rigormortis

Durum: 261 - 18 - 18 - 0 - 18.04.2018 09:48

Puan: 3080 -

2 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

Tabii ki fil yutmuş bir boa yılanı bu.
  • /
  • 27

iç sesinizin size laf sokması

bu aralar ipini kaçırdığı durumdur. ne demiş didem madak: "iç ses, bu bahsi kapa!'

uzun süren yalnızlığın bıraktığı his

memur çocuğu olmak

para biriktirip harcayamamaktır.

doğu ekspresi

ülkemizdeki her şey gibi, abartılarak içine edilen ve artık kusma hissi uyandıran güzelliktir. "bir şeyi yapmış olmak için yapanlar" diye bir grup çıktı son yıllarda, bilmem farkında mısınız? bu grup itinayla güzel instagram fotoğrafları çekebilecekleri etkinlikleri işgal ediyorlar ve amaç sadece bu. yahu yıllardır kullanılan ve bir sürü hikayeye, romana konu olmuş güzide bir trene pembe peluş ayıcıkla binip poz vermek nedir? neden yani? bunu yaptığında içsel olarak tatmin oluyor musun cidden? güzel olan her şeyi bulup nefret ettirmekte üzerinize yok.

mükemmeliyetçilik

en kötü özelliğim. bir şeyi tam yapamayacaksam hiç yapmamayı yeğlerim, bir kitabı okurken not tutmadan okuyamam, bitireceğimden şüpheliysem hiç başlamam, arabayı iyi park edemeyeceksem daha ilerdeki bir yere güzelce park edip yürürüm, ufak ayrıntılara çok dikkat ederim.

yerçekiminin yüzde yüz artması

sabahları hissettiğim durumdur.

farklı olma çabası

çaba aşamasında kalacak olan eylemdir. çünkü farklı olmak hissedilmez, sadece hissettirilir. subjektif bir olgudur, kendi çabanızla karşıya yansıttığınızın birebir aynı olması beklenemez.

doktor çocuğu olmak

birçok açıdan avantajlı olduğunu düşündüğüm durumdur. fakat çocuğa bu avantajı kullanırken abartmaması gerektiği itinayla aşılanmalıdır.

tus için sosyal medya hesaplarını dondurmak

yapacağım uygulamadır. üniversite sınavına hazırlanırken de aynı yola başvurmuştum. hayatınıza fazlaca zaman katıyor, gereksiz insanlanlardan kurtuluyorsunuz ve yepyeni bir hayata başlama hissi veriyor.

sevgilinin yatakta kahvaltı hazırlaması

kendimi yatalak hissettirecek olan sevgi eylemi. böyle şeylerden de acayip korkarım. düşünsene sabah kalkıyosun ama sanki kalkamıyosun gibi bi muamele.
  • /
  • 27

sözlük yazarlarının ruh halleri

sözlükte takılan yazarların ruhi hallerini belirten durum. benimkini soracak olursanız şöyle açıklarım: bir fincan kahve mi içsem yoksa kendimi mi öldürsem? şeklinde gidip gelen bazen hayattan zevk aldığım anların olduğu bazense boşuna yaşıyorum ben öldüğüm andan itibaren bu yaptıklarımın hiçbir manası kalmayacak hissiyle bir dengesizlik içerisinde gidip gelen ruhani durumumdur. harbiden niye yaşıyoruz ki biz. ben niye tıbbı bitirmek için tırmalıyorum, niye insanlara yardım etmek istiyorum ki, niye sürüyorum canımı, hemen şu anda öldürsem kendimi her şeyden kurtulsam, tüm bu dertler bir anda silinip yok olsa... her şeye rağmen bir umut taşıdığım için öldürmüyorum kendimi. belki de bana emanet edilen cana kıyamadığım için, emanete hıyanet etmemek için. bilmiyorum işte bunları düşünüyorum bazen. bazende tam bi sığır gibi yaşıyorum. sonumuz hayır olsun

yazarların nick hikayeleri

lise yıllarından beri en büyük hayalim plastik cerrah olabilmekti. öyle havalı estetik cerrah budalalarından olabilmek için değil hem de; el cerrahisine, mikrocerrahiye, rekonstrükrif cerrahinin her türlüsüne derinden ilgi duyuyordum. el becerilerimi sürekli geliştiriyor, plastik sanatlarla ilgileniyordum.
daha dönem 2 öğrencisiydim. bir gün üniversitenin plastik cerrahi kliniğine gitmeye karar verdim. ne biriyle konuştum, ne bir izin aldım. ameliyathanenin ziline bastım ve beklemeye başladım.
sekreterin sesi geldi diafondan.

+kimsiniz ?
- ben dönem 2 öğrencisiyim de ameliyatı gözlemlemek istiyorum, gelebilir miyim?
+ izniniz var mı peki ?
(şöyle bir düşündüm ulan buraya kadar geldim, iznim yok diye giremezsem ağlarım, dedim içimden)
-evet var var

sonra kapı açıldı, bir hemşire bedenime uygun scrubs verdi.
plastik cerrahi ameliyathanelerinin önünde sap sap geziniyorum. gözüme asistan olduğunu düşündüğüm birini kestirdim.

+ merhaba abi ben dönem 2 öğrencisiyim, ameliyata girmek istiyorum, kimden izin almam gerek ?
- la olum seni deli mi s*kti, git gez la, dedi.
+(kısa süren bir sessizlik)
- tamam dur ben hocaya sorayım, bugun şanslı günündesin bu hoca öğrencileri sever, dedi.

sonra hayatımda belki de çok nadir göreceğim bir free-flap ameliyatına girdim. şansıma konuk olarak mikrocerrahide çığır açmış koreli bir hoca gelmişti. bizim üniversitenin hocalarıyla beraber ameliyat hazırlıklarını yapıyorlardı. bizim hoca hemşireye seslendi.

- nerimaaan ! öğrenciye giyinmeyi öğretin. steril olup gelsin, o da girecek.

halbuki tek amacım bir koşede pusup ameliyatı izlemekti *swh
hemşirenin yardımıyla steril olduktan sonra ameliyat masasının bir köşesine geçtim. ameliyat sırasında ne deniyorsa onu yapıyorum, aspirasyon cihazını kullanıyorum, ekartör tutuyorum, tampon uzatıyorum.
free-flap ameliyatlarını bilenler bilir, ameliyat iki farklı odakta ilerler ve çok uzun saatler sürer. en sonunda hemşire iki tarafa da yetişemeyince beni hocaların arasına aldılar. sağımda türkiye'nin en iyi mikrocerrahi çalışan hocalarından biri, karşımda dünyaca ünlü bir koreli cerrah.

ameliyatın 2 saati aynen şöyle geçti.

+bipolar koter
- buyrun hocam
+ unipolar
+ bipoları ver
...
+ bipoları uzat
+ bipolar
...

bir ara koreli cerrah adımı sordu. bizim hoca cevapladı
" his name is bipolar cauter " dedi, kahkaha attılar falan.
ameliyat biterken hoca son süturları bana attırdı.

inanmayacaksınız ama ameliyattan sonra hocamız koreli hocanın sunumuna çağırdı, sonrasında topluca yemeğe gittik.
hoca o kadar iyi bir insan ki, hala ilgimi çekecek büyük çaplı bir ameliyat yapacağı zaman çağırır.
ben de bazen onun bipolar koteri olurum. *swh

ders çalışmamak için yapılan anlamsız hareketler

ıkide bir kahve yapmak
devamlı buzdolabına gidip atıştırmalık bakmak
en az 3 yıldır dinlemediğim şarkıları hatırlayıp uzun uzun kliplerini izlemek
nostaljik çizgifilmler izlemek
liseden beri aramadığım arkadaşlarımı aramak
aç olmadığım halde yemek siparişi vermek ve yemek gelene kadar telefonuma bakmak
ne zamandır elimi atmadığım kitabımı okumak
ınstagramdaki her hesabın ilk paylaştığı fotoya kadar tek tek bütün fotoları incelemk


gibi ders çalışmamak için anlamsız davranışlara başvurduğum durumlardır.

konuşurken gözlerin dolması

keşke konuşurken olsa dediğim duygusal olay. benimki şu şekilde, konuşurken bir şey yok sadece sözde belli edebiliyorum kırgınlıklarımı.masadan kalkılıp ortamdan ayrıldığımız zaman açıyorum muslukları.işte bunlar hep karşımızdakini kırmayalım, üzmeyelim diye düşünüp kendimizi yıpratmak..

türkçedeki en güzel kelime

evgeny grinko

sigara içerken piyano çalan adam olarak nam salmıştır.
hüzünle karışık bir neşe ile doldurur içinizi, dinginlik verir

yann tiersen

dinlerken adı konulmayan ne çok duygu olduğunu fark edersiniz
veliahdı için (bkz: evgeny grinko)

en çok beğendiğiniz kitap kesiti

"senin gezegenindeki insanlar tek bir bahçeye beş bin gül dikiyorlar ama yine de aradıklarını bulamıyorlar." dedi. "evet bulamıyorlar." diye cevapladım onu. "halbuki aradıkları tek bir gülde veya bir yudum suda olabilir." "haklısın." dedim. bunun üzerine küçük prens şöyle dedi; "ama gözler gerçeği göremez ki, yüreğiyle aramalı insan." (bkz: küçük prens)

edit: imla

Toplam entry sayısı: 261

en çok beğendiğiniz kitap kesiti

"senin gezegenindeki insanlar tek bir bahçeye beş bin gül dikiyorlar ama yine de aradıklarını bulamıyorlar." dedi. "evet bulamıyorlar." diye cevapladım onu. "halbuki aradıkları tek bir gülde veya bir yudum suda olabilir." "haklısın." dedim. bunun üzerine küçük prens şöyle dedi; "ama gözler gerçeği göremez ki, yüreğiyle aramalı insan." (bkz: küçük prens)

edit: imla

cemal süreya

"hayat kısa, kuşlar uçuyor."

içine kapanık insan

her sene yediğim kazıklar sonrasında olmayı hedef edindiğim insan tipi. sonra beceremeyip tekrar kazık yemek.

tıp fakültesine yeni başlayanlara tavsiyeler

1) iyi arkadaşlar edinin ama her yönüyle. notunuzu sizinle paylaşsın mesela, birbirinize yer tutun, ses kayıtlarınızı paylaşın. not istediğinizde suratında hafif de olsa bir memnuniyetsizlik varsa uzaklaşın ondan.
2) komite sonralarına 2-3 günlük mini şehir dışı geziler ayarlayın, neresi olduğu önemli değil. kafanızı boşaltsanız yeter.
3) yabancı dilinizi 1.sınıfta halledin. okul zor gelse de 1.sınıftan sonra bir daha hiç zamanınız olmayabilir. sene içinde imkanınız varsa kursa gidin.
4) kafanızın uyuştuğu insanlar bulup birbirinizi kitap okumaya teşvik edin. aynı şekilde bir uygulamayı dersler için de yapın. çalışmaktan sıkıldığınızda bir kafede buluşup iyi bildiğiniz notları birbirinize anlatın.
5) bilimsel içerikli haber sitelerini ve youtube kanallarını az da olsa takip edin. tübitak popüler bilim kitapları serisinden bolca kitap okuyun. derslerle ilgili bir şeyle ders dışında karşılaşırsanız unutmazsınız.
6) felsefe ve hekimliğin tarihini-etiğini öğrenin.
7) en az 1 kongrede sunum yapın. iyi bir doktorun ikna kabiliyeti, iletişim becerisi olmalı.
8) okulla baş edebilecek kadar eğlenceli, kimsenin hayatını riske atmayacak kadar ciddi olun.

tus dersanesi

sevemediğim olaydır. üstelik temsilcilik teklifi de aldım ama tabii ki reddettim. neden mi? çok saçma çünkü. pazarlamacı davranışlar sergilerken utanırım ben. amfide 3 yıldır selam vermediğim tanımadığım insana gidip "dersaneye yazıldın mı canım?" diyemem. sırf başka dersanenin temsilcisi/öğrencisi oldu diye arkadaşlarımla arama mesafe koyamam.

içim yanıyor dostlar. neden mi? çünkü gerçekten çok saçma. okulun ilk 3 yılını sabahtan akşama ders dinleyerek geçiriyorum. çünkü derslere gitmeyi seviyorum ama koskoca 3 yıl boyunca saatlerce amfide oturmam yetmiyor, stajlara iyi çalışmam yetmiyor. en az 10 bin lira dökerek bir dersaneye yazılıyorum. ha, eğer ailemin durumu yoksa "mezuniyet sonrası" ödeme imkanından (!) faydalanabilirim. 20 bin lira ödeme sözü vererek tabii. he soru kampı, vaka kampı olmadan da olmaz, en az 3 bin lira da ordan ekleyelim! 25 yaşında sırt çantasıyla liseli öğrenciler gibi dersaneye gidelim. günde en az on saat ders dinleyelim. üzerine saatlerce ders çalışalım. ancak bu şekilde hayalini kurduğumuz uzmanlığa ulaşalım. yazık bize be. bazen cidden acıyorum.

tıp fakültesinden mezun kızların evde kalması

en geç üçüncü döneme kadar düzgün erkeklerin şirret kızlar tarafından bir bir kapılması sonucu başa gelebilecek durumdur. bunun sonucunda senelerce flört hayatı düşünmeyen masum kız son yıllarda kendine kimsenin kalmadığını fark eder ve evde kalmışlık hissi yaşar. ama en geç uzmanlık sürecinde kendi gibi düşünmüş ve kendini bu masum kıza saklamış efendi bir bey bulur ve nikahı basar. mutlu son!

allahın her şeyi göremeyen olması

allah doğurabilir mi sorusuna "evet" diye cevap verince "ehee hani doğurmamıştı", "hayır" denilince "eheee hani her şeye gücü yetiyordu." şeklinde cümle oyunlarıyla sonuca varmaya çalışan ve tenzihi sıfatlardan dolayısıyla da "muhalefetün lil havadis" sıfatından falan haberi olmayan güruhun yeni söylemi sanırım. her şeyi görüp göremediği elbet bir gün herkes tarafından net bir şekilde anlaşılacaktır.

en çok korkulan an

bilgisayarın şarj aletinin patladığı an. bir yaz tatilinde anneannemlerdeyiz. takip ettiğim bir dizi var, izleyeceğim ama bilgisayarın şarj aletinde temassızlık var. kardeşim sonunda bana acıdı "ben tutayım bunu ver" dedi ve temassız kısmı eliyle düzelterek şarj aletini tutmaya başladı. ben de bilgisayardan diziyi açıyorum. bi anda bir ses, evin şartelinin atması, etrafın karanlığa bürünmesi ve kardeşime bir şey olduğunu sandığım o beş saniye. içimdeki acıyı unutamam."ulan bir dizi uğruna değer miydi?" diye diye kendimi yedim. sonra "nerdesin kardeşim?" diyerek elimle onu bulmaya çalışmıştım ve "burdayım salak, korkma ölmedim." demişti.

en çok beğendiğiniz kitap kesiti

"senin gezegenindeki insanlar tek bir bahçeye beş bin gül dikiyorlar ama yine de aradıklarını bulamıyorlar." dedi. "evet bulamıyorlar." diye cevapladım onu. "halbuki aradıkları tek bir gülde veya bir yudum suda olabilir." "haklısın." dedim. bunun üzerine küçük prens şöyle dedi; "ama gözler gerçeği göremez ki, yüreğiyle aramalı insan." (bkz: küçük prens)

edit: imla

insanın kalbinin sesini dinlediğinde olabilecekler

stetoskoptan stetoskoba değişebilen durum.

bazı doktorlar yediği dayağı hak ediyor diyen doktor

kendi entryni benignlemek

en az bunun kadar önemli olan şey de "of ne salağım." deyip malign de verebilmektir. şimdi bu entry'me yapıcam mesela.

acaba tıp fakültesinde bla bla bla

sorunun devamı ne olursa olsun "şuan için bilmen gereken tek şey membran'ın hücre zarı olduğu. hadi gazan mübarek ola." diyip yolladığım soru kalıbı.

ders çalışmayıp bu durumdan rahatsız olmamak

nasıl yapıldığını merak ettiğim bana göre bir sağduyu örneği olan rahatlık. lakin ben çalışınca bile rahatsız oluyorum "doğru şekilde mi çalıştım acaba" diye. kafam yanıksa demek ki..

bizim bölüm tıp kadar zor

duyunca "la havle vela guvvete.." moduna geçtiğim sonrasında "zor zor, herkesin kendi kapasitesine göre zor tabii." dediğim cümle.

içerik kuralları - iletişim