oksidatifstress

Durum: 159 - 3 - 1 - 0 - 12.08.2018 16:53

Puan: 1486 -

1 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 16

rize simidi

kışları simitle kahvaltı yapamamamın nedeni simit.
sevemedim sözlük

beynine bir kez hava değmeye görsün

beyin cerrahı dr.frank vertosic'in yazdığı asistanlık anılarını içeren kitap.

beyin cerrahisi düşünen beni baya heyecanlandırdı açıkçası.kitapçılarda bulamadığımdan ikinci elini sipariş ettim az evvel

epidural hematom

en sık a.meningia media'nın kanaması sonucu ortaya çıkan durum.

hasta kanamadan sonra lucid invervaline gidebilir, özellikle travmalarda bt ile hemen saptanmalı ve müdahale edilmelidir.

yanık dondurma

tarafimca çok sevilen antalya'ya has dondurma çeşidi.yapım aşamasında sütün biraz fazla pişirilmesi ile yapılıyormuş.

başka illerde dondurma yiyemememin de nedeni olan lezzet

bıyıklı göbekli kunduralı takım elbiseli erkek

insandır en nihayetinde!

bıkmadız kalıplara sokmaya, eleştirmeye, fişlemeye!

sabahları uyanamamak

erken uyanmaya takık beni çileden çıkaran olaylardandır.

han duvarları

orta birde türkçe öğretmenimizin bütün sınıfa ezberlettiği, çamlıbel'in sanırım en uzun şiiri. o zaman girdiğimiz denemelerde falan paragraf sorularında şiire hep denk geldiğimi hatırlıyorum.

hala ezberimdedir hanların gönlümü sizlatan duvarları

güne bir rap sözü bırak

selcesine aktı yıllar ben bi damla dolmadım
(bkz:sarp palaur)

müşfik

yıldız kenter'in kardeşi, muhteşem sese sahip zamanında canlı seyredemediğim için hayıflandığım tiyatrocunun ön adıdır.
(bkz: müşfik kenter)

kutlama yapmak için silah sıkmak

akla mantığa aykırı bir eylemdir.

yeter yahu, sizin yüzünüzden odaklamıyorum
  • /
  • 16

bıyıklı göbekli kunduralı takım elbiseli erkek

çoğu kişinin düğüne giden babasıdır. bıyıksız olsa benim babamdır. hadi bakalım, şimdi devam edin kezban yorumlara...

pediatri stajı

intörnlüğümü pediatrik hematoda yapmıştım, sabah 7.30 da orada olur akşam 5 te çıkardık millet yata yata bitirdi tus kastı, biz bütün değerleri dosyadan dosyaya yazdık oturmazdık bile , ama hiç üzülemedim orada ne yorulduğuma ne de tus çalışamadığıma insanın kafasına bazı şeyler böyle zamanlarda dank ediyor.o minicik çocukların ellerinden tuttum zaman zaman oyun oynamaya çalıştım gözlerimdeki yaşları kontrol edebildiğimde , hafta başlarında tartardık onları kemoterapi dozları için yataklarından kalkmak istemezlerdi bende istemezdim onları yine zayıflamış olarak görmeyi..
sonra bi aşk acısı yaşadım tam o sıra iyiki burda çalışıyorum dedim onu unuttum her şeyi unuttum bu hayatta ne kadar önemsiz şeylere üzüldüğümüzü farkettim özellikle karşıdaki buna hiç değmiyorsa
o bir ay boyunca hem o çocukların tedavisi için çırpındım hem de kendi yüreğimin..
ve o bir ayda pediatrist olmamam gerektiğine karar verdim ...
bir de işlem sırasında sen gidince benim elimi kim tutacak diyen ay yüzlü elif in sırma saçlarını unutamadım.

kutlama yapmak için silah sıkmak

kardeş anladık sevindiniz de niye son 1.5 saattir silah atmak nedir mk?evet konya selcukludan bildiriyorum.beynimi ...tiniz.kendi canınızı düşünün aranızdan ölecekler çıkacak neyin kafası?hayır kendinizi koruma içgüdüsü de mi yok.ayrıca bırakın da bir finale çalışam ya.
tanım:kendi ve çevresindekileri umursamayan insanların yaptığı kendilerince sevinç gösterisi.
edit:gençler bu sefer biz ekşi’den önce açtık*https://eksisozluk.com/secim-sonucunu-silah-sikarak-kutlamak--5701868?a=popular&p=1 yönetim madalyamı istiyorum

yazarların tıbbiyeli sözlükte yazma sebepleri

bir teoman şarkısı der ki:

''sorma, neden niçin
her şey yalnızlıktan...''

aynen öyle.

tatlı sevmeyen insan

tatlı konuşmak için tatlı yemeye ihtiyacı olmayan insandır.

sütlü hafif tatlılar ve annemin baklavası (bir iki dilim) harici pek sevmediğim için ben de dahilimdir belki.
tatlı sevmemek değil de tatlı aramamak benimki.

kafam çalışmıyor şekerli şeyler yiyince.

üçüncü şahsın şiiri

alfabenin tüm harflerinin kullanıldığı bir atilla ilhan şiiri.kıskançlığı sanat haline getirmiş atilla ilhan.
platonik aşkı en güzel anlatan şiirlerden biri bence...


gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım

ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım

akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım

tıbbiyeli itiraf

kişiliğimle sorunlar yaşıyorum sözlük.

başkalarıyla konuştuğum zaman soğuk davranıyorum, sert davranıyorum, görmezden geliyorum. fakültedeki herkese ''siz'' diye hitap ediyorum örneğin. çok mutsuz olduğumda, çok hasta olduğumda, yanımda birilerini istediğimde, birine sempati duyduğumda, -diğerlerine oranla iyi anlaştığım- biriyle konuşurken aslında demek istediğimin çarpıtılmışını kast ediyorum. biri nasıl olduğumu sorsa direkt teşekkür ediyor ve ''siz?'' diye soruyorum mesela. ''mutsuzum.'' diyemiyorum. ya da ''nasıl görünüyorsam öyleyim.'' gibi garip cevaplar veriyorum. biri bana ''arkadaşım'' dese, ''arkadaş olduğumuzu nereden çıkartıyorsunuz ? ''diyorum.
''çok yalnızım, çok mutsuzum...'' demek yerine...

''ne yapmayı seversin?'' sorusuna '' sevmeyi sevmiyorum. '' diyorum mesela.
'' sevmek istiyorum, sevilmek istiyorum...'' diyemiyorum.

herkesin gülüp eğlendiği bir ortamda ''neden gülmüyorsun, bir sorun mu var?'' sorusuna ''komik gelmedi.'' diyorum.

''gülümsemeyi özledim, mutlu olmak istiyorum...'' diyemiyorum.

aslında bunlar benim yalnızlığımın çırpınışları sanırım. başkaları karakterimi ''berbat'' buluyorlar. ben sadece susuyorum o zamanlar.

''böyle davransam da , kast ettiğim şey bu değil. sadece yalnızım, mutsuzum. zor şeyler yaşadım ve düştüm. ayağa kalkamıyorum. her gün ruhumun bir parçası ölüyormuş gibi hissediyorum.bir daha hiç mutlu olamayacakmış gibi hissediyorum. yeniden bir şeyleri hissedebilmek istiyorum. teselli edilmek istiyorum, ağlamak istiyorum.anlaşılmak istiyorum. sizin güldüğünüz şeylere gülmek, üzüldüğünüz şeylere üzülmek istiyorum. anılarım olsun istiyorum, arkadaşlarım olsun istiyorum.çok gencim, hayatta yaşanacak hiç bir şey kalmamış gibi hissediyorum. yine de yaşamak istiyorum. zor geldiğinde 'zor geliyor' demek istiyorum. 'yardım et' demek istiyorum.''

söyleyemiyorum. biliyorum, söylemeyi de hak etmiyorum.

yazarların gerektiğinden fazla sahip olduğu şeyler

aşırı derecede dürüstlük.
aşırı derecede takıntılar, uyutmayan düşünceler.
aşırı derecede kendini affetmeme.

en sonuncusu en kötü olanı.

6 yılda en irrite olunan cümle

tıptan soruyorum bilmiyorsunuz filmden soruyorum bilmiyorsunuz siz eve gidince ne yapıyorsunuz
diğer versiyon için (bkz: ne doktorunuz ne entellektüel )

her şey sende gizli

bir can yücel şiiridir.insanı insana anlatan mükemmel bir şiirdir.

yerin seni çektiği kadar ağırsın
kanatların çırpındığı kadar hafif..
kalbinin attığı kadar canlısın
gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
sevdiklerin kadar iyisin
nefret ettiklerin kadar kötü..
ne renk olursa olsun kaşın gözün
karşındakinin gördüğüdür rengin..
yaşadıklarını kar sayma:
yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
ne kadar yaşarsan yaşa,
sevdiğin kadardır ömrün..
gülebildiğin kadar mutlusun
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
sakın bitti sanma her şeyi,
sevdiğin kadar sevileceksin.
güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
bir gün yalan söyleyeceksen eğer
bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
işte budur hayat!
işte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
bebek ağladığı kadar bebektir
ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
sevdiğin kadar sevilirsin...

Toplam entry sayısı: 159

yatay geçiş

merkezi ortalamayla geçiş ve gano ile geçiş olmak üzere farklı kurumlar arasında iki çeşidi vardır . ikisin de başvurusu ve kontenjanları farklıdır.
merkeziyle olan için zaten ösym yerleştirme puanınızın geçiş yapmak istediğiniz fakültenin o yılki taban puanına denk veya yüksek olmalıdır.yani geçiş kaidesi bu.egitim hayatı boyunca sadece bir kez yapılabilir.

gelelim genel ağırlıklı not ortalamasıyla (bkz:gano) olana.gano her dönemin ortalamasının toplanıp sene sayısına bölünmesiyle elde edilir.ganoyla geciş sadece son sınıfta olmaz.tabi birinci sinıf için de yapilamayacağından tip hayatinizda max 4 kere yapabilirsiniz.(ben bi kere yaptım gene yapıcam)
şimdi adı ganoyla geçiş olsa da sadece ganoya bakılmıyor maalesef.her okulun şartları farklıdır.bazısı sadece gano bakar(benim geçiş yaptığım öyleydi) ama genel olarak merkezi yerleştirme puanı ve gano farklı oranlarda hesaplanır ve (yani her okulun hesabı farklıdır işte. okul yarıya da bakabilir.yüzde 70 merkezi; yüzde 30 gano da bakabilir.belki yüzde 90 merkezi; yüzde 10 gano bakar.tamamen okulun yatay geçiş yönergesinin bileceği iş.)diğer adaylarla siralanacağınız geçiş puanı oluşturulur.
basvuru tarihleri genellikle temmuz ayını kapsar.her okulun başvuru tarihi ve kontenjanları farklıdır.bunu takip etmek için en ideal olanı yöksisin oluşturduğu sitedir.her sene güncellenir.
yukarıda yazdığım okulların farklı şartları da genellikle başvuru tarihine yakın okulun kendi sitesinde açıklanır iyi takip etmek gerekir.misal her okul postayla başvuru almaz illa elden ister belgeleri.

ha bi de belge meselesine değineyim. genellikle transkrip, ders içerikleri belgesi,disiplin cezası almamış beyanının yer aldığı öğrenci belgesi ve ösym sonuçları belgesi istenir.extra başka şeyler de olabilir ama bunlar kesin olanlar.belgelerin hepsi onaylı olmalı.zaten devlet tıptaysanız okul bunlardan 3 er adet verir.ama eğer vakıf tıpta okuyup belge almak istiyorsanız öğrenci isleri bu belgelerden anca birer adet verir. daha fazla isterseniz belge parası alır.
şimdilik aklıma gelenler bunlar.

ganoyla geçiş bir zamanlar 4 akademik ortalamayla yaptığım eylemdir.
benim geçiş yaptığım okul sadece ganoya bakıyordu ve kolaylıkla aldılar.ve vakıf üniversitesinden devlete geçtim bu konuda görüş almak isteyen varsa bilgilerimi gene paylasabilirim. imkansız yok arkadaşlar!!!

bu sene de geçiş düşünüyorum, inşallah olur:)

maktülü zaman olan cinayetin birinci dereceden faili

sanıyorum yazar en kanlı katliamını nickini düşünürken yapmış(bkz:vallahi pes)

günün sözü

dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ve asla yorulmazlar.

oktay sinanoğlu

türk anştaynı
bir muhteşem bilim adamı.
diline, milletine aşık;bilime adanmış bir ömür
kuantum kimyacısı moleküler biyologkuramsal kimyacı.
yale' in en genç profesörü
bütün unvanlarının dışında kendine en çok 'gariban' unvanını yakıştıran bilge

içimde güneşler açtırır kendisi, aynı zamanda yazar.

1000k

1000 kitap diye bir uygulama. bir çeşit kitap instagramı.
içinde bütün yazar ve kitaplar mevcut,hesap açtığınız takdirde okuduğunuz kitapları ekleyebiliyorsunuz,kitap incelemelerine erişebiliyorsunuz ve kitaba dair inceleme yahut alıntı paylaşabiliyorsunuz.

çevremce az bilindiğinden her platformda adını duyurmaya çalışıyorum.herkes haberdar olsun,1000 kitap kalkınsın istiyorum.

üye olup çeşitli yazarları takip etmek de mümkün

denize girdikten sonra yaşanan dalgalanma hissi

şu an yaşadığım durumdur.gün boyu yüzdükten sonra hâlâ denizdeymişim gibi dagalarda salınıyor sanki vücudum.

bilimsel bı açıklamasını bulamadım.herhalde otolit taşlarıyla ilgilidir diye düşünmekteyim.

bi tek bana olmuyo değil mi?

hevesle başlanıp yarıda kalanlar

inşallah fakülte olmaz dediğimdir.

çocuklarla diyaloglar

iki yıl önce dersaneden yorgun geldim odama geçtim dinleniyorum,teyzemler bizde misafir.4 yaşındaki kuzenim de var.odanin kapısıni açtı
+abla,ablaaa uyan
-(yorgunum ve cevap vermeyince ne yapicak merak ediyorum, sustum)
+ablaaa
-(cevap yok)
+insan değil beygir yavrusu!hıh (sinirle kapıyı çekip çıktı).

ben şok

düşün ki o bunu okuyor

geçti istemem gelmeni
yokluğunda buldum seni
bırak vehmimde gölgeni
gelme artık neye yarar

eskisi gibi tat vermeyen şeyler

nöroşirürji

ilerde uzmanlığımı yapacağım cerrahi dalı.uzmanına nöroşirürjist değil de nöroşirürjiyen dendiği biliyorum.
bi de tıp gibi 6 yıl kendisi.

yatay geçiş

merkezi ortalamayla geçiş ve gano ile geçiş olmak üzere farklı kurumlar arasında iki çeşidi vardır . ikisin de başvurusu ve kontenjanları farklıdır.
merkeziyle olan için zaten ösym yerleştirme puanınızın geçiş yapmak istediğiniz fakültenin o yılki taban puanına denk veya yüksek olmalıdır.yani geçiş kaidesi bu.egitim hayatı boyunca sadece bir kez yapılabilir.

gelelim genel ağırlıklı not ortalamasıyla (bkz:gano) olana.gano her dönemin ortalamasının toplanıp sene sayısına bölünmesiyle elde edilir.ganoyla geciş sadece son sınıfta olmaz.tabi birinci sinıf için de yapilamayacağından tip hayatinizda max 4 kere yapabilirsiniz.(ben bi kere yaptım gene yapıcam)
şimdi adı ganoyla geçiş olsa da sadece ganoya bakılmıyor maalesef.her okulun şartları farklıdır.bazısı sadece gano bakar(benim geçiş yaptığım öyleydi) ama genel olarak merkezi yerleştirme puanı ve gano farklı oranlarda hesaplanır ve (yani her okulun hesabı farklıdır işte. okul yarıya da bakabilir.yüzde 70 merkezi; yüzde 30 gano da bakabilir.belki yüzde 90 merkezi; yüzde 10 gano bakar.tamamen okulun yatay geçiş yönergesinin bileceği iş.)diğer adaylarla siralanacağınız geçiş puanı oluşturulur.
basvuru tarihleri genellikle temmuz ayını kapsar.her okulun başvuru tarihi ve kontenjanları farklıdır.bunu takip etmek için en ideal olanı yöksisin oluşturduğu sitedir.her sene güncellenir.
yukarıda yazdığım okulların farklı şartları da genellikle başvuru tarihine yakın okulun kendi sitesinde açıklanır iyi takip etmek gerekir.misal her okul postayla başvuru almaz illa elden ister belgeleri.

ha bi de belge meselesine değineyim. genellikle transkrip, ders içerikleri belgesi,disiplin cezası almamış beyanının yer aldığı öğrenci belgesi ve ösym sonuçları belgesi istenir.extra başka şeyler de olabilir ama bunlar kesin olanlar.belgelerin hepsi onaylı olmalı.zaten devlet tıptaysanız okul bunlardan 3 er adet verir.ama eğer vakıf tıpta okuyup belge almak istiyorsanız öğrenci isleri bu belgelerden anca birer adet verir. daha fazla isterseniz belge parası alır.
şimdilik aklıma gelenler bunlar.

ganoyla geçiş bir zamanlar 4 akademik ortalamayla yaptığım eylemdir.
benim geçiş yaptığım okul sadece ganoya bakıyordu ve kolaylıkla aldılar.ve vakıf üniversitesinden devlete geçtim bu konuda görüş almak isteyen varsa bilgilerimi gene paylasabilirim. imkansız yok arkadaşlar!!!

bu sene de geçiş düşünüyorum, inşallah olur:)

özel tıp fakültelerinin devlet tıp fakültelerine göre daha kolay olması

iki tip üniversitede de eğitim gören biri olarak yanlış diyebileceğim teori. zira benim okuduğum özel üniversitede ortalamayla öğrenciyi kaçırmamak için ellerinden geleni yapan, zorladıkça zorlayan, en bilinmeyenleri soran hocalar vardı, şu an olduğum devlet üniversitesinde çıkmış ve spotlarla girdiğim sınavlardan ortalama puanlar alabiliyorum.
bu duruma nazaran şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki özel üniversitenin eğitim kalitesi çok daha iyiydi.

kızların susturuculu silah gibi hapşırması

şu sıcak yaz gününde dönem 3 finali çalışırken bazı yazarların da hiç derdi yok galiba dediğim başlıktır, ilginçtir.

tıbbiyede bir türlü öğrenilemeyen şeyler

şu sfenoid kemiğin oksipital kemikle değil de diğer kemiklerle yaptığı eklemler,oluşturduğu yapılar falan.
yıllar geçti hala kafadaki yapısını düşünürüm sfenoidin. bi türlü oturtamadım kafa tabanına.

içerik kuralları - iletişim