kamistornavida

Durum: 329 - 10 - 0 - 0 - 14.09.2018 17:49

Puan: 2863 -

1 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

.
  • /
  • 33

sevdalardan bize arta kalan

pişman değilim sözlük. iyi ki sevmişim, iyi ki çok sevmişim. iyi ki divanelik etmişim.
 spoiler!
üşürsün ya adamakıllı, hani aklın karışır. bu bir divaneliktir, gönül âha alışır.

sevdadan bana kalansa koca bir boşluk. içimde her hissettiğimde göğsümde sızı gibi yayılan bir şey. eskiye duyulan özlem. o hiç sevdayı hak etmemiş biri olsa da, belki onun da suçu yok, sevdasına düşmek benim kabahatim olsa da sevda işte sözlük.

şu anki ruh halinizi yansıtan şarkı


geceleyin birden aklıma melodisi düştü, uzun uğraşlar sonucu bulabildim. yansımalar-yakamoz.

ödüm patlıyor gülce'ye bakmaktan

...
nutkum tutuluyor, ürperiyorum.
saniyeler gözlerimde birer can,
her saniyede bir can veriyorum.
 spoiler!
tanım: harikulade şiirin ürperti veren dizesidir.

arveles

tıp öğrencilerini en çok bütünlemeye bırakan tıp fakültesi

medeniyette geçtiğimiz sene dönem 1'lerin %25'i büte kalmıştır.
 spoiler!
sanırım ortalama bir değer, %55 gibi oranları duyduktan sonra.

tatilin en güzel yanı

tatilin güzel yanı var mı bilmiyorum bazen tatil çok da zevkli gelmiyor, neden tatilde olduğumu sorguluyorum. hayat bir garip be sözlük.

sözlükte siyah yoğunluklu tema kullanmak

sözlüğü çoğunlukla gece yatmadan önce ya da uyku tutmadığında (yine gece vakti) kullandığım için bu saatlerde gözlerimin bu renk tonlarında daha rahat etmesinden dolayı gerçekleştirdiğim durumdur.

din

din, hayatı anlamaya yönelik oluşturulan herhangi bir inanç sistematiğidir.
"sene 2018, din yalan" dediğiniz zaman aslında kendinizi inkar etmiş oluyorsunuz. çünkü sizin hayata verdiğiniz anlam bu ve bu da sizin dininiz.
hayatı kendi kendine meydana gelmiş varlıklar bütünü olarak anlamlandırmak, hele ki yokluk denilen tanımsız şeyden varlığın neden oluştuğunu böyle olup bitmiş şeklinde düşünmek oldukça ilginç bir dindir. hayata anlam yüklemeyen, sıradan oluşum-gelişimlerin birbirini takip ettiği, evrenin başıboş olgular bütünü olduğu inancı doğrultusunda size hiçbir sorumluluk yüklemeyen bir sistematiktir ama, evet, bu da bir dindir.
bunların yanı sıra, yaratıcı tarafından gönderildiğini söyleyen ve (yaratıcıdan gelmediği ispatlanamaz şekilde) olağanüstülükler içeren birtakım mesajlar da farklı bir din kurumudur.
çoğu zaman bazı din tarafgirleri fütursuzca sorgulamasız bir yol tutarlar. mesela "hayatın anlamsız olduğu düşüncesine iman eden birisi" kesinkes böyle olduğuna inanmıştır ve bunun sarsılmaz bir gerçeklik olduğunu düşünür. ama konu başka dinlere geldiğinde birçoğu "yav siz de hiç sorgulamıyorsunuz" derler.
 spoiler!
sonuç: herkes kendi dinini seçer.

minimal öykü denemeleri

genel hatları başarılı olmakla birlikte "mahur bey" hitabının çok sık tekerrür etmemesi okuyucuya daha keyifli bir okuma sağlayabilir

bir ülke olsan hangisi olurdun

endonezya adalar topluluğu.
 spoiler!
öyle bin parça, öyle paramparça
  • /
  • 33

yanlış anlaşılmayı düzeltmemek

insanlarla konuşurken bazen beni yanlış anladıklarını fark ettiğim halde, düzeltmenin karşımdakiyle konuşmama pek bir şey katmayacağını düşündüğüm için yapabildiğim eylem, ya da eylemsizlik. onun anladığı gibi devam ediyorum konuya, "he he" diyip geçiyorum. sonuçta düzeltsem de düzeltmesem de aynı noktaya varıyoruz, durum değişmiyor malesef.

pomodoro tekniği

deneyeyim dedim. 25 dk da 4 sayfa çalışmışım.
yıkıldım. koltuğumda boşluğa bakarak oturuyorum bi saattir.
küçük bi hesapla 5 seneye falan biter galiba konular.

edit: aslında düşününce zaten günde 10 sayfa okuyan ben iki saatte 16 falan yapabilirim. kar kardır.

babanın araba kullanmayı öğretmesi

babanızın sabır ve sakinlik derecesine bağlı olarak değişebilir ama bana babam öğretmedi. size bir anımı anlatayım neden olduğunu anlarsınız.
kışın biz babamın bir akrabasına gidiyoruz, normalde pek buzlanma olmaz oralarda ama şehir dışında bir yerdi. o yüzden etraf buz tutmuş, sağ taraf uçurum, yol dar ve dağlık bölgedeyiz. babam arada bir uyarıyor "kızım sağa yanaş" düşünuyorum daha da yaklaşırsam uçurum yine de yaklaşıyorum herhalde orta kısımda buzlanma var diye, babamın sesi yukseliyor kızım sağa yanaşsana baba diyorum daha ne kadar sağa yanasabilirim babam en son durdur arabayı diyor ödü kopmuş durumda. anladık ki sola yanaş diyormuş heyecan yapınca sağa demiş neyse o gün baya bir azar yemiştim*

yazın okunması gereken faydalı tıp kitapları

utançtan yerin dibine girdiğiniz anlar

benden 10 yaş büyük kuzenle playstation oynuyoruz, lise 2 ye gidiyorum o zamanlar.. 3 maç arka arkaya kazandım. baktım morali falan çöktü,

+ne üzülüyorsun abi yaa sanki kısır mısın..yenmek de var yenilmek de
-evet kısırım

adam o gün tanı almış. üzerine 7 8 maç daha yaptık. ben bilerek yenildim. bir kelime bile etmedik

whatsapp'ta last seen'i kapatan insan

last seen açılacak bir şey değildir.
kapatın.
herkes kapatsın.
yarın bi gün ölüyorsunuz,
kalıyoruz öyle 9 kasım 21.42 diye.

insanın büyüdüğünü anladığı an

babandan para alırken rahatsız oldugun o an.

fizyolojik olarak açıklanamayan durumlar

ben de bilimsel bir şey diyeyim de merak edecek olan varsa belki ilerde tez konusu falan yapar, araştırır hatta bulur da ben de vesile olmuş olurum.

kişiler aşırı tatlı yiyince o kadar da etkilenmezken, aşırı tuzlu bir madde yiyince iğrenç gelmesi(ki genelde aşırı tuzlu yiyecekler tükürülür, yutulamaz.) olayında fizyolojik olarak açıklanamayan yönler var. şöyle ki, tatlı yiyince dildeki tat reseptörlerinden yalnızca tatlıyı algılayanlar uyarılırken, aşırı tuzlu yiyince hem acı hem ekşi hem tuzluyu algılayan reseptörlerimiz çalışır. halbuki hepsi farklı tatları algılamak için programlanmıştır. peki neden böyle üçü birden çalışıyor tuzluda? işte bu bilinmiyor, ilerde bulunursa düzenleyeceğim bu entryi.

küçük bir sahil kasabasında hekim olmak

evet, onlardan birisiyim.
şimdilerde hayatımda hic ummadigim şeyleri yaşayıp, görmeyi hic düşünmedigim yerleri görüyorum. çok şükür mutluyum.

batının batısında bir deniz kenarı, küçük yazlık bir belde. sabah erken kalkınca evimin solundaki göl manzarasına bakıp keyif çekiyorum içime. kirli kibrit binalardan, yanik betonlardan uzak, şirin müstakil evlerin arasından geçerek sabah yürüyüşünü yapıyorum sonra. sessiz, hafif bir rüzgar, arkanızdan vuruyor. anneniz kahvaltı hazırlayıp bekliyor masada. saat henüz 8. manzaraya bakıp farklı düşüncelere dalarak kahvaltıyi uzattıkça uzatıyorum.
nöbete geliyorum, herkes size günaydın hocam diyor. güleryüzlü serpil ablamız cay hazır hocam diyince içiniz serotoninle dolup taşıyor. sizi kosusturan yok, ezilmiyorsunuz başkalarına, el üstündesiniz hep. belki fazla aktivite imkânınız yok ama insanlarla mutlu bir muhabbet size yetiyor.

biliyor musun sözlük, hayatta mesut olmak - kaza bela bir durum yoksa- öyle çok zor birşey değil. metropol kentte büyüyen biri olarak diyorum ki, insanin harcayamadıgi zaman mutsuzluguna yetiyor aslında.

hayatımın son yıllarında sunu anlamaya başladım: idealist olmakla hayatın size sunduğunu kabullenmeyip reddetmek başka şeyler. idealist insan kafasına taktığını yapana kadar çalışan ve içi rahat etmeyen insandır. ama hayatta kendisine sunulacak şeyleri görmeden daha iyisinin ne olacağını bildiğini düşünerek, başka ihtimalleri düşünmeden körü körüne bağlanmak değil.

idealistliğinizden taviz vermeyin, inanın, çalışın ve hayalinize yapışın. bu ülkenin çok ihtiyacı var.

ancak hayat bir kez verilmiş bir nimet. kendinizi yıpratmadan, azıcık da olsa biraz zamanı kendinize bırakın sevgili meslektaşlarım.

umarım hayatta verdiğiniz kararlar gerçekleşmediğinde hep daha güzel bir netice ile karşılaşırsınız. gönlünüzce olsun herşey.

küçük bir sahil kasabasında hekim olmak

bir haftadır içinde bulunduğum güruh. hele tsm hekimiyseniz huzuru başka yerde aramanıza gerek yok. sabah saatlerinde gelip başlıyorum görevime. odaya çıkana kadar en az beş kişiyle günaydınlaşıyorum. tebessüm ediyorlar bana. kıymet verdiklerini hissediyorsun. "çay demlendi içebilirsiniz." diyor personel ablamız. alıyorum çayımı. yapacak çok bir işim yok. hemen bitiveriyor evrak işleri. sonrasında ister ders çalış ister denizi seyret. büyükşehirin keşmekeşinden sonra bir tuhaf oluyor insanın içi. trafik, korna sesleri, yerlerde yatan suriyeliler, bina yığınları yok. alabildiğine yeşil tepeler ve karşıda masmavi deniz var. tusu kazanıp 5 sene amelelik yapıp peşine de allah'ın dağında mecburi hizmet yapmaktansa böylesi daha cazip geliyor sanki. ama burada da mesleki tatmin yok. o kadar sene bunun için mi okuduk? bilemiyorum sözlük...

Toplam entry sayısı: 329

yalnızlık

bu başlığı kaç kere ziyaret ettim bilmiyorum. bazı entryleri artılayıp gitmişim. tanımlayabiliyor olsam herhalde suskunluk derdim. boş boş yürümek, sonra yürümekten sıkılmak, susmak, susmaktan sıkılmak, konuşsan ne konuşacaksın, bir şey desen kime ne diyeceksin?
mutlu olmayı, insanlara güzel enerji saçmayı seven birisi olmama rağmen suratında darbe izleri olan bir adam gibi oluyorum. susuyorum. kalıyorum öyle.
bu sefer yalnızlığımı burada buldum sanırım ki yazmadan gitmiyorum bu sefer. karşımda insanlar duruyor. öyle duruyorum.

yalnızlık

galeriyi açıp düzgün bir fotoğrafınızı bulmak istediğinizde büyük bir uğraş vermenize neden olan durumdur. çünkü fotoğrafınızı çekecek pek kimse olmamıştır yanınızda. haliyle çok fotoğrafınız da yoktur.
güzel bir yerden geçerken bazen içimden geçiriyorum, şurada fotoğrafım olsa ne güzel olurdu diye. özçekim bana fotoğraf çekinmenin verdiği duyguyu yaşatmıyor.

hayatın insana öğrettikleri

hayır demeyi bilmek.
ayrıntı vermek istemediğin bir durumu "işim var" diyerek kesip atabilmek.
sana zararı dokunan insanlarla ilişkini asgari düzeye indirebilmeyi bilmek.
hayattan bilmenin önemini öğrendim, çoğu zaman da bir şeyleri yapa-bilmenin önemini.

komite sabahı

bitmesi hiç mi hiç istenmeyen gecenin çok çabuk geçmesiyle sırıtarak gelen sabahtır. samimiyetsiz bir sırıtış gibidir, gıcık yani.
bitiremediğin notlar yerlere saçılmıştır. bari şu çıkmışlara bakmadan girmeyeyim diyerek son bir hamleyle davranmana sebep olur. en sonunda artık dayanamayan beyin ve ruh ikilisi beyaz bayrağı çeker ve (bkz: nolacaksa olsun pozisyonu)'na geçer.

tıbbiyeli sözlük

çok fazla büyümesini istemediğim sözlüktür.
bir de gündem hafiften aksa tadından yenmez.

babamla tartışmak

bu başlığı belki "babayla tartışmak" şeklinde açabilirdim. bilerek babamla yazdım. çünkü oradaki sahiplik eki içimdeki bütün duyguları sahipleniyor. çünkü o tartıştığım adam benim babam ve hep benim babam kalacak. ben o adamdan bir parçayım, ben babamdan bir parçayım. iyi ki benim babamsın ve iyi ki senin oğlunum.
ufak bir olaydı, birkaç sitemkâr sözle devam etti. belki haklıydım, ne önemi var, babamla tartıştıktan sonra, hiçbir önemi yok.
üzülüyorsun, pişman oluyorsun, kendine kızıyorsun ama gidip babana bir kelime bile edemiyorsun, iyi mi? "özür dilerim" diyemiyorsun, tıpkı hiçbir şey yokken bile "seni seviyorum" diyemediğin gibi.
ah babam. bazen ölümün aklıma geliyor. ah babam. sen benim babamsın ve benim bir yarım sensin.

içerik kuralları

sözlüğün sözlük formatında olmasını sağlayan kurallardır.
 spoiler!
buraya da entry giriliyormuş demek

israilin sağlık görevlisi katletmesi

insanlık suçudur.
varlık suçudur.
çünkü sağlık görevlisi olmak bir insanlık görevidir.
hiçbir katkısı olmasa dahi zarar vermedikçe kimseyi öldüremezsiniz. oysa 21-22 yaşlarında bir genci bu insanlığın en mühim işlerinden birini yapıyorken öldüren bir devletten bahsediyoruz. varlığı bile suç.

1'lenen entryi unutmak

mezkur entryi (habersizce) tekrar +1'lemeye çalışmakla devam eder. sonucunda "daha önceden vermiş olduğunuz artı oy silindi" yazısıyla karşılaşıp tekrar butona basılır ve rahatlanır.

sol framede din karalama akışı

adamın kafası karışmış, kendi gibi birkaç kişi bulursa psikolojik olarak rahatlama yaşayacak. kendilerine tavsiyem; sorunlarıyla başa çıkmalarını öğrenmeleridir.
kafan karıştıysa git araştır, ne bu enteresan hareketler

yazarların 24 haziran 2018 oy tercihleri

sayenizde ak trol olduk, sağolun ama bu beni tercihimden dolayı utandıramaz.
(bkz:recep tayyip erdoğan)
edit: sizin eksilerinizden dolayı da çekincem yok. kazanamayacaksınız ki niye çekineyim*

25 haziran 2018 sabahı

reisin bir kez daha reis seçilerek bundan sonraki süreçte 'türkiye'nin geleceği için hangi adımları atmalıyız' sorusunun istişare edilmeye başlayacağı sabahtır. yolumuzun üstündeki engelleri (bkz: muhalefet) bir kenarı koyup kararlılıkla "yola devam" diyeceğimiz sabahtır.
inşaallah, öyle umuyorum.
 spoiler!
eksileriniz umrum dışı *

 spoiler!
umrum dışı dedikçe daha çok çatladığınızı biliyordum *

 spoiler!
evet şu an hâlâ umrum dışı *

23 haziran 2018 muharrem ince istanbul maltepe mitingi

kendi kendini kandıran insana benzeyen mitingtir.

sandıkta yok olan maltepe mitingi

erdoğanı devireceklerine artık çok inanan insanların, bu inançlarını sağlayan ağzı laf yapan ama boş yapan önderleriyle birlikte yaptıkları ve 5 milyon olduklarını iddia ettikleri mitingin gerçeği yansıtmadığının sandıkta resmen kanıtlanmış olmasıdır.

hazımsızlık

erdoğan'ın başkan olması karşısında seri eksicilerin, muhalif tıbbiyeli sözlük yazarlarının ve maltepe mitingine katılan bir takım kimselerin yaşadıkları durumdur.

içerik kuralları - iletişim