rigormortis

Durum: 287 - 6 - 0 - 0 - 01.11.2018 22:20

Puan: 3646 -

3 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

Tabii ki fil yutmuş bir boa yılanı bu.
  • /
  • 29

güçlü erkeklerle baş edemeyince feminist olmak

doğrusu şu olacak: güçlü kadınlarla baş edemeyen erkeklerin şiddet uygulaması (bkz:ahmet kural)

helicobacter pylori

mide için tehlikeli, gastroözefagial reflüde ise ilginç bir şekilde olumlu etkisi olan bakteri. reflüsü olanlarda eradikasyonu önerilmez.

en basit tıbbi bilgi

"bu iş usta çırak ilişkisidir gençler."

seni seviyorum demenin farklı yolları

tıbbiyelinin sinemada izlediği ilk film

yıl 2001, 5 buçuk yaşındayım. ilk kez uzun metrajlı bir film için sinemaya gideceğim. sinemaya aşırı ilgisi olan babam harika bir film seçmiş: anne hathaway'in oynadığı "acemi prenses". fakat bir şeyi hesaba katmamış, film altyazılı ve ben daha okuma yazmayı bilmiyorum. film başladıktan bir süre sonra babamın kolunu çekiştirip "anlamıyorum ben" dedim. dışarı çıkıp görevliye anlamadığımı ve mümkünse başka bir filme geçip geçemeyeceğimizi sordu. görevli bizi apar topar başka bir salona götürdü, sessizce girip oturduk. film de "deli yürek-bumerang cehennemi". o gün geri kalan hayatımın özetiymiş meğer. anne hathaway'den kenan imirzalıoğlu'na uzanan bir yaşam öyküsü...

söylenmesi zevk veren kelimeler

güvenilecek insan

ankara

aramızda ayrı bir hukukun bulunduğu şehir. canlı bir şehir her şeyden önce ama bahsettiğim canlılık hareketli olması değil. sanki bir insan gibi gelir bana çok kez. acımasız ama bir o kadar da şefkatli. sanki burada olduğum sürece şehir beni izler, ağladığımda "hak ettin" der bazen, birini sevdiğimde "canın acıyacak" diye uyarır ya da. bu his garip.

evde çıplak gezmek

bazıları için aile evde olmadığında yapılabilecek en ekstrem eylem. bunun neden bu kadar iyi hissettirdiğini bilmiyorum ama sanırım insana biraz daha fazla özgürlük hissi veriyor. normalde kıyafetli ve belli kurallar çerçevesinde yaşadığın o evde, bi anda çırılçıplak gezebiliyorsun. basit ama etkili bir deneyim.

ölüp gideceğimiz gerçeği

beni rahatlatan gerçektir. bazen hırslarımız, mücadelemiz, hayat endişelerimiz, kırgınlıklarımız öyle bir noktaya geliyor ki bu hayatın sonsuz olmadığını bir şekilde hatırlama ihtiyacı duyuyorum. hatırladığımda bir nebze teselli buluyorum, rahatlıyorum.
  • /
  • 29

güçlü erkeklerle baş edemeyince feminist olmak

güçlü erkeklerle baş edemeyince feminist olmak

güçlü erkeklerle baş edemeyince feminist olmak

güçlü erkeklerle baş edemeyince feminist olmak

güçsüzlüğünü kadınlara saldırarak unutmaya çalışan erkekler tarafından inanılan sanrı.

tıbbiyelinin sinemada izlediği ilk film

kaçak gelin.
julia roberts filmiydi.
daha okuma yazmam yokken annem tarafından alt yazılı bir filme götürülmüştüm ve film boyu uyumuştum.
bir ara filmden bi kelime anlamanın sevinciyle şey diye bağırdığımı hatırlıyorum: anneeee yes dedi yes dediii.

yazık be böyle şeyler etmeyin çocuklarınıza.

barones frozbit ile rakımsı şeyler

ooo tam 1 aydır sahalardan uzak kalmışım. 27 temmuz saat 22de başlayacak sabahlar olmasın dedirtecek yayın.


edit:23’e alınmış yayın

tıbbiyeli itiraf

bazen hiç kimseyle konuşamıyorum günlük... konuşmak istesem de olmuyor ne yapayım. sanki biri kendini ifade etme yeteneğimin düğmesini kapatmış gibi hissediyorum.

bir de okul hiç geçmiyor. okulda insanlar çok soğuklar... her gün gördüğum artık sima olarak birbirimizi tanıdığımız insanların taş gibi suratlarla hiç günaydın demeden sokakta gördüğümde selam vermeden geçip gitmeleri bu aralar daha bir çekilmez geliyor... onlar bu kadar beni sallamaz takıldıkça daha çok içime kapanıyorum sözlük...

birbirimize günaydın desek ne bileyim asansörde falan bir iki cümle kursak o koca egolarımızdan çok bi şey eksilmez sanki. en azından karşımızdaki kişiye "insan" gibi davranmış oluruz.

bazılarımız için ailesinden ve arkadaşlarından uzakta başka bir şehirde tek başına yaşamak yeterince zorken sizin bu anlamsız tuğla suratlarınız, ergenlikten kalma gruplaşmalarınız bu şehri ve okulu daha da çekilmez kılıyor olabilir....

edith piaf

ne zaman adı geçse er ryan'ı kurtarmak filmindeki şu repliği aklıma getiren kişidir

– bu çalan nedir?
+ edith piaf diye bir kadın..
– ne anlatıyor bu şarkıda?
+ ne kadar sevdiğini… ama terk edilmiş.. hep hayal kırıklığı yaşamış..
– bunu bir süre daha dinlersek, almanların beni öldürmesi gerekmeyecek.

hayatın insana öğrettikleri

hayır demeyi bilmek.
ayrıntı vermek istemediğin bir durumu "işim var" diyerek kesip atabilmek.
sana zararı dokunan insanlarla ilişkini asgari düzeye indirebilmeyi bilmek.
hayattan bilmenin önemini öğrendim, çoğu zaman da bir şeyleri yapa-bilmenin önemini.

dersin en gereksiz yerini hatırlamak

sınavda başa gelince daha da vahim olan olaydır.

en son girdiğim sınavdaki soru karpopedal spazm hangi durumda gözükür şeklindeydi. ders anı saniye saniye aklımda. hocanın dedikleri de aklımdaydı. "arkadaşlar yanlış anlamayın. hasta, size el hareketi çekmiyor." deyişi, sıkıcı dersin o esnada birden komikleşmesi ve gülmemiz. hepsini hatılıyorum ama hipokalsemi mi yoksa hiperkalsemi yüzünden mi olduğunu bir türlü hatırlayamadım. en son sınav anında ortaya çıkan mükemmel fikirlerimle hipokalsemi deyip soruyu doğru yapmıştım. ah şu biliçaltı!

Toplam entry sayısı: 287

en çok beğendiğiniz kitap kesiti

"senin gezegenindeki insanlar tek bir bahçeye beş bin gül dikiyorlar ama yine de aradıklarını bulamıyorlar." dedi. "evet bulamıyorlar." diye cevapladım onu. "halbuki aradıkları tek bir gülde veya bir yudum suda olabilir." "haklısın." dedim. bunun üzerine küçük prens şöyle dedi; "ama gözler gerçeği göremez ki, yüreğiyle aramalı insan." (bkz: küçük prens)

edit: imla

iç sesinizin size laf sokması

bu aralar ipini kaçırdığı durumdur. ne demiş didem madak: "iç ses, bu bahsi kapa!'

cemal süreya

"hayat kısa, kuşlar uçuyor."

içine kapanık insan

her sene yediğim kazıklar sonrasında olmayı hedef edindiğim insan tipi. sonra beceremeyip tekrar kazık yemek.

hayatın insana öğrettikleri

kendinden başka kimseye güvenmemek. bazen çok insanı paranoyakça silmenize neden olur ama çoğu kez korkunç şeylerden korur.

tıp fakültesinden mezun kızların evde kalması

en geç üçüncü döneme kadar düzgün erkeklerin şirret kızlar tarafından bir bir kapılması sonucu başa gelebilecek durumdur. bunun sonucunda senelerce flört hayatı düşünmeyen masum kız son yıllarda kendine kimsenin kalmadığını fark eder ve evde kalmışlık hissi yaşar. ama en geç uzmanlık sürecinde kendi gibi düşünmüş ve kendini bu masum kıza saklamış efendi bir bey bulur ve nikahı basar. mutlu son!

allahın her şeyi göremeyen olması

allah doğurabilir mi sorusuna "evet" diye cevap verince "ehee hani doğurmamıştı", "hayır" denilince "eheee hani her şeye gücü yetiyordu." şeklinde cümle oyunlarıyla sonuca varmaya çalışan ve tenzihi sıfatlardan dolayısıyla da "muhalefetün lil havadis" sıfatından falan haberi olmayan güruhun yeni söylemi sanırım. her şeyi görüp göremediği elbet bir gün herkes tarafından net bir şekilde anlaşılacaktır.

en çok korkulan an

bilgisayarın şarj aletinin patladığı an. bir yaz tatilinde anneannemlerdeyiz. takip ettiğim bir dizi var, izleyeceğim ama bilgisayarın şarj aletinde temassızlık var. kardeşim sonunda bana acıdı "ben tutayım bunu ver" dedi ve temassız kısmı eliyle düzelterek şarj aletini tutmaya başladı. ben de bilgisayardan diziyi açıyorum. bi anda bir ses, evin şartelinin atması, etrafın karanlığa bürünmesi ve kardeşime bir şey olduğunu sandığım o beş saniye. içimdeki acıyı unutamam."ulan bir dizi uğruna değer miydi?" diye diye kendimi yedim. sonra "nerdesin kardeşim?" diyerek elimle onu bulmaya çalışmıştım ve "burdayım salak, korkma ölmedim." demişti.

insanın kalbinin sesini dinlediğinde olabilecekler

stetoskoptan stetoskoba değişebilen durum.

doktorun doktorla evlenmesi

mantıklı olduğuna inandığım evlilik tipidir. kaçınıza oluyor bilmiyorum fakat bir yerden sonra mesleki bir jargon edinmeye başlamaktan ötürü, bu meslekten olmayan insanlarla iletişiminizde bazı uzaklıklar olmaya başlıyor. en basitinden mesleki bir terim olduğunu unutacak kadar dilinize yerleşmiş bir kelimeyi karşı taraf anlayamıyor mesela. o anlarda hep hayat arkadaşımın aynı meslekten olması gerektiğine inanmaya yeniden başlıyorum.

bazı doktorlar yediği dayağı hak ediyor diyen doktor

kendi entryni benignlemek

en az bunun kadar önemli olan şey de "of ne salağım." deyip malign de verebilmektir. şimdi bu entry'me yapıcam mesela.

acaba tıp fakültesinde bla bla bla

sorunun devamı ne olursa olsun "şuan için bilmen gereken tek şey membran'ın hücre zarı olduğu. hadi gazan mübarek ola." diyip yolladığım soru kalıbı.

helal olsun

uçasın geliğğğr
kanadın yanağr

bizim bölüm tıp kadar zor

duyunca "la havle vela guvvete.." moduna geçtiğim sonrasında "zor zor, herkesin kendi kapasitesine göre zor tabii." dediğim cümle.

içerik kuralları - iletişim