pax atomica

Durum: 250 - 19 - 9 - 6 - 13.11.2018 20:28

Puan: 2398 -

2 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

"Eğer ki daha ileriyi görebildiysem bu, devlerin omuzlarından baktığım içindir." İsaac newton
  • /
  • 25

şerif ıssı

avukat sanılan ultra sabırlı abimiz

efes extra

kırmızı tuborg varken bu olsa olsa kamyoncu içeceğidir

oralet

yoğun bakımda kadın erkek birlikte tedavi edilmesin

ayrı yerlerde tedavi edilmeleri başlı başına saçmalık ama erkek veya kadın farketmez en azından kişiler arasına bir paravan veya perde tarzı bir şey konulabilir dediğim durum.

bayan değil kadın

erkek olmama rağmen birine bayan denildiğinde nedense rahatsız oluyorum. belki de çoğunluğun ağzını yayarak bağyan demesi bu duruma sebep oluyor.

aldebaran

avcı(orion) ile ülker(pleiades) arasında bulunan bir yıldızdır.



aynı zamanda rigel, sirius, procyon, pollux, ve capella ile birlikte kış altıgenini oluşturur.

ülker

avcı(orion)'nın milyonlarca yıldır peşinde olduğu yedi kız kardeşten oluşan yıldız kümesidir. yunanca pleiades, türkçe ülker, arapça süreyya, farsça pervin, japonca subaru denilmektedir. otomobil markası olan subaru ismini ve amblemini burdan almaktadır.

arcturus

bizden 36 ışık yılı uzaklıkta bulunan kırmızı dev. yani biz şuan başımızı kaldırıp baktığımızda bu yıldızın 1982 yılına ait halini görüyoruz belki şimdiye kadar patlayıp süpernova haline geçmiştir dolayısıyla uzayda bir hayalete bile bakıyor olabiliriz şimdi. eski yunancada adı "koruyucu ayı" anlamına gelmektedir. regulus ve spica ile beraber bahar üçgenini oluştururlar. harry potter evrenindeki sirius black'in kardeşi olan "regulus arcturus black" bu iki yıldızdan adını almıştır.

betelgeuse

orion(avcı) takımyıldızında bulunan gökyüzündeki en parlak yıldızlardan biridir. fotoğrafta yukarı kalkan sağ kolun gövde ile bağlandığı yerde betelgeuse yıldızı bulunmaktadır.

izlanda

  • /
  • 25

yavuz bülent bâkiler

"seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
martılar konuyor omuzlarıma,
gözlerin istanbul oluyor birden."

gerçekleştirdiğiniz hayalleriniz

büyük şeyler değil.

14 yaşımda küçüklüğümden beri istediğim liseyi kazandım.

18 yaşıma geldiğimde başka bir şehirde üniversitedeydim.

19 yaşımda tekel direnişine katılmak için ankara'ya gittim. ocak ayının zemheri ayazında birkaç saatte tüm bedenim buz tutmuşken 2 ay boyunca sokakta yatan işçileri görmek hayatımın en büyük derslerinden biri olmuştur.

22 yaşımda yurttan ayrılıp eve çıktım. bir evi çekip çevirmeyi, yemek yapmayı öğrendim.

23 yaşımda bir 19 mayıs günü anıtkabir'e gittim. oradaki insan selini gördüm. sağda solda kim ne derse desin atatürk'ü ve onun geleceği emanet ettiği gençliği yok edemediler, edemeyecekler, anladım.

25 yaşımda mezun olup kendi ayaklarım üzerinde durmaya başladım. aileme destek oluyorum, artık bir yetişkin gibi hissediyorum...

betelgeuse

bizim yıldızımız güneş'in yaklaşık 1000 kat büyüklüğünde kırmızı dev aşamasında ömrünün son demlerini yaşayan dev yıldız.

adı arapça يد الجوزاء yad el-cevza’dan (orion'un eli) gelmekte. muhtemelen avrupa kaynaklarında arapça'da iki noktalı y tek noktalı yazılınca b olduğundan bed el cevza diye çevrilmiş. bir diğer teoriye göre ise إبط الجوزاء ibt el cevza' yani "orion'un kolaltı" ifadesinden da geliyor olabilir.

gece karanlığında orion takımyıldızında oldukça iyi seçilir. turuncu-kırmızı parıldar. gece gökyüzünde insan gözüne göre en parlak 10. yıldızdır.

güneş sistemine 642 ışıkyılı uzaklıktadır. 1 milyon yıl içinde süpernova olarak patlayarak ölecektir. belki yarın, belki 1 milyon yıl sonra...

ülkeden siktir olup gitmek

tatil amaçlıysa arada siktir olup gitmek iyidir ama ne kadar boktan yönleri de olsa bu memleket bizim nereye gidiyoruz ooo daha gömülecek şahıslar var önce onlar mezara sonrasına bakarız.

sevilen şiirin en can alıcı kısmı

şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan ev...

tıbbiyeli itiraf

hastalanmanın getirdiği aşırı duygusallıkla şu güne dek farketmeden içime attığım ne varsa hıçkırıklar eşliğinde saldım bugün. aylardır tek damla gözyaşı dökmemiş olmanın acısını çıkarırcasına, kopkoyu bir zehri akıttım içimden.

sordum kendime, bu güçlü kadın pozları niye? bu kadar zayıfken hem de.

bilinmeyen bir kadının mektubu

stefan zweig tarafından 1920'lerin ilk yarısında kaleme alınan,platonik bir aşkın sahibi kadının ağzından aşık olduğu adama yazılan mektubu içeren mükemmel roman.bir solukta bitirilebilecek güzel bir eser.
"sana, beni asla tanımamış olan sana" diye başlıyor mektup.ve kitap boyunca kadın hep "sen beni asla tanımadın" diyor adama. çünkü adam, kendisine delicesine aşık olan ve yıllar boyunca kendisinden hiçbir şey beklemeksizin hiç vazgeçmeyen kadını bu özelliği ile hiç tanımıyor.karşılaşıp bir ilişki yaşadıklarında bile tanımıyor.kadın adamın hayatına farklı zamanlarda giriyor ama adam kadını fark etmiyor bile.yıllar önce ilişki yaşadığı kadını tanımıyor.kadın adama yıllarını,ömrünü vermişken..kadın da bir "bilinmeyen" olarak aşkını tek başına yaşıyor ve sonunda ona bu mektubu yazıyor.
neden bilmiyorum ama beni çok etkiledi kitap.sevmek güzel şey dedirtti.sevilmesen bile...
kitabın en beğendiğim yeri ise şöyle:
"ölmem sana acı verecek olsaydı eğer, o zaman ölemezdim.”
böyle güzel sevebilir mi insan??
"sabret sevgilim, sana her şeyi, hepsini en baştan anlattığım için, anlatacağım için, senden rica ediyorum, beni dinleyeceğin bu çeyrek saat yüzünden yorulma, çünkü ben seni bütün bir hayat boyunca sevmekten yorulmadım."

tıbbiyeli itiraf

hayatımdaki her şey ciddi ciddi yolunda gitmemeye başladı. bu durumda benim sorumsuzluğumun elbette payı var. bunu asla inkar etmiyorum. ama her şeyin birden kötüleşmeye başlaması ve kısa süre için dönüşü olmaması çok üzücü. toparlamaya çalışıyorum; olmuyor. gençliğimin ilk yılları bir çöküş içersinde geçiyor. acaba her şeyi yanlış mı yapıyorum diye düşüyorum. yanlış işlere, yanlış insanlara vakit harcıyor gibiyim.

içinizi dökme defteri

küçükken alfabesini kendi anlayacağım şekilde garip şekillerle oluşturup yazdığım defterdi. her harfin bir şeklini oluştururdum ve asla kimse hiçbir şey anlayamazdı. sonraları bu şekilleri unuttuğum için bende anlayamadım tabi. defter boşa çıktı anlayacağınız. bende attım. zaten çok da önemli şeyler yazmamışımdır diye düşünüyorum. asıl sıkıntılı zamanlarımda içime attım çünkü.

monte cassino muharebesi

2. dünya savaşı'nda önemi yer tutan muharebe. monte cassino'da bulunan tarihi katedral, buradaki alman ve italyan direncini kırmak için (sonunda başarılı olmuşlardır) müttefik uçakları tarafından bombalarla harap hale getirilmiştir.

Toplam entry sayısı: 250

içinde bir boşluk oluşması

murathan mungan şöyle der:

"...
o boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar dibe
çöker.
hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir.
bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir.
o boşluk doldu sanırsınız
oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir.
..."

tıbbiyeli itiraf

keşke hiç doğmasaydım, keşke hiç var olmasaydım diye çoğu zaman düşünüp sadece sarhoşken bunu dile getirebiliyor olmam bile bana ayrı bir azap veriyor. ben bu dünyadaki 7 milyar insanın arasındaki çok sıradan biriyim. bu yüzden benim bu dünya üzerinde olmam veya olmamam dünya için hiç farketmez, hatta dünyanın zerre umrumda olmaz. onun olması veya olmaması da dünyanın zerre umrunda olmaz. benim olmam yada olmamam da onun hiç umrunda olmaz. ama onun olması benim için varlık, olmaması ise benim için yokluk demektir. bu ne acı bir durumdur. bu benim çürümüşlüğümün resmidir. biliyorum ki asla sana ulaşamayacağım. bu düşünce beni öldürüyor. ve tez vakitte öldürür umarım.

aşkı en güzel anlatan şiirler

gandalf

maia iken adı olórin'di. ak saruman, boz radagast ve ismi bilinmeyen iki mavi büyücü ile orta dünyaya istari adıyla gönderilmiştir. elf dilinde mithrandir ya da "gri gezgin", cüce dilinde tharkûn, güney dilinde incánus ve batı dilinde ise gri gandalf adıyla tanınıyordu. elflere verilen üç güç yüzüğünden narya yani ateş yüzüğü'nü taşımaktadır. yüzük kardeşliği moria madenlerinden geçerken khazad-dûm köprüsünde eski maia olan balrog durin'in felaketi ile dövüşürken ikisi de aşağı düşüp çarpışmaya devam etmişlerdir ve nihayetinde ikisi de ölmüştür. sonrasında ise tanrı eru-ilúvatar kendisine pozitif ayrımcılığın alasını yapıp ak gandalf olarak hayata geri döndürmüştür.

bordetella pertussis

bordetella sınıfı bakteriler ismini belçikalı bakteriyolog dr. jules bordet'dan almaktadır. bu bakteri ilk olarak 1906 yılında jules bordet ve octave gengou tarafından izole edilip üretilmiştir (bordet-gengou besiyeri). bu çalışma 1919 yılında nobel tıp ve fizyoloji ödülü kazanmalarını sağlamıştır. pertussis kelimesi ise ingilizce per- ve latince tussis kelimelerinden türetilmiştir yoğun öksürük anlamına gelmektedir.

aynı soyada sahip alakasız ünlüler

ruhsar

gözüm abla tüplü monitördeki windows 98 işletim sistemli bilgisayarından ölü kaydı tutardı

ateistlerin korkak olması

ulan adamlar cehennem gibi bir ihtimal olmasına karşın okuyor, araştırıyor özellikle türkiye gibi gitiikçe ortadoğu batağına sapan bir ülkede gerekirse ailesini ve sevdiklerini daha da önemlisi canını kaybetme pahasına fikirlerini savunuyor mümin kardeşler ekmek kırıntısına basınca çarpılacak diye ödü kopuyor. kim daha korkak acaba?

tıbbiyeli itiraf

ben ki ince belli çay bardağına 3 küp şeker atan ve günde minimum 15 bardak çay içen biri olarak an itibariyle şekeri hayatımdan çıkarmış bulunmaktayım. zor günler beni bekliyor ama başaracağım.

tıbbiyeli itiraf

keşke hiç doğmasaydım, keşke hiç var olmasaydım diye çoğu zaman düşünüp sadece sarhoşken bunu dile getirebiliyor olmam bile bana ayrı bir azap veriyor. ben bu dünyadaki 7 milyar insanın arasındaki çok sıradan biriyim. bu yüzden benim bu dünya üzerinde olmam veya olmamam dünya için hiç farketmez, hatta dünyanın zerre umrumda olmaz. onun olması veya olmaması da dünyanın zerre umrunda olmaz. benim olmam yada olmamam da onun hiç umrunda olmaz. ama onun olması benim için varlık, olmaması ise benim için yokluk demektir. bu ne acı bir durumdur. bu benim çürümüşlüğümün resmidir. biliyorum ki asla sana ulaşamayacağım. bu düşünce beni öldürüyor. ve tez vakitte öldürür umarım.

iblis ile anlaşma yapan allah

o değil de daha adem ve havvanın yasak meyveyi yiyip cennetten kovulup dünyada çoluk çocuğa karışacaklarına dair en ufak bişey bile ortada yokken -hatta adem ve havva cisim olarak bile ortada yokken- şeytan allaha diyor ki: "mutlaka ben de yeryüzünde onlara günahları süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım" işte sorun burada, ya "gaybı yalnızca allah bilir" lafı yalan ya da allah ve şeytan önceden anlaşmış. bir başka ihtimal de şu ki -ki benim için en mantıklısı bu- tüm bu anlatılanların hepsi bir masaldan ibaret.

yazarların 24 haziran 2018 oy tercihleri

parti hdp
cumhurbaşkanı muharrem ince

iblis ile anlaşma yapan allah

biz de günah point kasıyoruz :))) bu arada şu ayetlerde(sebe 3, zühruf 2 ve 3, nisa 174, maide 15, yusuf 1, hicr 1, hac 16, suara 2, neml 1, kasas 2, yasin 69, duhan 2 ve 3) kur'an'ın apaçık bir kitap olduğu söyleniyor yani çok eğip bükmeye gerek yok.

cihat denince akla gelenler

kuteybe bin müslim ve türklerin kılıç zoruyla müslüman olmasi

evrim teorisinin meb müfredatından çıkarılması

“allah, insanı rahman suretinde yarattı.” (buharî, isti'zân, 1; müslim, birr, 115, cennet, 28) bu arada %99 şempanze dna'sı kullandı

içerik kuralları - iletişim