ofto

Durum: 675 - 12 - 0 - 0 - 08.07.2018 19:50

Puan: 8336 -

1 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 68

hasta-hekim iletişim sözlüğü

faydalı ve eğlenceli bir sözlük.
benim de tuzum olsun madem. ege bölgesi için “gidişmek”, kaşınmak demektir.
cümlede kullanalım: “benim gözüm pek gidişiyi.”

vedasız ayrılmak

elimde olsa hep tercih edeceğim ayrılma şekli.
vedalaşmak; karşımdaki kişi yakınımsa acı veriyor, sıradan biriyse “ne gerek vardı ki?!” hissi oluşturuyor bende.

vanilla

1. pek şirin, yeni ve aktif bir yazar.
2. orkidegillerden, kokusunu çok sevdiğim bir bitki.

uzun kollu giysinin kolundan su girmesi

başıma gelmesin diye, elimi yüzümü yıkamadan önce uzun bir kol sıvama ritüeli uyguladığım, acı olay.

lan'lı konuşmak

genelde kullandığım konuşma tarzı. düşünmeden yaparım bunu, karşımdakilere nedense sempatik gelir, zorla sevilmemle sonuçlanır.

düğün

korkunç, gereksiz, masraflı, yorucu ve korkunç bulduğum etkinlik. korkunç demiş miydim?
(bkz:düğünofobi)

cekikgoz

beni çok özlemiş, taze troll. sözlüğümüze hoş gelmiş.

serinlemek için bime girmek

çarşıda pazarda gezerken sık sık yaptığım eylem. klimaların altına denk gelen ürünlere uzun uzun bakar, kasaya yakın top stars çikolatalardan bir tane kapar, yoluma devam ederim.
(bkz:nasıl şişman oldum)

valiz

tekerlekli olanları hayat kurtaran eşya. belinizi büken sırt çantalarını içine doldurur, tıngır mıngır gidersiniz.

lavaj

neredeyse her gün nazolakrimal versiyonunu uyguladığım işlem.
nazolakrimal kanalın içinden sıvı geçirilerek pasajın açık olup olmadığını görmeye ve mümkünse basınç yardımıyla tıkalı yolu açmaya yarar.
bununla açılmazsa:(bkz:dakriosistorinostomi)
  • /
  • 68

doktoruna aşık olan hasta

bazen benimdir. ama "bazen". 7 gunun 6si falan.

soma davası

sonuclanmis olandir. 301 cana karsilik sadece 15 yil ceza verilmistir.

oldurulen kisi basina 18.2 gun. siz yorulmayin diye ben hesapladim.

128 dikişli şiir

annesi gibi, kendisi de kanserden vefat etmiş olan didem madak'ın son şiiri. okuyunca birkaç dakika donakaldıran cinsten.
"...ve kalmak istemek ahbap"


ilk defa bu kadar sağlam yazıyorum.
haç şeklinde 128 dikişle.
galiba ahbap artık sana ulaşacağım.
yeteneğim geri geldi,
göreceksin artık kutsal dizeler yazacağım.
hiç yapmadığım şeyler yapıyorum ahbap
maç seyrediyor ve devamlı topa bakıyorum
telepati yapıyorum.
hey ahbap ben arada bir fikir buluyorum.
kuşlar için küçük şemsiyeler yapabiliriz
böylece yağmurda ıslanmazlar
ve içimdeki ağır sözler için de şemsiyeler
böylece paraşütle iner gibi hafiflerler
şiirin içine girerken
bana bazı şarkılar lazım ahbap
hafif şarkılar, acı olmayan şarkılar
çok şarkıya ihtiyacım var
tutam tutam saçlarımı savuracak şarkılar
saçlarımla ne yapacağını bilemeyenler
bir gün onları kaybederler
böyle bir şey yani ahbap
çok acıyor. saçlar zaman zaman
bana neşeli şarkılar
b harfine notalardan sütyen yapan şarkılar

bir mutfak cadısıyım şu sıralar
çeşitli şeyleri çeşitli şeylere karıştırmak
ve seni düşünmek, mırıldanmak
bazı büyülü yemekler yapmak
bazı şifalı yemekler yapmak
ve kalmak istemek ahbap...

füsunun yeşil ela gözleri var
ve pembe plastik fincanı ile kahve getirişi var
ve bana anne deyişi var
benim pembe fincandan pembe kahve içişim var
bu kahveleri seviyorum ahbap
içimi pembe bulutlar kaplıyor
şekerli ve tatlı bir biçimde havalanıyorum.

sonra ağrılar, sonra hastaneler ve sonra doktorlar...
şeker donup yapışıp kalıyor bir kağıda

acı bazen öyle yoğun, çok yoğun
patlak gözlü bir kurbağa
tarifsiz çirkin ve kel.
edibin kurbağası yakup benimki seyfettin
neden bilmem işte
nereden çıktı şimdi seyfettin

acı dindi diyorum bazen yağmur dindi der gibi
öyle kendiliğinden ya da tanrı istediğinden
yüzüklerim yok takmıyorum
kolyelerim yok istemiyorum

öyle çok şimşek çaktı gece
ben sonu z harfi olarak düşündüm
son harf olarak
ben zeni düşündüm ahbap.

doğdum, doğurdum
bir insan nasıl büyüyor gördüm
hayatta kalmak için
ve hayatta kalmanın yanında
inandım şiir bir gevezelikti
şimdi 128 harfli bir şiir var karnımda
satırlar artık bomboş
karnımda hissiz bir şiir var
içimde durmadan bölünen şiirler
birlikte yok olacağımız şiirler
birlikte unutulacağımız şiirler
hiç borcu olmamış şiirler
ve bu yüzden çok acıyan şiirler

acı aniden diner yağmurun dindiği gibi
bazen sadece tanrı öyle istediğinden
sadece bir mağarada resim çizerim belki
rüyaların büyük harfle başladığı bir ülkede
üstümden kaldırılmış bir ölü var
ahbap senin istediğin o mu?

yazarların hayat felsefesi

arbeit macht frei.
alm. calismak ozgur yapar (ozgurlestirir).

nazi toplama kamplarinda bu soz vardi, tarihi acidan cok kotu seyleri cagristiran bir soz aslinda. ama naziler kullandi diye calismaktan, ajdar kullandi diye cikita muzdan vazgececek degilim. calismak insani ozgur kilar.

tanim: okunup faydalanilabilecek, begenilen felsefeleri icsellestirebilecegimiz baslik.

yağmur duasına şemsiyesiz gitmek

tıbbiyeli sözlük dertleşecek insan veritabanı

(bkz: düşüyor mu böyle)

hep yapmak istemistim dhfngkh.

mouse topu


optik mouse'lar çıkmadan önce, imleci hareket ettirmeyi sağlayan araç.

ağırdır, yoğundur; kafaya atılsa yarabilir.

bunu görüp de silgi olarak kullanmamış olan bizden değildir.

bunu görmeyen liselidir, 2000'lidir, bebedir.

444 0 375

ttnet'e ait taciz numarası. ısrarla açmadıkça arıyorlar. önceleri günde bir kez iken artık gün içerisinde arama sayıları dördü beşi buluyor. ne diyeceklerini adım gibi biliyorum çünkü yıllardır bu şirketi kullanmak durumunda kaldığımdan bu numara ile sayısız görüşmem oldu. amaçları ya yeni bir kampanya ya reklam ya "bana özel daha avantajlı" bir fırsat. günün her vakti bu numaradan, üstelik önemli işlerimin arasında olsun müzik dinlerken müziğimi kesmek sûretiyle olsun taciz edilmekten bıktım. ana avrat sövmeyi kendime ar ederim ama daha fazlasını hak ediyorlar. hizmetleri kalitesiz olduğu gibi sorun çözme yeteneklerinden de ekserîyetle acizler. bir de bu tacizlerin arttığı dönemlerde bunlarda çalışan kim varsa hepsini teker teker kurşuna dizme hissiyatı yaşıyorum.

serinlemek için bime girmek

yazın sizi kavrulmaktan kurtaran harekettir. sokaklarda dolanırken az pişmiş kıvama geldiğinizde her iki üç sokakta bir karşınıza çıkan bimlerden birine girebilirsiniz.

oy kullanmamak

demokrasiyi ütopya olarak gördüğüm için desteklediğim harekettir. oy verecek kişilerin çoğu belli bir kültür ve bilinç seviyesine ulaşmadan bu ütopya gerçekliğe yaklaşamaz. sadece bir cümleyle veya bir hediyeyle yüzbinlece kişinin oyunu değiştirmesini sağlayabildiğiniz halde demokrasi yoktur. propagandanın çok etkili olduğu halde demokrasi yoktur.

"herkes sen gibi yaparsa ne olacak?" diyorsanız, herkes ben gibi yapınca benim bunu yapmam paradoksal bir hale gelerek anlamsızlaşacak. herkes öyle yapsaydı bunları yazmazdım.

Toplam entry sayısı: 675

ben new york'ta yaşarken sizlerin burada sürünmesi

“orada” yerine “burada” kelimesinin seçilmesini manidar bulduğum, komik durum.

tıbbiyeli sözlük yardımlaşma ağı

yayılmasını dilediğim, güzel fikir.
şimdilik yapabileceklerim, sözlük üzerinden mesaj yoluyla:
-özellikle gözle ilgili sorularınıza cevap verebilirim.
-tus tercihleri için elimden geldiğince yardım etmeye çalışabilirim.
-dert dinleyip, çözüm ararım.

düğünofobi

pençesine düştüğüm korkunç dert.
“tedavi için, ağırlığınca çeyrek altın ve 50 tl takınıp ankara’nın bağları eşliğinde kendi etrafında 7 tur dön.” diyorlar ama bilemiyorum.

tıp fakültesinde yaşanılan ilk hayal kırıklığı

tıp fakültesinin ilk haftalarında yaşanan moral bozucu olaylardır. hangisinin ilk olduğunu hatırlamıyorum.

amfide> dersteki slaytların basit imla hatalarıyla dolu olması ve hocaların dümdüz, mal gibi lazer tutarak okuması. bu slaytların uzun yıllardır aynı kaldığını fark etmem.

anatomi laboratuarında> kadavraların halihazırda yıllar önce disseke edilmiş, binlerce öğrenci tarafından kurcalanmış, öğrenmemiz gereken anatomik yapıların çoğunun ya koparılmış ya da çürümüş olması, yeni bir kadavranın malesef uzun süre gelmeyecek olması, kemiklerin ve maketlerin öğrenci sayısına göre çok yetersiz kalması. kadavrayla resim çektirip sosyal medyada paylaşmaya çalışan saygısız gerizekalı sınıf arkadaşlarım.

vega


yıllar sonra yeni albüm çıkararak beni mutlu eden grup.

ben new york'ta yaşarken sizlerin burada sürünmesi

“orada” yerine “burada” kelimesinin seçilmesini manidar bulduğum, komik durum.

tıbbiyeli sözlük yardımlaşma ağı

yayılmasını dilediğim, güzel fikir.
şimdilik yapabileceklerim, sözlük üzerinden mesaj yoluyla:
-özellikle gözle ilgili sorularınıza cevap verebilirim.
-tus tercihleri için elimden geldiğince yardım etmeye çalışabilirim.
-dert dinleyip, çözüm ararım.

tıp fakültesinde yaşanılan ilk hayal kırıklığı

tıp fakültesinin ilk haftalarında yaşanan moral bozucu olaylardır. hangisinin ilk olduğunu hatırlamıyorum.

amfide> dersteki slaytların basit imla hatalarıyla dolu olması ve hocaların dümdüz, mal gibi lazer tutarak okuması. bu slaytların uzun yıllardır aynı kaldığını fark etmem.

anatomi laboratuarında> kadavraların halihazırda yıllar önce disseke edilmiş, binlerce öğrenci tarafından kurcalanmış, öğrenmemiz gereken anatomik yapıların çoğunun ya koparılmış ya da çürümüş olması, yeni bir kadavranın malesef uzun süre gelmeyecek olması, kemiklerin ve maketlerin öğrenci sayısına göre çok yetersiz kalması. kadavrayla resim çektirip sosyal medyada paylaşmaya çalışan saygısız gerizekalı sınıf arkadaşlarım.

sözlükteki tek çevrimiçi kişi olmak

rahatsız edici bir durumdur. “bunu yazsam ne olcak? gene ben okuycam.” dedirtir.
ayrıca, sıkıntıdan türlü varyasyonlarını deneye deneye açtığım başlık. bütün kelimelerin yerini değiştirdim denedim, sanki hep anlatım bozukluğu var gibi geliyor, ya da ben nöbet sarhoşu oldum. *

edit: bari tek kalınca kendimi beğenmeme izin verin allahsızlar! *

turkmsic

tikiconcon tipleri biraraya getiren itici bir topluluk. şuna bak kaç kişi aynı şeyleri yazmış. her fakültede mi aynı olur? hitap ettikleri kitle açısından istikrarlılarmış en azından.

ankara'nın boş bir şehir olması

katıldığım önerme. göz alabildiğine bozkır ve binalar; gri-sarı, sıkıcı bir şehir ankara.

aynali tahir

tıbbiyeli sözlüğün en sevdiğim trollerinden biri. hem reyizci hem din karşıtı olmak çok iyi kombinasyon.*

ayla

hiç beğenmediğim film. “hadi hadi ağlayın.” diye konulmuş vıcık vıcık dram sahneleri, mantık hataları, kötü oyunculuk... ağlamak bir yana, ağlayanlara ve filmin uydurukluğuna gülerek izledim.

ponçiklere kurşun işlemez

bir buyucu özlü sözü.
kendisi bir ponçik olarak, gizli güçlerini her daim belirtip, hava atmaktadır. cık cık cık, çok ayıp!
(bkz:sf’le kınamak)

tıp okumayan tıbbiyeli sözlük yazarı

bazı mensupları aşık olunası ve “iyi ki yazmış burada.” denilesi, tatlı bir tıbbiyeli sözlük yazarı tipidir.

içerik kuralları - iletişim