kutsaclirapunzel

Durum: 61 - 0 - 0 - 0 - 21.02.2018 18:37

Puan: 1255 -

4 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 7

karne heyecanı

en son lise 1de iken fizik dersinden 3 almakla yaşadığım gerilim dışında diğer tüm ilk ve orta öğretim seviyelerimde hepsi 5 karne getiren biri olarak teğet geçtiğim heyecandır

ne sordu hoca

biraz emezis, biraz miksiyon, az da defekasyonla karışık, "o" en inflamatuar anda gelebilecek devasa bir tüyo ile ışınlanmayı bulmuşçasına sevinebilecek stajyer,stajyerler,stajyerlerimizin son doz aldıgı damardan kiloya 1 mg prednolüdür

yazarların prensipleri

geceleri kar yağarken havanın aldığı turuncumsu renk

ağustos görünümlü eylül günlerinde oturdugu yerden ter atanların balıklama atladığı nostaljik( kış eskidendi, çok eskiden) göğ manzarası betimlemesidir

sobottanın 650 lira olması

ara sıra gelen tıbbı bırakma isteği

2 vakitte geleninin hükmünün olmadığı "al canımı da kurtulayım" varyantıdır:
1) komite/final/sözlü öncesi sonrası
2) nöbet öncesi/anı/sonrası

ders çalışmam lazım

yaşı kaç olursa olsun kronik strese maruz kalacak olan tıpçının kanayan yarası " ders çalışmam lazım"
nan herılt yani ders çalışman lazım ashahahahhs. şaşkın sen tıpçısın ya.
lütfen 4 tekrar atmayanlar entri girmesin, sinaps sayınız kadar konuşabilirsiniz

tussensei

onur senseisinin can oldugu tus goygoy şeysidir

sayısal mantık problemleri örneği

benim entrilerim tanım içermediği için silinirken bu ne perhiz dedirten mantık problemleridir

tıbbiyeli radyo

ço güzel ço da tatlı taam mı hepiniz çıkın çıkın gelin
  • /
  • 7

geceleri kar yağarken havanın aldığı turuncumsu renk

insanın içini ısıtan bir renk. hani böyle kış gelmiştir, akşam vakti evinde sıcacık otururken perdeyi aralayıp bakarsın ya. işte o an dışarının her zamanki lacivert karanlığına değil de böyle havaya turuncu oralet tozları serpmişler gibi bir görüntüye bakarsın. daha o andan yerlerde minik minik yeni yeni tutmaya başlamış karları görmeden anlarsın karın yağdını. veya gece uyandığında pencereden içeri giren aynı turuncu ışıktan anlarsın. ama bu sokağın her zamanki turuncu ışığından biraz daha farklıdır. biraz daha peri tozu katılmış gibi gözükür sanki. zaten herbir kar tanesini ayrı bir melek taşıyor dememişler miydi bize?

ilk aşkınız ve hikayenizin sonu

bunlar hep hoşlanmayla aşkı karıştıran insanlar yüzünden oluyor.

Toplam entry sayısı: 61

kütüphane ortamını rezil eden tipler

genç stajyer hanım sabah erkenden gelip gün boyu hiç oturmayacagı, kütüphanenin en revaçta olan masasına çantasını sanki az sonra gelicekmiş gibi bıraktı, sanki az önce haşır haşır ders çalışıyormuş da azcıcık ara vermişçesine açtığı kitabının üzerine bilimum rengarenk kalemlerini ve postitlerini gelişigüzel serpiştirdi ve çantasından deodorantını çıkarıp önce sağ sonra sol koltuk altına, bileklerine, en son da kütüphane atmosferine boca edip, stetoskopunu boynuna astı ve sivri topuklu ayakkabılarıyla şakkıdı şakkıdı salınarak geçip gitti. geçtiği her masada, her tıpçının en özel anları için sakladıgı güzide beddualarından da birer dal alıp gitti. ne o geldi, ne de o masaya biri oturdu. ölüm gibi bişeydi, kimse ölmedi...

sevdiğini tıp diliyle anlatmak

senin bendeki en büyük yan etkin sana karşı tolerans geliştiremiyor olmam, antagonistin de yok vicdansız yar

tıbbiyeli sözlüğün diğer sözlüklerden üstün yönleri

dişi oldugunuz anlaşıldıgı an yürünme özelliği burada yok

aslan burcu kadını

ta kendimdir, gururlu ve mağrurumdur, zoru severim. içimde bi çocuk ile çok olgun bir kadının zamansal çakışmalarının patlamalarını yaşamaktayım. kimi zaman bir melek kimi zaman ise tam bir kin kusucuyum. lakin kin duyduğum insanları kendimin bile tasavvur edemediği anlarda fütursuzca affedebilirim. özel yaşantımda seçilen değil seçen taraf olurum, avıma usulca yaklaşır tam 12den vururum. hoşlandığım çocuğu kendime aşık eder sonra sıkılır kenara atarım.egom tavan seviyesindedir, asla enginlere sığmam, taşarım. ama sevdiğim insanlara karşı adeta bir iyilik perisiyim.
aslan kadınlarını üzmeyin, çok takıyos bis kafamısa...

doktor doktor evliliği

özellikle çömez asistanlık dönemlerinde yapılmaması gereken evlilik şeklidir, gün aşırı nöbet tutup arada evde adamın biriyle aynı anda uyuyorsun. bana kalsa hiç evlenmeyin çoluk çocuğa filan hiç karışmayın ama hadi evlencem diyorsanız da uzman olun krallar gibi evlenin. evli barklı insanların hoca azarı yemesine karşıyım. doktor doktorla evlenir bu arada.

kütüphanede burnunu çeken piç

deli gibi hastadır, evinde küçük kardeşleri ile aynı odayı paylaşıyordur, kışın ortasıdır. en kazık komitesine 5gün kalmıştır, zavalli biçare çocuk burnunu çeke çeke kütüphaneye gider, evden çıkarken cebine bimden aldıgı blume marka mendillerden atmıştır ancak o burna ne çare... kütüphanede kuytu bi köşeye oturur fakat sınav haftasıdır, az sonra heryer tıklım tıklım olacaktır, biçare çocuk sümüklü burnunu çekmeye lavaboya bile gidemez, kalkarsa yerinden de olacagını çok iyi bilir. mendilleri de bitmiştir. zırt pırt burnunu çekmektense bi süre sonra daha güçlü çekişler yapar ki uzun süre akma kokma yapmasın. çevrenin bakışları nedeniyle kolinerjik sistemi de hareketlenmiştir ve allah ne verdiyse akıyordur. arada başını geriye atar genzinden aksın gitsin diye aspirasyon riskini hiçe de sayar eleman. punduna getirip kimse görmüyor sandıgı anda sümüğünü kazagının koluna sürer, bi rahatlık gelir. sorsan ders çalışıyor oysa 35kuruşluk blume mendilin eksikliğini buram buram içinde hissediyordur. keşke biri ona mendil fırlatsadır, ama ona fırlatılan sadece ama sadece allah belanı versin piç defol git burnuna sıctıgımdan başkası değildir, yazıktır. piç miç hoş olmuyordur, her insanın başına gelirdir, çok da şeyyapmamak lazımdır vs

kütüphane ortamını rezil eden tipler

genç stajyer hanım sabah erkenden gelip gün boyu hiç oturmayacagı, kütüphanenin en revaçta olan masasına çantasını sanki az sonra gelicekmiş gibi bıraktı, sanki az önce haşır haşır ders çalışıyormuş da azcıcık ara vermişçesine açtığı kitabının üzerine bilimum rengarenk kalemlerini ve postitlerini gelişigüzel serpiştirdi ve çantasından deodorantını çıkarıp önce sağ sonra sol koltuk altına, bileklerine, en son da kütüphane atmosferine boca edip, stetoskopunu boynuna astı ve sivri topuklu ayakkabılarıyla şakkıdı şakkıdı salınarak geçip gitti. geçtiği her masada, her tıpçının en özel anları için sakladıgı güzide beddualarından da birer dal alıp gitti. ne o geldi, ne de o masaya biri oturdu. ölüm gibi bişeydi, kimse ölmedi...

sevdiğini tıp diliyle anlatmak

sana çıkan yollar hep sklerotik

tıpçı olmayanın bilmediği gerçekler

ishal olduğunuzda sıçın, acile gitmenize gerek yok. bir de bol su için. ishalken sancınınız olması ölecek oldugunuz anlamına gelmez. ishal insanın sancısı olur.

üsye ilaçları almaya başladıgınızın 3.günü boğaz agrım geçti ama öksürüğüm geçmedi diye gelmeyin, o öksürük 1 ay kalır. öksürmek iyidir, reflekstir. koruyucudur. keselim mi öksürüğünüzü yani?

3dikiş attığımız elinizin pansumanı için fakülteye gelmeniz mi lazım? ben geçen akut apandisit oldum evde hallettim, 6yılı gazlı beze furacin sürmek için okumuş olamam değil mi?

sevdiğini tıp diliyle anlatmak

senin bendeki en büyük yan etkin sana karşı tolerans geliştiremiyor olmam, antagonistin de yok vicdansız yar

doktor doktor evliliği

özellikle çömez asistanlık dönemlerinde yapılmaması gereken evlilik şeklidir, gün aşırı nöbet tutup arada evde adamın biriyle aynı anda uyuyorsun. bana kalsa hiç evlenmeyin çoluk çocuğa filan hiç karışmayın ama hadi evlencem diyorsanız da uzman olun krallar gibi evlenin. evli barklı insanların hoca azarı yemesine karşıyım. doktor doktorla evlenir bu arada.

doktor çocuğu olmak

çocuğum ilerde annem doktor desin diye tıp okuduğum doğrudur

bayan değil kadın

kütüphanede burnunu çeken piç

deli gibi hastadır, evinde küçük kardeşleri ile aynı odayı paylaşıyordur, kışın ortasıdır. en kazık komitesine 5gün kalmıştır, zavalli biçare çocuk burnunu çeke çeke kütüphaneye gider, evden çıkarken cebine bimden aldıgı blume marka mendillerden atmıştır ancak o burna ne çare... kütüphanede kuytu bi köşeye oturur fakat sınav haftasıdır, az sonra heryer tıklım tıklım olacaktır, biçare çocuk sümüklü burnunu çekmeye lavaboya bile gidemez, kalkarsa yerinden de olacagını çok iyi bilir. mendilleri de bitmiştir. zırt pırt burnunu çekmektense bi süre sonra daha güçlü çekişler yapar ki uzun süre akma kokma yapmasın. çevrenin bakışları nedeniyle kolinerjik sistemi de hareketlenmiştir ve allah ne verdiyse akıyordur. arada başını geriye atar genzinden aksın gitsin diye aspirasyon riskini hiçe de sayar eleman. punduna getirip kimse görmüyor sandıgı anda sümüğünü kazagının koluna sürer, bi rahatlık gelir. sorsan ders çalışıyor oysa 35kuruşluk blume mendilin eksikliğini buram buram içinde hissediyordur. keşke biri ona mendil fırlatsadır, ama ona fırlatılan sadece ama sadece allah belanı versin piç defol git burnuna sıctıgımdan başkası değildir, yazıktır. piç miç hoş olmuyordur, her insanın başına gelirdir, çok da şeyyapmamak lazımdır vs

tıpçı olmayanın bilmediği gerçekler

ishal olduğunuzda sıçın, acile gitmenize gerek yok. bir de bol su için. ishalken sancınınız olması ölecek oldugunuz anlamına gelmez. ishal insanın sancısı olur.

üsye ilaçları almaya başladıgınızın 3.günü boğaz agrım geçti ama öksürüğüm geçmedi diye gelmeyin, o öksürük 1 ay kalır. öksürmek iyidir, reflekstir. koruyucudur. keselim mi öksürüğünüzü yani?

3dikiş attığımız elinizin pansumanı için fakülteye gelmeniz mi lazım? ben geçen akut apandisit oldum evde hallettim, 6yılı gazlı beze furacin sürmek için okumuş olamam değil mi?

içerik kuralları - iletişim