lupus

Durum: 0 - 0 - 0 - 0

Puan: 0 -

2 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

"I will see you in the next life..."
Henüz hiç entry girmemiş.

instagram

yaptığım paylaşımların tarzına göre, birini 20 kişi beğenirken diğerine 70 beğeni gelmesi, hikaye paylaşınca gören kişi sayısına baktığımda beğenenlerin yaklaşık iki katı olması gibi bir tecrübem varken insanların bakmadan tık tık beğenip geçtiği gibi yorumları haksız bulduğum sosyal medya aracıdır.

benim derdim başka. 27485. aynı pozu verdiğiniz selfielerinizle başlayalım, bu sizin ne kadar yalnız olduğunuzu düşündürüyor bana. o yaptığınız canlı yayınları da kimse izlemiyor. fakat güzel yaptık tadında gün içinde ortalama 10 adet bebek-çocuk fotoğrafı soyunuzu sevgiyle anmamıza sebep oluyor. evlendiyseniz ne mutlu size ama hesabınızı düğün ve kutlama fotolarıyla doldurmanız evlilikten başka bir vizyonunuz olmadığını gösteriyor. tek taşınızı alıp münasip yerinize sokun bu arada. hediyelerinizi de.

konsere veya canlı müziğe gittiyseniz çok da matah bir şey yapmadığınızı birinin yüzünüze artık söylemesi gerekiyor. arabayla yolda seyir halindeyken müzik eşliğinde yol videosu paylaşmanız vasatın altı bir insan olduğunuzu, kendinizle beraber başka insanların da canını bir hiç uğruna tehlikeye attığınızı ilan ediyor.

bilin ki instagram ayda yılda bir hatıra olsun diye güzel anlarını, gezip gördüğü egzotik yerlerin ilginç fotoğraflarını paylaşan, günlük yaşamın içinde gözümüzden kaçan ufak tefek detayları kendi üslubuyla harmanlayıp önümüze sunan, bir şeyler üretmenin sevincini yaşayan ve yaşatan özel insanların yüzü suyu hürmetine ayakta kalıyor.

instagram

arkadaş ısrarına katlanamayıp açtım galiba 6-7 ay dayanabildim ve sildim. aşırı samimiyetsiz. takipleşen insanların gerçek hayatlarında birbirlerine selam bile vermediği, fotoğrafların bakmadan beğenildiği uygulama. şimdi bünyesine hikaye, anket falan da katmış. görülme de görülüyomuş ve ekran alınca bildirim gitme özelliği de gelecekmiş. ne yapmaya çalıştığını anlamıyorum keşke bi çizgisi olsaydı.

takipçiyle, beğeniyle kendini beğendirme çabasında, popüler olmak her şeymiş gibi algılayan büyük bir kesimi barındırıyor. bir keşfet var zaten giren çıkamıyor adeta zaman kaybı.

sosyal medya mı asosyal medya mı tartışılır.ordan beni takip eden insanların beğenilerindense okulda bir kişinin selamını tercih ederim. ya ben oturup konuşmayı seviyorum napıyım sanaldaki arkadaşlığı, napıyım sanaldaki beğenilmeyi?

sırf profil fotoğrafından tanımadığın bir sürü insanın seni takip etmesi günde 30 falan geliyor yani bu nasıl bir açlıktır? git bir iki ortama gir de gerçekten konuş değil mi ama? bir iki konuştuğum insanın okulda gelip konuşamaması çok gülünç ya gerçekten. ben napıyım sanal insanı?

fotoğrafların da insanları yansıttığını düşünmüyorum. çok güleryüzlü bir insan somurtkan, fotoğraftan fotoğrafa gülen insanlar neşeli gibi anlaşılabiliyor. fotoğrafla reelin farkına girmiyorum zaten.

hayatlar, insanlar öyle farklı görünüyor ki çevrem normalde full ders çalışan insanlarla dolu ama sürekli yine gezmelerdeyim, hep geziyorum, heeeeeyyyy ben geziyorum görüyosunuz de mi diye bağıran paylaşımlar var. tatile gittiklerinde gezmeyi, eğlenmeyi bırakıp fotoğraf çekimleriyle uğraştıklarını düşünmekteyim. ne bileyim ben tatilde denizin, kumun, yeni insanların, yeni yerlerin tadını çıkartmaktan çoğu zaman fotoğraf çekilmeyi unutuyorum. yürüdüğümü, yediğimi, içtiğimi paylaşmam falan imkansız. ya yemek paylaşılır mı zaten? ben burda olan var olmayan var olayına girmiyorum. benim değinmek istediğim şu: waffle atıyosun diyelim ben yurttayım ve o an onu yiyemiyorum aşırı canım çekiyor ya da diyetteyim ve yememem lazım. ilginç sunumlar vs. paylaşılabilir ama böyle şeyler doğru olmuyor işte.

tıp fakültesine özgü mü bilmiyorum ama komite final dönemi fark etmeksizin sürekli not, fosforlu kalem ve çalışma isyanı görüyorum.

bir de sevgili krizleri var. ayrılınca tüm fotoğrafları silmek hatta hesabı silmek. ya bildiğiniz insanlar insanlara hesap veriyor onlara göre ayarlıyor kendini.

popüler olmaya kasan erkekler çekici olmayı geç benim için iticiler. hatta bir hesaba girdim diyelim. aşırı takipçi, aşırı beğeni, araba fotoğrafları, araba gösterge videoları sjsj göreyim ben anında itiliyorum. kendi halinde erkekleri daha gizemli ve çekici buluyorum. sosyal medyayı aktif kullanan ve sürekli popo(kibarlaştım) beğenen biri vardı mesela. offf ya ne beğendiğini bile görüyosun. gerçekten insanı deli eden bir uygulama. sürekli bana takip atmış, sana atmış mı? beni çıkmış, seni çıkmış mı? acayip dedikodu, stalk. of şiştim ya daha fazla yazamıycam.

ödüm patlıyor gülce'ye bakmaktan

ömer lütfi mete'nin gülce şiirinin bir dizesi, pîr dizesi. bu şiir aklımda bu dizesi ile kalmış, okuduğumu bile hatırlamıyorum daha önceden. nasıl oluyor ki? bu dizeyle karşılaştığımda ne hissettim ki bütün şiiri içine gömüyorum? yaşantı, yaşantı çok farklı insandan insana. raptiye ile çakılı birbirine bazı ânlar ve şarkılar. duygulanım anılarımızı bir dizeyle çakıyoruz beynimize bazen, bir şarkıyla, bir hava durumuyla, toz toprakla hatta, göğün o günkü rengiyle. bazı tozlar çocukluğuma götürüyor yutunca, bazı şarkılar eskiden geçtiğim sokaklardan geçiriyor tekrar. bazı yüzler kapatıyor kabuğuma beni, bazı gözler hayata bağlıyor geri.

şiir spoiler butonuna saklandı:
 spoiler!
uçurumun kenarındayım hızır
ulu dilber kalesinin burcunda
muhteşem belaya nazır
topuklarım boşluğun avcunda
derin yar adımı çağırır
dikildim parmaklarımın ucunda
bir gamzelik rüzgâr yetecek
ha itti beni, ha itecek
uçurumun kenarındayım hızır
civan hazır
divan hazır
ferman hazır
kurban hazıruçurumun kenarındayım hızır
güzelliğin zulme çaldığı sınır
başım döner, beynim bulanır
el etmez
gel etmez
gülce'm uzaktan dolanır
uçurumun kenarındayım hızır
gülce bir davet
mecaz değil
maraz değil
gülce bir afet
peri değil
huri değil
gülce beyaz sihir
gülce ölümcül naz
buram buram zehir
yar yüzünde infazbir gamzelik rüzgâr yetecek
ha itti beni, ha itecek
güzelliğin zulme çaldığı sınır
uçurumun kenarındayım hızır
ben fakir
en hakir
bin taksir
ateşten
kalleşten
mızrakla gürzden
dabbetülarz'dan
deccal’dan, yedi düvelden
korku nedir bilmeyen ben
tir tir titriyorum gülce’den
ödüm patlıyor gülce’ye bakmaktan
nutkum tutuluyor, ürperiyorum
saniyeler gözlerimde birer can
her saniyede bir can veriyorum

hayatınızda kullandığınız replikler

"biz ayrı ayrı cümleler içinde şiir gibiyiz de bir araya gelince devrik bir cümleden ileri gidemiyoruz."
(bkz:leyla ile mecnun)

insanların yaptığı en büyük ahmaklık

affetmek olabilir.

belki yargılayanlar olacak ama öyle. bir yerde duydum mu okudum mu hatırlamıyorum. şöyle bir diyalogdu:

- beni affet.
+ affetmem. şimdi seni affedersem tekrar yaparsın çünkü bu yaptığının bir cezası olmaz. bir kaybı olmaz. ama şimdi ben gidersem, benden sonrakine aynı şeyi tekrar yapmamak için çabalarsın. hoşçakal.

gibi bir şeydi. ben de süsledim azıcık.

mutluluk veren küçük şeyler

dört yaşındaki kardeşin sabah yanağınızı öpüp "kayk aytık,güneş uyandı" diyerek uyandırması.

tıbbiyeli itiraf

bugün sevilmek istedim.artık hayatımda kendimi ona koşulsuz, önyargısız anlatabileceğim biri olsun istedim.beni anlayan, dinleyen.. sonra beni sevmeyen herkese tek tek kırıldım, onlara verdigim değerin karşılığını hiç alamadığımı fark ederek, kalabalıklar içindeki yalnızlığımı bir kez daha anımsayarak.

tıbbiyeli itiraf

"ne zaman kırılsam birilerine,
sükut nakışlı hırkalar giyiyorum.
kıvrılıp da içimin denizlerine,
boş ver nasılsa öleceğiz diyorum."

edit: hikmet anıl öztekin

tıbbiyeli itiraf

tıp kazandıktan sonra herkes benim orijinal karakterimi bir kenara attı. doktor abim, doktor oğlumdan başka bir şey dememeye başladılar. ulan tamam doktor olacağım da bir meslek bir insanın üstüne bu kadar yapıştırılmaz ki be! bir daha bu şekilde konuştukları zaman uyaracağım, çok saçma hissediyorum öyle konuştukları zaman.

edit: anlatım bozukluğunu düzelttim, nasıl içerlemişsem artık bu duruma...

ekmeği kes

gerçekten bir sinir krizi sonrası yaptıracağım dövme olacak sanırım. kilo veremiyorum.

Toplam entry sayısı: 0


içerik kuralları - iletişim