plasebo

Durum: 163 - 0 - 0 - 0 - 03.08.2019 03:56

Puan: 2239 -

3 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

Kendini yangın sanan bir ateş böceği
  • /
  • 17

doğum günü

beklediğiniz insanların hatırlamamasıyla önemini kaybeden gün.
neyse yıkıklık belirtecimi bıraktığıma göre... hiçbir sosyal medya hesabına eklemediğim ya da hesaplarda gizliye aldığım, hatırlayan üç beş dostum ve ailemle kutladığım gün.

yıkık

kıraç'ın şarkılarından biri

birhan keskin

"ey kimselere değişmediğim
ayrılığın neden bunca ağır?"

"seni kırdığım yerden beni de kırdılar,
ben hiç bir cümleye ağlayamam artık seni."

"üzerine akşamın kapandığı gölüm ben
bir kez hatıra ettim aşkı, bir daha etmem."

"onu, sevebileceğinin en yücesiyle sevdin.
titreme daha fazla kalbim."

dizelerinin sahibi şair.

içinizi dökme defteri

insan kınadığını yaşamadan ölmez derler. bir şarkının geçmişe götürmesi hikayesini falan saçma bulurdum nedensiz bir şekilde. beklemediğim anda karşıma çıkan bir şarkı, 10 saniye içinde tüm duygu durumumu değiştirdi, gözlerim doldu, saklayamadım. sesim çatallaştı, konuşamadım. mizah en büyük savunma mekanizmamdı, dalga konusu oldum, arkadaşlarım bu şekilde daha iyi olacağıma inanmışlar demekki. bunu da yaşamış bulunmaktayım, listem gittikçe azalıyor.

game of thrones

haftaya final yapacak olan, efsane olabilecekken kocaman bir hayal kırıklığı olmaya hak kazanan yabancı dizi.

far from any road

son bir aydır arayan zil sesimdir kendisi. dizinin içindeki diğer parçalar gibi kendisine hayran olmuş bir müddet kusana kadar dinlemiştim.

whatsapp'ta last seen'i kapatan insan

benim o insan. mavi tik de kapalı, durum da kapalı. eğer yapabilme şansım olsaydı çevrim içi görün meselesini de kapatırdım.

tıbbiyeli itiraf

yıllardır kütüphanelerimizi bir saydığım insandan, onda kalan kitaplarımı isteyeceğim bir kaç gün içinde. bir insanı bu kadar kaybedeceğimi düşünmemiştim.

hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan insanlar

keşke bunu da yapsaydım pişmanlığına sahip olmayan insanlardır. en azından ben öyle düşünüyorum. her zaman özenmişimdir öyle insanlara. elalem ne der demezler.

efkarlandıran şarkılar

depresyona girmek için en ufak şansı kaçırmayan bünyemden dolayı fersah fersah uzak durmaya çalıştığım şarkılardır.
yine de bir iki ss aldım, lazım olur.
  • /
  • 17

almanca öğreneceklere tavsiyeler

öncelikle şu kitaplarla başlanması güzel olabilecek tavsiyelerdir:
1-collins easy learning german grammar (ingilizce olarak alman grameri anlatan kitap, türkiye'de belli kitapçılarda mecvut) grameri tamamen öğrenin
2- dk visual german english bilingual dictionary (resimli almanca sözlük) sözcük dağarcığınızı inanılmaz genişletir.
3- langenscheidt'ın türkçe-almanca konuşma kılavuzu hızlıca günlük ifadeleri öğrenin
üçlüsüne ilaveten almanca wikipedia'dan ilginizi çeken konuları okuyarak almanca soyut düşünme becerinizi geliştirin.
almanca'yı bu şekilde severek oldukça iyi öğrenebilirsiniz.

hiç görmediğin birine bağlanmak

çok kitap okuyanların başına daha sık gelen durum. karakterlere görmeden bağlanmayı, onları içselleştirmeyi o kadar çok benimseriz ki günlük yaşamda da görmediğimiz kişilere aynı güven ve samimiyetle yaklaşırız. bazen durup kendime "bi saniye ya ben niye durduk yere elin adamına bu kadar güveniyorum ki?" dediğim çok oldu. maalesef kitaptaki karakterler kadar zararsız olmuyor gerçek hayattaki insanlar, bunun ayrımını iyi yapmak lazım.

hastanede karşılaşılan gülümseten olaylar

çoğu zaman hüzne boğan olaylarla iç içedir.

bir hastaya nikah şahidi oldum, (o an kimseyi bulamadılar)
aynı hastayı morga gönderdim.

komik öğrenci hatıraları

kalp ve damar cerrahisi kliniğinde nöbet tutulmaktadır. aynı zamanda tıpta uzmanlık sınavına da çalışılması gerekmektedir. bir gözünüz koroner by-pass geçirmiş hastanın monitöründeyken diğer gözünüzle de tus'a çalışıyorsunuzdur. hasta sizin bu halinizi görünce yüzünüze bakar ve şöyle der:
- evladım sen rahat rahat dersini çalış, düz çizgi olursa ben sana haber veririm.

hocaların hemşirenin yanında yer alması

haklı kimse onun yanında durulmalıdır. hemşireler bizim yoldaşımız, onlarsız bir hizmet düşünemeyiz. saygı ve anlayış çerçevesinde iyi ilişkiler kurmak zorundayız. malesef hemşireler bazı hekimlerden gördükleri olumsuz tutumun acısını hepimizden çıkarma yoluna gidiyor. herkesin özeleştiri yapması gerekli.

ilk aşkınız ve hikayenizin sonu

gerçek anlamda ilk aşkımla geçen sene bi kongrede tanışmıştık.ilk kez hayatımda böyle duygular hissetmiştim.kimsenin yaşayamayacağı aşkı yaşadığımı sandım uzunca bi süre.sonra bi olay oldu ve orada film koptu.ben çok çabaladım onu kaybetmemek için ama o artık beni istemediğini söyledi.hayatımda hiç bu kadar berbat hissetmemiştim.sevdiğim ellerimden kayıp giderken ben hiç bir şey yapamamıştım.hayat durmuştu o an benim için.bu durum 1 ay kadar sürdü.tekrar denemeye karar verdik ve bu da 1 ay kadar sürdü ve ortada hiç bisey yokken yine beni gözü yaşlı bırakıp gitti.bundan sonra onu unutmaya karar vermiştim ve başarıyordum da ta ki tekrar benimle iletişime geçene kadar.bi süre konustuktan sonra biraraya geldik ve içimizdekilerin hala bitmediğini farkettik.ve devam etmeye karar verdik.bilmiyorum nereye kadar devam ederiz bu kez ama artık verdiği acıya o kadar alıştım ki tekrar giderse yada gidersem canımın o kadar yanacağını düşünmüyorum ama umarım sonunu getirebiliriz



edit:bu kez tamamen kapandı defter.sonu böyle olacakmış demek ki



edit 2: böyle demişim ama öyle değil gençler maalesef tamamen bitemiyor.ne ben ne o..

edit 3:evlendi la :d

edit bilmem kaç:evlenmemiş manyak geldi bana yazdı gene.üfleyip söndüreli çok oldu.

nurullah genç

olsan da bir, olmasan da

artık görünmüyor mevsimde hüzün
bulutlar bir garip rüyaya dalmış
ufukta güneşi ağlatan yüzün
bir mültecî gibi tenhâda kalmış
toprak yandı gülüm; çeşmeler zehir
şimdi bilsen de bir, bilmesen de bir


kaç kere çağırdım seni öteden
turnalar uçurdum gittiğin yere
bin parça eyledin kalbimi neden
ruhum bir başına düştü göklere
bana tebessümle bakıyor kabir
şimdi gülsen de bir, gülmesen de bir


derdimin yangını sardı gölgeni
bir mahkûm kanıyla aktı izlerin
deniz ölesiye severken seni
neden gemileri yaktı gözlerin
yıkıldı yolunu bekleyen şehir
şimdi gelsen de bir, gelmesen de bir


yağmurun inceden yağdığı yerde
açan gül acıyı damıtır solar
ağustos böceği düşünce derde
içine kuşların sevdası dolar
ölü bir mahzene gömüldü kibir
artık sevsen de bir, sevmesen de bir


çatladı en kavî yerinden tohum
kıvılcım düşürdü sulara gonca
her akşam ölümü koklayan ruhum
seni de kuşanır hâkan olunca
bu yerde bilinir destân-ı kebir
şimdi kalsan da bir, kalmasan da bir


zaman ki, ardımda pervane şimdi
mekân defineler döktü yoluma
fırtınadan umut bekleyen kimdi
söyle, deniz neden gömüldü kuma
zindan çöktü gülüm; kırıldı zincir
benim olsan da bir, olmasan da bir

günün sözü

"sessizliğini duymayan birine sevdanı verme.
göynün incinir, uykuların ziyan olur."

-büyük usta neşet ertaş

the crow

bu film benim gibi en duygusal sahnelerde kahkaha atan insanı bile duygulandırmış filmdir.
brandon lee'nin filmin bitmesine iki haftadan az bir süre kala dolu olan bir silahın yanlışlıkla patlaması sonucu öldüğü film.
hala izlemediyseniz çok yazık olmuş.

kronik ödemin cildi koyulaştırması

klinikte sıklıkla karşılaştığım ilginç bir soru işareti idi bu...
konjestif kalp yetmezliği gibi bacakta kronik ödemi olan kişilerin bacağının rengi koyu oluyordu..

dün nejmde alt ekstremite ülserleri ile ilgili bir yazı okurken karşıma çıktı.. bunun nedeni venlerden eritrosit ekstravazasyonu ve bu bölgede hemosiderin birikimiymiş..

Toplam entry sayısı: 163

aniden gelen sarılma ihtiyacı

allahım yalnız değilmişim! gelin sarılalım.
nedenini anlayamadığım bir şekilde çok fazla kez hissettiğim ve genelde karşılayamadığım ihtiyaç.
sadece üzgünken değil mutluyken de istiyorum, yorgunken de. mutsuz olduğumda daha baskın oluyor gerçi. mutsuzluğumun dağılıp gittiğini hissediyorum. terapi gibi.
karşımdaki insanla kalp atışımın birbirine karışması, kalp sesinin bana mı yoksa ona mı ait olduğunu anlayamamak bile paha biçilemez.

2018

tıbbiyeli itiraf

hacettepede hemşirelik okuyorum. hekimlerin hepsine gerçekten büyük saygım ve hayranlığım var. hemşirelikten mezun olduktan sonra tekrar sınavlara hazırlanmayı planlıyorum. stajda bir doktorun bizimle sohbet ederken ne yani hemşire olmak için 5 yıl mı okuyorsunuz demesi gerçekten üzücüydü. küçük görülmeyi hakettiğimizi düşünmüyorum. tıbbiyelide ne işin var derseniz, aranızda olmayı seviyorum. umarım ileride sizlerden birisi olacağım.

en çok beğendiğiniz kitap kesiti

lennie açıkgöz bi tavırla şöyle dedi: "anlatsana yine... eskiden anlattığın gibi."
"neyi anlatayım?"
"öteki çocuklarla bizi."
george anlatmaya başladı: "bizim gibilerin ailesi yoktur. biraz paraları olduğunda hemen harcayıp bitirirler. onları düşünen tek bir kişi bile yoktur bu dünyada..."
"ama biz öyle değiliz," diye sevinçle bağırdı lennie. "şimdi bizi anlatsana." 
george bi an sustu "ama biz öyle değiliz," dedi sonra. "çünkü..."
"çünkü sen varsın benim yanımda ve..." 
"ben varım senin yanında. biz ikimiz hep birbirimizin yanındayız, işte böylece bizi düşünen biri var bu dünyda," diye bağırdı lennie zafer kazanmış gibi, sevinçten yerinde duramayarak.

john steinbeck/fareler ve insanlar




hey aptal adam! umutlanmaya hakkın var mıydı?
hayır.
hiç umut verdi mi?
hayır.
neden umuda kapıldın öyleyse?
bilmiyorum.
bir mucize mi bekliyordun?
belki biraz anlayış.
neden anlayış göstersin ki sana?
sus artık, uyumak istiyorum, uyumak ve onu unutmuş olarak uyanmak...

turgut özakman/romantika

fenerbahçe

en güzel duyguların katili olan ama yine de candan desteklediğim takım.

tıbbiyeli itiraf

hacettepede hemşirelik okuyorum. hekimlerin hepsine gerçekten büyük saygım ve hayranlığım var. hemşirelikten mezun olduktan sonra tekrar sınavlara hazırlanmayı planlıyorum. stajda bir doktorun bizimle sohbet ederken ne yani hemşire olmak için 5 yıl mı okuyorsunuz demesi gerçekten üzücüydü. küçük görülmeyi hakettiğimizi düşünmüyorum. tıbbiyelide ne işin var derseniz, aranızda olmayı seviyorum. umarım ileride sizlerden birisi olacağım.

şişirilmiş bir balon olan şeyler

ödünç kitap vermemek

saniyelik salaklıklar

hasta odasından çıkarken hastaya geçmiş olsun yerine kolay gelsin demek.

tıbbiyeli itiraf

tıbbiyeli sözlüğün bilinçaltımı ne kadar etkilediği yeni fark ediyorum. sözlükteki birkaç hemşirelik öğrencisinden biriyim. (hayır hemşirelerle alakalı iletileri eksileyen ben değilim, çoğuna katılıyorum.) dün gece rüyamda 15-20 kişilik bir çalışma grubunun içindeydim, ben hariç herkes tıbbiyeli. acil bir durum oluyor öğrencilerden biriyle alakalı, hastaneye yetiştirilmesi gerekiyor ve benden ego kart isteniyor. ego kartımın yanımda olmadığını söyleyip yerine 0.5 uç veriyorum. hatta ne olur ne olmaz diye fazladan veriyorum. karşımdaki cidden minnettar ve çok fazla teşekkür edip devam ediyor. uyandığım zaman uzun süre hayatımı sorguladım.

tıbbiyeli itiraf

hacettepede hemşirelik okuyorum. hekimlerin hepsine gerçekten büyük saygım ve hayranlığım var. hemşirelikten mezun olduktan sonra tekrar sınavlara hazırlanmayı planlıyorum. stajda bir doktorun bizimle sohbet ederken ne yani hemşire olmak için 5 yıl mı okuyorsunuz demesi gerçekten üzücüydü. küçük görülmeyi hakettiğimizi düşünmüyorum. tıbbiyelide ne işin var derseniz, aranızda olmayı seviyorum. umarım ileride sizlerden birisi olacağım.

galatasaray

yazarların sevdiği hitaplar

sevdicek. benden önce yazan olmuş çok üzüldüm. en sevdiğim ama kullanamadığım hitaptır.

19.07 dünya fenerbahçeliler günü

öyleyse bağırın ulan fenerbahçe çok yaşa diye!
günümüz kutlu olsun.

stetoskopun ustune isim yazilmasi

tıbbıyede durumdan tam olarak emin değilim ama hacettepe hemşirelikte bizim dönem 200 kişi. sınıfın %40 ile aynı marka steteskop kullanıyorum. her kliniğe minimum 10-15 kişilik gruplarla çıkıyoruz. haliyle karışma ihtimali yüksek. bir kaç kişide steteskopun bir kısmını flasterleyip üzerine isimlerini yazdıklarını gördüm. bende de bir köşesinde adım ve soyadımın baş harfleri var.

içerik kuralları - iletişim