kamistornavida

Durum: 296 - 44 - 5 - 0 - 17.07.2018 20:27

Puan: 2515 -

1 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

.
  • /
  • 30

tıbbiyeli sözlük'ün gündemden uzak olması

zaten her yerde duyduğumuz şeyleri, rahatlamaya girdiğimiz bir platformda tekraren konuşmak istenmemesinden kaynaklanan durumdur. bu durumu bozan yazarlar da çoğu zaman sempatiyle karşılanmazlar.

yanık dondurma

böyle bir dondurmayı başka illerde kimsenin bilmiyor olması bir antalyalı tarafından ilginç karşılanır. çünkü o her yerde böyle olduğunu sanmıştır fakat başka bir yerde bulamayacağı için hasretliktir.

sobottanın 650 lira olması

sobotta'nın döviz kuru haline gelmiş olmasını gösteren durumdur.

ısrarla yanlış okunan tıbbi terimler

flaster denen sargı bandını flestır diye okuduğum için tıpçı ablam bana güldü. bilemiyorum yani ingilizce gibi duruyor. doğru okunuşunu bilen buyursun.

hayatında hiç kavga etmemiş insan

küçükken, ilkokulda, bizden bir üst sınıfta kısa boylu bir abi vardı. yani abi desem inanmazdınız, boyu dolayısıyla. bir gün her nedense tartışma çıktı oyun parkında (tartışmanın çıktığı yere dikkat). bir anda kumlara yattık, çocuğun üstüne çıktım, ellerim boğazında mı kollarında mı kaldı bilmiyorum. e şimdi napıcam, moduna geçtim. sonuç olarak hareketsiz bırakmıştım. herhalde orada dayak atmam gerekiyormuş, bilmiyordum, bilsem bile atamazdım biliyorum. bıraktım ve kalktık. o da kalktığımızda saldırmadı bana. öyle masummuşuz işte.
daha sonraları hayatım boyunca ufak tartaklanmalar yaşadım. birçoğunda, sıska biri olduğum için, karşılık veremedim. kendimi korumaya çalışmakla kaldım. zaten ondan sonra da hiç sözlü tartışma dışına çıktığımı hatırlamıyorum. olaylar kızışmaya başladığında ortadan kaybolmayı yeğliyorum.

tıp fakültesi yatay geçiş önerileri

net bir istek olsaydı daha fazla tavsiyenin olabileceği başlıktır.
şöyle ki, yatay geçişi hangi düzlemde yapacaksın? yerleştirme puanıyla mı, not ortalamasıyla mı?
not ortalaman yüksekse en iyi fakülteleri hedefle. değilse nereleri tutturabiliyorsun, onları listele. böyle böyle daha iyi tavsiyeler verilebilir.

unutmak mümkün mü

unutmak kolay mı, sorusunun bir başka versiyonudur. oğlun kızın olsun hele, unutursun mihribanım demiş abdürrahim karakoç.

ilginç isimler

sigara

uçakta, uçak tuvaletinde, içmeye çalışırsanız ve fark edilirseniz (ki fark edilirsiniz) hiç düşünmediğiniz cezalara çarptırılma olasılığınız bulunan, bağımlılık yapıcı madde içeren ölümcül üründür.

sol frame'in akmaması

bazı yazarların tek cümlelik basit tanımlamalarıyla oluşan nicelikten ziyade nitelik açısından yüksek seviyede olması daha tercih edilesidir.
  • /
  • 30

yazarların en sevdiği telefon oyunları

(bkz: re-volt 2 multiplayer) aslında eski bir bilgisayar oyunu olan uzaktan kumandalı arabaların yarıştırıldığı oyundur.

şimdilerde bulunmayanlar

gökyüzündeki yıldızlar.
hala ordalar ama kirlilikten görünmüyorlar.

yazarların sevdiği hitaplar

geçme notu

bir hocamızın öğrencilik muhteşem bir mekanizmadır diye başlayan konuşmasında ele aldığı konudur. "geçme notu 70 iken fakülte öğrencilerinin ortalaması 70'ti 1 puan yukarı oynamazdı, geçme notunu 60 yaptık fakülte ortalaması bıçakla kesilir gibi 60'a düştü bu nasıl muhteşem bir dengedir. yani çocuklar öğrencilik güzel şeydir tam geçeceği kadar çalışır fazlasında gözü yoktur" (amfinin ön sıralarındaki derecelik öğrencilere imalı bakış fırlatılır)

tıp fakültesinde nereye geldiğini anlamak

birinci sınıfın ilk günü herkes heyecan içindeydi. bilime aç, meraklı ve istekli. sonra ilk derse gelen hoca şöyle dedi "gençler yol yakınken dönün. bu size bi abi tavsiyesi."

59.4 ten büte kalan tıpçının ruh hali

bu şekilde kalan bir arkadaşıma bunu öğrendiği andan itibaren bir süre destek olmuştum, o zaman gözlemlediğim kadarıyla birkaç aşamadan geçiyor insan. önce itiraz, inanmakta zorlanma; sonra bir kabulleniş ve normalleşme, ardından isyan ve kendini hırpalama, suçlama; en sonunda sakinleşip bir yetişkin gibi gerçekle yüzleşme.

tıbbiyeli itiraf

olsa nasıl olurdu uktesi çok kötü. yıl dahi geçse hep insanın aklında dönüp duruyor. pişmanlık değil ama insanın içinde kalıyor hep.

duyunca küçük çaplı bir şok geçirten olaylar

dahiliye notu almaya gittim.çıkan notları gördükçe ufak çaplı bi şok oldu tabi ama asıl şoku abinin 60 lira dediği an yaşadım.daha da acısı bütün bunlar yaşanırken başka bölümden birisi geldi ve 25 kuruşluk bir not çıkarıp gitti.25 kuruş nedir ya sakız fiyatı değil miydi o :)

yalnızlığın farkedildiği an

"her şey bir yalan gibi yandığı zaman
yalnız olduğunu anlıyor insan"
ibrahim sadri

yazarların garip huyları

bence herkesin en az bir tane sahip olduğu huy,davranış biçimidir.gariplikleri kişiden kişiye değişebilir.
otobüse ya da herhangi kalabalık bir ortama girdiğimde tanımadığım insanları kendi hayal dünyamda bir role yerleştiriyorum,hayatları hakkında tahminler yapıyorum .
mesela metroda tam karşımda oturan takım elbiseli yaşlı amca...emekli bankacı.ıki çocuğu var;bir kız,bir erkek.kızı daha üniversitede okuyor.eşi iki yıl önce ölmüş.bu nedenle pantolonunun ütüsü pek iyi değil.bir apartman dairesinde tek başına yaşıyor.eve gidince elindeki bulmacasını çözecek,,tek başına yemek yemeyi sevmediği için bir şeyler atıştıracak,biraz tv izleyecek,koltukta uyuyakalacak...
böyle işte...çok fazla otobüs yolculuğu yaptığım için bir süre sonra bu yöntemi buldum.bence gayet eğlenceli.*

Toplam entry sayısı: 296

yalnızlık

bu başlığı kaç kere ziyaret ettim bilmiyorum. bazı entryleri artılayıp gitmişim. tanımlayabiliyor olsam herhalde suskunluk derdim. boş boş yürümek, sonra yürümekten sıkılmak, susmak, susmaktan sıkılmak, konuşsan ne konuşacaksın, bir şey desen kime ne diyeceksin?
mutlu olmayı, insanlara güzel enerji saçmayı seven birisi olmama rağmen suratında darbe izleri olan bir adam gibi oluyorum. susuyorum. kalıyorum öyle.
bu sefer yalnızlığımı burada buldum sanırım ki yazmadan gitmiyorum bu sefer. karşımda insanlar duruyor. öyle duruyorum.

yalnızlık

galeriyi açıp düzgün bir fotoğrafınızı bulmak istediğinizde büyük bir uğraş vermenize neden olan durumdur. çünkü fotoğrafınızı çekecek pek kimse olmamıştır yanınızda. haliyle çok fotoğrafınız da yoktur.
güzel bir yerden geçerken bazen içimden geçiriyorum, şurada fotoğrafım olsa ne güzel olurdu diye. özçekim bana fotoğraf çekinmenin verdiği duyguyu yaşatmıyor.

hayatın insana öğrettikleri

hayır demeyi bilmek.
ayrıntı vermek istemediğin bir durumu "işim var" diyerek kesip atabilmek.
sana zararı dokunan insanlarla ilişkini asgari düzeye indirebilmeyi bilmek.
hayattan bilmenin önemini öğrendim, çoğu zaman da bir şeyleri yapa-bilmenin önemini.

komite sabahı

bitmesi hiç mi hiç istenmeyen gecenin çok çabuk geçmesiyle sırıtarak gelen sabahtır. samimiyetsiz bir sırıtış gibidir, gıcık yani.
bitiremediğin notlar yerlere saçılmıştır. bari şu çıkmışlara bakmadan girmeyeyim diyerek son bir hamleyle davranmana sebep olur. en sonunda artık dayanamayan beyin ve ruh ikilisi beyaz bayrağı çeker ve (bkz: nolacaksa olsun pozisyonu)'na geçer.

baba

baba.
varlığında doyasıya sarılamadığın ama yokluğunu düşünemediğin biricik (gerçekten biricik) insan.
baba.
büyüdükçe asla seni onun kadar sevmeyecek insanların arasına girdiğini fark etmen...
küçükken babanla çekilmiş fotoğrafına bakıp kendinden fazla babanın yüzündeki o güzel, içten, sıcak gülümsemeyi içinde titreyerek hissetmen...
baba.
seni hayata bağlayan adam.
ve bir gün baba olduğunda gerçekten onu hiç anlayamamış olduğunu fark edeceğin adam.

israilin sağlık görevlisi katletmesi

insanlık suçudur.
varlık suçudur.
çünkü sağlık görevlisi olmak bir insanlık görevidir.
hiçbir katkısı olmasa dahi zarar vermedikçe kimseyi öldüremezsiniz. oysa 21-22 yaşlarında bir genci bu insanlığın en mühim işlerinden birini yapıyorken öldüren bir devletten bahsediyoruz. varlığı bile suç.

içerik kuralları

sözlüğün sözlük formatında olmasını sağlayan kurallardır.
 spoiler!
buraya da entry giriliyormuş demek

sol framede din karalama akışı

adamın kafası karışmış, kendi gibi birkaç kişi bulursa psikolojik olarak rahatlama yaşayacak. kendilerine tavsiyem; sorunlarıyla başa çıkmalarını öğrenmeleridir.
kafan karıştıysa git araştır, ne bu enteresan hareketler

yalnızlık

bu başlığı kaç kere ziyaret ettim bilmiyorum. bazı entryleri artılayıp gitmişim. tanımlayabiliyor olsam herhalde suskunluk derdim. boş boş yürümek, sonra yürümekten sıkılmak, susmak, susmaktan sıkılmak, konuşsan ne konuşacaksın, bir şey desen kime ne diyeceksin?
mutlu olmayı, insanlara güzel enerji saçmayı seven birisi olmama rağmen suratında darbe izleri olan bir adam gibi oluyorum. susuyorum. kalıyorum öyle.
bu sefer yalnızlığımı burada buldum sanırım ki yazmadan gitmiyorum bu sefer. karşımda insanlar duruyor. öyle duruyorum.

ağlayan kızın tuvalete götürülmesi

ortaokulda, ilkokulda hep gördüğüm bir klasik olaydır. öyle ki bunu yazarken komitede işlevini yitiren hafızamın derinliklerinde bir yerlerde kıpırdanmalar olmakta ve eski görüntüler gözümün önüne gidip gelmektedir.
muhtemelen bir olay olmuştur, birisi birisine bir şey demiştir, kavga etmişlerdir. ağlayan kız sınıfta bir kenarda diğer kızlar tarafından müdahale olunmuş fakat sakinleştirilememesi sebebiyle hastaneye nakli (tuvalete demek istedim) istenmiştir. işte asıl soru da burada başlamaktadır. yanında hiç de az sayıda olmayan bir grupla tuvalete götürülen ağlayan kızın ardından sınıftaki erkeklerin bakışlarındaki boş suskunluk, asla gideremeyecekleri merağın tezahürüdür. merak etmektedirler, o kız oraya niye götürülüyor, neden tuvalet, orada nasıl sakinleşiyor? çünkü erkekler tuvaletine 3 sebeple gidilir: tuvalet ihtiyacı, el yüz yıkama, aynada kısa bir bakış.

yazarların 24 haziran 2018 oy tercihleri

sayenizde ak trol olduk, sağolun ama bu beni tercihimden dolayı utandıramaz.
(bkz:recep tayyip erdoğan)
edit: sizin eksilerinizden dolayı da çekincem yok. kazanamayacaksınız ki niye çekineyim*

25 haziran 2018 sabahı

reisin bir kez daha reis seçilerek bundan sonraki süreçte 'türkiye'nin geleceği için hangi adımları atmalıyız' sorusunun istişare edilmeye başlayacağı sabahtır. yolumuzun üstündeki engelleri (bkz: muhalefet) bir kenarı koyup kararlılıkla "yola devam" diyeceğimiz sabahtır.
inşaallah, öyle umuyorum.
 spoiler!
eksileriniz umrum dışı *

 spoiler!
umrum dışı dedikçe daha çok çatladığınızı biliyordum *

 spoiler!
evet şu an hâlâ umrum dışı *

23 haziran 2018 muharrem ince istanbul maltepe mitingi

kendi kendini kandıran insana benzeyen mitingtir.

sandıkta yok olan maltepe mitingi

erdoğanı devireceklerine artık çok inanan insanların, bu inançlarını sağlayan ağzı laf yapan ama boş yapan önderleriyle birlikte yaptıkları ve 5 milyon olduklarını iddia ettikleri mitingin gerçeği yansıtmadığının sandıkta resmen kanıtlanmış olmasıdır.

hazımsızlık

erdoğan'ın başkan olması karşısında seri eksicilerin, muhalif tıbbiyeli sözlük yazarlarının ve maltepe mitingine katılan bir takım kimselerin yaşadıkları durumdur.

içerik kuralları - iletişim