ofto

Durum: 596 - 22 - 2 - 0 - 15.12.2017 03:15

Puan: 6323 -

8 ay önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 60

ayla

hiç beğenmediğim film. “hadi hadi ağlayın.” diye konulmuş vıcık vıcık dram sahneleri, mantık hataları, kötü oyunculuk... ağlamak bir yana, ağlayanlara ve filmin uydurukluğuna gülerek izledim.

adını sen koy

güzeller güzeli, pilemses, nazlı bir hatun. ayrıca kendisinin sandığından çok daha güçlüdür de. azmettikçe yoluna girecek her şey, görecek.

güneş

mutluluk kaynağı.

edit: sırf romantiklik olsun diye değil, güneşli mevsimlerde serotonin salımı artıyo diye dedim, yersen.

hoş buldum

benim de kullandığım cümledir. birinci tekil şahıs için konuşurken “hoş buldum.” demek; daha samimi geliyor. karşıdakini ciddiye aldığımı ve gerçekten onu gördüğüm için sevindiğimi vurguluyormuş gibi geliyor.

ayrıcaa “ofto hariç” dediği için, yazarımıza küsmekten vazgeçtiğimi bildirmekten gurur duyarım.

sosyal medyada doğum günü kutlamak

doğum günümü facebook hesabımda gizleyerek, azalarak bitmesine sebep olduğum gereksiz olay.

tibbiyelifirsat.com

hiç çizilmemiş bir sürü kitabımı ve pembe stetoskopumu bağışlayacağım sitedir. maksat tıbbiyelinin yüzü gülsün. *

tıbbiyeli sözlükte kızlar yazıyomuş olum

“yazıyoruz evet.” dedirten ifade.

msn messenger

zamanında çok takıldığım mecra. yaşlandık be...

tıbbiyeli radyo

canı sıkılanları beklediğim radyo.

edit: canı sıkılmayanlar da gelebilir.

kelly's corn flakes

burda görüp, özenip aldığım yiyecek. tadı gayet başarılı bence, “beğendiğim bim ürünleri” listeme ekledim.
  • /
  • 60

en güzel ingilizce kelimeler

decide,
kelime kökündeki "cide", suicide ve homicide deki gibi öldürmek anlamını taşır. evet bir karar vereceğimiz zaman ona alternatif diğer seçenekleri öldürmüş oluruz. bunu hatırlatması bakımından güzel bulurum.
herkes öldürür sevdiğini

boyu değil işlevi önemli

erkeklerin sanki hepsi çok becerikliymiş gibi bir hava yaratmaya çalışıp dikkatleri boydan fonksiyona çekmeye çalışma çabası. tam bir hedef şaşırtmaca, asrın stratejisi.

(bkz:peki sizinle neden sevişmeliyiz)
(bkz:biz size döneriz)

tıbbiyeli itiraf

sıklıkla girişim evresinde takılıp kalan zor iştir. anlatacaklarım sadece bir itiraf girişimidir..
bilmem kaçıncı bardak kahvemi hazırlayıp oturuyorum koltuğa. çok sessiz geliyor her şey. bir kaç şarkı açıp dinliyorum. şu sıralar üçüncü yenilere şans veriyorum kulaklarımda. zaman sonra şarkılar çalmaya devam ediyor ama ben artık orda değilim.. uyutmamaya kararlıyım kendimi. bu gece konusmak istediğim biri var çünkü. hiçbir zaman goremeyecegimi bildigim biri. zamanla yok olmuş biri. kahvenin dumanını görüyorum masada duran telefonun ışığının yansımasından. kalkıp bir kahve daha yapıyorum, bu kez onun için.
çalan şarkının sözlerine gidiyor kulağım;
"bir kırık düşün peşinde, bir hayalin ateşinde pervaneler misali ömrümce döndüm.."
al benden de o kadar diyorum.
sonra tekrar oturup konuya nasıl gireceğimi düşünüyorum.
karşımdaki boş koltuğa bakıp başlıyorum;
-özür dilerim..
-‎..
-‎keske gercekten burda olsaydın..
-‎..
-‎vazgectim, yokluğunda bile konuşmak bu kadar zorken.. neyse. hayal ettiğin pek çok şeyi yaptım. bol bol güldüm. bol bol da güldürdüm. güvenmedim. çok istedim, ama aklıma geldi güvenmedim..
-‎..
-‎burda bir aferin gelir zannediyorum?
-‎..
-‎tamam, sen bilirsin.. hayallerini gerçekleştirdim diyordum, her şeye rağmen hem de. bi kaç kez nakdavn olmuş olabilirim ama nakavt olmadım merak etme.
-‎..
-‎kusura bakma da hayat zor. ne var yani biraz nakdavn olmussam? zaten konusmuyorsun rica edicem ima da etme.
-‎..
-‎evet ne diyordum? unuttum.. neyse işte sözün özü istediklerini yaptım. ama mutlu değilim. yalnış anlama mutsuz da değilim, sukretmeyi bilirim biliyorsun ama.. bir sey farkettim.. ve söylemek zorundayım sana. konuşmanın başında özür dilerim demistim hatırladın mı?
-‎..
-‎bunu evet olarak kabul ediyorum. o zaman, bir kolyem vardı hani, piyon vardı ucunda onu da hatırladın mı?
-‎..
-‎bunu da evet olarak kabul ediyorum. demiştin ya hani, piyonlar sekizinci satıra vardıklarında en güçlü taşlardan biri olurlar, emeklerinin, sabırlarının karşılığını böyle alırlar.. hatırladın mı?
-‎..
-‎ben hiç unutmadım, ne bu sözü ne de kolyeyi takmayı. olur da unutursam kolye hatırlarsın istedim. yaptı da velet, her seferinde bana seni hatırlattı. bana sabretmeyi, çalışmayı, akıllı olmayı hatırlattı. vazgecmemeyi, umursamamayı, duymazdan gelmeyi hatırlattı. bunları da yaptım. geldim ben oraya. dediğin gibi artık bir şam(piyon)um.
-‎..
-‎eee'si şu ki, burası bekledigimiz gibi olmadı. oyun bitmiş. bizim takımda bir şah kalmış bir de ben. şah benim canımmış. canım giderse oyun bitermiş.
-‎..
-‎niye söylemedin?
-‎..
-‎niye demedin zamanla her şey değişecek, şampiyon olmakla piyon olmak arasında üç harften baska bir fark kalmayacak diye?
-‎..
-‎niye demedin yalnız kalacaksın diye?
-‎..
-‎bana ne şahtan.. kimse yokken, herkes terk edip gitmisken, bütün o güzel günler, bütün o hayaller geride kalmışken bana ne şahtan.. yalnız kalacaktıysam eğer neden yaşadım ben senin hayallerini?
-‎..
-‎bilseydim canımdan başka bir şey kalmayacağını elimde, kalkmazdım ki. uyanmazdım sabahları..
-‎..
-‎niye söylemedin?
-‎..
-‎kahvenden de içmedin. ben içeyim o zaman, zaten yıllardır senin yerine ben içiyorum, senin yerine ben dinliyorum tüm bu şarkıları. çalmak da geliyor icimden bazen, bir iki tıngırdatsam fena olmaz hani ama neyse..
-‎..
-‎ hiç değişmemişim değil mi? yine aynı sessizliğin en sessiz harfiyim. yine kızmak istiyorum ama onun yerine boş bir koltukla konuşup kahve icerken buluyorum kendimi. yine itiraf etmek istiyorum yokluğunu kendime ama varmış gibi yaparken yazıyorum bunları. tek farkım artık son satırda olmam. ve istediğim taşla değişme imkanım varken kendi istegimle piyon olarak kalmayı tercih etmiş olmam.
-‎..
-‎ neden mi? şu an seninle neden konuşuyorsam ondan. neden iki bardak iciyorsam ondan. neden uyumuyorsam ondan. nedense neden, belki de güçsüzlükten..

zaman elimden en güzel şeyleri aldı. vermeyecek..

tibbiyelifirsat.com

künefe ticareti yapmayı düşündüğüm sitedir.

düğünofobi

nişana gitme, kınaya gitme korkusu gibi türevleri de mevcuttur. efendim düğünofobiklerin işlerini en çok zorlaştıran, düğünlerden bile daha çok korktuğu (bkz:oturmaya mı geldik) repliğini sürekli kullanarak geceyi zehir etmeye aday akraba kişidir. "yok ablacım ben pasta yemeye geldim" şeklinde cevap veriyorum bu insanlara genellikle, eğer beni zorla ayağa kaldıracak olursa da masadan kalkmadan hemen biraz masadaki fıstıklardan alıyorum avucuma. böylece ayağa kalksanız bile piste doğru ilerlememek için bahaneniz oluyor, "bir saniyee nimetle oyun olmaz, rica ediyorum" *

vatandaş acil diyorsa acildir

kulakları kanayana dek hasta dinleyip gözleri kanayana dek hasta bakan acil hekimlerinin gördüğü sözel ve fiziki şiddete gözlerini kapatıp, çıkarcı kimliklerini ülkenin her alanında sonuna dek kullanmayı vazife bilen kimselerce söylenmiş buruşturulup atılası önerme.
"beni noterden gönderdiler bana burda bir psikolog bul rapaor yazsın" diyerek telefonunu doktorun önüne fırlatarak "al kimi arıyorsan ara da çagır işte! uğraştırma beni!" diyen vatandaşın acil anlayışını bırak akıl sağlığını sorgulamak yerine koltuğuna vermeyi amaç edinmek ne sağlık politikasıdır ne de hizmettir.
vatandaş iğne diyorsa iğnedir,
vatandaş serum diyorsa serumdur,
vatandaş enfeksiyonunu direkt grafide gormek istiyorsa direkt grafidir,
vatandaş kusuyor ama cok acil diyorsa kırmızıdır..
gibi saçmalıklara dayanan sistem yürümez.
patlar.
doktora patlar, silah olup hekime patlar, tokat olur yuzumuze patlar, kavga olur ortaya patlar...
bize patlar.
"ben acil sünnet olmak istiyorum" diyen hastalarla patlar acil.
sıra beklerken birbirini dolduruşa getirip, kaç saat oldu ama! diyerek muayene odasına patlar.
vatandaşı acile "kız bakmaya" gönderenlerin de başlarında konfetiler patlar. alkışlar patlar..
sunnet olmaya gelenlerle, konversiflerin serum aşkıyla, pazartesi sendromcularinin rapor istekleriyle patlar..
kavga, tehdit? nedir ki canım, tuzu biberi.. acil sonuçta.
hem de çok acil hocam!
uğraştırma hastayı!

vatandaş acil diyorsa acildir

bi s.ktirip gitmesi gereken ifade. ifade sahibinin de istifa etmesi ve mesleğin içine, en derinine hatta taa tıp fakültesi dönem bire gönderilmesi dileğiyle.

özgüveni arşa çıkaracak durumlar

başarılı olmak. her ne alanda çalışıyorsanız.

görüntünüzü güzel bulmak. kilonuz sizi rahatsız ediyorsa vermek, sivilceleri tedavi ettirmek, saç modeli değiştirmek, aksesuar kullanmak, tarz değiştirmek, makyaj.

kendinizi iyi hissettiğiniz şekilde giyinmek. nasıl seviyorsanız.

bilmek. çok okumak. bilirseniz korkmazsınız, korkmazsanız da kendinize güvenirsiniz.

zengin olmak. yaşadığımız nalet devirde beş kuruşluk adam olmayıp cebindeki beş kuruşla kendini filozof sanan zekasız dolu ortalık. (on altı kelimelik cümle kurdum, şaşkınım.)

edit: ve tabii ki "evet" demesi.*

düğün

özencimin olmadığı son derece anlamsız bulduğum dayatmaca. para verip tanıdıkları paramızın üstünde zıplatmak çok normal ama düğün istemiyorum diyince ouvv.
evet merasim falan değil direkt dayatmaca, toplumun yapmayı doğru bulduğu yapmayanları da kınadığı bir saçmalık.

düğün

evlilikten daha sacma olan seydir.
soyle ki, evlilik; bana gore devlete "ben bu kadinla/adamla sevisiyorum, kizli erkekli ayni evde kaliyoruz" deme seklidir. bunu devletin bilmesine gerek yok, evlenmeden de ayni evde yasayip sevisebilmeli insanlar. cocuk? cocuk ayri birsey. bir zahmet korunma yontemlerini ogrenip uygulayin.

evlilik boyle sacma birsey iken, sen tut bi de bu durumu es dost akraba arkadas tanidik konu komsu herkese duyur. bunun icin milyarlarca lira masraf yap, sonra o masrafi cikartmak icin milletten para bekle altin takmalarini falan iste. hatta butun taki merasimini kayit altina alip, gelin-damatin boynundaki kusaktaki paralari videoyu tersten oynatarak cikartip, kimin sahte kimin gercek altin/para taktigini falan bulmaya calisiyorlar.

yahu ne gerek var boyle alicengiz oyunlarina, boyle ufak hesaplara. dugun icin yapilan masraf ne kadar, atiyorum 30.000 lira. o parayla ese dosta 3 saat cilginlar gibi tepinecekleri ortam hazirlamak yerine yurtdisi tatili yapin 1 ay. dunyayi gezin. turkiyeyi gezin. gezin ulan. yiyin icin gonlunuzce, ama kendinize harcayin. neden baskasini dusunerek boyle garip torenlere girilir cidden anlamiyorum

Toplam entry sayısı: 596

ben new york'ta yaşarken sizlerin burada sürünmesi

“orada” yerine “burada” kelimesinin seçilmesini manidar bulduğum, komik durum.

düğünofobi

pençesine düştüğüm korkunç dert.
“tedavi için, ağırlığınca çeyrek altın ve 50 tl takınıp ankara’nın bağları eşliğinde kendi etrafında 7 tur dön.” diyorlar ama bilemiyorum.

tıbbiyeli sözlük yardımlaşma ağı

yayılmasını dilediğim, güzel fikir.
şimdilik yapabileceklerim, sözlük üzerinden mesaj yoluyla:
-özellikle gözle ilgili sorularınıza cevap verebilirim.
-tus tercihleri için elimden geldiğince yardım etmeye çalışabilirim.
-dert dinleyip, çözüm ararım.

tıp fakültesinde yaşanılan ilk hayal kırıklığı

tıp fakültesinin ilk haftalarında yaşanan moral bozucu olaylardır. hangisinin ilk olduğunu hatırlamıyorum.

amfide> dersteki slaytların basit imla hatalarıyla dolu olması ve hocaların dümdüz, mal gibi lazer tutarak okuması. bu slaytların uzun yıllardır aynı kaldığını fark etmem.

anatomi laboratuarında> kadavraların halihazırda yıllar önce disseke edilmiş, binlerce öğrenci tarafından kurcalanmış, öğrenmemiz gereken anatomik yapıların çoğunun ya koparılmış ya da çürümüş olması, yeni bir kadavranın malesef uzun süre gelmeyecek olması, kemiklerin ve maketlerin öğrenci sayısına göre çok yetersiz kalması. kadavrayla resim çektirip sosyal medyada paylaşmaya çalışan saygısız gerizekalı sınıf arkadaşlarım.

vega


yıllar sonra yeni albüm çıkararak beni mutlu eden grup.

ben new york'ta yaşarken sizlerin burada sürünmesi

“orada” yerine “burada” kelimesinin seçilmesini manidar bulduğum, komik durum.

sözlükteki tek çevrimiçi kişi olmak

rahatsız edici bir durumdur. “bunu yazsam ne olcak? gene ben okuycam.” dedirtir.
ayrıca, sıkıntıdan türlü varyasyonlarını deneye deneye açtığım başlık. bütün kelimelerin yerini değiştirdim denedim, sanki hep anlatım bozukluğu var gibi geliyor, ya da ben nöbet sarhoşu oldum. *

edit: bari tek kalınca kendimi beğenmeme izin verin allahsızlar! *

tıp fakültesinde yaşanılan ilk hayal kırıklığı

tıp fakültesinin ilk haftalarında yaşanan moral bozucu olaylardır. hangisinin ilk olduğunu hatırlamıyorum.

amfide> dersteki slaytların basit imla hatalarıyla dolu olması ve hocaların dümdüz, mal gibi lazer tutarak okuması. bu slaytların uzun yıllardır aynı kaldığını fark etmem.

anatomi laboratuarında> kadavraların halihazırda yıllar önce disseke edilmiş, binlerce öğrenci tarafından kurcalanmış, öğrenmemiz gereken anatomik yapıların çoğunun ya koparılmış ya da çürümüş olması, yeni bir kadavranın malesef uzun süre gelmeyecek olması, kemiklerin ve maketlerin öğrenci sayısına göre çok yetersiz kalması. kadavrayla resim çektirip sosyal medyada paylaşmaya çalışan saygısız gerizekalı sınıf arkadaşlarım.

tıptaki akılalmaz kısaltmalar

"giyc tdro" şeklinde gelen konsültasyon notunu örnek verebileceğim hede.
meali: "göz içi yabancı cisimin tarafınızca değerlendirilmesi rica olunur."

turkmsic

tikiconcon tipleri biraraya getiren itici bir topluluk. şuna bak kaç kişi aynı şeyleri yazmış. her fakültede mi aynı olur? hitap ettikleri kitle açısından istikrarlılarmış en azından.

ankara'nın boş bir şehir olması

katıldığım önerme. göz alabildiğine bozkır ve binalar; gri-sarı, sıkıcı bir şehir ankara.

ich will

feci gaz verici bir rammstein şarkısıdır. sözlerini de yazayım bari tam olsun.

ıch will
istiyorum
ıch will dass ihr mir vertraut
bana güvenmenizi istiyorum
ıch will dass ihr mir glaubt
bana inanmanızı istiyorum
ıch will eure blicke spuren
bakışlarınızı silmek istiyorum
ıch will jeden herzschlag kontrollieren
bütün kalp atışlarını kontrol etmek istiyorum
ıch will eure stimmen horen
sesinizi duymak istiyorum
ıch will die ruhe storen
huzuru temsil etmek istiyorum
ıch will dass ihr mich gut seht
beni iyi biri olarak görmenizi istiyorum
ıch will dass ihr mich versteht
beni anlamanızı istiyorum
ıch will eure phantasie
fantazilerinizi istiyorum
ıch will eure energie
enerjinizi istiyorum
ıch will eure hande sehen
ellerinizi görmek istiyorum
ıch will in beifall untergehen
bilerek mahvolmak istiyorum
seht ihr mich?
beni görüyor musunuz?
versteht ihr mich?
beni anlıyor musunuz?
fuhlt ihr mich?
beni hissediyor musunuz?
hort ihr mich?
beni duyuyor musunuz?
konnt ihr mich horen?
beni duyabiliyor musunuz?
wir horen dich
seni duyuyoruz
konnt ihr mich sehen?
beni görebiliyor musunuz?
wir sehen dich
seni görüyoruz
konnt ihr mich fuhlen?
beni hissedebiliyor musunuz?
wir fuhlen dich
seni hissediyoruz
ıch versteh euch nicht
ben sizi anlamıyorum
ıch will
istiyorum
wir wollen dass ihr uns vertraut
bize güvenmenizi istiyoruz
wir wollen dass ihr uns alles glaubt
her şeyimize inanmanızı istiyoruz
wir wollen eure hande sehen
ellerinizi görmek istiyoruz
wir wollen in beifall untergehen - ja
bilerek mahvolmak istiyoruz-evet
konnt ihr mich horen?
beni duyabiliyor musunuz?
wir horen dich
seni duyuyoruz
konnt ihr mich sehen?
beni görebiliyor musunuz?
wir sehen dich
seni görüyoruz
konnt ihr mich fuhlen?
beni hissedebiliyor musunuz?
wir fuhlen dich
seni hissediyoruz
ıch versteh euch nicht
sizi anlamıyorum
konnt ihr uns horen?
bizi duyabiliyor musunuz?
wir horen euch
sizi duyuyoruz
konnt ihr uns sehen?
bizi görebiliyor musunuz?
wir sehen euch
sizi görüyoruz
konnt ihr uns fuhlen?
bizi hissedebiliyor musunuz?
wir fuhlen euch
sizi hissediyoruz
wir verstehen euch nicht
sizi anlamıyoruz
ıch will
istiyorum
kaynak:http://www.akormerkezi.com

çay

sürekli duyduğum "çay koy." ve "çay demle." cümleleriyle kabusum olmuş içecek. bunun nesi bu kadar güzel anlamıyorum. sadece sosyal ortamlarda herkes içtiğinde uyum sağlamak adına içiyorum ben de. diğer bitki çayları veya bergamotlusu filan yine güzel de, düz siyah çay bence çok lezzetsiz, abartılmış bir içecek.

tıp fakültesinden mezun kızların evde kalması

"yav he he." dediğim, reddedilince atlatamayıp kinini sanal alemde kusan tipleri görmemizi sağlayan başlık. evde kalmak nedir ayrıca, hangi yılda yaşıyorsunuz?

winnie the pooh

winnie'nin uyuzluğuna sinir olduğum, onun yüzünden izlemeye katlanamadığım çizgifilm.

içerik kuralları - iletişim