oksidatifstress

Durum: 178 - 0 - 0 - 0 - 27.12.2018 22:15

Puan: 1748 -

2 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 18

bile isteye büte kalmak

yarın gerçekleştireceğim eylem.

çalışmadım,zaman vardı ben yapmadım.şöyle en büyük stajından bi büt ısmarlasam kendime, kendime getirebilir mi beni bilmiyorum.

sürükleniyorum sözlük, yetersiz hissetmek mahvediyo beni, daha düne gelene kadar çevremin bana yetmediğini hissederken şimdi aynı çerçevede benim boğulmam acı veriyo

alternatif tus dershanesi isimleri

bir sınav için en stresli olduğunuz anda yaptıklarınız

kar tatili

sitare

furkan özdemir yorumunun beni tarifsiz duygulara sürüklediği harika şiir

'bakışlarımı sunuyorum tereddütsüz alıyorsun
gizli bir tebessümle çağırıyorum geliyorsun'

kahve

pediatri stajı için öneriler

sakin olun ve geçmesini bekleyin

tusta derece yapan doktorların röportajları

herkesin beşinci sınıfta çalışmaya başladığı konusunda ciddi iddialarda bulunduğu röportajlardır.

5. sınıfın yoğun staj temposu ve haftasonlarına eklenen dersane prangası; akabinde intörn olmanın verdiği dayanılmaz iş yükü, hor görülme psikolojisinine rağmen nasıl çalışabildiklerine hayret ettiğim insanlarla yapılır bu röportajlar.

demek 5. sınıf...

geceye bir şiir bırak

seni dağladılar, değil mi kalbim,
her yanın, içi su dolu kabarcık.
bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.

sensin gökten gelen oklara hedef;
oyası ateşle işlenen gergef.
çekme üç beş günlük dünyaya esef!
dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!

tıbbiyelilerin sahip olmak istedikleri süper güçler

  • /
  • 18

sevda

"sıfır bir değer değildir. bir sayı bile degildir. ancak başka bir sayının yanına gelince değer yaratır, tıpkı sevda gibi. sevdanın da tek başına değeri yok. ille de biri olmalı. sıfır ne kadar çoksa sayı o kadar çoğalır. sevda ne kadar çoksa insan o kadar çoğalır, büyür."
yedi numara

severus snape

(1960-1998) harry potter kitap ve film serisi kahramanı. james potter, sirius black, remus lupin, peter pettigrew ve lily evans ile aynı dönemde hogwarts cadılık ve büyücülük okulunda slytherin binasında okumuştur. okulda karanlık sanatlara olan eğilimi ile dikkat çekmiş, okul bittikten sonra ise lord voldemort’a katılıp bir ölüm yiyen olmuştur. annesi eileen prince safkan bir cadıdır. babası tobias snape ise bir muggle’dır. babasının büyüdışı olmasından utandığı için (tıpkı voldemort gibi)kendisini 6. kitapta melez prens olarak görüyoruz (annesinin soyadını kullanmıştır.) . hogwarts’ta james potter ve arkadaşları tarafından çeşitli eziyetlere uğramış olmasına rağmen lily evans ve james potter’ın oğlu olan harry için hayatını feda etmiştir. çocukluk arkadaşı-tek arkadaşı- olan lily evans’a bir ömür sürecek eşi benzeri bulunmaz bir aşkla bağlanmıştır. kitabı okuyanlar bilir, lily’nin gözleri için wizarding world’ün gelmiş geçmiş en güçlü karabüyücüsü , en güçlü zihnefendini, voldemort'u kandırmış, dumbledore’u bir plan dahilinde öldürmüş, zümrüdüanka yoldaşlığı ve harry’nin selameti için çift taraflı ajanlık yapmış, harry’i defalarca kurtarmış ve bu uğurda can vermiştir. sırf sevdiği kadının çocuğu olduğu için, annesinin gözlerine sahip olduğu için, harry uzun süre nefret ettiği, hiç ummayacağı biri tarafından gizlice korunmuştur. lily ve james potter’ın ölümünden bir yıl sonra , dumbledore’dan ikinci bir şans istemiş, ve bundan sonraki hayatını harry’i korumaya adamıştır. 1981’den itibaren hogwarts’ta iksir hocalığı yapmaya başlamıştır. dumbledore’un ölümünden sonra ise kendi ölümüne kadar hogwarts müdürlüğü yapmıştır. hogwarts savaşı zamanında voldemort tarafından öldürülmüştür. son nefesini harry’nin kollarında verirken söylediği son kelimeler ise şu şekildedir:

“look at me.

you have your mother’s eyes...”


***

kendisi seri boyunca en öngörülemez karakter olmuştur kanımca. çoğumuz şüpheli her olayda parmağı olması nedeniyle onun iyi tarafta mı kötü tarafta mı olduğunu bilmedik son kitaba kadar. itiraf edeyim, neredeyse kitaptaki bütün karakterler öldü, ve evet hepsi de çok üzücüydü fakat beni günlerce uyutmayıp ağlatmış olan bölüm severus snape’in hayatının anlatılmış olduğu “ prince’s tale” bölümüdür.

not: kendisi aynı zamanda patronusu olan tek ölüm yiyendir. patronus büyüsü insanların korkularından beslenen ruh emicilere karşı kullanılan bir büyüdür. ölüm yiyenler kötülükten beslendikleri için patronus büyüsü yapamazlar. patronus büyüsü yapabilmek için çok güçlü mutluluklar , saf sevgi gerekir. aynı zamanda patronusun şekli kişi, birine aşık olunca , aşık olduğu kişinin patronusunun şekline bürünür. severus snape’in patronus’u ise bir “maral”dı. tıpkı lily’nin patronusu gibi.

serinin en unutulmaz kısımlarından birini de buraya ekliyorum :

dumbledore ve snape tartışıyordur. snape , voldemortun ölmesi için harry’nin de ölmesi gerektiğini öğrenmiş ve dumbledore’a bunu daha önce söylemediği için, harry’i kurbanlık bir koyun gibi yetiştirdiği için kızmıştır . dumbledore ona “ yoksa çocuğu önemsemeye mi başladın?” şeklinde bir soru sorar . severus asasını çıkartır ve bir patronus büyüsü yapar ve ışıldayan bir maral patronus, asanın ucundan süzülür.

dumbledore’un gözleri dolmuştur :

-lily... after all this time?”

(bunca zaman sonra bile mi ? -hala lily’i seviyorsun-)

+always.

(daima.)



anlaşıldığı üzere 10 yaşından ölünceye dek “daima” ve sadece lily’i sevmiştir. sorarım size severus antifanları, böyle bir adam, nasıl kötü olabilir? ölürken bile tek düşündüğü lily’nin gözlerine bakabilmek olan biri, ne kadar kötü olabilir ? diğer voldi yandaşı slytherin’ler gibi ömrünü muggle soykırımına adamamıştır, sevgisiz boş bir hayat sürmemiştir. o sadece kötü seçimler yapmış iyi bir adamdır. yaptıklarının cezasını yalnız geçmiş bir ömür ile ödemiştir.

severus snape, tek taraflı bir aşk için bir ömür feda etmiştir.


***

kısacası, severus snape “adam”dır.

sitare

her okuduğumda beni etkileyen,dinlemelere doyamadığım çok güzel bir dilaver cebeci şiiri.
sevdiğiniz, sesinde huzur bulduğunuz birisinin size okuması ise ayrı bir muhteşemlik.
 spoiler!

nerden çıktın böyle karşıma sitâre
efsaneler dökülüyor gülüşlerinden
kirpiklerin yüreğime batıyor
telaşlı bir kalabalığın ortasında
ayaküstü konuşuyoruz
nedim'im nigehbân nergisleri gibi
üstümüzde bütün nazarlar
çok utanıyorum sitare
dün oturup hesap ettim
sen doğduğun zaman
ben bir askerî mektepte talebeymişim.
sen bilmezsin sitare
burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tesbih
geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu
her akşam dokuzda yat borusu çalardı
yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı
bir derin uykuyaatardım kendimi
siyah benli bir kız düşlerime kaçardı
ben de onu alır anamın düşlerine kaçardım
bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
gözlerin mi daha sıcak gülüyor
yoksa dudakların mı anlıyamıyorum
seninle konuşurken sitare
aklıma yıldlzlar dökülüyor
bir çaresiz zühre oluyorsun babil caddelerinde
ateş gözlü kahinler koşuyorlar arkandan
binlerce meşalenin aydınlığı kımıldıyor saçlarında
gökyüzü salkım salkım
zigguratlar tıklım tıklım
dönüp dolaşıp dudaklanna takılıyor aklım
ah benim bu akıldan sıyrılmış aklım
kimi gün boşlukta konacak yer bulamayan
kimi gün inatçı yosunlar gibi
kepez diplerine yapışan aklım
gözlerine baktığım zaman sitare
bütün çöllere ay doğuyor
yoldaş ediyorum kendime
imrül kays'ı antere'yi a'şa'yı,
en kuytu vahalan dolaşıyorum
hangi vahaya gitsem çadırlar sökülmüş sitare
çadırla su arasında bir cılga var,
o cılgada narin ayak izlerin var
durgun suya düşüp kalmış gözlerin var
bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
gözlerin mi daha sıcak gülüyor
yoksa dudaklann mı anlıyamıyorum
bazan sapsan bir benizle geliyorsun
huysuz çizgileri alnında uykusuzluğun
biliyorum içinde bir sızı var
bıçak ağzı gibi ince bir sızı var
bu sızıdır işte seni verimsiz kılan
züheyr'in suad'ı gibi keremsiz kılan
kuzeyden güneye, güneyden kuzeye
hey gidip geliyorum bu çöllerde
kureyş'in heybetli ve inatçı develeri
hiç aldırmadan benim esmer sevdama
geviş getiriyorlar ufuklara bakarak
ben kaçıp yesrib'e sığınıyorum
yesrib bahane bir kitaba sığınıyorum
dağda, ovada, bâdiyede okuduğum hep elif
elif diyorum sitâre, sineme elif çekiyorum
''ah minel aşkı ve halâtihi...''
çok eski bir gerçektir bu biliyorum
bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
gözlerin mi daha sıcak gülüyor
yoksa dudaklann mı anlıyamıyorum
sinsi bir yağmur altında beraber yürüyoruz
ve ikimiz de ıslanıyoruz
ben ne yağmurlar gördüm sitare
ben kaç kere iliklerime kadar ıslandım
bilmiyorum sen kaç yaşındaydın
ben göğü hep kurşun bir kubbe gibi ağır
o şehirde sınlsıklam gezerdim
bölük bölük insanlar boşanırdı tapınaklardan
tapınaklar insanları safra gibi atardı
sonra hepsi bir yere toplanıp bana bakarlardı
birgün bu §ehrin kirli yağmurlan alıp götürdü beni
gidip bir uygur çadırında göğü dinledim
kara bulutlar kükrerken bir kaşgar sabahında
oturup aprunçur tigin ile seni konuştuk
bakışlarımı sunuyorum tereddütsüz alıyorsun
gizli bir tebessümle çağırıyorum geliyorsun
kaşı karam gözü karam saçı karam
umay gibi yumuşak huylum
nerden çıktın karşıma böyle
sesin ılık bir bahar güneşi gibi
iğıl ığıl akıyor içime
asyanın bozkırlannda ordular düşüyor peşime
yığılıp kalmışım bu anadolu toprağına sitare
adam akıllı yorulmuşum
ellerin böyle olmamalıydı ellerine acıyorum
ve kim bilir kaç yıldan beri kalbimi öğütlüyorum
durup durup ıssız yerlerde
güçlü ol ey kalbim güçlü ol!
daha çok işimiz var diyorum
bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
gözlerin mi daha sıcak gülüyor
yoksa dudakların mı anlıyamıyorum.

aylak adam

çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. sinemadan çıkmış insan. gördüğü film ona birşeyler yapmış. salt çıkarını düşünen kişi değil. insanlarla barışık. onun büyük işler başaracağı umulur. ama beş-on dakikada ölüyor. sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi, yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar."

en çok beğendiğiniz kitap kesiti

ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürüdüm. (dokuzuncu hariciye koğuşu)
edit: neden eksilediğinizi anlamıyorum

sevilen şiirin en can alıcı kısmı

...
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
kaybetmek için erken, sevmek için çok geç
*

en efsane dizi finali

temel bilimlerden kliniğe geçeceklere tavsiyeler

"arkadaşlar burda kimse size soru soruyorsun demez yarın bi gün perifere gidince kimseye soru soramazsınız."
(bkz: motto niteliğinde sözler)
(bkz: klişe ama doğru vallahi)

bıyıklı göbekli kunduralı takım elbiseli erkek

çoğu kişinin düğüne giden babasıdır. bıyıksız olsa benim babamdır. hadi bakalım, şimdi devam edin kezban yorumlara...

pediatri stajı

intörnlüğümü pediatrik hematoda yapmıştım, sabah 7.30 da orada olur akşam 5 te çıkardık millet yata yata bitirdi tus kastı, biz bütün değerleri dosyadan dosyaya yazdık oturmazdık bile , ama hiç üzülemedim orada ne yorulduğuma ne de tus çalışamadığıma insanın kafasına bazı şeyler böyle zamanlarda dank ediyor.o minicik çocukların ellerinden tuttum zaman zaman oyun oynamaya çalıştım gözlerimdeki yaşları kontrol edebildiğimde , hafta başlarında tartardık onları kemoterapi dozları için yataklarından kalkmak istemezlerdi bende istemezdim onları yine zayıflamış olarak görmeyi..
sonra bi aşk acısı yaşadım tam o sıra iyiki burda çalışıyorum dedim onu unuttum her şeyi unuttum bu hayatta ne kadar önemsiz şeylere üzüldüğümüzü farkettim özellikle karşıdaki buna hiç değmiyorsa
o bir ay boyunca hem o çocukların tedavisi için çırpındım hem de kendi yüreğimin..
ve o bir ayda pediatrist olmamam gerektiğine karar verdim ...
bir de işlem sırasında sen gidince benim elimi kim tutacak diyen ay yüzlü elif in sırma saçlarını unutamadım.

Toplam entry sayısı: 178

yatay geçiş

merkezi ortalamayla geçiş ve gano ile geçiş olmak üzere farklı kurumlar arasında iki çeşidi vardır . ikisin de başvurusu ve kontenjanları farklıdır.
merkeziyle olan için zaten ösym yerleştirme puanınızın geçiş yapmak istediğiniz fakültenin o yılki taban puanına denk veya yüksek olmalıdır.yani geçiş kaidesi bu.egitim hayatı boyunca sadece bir kez yapılabilir.

gelelim genel ağırlıklı not ortalamasıyla (bkz:gano) olana.gano her dönemin ortalamasının toplanıp sene sayısına bölünmesiyle elde edilir.ganoyla geciş sadece son sınıfta olmaz.tabi birinci sinıf için de yapilamayacağından tip hayatinizda max 4 kere yapabilirsiniz.(ben bi kere yaptım gene yapıcam)
şimdi adı ganoyla geçiş olsa da sadece ganoya bakılmıyor maalesef.her okulun şartları farklıdır.bazısı sadece gano bakar(benim geçiş yaptığım öyleydi) ama genel olarak merkezi yerleştirme puanı ve gano farklı oranlarda hesaplanır ve (yani her okulun hesabı farklıdır işte. okul yarıya da bakabilir.yüzde 70 merkezi; yüzde 30 gano da bakabilir.belki yüzde 90 merkezi; yüzde 10 gano bakar.tamamen okulun yatay geçiş yönergesinin bileceği iş.)diğer adaylarla siralanacağınız geçiş puanı oluşturulur.
basvuru tarihleri genellikle temmuz ayını kapsar.her okulun başvuru tarihi ve kontenjanları farklıdır.bunu takip etmek için en ideal olanı yöksisin oluşturduğu sitedir.her sene güncellenir.
yukarıda yazdığım okulların farklı şartları da genellikle başvuru tarihine yakın okulun kendi sitesinde açıklanır iyi takip etmek gerekir.misal her okul postayla başvuru almaz illa elden ister belgeleri.

ha bi de belge meselesine değineyim. genellikle transkrip, ders içerikleri belgesi,disiplin cezası almamış beyanının yer aldığı öğrenci belgesi ve ösym sonuçları belgesi istenir.extra başka şeyler de olabilir ama bunlar kesin olanlar.belgelerin hepsi onaylı olmalı.zaten devlet tıptaysanız okul bunlardan 3 er adet verir.ama eğer vakıf tıpta okuyup belge almak istiyorsanız öğrenci isleri bu belgelerden anca birer adet verir. daha fazla isterseniz belge parası alır.
şimdilik aklıma gelenler bunlar.

ganoyla geçiş bir zamanlar 4 akademik ortalamayla yaptığım eylemdir.
benim geçiş yaptığım okul sadece ganoya bakıyordu ve kolaylıkla aldılar.ve vakıf üniversitesinden devlete geçtim bu konuda görüş almak isteyen varsa bilgilerimi gene paylasabilirim. imkansız yok arkadaşlar!!!

bu sene de geçiş düşünüyorum, inşallah olur:)

maktülü zaman olan cinayetin birinci dereceden faili

sanıyorum yazar en kanlı katliamını nickini düşünürken yapmış(bkz:vallahi pes)

tıp fakültesine yeni başlayanlara tavsiyeler

herkese kulak asıp dersle, hocayla ilgili ön yargıyla gitmeyin amfiye.'vay efendim şu hoca hiç ders anlatamazmış,en zor soruları hep o sorarmış ; yok efendim şu ders hiç anlaşılmazmış herkes baraj yemişmiş vakti zamanında.
her dönem ve içinde bulunulan durum farklıdır,işinize bakın ; hedefe kitlenin.

özellikle (bkz:yatay geçiş) yapmak
isteyenlere bu soyleyeceğim: rehavete kapılmayın , istemediğiniz o şehirde okumak belki bu sene mecburen tercihiniz ama değiştirebilirsiniz.yapamayacaginizi söyleyen de çok olur.aldirmayin, icinizdekini dışa dillendirmeyin,bakın yolunuza,ilerleyin kardeşim,hayat sizin sonuçta.

günün sözü

dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ve asla yorulmazlar.

oktay sinanoğlu

türk anştaynı
bir muhteşem bilim adamı.
diline, milletine aşık;bilime adanmış bir ömür
kuantum kimyacısı moleküler biyologkuramsal kimyacı.
yale' in en genç profesörü
bütün unvanlarının dışında kendine en çok 'gariban' unvanını yakıştıran bilge

içimde güneşler açtırır kendisi, aynı zamanda yazar.

çocuklarla diyaloglar

iki yıl önce dersaneden yorgun geldim odama geçtim dinleniyorum,teyzemler bizde misafir.4 yaşındaki kuzenim de var.odanin kapısıni açtı
+abla,ablaaa uyan
-(yorgunum ve cevap vermeyince ne yapicak merak ediyorum, sustum)
+ablaaa
-(cevap yok)
+insan değil beygir yavrusu!hıh (sinirle kapıyı çekip çıktı).

ben şok

hevesle başlanıp yarıda kalanlar

inşallah fakülte olmaz dediğimdir.

denize girdikten sonra yaşanan dalgalanma hissi

şu an yaşadığım durumdur.gün boyu yüzdükten sonra hâlâ denizdeymişim gibi dagalarda salınıyor sanki vücudum.

bilimsel bı açıklamasını bulamadım.herhalde otolit taşlarıyla ilgilidir diye düşünmekteyim.

bi tek bana olmuyo değil mi?

çocuklarla diyaloglar

birinci sınıfı bitiren kuzenimle (6 yaş) konuşuyoruz, karnesini falan övüyo bana,hepsi çok iyiymiş; bana karnemi sordu

ben: okulum daha bitmedi ki
kuzen:ne zaman bitecek
ben: bir ay sonra, benim tatilim çok az
kuzen: aa biz ne şanslıyız, benim tatilim 90 gün (acıyan gözlerle) keşke sen de bizim okulda olsan

düşün ki o bunu okuyor

geçti istemem gelmeni
yokluğunda buldum seni
bırak vehmimde gölgeni
gelme artık neye yarar

yatay geçiş

merkezi ortalamayla geçiş ve gano ile geçiş olmak üzere farklı kurumlar arasında iki çeşidi vardır . ikisin de başvurusu ve kontenjanları farklıdır.
merkeziyle olan için zaten ösym yerleştirme puanınızın geçiş yapmak istediğiniz fakültenin o yılki taban puanına denk veya yüksek olmalıdır.yani geçiş kaidesi bu.egitim hayatı boyunca sadece bir kez yapılabilir.

gelelim genel ağırlıklı not ortalamasıyla (bkz:gano) olana.gano her dönemin ortalamasının toplanıp sene sayısına bölünmesiyle elde edilir.ganoyla geciş sadece son sınıfta olmaz.tabi birinci sinıf için de yapilamayacağından tip hayatinizda max 4 kere yapabilirsiniz.(ben bi kere yaptım gene yapıcam)
şimdi adı ganoyla geçiş olsa da sadece ganoya bakılmıyor maalesef.her okulun şartları farklıdır.bazısı sadece gano bakar(benim geçiş yaptığım öyleydi) ama genel olarak merkezi yerleştirme puanı ve gano farklı oranlarda hesaplanır ve (yani her okulun hesabı farklıdır işte. okul yarıya da bakabilir.yüzde 70 merkezi; yüzde 30 gano da bakabilir.belki yüzde 90 merkezi; yüzde 10 gano bakar.tamamen okulun yatay geçiş yönergesinin bileceği iş.)diğer adaylarla siralanacağınız geçiş puanı oluşturulur.
basvuru tarihleri genellikle temmuz ayını kapsar.her okulun başvuru tarihi ve kontenjanları farklıdır.bunu takip etmek için en ideal olanı yöksisin oluşturduğu sitedir.her sene güncellenir.
yukarıda yazdığım okulların farklı şartları da genellikle başvuru tarihine yakın okulun kendi sitesinde açıklanır iyi takip etmek gerekir.misal her okul postayla başvuru almaz illa elden ister belgeleri.

ha bi de belge meselesine değineyim. genellikle transkrip, ders içerikleri belgesi,disiplin cezası almamış beyanının yer aldığı öğrenci belgesi ve ösym sonuçları belgesi istenir.extra başka şeyler de olabilir ama bunlar kesin olanlar.belgelerin hepsi onaylı olmalı.zaten devlet tıptaysanız okul bunlardan 3 er adet verir.ama eğer vakıf tıpta okuyup belge almak istiyorsanız öğrenci isleri bu belgelerden anca birer adet verir. daha fazla isterseniz belge parası alır.
şimdilik aklıma gelenler bunlar.

ganoyla geçiş bir zamanlar 4 akademik ortalamayla yaptığım eylemdir.
benim geçiş yaptığım okul sadece ganoya bakıyordu ve kolaylıkla aldılar.ve vakıf üniversitesinden devlete geçtim bu konuda görüş almak isteyen varsa bilgilerimi gene paylasabilirim. imkansız yok arkadaşlar!!!

bu sene de geçiş düşünüyorum, inşallah olur:)

nöroşirürji

ilerde uzmanlığımı yapacağım cerrahi dalı.uzmanına nöroşirürjist değil de nöroşirürjiyen dendiği biliyorum.
bi de tıp gibi 6 yıl kendisi.

özel tıp fakültelerinin devlet tıp fakültelerine göre daha kolay olması

iki tip üniversitede de eğitim gören biri olarak yanlış diyebileceğim teori. zira benim okuduğum özel üniversitede ortalamayla öğrenciyi kaçırmamak için ellerinden geleni yapan, zorladıkça zorlayan, en bilinmeyenleri soran hocalar vardı, şu an olduğum devlet üniversitesinde çıkmış ve spotlarla girdiğim sınavlardan ortalama puanlar alabiliyorum.
bu duruma nazaran şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki özel üniversitenin eğitim kalitesi çok daha iyiydi.

kızların susturuculu silah gibi hapşırması

şu sıcak yaz gününde dönem 3 finali çalışırken bazı yazarların da hiç derdi yok galiba dediğim başlıktır, ilginçtir.

tıbbiyede bir türlü öğrenilemeyen şeyler

şu sfenoid kemiğin oksipital kemikle değil de diğer kemiklerle yaptığı eklemler,oluşturduğu yapılar falan.
yıllar geçti hala kafadaki yapısını düşünürüm sfenoidin. bi türlü oturtamadım kafa tabanına.

içerik kuralları - iletişim