mentollüselpak

Durum: 70 - 6 - 0 - 0 - 06.11.2018 15:50

Puan: 586 -

1 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 7

tıbbiyelilerden film önerileri

(bkz:sonbahar)
 spoiler!
genç yaşta ölecek olmanın çaresizliğini ve hayata geç kalmış olmak hissini çok iyi anlatıyor. sadece hasta psikolojisini anlamak adına bile izlenebilir.

güçlü erkeklerle baş edemeyince feminist olmak

benim gözlemlediğim kadarıyla feminizm, çoğunlukla güçlü erkeklere tepki olarak değil bazı erkeklerin defektli karakter özelliklerine karşı ortaya çıkıyor.
(bkz:aldatmak)
(bkz:elde edince sıkılmak)
yani başlık biraz niteliksiz olmuş.

uzak durulması gerekenler

(bkz:dedikodu)
yapmayın, yaptırmayın efenim.

bayan doktorların hemşire sanılması

sanırım "hemşire hanım" deyince işlerinin daha çabuk görüleceğini düşünüyorlar. genelde orta yaş üstü acelesi olan kadınlardan duyuyorum. gülüp geçiyorum takacak bir bu mu kaldı

sevilen şiirin en can alıcı kısmı

şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan ev...

tıbbiyede öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler

htc değerinin yaklaşık olarak hb×3 olduğunu yıllar sonra öğrenince çok şaşırmıştım. baştan söyleseydiniz ya

barr cisimciği

"keşfi yapan murray barr'dan adını alan, somatik memeli dişi hücrelerindeki inaktif x kromozomudur."
turner sendromunda olmayandır.

ders çalışma isteği oluşturma

aynanın karşısına geçin ve ne kadar da güzelim deyin. sonra yüzünüze ufak renkli bir dokunuş yapın. sonra da bu öforik haliniz kaçmadan koşarak masanıza oturun.

ilaç mümessili

hastanelerde çok şık giyimli birini görürseniz o insan kesin ilaç mümessilidir. genelde vücutları da düzgün olur. bir de hocalara askerlik arkadaşıymış gibi samimi davranmaya çalışırlar. evet adamlar ekmek paralarının peşinde ama yine de itici duruyor.

efsane eski şarkılar

  • /
  • 7
Henüz hiç başlık açmamış.

güçlü erkeklerle baş edemeyince feminist olmak

güçlü erkekten kasıt, bazılarının hayal ettiği o "otokratik erkekya"nın oligark erkeğiyse; ne o bahsedilen erkeklik, ne o adam erkektir.

feminizme gelince; kastedilen -toplumumuzda hiç de az olmadığı üzere- ezilmiş, dayak yemiş, hor görülmüş bir kadının haklı başkaldırısı ve savunusu manasına geliyorsa elbette ki şartsız, fakatsız savunulması gerekendir. ancak "biz eşitiz, hakkımızı erkekler gaspediyor, kendi kendimize yeteriz, biz daha akıllıyız..." gibi zavallı bikbiklere kulak vermek ve savunmak demekse; evlenildikten sonra "kocacığım şu kavanoz kapağını açar mısın?" la bitecek olandır.

kimse eşit değildir. eşitlik diye birşey bu dünyada hiç bir zaman var olmamıştır, olmayacaktır da. "uzun-kısa", "güzel-çirkin", "zayıf-şişman" gibi sıfatlar bu dünyada ne kadar çok kullanılıyorsa, eşitlik de o kadar bahis mevzu olamaz. tek bir kavram üzerinde eşitlik bundan muaf tutabilir ki bu, yaşadığımız hayatı güzel kılacak olan şeydir. o istisna "adalet"tir. adalet olduğu müddetçe eşitliğe en yakın -ancak kesinlikle bitişik değil- bir durum söz konusu olabilir.

eşitliğin olmaması denilince insanlar bunun yine erkek lehine söylendiğini düşünüyor olabilir. ancak gerçek hiç de öyle değil. erkek her ne kadar gücü temsil etse de; zaafları bir o kadar çok, zarara bir o kadar açıktır. buradaki asıl mesele, sahip olunan özelliği bir başkası ya da diğer cinsiyet üzerinde bir baskı unsuru olarak görüp görmemektir.

eşimin toplum hayatına karışmasını, sosyal alanda başarılı olmasını en çok ben isterim. ama annelik yapmak gibi; bir erkeğin yerine getirebilmesinin imkansız olduğu manevi ve kutsal görevi de benden isteme aptallığını gösterip, evliliğimi sorgulatmasını hiç istemem.

tepki tepkiyi doğurur. çetin altan' ın bir konuşmasından duymuştum, "bu millet çok dayak yer" diye. "evde annesinden-babasından, okulda öğretmeninden, sokakta büyüğünden, askerde komutanından dayak yer. bu kadar dayak yediği için gün gelir o da dayak atmaya kalkar." feminizmi burada aramak ve çözümlemek gerekir.

kadınlar olmasa bu hayat hakikaten çekilmez. başınızı dizine koyup dertleştiğiniz eşiniz; size varını-yoğunu, canını veren anneniz; her ihtiyacınız için koşturan, çocuğunuzun halası kız kardeşiniz olmadan hayatta hakkıyla yaşamanız mümkün mü? derler ki, "güçlü bir erkek görüyorsanız, arkasında mutlaka bir kadın vardır."

yine de bunu söylemek için feminist olmak gerekmiyor. bunu da gözden kacırmamak gerek.


not: bak bir haftadır annem evde yoktu. bir baba, üç oğul, dört sap evde bataklıkta yaşıyoruz. annem geldi de hayata döndük.

memento

film siyah beyaz ve remkli sahnelerden oluşuyor.. siyah beyaz sahnelerin zaman akışı ileri doğru olurken renklilerinki geriye doğru oluyor.. bir renkli bir siyah beyaz olarak ilerliyor film.. renkli sahnelerden birini izledikten sonra neden olayların o şekilde geliştiğini bir sonraki renkli sahne veriyor.. bu siyah beyaz ve renkli sahneler filmin ortasında birleştiğinde birden bir aydınlanma yaşanıyor..
kısaca...
çok iyi bir film..

memento

bir christopher nolan filmi.hala izledikten sonra ortaya çıkan beynimin küllerini temizleyemedim.bu tarz beyin yakıcı filmleri sevmeme rağmen bu film çıtayı stratosfere çıkarmıştır benim için.(hala filmde neler oldu hiç bir fikrim yok)*

aşırı dramatik anlar

kopya çekerken hocayla göz göze gelmek

güçlü erkeklerle baş edemeyince feminist olmak

güçsüzlüğünü kadınlara saldırarak unutmaya çalışan erkekler tarafından inanılan sanrı.

zilli sınav

bizim zamanımızda zil bozuktu, sağolsun idealist bir hocamız ağzıyla zil sesi yapardı. lölolloolollolol diyişi hala kulaklarımda. hey gidi günler

antidepresan niteliğinde şeyler

küçük kardeşin(5 yaşında) ders çalışırken yanınıza gelip hadi dersini bana anlat deyip,sizi sonuna kadar dinlemesi.üstelik gelirken koca bir tabak meyve ve kuruyemiş getirmesi...
her akşam istisnasız oluyor bu güzel olay.

aşk vs sevgi

ingilizce de ikisi için de 'love' kelimesi kullanılsa da, bu iki kavram birbirinden farklıdır zannımca. şöyle açıklayayım:

-aşk sizin başınızı döndürür, sevgi ise dünyayı döndürür.
-aşk bir ihtiyaçtır, sevmek bir sanat.
-aşk geldiği gibi yaşanır, sevgi farkındalıkla yaşanır. farkındalıkla yaşanan her şey derinleşir.
-aşkı besleyen hayallerdir.
-sevgi ansızın olmaz, ancak emekle olur.
-bir ilişkiyi aşk başlatır ama ilişkiyi sevgi sürdürür

ilaç mümessili

sadece profesyonel pazarlamacılar. olay, ilaçtı, sağlıktı değil.
gelip asistanlara 10 tane kalem veriyorlar, bize çıkarıp bir kalem veremiyorlar. altı üstü poliklinikte, acilde 3 kişiyiz.
asistan abi de ne yapacaksınız siz kalemi diyip gitti. bu kalem konusunda çok hassasım. lütfen stajyer ve intornlerle kalemlerinizi paylaşın. swh

ilk aşkınız ve hikayenizin sonu

ahhh ahhh .... dedirten başlıktır

tıp fakültesi bitirilmiş,
sıra gelmiş tusa çalışmaya...

mayıs 2016 sonları,
bir kız facebook üzerinden mesaj atar,
"ya gaba, bizim fakültede intörnlük nasıl oluyor?"
anlattım, sonra muhabbet muhabbeti açtı
"gel bir kahve içelim" dedim, olur dedi.
whatsapp üzerinden mesajlaşmalar vb. olurken
bir akşam aradı aldım, tunalı hilmi caddesi'ne gittik
önce bir bistroda yemek yiyip muhabbet ettik, sonra da starbuckstan kahvelerimizi alıp kuğulu parka oturduk çimenlerin üstüne.
kız bu arada kova burcu -annemin burcudur, hümanisttir, gezmeyi çok sever, hava grubu burçlardan olduğundan benim ikizler burcu ile iyi anlaşır.
o kadar güzel bir geceydi ki,
eve döndüğümde bir sırıtış,
anneme dedim ki hatta "ya anne, bugün hayatımın en güzel günüydü"
annem de o sevinçli halimi görünce sevindi tabi.

gel zaman git zaman mezun oldum
tatile gideceğiz, rota singapur- bangkok- hong kong
gitmeden önce seni görmek istiyorum dedim.
tamam dedi.
aldım evinden, gittik pikolet'e
sonrasında da yakınında kafes fırına geçip türk kahvesi içtik.
kafaca anlaşma mükemmel ötesi.
tamam dedim bu tam aradığım kız.

tatile gittim,
tatilde sürekli mesajlaşıyoruz, araşıyoruz.
resim yolluyorum vs. vs.
tatil bitti.

ertesi günü diplomayı almak üzere üniversiteme gittim.
sonrasında onu görmeye bahçelievlerdeki dekanlığa...

karşılaştık,
"aa gaba merhaba"
içimdeki ses "nöy? nerde o samimiyet?"
dışımdaki "merhaba, nasılsın? sana hediye getirdim onları vermek üzere senle görüşelim bi ara" dedim. olur dedi.
mesajlaşmalar azaldı, azaldı, azaldı.....
eskiden gülmeli kopmalı konuştuğumuz kız adeta şekil değiştirmiş, yerini soğuk buzdolabına bırakmaya başlamıştı.
bir arkadaş "1 hafta hiç konuşma bakalım noluyor" diye test et dedi.

ve inanır mısınız,
o günden beri konuşmuyoruz....

25 temmuz 2016 gecesi...
tarihine kadar hatırlıyorum
hani o "lan neredeyse sevgili olalım diyeceğim kız neden olmadı? neden cevap vermedi?? neden??" diye ağlamaya başladım. işte ilk kez hayatımda panik atak denen şeyi yaşadım. kalbim çarpıyor, nefesim daralıyor, öleceğim galiba hissi....

gece annem uyandı, bahçeye indik, adaçayı içtim anca öyle uyudum gece 3.30'du saat. saat 5'te defekasyon yapmak üzere uyandım, ama düşüncelerim nasıl kafamda dönüyor. herşey herşeye girmiş gibi.... tekrar yattım, saat 7.30. ağlamalar hala devam ediyor...

sonrasını kısa özet geçeyim: tıbbiyeli radyonun ilk müdavimi olma, tus kampını bırakma, zorunlu hizmete başlama, sözlüğe verilen ara - o esnada suçiçeği geçirme-, sözlüğe geri dönme, yeni radyocularla, insanlarla tanışma vb vb. oldu.

şimdi iyiyim sözlük - zaten biliyorsunuz nasıl olduğumu - ,
sizlerle tanışmam,
zorunlumda yaşadığım güzel deneyimler,
iç hastalıkları/ dahiliye bölümünü kazanmam - ki bu uğursuzluğumu bitiren olay olmuştur -,
vb. herşey.

son sözüm şu: "hayatınızda kendinizden önemli tek şey çocuğunuz, sonra siz, sonra diğerleri... gerisi gelip geçici..."

Toplam entry sayısı: 70

tıbbiyeli itiraf

bazen sevmek yetmez, mutluluğu hak etmek de gerekir.

tıbbiyeli itiraf

bugün %1 olan o ihtimal gerçekleşti. ve ben o ihtimali çok sevdim.

sevilen şiirin en can alıcı kısmı

şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan ev...

gülümse

"çünkü sen gülümsemeyince bunun haksızlık olduğunu düşünüyorum."

tıp fakültesini aile yanında okumak

yurtta kaldıktan sonra evdeki halı bile şükür sebebidir.

uykuyu kaçıran şeyler

gerçek hayatta asla gerçekleşmeyecek diyaloglar yazıp sanki gerçekmiş gibi konuşmak, tartışmak.

evlenilmeyecek erkekler

akla gelebilecek her çeşit ilişkiyi yaşayıp, evleneceği kız söz konusu olunca "helal süt emmiş kız arıyorum" diyen tiptir.

alınan en güzel iltifat

senden çok iyi bir anne olur.

cepte unutulan peçete

nankör olmamak lazım bazen de imdadınıza yetişebilir.

tıbbiyeli itiraf

bugün %1 olan o ihtimal gerçekleşti. ve ben o ihtimali çok sevdim.

kalitesiz olduğu halde kaliteli sanılan markalar

yazın geldiğini anladığımız an

toplu taşıma araçlarında dokunulan her şeyin yapış yapış olduğunu hissettiğimiz an yaz gelmiştir.

mutsuzluk

ufka bakarken nedensiz yere gözlerin doluyorsa mutsuzsundur.

tıbbiyelinin sevmediği renk

anatomi labına hazırlıksız gitmek

hazırlıklı giden de unutuyor gitmeyen de. çok da şey etmemek lazım

içerik kuralları - iletişim