mindusersimderun

Durum: 90 - 0 - 0 - 0 - 14.06.2019 16:44

Puan: 972 -

1 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

Bilime ama özellikle tıbba ve psikolojiye çok meraklı bir makine mühendisliği ana bilim dalı doktora öğrencisi. Kendisi bilgi meraklısı olur. Okur, araştırır...
  • /
  • 9

hakuna matata

her konuda bilgisi olan bir yazardır kendisi. güzel yazar. "takip ediniz." derim.

kel alaka

ilk kısmı fransızca'dan dilimize girmiş bir söz öbeğidir.

edip cansever

en sevdiğim şairdir. "ben ruhi bey nasılım" adlı yapıtı okursanız ölümü bu kadar güzel anlatan başka bir şair daha olmadığı konusunda ciddi fikirler edinebilirsiniz.

yazın yapılacaklar listesi

benim için liste üç aşağı beş yukarı bellidir:
- tez yazmak
- deney yapmak
- kitap okumak
- araştırma yapmak
- bir dil öğrenmek (galiba latince).

etkileyici film replikleri

vakit varken tomurcukları topla, zaman hâlâ uçup gidiyor...

yazarların nick hikayeleri

harf ve kelime oyunlarını oldum olası sevmişimdir. nickimin içinde aslında iki nick var: biri mantıkla hareket etmeye çalışan yönümü; diğeriyse duygularla hareket etmeye çalışan yönümü simgeliyor. birazcık yin yang felsefesini andırıyor.

adh

aşık olduğunuzda hipotalamus tarafından salınımı artırılan bir hormondur.

ingilizce tıp okuyanlara tavsiyeler

http://libgen.io/
tıp okumuyorum ancak şunu söyleyeyim: yukarıdaki siteden ücretsiz olarak, bol miktarda ingilizce tıp kitaplarını bilgisayaranıza vb. cihazlarınıza indirebilirsiniz. ayrıca usmle sınavlarına hazırlık kitapları da sitede mevcuttur.

yaşama isteğini arttırabilecek şeyler

benim için hiç şüphesiz aklıma gelen iki şey; öğrenmek ve keşfetmek. onun dışında ise hayallere kavuşma umudu.
"umudu dürtün, umutsuzluğu da yatıştırın."

telegonya etkisi

  • /
  • 9

mindusersimderun

başlığının açılmamasına şaşırdığım, kaliteli ve bildiklerini aktaran yazar. kibarlığı ve naifliğiyle hem sohbeti zevklidir hem de doyum olmaz kendisine.

aynı zamanda burayı keşfetmemi sağlamış kişidir. sağ olsun.

there’s plenty of room at the bottom

fizikçi richard feynman'ın 29 aralık 1959'da caltech'teki amerikan fizik toplumu toplantısında verdiği konferansın ismi olup, "aşağıda bolca yer var" veya "aşağıda daha çok oda var" anlamlarına gelir. dünyayı minyatürize ederek manipüle edebilmeye dair bir anlatıdır yani günümüz nanoteknolojisine bir giriştir. hatta nanoteknolojiye dair ilk bahislerden, kimilerince ilk bahis olarak görülmektedir.

konferansın yazılı ve türkçe hâlini bir sitede buldum: https://bilimvesaire.com/2017/11/teknoloji/asagida-bolca-yer-var/

orijinal metni ise konferansın adını taratarak rahatça bulabilirsiniz.

minerva

ismi m. ö 6. yy.a kadar varlığını sürdürmüş bir halk olan etrüskler'in menrva'sından köken alan roma hikmet, zeka, savaş, sanat, ticaret ve okul tanrıçasıdır. yunan mitolojisindeki athena'ya denktir.



elinde hem zeytin dalı hem de mızrak tutar şekilde tasvir edilir. tüm tanrıçalar gibi çelişkili ve zıt iki yönü vardır. #98051'de buna değinmiştim. kadın, toprak, ay, su, bitki, karanlık, ölüm birbiriyle ilişkilidir. toprak ve su hem hayat kaynağı hem de ölümle bağlıdır. boğulursunuz, toprağa gömülürsünüz. kadınların âdet görerek kanla bağlantılarının ritmik şekilde oluşu da onların karanlık yönlerinin oluşuna etki etmiştir. #102546'da bunlardan yeterince bahsettim.

tanrı, tanrılar, kutsal içinde zıtlıkları ve çelişkileri bir arada içerir. kutsalın böyle bir morfolojisi olmuştur çünkü bütün her iki ucu da içermelidir ve en başında zaten bunlar bir aradadırlar. söz konusu kutsal olduğunda her şey bir yerde bir arketipe, kozmogoniye dayanır ve bunların yeniden canlandırılması ve hiyerofanisi, teofanisi, kratofanisidir. bu bütünlük bir kaos olmaktan çok ayrışmamış bir varlıktır en başında. mitler de doğal dünyanın yansıması değil dinsel nesnelerin yansımasıdır, deneyimin ilk örneklerinden yeniden yaşanmasıdır. canlandırma şeklinde değil yeniden yaşama şeklinde görülürler. en baştaki kutsal zamanın içindedir ayinlerdeki ilkeller.

ne mutlu türküm diyene

milli birliğimizi bozmaya çalışanlara inat; daha coşkulu, daha gür haykıracağımız söz.

''bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.''

''bu memleket tarihte türktü, halde türktür ve ebediyen türk olarak yaşayacaktır.''
-mustafa kemal atatürk

edip cansever

"...
belki yarın gidecek
bir anı gelecek bir başka anının yerine.

insan bazen ağlamaz mı bakıp bakıp kendine."

türk şiirinin temel taşlarındandır.

edip cansever

aldığım ilk şiir kitabının şairi. aynı zamanda bana şiiri sevdiren şair.

yazın yapılacaklar listesi

düşünsel kitaplar okumak.

semboller ve semboller

ouroboros
" ouroboros eski yunanca'da 'kuyruğunu yiyen yılan' anlamını taşır ve mitolojide sürekli olarak kendi kuyruğunu yiyen ve doğanın ebedi döngüsünü simgeleyen yılandır. bu imge, aslında gücünü kendi içinde onu un ufak eder; kendi gücünü yiyerek (veya kendine yönelterek) kendini mahveder. "

beni tanıdıkça görürsünüz ki bir sembol severimdir. kendisi karşıma çok ihtiraslı bir şekilde zaman yolculuğu, zamanın kendisi hakkında konuştuğum zamanlardan karşıma çıkan bir semboldür. zaman bir döngü müdür? döngüyse gelecek tahmin edilebilir mi? bir çok film kitap dizide işlenmiştir bu konu. hatta bence zaman yolculuğu için bunun gerekliliğinden bahsedilebilir. zaman aslında bir yanılsamadır. peki biz bu yanılsamayı kırabilir miyiz? kırmalı mıyız?

yazarların şu anda okuduğu kitaplar

kıyamete bir milyar yıl - strugatski kardeşler

yaşama isteğini arttırabilecek şeyler

bana benimle birlikte, kendi arabamızla dünyadaki her yeri gezmek istediğini söyledi. böyle insanların olmadığı, sessiz, sakin yerlerde uyuyup uyanmayı, her istediğimizde alıp başımızı gidebilmeyi, birbirimiz hariç hiçbir şeye bağlanmadan yaşamayı istediğini söyledi. o zamana kadar hiç düşünmemiştim. aslında o zamana kadar onu bile hiç düşünmemiştim. şimdiyse hem o hem de onun hayali hayalim,yaşama isteğim

Toplam entry sayısı: 90

en çok beğendiğiniz kitap kesiti

“sevgili bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.

insanları, eski karıma yapmış olduğum gibi, büyük bir boşluk içinde
bırakmasaydım. kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine
düşmeseydim. bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. sana diyebilseydim ki, durum çok ciddi bilge, aklını başına topla.

ben iyi değilim bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi de geri dönmek istiyorum, ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. kendime, söyleyecek söz bırakmadım. kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. aslında bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle kararlar alınamazdı. yaşamış birinin ölü yargılarıydı bu
kararlar. şimdi her satırı, “bu satırı da neden yazdım?” diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum. aziz varlığımı son dakikasına kadar aynı görüşle ayakta tutmak gibi bir görevim olduğunu hissediyorum. çünkü başka türlü bir davranışım, benimle küçük de olsa bir ilişki kurmuş, benimle az da olsa ilgilenmiş insanlarca yadırganacaktır. oysa, sevgili bilge, aziz varlığımı artık ara sıra kaybettiğim oluyor. fakat yaralı aklım, henüz gidecek bir ülke bulamadığı için bana dönüyor şimdilik. biliyorum ki, bu akıl beni bütünüyle terk edinceye kadar gidip gelen aziz varlık masalına kimse inanmayacaktır.

bazı insanlar bazı şeyleri hayatlarıyla değil, ölümleriyle ortaya koymak
durumundadır. bu bir çeşit alın yazısıdır. bu alın yazısı da başkaları
tarafından okunamazsa hem ölünür ve hem de dünya bu ölümün anlamını bilmez; bu da bir alın yazısıdır ve en acıklı olanıdır. bir alın yazısı da ölümün anlamını bilerek, ona bu anlamı vermesini beceremeden ölmektir ki, bazı müelliflere göre bu durum daha acıklıdır. ben ölmek istemiyorum. yaşamak ve herkesin burnundan getirmek istiyorum.

bu nedenle, sevgili bilge, mutlak bir yalnızlığa mahkum edildim. (insanların kendilerini korumak için sonsuz düzenleri var. durup dururken insanlara saldırdım ve onların korunma içgüdülerini geliştirdim.) hiç kimseyi görmüyorum. albay da artık benden çekiniyor. ona bağırıyorum. (bütün bunları yazarken hissediyorum ki, bu satırları okuyunca bana biraz acıyacaksın. fakat bunlar yazı, sevgili bilge; kötülüğüm, kelimelerin arasında kayboluyor.)

geçen sabah erkenden albayıma gittim. bugün sabahtan akşama kadar
radyo dinleyeceğiz, dedim. bir süre sonra sıkıldı. (insandır elbette
sıkılacak. benim gibi bir canavar değil ki.) bunun üzerine onu zayıf
bulduğumu, benimle birlikte bulunmaya hakkı olmadığını yüzüne bağırdım. (ben yalnız kalmalıyım. başka çarem yok.)...”

tıbbiyelilerden film önerileri

bazıları şunlardır:
- die welle: sosyopsikolojik dram filmleri ilginizi çekiyorsa mutlaka izleyin. kitle psikolojiisini başarıyla yansıtan bir film.
- persona: psikolojik, kült bir film.
- das experiment: gerçek bir sosyopsikolojik deneye dayanan bir film. bence bunu da mutlaka izleyin.
- la haine: göçmenlik ve ırkçılık adına başarılı bir film.
- das leben der anderen: sosyolojiye ve dönem siyasetine ilgi duyanların keyifle izleyebileceği bence kült bir film.
- los lunes al sol: işsizlik üzerine güzel bir javier bardem filmi.
- jagten: tam bir iskandinav dramı. kuvvetle öneririm.
- mar adentro: sizce "özürlü" olmak her şeyin sonu mudur? bu sorunun cevabını arayan başarılı bir film.

geceye bir şiir bırak

ne zaman gözlerine dalıp gitsem, sonu ya vurgun ya boğulmak.
ne güzel şey sende yok olup, senle var olmak.

sevmek

suallerden, sorgulardan uzak durmaktır sevmek. beraat ettirmektir her bir şüpheyi teker teker. öncesini, sonrasını unutmaktır; zamanı kendi haline bırakmak. hülasa, anılarla yaşamak değil, anlarla yaşamaktır sevmek.

yaşama isteğini arttırabilecek şeyler

benim için hiç şüphesiz aklıma gelen iki şey; öğrenmek ve keşfetmek. onun dışında ise hayallere kavuşma umudu.
"umudu dürtün, umutsuzluğu da yatıştırın."

yaşama isteğini arttırabilecek şeyler

benim için hiç şüphesiz aklıma gelen iki şey; öğrenmek ve keşfetmek. onun dışında ise hayallere kavuşma umudu.
"umudu dürtün, umutsuzluğu da yatıştırın."

tıbbiyeli itiraf

ya her şeyim ya hiçim. sorma dünyam ne biçim.

tıbbiyeli itiraf

edebi bir şeyler üretmeyi özledim ama ilham perisi olmadan nasıl olacak, bilmiyorum. sahi, ilham perisini görürseniz haber verir misiniz?

minimal öykü denemeleri

...bugün neye tanık oldum biliyor musunuz mahur bey? benim vesikalık bir fotoğrafım vardı, bilmem hatırlar mısınız? hatırlarsınız elbet mahur bey, zaten bana ait olan tek şey o fotoğraftı, yoksa siz nereden tanıyacaksınız beni? neyse mahur bey, uzun lafın kısası, bugün beyoğlu'na çıktım ben. çıkmasına çıktım da bir de ne göreyim. hani o cadde var ya mahur bey, insanın her yüzünü gördüğünüz o cadde, işte o caddedeki bütün direklerde benim vesikalık resmimin büyükçe bir kopyası! üzerine de "kayıp" diye yazmışlar büyük harflerle. altta bir irtibat numarası, en altta da: "insanlık namına gören olursa bizimle muhakkak irtibata geçsin". mahur bey sorarım size, böyle korkunç bir şeyi kim neden yapar? tahayyül edebiliyor musunuz? birisi benim o vesikalığımı nasıl temin ettiyse etmiş ve her bir direğe yapıştırıvermiş. sonra bir de güya insanlıktan bahsetmiş. hangi insanlık mahur bey? bu düpedüz hırsızlığa girmez mi? üstelik ben kayıp mıyım mahur bey? sorarım size! kaybolan ben miyim yoksa benim hayatım mı? ah şu insanlar! gördünüz mü mahur bey, "kayıpları" bile birbirine karıştırıyorlar artık!...

guns germs and steel

nam-ı diğer "tüfek, mikrop ve çelik".
"coğrafya kader midir?" sorusuna yanıt arayan ancak özellikle akademik çevrelerce eleştiri bombardımanına tutulan, güvenilirliği düşündürücü bir kitap. yine de okumanızı şiddetle öneririm çünkü ufuk açar ve değişik bakış açıları kazandırır. aynı zamanda kitabın aynı isimli bir belgeseli de vardır.

tıbbiyelilerin en güzel hobileri

öğrenmeye ve bilgiye çok aç olmak, fırsat buldukça okumak ve araştırmak.

tıp okumayan tıbbiyeli sözlük yazarı

tıbbiyeli itiraf

edebi bir şeyler üretmeyi özledim ama ilham perisi olmadan nasıl olacak, bilmiyorum. sahi, ilham perisini görürseniz haber verir misiniz?

garcia etkisi

psikolojide "olumsuz tat koşullanması" şeklinde geçen kavram. örneğin, günün birinde akşam saatlerinde mideniz bulanıyor ve bunun o gün öğle saatlerinde yediğiniz bir yemekten dolayı kaynaklandığını düşünüyorsunuz. bununla birlikte, bundan sonra (olayı yaşadğınız anla bağlantısının bulunmadığı bir tarihte) o yemeği her gördüğünüzde mide bulantısı yaşıyor ve artık o yemekten yiyemiyorsanız psikolojide buna "garcia etkisi" deniyor.

yazın yapılacaklar listesi

benim için liste üç aşağı beş yukarı bellidir:
- tez yazmak
- deney yapmak
- kitap okumak
- araştırma yapmak
- bir dil öğrenmek (galiba latince).

içerik kuralları - iletişim