kırılgan narsist

Durum: 0 - 0 - 0 - 0

Puan: 0 -

2 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil çömez.

Henüz bio girmemiş.
Henüz hiç entry girmemiş.
Henüz hiç başlık açmamış.

derste not almayı yasaklayan hoca

derste uykum gelmesin, dikkatim dağılmasın diye, özellikle de konu başlığından kopmamak için not almaya başladığım anda hocanın " kalemleri bırakın bunları yazmanıza gerek yok zaten eve gidip okursunuz" dediği an sınıftan hayatımda hiç istemediğim kadar çıkmak istiyorum, çıkarken de şunları söylemek :
"hocam size ne? ben not alarak kimseye zarar vermiyorum, üstelik dersi öyle kötü anlatıyorsunuz ki sizin bile uykunuz geliyor esniyorsunuz. bizim bütün not alma çabamız abuk sabuk anlattığınız şu dersten 2 cümle olsun öğrenebilmek için. '' *

sinirleniyorum çünkü 1 haftadır bu tip hocalarla derse giriyorum, girmek zorundayım ve sırf onlar not almama izin vermediği için elimde doğru düzgün not yok. kimsenin elinde not yok. tüm hafta sonum aslında 10 sayfa olacak dersi kitaptan 50 sayfa okuyarak konuları yetiştirememekle geçiyor. mutlu musunuz hocam? madem evde okuyarak öğrenebiliriz siz neden geliyorsunuz ki derse? * *

sözlüğü bırakmak

hiçbir yazar için istemediğimiz hareket. ama malesef kayıplarımız oluyor. bi de işin gerçekler kısmı var. sözlüğümüz hala butik bir sözlük durumunda. konaklayıp göç eden bir çok misafirimiz oldu, olacak.
ama benim bu gidiş mazeretlerini aklım bir türlü almıyor. ekşi sözlük gibi binlerce kullanıcısı olan bir ortam değiliz, bizim şimdilik realitemiz bu. üzgünüm ki sözlüğe bağlanamamış ve sözlük için yapıcı endişeler hissetmeyen kimseyi zorla tutamayız.
bazen sol frame akmıyor herkes bu durumdan şikayet ederken kimse entry girmiyor. bir şeyler katmadıkları bi yerden ayrılırken öç alır gibi entry siliyor insanlar.
iz bırakmak önemli bence geçtiğin yerlerde.

tıp fakültesindeki tartışmasız en zor dönem

yazarların dondurma tercihleri

genelde canım sıkıldıkça twitter veya instagram dondurmayı seçiyorum.
(bkz:asi stayla) *

sevgili yüzünden kendin gibi davranamamak

benim de hayatımdan 3 seneyi acı acı harcayan olaydır. birine sevgiyle dokunabilmeyi, birinin kalbine dokunabilmeyi hatta sevginin ne olduğunu bile bilmeyen bir adam sevdim ben.
sevgi sözcükleri kullanmazdı. "ben aşk nedir bilmiyorum ki, başka türlü hitap edemem sana." derdi.
o meşhur "sokakta bir kadını dövebilirsiniz ama onu öpemezsiniz, toplum buna müsade etmez" sözünden bahseder durur, beni öpmeye bir türlü cesaret edemezdi.
ne yüzümü avuçlarının arasında buldum bir kere, ne saçlarımı kokladığını hissettim. ne şefkat vardı ne tutku. ara sıra uyurken üstümü örterdi hepsi bu.
sabırla bekledim öyle ya o da sevmeyi öğrenecekti. sokakta yürürürken yapıştım koluna, ayrılırken uzun uzun sarıldım, parmak uçlarından bile öptüm öyle ya o da alışacaktı dokunmaya.
bildiğin peşinden koştum. ayrı şehirlerde oluşumuz etki etmesin diye iki haftada bir 500 km yanına gittim. okuldan koptum sınıfta kaldım. daha da koptum ailemi karşıma aldım tekrar üniversite sınavına girdim, yine az bir farkla kaçırdım, yine sınıfta kaldım. sevgi fedakarlık gerektirirdi ya şimdi salaklığıma bak dediğim boyumdan büyük işlere karıştım. öyle ya öğrenecekti cesareti...
annesi oldum, dostu oldum, nazlısı da oldum, çilekeşi de... sabır taşı oldum çatladım. bir tek kendim olamadim, o oldum. donuk, korkak, özgüvensiz, sosyal iletişim bozukluğu çeken biri oldum.
3 senenin sonunda nefret ettim. ondan. kendimden. olduğum kişiden çok uzağa sürüklenişimden. halden anlamayışından, bahanelerinden, yersiz çıkışlarından ve kaçışlarından. iş sevmeye gelince soğukluğundan. sabitleyip dümdüz ot gibi yaşadığı garantilenmiş hayatından, o hayata bulaşmış olmaktan, sanki bir balçığa saplanmaktan.
en çok neden nefret ettim biliyor musunuz? ne zaman kendimi ondan kurtarmak için cesaretim olsa ağlayıp içimdeki şefkate oynamasından. yine kendini garantiye aldığında kendimi dengesiz, nevrotik biriymiş gibi hissettirmesinden utanmadan.
3 yılın sonunda bir anda onu terk ettim. 1 damla göz yaşı da dökmedim, bir an bile özlemedim. hayatımda kendim için yaptığım en iyi şeydi ondan kurtulmak, hala öyle.
ancak sonunda biraz ondan biraz eskiden olduğum kişiden ortaya karışık bir şey çıktı.
aşık olamayan ama şefkatli, bağlanamayan ama sadık, hayatı kökten değiştirme arzusuyla yanan ama bazen giyinip süslenip evden dışarı bile çıkamayan biri...
bu entrynin sonuçlanmış bir metni yoktur, böyle kalsın...

gitmek

"gitmeseydi" dediklerinize gönderebileceğiniz görsel ektedir.

bilmiyorum

staj sözlüsü esnâsında hocaya söylenmesi mutlak kontrendike yanıt. bilmemek yoktur, az hayal gücü vardır.

rammstein

mein herz brennt (kalbim yanıyor a dostlar)

yazarların sevdiği enstrumantal şarkılar

eric satie'nin her parçası çok güzel ama özellikle (bkz: gnossienne)

hoşlanılan dişinin adanalı çıkması

Toplam entry sayısı: 0


içerik kuralları - iletişim