rigormortis

Durum: 290 - 0 - 0 - 0 - 24.06.2019 13:03

Puan: 4089 -

4 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

Tabii ki fil yutmuş bir boa yılanı bu.
  • /
  • 29

hayatta neden bazı insanların payına daha fazla acı düşer

bunu değiştirmeye çalıştığım çok zaman oldu. artık çabalamıyorum. sadece büyük bir dalga geldiğinde daha yükseğe zıplamak için saklıyorum enerjimi.

virginia woolf

"kendine ait bir oda" çok ince düşünülmüş, gerçek bir analizdir. kadınların daha az yazar, sanatçı, düşünür olmalarındaki temel sebep "kendi ait bir oda"ları olmayışıdır. üretkenlik kendinizle vakit geçirebileceğiniz bir alanda filizlenir: gün boyu ev işlerinin sorumluluğu altında ezilen, kendine ait bir odası bile olmayan kadınların fikirsel ve sanatsal üretimi baltalanır.

bu sözlük ne zaman canlancak

entry girmenin yanında yaratıcı başlıklar açmaya gayret ettiğimiz zaman.

başarısızlığından haz alan akrabalar

neyi hazmedemediğini anlayamadığım insanlardır. efendim bunlarda sadece başarısızlığınızdan haz almak değil başarınızı da asla takdir etmemek vardır. hatta duymamak için bir süre sonra olabildiğince az sormaya başlarlar. bir nevi siz yokmuşsunuz gibi davranırlar. hastalıktan mahvolsalar da soracak başka birini bulmaya çalışırlar. bu hallerini gözlemleyip keyifleniyorum, kolay gelsin valla çatlamazlar umarım.

helicobacter pylori

mide için tehlikeli, gastroözefagial reflüde ise ilginç bir şekilde olumlu etkisi olan bakteri. reflüsü olanlarda eradikasyonu önerilmez.

en basit tıbbi bilgi

"bu iş usta çırak ilişkisidir gençler."

seni seviyorum demenin farklı yolları

tıbbiyelinin sinemada izlediği ilk film

yıl 2001, 5 buçuk yaşındayım. ilk kez uzun metrajlı bir film için sinemaya gideceğim. sinemaya aşırı ilgisi olan babam harika bir film seçmiş: anne hathaway'in oynadığı "acemi prenses". fakat bir şeyi hesaba katmamış, film altyazılı ve ben daha okuma yazmayı bilmiyorum. film başladıktan bir süre sonra babamın kolunu çekiştirip "anlamıyorum ben" dedim. dışarı çıkıp görevliye anlamadığımı ve mümkünse başka bir filme geçip geçemeyeceğimizi sordu. görevli bizi apar topar başka bir salona götürdü, sessizce girip oturduk. film de "deli yürek-bumerang cehennemi". o gün geri kalan hayatımın özetiymiş meğer. anne hathaway'den kenan imirzalıoğlu'na uzanan bir yaşam öyküsü...

söylenmesi zevk veren kelimeler

güvenilecek insan

  • /
  • 29

güçlü erkeklerle baş edemeyince feminist olmak

güçlü erkeklerle baş edemeyince feminist olmak

güçlü erkeklerle baş edemeyince feminist olmak

güçlü erkeklerle baş edemeyince feminist olmak

güçsüzlüğünü kadınlara saldırarak unutmaya çalışan erkekler tarafından inanılan sanrı.

tıbbiyelinin sinemada izlediği ilk film

kaçak gelin.
julia roberts filmiydi.
daha okuma yazmam yokken annem tarafından alt yazılı bir filme götürülmüştüm ve film boyu uyumuştum.
bir ara filmden bi kelime anlamanın sevinciyle şey diye bağırdığımı hatırlıyorum: anneeee yes dedi yes dediii.

yazık be böyle şeyler etmeyin çocuklarınıza.

barones frozbit ile rakımsı şeyler

ooo tam 1 aydır sahalardan uzak kalmışım. 27 temmuz saat 22de başlayacak sabahlar olmasın dedirtecek yayın.


edit:23’e alınmış yayın

tıbbiyeli itiraf

bazen hiç kimseyle konuşamıyorum günlük... konuşmak istesem de olmuyor ne yapayım. sanki biri kendini ifade etme yeteneğimin düğmesini kapatmış gibi hissediyorum.

bir de okul hiç geçmiyor. okulda insanlar çok soğuklar... her gün gördüğum artık sima olarak birbirimizi tanıdığımız insanların taş gibi suratlarla hiç günaydın demeden sokakta gördüğümde selam vermeden geçip gitmeleri bu aralar daha bir çekilmez geliyor... onlar bu kadar beni sallamaz takıldıkça daha çok içime kapanıyorum sözlük...

birbirimize günaydın desek ne bileyim asansörde falan bir iki cümle kursak o koca egolarımızdan çok bi şey eksilmez sanki. en azından karşımızdaki kişiye "insan" gibi davranmış oluruz.

bazılarımız için ailesinden ve arkadaşlarından uzakta başka bir şehirde tek başına yaşamak yeterince zorken sizin bu anlamsız tuğla suratlarınız, ergenlikten kalma gruplaşmalarınız bu şehri ve okulu daha da çekilmez kılıyor olabilir....

edith piaf

ne zaman adı geçse er ryan'ı kurtarmak filmindeki şu repliği aklıma getiren kişidir

– bu çalan nedir?
+ edith piaf diye bir kadın..
– ne anlatıyor bu şarkıda?
+ ne kadar sevdiğini… ama terk edilmiş.. hep hayal kırıklığı yaşamış..
– bunu bir süre daha dinlersek, almanların beni öldürmesi gerekmeyecek.

hayatın insana öğrettikleri

hayır demeyi bilmek.
ayrıntı vermek istemediğin bir durumu "işim var" diyerek kesip atabilmek.
sana zararı dokunan insanlarla ilişkini asgari düzeye indirebilmeyi bilmek.
hayattan bilmenin önemini öğrendim, çoğu zaman da bir şeyleri yapa-bilmenin önemini.

dersin en gereksiz yerini hatırlamak

sınavda başa gelince daha da vahim olan olaydır.

en son girdiğim sınavdaki soru karpopedal spazm hangi durumda gözükür şeklindeydi. ders anı saniye saniye aklımda. hocanın dedikleri de aklımdaydı. "arkadaşlar yanlış anlamayın. hasta, size el hareketi çekmiyor." deyişi, sıkıcı dersin o esnada birden komikleşmesi ve gülmemiz. hepsini hatılıyorum ama hipokalsemi mi yoksa hiperkalsemi yüzünden mi olduğunu bir türlü hatırlayamadım. en son sınav anında ortaya çıkan mükemmel fikirlerimle hipokalsemi deyip soruyu doğru yapmıştım. ah şu biliçaltı!

Toplam entry sayısı: 290

cemal süreya

"hayat kısa, kuşlar uçuyor."

içine kapanık insan

her sene yediğim kazıklar sonrasında olmayı hedef edindiğim insan tipi. sonra beceremeyip tekrar kazık yemek.

en çok beğendiğiniz kitap kesiti

"senin gezegenindeki insanlar tek bir bahçeye beş bin gül dikiyorlar ama yine de aradıklarını bulamıyorlar." dedi. "evet bulamıyorlar." diye cevapladım onu. "halbuki aradıkları tek bir gülde veya bir yudum suda olabilir." "haklısın." dedim. bunun üzerine küçük prens şöyle dedi; "ama gözler gerçeği göremez ki, yüreğiyle aramalı insan." (bkz: küçük prens)

edit: imla

hayatın insana öğrettikleri

kendinden başka kimseye güvenmemek. bazen çok insanı paranoyakça silmenize neden olur ama çoğu kez korkunç şeylerden korur.

tıp fakültesine yeni başlayanlara tavsiyeler

1) iyi arkadaşlar edinin ama her yönüyle. notunuzu sizinle paylaşsın mesela, birbirinize yer tutun, ses kayıtlarınızı paylaşın. not istediğinizde suratında hafif de olsa bir memnuniyetsizlik varsa uzaklaşın ondan.
2) komite sonralarına 2-3 günlük mini şehir dışı geziler ayarlayın, neresi olduğu önemli değil. kafanızı boşaltsanız yeter.
3) yabancı dilinizi 1.sınıfta halledin. okul zor gelse de 1.sınıftan sonra bir daha hiç zamanınız olmayabilir. sene içinde imkanınız varsa kursa gidin.
4) kafanızın uyuştuğu insanlar bulup birbirinizi kitap okumaya teşvik edin. aynı şekilde bir uygulamayı dersler için de yapın. çalışmaktan sıkıldığınızda bir kafede buluşup iyi bildiğiniz notları birbirinize anlatın.
5) bilimsel içerikli haber sitelerini ve youtube kanallarını az da olsa takip edin. tübitak popüler bilim kitapları serisinden bolca kitap okuyun. derslerle ilgili bir şeyle ders dışında karşılaşırsanız unutmazsınız.
6) felsefe ve hekimliğin tarihini-etiğini öğrenin.
7) en az 1 kongrede sunum yapın. iyi bir doktorun ikna kabiliyeti, iletişim becerisi olmalı.
8) okulla baş edebilecek kadar eğlenceli, kimsenin hayatını riske atmayacak kadar ciddi olun.

tıp fakültesinden mezun kızların evde kalması

en geç üçüncü döneme kadar düzgün erkeklerin şirret kızlar tarafından bir bir kapılması sonucu başa gelebilecek durumdur. bunun sonucunda senelerce flört hayatı düşünmeyen masum kız son yıllarda kendine kimsenin kalmadığını fark eder ve evde kalmışlık hissi yaşar. ama en geç uzmanlık sürecinde kendi gibi düşünmüş ve kendini bu masum kıza saklamış efendi bir bey bulur ve nikahı basar. mutlu son!

allahın her şeyi göremeyen olması

allah doğurabilir mi sorusuna "evet" diye cevap verince "ehee hani doğurmamıştı", "hayır" denilince "eheee hani her şeye gücü yetiyordu." şeklinde cümle oyunlarıyla sonuca varmaya çalışan ve tenzihi sıfatlardan dolayısıyla da "muhalefetün lil havadis" sıfatından falan haberi olmayan güruhun yeni söylemi sanırım. her şeyi görüp göremediği elbet bir gün herkes tarafından net bir şekilde anlaşılacaktır.

insanın kalbinin sesini dinlediğinde olabilecekler

stetoskoptan stetoskoba değişebilen durum.

tus dersanesi

sevemediğim olaydır. üstelik temsilcilik teklifi de aldım ama tabii ki reddettim. neden mi? çok saçma çünkü. pazarlamacı davranışlar sergilerken utanırım ben. amfide 3 yıldır selam vermediğim tanımadığım insana gidip "dersaneye yazıldın mı canım?" diyemem. sırf başka dersanenin temsilcisi/öğrencisi oldu diye arkadaşlarımla arama mesafe koyamam.

içim yanıyor dostlar. neden mi? çünkü gerçekten çok saçma. okulun ilk 3 yılını sabahtan akşama ders dinleyerek geçiriyorum. çünkü derslere gitmeyi seviyorum ama koskoca 3 yıl boyunca saatlerce amfide oturmam yetmiyor, stajlara iyi çalışmam yetmiyor. en az 10 bin lira dökerek bir dersaneye yazılıyorum. ha, eğer ailemin durumu yoksa "mezuniyet sonrası" ödeme imkanından (!) faydalanabilirim. 20 bin lira ödeme sözü vererek tabii. he soru kampı, vaka kampı olmadan da olmaz, en az 3 bin lira da ordan ekleyelim! 25 yaşında sırt çantasıyla liseli öğrenciler gibi dersaneye gidelim. günde en az on saat ders dinleyelim. üzerine saatlerce ders çalışalım. ancak bu şekilde hayalini kurduğumuz uzmanlığa ulaşalım. yazık bize be. bazen cidden acıyorum.

en çok korkulan an

bilgisayarın şarj aletinin patladığı an. bir yaz tatilinde anneannemlerdeyiz. takip ettiğim bir dizi var, izleyeceğim ama bilgisayarın şarj aletinde temassızlık var. kardeşim sonunda bana acıdı "ben tutayım bunu ver" dedi ve temassız kısmı eliyle düzelterek şarj aletini tutmaya başladı. ben de bilgisayardan diziyi açıyorum. bi anda bir ses, evin şartelinin atması, etrafın karanlığa bürünmesi ve kardeşime bir şey olduğunu sandığım o beş saniye. içimdeki acıyı unutamam."ulan bir dizi uğruna değer miydi?" diye diye kendimi yedim. sonra "nerdesin kardeşim?" diyerek elimle onu bulmaya çalışmıştım ve "burdayım salak, korkma ölmedim." demişti.

bayan vs kadın

baymıyoruz bence. kadın deyin ya.

bazı doktorlar yediği dayağı hak ediyor diyen doktor

kendi entryni benignlemek

en az bunun kadar önemli olan şey de "of ne salağım." deyip malign de verebilmektir. şimdi bu entry'me yapıcam mesela.

acaba tıp fakültesinde bla bla bla

sorunun devamı ne olursa olsun "şuan için bilmen gereken tek şey membran'ın hücre zarı olduğu. hadi gazan mübarek ola." diyip yolladığım soru kalıbı.

helal olsun

uçasın geliğğğr
kanadın yanağr

içerik kuralları - iletişim