perikardial efuzyon

Durum: 58 - 0 - 0 - 0 - 31.10.2018 22:16

Puan: 1034 -

3 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 6

sevgi

gözlerimle o'nun kalbine dokunmaya cesaret edemeyişimdir benim için.

yazarların ilginç bulduğu diller

sevginin dili. hayretler içerisinde bırakır beni kimi zaman. ilginç bulduğum kadar güzeldir de. insana neler yaptırmaz ki o sevginin dili. sevginiz bol olsun değerli sözlük halkı.
hem ne demişler:
(bkz: tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır )

ben sana mecburum bilemezsin

ortaokulda hocamızın herkese birer şiir okuma görevi vermesi üzerine arkadaşımın fon müzikle okuduğu şiir. öylesine güzel okumuştu ki dün gibi gözümde canlanır koca mazi. okuyuşu halen kulaklarımda...
(bkz: şiir ruhun gıdasıdır )

sizin hiç babanız öldü mü?

"yaşarken birkaç kere ölmüştü'' cevabını zihnimde belirten soru. o yüzden babalarıyla arası iyi olanları hep kıskanmışımdır. evlat sahibi olmadan önce iyi düşünün değerli yazarlar ve okurlar. varsa da başını okşayın, öpün, nasihat edin, sevin ve sevginizi gösterin... iyi baba olun ki evlatlarınızın içinde hep yaşayın...

en sevilen orhan veli dizesi

gün doğmadan,
deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
içinde bir iş görmenin saadeti,
gideceksin
gideceksin ırıpların çalkantısında.

salter harris kırığı

ortopedi stajının vazgeçilmez sözlü ve teorik sorularından biri bu kırıkların sınıflamasıdır.

peygamberin azmettirdiği suikastler

başlığı oluşturan yazarı doğru tahmin ettiğim başlık.
(bkz:şaşırdık mı? )

insanın büyüdüğünü anladığı an

çoğu kararı kendi başına almaya başladığın, bir şeyin ucundan tutmak için fikir üretebildiğin, düşündüklerini tek başına eyleme dönüştürdüğün, artık anne ve babanın elinden tutmadığını fark ettiğin lakin arkanda kocaman bir dağ olduklarını bildiğin, kendi paranı kendin kazanıp nasıl değerlendireceğine kendin karar verdiğin zaman.

büyüdüğünü anlamak da kendi içinde ayrı dilimlere ayrılır. '' evet büyüdüm! '' dersiniz fakat üzerinden geçen belli bir zamandan sonra daha da büyüdüğünüzü ve sorumluluklarınızın arttığını anlarsınız. ilk büyüdüğünüzü düşündüğünüz zaman bile zamanın etkisiyle gözünüze küçük gelebilir bazen. kimi zaman da öyle büyüdüğünüzü hissedersiniz ve yorulursunuz ki '' keşke hep o küçük perikardial efuzyon olarak kalsaydım '' dedirtir hayat. bazense zihninizin iyiden iyiye şekillenmesiyle ''büyük insan olmaya'' bir adım daha yaklaşmanın heyecanını yaşarsınız.

hayata dair iç burkan detaylar

pediatri servisinde yatış yapmış dünyalar tatlısı hastamın öyküsü için annesine sırasıyla sorular sorarken ''kaç aylık'' diye sorduğumda annenin bir anlığına duraksayıp iki buçuk yaşında olduğunu söylemesi; çocukta gelişme geriliği olduğunu fark edip afallamam; annenin inançlı gülümsemesiyle benim afallamamın ortadan kaybolması.
belki çok basit gelebilir ama o an içime oturmuştu neden ay diye sorduysam... doğumsal problemlerin yanına gelişim geriliğinin var olması yüreğimi ayrı sızlatmıştı. bir anne baba gibi yaklaşınca yürek kaldırmıyor... doktor olmak da zor hasta olmak da hastanın anne babası olmak da.

dil sürçmesi

sözlü ve pratik sınavlarında hocaların genelde affetmediği durumdur. ağzınızdan çıkmıştır bir kere, doğrusunu bilseniz de hemen düzelterek söyleseniz de hoca ilkini cevap kabul eder genellikle.
(bkz:zalım hoca)
  • /
  • 6

insan

belki sözcüklerde buluruz anlamını. insan kelimesinin bildiğim iki kökeni vardır. 1. nisyan yani unutma. 2. ünsiyet yani yakınlık kurabilme, yakın olabilme.
en çok ünsiyet kökü olarak kabul edilse de nisyan da köklerinden biri olarak kabul edilmektedir. ünsiyet kökü bakımından şeytan kelimesine zıttır. şeytan kelimesinin kökü şetene (arapça harfleri düşünün.) yani uzaklaşandır. insan ve şeytan kelimeleri zıttır bu yönden. insan ne kadar insanlıktan uzaklaşırsa o kadar şeytanlaşır. neden uzaklaşıp neye yaklaşır? nisyanda yani unutmakta bulabiliriz belki bunun cevabını. unutmanın tersi nedir, hatırlama. kur'an'ın bir ismi de zikirdir yani hatırlatıcı. (bkz. sad suresi - 8) neyi hatırlatıcı diye düşünüyorum aklıma elest bezmi geliyor, kalu bela diye de bilinir, âraf suresinde geçer.
a'râf, 172. ayet: hani rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, "ben sizin rabbiniz değil miyim?" demişti. onlar da, "evet, şahit olduk (ki rabbimizsin)" demişlerdi. böyle yapmamız kıyamet günü, "biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.

bu dünyaya gelmeden önce geleceğimiz belliydi ve buna biz de şahitlik ettik. allah'ın imtihanı için onun halifeliği göreviyle geldiğimizi unuttuk. söylediğimiz sözü unuttuk. kur'an ve peygamberler ise hatırlatıcı oldular. ben böyle görüyorum insanı.

ösym tarafından tüm tus-dus sorularının açıklanması

bugün ösym tarafından yapılan açıklama ile 2017 ve öncesine ait tus-dus sınavlarının erişime açıldığı duyuruldu.

tüm kpss, ales, yds sorularına da erişilebilecek.

tus için:
http://osym.gov.tr/TR,15072/tus-cikmis-sorular.html

dus için:
http://osym.gov.tr/TR,15070/dus-cikmis-sorular.html

yds için:
http://www.osym.gov.tr/TR,15073/yds-cikmis-sorular.html

yalnızlığın farkedildiği an

insan yüce yaratıcının varlığını aklından bir saniye olsun çıkarırsa, işte o an yalnız olduğuna kendini inandırır. herkes tek başına doğdu, insanlar desen zaten yalan, bugün var yarın yok. ama yalnız olmadığını, yalnız hissettiği her an kendine fısıldamalı insan. çünkü onu hiçbir zaman yalnız bırakmayacak biri gerçekten var.

aşk

evet şimdik size bir aşk hikayesi. kız ve oğlan aşık olurlar lisede, sonra evlenmeye karar verirler. kız oğlanı bekler, askerliğini bekler, ailesinin durumu da pek iyi değildır bir sürü acı çeker. ama en sonunda evlenirler, hep mutlu olacaklarını düşünürler. kadın ev hanımıdır, adam zamanla iyi bir iş kurar ve zengin olur bu sırada boy boy çocukları olur ta ki birkaç ay önceye kadar. bir yıldır kadın bir şeylerden şüphelenmektedir, ama ilk ve son aşkı olan bu adamın "tam 3 yıldır" kendisini aldattığını öğrenir. üstelik yaklaşık 3 yaşlarında da çocuğu vardır. kadın boşanmayı düşünür, özellikle kızı için vazgeçer. nörolojik ve psikiyatrik hastalıklar geçirir bu sırada. (bugün kendisi bizzat kocasıyla evimize geldi, süslenmiş, makyaj yapmış ve tarzını değiştirmiş spora başlamış, saçlarını boyatmış. bize hastanede yattığı günleri anlattı sonra, bir de sınava hazırlanan kızı için ne kadar üzüldüğünü. bunları duymak ve görmek inanın çok acı vericiydi) ne boka yaradı şimdi bu aşk? etrafımda kaçarak evlenen, birbirlerinin çocukluk aşkları olan insanları görüyorum mutsuzlar. hatta aşık olup kaçanlar ve eşinden şiddet gören insanlar tanıyorum. bu aşk kör edici bir şey. yaşımız itibariyle deneyimledik tabi, karşılıklı veya karşılıksız. ne bileyim hormonlar sayesinde kalbin çarpıyor, elin ayağın titriyor, midende kelebekler uçuşuyor falan güzel hoş da ya bunların hayal kırıklıklarına dair hiçbir güvencesi yok.
öte yandan bu türkülerı düşünüyorum,
"evvelim sen oldun, ahirim sensin."
ne bileyim o satırlar öyle herhangi bir ruh haliyle yazılamaz. aşk yok diyemeyeceğim kadar gerçek bir ruh hali. her şey iyi güzel de işte uzunluğunun garantisi yok. burada devreye sevgi giriyor artık, sadakat giriyor, saygı giriyor.demem o ki
saygı, sadakat ve sevgi bunlar aşktan çok daha büyük şeyler. bunlar yoksa aşk yalnızca gelip geçici bir hormonlar kıpırtısı. bu kadar net.

mezuniyet sonrası dönemde tıbbiyelinin yapması gerekenler

evet tıbbiyeli mezun oldun, doktor oldun sana helal olsun

ama bilmiyorsun ki sonrasında neler olacak..

işte onu da `gabapentin` anlatacak, başlıyorum



öncelikle diplomalarınız sağlık bakanlığı'na üniversitelerinizce yollanmış oluyor

sağlık bakanlığı bu diplomaları tescilliyor ve siz ömür boyu kullanacağınız diploma tescil no'nuza kavuşmuş oluyorsunuz - amma velakin o dönemin bakanının onayı olmadığı için hadi ben devletten kaçtım özele geçtim byee yapamıyorsunuz, o onay için zorunluyu yapacaksınız.

ara not: bu arada tusa girecekler tus başvurusunu yapıyor ösym sitesinden/başvuru merkezinden

diplomaları tescillerken sağlık bakanlığı aynı zamanda isminiz `devlet hizmet yükümlülüğü kurası`na da yazılıyor

birçok fakülte haziran sonu veya temmuz başında mezun verdiğinden isminiz ağustos kurasına yazılmış oluyor - değişti; artık haziran sonu/temmuz başı mezun olanların ismi eylül kurasında oluyor; eskiden çift sayılı aylarda yapılan kuralar güvenlik soruşturması vb. sebeplerle tek aylarda yapılıyor.

ağustos başında isim listeleri açıklanıyor ve bir bakıyorsunuz aa ismim yazıyor diye. - değişti; artık eylül başında açıklanıyor

isim listelerinin yanı sıra ilan metni de açıklanıyor ve kura takvimi belli oluyor

kura takviminde münhallerin açıklanması diye bir bölüm var, bu "hangi hastanede ne kadar kadro var" onun açıklanmasıdır.

münhaller ayın 20'li tarihlerinde açıklanır ve açıklandıktan sonra tercih dönemi başlar, bu da 3-4 gün kadar sürer

bu sırada siz tercihleri nereye yapalım diye düşünürsünüz ve ona göre pbs üzerinden tercihlerinizi yaparsınız

pbs üzerinden tercihlerinizi (başvurunuzu) kesinleştirdikten sonra tercih formundan 2 nüsha çıkarıp notere onaylatmanız ve adli sicil belgenizi almanız gerekmektedir (not: adli sicil belgesi e-devletten alınabilmektedir) www.turkiye.gov.tr

bu "noter onaylı" 2 nüsha ve adli sicil belgesini kura takviminde belirtilen tarihe kadar sağlık bakanlığı'na kargo yoluyla/elden bırakmalısınız ki genel kuraya kalma şansınızı düşürmeyiniz.

bu süreçten sonra kurayı beklemeye başlıyorsunuz ve genelde ay sonunda kura çekiliyor.

kura çekildikten birkaç gün sonra tebligatlar yayınlanır ve ikamet ettiğiniz ilin dışında bir yer çıktıysa 15 gün içinde, ikamet ettiğiniz ille aynı yer çıktıysa tebligat yayınlanır yayınlanmaz işe başlamanız gerekmektedir. - değişti; artık tebligat beklemeden önce güvenlik soruşturmasına giriyorsunuz, sonra tebligat geliyor. onun haricindekiler bu maddeyle aynı.

işe başlamanız hemen hemen tus'un yapılacağı tarihten sonra olacaktır (aynı ilde başlıyorsanız önce olma ihtimali yüksektir) - artık bu ihtimal, kura tustan sonra yapılacağı için ortadan kalktı.

işe başlamadan önce kurada size çıkan yerlere götürmeniz gereken belgeler bulunmaktadır. bunların hepsi kura'nın ilan metninde açıklanmaktadır.

sonrasını da hak getire... isteyen müstafi olur (hiç çalışmadan istifa eder ama anca 1 yıl sonra tusta eğitim araştırma hastanesi yazabilir), isteyen 1-2 ay çalışıp istifa edebilir (6 ay sonraki tusta eğitim araştırma yazabilir), isteyen yerinde pratisyen olarak durabilir, tusa çalışabilir. tusu kazanan eğitim araştırmalarda çkysye; üniversite hastanelerinde zimmet sorgulamaya düşmeyi bekler veya pratisyen olarak durup hayatına devam edebilir.

2017 temmuz itibariyle yeni dönem:

ne oluyordu da sistem değişti?

yeni mezun, ağustos sonu kuraya giriyordu, eylülde tusa giriyordu, eylül ayında kurasında çıkan yere gidiyordu, tusu kazanmışsa kasım-aralık gibi çkysye düşüp hastanesine gidiyordu.

şimdi ise (bkz:76.devlet hizmet yükümlülüğü kurası)nda tescil tarihi 29.06.2017 olarak belirlendi. 30.06.2017'de mezun olanların kuraya girmesi engellendi. böylece yeni mezunlar kuraya ağustosta değil ekimde girecek.

böylelikle tusla kazanan hekim kuraya girmeyip direk tusla kazandığı kuruma gidecek. kazanamayanlar da kuraya girecek. böylelikle "aa ne ara tsmye/acile başladı da ne ara gidiyor", "öff sürekli dosya" telaşesinden kurtulmayı amaçlıyor sağlık bakanlığı.

2017 eylül güncellemesi:

enteresan bir şekilde ay başında isim listeleri açıklanmadı. en son 13'ü gibi hiç zorunlu yapmamışlar için diploma tescilleme tarihi - ki o da 20/09/2017 tarihine kadar - yayınlandı.

şahsi beklentim kura takvimi ya alışılmışın dışında olacak ya da eski haline dönecek


ayrıca erkekler için dipnot: üniversiteden ilişiği kestiğiniz gün-bir sonraki ocak ayı arasında `askerlik tecili` işlemini de yaptırmanız gerekmekte olup, bu belge zorunlu hizmete başlarken istenmektedir!

sık sorulan sorular:

1. ohal dönemindeyiz. müstafi olursam (yani hiç başlamazsam) ömür boyu memur olamaz mıyım?

hayır gayet memur olabilirsiniz. sadece 1 yıl boyunca sağlık bakanlığı'na bağlı hastanelere gidemezsiniz, ama devlet üniversitesini kazanacak kadar iyi bir puan alırsanız burada işe başlamak suretiyle memurluğa da başlayabilirsiniz.

2. peki yazdım bi yer, başladım sonra istifa ettim. ohal dönemindeyiz. yine memuriyetim yanar mı?

bu soru çok ama çok tartışmalı. eğer ki istifa metninizde 96.maddede yazan "ohalde istifa edersen memur olamazsın" ibaresi yer alırsa sıkıntılı, o zaman bir istifanızı geri çekin diye düşünmenizi öneririm. ama 94.maddeye dayanarak istifa metniniz yazılıyorsa sıkıntı olmuyor, sadece 6 ay sonra sağlık bakanlığı'na bağlı hastanelerde çalışabiliyorsunuz. bu durum kurumdan kuruma değişebiliyor.

tıpta saçma ezber yontemleri

rıfat ve ferit kara gri bara giderler. ama seks bar değil. uzun uzun alkol ve sigara tüketirler.
(bkz: cool story)

yazarın burda vermek istediği mesaj: mikrozomal enzim indüksiyonu yapan ilaçlar. rifampisin, fenitoin, karbamazepin, griseofulvin, barbitüratlar(sekobarbital hariç), alkol, sigara.

sabır

"bir iş bir dakika önce olmaz, bir dakika sonraya da kalmaz. işte sabır bu kader sırrına ermektir.
yani işi bir dakika öne alma aceleciliğinden ve bir dakika sonraya bırakma tembelliğinden kaçınma ve korunma iradesi demektir sabır..."

sezai karakoç

her şeyin unutulduğu hissi

unutursun için yana yanaaaaa.
unutmak fizyolojik çalışmamak patolojik.

Toplam entry sayısı: 58

unutulamayan küçüklük anıları

yıllar öncesi....ilkokul ikideyim okuldan çıktım eve gidiyordum tek başıma. kaldırımın kenarından yürürken yere düşmüştüm ve canım çok acımıştı. içten içten ağlıyordum zaten yalnızdım. beni fark eden tanımadığım bir liseli geldi yanıma (belki de ortaokuldandı) arkadaşları da geldi. hemen kaldırdılar yerden. elimden tutup iyi olduğumdan emin olmak istediler. sonra da bana en çok sevdiğim çikolatayı sormuştu. ülker çikolatalı gofret demiştim. cepleri paradan kabaran tiplerden değildi, belliydi. 5 kuruş 10 kuruş ne kadar paraları varsa beraber ortaya koyup küçük bir çocuğun acısına merhem olmak istemişlerdi. ilerdeki bakkaldan aldılar benim için. bu anının benim için manevi değeri ayrı bir yer tutar. şu an görsem tanımam ama aklıma geldikçe hep dua ediyorum onlara. böyle insanlar hep var olsunlar.

babaların tipik davranışları

isteklere hep aynı bilindik cevabı verirler:
"bakarız"

dr. tayfun göktaş

gazi tıp temel bilimlerin önde gelen hocalarından biridir. bölümü fizyolojidir. derslere öğrencilerin yoğun talebi üzerine girmeye başlayan hocadır. normalde 30 max 50 kişiyi aşmayan amfide onun dersi olunca amfi dolar bir kısmı ayakta dinler dersi. üst dönemler, diğer bölüm asistanları bazen ise fakülte dışından bile gelenler olur. hayata, mesleğe bakışınızı güzelleştirir. dersi canlı anlatır ve hiç bitsin istemezsiniz. özellikle gazi tıpta monoton temel bilimler hocalarının derslerinden sonra insana terapi gibi gelir. öğrenirler eğlenmek :)) anlattığı örnekler ile konuyu hafızalara kazımayı başarır. öğrencilerini çok sever değer verir. öğrencileri de onu çok sever.
hocam iyiki varsınız :)

aort diseksiyonu

"sanki biri bıçakla sırtımdan kesiyor" ile tanı koydurabilen, acil operasyon gerektiren durum. damar duvarında tunica media ve tunica intima arasının yırtılması ile karakterizedir.

gregory house

hekimliğe ve tıbba farklı bir bakış açısı kazanmamı sağlayan dizi. hastalıkların derslerde geçenler ile aynı olması sayesinde tıp bilgilerimizin, eğitimimizin uluslararası düzeyde nitelikli olduğuna olan inancım artmıştır.
house un(bkz: everybody lies ) teorisi ile hastadan daha sıkı bir şekilde öykü almanın gerekliliğini vurgulayan dizidir. izlenmesi tavsiye edilir.

unutulamayan küçüklük anıları

yıllar öncesi....ilkokul ikideyim okuldan çıktım eve gidiyordum tek başıma. kaldırımın kenarından yürürken yere düşmüştüm ve canım çok acımıştı. içten içten ağlıyordum zaten yalnızdım. beni fark eden tanımadığım bir liseli geldi yanıma (belki de ortaokuldandı) arkadaşları da geldi. hemen kaldırdılar yerden. elimden tutup iyi olduğumdan emin olmak istediler. sonra da bana en çok sevdiğim çikolatayı sormuştu. ülker çikolatalı gofret demiştim. cepleri paradan kabaran tiplerden değildi, belliydi. 5 kuruş 10 kuruş ne kadar paraları varsa beraber ortaya koyup küçük bir çocuğun acısına merhem olmak istemişlerdi. ilerdeki bakkaldan aldılar benim için. bu anının benim için manevi değeri ayrı bir yer tutar. şu an görsem tanımam ama aklıma geldikçe hep dua ediyorum onlara. böyle insanlar hep var olsunlar.

babaların tipik davranışları

isteklere hep aynı bilindik cevabı verirler:
"bakarız"

durduk yere insanı geren cümleler

sen yaparsın(çoğu samimiyetsizce ve düşüncesizce söyleniyor. özellikle de baştan savmak için )
(bkz: yapamadı)

en havalı tıbbi terimler

dr. tayfun göktaş

gazi tıp temel bilimlerin önde gelen hocalarından biridir. bölümü fizyolojidir. derslere öğrencilerin yoğun talebi üzerine girmeye başlayan hocadır. normalde 30 max 50 kişiyi aşmayan amfide onun dersi olunca amfi dolar bir kısmı ayakta dinler dersi. üst dönemler, diğer bölüm asistanları bazen ise fakülte dışından bile gelenler olur. hayata, mesleğe bakışınızı güzelleştirir. dersi canlı anlatır ve hiç bitsin istemezsiniz. özellikle gazi tıpta monoton temel bilimler hocalarının derslerinden sonra insana terapi gibi gelir. öğrenirler eğlenmek :)) anlattığı örnekler ile konuyu hafızalara kazımayı başarır. öğrencilerini çok sever değer verir. öğrencileri de onu çok sever.
hocam iyiki varsınız :)

durduk yere insanı geren cümleler

uzun süre hocayı bekledikten sonra:
-ders iptal
edit: özellikle sabah ilk derse yetişmek için aceleyle okula koşuşturduktan sonra.

tıp fakültesini aile yanında okumak

derslere olan başarının yüksekliği ile ilgili olduğunu tespit ettiğim durum. (herkes için geçerli olmasa da) ailesi ile kalanların notları daha yüksektir.

çs

açılımı: çalışma salonu.
tıp fakültesini yeni kazandığınızda literatürünüze eklenecek olan kısaltma. çoğu şeyde olduğu gibi burda da kısaltma sık sık kullanılır zamandan tasarruf için. xd okulu yeni kazandığızda çevrenizi keşfetmeye çıkarsınız, bunlardan biri de çsler olur. aman dikkat edin alt dönem olduğunuz anlaşılırsa heleki d1seniz o pis bakışlara maruz kalma ihtimaliniz çok yüksektir. bu durumda olan her alt dönem "ben üst dönemlere geçince böyle olmayacağım..." diye bir düşünceye kapılabilir. fakat durum böyle değildir. dönem ilerledikçe dersler yoğunlaşır ve ağırlaşır... ders çalışmaya ayırmayı planladığınız o yoğun ve kısıtlı zaman diliminde çsye gidersiniz ve yer bulamazsınız. komitesine aylar olduğunu öğrendiğiniz d1ler vardır.
aslında sorun d1 lerin daha doğrusu alt dönemlerin ders çalışıyor olması değildir. fakültede ders çalışmaya ayrılmış olan alan kısıtlıdır oldukça. ve şartlar öğrencileri bir yarışa sürüklemiştir: çs'de yer kapmaca!

dr. tayfun göktaş

gazi tıp temel bilimlerin önde gelen hocalarından biridir. bölümü fizyolojidir. derslere öğrencilerin yoğun talebi üzerine girmeye başlayan hocadır. normalde 30 max 50 kişiyi aşmayan amfide onun dersi olunca amfi dolar bir kısmı ayakta dinler dersi. üst dönemler, diğer bölüm asistanları bazen ise fakülte dışından bile gelenler olur. hayata, mesleğe bakışınızı güzelleştirir. dersi canlı anlatır ve hiç bitsin istemezsiniz. özellikle gazi tıpta monoton temel bilimler hocalarının derslerinden sonra insana terapi gibi gelir. öğrenirler eğlenmek :)) anlattığı örnekler ile konuyu hafızalara kazımayı başarır. öğrencilerini çok sever değer verir. öğrencileri de onu çok sever.
hocam iyiki varsınız :)

tusem

hocalarıyla rakip kurumlara açık ara fark atan dershanedir. tavsiye edilir.

içerik kuralları - iletişim