neffasati fil ukad

Durum: 0 - 0 - 0 - 0

Puan: 0 -

3 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

ve min serrin
Henüz hiç entry girmemiş.
  • /
  • 55

juan pablo montoya


arap baharı


hiyerarşi


sergen yalçın


deniz naki


sahip oldukların zamanla sana sahip olur


insanın vazgeçebildikleri kadar zengin olması


elit


ne idiği belirsiz


insanların en stresli oldugu dönem


  • /
  • 55

taslaklarım

destan yazdım taslak kaydet dedim kaydetmedi. gitti bütün emekler 80 den fazlasını almıyan ise yaramaz zimbirti.

edit:belki telefon dondu ondan öyle oldu bilemiyorum yani.

aşk biter önemli olan sevgidir

hayatın gerçeği. bilim böyle diyor, baya da iyi açıklıyor bu durumu. kanıtlanan şu ki sevgilinize aşık olduğunuz ilk andan itibaren bazı hormonların, nörotransmitterlerin, sinapsların seviyesi yükselir, çok yükselir. kimisi de azalır. acaba aradı mı? acaba mesaj attı mı? acaba bana doğum günümde hangi hediyeyi alacak? ben ne alsam? acaba evlenme teklifimi nerede alacağım - nerde yapsam? onunla yemeğe giderken ne giysem? yanınızda olmadığı anda; acaba şu an napıyor? bu acabaların (tatlı heyecanların, kelebeklerin) hepsi beyninizin bazı bölgeleri normal çalışmadığından ve çeşitli maddelerin etkisi altında (baskı altında) olmanızdan. aşkın bir nevi, takıntı (hatta kimi bilim insanlarına göre hastalık hali) olduğu da doğru aslında, yaşayanlar da gözlemleyenler de mutlaka bilir bu durumu. zaten okb etiyolojisinde de yer alan dopamin, aşkta da zirvelere çıkmıyor mu? neyse, evet şöyle acı bir gerçek var ki:

aşkın ömrü en fazla bir buçuk yıl.

yani aşkı ayakta tutmak sizin elinizde değil, bu yüzden kimse suçlanmamalı da. ilişkilerde aşkın bitmesi ve yerini olgun bir sevginin, alışkanlığın da alması tamamen normal olan durumlar. (oksitosin ve vazopressinininiz de arttı aşıkken, iyice bağladı zaten sizi birbirinize bu hormonlar.) ki bence zararlı da değil bu aşkın yerini sevgi alması olayı. kişiler anlaşabiliyor, hala ortak şeylere gülebiliyor, dertlerine derman olabiliyorsa ilişki bu şekilde de devam edebilir. tabi ki tek düze bir ilişki olsun demiyorum. gezsinler sürprizler yapsınlar ilişkilerine heyecan katsınlar çiftler. ancak ilk günkü kelebeklerin tamamının gelmesini hiçbir zaman beklemesinler çünkü bu hayal kırıklığı olacak, vücudunuz o aşkı yaşadığınız ilk günlere hiç dönmeyecektir.

oytun erbaş

bütün tus derslerini kendi anlatır önceden youtube da ders videoları vardı ancak şimdi hepsi silinmiş vaziyette. eğer bütün tus ders videolarına ulaşmak isterseniz ben de bir arşiv mevcut. bana ulaşabilirsiniz. belki kişiliği çok iyi olmayabilir ama tıbbi bilgisi gerçekten deniz derya. hatta gecenin bu saatinde kalkıp göğüs hastalıkları dersini dinleyesim geldi.

espritüel erkek

ülkeden siktir olup gitmek

işe yaramaz, boş vatandaş söylemi. bu ülkeye henüz en ufak katkı vermeden, etraftan duyduğu "daha da bu ülkede yaşanmaz" sözleriyle hayatı hem kendine hem etrafındakilere dar eder böyleleri. ülkeden siktir olup git güzel kardeşim madem. ne duruyorsun ki? seni durduran ne?

altı kelimelik hikayeler

ernest hemingway'in meşhur altı kelimelik hikayesinden esinlenen başlık. olay şöyle ki, bir gün hemingway ve birkaç arkadaşı oturuyorlarmış. hemingway arkadaşlarına altı kelimelik bir hikayeyle onları hüzünlendirebileceğini söylemiş. arkadaşları inanmamış tabi. on dolarına iddiaya girmişler. hemingway meşhur hikayesini bir kağıt parçası üzerine yazmış: for sale. baby shoes. never worn. (satılık. bebek ayakkabıları. hiç giyilmemiş.) arkadaşları tek kelime etmeden parayı vermişler.
(tabi bu olay gerçek mi uydurma mı bilemiyorum.)

okuyup büyük insan olmak

bir öğretmenin yardımıyla veya kişinin kendi çabasıyla, kişisel menkıbesini artırması, kendini geliştirmesi ile yolunu açabileceği mertebedir. çok çalışmak, etkili çalışmak ve ne istediğini bilmek insana ciddi değer katıyor.
not: küçük insanlar, büyük insanları sıralamayı beceremezler. biri öbürüne büyük dediğinde durup değerlendirmek gerekir. o yüzden bir cümleyi anladığımız kadar kim tarafından söylendiğini de öğrenmemiz gerekir. çünkü "insan uçacaktır ve ne kadar yüksekten uçarsa aşağıdakilere o kadar küçük görünecektir."

çocuk susar sen susma

haberleri okuduğumdan beri kafamda sürekli olarak tekrar eden cümle.. çok çok acı veriyor. her tekrarında kalbim sıkışıyor, nefesim yetmiyor.. anlatacak laf bulamıyorum.

bugün bu haberi görüp önemsemeyenler, içinde zerre vicdan kalmamışlar, çocuğuna -
eşine sadece cinsel olarak değil sözlü, fiziksel, her ne biçimde olursa olsun istismara belki de devam edenler veya edilmesine göz yumanlar...çığlıklarını duymuyor musunuz hakikaten o yavrunun? sel olan gözyaşlarını görmüyor musunuz? gözünüzün önüne gelmiyor mu sürekli o korku dolu bakışları?

çok kötüsün dünya, iyi falan değilsin. şahit olduğun bu olayı hiçbir şekilde örtemezsin.

çizgili pijamalı çocuk

sonunda hiç beklemediğiniz bir sonuçla karşılaştığınız, şoktan bir hayli kurtulamamanıza sebep olan harika bir kitap.. çok güzel ve sade bir kapağı var, üslubu, çevirisi de çok kaliteli. zaten çocuklar da okuyabildiği için büyük yazıları ve az sayfası var, tek solukta bitiyor. herkese tavsiye ederim.

filmini ise, kitabı okuduktan sonra hayalimdeki karakterleri karşılayamayacağını düşündüğüm ve çocukların, kampın zihnimde hep bu kadar etkileyici kalmasını istediğim için izlemeyi düşünmüyorum sanırım. uçurtma avcısı ve şeker portakalının kitabını okuyup filmlerini izlemiş, filmlerinde tam bir hayal kırıklığına uğramıştım çünkü.

çizgili pijamalı çocuk

2008 yapımı ikinci dünya savaşı konulu bir film..
auschwitz toplama kampındaki acımasızlığa bir çocuğun bakış açısı ile bakıyor..
çocukların masum dünyasını ve bizim acımasız düşüncelerimizi görüyoruz..

Toplam entry sayısı: 0

Henüz takip ettiği biri yok.

içerik kuralları - iletişim