ofto

Durum: 718 - 0 - 0 - 0 - 20.03.2019 20:42

Puan: 10157 -

2 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 72

nöroanatomi

çok önemli ama çalışması bıktırıcı ders. öğrenciyken nefret ederdim kendisinden, öğrendikçe sevmiştim biraz.

tıptaki akılalmaz kısaltmalar

giyc tdro

göz doktorlarının sık maruz kaldığı bir konsültasyon ifadesi.

meali ve olması gereken hali, “ sayın meslektaşım, sağ/sol gözde, göz içi yabancı cisim şüphesi olan hastanın tarafınızca değerlendirilmesi rica olunur. saygılarımla...” şeklindedir.

kendi omzuna öpücük kondurmak

oldukça keyifli bir iş. deneyin denetin , tatlı bir ürpertiyle beraber narsisizme yeni bir bakış getirin. *

empati

psikopatlarda genelde eksik olan yetenek.

mavi önlük

içindeki kendimi özlediğim giysi.

anne

sevgimin ve bitmek bilmeyen sevgi açlığımın sebebi. beni en çok seven ve ilk terk eden.

epikriz

intörnü olmayan bölümlerde de çömez asistanın beynini yakan yazılardır.

seni rüyamda gördüm

“iyi misin diye merak ettim.” ile devam eden eski sevgili arama bahanesi. tabi canım, rüyanda gördüğün herkesi arıyorsun çünkü. açıkça özlediğin için aradığını söylemek daha yürekli olur bence.

kara kedi

uğur getiren hayvan.
  • /
  • 72

ne mutlu patatesim diyene!

kendini patates hisseden herkesin gururla söylediği cümle. şimdi diyecekler “ırkçıydı bilmem ne!”. hayır efendim ne ırkçılığı. biz patatesiyle, biberiyle, soğanıyla, patlıcanıyla bir bütünüz. patatesiye cümhuriyetini kuran patatesiye halkına patates milleti denir. tanımda da geçtiği gibi tek milletiz, patates milleti. şimdi bi ton tantana çıkacak “ yaşasın sebzelerin kardeşliği “ diye. hatta bazı bölücü biber kökenli patatesler de işin içine girecekler. neymiş efendim biz biber kökenli patates değiliz, şimdiye kadar biberdik, bundan sonra da biber kalacağız. bak sen bölücüye. biz bu kadar farklı sebze içeren bir ülkeye tek bir sebze ismi vererek ve bu sebzenin dilini resmî dil yaparak herkesi patates üst kimliğinde toplayalım, adam gelsin patates olmayı reddetsin, ülkeyi bölmeye kalksın. neyse bu hain biberleri düşünüp daha fazla sinirlenmeyeceğim.
ne mutlu patatesim diyene!



edit: tam da videoda tarif edilen ırkçılara dert olmuş söylemdir.

sağlık bakanlığından şiddete karşı tavsiyeler

sözlük ahalisinin hakkındaki fikirlerini merak ettiğim, okumak için sözlüğe girdiğimdeyse başlığının açılmamış olmasına şaşırdığım açıklamalardır.

evet duyan duymayan kalmasın diye önce internetten aldığım birkaç maddeyi sizlerle paylaşmam gerektiğini düşünüyorum.

- hasta ve hasta yakınlarını dinlerken göz teması kurun. 
- hastanın derdini anlatırken sözünü kesmeyin. dinlerken başka şeylerle ilgilenmeyin.
- hasta konuşurken uygun jest ve mimikler kullanın. hastanın söylediklerini onaylıyorsanız başınızı sallayın ve tebessüm edin.
- hastaya “siz” dili ile hitap edin. sade, anlaşılır ve hastanın anlayabileceği ifadeler kullanın.
- uygun ses tonu ile konuşun, yargılayıcı ve genelleyici ifadelerden kaçının.
- türkçe karşılığı bulunan kavramlar için tıbbi terimler kullanmayın.
- yüksek dozda nasihat cümleleri kurmayın.
- öfkelenme durumunda derin nefes alın ve sessiz kalın. ya da derhâl oradan ayrılın.

güzel evet bunlar iyi iletişim için gerekli birkaç temel kriter. benim açıklamayı eleştireceğim taraf sinirlenmeyin, sakin kalın, nasihat vermeyin gibi çocuğa iş öğreten komik cümlelerden ziyade bakanlıkla olayın ne kadar farklı boyutlarında olduğumuzu bu açıklama ile fark etmiş olmam.

biz bizi koruyun, yasa yapın, bize sözlü veya fiziksel şiddeti cezasız bırakmayın derken onların bize gülümseyin ve insanlar daha kapıdan içeri girdiklerinde kafalarında olan beklentileri karşılamadığınız için size bağırmaya başlasa bile sakin kalın demeleri. 20 gündür öksürdüğü için gece 2de acile gelene sessiz kalın, nezle olmuş çocuğuna antibiyotik isteyene sessiz kalın, başı ağrıyor diye tomografi isteyene sessiz kalın demeleri. hastaya hasta yakınına sonsuz bir istek ve istediği için her yola başvurma özgürlüğü sunarken hekime dalga geçer gibi siz de çok nasihat vermeyin demeleri.
tatlı söz bizi koruyacak olsaydı alçakgönüllü olamayacağım ilk benim içim rahat olurdu. ama değil. hiçbirimizin değil. benim hastanemde bir hekim poliklinik yaptığı sırada odası basılıp kapı üstüne kitlenerek öldüresiye dövüldü. bana kimse gülümseyin, nazik olun böyle dayak yemezsiniz demesin. burda problem doktorların nezaketsizliğinin çok ötesinde. burda problem sağlık çalışanına karşı yıllardır süregelen bu sen sus sen işini yap sen köpek gibi çalış çünkü sen bu işi para için yapmıyorsun tutumunda. yapsan da zaten o maaşı benim vergimle alıyorsun tutumunda. bu değişmedikçe de hiçbir şey değişmeyecek.

insanlara poliklinikleri, acil servisleri, her türlü tetkik ve tedavi yöntemini, hekimlerinin iyi niyetini suistimal edemeyeceklerini, etmeye çalışırlarsa adaleti karşılarında bulacaklarını iyice belletmeden yiyeceğimiz tek bir fiske bile eksilmeyecek.
böyle açıklamalarla da gösterilen amacın aksine insanların beynine bakın hekimler bunu yapmadıkları için biz de onları dövüyoruz yani bu da bizim hakkımızdır fikrinin güzelce yerleştirilmesi de olayın bir diğer acı gerçeğidir.

neyse ben susup gülümsemeye başlayayım. sanırım biraz fazla nasihat içerikli konuştum aranızda beni dövesi gelenler olduysa affola.

şu hortumlu dünyada fil yalnız bir hayvandır

başlık aklıma nedensizce şu soruyu getirmiştir:

esrar

marijuanadır, bir toplum sağlığı sorunudur
-tetrahidrocannabiol(thc), cannabidiol(cbd) gibi alkoloidleri içeren, doğada envai çeşidi olan bitki, sigara, ot. taksonomik ayrımı genel olarak sativa(daha aktivatör) ve indica(daha inhibitör) olarak iki guruptur. diğer türler bunların karışımı olan ruderalis olarak isimlendirilir.
-yediğimiz içtiğimiz herşey gibi cannabioidler de beyin yapımızı değiştirir. kronik marijuana kullananlarda mr görüntülemede siyah cevherin arttığı beyaz cevherin azaldığı tespit edilmiştir.
-neredeyse dünyada her yerde geçiş uyuşturucusu olarak bilinir. toplumsal biyolojik ve psikolojik zararları diğer maddelere oranla değişmekle birlikte nispeten daha azdır.
-madde kullanımının yaygın olduğu ülkelerde sert uyuşturucuların(eroin,kokain,mdma vb) kullanımını kısıtlamak amacıyla kontrollü üretimi satışı ve kullanımı serbestleştirilmeye başlanmıştır.

batı toplumları(veya çalışma odaklı toplumlar da denebilir) bireylerin çalışmasını toplum yapısına katılmasını ve vergi vermeleri ister, teşvik eder. bu anlamda madde kullanımına daha çok karşıdırlar. oysa hindistan da bazı budist mezheplerde günlerce marijuana içilen ayinler/festialler yapılır.

içecekseniz ne içtiğinizi bilin kısacası
dea tarafından hazırlanmış narkotik görseli:

empati

küçükken çok kitap okuyan bireylerin daha iyi yapabildiği bir "yetenek" olduğu kanıtlanmıştır. ülkemizde empati yoksunluğundan meydana gelen durum bence bununla alakalıdır.

radyoloji departmanında kaktüs beslemek

doğanın nimetlerinden faydalanmaktır. hatta alternatif tıp bile sayılabilir belki bu.

briffault kanunu

"the female, not the male, determines all the conditions of the animal family. where the female can derive no benefit from association with the male, no such association takes place. 

added corrolaries: 

1. past benefit provided by the male does not provide for continued or future association.

2. any agreement where the male provides a current benefit in return for a promise of future association is null and void as soon as the male has provided the benefit (see 1)

3. a promise of future benefit has limited influence on current/future association, with the influence inversely proportionate to the length of time until the benefit will be given and directly proportionate to the degree to which the female trusts the male."

türkçesi: 

"kadın - erkek arasında bir ilişki olup olmayacağına, kadın karar verir. erkekle olan ilişkisinde kadının artık bir fayda elde edemediği durumlarda, ilişki devam etmez/sonlandırılır. 

eklenen maddeler: 

1. erkek tarafından geçmişte sağlanan bir fayda, ilişkinin devam edeceği ya da gelecekte ilişki yaşanacağı anlamına gelmez.

2. erkeğin kadına sağladığı faydanın karşılığında gelecekte bir ilişki yaşanacağına dair verilen karar, erkek faydayı sağladığı anda geçersiz kalır. (birinci maddeye bak)

3. gelecekte gerçekleşeceği sözü verilen bir faydanın, mevcut/gelecekteki bir ilişki üzerinde sınırlı etkisi vardır: etki, faydanın verilmiş olacağı ana kadar geçen zamanla ters orantılı, kadının erkeğe güvenme oranıyla ise doğru orantılıdır."

sevgilim ben şimdi

cemal süreya'nın en duygu yüklü şiiridir bence.
"ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz" dizesinin yeri bende çok ayrı.bir dize bu kadar mükemmel olabilir.
ayrıca çok güzel bir ayrılık hediyesi,barışma vesilesidir.

sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim
elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara
hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz
"ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz".
çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere
o gülün yüzü gülmüyor sensiz
o köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı
hepten hüzünlü bu günlerde
gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye
masada tabaklar neşesiz
koridor ıssız
banyoda havlular yalnız
mutfak dersen - derbeder ve pis
çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş
vantilatör soluksuz
halılar tozlu
giysilerim gardropda ve şurda burda
memo'nun oyuncak sepeti uykularda
mavi gece lambası hevessiz
kapı diyor ki açın beni kapayın beni
perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi
radyo desen sessiz
tabure sandalyalardan çekiniyor
küçük oda karanlık ve ıssız
her şey seni bekliyor her şey gelmeni
içeri girmeni
senin elinin değmesini
gözünün dokunmasını
ve her şey tekrarlıyor
seni nice sevdiğimi.

ateist olduğunu her yerde belli etme hastalığı

5 yıldır ateist olarak hiç karşılaşmadığım olay, tam tersi dindar olduğunu belli etme hastalığına daha çok rastlıyorum. bunlar genelde kendilerini türban ya da çember sakal, cübbe gibi ögelerle belli eder. daha da kötüsü bağıra bağıra din, allah, oruç muhabbeti yapanlar.

masterchef murat özdemir

eskiden insanlar nasıl dış görünüşü farklı insanlara “ucube” diyerek onları sirklerde şaklabana dönüştürerek eğleniyorlarsa, günümüzde güldürü(!) dünyasına arıza bir tip koyarak bunun üzerinden eğlenmek moda.

acun medya’nın masterchef yarışmasında ve öncesinde yemekteyiz programında yarışmacı olarak bulunan bu adam, masterchefte diğer yarışmacılarının sinirlerini bozucu hareketleriyle fenomen oldu. kendince yaptığı şebeklikleriyle gördüğü ilgi iyice arttı ve hareketleri artık kontrol altına alınamaz bi seviyeye gelince yarışmadan diskalifiye edildi.

sonrasında ağzına biber sürdüğü videolar mı dersiniz, burnundan sümük çıkarttığı videolar, pis pis ettiği küfürler mi dersiniz, iyice iğrençleşti.
en son olarak da evde beslediği papağanı iple astığı, papağanın “acun baba diyeceksin” diyerek boynunu sıktığı videolar yayınladı.

ucubelikten diskalifiye edilişini kaldıramayan bu adam papağanın ayağını da kırmış. kendisi dün gözaltına alındı sonra salındı ve savcının itirazı üzerine tekrar gözaltına alındı.

tabi ülkemizdeki yasalara göre hayvanlara karşı işlenen suçlar “kabahat” niteliğinde. yalnız biz bunu söylemekten bıktık artık, hayvana zarar veren insana da zarar verir. nitekim kendisinin aile içi şiddetten sabıkası da varmış. gereken yapılsın artık!

Toplam entry sayısı: 718

ben new york'ta yaşarken sizlerin burada sürünmesi

“orada” yerine “burada” kelimesinin seçilmesini manidar bulduğum, komik durum.

tıbbiyeli sözlük yardımlaşma ağı

yayılmasını dilediğim, güzel fikir.
şimdilik yapabileceklerim, sözlük üzerinden mesaj yoluyla:
-özellikle gözle ilgili sorularınıza cevap verebilirim.
-tus tercihleri için elimden geldiğince yardım etmeye çalışabilirim.
-dert dinleyip, çözüm ararım.

düğünofobi

pençesine düştüğüm korkunç dert.
“tedavi için, ağırlığınca çeyrek altın ve 50 tl takınıp ankara’nın bağları eşliğinde kendi etrafında 7 tur dön.” diyorlar ama bilemiyorum.

seni seviyorum demenin farklı yolları

çoğu zaman insanı "seni seviyorum." cümlesini duymaktan daha çok mutlu eden yollardır.

mesela;
nöbetine elleriyle yaptığı yemekleri getirip, yerken seyretmesi;
eve, gördüğünde gülümseteceğini bildiği notlar saklaması;
ders çalışman için seni desteklemesi;
en ihtiyacın olduğu anda elini uzatması...

vega


yıllar sonra yeni albüm çıkararak beni mutlu eden grup.

ben new york'ta yaşarken sizlerin burada sürünmesi

“orada” yerine “burada” kelimesinin seçilmesini manidar bulduğum, komik durum.

tıbbiyeli sözlük yardımlaşma ağı

yayılmasını dilediğim, güzel fikir.
şimdilik yapabileceklerim, sözlük üzerinden mesaj yoluyla:
-özellikle gözle ilgili sorularınıza cevap verebilirim.
-tus tercihleri için elimden geldiğince yardım etmeye çalışabilirim.
-dert dinleyip, çözüm ararım.

sözlükteki tek çevrimiçi kişi olmak

rahatsız edici bir durumdur. “bunu yazsam ne olcak? gene ben okuycam.” dedirtir.
ayrıca, sıkıntıdan türlü varyasyonlarını deneye deneye açtığım başlık. bütün kelimelerin yerini değiştirdim denedim, sanki hep anlatım bozukluğu var gibi geliyor, ya da ben nöbet sarhoşu oldum. *

edit: bari tek kalınca kendimi beğenmeme izin verin allahsızlar! *

seni seviyorum demenin farklı yolları

çoğu zaman insanı "seni seviyorum." cümlesini duymaktan daha çok mutlu eden yollardır.

mesela;
nöbetine elleriyle yaptığı yemekleri getirip, yerken seyretmesi;
eve, gördüğünde gülümseteceğini bildiği notlar saklaması;
ders çalışman için seni desteklemesi;
en ihtiyacın olduğu anda elini uzatması...

bir stajyerin asistana ilgi duyması etik midir

“etik hepsi etik. boşuna kasmayın, ölücez lan sonuçta.hoşlanıyorsan, yapacak bişey yok.” diye cevap verdiğim soru.

ankara'nın boş bir şehir olması

katıldığım önerme. göz alabildiğine bozkır ve binalar; gri-sarı, sıkıcı bir şehir ankara.

aynali tahir

tıbbiyeli sözlüğün en sevdiğim trollerinden biri. hem reyizci hem din karşıtı olmak çok iyi kombinasyon.*

tıp okumayan tıbbiyeli sözlük yazarı

bazı mensupları aşık olunası ve “iyi ki yazmış burada.” denilesi, tatlı bir tıbbiyeli sözlük yazarı tipidir.

tıp fakültesinden mezun kızların evde kalması

"yav he he." dediğim, reddedilince atlatamayıp kinini sanal alemde kusan tipleri görmemizi sağlayan başlık. evde kalmak nedir ayrıca, hangi yılda yaşıyorsunuz?

verdiği artı oyu silen yazar

yanlışlıkla artıya basmış da onu geri alıyorsa haklı bulduğum, ancak bunun haricindeki sebeplerini pek anlamadığım tatlış yazarlardır.

hayır artıyı siliyorsun, tamam anladık yani artık beğenmiyorsun bunu. ee ama eksi de vermiyorsun? beğendiğin bir şeye karşı sonradan nötrleşmek nasıl ilginç bir duygu durumudur.*

içerik kuralları - iletişim