculuktur. bir alt düzeyi liseciliktir.

ülkenin önde gelen fakültelerindeki çok değerli bilim insanlarında bile dikkatimi çekti bu durum. düzenledikleri etkinliklerde kimisi sürekli fakülte reklamı yaptı, kimisi konuşmalarının ciddi bir kısmında kurucularından bahsetti. bazıları bileğinin hakkıyla yatay geçiş yapanlara iyi bakmaz derste rencide ettiklerini gördüm. üstelik çok sevdiğim bir hocam yaptı bunu "bartın*'dan buraya yatay geçiş yapıyorlar siz puanlarınızla buraya girdiniz yazık değil mi" dedi. bazıları da soru sormaya yanlarına gittiğinizde fakültenizi sorarlar ve ona göre tavır takınırlar. üzücü. ben zaten oraya gelebiliyordum hocam eğer sıkıntı puansa. amacım sizinle bilimsel bir bağ kurmak.

öğrencilerde ise şunu gördüm fakültelerinde her şey çok mükemmeldir ve onlardan olmayanlarla ilişki kurmaktan çekinirler. oysa 3-5 kelam etsek, tanış olsak. neden çevrenize bariyer örüyorsunuz. yarın biz meslektaş olacağız arkadaşlar, kimseden bir eksikliğimiz ya da fazlalığımız yok. kendini çok iyi eğitenler öne çıkacak. diplomanızda yazan fakülte bir yere kadar yanınızda olacak siz kendinizi yetiştirmedikten sonra ne önemi var. bir şekilde mezun oluyor herkes.

gerek tr'de gerek yurtdışında hocalarla tanış oldum bir şeyler tartıştım. ama inanır mısınız ortaya muhteşem eserler çıkarmış o kadar mütevazi insanlar var ki. gerçek manada ağaç ne kadar meyve verirse, dalı o kadar eğilir lafının karşılığını görüyorsunuz. açın nobel minds programını izleyin, bu insanlar nobel aldıkları sırada en iyi fakültelerdeydi.

dipnot: bunlar ne mutlu ki fakültelerde azınlıkları oluşturuyor. belki de gerekliler ekolün devamı için. doğru yanlış bilmiyorum tamamen benim bakış açım olaya.

tıbbiyeli itiraf

çok sıkıldığım bir an telefonun hoparlörünü kedimin ağzına dayayıp steteskopla karnından müzik dinlemiştim.

tıbbiyeli itiraf

sürekli çıkmış soran bir hocayı dekanlığa şikayet etmiştim. konuları önemliydi insanların o konuları elemesine vicdanım el vermedi.

dipnot: yavaş malignleyin
edit: hala malignleyen güruh için konu resüsitasyondu.

tıbbiyeli itiraf

sürekli çıkmış soran bir hocayı dekanlığa şikayet etmiştim. konuları önemliydi insanların o konuları elemesine vicdanım el vermedi.

dipnot: yavaş malignleyin
edit: hala malignleyen güruh için konu resüsitasyondu.

tıbbiyeli itiraf

çok sıkıldığım bir an telefonun hoparlörünü kedimin ağzına dayayıp steteskopla karnından müzik dinlemiştim.

dövme yaptıracaklara tavsiyeler

çeşitli hastalık riskleri olduğunu göz önünde bulundurmanız gerekiyor. güvenmediğiniz yerde yaptırmayın.

tıbbiyelinin izlediği diziler

tıbbiye süresince en çok tüketilen besinler

çay
hayatım gibi demli ve acı...

içerik kuralları - iletişim