lol

Durum: 128 - 2 - 0 - 0 - 18.11.2017 22:06

Puan: 1235 -

4 ay önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 13

the smiths



1982'de manchester'da kurulmuş vokalistliğini steven patrick morrisey'in yaptığı ingiliz alternatif rock grubudur.

there is a light that never goes out
asleep
please,please,please let me get what ı want
bigmouth strikes again
how soon is now ?
this charming man
stretch out and wait

gibi şarkıları en sevdiklerim olmakla birlikte zaten morrisey'in sesi öyle güzel ve dinlendirici ki her şarkıları ayrı güzel...

(bkz:louder than bombs )
(bkz:alternative rock)

gece çalışmak vs sabah çalışmak

benim açımdan: sabah çalışırsan çalışırken çayın yanında istediğini yiyebilirsin ama gece çalışırsan kilo olmasın diye yiyemezsin.

evet sabah çalışırken bir taraftan da bir şeyler atıstırmak benim açımdan daha cazip.

tıbbiyelilerin stres azaltma yöntemleri


ingiltere de nörobilim alanında çalışmalar yapan mindlab international araştırmacılarından david lewis-hodgson yaptığı deneyler sonucunda weightless adlı şarkının stres seviyesini yüzde 65 e kadar azaltabileceğini gözlemlemiş.

ben rahatlatıcı buldum şahsen.

tıbbiyeli itiraf

bazen hiç kimseyle konuşamıyorum günlük... konuşmak istesem de olmuyor ne yapayım. sanki biri kendini ifade etme yeteneğimin düğmesini kapatmış gibi hissediyorum.

bir de okul hiç geçmiyor. okulda insanlar çok soğuklar... her gün gördüğum artık sima olarak birbirimizi tanıdığımız insanların taş gibi suratlarla hiç günaydın demeden sokakta gördüğümde selam vermeden geçip gitmeleri bu aralar daha bir çekilmez geliyor... onlar bu kadar beni sallamaz takıldıkça daha çok içime kapanıyorum sözlük...

birbirimize günaydın desek ne bileyim asansörde falan bir iki cümle kursak o koca egolarımızdan çok bi şey eksilmez sanki. en azından karşımızdaki kişiye "insan" gibi davranmış oluruz.

bazılarımız için ailesinden ve arkadaşlarından uzakta başka bir şehirde tek başına yaşamak yeterince zorken sizin bu anlamsız tuğla suratlarınız, ergenlikten kalma gruplaşmalarınız bu şehri ve okulu daha da çekilmez kılıyor olabilir....

barış özcan


elon musk'la ilgili yayınladığı videosunu çok ilham verici bulduğum youtuber.

kendisini ilk kez 30.000 abonesi varken "zinciri kırma" ile keşfetmiştim. o zaman üniversite sınavına hazırlanan lol de o videodan baya esinlenmişti.

küpe çiçeği

çocukluğumun eski güzel gunlerinde bir baharda ailemle antalya'da saklıkente gittiğimizde meyve satan bir teyzeden alıp evimize götürdüğümüz güzel pembiş çiçektir.
(bkz:küpeli)

müzik

(bkz:yazarları hayata bağlayan şeyler)

mutsuzsam, mutluysam, kırgınsam, evimi özlemişsem, dans etmek istiyorsam, o gün kimseyle konuşmak içimden gelmiyorsa, kitap okuyacaksam,yanımda beni anlayacak insanlar yoksa, ders çalışacaksam,hayal kuracaksam,yürüyüş yapacaksam, zamanın bir an önce geçmesini istiyorsam ya da o ders çok sıkıcıysa kulaklıklarımı takıp içinde bulunduğum zaman ve mekandan kaçmak en sık yaptığım aktivitedir şahsen...

diğer bir zaman ve mekan kaçış bileti olarak

(bkz:kitap okumak)

en çok beğendiğiniz kitap kesiti

arkhesilas der ki "bütün iyilikler diretmekten, dediğinden dönmeyip dosdoğru gitmekten, bütün kötülükler de kadere boyun eğip her şeyi oluruna bırakmaktan ileri gelir."

-montaigne/ denemeler

10 kasım 2017




güneşin, geceye inat, doğuşunda.
aydınlığa kıvrılan bir patikada.
bir kız çocuğunun okul yolunda.

dalgaları kıran yorgun bir vapurda.
imkansıza kafa tutanlarda.

bazen bir bakışta gördüm.
bazen bir duruşta.

vardar ovası'nda, conk bayırı'nda.
izmirin dağlarında.
açan çiçekte.
uçsuz bucaksız bir hasrette.

bozkırın ortasına umut eken ellerde.
istikbale bakan bir çift gözde.

nöbeti devralan mehmet'te.

zamana küstüren o saatte:
bir ulusun bir dakikalık sessizliğinde...

ben, atatürk'ü gördüm.

anneanne

kaybetmesi çok zor olan kişidir. aynı zamanda annenizin bu kadar üzüldüğüne ilk kez tanık olmuşsanız bir miktar büyümenize de neden olabilir...

ilk günlerde evinde namazlığı, tespihiyle ve tülbentindeki kokusuyla hala bir miktar bizimleymiş gibi hissederken kaybettiğimize inanamadığım canım ananem, bugün telefonumda rehberde telefonunun hala kayıtlı olduğunu fark ettiğimde hala bir telefon uzağımdaymış gibiydi oysa...
  • /
  • 13

yazın geldiğini anladığımız an

finalden çıkıp güneşin gözlerimi kamaştırması ile etrafa bakınıp hava da ne sıcakmış kütüphane iyi serindi dediğim andır.

yazın geldiğini anladığımız an

balkonlardan gelen catal kasik sesleri, gulusmeler

utançtan yerin dibine girdiğiniz anlar

dahiliye intornlüğüm sırasında hocanın 'bu öğle sunum var arkadaşlarını çağır,yemek de olacak ' demesi uzerine whatsapp grubundan tüm dahiliye grubuna 'öğlen sunum var yemek olacak herkes gelsin ' şeklinde mesaj atmam,arkadaşların sunuma gelmesi ve sunumun sadece hemato intörn ve asistanlarina olduğunu öğrenmeleri sonucu hayal kırıklığıyla geri dönmesi şeklinde gerçekleşmiş bir anım mevcuttur.megerse hematoda rutin sunummuş ne bileyim ilk haftamdı swh

black mirror

az önce geliştirilmiş bir tür vr'in konu edildiği 3. sezon 2. bölümü izlediğim dizi.

bence spoiler değil ama moderasyona göre spoiler:
 spoiler!
enseden yerleştiren bir cihaz en derin korkularını karşına çıkarıyor ve nedense sanki o aparat benim beynime takılmış gibi direk dizide her taraftan örümcekler fırlamaya başladı
bütün bölümü diken üstünde geçişler yaparak izledim ilk örümceği gördükten sonra.


örümcek fobisi olanlar 3. sezon 2. bölümü seyretmesin dizinin geneli harika olsa da zaten sonunu falan hiç begenmedigim bir bölüm oldu.

tıbbiyelilerin stres azaltma yöntemleri

tıbbiyeli itiraf

daha gelmedim oraya, varamadım
sanki daha ne allah'ın rızasını ne kulun rızasını kazandım...
daha güneşte yanmadım gönlümce
daha saçlarımı boyatmadım istediğim renge
henüz kitabımı alıp deniz kenarındaki o bankta okuma fırsatını da yaratamadım
daha doğru düzgün sevmedim, sevilmedim
daha öğrenemedim hayat çelme taktıkça ayağa kalkmayı, kurnaz olmayı,
henüz kendi hakkımı koruyamadım, hala öğrenemedim hayır demeyi...
daha kimsenin derdine de derman olmadım
şifa da olamadım daha kimseye
ne doktorum, ne öğrenciyim aslında hala doğduğumdan beri olduğum şeyim: insanım
dedim ya daha doktor değilim diye
daha ilk gerçek maaşımı da almadım
daha ilk maaşımla ailemi yemeğe çıkaramadım
daha o çok istediğim fotoğraf makinesini almadım, o makineyi bahane ederek çıkamadım doğa yürüyüşlerine
daha resim kursuna yazılamadım, ellerimden bir türlü çıkmak bilmeyen boya lekelerine söylene söylene ellerimi yıkamadım daha.
daha alamadım kendime şöyle ufak tefek bir araba
daha bir çeyiz bile bakmadım kendime, heveslenemedim...
erteledim, yoksaydım, bazen saçmaladım...
ve dik durdum, girdiği kabın şeklini alanlardan olmadım
ancak,
henüz akıllıca adım atmayı öğrenemedim
hala ders alamadım hatalarımdan - ki tekrar edip duruyorum onları -
henüz yakalayamadım hayatı.
henüz,
yaşayamadım.

tıbbiyeli itiraf

okulumuzun psikiyatri profesörü hanımefendi beni 6 ay hastanenin psikiyatri kliniğine yatırmak istedi sözlük. oysa bana sorduğu sorulara dürüstlükle cevap verdim, hasta haklarını gizli tutacağını düşünerek kendimi ifade etmeye çalıştım. o ise daha onuncu cümlemin sonunda ''biz seni bir süre misafir edeceğiz.'' dedi. ''hocam, okul?'' dedim.''iyileşince...'' dedi. mahvolan onların hayatları değil çünkü. söylemesi kolay.

karşı çıkınca ben, senin söz hakkın yok, hastasın, anormalsin dedi... refakatçilerimden biri tüm sorumluluğumu alırsa, imza verirse ancak çıkabileceğimi söyledi. refakatçim yoktu benim, ben kimsesizdim... bir şekilde zar zor bir arkadaşımı refakatçim sayarak hallettim. arkasından kardiyoloji,nöroloji, dahiliye, anestezi hocalarının hepsi sırayla bana '' .... hanım senin yatışını istemiş, neden yatmadın?'' dediler. hasta hakları öyle mi sözlük? hepsinin canı cehenneme.

ama bana yaşattığınız bu ''hiçlik'' duygusunun hesabını verebilecek misiniz sayın hocam? beni 10 cümle bile dinlemeyen, hislerimi anlatmama izin vermeyen çok rafine profesör hocam, karar verdiğiniz kendi hayatınız olmadığı için mi bu kadar kolay geldi gerekirse 6 ay-1 yıl yatacaksın demek? sen ''anormalsin'' demek? ne zamandan beri bu kadar yıkıcı oldu bu meslek? bana ne tanı koyduğunuzu söyleyecek kadar insan yerine koyamadınız değil mi?

edit: gel de bu fakültede okumaya devam et. aferin, hepiniz mahvedin hayatımı olur mu? böyle güzelce delirtin beni.

sevilen şiirin en can alıcı kısmı

bir zamanlar meydan okumak isterdim.
kaç meydanını okudum da bu hayatın.
yalnızca iki harfini öğrendim:
a
h!

ah benim nergis kokulu cehaletim...
ruj lekeleri bıraktın bardaklarda
anlatmak isterdin kendini durmadan
bir bardağa bile olsa.
ne diyecektin, ne söyleyecektin
şairlerin şahı olsan,
bir ah’dan başka.
ah benim nergis kokulu cehaletim
bana yıllarca, bunca sözü boşa söylettin.
ah!
(bkz: didem madak)

sosyal medya hesabı olmayan genç

o kişi ben oluyorum.. hepsini geçen sene sildim.instagram beni çok etkiliyordu.profosyenel makinem var çektiğim fotoğrafları paylaşıyordum.güzel tepkiler alıyordum ama instagram bana sadece fotoğraf çekmek yaşıyormuşum duygusu veriyordu.bir de kendimi sürekli o mutlu insanlarla karşılaştırıyordum.ben sürekli dersle uğraşmam gerekirken millet geziyor gülücükler saçıyor.ne sinir bozucu.başta hiç bir şeyden haber alamamak kötü geliyor ama harika bir duygu resmen özgürlük.özüme döndüm sadece şu anı yaşıyorum.eğer burayı okuyorsan ve benimle aynı şekilde düşünüp cesaret edemiyorsan.kapat arkadaşım herşeyi kapat.memnunsan tabiki birşey demek bana düşmez...üstümden bir yük kalkmış gibi hissediyorum.en son ilk okulda gördüğüm adını zor hatırladığım kişinin her gün sahte gülücüklü selfilerinden,mutluymuş gibi görünen hayatından banane değil mi ama.gittikce eskiye dönüyorum.keşke mektupla haberlesilen zamanlarda yaşasaydım.sanırım bu çağın insanı değilim.galiba şimdi de sıra sözlüğü bırakmakta. bildirim var mı diye arada bir bakıyorum sosyal medya hesabı gibi kullanmaya başladım.bu son entrim olsun o halde..bunu okuyan bir kişiye bile yardımcı olduysam ne mutlu bana.sözlükte gerçekten benim gibi düşünen insanların var olduğunu gördüm.. bu bile yeter.umarım onlarla bir gün aynı hastahanelerde çalışırız..

ders çalışmamak için yapılan anlamsız hareketler

boş bir kağıda, çalışılması gereken konuların adını alt alta yazmak, sonra bunları sınava kadar olan gün sayısına bölüp eşit şekilde dağıtmak

Toplam entry sayısı: 128

tıbbiyeli itiraf

bazen hiç kimseyle konuşamıyorum günlük... konuşmak istesem de olmuyor ne yapayım. sanki biri kendini ifade etme yeteneğimin düğmesini kapatmış gibi hissediyorum.

bir de okul hiç geçmiyor. okulda insanlar çok soğuklar... her gün gördüğum artık sima olarak birbirimizi tanıdığımız insanların taş gibi suratlarla hiç günaydın demeden sokakta gördüğümde selam vermeden geçip gitmeleri bu aralar daha bir çekilmez geliyor... onlar bu kadar beni sallamaz takıldıkça daha çok içime kapanıyorum sözlük...

birbirimize günaydın desek ne bileyim asansörde falan bir iki cümle kursak o koca egolarımızdan çok bi şey eksilmez sanki. en azından karşımızdaki kişiye "insan" gibi davranmış oluruz.

bazılarımız için ailesinden ve arkadaşlarından uzakta başka bir şehirde tek başına yaşamak yeterince zorken sizin bu anlamsız tuğla suratlarınız, ergenlikten kalma gruplaşmalarınız bu şehri ve okulu daha da çekilmez kılıyor olabilir....

günün sözü

"ruhun şarkı söylerse, hayat seni mutlaka dansa kaldırır."

the smiths



1982'de manchester'da kurulmuş vokalistliğini steven patrick morrisey'in yaptığı ingiliz alternatif rock grubudur.

there is a light that never goes out
asleep
please,please,please let me get what ı want
bigmouth strikes again
how soon is now ?
this charming man
stretch out and wait

gibi şarkıları en sevdiklerim olmakla birlikte zaten morrisey'in sesi öyle güzel ve dinlendirici ki her şarkıları ayrı güzel...

(bkz:louder than bombs )
(bkz:alternative rock)

cocuklara okumayi sevdirecek kitaplar

jules verne kitapları
çocuk kalbi
narnia günlükleri
harry potter serisi
monte cristo kontu
muzaffer izgü kitapları


ben bunlarla sevmiştim. çocuk kalbi ağlattı, muzaffer izgü güldürdü, jules verne bir sürü hayal kurdurttu.

bir de percy jackson ve olimposlular da çocuklar için gerçekten çok sürükleyici ve harika bir seridir.

hayata bağlayan hoş detaylar

kışın dışarısı buz gibiyken evde aileyle içilen içine ekmek doğranmış sıcacık çorba

tıp fakültesinden mezun kızların evde kalması

cocuklara okumayi sevdirecek kitaplar

jules verne kitapları
çocuk kalbi
narnia günlükleri
harry potter serisi
monte cristo kontu
muzaffer izgü kitapları


ben bunlarla sevmiştim. çocuk kalbi ağlattı, muzaffer izgü güldürdü, jules verne bir sürü hayal kurdurttu.

bir de percy jackson ve olimposlular da çocuklar için gerçekten çok sürükleyici ve harika bir seridir.

ders çalışmamak için yapılan anlamsız hareketler

ıkide bir kahve yapmak
devamlı buzdolabına gidip atıştırmalık bakmak
en az 3 yıldır dinlemediğim şarkıları hatırlayıp uzun uzun kliplerini izlemek
nostaljik çizgifilmler izlemek
liseden beri aramadığım arkadaşlarımı aramak
aç olmadığım halde yemek siparişi vermek ve yemek gelene kadar telefonuma bakmak
ne zamandır elimi atmadığım kitabımı okumak
ınstagramdaki her hesabın ilk paylaştığı fotoya kadar tek tek bütün fotoları incelemk


gibi ders çalışmamak için anlamsız davranışlara başvurduğum durumlardır.

harry potter

ne zaman kendimi kötü hissetsem beni sımsıcak kucaklayan canım evimdir. oraya okumaya döndükten sonra bu dünyada kimse canımı sıkamaz, sıkanlar da ilginç bir şekilde hiç umrumda olmaz.

yazarların tıbbiyeli sözlükte yazma sebepleri

açıkçası kendim için yazıyorum diyebileceğim başlık.

1 yıl sonra dönüp baktığımda ne düşündüğümü, hissettiğimi hatırlamak istiyorum. burayı bir çeşit günlük gibi kullanıyorum diyebilirim. hayatımı ve hissettiklerimi kısa kesitler halinde görebilmek için...

türkiye'nin en iyi tıp fakültesi

hacettepe'de okumayan bir tıpçı olarak cevap hakkımı hacettepe'den yana kullandığım başlık... en iyilerde ilk 3'tedir en azından

yani kabul edelim sıralamamız tutsa hepimiz gitmek isterdik...ben istemiştim şahsen ...

ama ilginç bir şekilde kendi okulumu da sevmeye başlıyorum sanırım...

edit: sevgili eksileyen yazarlarımız tamam tamam trakya tıpın falan hacettepeden farkı olmadığını düşünerek içimizi rahatlatmaya devam...

zaten burası türkiye isviçre bizim hiçbir üniversitemizi tanımıyor bile ..

yazarların tıbbiyeli sözlükte yazma sebepleri

açıkçası kendim için yazıyorum diyebileceğim başlık.

1 yıl sonra dönüp baktığımda ne düşündüğümü, hissettiğimi hatırlamak istiyorum. burayı bir çeşit günlük gibi kullanıyorum diyebilirim. hayatımı ve hissettiklerimi kısa kesitler halinde görebilmek için...

tıp fakültesinden mezun kızların evde kalması

tıbbiyelilerin stres azaltma yöntemleri


ingiltere de nörobilim alanında çalışmalar yapan mindlab international araştırmacılarından david lewis-hodgson yaptığı deneyler sonucunda weightless adlı şarkının stres seviyesini yüzde 65 e kadar azaltabileceğini gözlemlemiş.

ben rahatlatıcı buldum şahsen.

içerik kuralları - iletişim