liyalüsa

Durum: 69 - 8 - 0 - 0 - 08.01.2019 23:01

Puan: 453 -

6 ay önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

Bu durum beni yıpratır hocam.
  • /
  • 7

serumla fotoğraf çekilmek

mutlaka o serumlu fotoğrafı görmesi istenen birisi vardır ve ona gönderilmiş dolaylı bir mesajdır. her ne hikmettir ki o kişi de asla yazmaz.
(bkz:fark ettirme çabası)

birinin hayatımızdan temelli çıktığını bilmek

bir daha onu göremeyeceğinizi bilmektir

insanın büyüdüğünü anladığı an

ailemin yanından evime gelip bomboş bir evde tek başıma kaldığım an

şimdiye kadar duyulmuş/okunmuş en güzel cümle

devinimin olduğu yerde ışık, ışığın olduğu yerde kaçınılmaz biçimde gölge vardır. hayat ışıkla mümkünse de hayatın anlamı gölgelerde saklı durur.

kazık yemek

an itibariyle sağlamından yediğim silledir. bir de en yakın arkadaşım dediğiniz insandan yiyince baya ağır oluyormuş neyse bir kez daha gördük ki sözlük kimseye güvenmeyecekmişsin. güvenince sonu buymuş

tıbbiyeli itiraf

bazen o kadar yoruluyorum ki herkesten her şeyden. kaçıp saklanayım istiyorum bir yerlerde hiç kimse görmesin bilmesin ne olacaksa olsun diyorum. tam oluyor bu sefer derken bir şeyler başa sarıyor, yoruldum gerçekten yoruldum

gerçekleştirdiğiniz hayalleriniz

yurtdışına gitmek. basit birşeydi ama yine de kendi paramla paşalar gibi 3 ay tek başıma yaşadım mutluyum gururluyum.

sevilen şarkının en vurucu cümlesi

beklemek, şimdi hiç duymayan birine dünyanın en güzel şarkısını söylemek kadar anlamsız

tıbbiyeli itiraf

hayatta duyabileceğiniz en güzel şeylerden birisi içten söylenmiş bir "iyi ki varsın" cümlesi sanırım

her şeyin üst üste gelmesi

gerçekten hep bu kadar olmak zorunda mı ? biraz es mi versek ya da ne bileyim bu seferlik beni pas geçsek filan
  • /
  • 7

aşk

evet şimdik size bir aşk hikayesi. kız ve oğlan aşık olurlar lisede, sonra evlenmeye karar verirler. kız oğlanı bekler, askerliğini bekler, ailesinin durumu da pek iyi değildır bir sürü acı çeker. ama en sonunda evlenirler, hep mutlu olacaklarını düşünürler. kadın ev hanımıdır, adam zamanla iyi bir iş kurar ve zengin olur bu sırada boy boy çocukları olur ta ki birkaç ay önceye kadar. bir yıldır kadın bir şeylerden şüphelenmektedir, ama ilk ve son aşkı olan bu adamın "tam 3 yıldır" kendisini aldattığını öğrenir. üstelik yaklaşık 3 yaşlarında da çocuğu vardır. kadın boşanmayı düşünür, özellikle kızı için vazgeçer. nörolojik ve psikiyatrik hastalıklar geçirir bu sırada. (bugün kendisi bizzat kocasıyla evimize geldi, süslenmiş, makyaj yapmış ve tarzını değiştirmiş spora başlamış, saçlarını boyatmış. bize hastanede yattığı günleri anlattı sonra, bir de sınava hazırlanan kızı için ne kadar üzüldüğünü. bunları duymak ve görmek inanın çok acı vericiydi) ne boka yaradı şimdi bu aşk? etrafımda kaçarak evlenen, birbirlerinin çocukluk aşkları olan insanları görüyorum mutsuzlar. hatta aşık olup kaçanlar ve eşinden şiddet gören insanlar tanıyorum. bu aşk kör edici bir şey. yaşımız itibariyle deneyimledik tabi, karşılıklı veya karşılıksız. ne bileyim hormonlar sayesinde kalbin çarpıyor, elin ayağın titriyor, midende kelebekler uçuşuyor falan güzel hoş da ya bunların hayal kırıklıklarına dair hiçbir güvencesi yok.
öte yandan bu türkülerı düşünüyorum,
"evvelim sen oldun, ahirim sensin."
ne bileyim o satırlar öyle herhangi bir ruh haliyle yazılamaz. aşk yok diyemeyeceğim kadar gerçek bir ruh hali. her şey iyi güzel de işte uzunluğunun garantisi yok. burada devreye sevgi giriyor artık, sadakat giriyor, saygı giriyor.demem o ki
saygı, sadakat ve sevgi bunlar aşktan çok daha büyük şeyler. bunlar yoksa aşk yalnızca gelip geçici bir hormonlar kıpırtısı. bu kadar net.

sevgilisini hayatının önüne koyan insan

hayata bağlayan hoş detaylar

sağlam çalıştığın ders notlarına sınav öncesi son tekrarı atarken gelen ulan ne çalışmışım be hepsini az çok biliyorum hissi.muazzamdır

kendime mektup

tarih tam da 19 yaşını gösteriyor. o kadar kırılgansın ki... yumuşak kalbini insanlar kırıp dururken senin her geçen gün dışarıya karşı ördüğün duvarları daha fazla yıkmaya çalışıyorlar. sen artık kırılmamak için daha fazla hoyratlaşırken daha fazla sert durmaya çalıştıkça üstüne gelecekler. yılma sakın. kendin olmaktan vazgeçme. sınırlarını kimsenin aşmasına izin verme. seni yanlış anlayacaklar hep. sen kendini bildikten sonra bir sıkıntı yok. kalbinin hissettirdikleri daima doğru çıkıyor kendine bu konuda güven. yaşamaktan, hata yapmaktan, yenilmekten, düşmekten, kısaca insan olmaktan korkma. seni seviyorum

izdivaç programları

onların yerine utandığım için 2dkdan fazla izleyemiyorum

yazarların nick hikayeleri

sözlükcüğüm tıbbiyeliye rastladığımda bir sabah vaktiydi.
çalışma masamın üzerinde kağıt, kalem, mause, laptop, masa lambası, kulaklık, zımba, kalem kutusu, kahve bardağım ve akşam yediğim portakalın kabukları duruyordu.

bu kabuklar bana benziyordu.diğer eşyaların aksine yalnızdı.diğerlerinin birbirleriyle bağlantısı vardı ve hep o masanın üzerinde bir yer bulacaklardı.ama kabuklar annemin temizlik operasyonu neticesinde çöplüğe gideceklerdi.(bir gün benim de gideceğim gibi)

bir şey yapmalıydım.kendim için yapamadığım bir şeyleri bari bu portakal kabukları için yapmalıydım. ve o an beynime zeusun şimşekleri çaktı.nickimi bulmuştum.

kabukları böylece ölümsüz yaptım, ama hiç kimse farketmedi.
gün gelecek o eşyalar toprak olacak, ama portakalkabugu ilelebet payidar kalacaktır.*

tıbbiyeli itiraf

başımı birinin omzuna yaslamak istiyorum. (bkz:boyun fıtığı)

yalnızlık

çok sık içinde bulunduğumu düşündüğüm olaydır. gerçekten yalnız mıyım değilim miyim sanırım hiçbir zaman karar veremeyeceğim. bir gün çok sevildiğimi düşünürken ertesi gün dışlandığıma inanabilme potansiyelim oluyor. hangimizin olmuyor ki zaten?

nereye gidelim denince nereye gidelim diyen erkek

karşısındaki kadına değer verdiğini, onun seçimlerine saygı duyduğunu gösteren erkektir ama her defasında seçimi karşıya bırakıyorsa bir sıkıntı vardır.

kadınlar bazen plan yapmadan hoşça vakit geçirmek ister. tabii gidilen mekanda sürekli sıkıntı çıkaracak bir prenses iseler kararı onlara bırakmak değil ilişkiyi sorgulamak gerekir.

tıbbiyeli itiraf

kendim için ne yapıyorum? kendim için yapıyorum da mutlu oluyor muyum? ne için yaşıyoruz? hayatı istediğimiz gibi mi yaşıyoruz? yoksa hayatın bize sunduğu şeyleri mi yaşamaya çalışıyoruz? hiç bir şey bilmiyorum.

Toplam entry sayısı: 69

ders çalışmamak için yapılan anlamsız hareketler

-instagrama kısa bir göz atmayı amaçlarken arkadaşlarının arkadaşlarına kadar stalk yapmak
-fotoğraf albümündeki en eski fotoğraflara kadar gitmek
-odanın duvarlarını ve halının desenlerini bambaşka bir gözle incelemek
hepsini yaptım pişman değilim..

sevgilisiz yaşayabilen insan

tecrübeyle sabit ölünmüyor ama çoğu zaman eksikliğinin bir hayli hissedildiği şimdi burada olsa ne olurdu sanki cümlesini içinden geçiren ancak bunu çoğunlukla dışa vuramayan insandır

içinizi dökme defteri

yazmayı istediğim ama bir türlü yazmaya cesaret edemediğim defter türü olur kendileri. bir gün biri denk gelecekte okuyacak diye çok korkuyorum çokta büyük sırlar saklamasam da yine de düşüncelerimin bütün çıplaklığıyla birisi tarafından okunması hissiyatı tedirgin ediyor

yılbaşı gecesini ders çalışarak geçirmek

bu sene yaptığım ama totem dolayısıyla bir daha yapmayı istemediğim eylem. (zira tüm sene olmayacak şeylere bile çalışmak zorunda kaldım) 1 ocağın ilerki saatlerinin de ders çalışmak için uygun olduğunu düşünmekteyim

en sevmediğiniz 3 şey

1. her halta dair bir fikrinin olduğunu zanneden boş konuşan kör cahiller (asla tahammülümün olmadığı insan tipi)
2. tam konuşurken lafı pat diye kesip kendi konuşmaya başlayan insanlar
3. insanlar

tıbbiyeli itiraf

bundan iki ay önceki halimle şimdiki halim arasında milyonlarca fark var ve ben bile bazen kendime şaşırıyorum. tekrardan kalkmam gerekiyor farkındayım ama her yanım öyle yorgun ki sanki ne yapsam yetersiz gelecek gibi

hoca lafı dinlemek

bugün derste prof " arkadaşlar hayatta her şey olur her şey yoluna girer, kendinize vakit ayırın" dedi. bende hocamızın sözünü dinledim ve başka hiçbir şeyle ilgilenmeyerek kendime vakit ayırdım. sonuçta koskoca prof bir bildiği vardır herhalde ben bu cahil halimle onun bu söylediğine nasıl karşı çıkarım ?
(bkz:hocam bütte geçer miyim ?)

ilk aşkınız ve hikayenizin sonu

liseye gidiyorum 10. sınıf filan olması lazım yazın bizimkilerle başka bir şehre düğüne gittik. düğün evinde misafir olacağız tabii evde leş bir kalabalık sonra evin içinde boş bir yer ararken rastgele bir odaya girdim içeride o vardı kalabalıktan bunalmış bulduğu ilk odaya dalmış o da benim gibi "sende sıkıldın herhalde içerdeki curcunadan" dedi böylelikle bir sohbet başladı tanışmış olduk o benden dört yaş büyüktü üniversiteye gidiyordu oldukça da cooldu. neyse devam eden üç gün bakışmalar filan oldu ben vuruldum zaten onunda ilgisi olduğuna eminim(!) neyse düğün günü salona gittik yine bakışma filan sonra gecenin sonunda benim telefon numaramı aldı benim tabii ayaklar yere basmıyor saniyeler sonra olayın bir iddia olduğuna "oğlum aldım işte ben demiştim hallederim diye" şeklinde böğürmesiyle şahit oldum sonrası safi hayal kırıklığı.yani demem o ki o diziler de izlediğimiz klişeler boşa değil sözlük

tıbbiyeli itiraf

bazen o kadar yoruluyorum ki herkesten her şeyden. kaçıp saklanayım istiyorum bir yerlerde hiç kimse görmesin bilmesin ne olacaksa olsun diyorum. tam oluyor bu sefer derken bir şeyler başa sarıyor, yoruldum gerçekten yoruldum

platonik

ilk önce tatlı heyecanlar yaratıp içinizi kıpırdatan sonrasında onunla ilgili binbir çeşit hayaller kurmanıza neden olan ancak başka birisiyle gördüğünüzde (ki bu çoğunlukla olur) kan ağlatan ve yetmezmiş gibi bunların hiçbirisinden karşıdaki insanın haberinin olmadığı tek taraflı aşık olma çabasında olma hali

yabancı şarkı dinlemek

bazen dinlediğinizi anlamamanızın verdiği huzurdur. mesela aleyna tilkiyi dinlemek yerine anlamamayı tercih ettiğim andır

aşık olamamak

çoğu insan için sıradan olduğunu düşündüğüm durumdur. sanıyorum aşık olmak her insana hakkını verecek şekilde nasip olmuyor

nefret edilen kişiler

1) bulunduğu ortamda sadece kendisi varmış gibi bağıra bağıra konuşan ve aşırı sesli gülen insan
2) topluluk içinde sesli sakız çiğneyen aniden boğazlama isteği uyandıran insandır

yırtık pantolon

büyüklerimiz ile gençlerimiz arasındaki tatlı kıyafet sorunsalına neden olan durum. sevgili büyüklerimiz çok rica ediyorum artık dizleri yırtık pantolonlarımızı gördüğünüzde 'ay kıyamam pantolonun mu yırtıldı senin ' esprisini yapmayın gençler olarak artık bu tarz tatlı latifelerden bir miktar yılgınız. söyleceklerim bu kadar sözlük teşekkürler

yılbaşı gecesini ders çalışarak geçirmek

bu sene yaptığım ama totem dolayısıyla bir daha yapmayı istemediğim eylem. (zira tüm sene olmayacak şeylere bile çalışmak zorunda kaldım) 1 ocağın ilerki saatlerinin de ders çalışmak için uygun olduğunu düşünmekteyim

içerik kuralları - iletişim