ofto

Durum: 519 - 67 - 26 - 1 - 18.10.2017 05:43

Puan: 4949 -

5 ay önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 52

yanına yanına

yarası hatırlatır bütün dikenleri gibi, felsefi açıdan ilham verici sözlere sahip şarkı.

ankara'nın boş bir şehir olması

katıldığım önerme. göz alabildiğine bozkır ve binalar; gri-sarı, sıkıcı bir şehir ankara.

fakirler ve tus hazırlığı

ikinci el kitaplar ve ses kayıtları/videolar(antitusif.com) vb dökümanlar sayesinde pek de sorun olmadan bir araya gelebilecek ikilidir. ayrıca hala öyle mi bilmiyorum ama; benim dönemimde dersanelerin mezuniyetten sonra ödeme imkanları da vardı, o da bir seçenek.

sevgilinin okuduğu şiir

bir gece yarısı, gezi parkı'nda soğuktan titrerken, onun dudaklarından aniden dökülen şiirdir.
şiirin o anki halimize bu kadar uymasına mı şaşırayım, o kadar uzun bir şiiri ezbere bilmesine mi şaşırayım bilememiştim.
akıldan çıkmaz, bakışları sesi mıhlanır kafanın içine, afallatır insanı.

tıbbiyeli radyo

uyuyana kadar dinlemeyi planladığım radyo.

levla vazgeçti

atlas

bir numaralı tıp öğrencisi itemi. iibf kantininde bunu göstere göstere takılmanın işe yaradığı söyleniyor.*
(bkz:netter vs sobotta)

nevresim içinde top olan battaniye

insanı üşüdüğüne pişman eden hain battaniyedir. onu düzelteyim de üstüme örteyim derken yorulur, sinirlenir, ısınırsınız kendi kendinize.
sonraki gün yine bambaşka bir topaçlık seviyesinde sizi bekler. en sonunda öylece yamuk yumuk üstüne örtüverip, rahatsızca yatar insan.*

keçi

inanılmaz becerikli ve atletik bir hayvan. dimdik uçurumlarda düz yolda gibi rahatça seke seke yürür, ağaçların tepelerine çıkar.
ayrıca şuna bir bakın yaa!

sütlü kahve

kendime yaptığım versiyonunda, bardağın çoğunu soğuk sütle doldurduğum, leziz içecek. bir ara tus'u çağrıştırdığı için içemiyordum ama travmayı atlatmışım çok şükür.
  • /
  • 52

textbook okumadan mezun olmak

tek amacı ne olursa olsun mezun olmak, sisteme bir an önce katılmak olan; hayalleri ise ortalama bir hastanede vasat bir doktor olmaktan öteye gidemeyen doktor diplomasına sahip teknik eleman.

faydalı linkler

1- https://vk.com/wall29331801?offset=0&own=1 rus facebook'u gibi bir sitede birisi ciltler dolusu tıbbi textbook'u topluca linkleri ile paylaşmış. bir kaç link dışında hepsi çalışıyor denedim. ****ingilizce kaynaklar
2- https://www.slideshare.net/gbasol/stat-ii-trspsse-giri uygulamalı istatistik dersleri, tez yazanlar için bire bir. yan tarafta ileri dersleri de ücretsiz bulunmakta
3- https://www.jellynote.com/en/top/sheet-music/guitar notalar ve tablar olarak çalışmaya uygun hali ile bir sürü şarkının bulunduğu bir site
4- https://www.ventusky.com çok güzel ara yüzü bulunan ve güncel içerikli bir hava durumu sitesi

sevdiğiniz insanı rüyanızda görmek

uyanıkken görünce de rüyada gibi oluyor, ayırt edilmiyor bazen.

ders çalışmamak için yapılan anlamsız hareketler

türkiye'de adalet

var olandır.

sana bana değil tabii. sürekli mağdur olanlara, olabilenlere.


korkma la, biziz halk.

sen mükemmel bir detaysın

bunu duyup ne niyetle dendiğini anlamadıysanız, ya da boş verin herhangi bir şeyin size neden dendiğini o an anlamadıysanız yapıştırın bilmukabele'yi. ben böylesine her duruma her yere giden, karşı tarafın üstüne laf söyleyemeyeceği laf görmedim. noktalama işaretlerinde nokta neyse sözcükler aleminde bilmukabele odur, kullanınca karşı tarafın imasını ne bir eksik ne bir fazla aynen iade edersiniz, hadi yine iyisiniz.

sen mükemmel bir detaysın

hakaret mi iltifat mı olduğunu anlayamadığım yapmacık insan söylemi. eğer bir gün o şerefe nail olursam "sağol canım o senin detaylığın" demek isterim.

parayla saadet olmaz

fakir edebiyatı mottosu olan söylem. bir dönem hatırlıyorum; param olsun istiyorum, diyen herkese refleks olarak bu cümleyi söylerdik.

eskiden ben de paranın mutluluk getirmeyeceğine inanırdım çünkü çocuktum. ailemin yaşadığı geçim sıkıntısının farkında değildim. hayatımda önemli olan kimse tarafından henüz kırılmamış ya da yarıyolda bırakılmamıştım, o yüzden tabiki sevgi, dostluk, aşk temsili insanların hayatımda hep olacağını sanıp mutlu olmak için paraya gereksinimimin olmayacağını düşünürdüm.
gel gör ki artık yakın arkadaşlarımın yanına ancak masraf ederek gidebiliyorum.

hepimiz artık mutlu olmak için bir başkasına bel bağlanmayacağını öğrendiğimize göre kendimize yönelelim biraz. bir yerden sonra zaten kendinle geçirdiğin kaliteli vakit mutlu olmak için tek dayanağın haline geliyor.

çocukken çalmak istediğin o aleti alıp kursuna gidebilirsin, yarım kalan her yeteneğini geliştirebilirsin. en küçük tatilini yurtdışında geçirebilirsin ki yurtdışına çıkmak ufku genişleten bir şey. istediğin gibi giyinir, istediğin evde yaşarsın. evinde hayvanların olur ve onları doğru şekilde bakarsın. otobüs derdinden kurtulur, uçakla gidip uzak bi şehirdeki sevdiğin konsere yetişebilirsin. demem o ki insanların bu kadar unstabil olduğu dünyada para, bu yalnızlığı kapatmak için tek çare. param olsaydı mükemmel bir öğrencilik ve gençlik yaşar, eve tıkılı kalmaz, bol bol gezer ve daha az yalnızlık hissi duyardım. param olursa en önemlisi: çocuğuma “sen rahat edesin diye para kazanmak için çok çalışıyorum” psikolojik şiddetini uygulamayacak olmanın iç rahatlığı.

tıbbiyeli itiraf

gırgırın muhabbetin dışında, beni gerçekten üzen şeyleri asla dışarı yansıtmadan kendi içimde yaşamama rağmen, insanların gelip sanki üzerilerinde bi sorumluluğum varmışçasına aşamadıkları dertlerinden bunalıp bana sitem etmelerinden nefret ediyorum. en nefret ettiğim soru: “nerdeydin”. lan kendi yaşadığımı bir tek ben biliyorum sormaya tenezzül etmediğiniz için. sen nerdeydin lan esas. gene kırmamak için diyemiyorum tabi bunu.
şu hayır diyememe, uzaklaştıramama, üzmeme dürtülerim yüzünden başıma gelmeyen kalmadı. istemediğim insanlarla yüzgöz oldum, vaktimi harcadım. oğlanın biri geldi ağzımdan şappalak öpebilme cesaretini bulabildi kendinde. sürekli alttan aldığımı fark eden arkadaşlarım istedikleri kadar ağır konuşabilme konusunda baya özgürleştiler. muhtemelen iradesiz olduğumu falan da düşünüyorlardır ama tersimin ne kadar pis olduğunu bildiğimden, bir kere başlayınca kendimi durduramayacağımı bildiğimden sabrediyorum çoğu şeye aslında.
çok aşırı sıkıldım. bu okul da bu şehir de cidden süresini doldurdu. hatta gelmiş geçmiş bütün arkadaşlarım, bütün hayatım süresini doldurdu. acilen resetlemeye ihtiyacım var hem kendimi hem olmuş bitmiş her şeyi.
ne sorumluluk ne sitem ne istemediğim insanlar. gevşek gevşek hayatımı yaşamak istiyorum şu allahın unuttuğu şehirden çıkıp. raadladım oh be.

tıbbiyeli itiraf

günde 8-10 saat çalıştığım komiteden 91 aldım sözlük. yine de mutlu hissedemedim. ne eksik anlamıyorum. yemeğimi, uykumu,çayımı, kahvemi, zamanımı ve emeğimi verdiğim bir şeyin beni mutlu etmemesi normal mi?

Toplam entry sayısı: 519

vega


yıllar sonra yeni albüm çıkararak beni mutlu eden grup.

tıp fakültesinde yaşanılan ilk hayal kırıklığı

tıp fakültesinin ilk haftalarında yaşanan moral bozucu olaylardır. hangisinin ilk olduğunu hatırlamıyorum.

amfide> dersteki slaytların basit imla hatalarıyla dolu olması ve hocaların dümdüz, mal gibi lazer tutarak okuması. bu slaytların uzun yıllardır aynı kaldığını fark etmem.

anatomi laboratuarında> kadavraların halihazırda yıllar önce disseke edilmiş, binlerce öğrenci tarafından kurcalanmış, öğrenmemiz gereken anatomik yapıların çoğunun ya koparılmış ya da çürümüş olması, yeni bir kadavranın malesef uzun süre gelmeyecek olması, kemiklerin ve maketlerin öğrenci sayısına göre çok yetersiz kalması. kadavrayla resim çektirip sosyal medyada paylaşmaya çalışan saygısız gerizekalı sınıf arkadaşlarım.

bir ayrılış hikayesi

pek sevdiğim bir nazım hikmet şiiri.

erkek kadına dedi ki:
- seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
erkek kadına dedi ki:
- seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
kadın erkeğe dedi ki:
- baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana...
ve artık
biliyorum:
toprağın
yüzü güneşli bir ana gibi
en son, en güzel çocuğunu emzirdiğini...

fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil değil!
sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak...

sen
yürümelisin,
beni bırakarak...

kadın sustu.

sarıldılar

bir kitap düştü yere...
kapandı bir pencere...

ayrıldılar...

nazım hikmet ran

yalnızlığın farkedildiği an

çok umut bağladığın birinin daha seni hayal kırıklığına uğrattığı andır.

birinin hayatımızdan temelli çıktığını bilmek

ya ayrılık ya ölüm her ilişkide bir şekilde tadacağımız durum. başlarda çok garip gelir, "biz" olduğunu sandığın insanla bambaşka hayatlar yaşamaya başlamışsındır. hatta ikinizden biri artık başka bir "biz" in içine girmiştir. evet zamanla bir kişiyle alakalı olan kısmı dağılır acının, ama herşeyin ne kadar kırılgan olduğunu öğrenmişsindir artık. en sağlam sandığın dalların ufacık bir ağırlıkla bile kırılabildiğini bilirsin, adım atmaya korkarsın bu yüzden...

tıp fakültesinde yaşanılan ilk hayal kırıklığı

tıp fakültesinin ilk haftalarında yaşanan moral bozucu olaylardır. hangisinin ilk olduğunu hatırlamıyorum.

amfide> dersteki slaytların basit imla hatalarıyla dolu olması ve hocaların dümdüz, mal gibi lazer tutarak okuması. bu slaytların uzun yıllardır aynı kaldığını fark etmem.

anatomi laboratuarında> kadavraların halihazırda yıllar önce disseke edilmiş, binlerce öğrenci tarafından kurcalanmış, öğrenmemiz gereken anatomik yapıların çoğunun ya koparılmış ya da çürümüş olması, yeni bir kadavranın malesef uzun süre gelmeyecek olması, kemiklerin ve maketlerin öğrenci sayısına göre çok yetersiz kalması. kadavrayla resim çektirip sosyal medyada paylaşmaya çalışan saygısız gerizekalı sınıf arkadaşlarım.

turkmsic

tikiconcon tipleri biraraya getiren itici bir topluluk. şuna bak kaç kişi aynı şeyleri yazmış. her fakültede mi aynı olur? hitap ettikleri kitle açısından istikrarlılarmış en azından.

389.683

bildirim var mı diye sayfayı yenileyen yazarların önemli katkıda bulunduğu sayıdır. *

tıbbiyeli sözlük fitnesscı yazarlar

malesef dahil olamadığım grup. cips yağlı parmaklarla yazıyorum bu giriyi, düşünün halimi. neyse, bir gün belki ben de girerim aranıza fitler sizi.*

mezun olduğu halde tıp kitaplarını parayla satan tip

dahil olmadığım ancak çok da kızmadığım tiptir.
mezun olunca herkes çalışmaya hemen başlamıyor; müstafi olanlar, istifalılar var. sınav sonucu, davaydı, tercihti derken mezuniyetten sonra, 6 aya yakın beklenilen tus'lar oldu malesef. o arada ailesinin durumu kötü olan, ihtiyacı olduğu için kitaplarını satan arkadaşlarım oldu.
çalıştığı halde kitaplarını satanları ben de anlamıyorum evet, ama yargılamak da bence bize düşmez. adamın kendi malı, ister satar ister bağışlar; kimseye zorla iyilik yap diyemeyiz.

ankara'nın boş bir şehir olması

katıldığım önerme. göz alabildiğine bozkır ve binalar; gri-sarı, sıkıcı bir şehir ankara.

ich will

feci gaz verici bir rammstein şarkısıdır. sözlerini de yazayım bari tam olsun.

ıch will
istiyorum
ıch will dass ihr mir vertraut
bana güvenmenizi istiyorum
ıch will dass ihr mir glaubt
bana inanmanızı istiyorum
ıch will eure blicke spuren
bakışlarınızı silmek istiyorum
ıch will jeden herzschlag kontrollieren
bütün kalp atışlarını kontrol etmek istiyorum
ıch will eure stimmen horen
sesinizi duymak istiyorum
ıch will die ruhe storen
huzuru temsil etmek istiyorum
ıch will dass ihr mich gut seht
beni iyi biri olarak görmenizi istiyorum
ıch will dass ihr mich versteht
beni anlamanızı istiyorum
ıch will eure phantasie
fantazilerinizi istiyorum
ıch will eure energie
enerjinizi istiyorum
ıch will eure hande sehen
ellerinizi görmek istiyorum
ıch will in beifall untergehen
bilerek mahvolmak istiyorum
seht ihr mich?
beni görüyor musunuz?
versteht ihr mich?
beni anlıyor musunuz?
fuhlt ihr mich?
beni hissediyor musunuz?
hort ihr mich?
beni duyuyor musunuz?
konnt ihr mich horen?
beni duyabiliyor musunuz?
wir horen dich
seni duyuyoruz
konnt ihr mich sehen?
beni görebiliyor musunuz?
wir sehen dich
seni görüyoruz
konnt ihr mich fuhlen?
beni hissedebiliyor musunuz?
wir fuhlen dich
seni hissediyoruz
ıch versteh euch nicht
ben sizi anlamıyorum
ıch will
istiyorum
wir wollen dass ihr uns vertraut
bize güvenmenizi istiyoruz
wir wollen dass ihr uns alles glaubt
her şeyimize inanmanızı istiyoruz
wir wollen eure hande sehen
ellerinizi görmek istiyoruz
wir wollen in beifall untergehen - ja
bilerek mahvolmak istiyoruz-evet
konnt ihr mich horen?
beni duyabiliyor musunuz?
wir horen dich
seni duyuyoruz
konnt ihr mich sehen?
beni görebiliyor musunuz?
wir sehen dich
seni görüyoruz
konnt ihr mich fuhlen?
beni hissedebiliyor musunuz?
wir fuhlen dich
seni hissediyoruz
ıch versteh euch nicht
sizi anlamıyorum
konnt ihr uns horen?
bizi duyabiliyor musunuz?
wir horen euch
sizi duyuyoruz
konnt ihr uns sehen?
bizi görebiliyor musunuz?
wir sehen euch
sizi görüyoruz
konnt ihr uns fuhlen?
bizi hissedebiliyor musunuz?
wir fuhlen euch
sizi hissediyoruz
wir verstehen euch nicht
sizi anlamıyoruz
ıch will
istiyorum
kaynak:http://www.akormerkezi.com

çay

sürekli duyduğum "çay koy." ve "çay demle." cümleleriyle kabusum olmuş içecek. bunun nesi bu kadar güzel anlamıyorum. sadece sosyal ortamlarda herkes içtiğinde uyum sağlamak adına içiyorum ben de. diğer bitki çayları veya bergamotlusu filan yine güzel de, düz siyah çay bence çok lezzetsiz, abartılmış bir içecek.

tıp fakültesinden mezun kızların evde kalması

"yav he he." dediğim, reddedilince atlatamayıp kinini sanal alemde kusan tipleri görmemizi sağlayan başlık. evde kalmak nedir ayrıca, hangi yılda yaşıyorsunuz?

verdiği artı oyu silen yazar

yanlışlıkla artıya basmış da onu geri alıyorsa haklı bulduğum, ancak bunun haricindeki sebeplerini pek anlamadığım tatlış yazarlardır.

hayır artıyı siliyorsun, tamam anladık yani artık beğenmiyorsun bunu. ee ama eksi de vermiyorsun? beğendiğin bir şeye karşı sonradan nötrleşmek nasıl ilginç bir duygu durumudur.*

içerik kuralları - iletişim