ryanodin

Durum: 174 - 1 - 0 - 0 - 24.01.2019 01:26

Puan: 2848 -

3 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

memento mori..
  • /
  • 18

şükrü erbaş

gece gece beni efkarladıran dizelerin sahibi..
allah vergisi mi bilemiyorum bazıları böylesine duygu yüklü iken bazısında duygu emaresi bilem olamaması nasıl açıklanabilir sevgili tababet ahalisi? dileyenler için şuraya bırakıveriyorum efendim.

'kalbim uzun menzilim benim'
ben ona dedim ki
suyun üç hali var
dördüncüsü sensin.

taşların saltanatında
bir gönül iklimiyim
ağzımda esensin.

rüzgârla yaprağın aşkı
neyse dört mevsim
öyle süreceksin.

eşiğinde duracağım
yıpranmış ve kirli
kirpiğinle sileceksin.

insan adım atmazsa
gidemez ki iyiliğe
hüznümü düzeltensin

benim geldiğim geçmiş
çok açık bir yazıdır
parmağınla okuyansın.

zamanı saymayı
yeniden öğreniyorum
ibresin çekisin yelkovansın.

kalbim
uzun menzilim benim
yolumu karşılayansın.

ben ona dedim ki
bütün kuşlar tünedi
göğsümdeki tek kanatsın..

tıbbiyeli itiraf

duygudurumum:iç ışığı kırıldı ama çalışıyor..

tıbbiyeli itiraf

hayat çok acımasız.
insan her zaman tek başına mıdır sözlük?
yanında kim olursa olsun yine de tek başına mıdır?annesi babası olsa da kardeşleri olsa da tek başına mıdır?
sedece kendisi için mi yaşamalıdır?
en çok kendisini mi düşünmelidir?
en çok kendisini mi sevmelidir?

tavla

şu an okuduğum kitapta "sebayü dü "kavramı geçince bakayım dedim.tavlada bir sayıymış.sizin için araştırıp şuraya bırakıyorum.okuması çok eğlenceli yav.
1-yek
2-dü
3-se
4-car
5-penç (pençe kelimesinin kökü budur)
6-şeş
önce büyük olan rakam söylenir.rakamlar farsça kökenlidir.
ayrıca bir de bonus olarak

7-heft (hafta kelimesi burdan gelir) istatistiki olaran en çok görülen zar toplamıdır.

gratis

bugün gratiste indirimli bir ürünü sepetime attıktan sonra baska bir ürünü değiştirmek için sepetimi arkadaşıma verip upuzuuuun kuyruktan ayrıldım, döndüğümde sepetimdeki bir ürün çalınmıştı evet tam olarak çalınmıştı.sadece şunu söylemek istiyorum:bu kadar aç gözlü olmayın!!!

72. koğuş

bir orhan kemal romanı
insan haysiyetinin hikâyesi.
tüm yapıtlarında insana dair inancını ve sevgisini koruyan orhan kemal, derin çukura yuvarlanmış insanların, en yakınını dahi üç kuruş uğruna vurabilecek kadar alçalmış olanların dünyasını bir koğuşun karanlığında anlatıyor.alçalışın bile yok edemeyecegi insanlık onurunu dile getiriyor.
(spoiler:kaptanın ağır hitit heykeli bu kışa dayanamadı.sabahleyin 72. koğuşun kapısını açan gardiyanlar işi anlayarak koştular:kalın
parmaklarıyla kaptan pencere demirlerini öyle bir kavramıştı ki, et, kemik, demir birbirine perçin olmuştu sanki.kalbini dinlediler, atmıyordu artık. nabız atmıyordu.koca beden kaskatı kesilmişti.pencereden çekip almak istediler, olmadı.bir ton , iki ton, beş ton ağılırlığındaydı sanki
tekrar zorladılar.
gardiyanlardan biri, "keskiyle çekiç lâzım!"dedi.)

yılanı öldürseler

yaşar kemal'in, resmi kayıtlara göre 2 gün önce günü kutlanan, 95 yıl evvel doğan, ailesi van gölü'nün kıyısındaki ernis köyünden olup; 1. cihan harbi dolayısı ile osmaniye'nin kadirli ilçesine göç eden, asıl adı sadık kemal gökçeli olup; türk romanının değil dünya edebiyatının önde gelen isimlerinden biri olan yaşar kemal'in romanlarından biri.
içerik biraz değişik.
arka kapak da diyor ki:"toplumsal cinnetin bir çocuğu katil olmaya sürüklemesinin romanı yılanı öldürseler kurban kavramına odaklanır."
 spoiler!
hasan titriyordu, ürpermişti. etleri çekiliyordu.başı dönüyordu.gözlerinin önündeki yalımların içindeydi anası.birden elindeki tabaca ateş aldı.bir çığlık koptu.bir daha ateş aldı, bir daha...bir saç, et yanığı konusu aldı ortalığı...hasan birden boşalıverdi, ortada bir süre, tabancası elinde, tandırın başında dolandı durdu.anasının tandıra girmiş başındaki saçlar yanıyordu.anavarzaya doğru aldı yatırdı.

doktor hasta diyalogları

geçenlerde aile hek polde yaşanan artık bu kadarına pes dedirten türden bir diyalog şöyle;
hasta meme ca, 1 hafta önceden yazdırdığı tamoksifen reçetesini erteleyip almamış eczaneye gidince de günübirlik reçetesi olduğu icin ilac verilmemiş reçete düzenlenmesi için eğitim saati pole geliyor, doktor da teknik bir arızadan dolayı beklemek zorunda polden çıkamıyor.yine de iyi niyetinden ötürü beklerken yardımcı olmak istiyor ve iyilikten her zaman maraz doğduğunu fısıldayan içsesini by pass ediyor.recetenin yazıldığı tarihte faal olan hoca izne çıktığı için recete üzerinde oynama yapılamıyor.10 gün geçmediği için yeni kayıtla yeni reçete de yazılamıyor kaldı ki kayıt açacak sekreterlik bilem ortada yok. neyse efem devamı ise şöyle
d:hanfendi burdan size yardımcı olamıyorum isterseniz kendi aile hekimliginizden yazdırın.
h:(aile hekimini ses ve mimiklerle taklit ederekten) hııı-ıh! onda da bir hava bir hava.neymiş orası migros muymuş, vay efendim her istediği tahlili istetip her istediği ilacı yazdiramayacaksa devlet neden onu oraya koymuş.yok bedeva mi çalışıyormuş
doktor bu arada takliti hayretle seyretmekte, aile hekimliginin hastanin sandığı gibi bir ticarethane olamadığı açıklamaya çalışmaktadır
h:memnun değilse aile hekimi olmasaymış, okusaymış daha iyi bi sey olsaymış, adam olsaymış??!!!!!!
d:hanfendi okumus ya daha ne okusun 6 yil tıp okuyup doktor çıkmak kolay mi sanıyorsunuz?daha nasıl adam olsun?
h:biz de biliyoruz bu isleri biz de kamu gorevlisiyiz
d:karşımda bu sekilde doktoru taklit edip aşağılamaniz cok ayıp gercekten size diyecek bi sey bulamıyorum yazık
h:haklisiniz sizden özür diliyorum bu ilaç zaten reçetesiz de 11 liraymış
d:e o zaman reçetesiz alsaydınız keşke?benden değil kendi aile hekiminizden özür dileyin!
maalesef diyecek söz yok gerçekten..

tıbbiyeli itiraf

içim adeta boşaltılmış; ortası çürümüş bir ağaç gibi..ne hissetmem gerektiğini bilmiyorum.sadece günü kurtarıyorum.gün sonunda ise kurtar(ama)dıklarım kabus olarak geri dönüyor.sanki duygularım alınmış gibi, sürekli deoryanteyim ve algılayamıyorum.saatlerce hiçbir şey yapmadan bir noktayı izleyebirim.tam emin değilim ama sanırım halüsinasyonlar da başladı.artık psikıyatrinin yolunu tutma vakti mi geldi dersiniz?

devrent deresi

izlediğim bir filmde işittiğim, denizli yöresine ait, söylemesi çok akıcı olan bir türkümüz.sözleri ise şöyle:
devrent deresini duman bürüdü
yedi deve ile musa'm yürüdü
musa'mın ciğeri mosmor oldu çürüdü
devrent dereleri dar geldi bana
vadesiz ölümler zor geldi bana

devrent deresine çıvgınlar esti
elimi kolumu poyrazlar kesti
feleğin bizlere ne imiş kasti
devrent dereleri dar geldi bize
vadesiz ölümler zor geldi bize

devrent deresinden biz de geçelim
sılaya varmaya yollar açalım
deve kirasından biz vazgeçelim
yıkıldı develerim kaldıramadım
tutuldu dillerim söyleyemedim

devrent dersine üç yiğit buydu
musa'mın gözünü kargalar oydu
musa'mın öldüğünü anası duydu
ağlasın ağlasın anam ağlasın
tülü mayaları dudu'm bağlasın

devrent dersinde develer katar
musa'mın ölüsü çaylarda yatar
kulanın yolcusu gel bizi kurtar
devrent dereleri dar geldi bize
vadesiz ölümler zor geldi bize

devrent deresinde kar yine bastı
sağımdan solumdan tufanlar esti
sılada yavuklum umudu kesti
devrent dereleri dar geldi bana
vadesiz ölümler zor geri bana

değirmene vardım yükümü yıktım
kaldırdım kafamı havaya baktım
ben bu tatlı canı ucuza sattım
kudretten karadır musa'mın kaşı
her daim böyledir feleğin işi
  • /
  • 18

remus lupin



remus john lupin (10 mart 1960-2 mayıs 1998) harry potter kitap ve film serisi kahramanı, melez bir büyücüdür. harry potter'ın babasının en iyi arkadaşlarından biridir. nymphadora tonks ile evlenmiş ve teddy remus lupin adında bir çocuğu olmuştur.

fenrir greyback tarafından küçükken ısırılıp bir kurtadam olmuştur. harry üçüncü sınıftayken onun karanlık sanatlara karşı savunma hocalığını yapmıştır. zümrüdüanka yoldaşlığı 'nın bir üyesidir. dumbledore'un güvendiği biridir.

peter pettigrew, sirius black ve james potter onun hogwarts'ta sahip olduğu tek arkadaşlarıdır. üçü de onun kurtadam olduğunu öğrendiklerinde lupin'in sandığının aksine onu bırakmamış hatta onu yalnız bırakmamak için birer animagus olmuşlardır.

hogwarts'ta karanlık sanatlara karşı savunma dersinin üçüncü öğretmenidir. hogwarts ekspresi'nde harry ile aynı kompartmandaydı ve harry'yi ruh emici'lere karşı korudu. james potter’ın en iyi arkadaşlarından ve çapulcu haritası'nın dört yaratıcısından biridir.

okuldaki döneminden sonra dumbledore'un kurtadamlar arasında bir casusa ihtiyacı olması üzerine yeraltında onlarla birlikte yaşamaya başladı. çünkü kurtadamlar, voldemort tarafında yer alıyorlardı.

remus lupin ölüm yadigarların'nda hogwarts savaşında hayatını kaybetmiştir. güçlü ölüm yiyenlerden olan antonin dolohov'u devirmiş başka bir ölüm yiyen'le savaşmaya giderken antonin dolohov onu arkadan öldüren lanet ile vurmuştur.

***


benim için kendisi kitapta en çok üzüldüğüm karakterlerden biridir. hayatı hep zor geçmiştir. kurtadam olduktan sonra ailesi onu diğer çocuklardan izole ederek büyütmüştür. dumbledore bizzat gidip babası okula gitmesini sakıncalı bulmasına rağmen her şeyin teminatını verip onu okula getirmiştir. ilk defa o zaman insan içine çıkmıştır. bu yüzdendir ki kendini hep arkadaşlarına borçlu hisseder. ayrıca kendisi çapulculardan en aklıselim olan kişidir.

tonksla olan ilişkilerini ayrıca çok trajik buluyorum. tonks'u sevdiği halde ona zarar vermekten korktuğu için onunla olmayı hep reddetmiştir. kitapta tonks'a şöyle der :

''ben senin için, çok yaşlıyım ve çok fakirim.''

fakat tonks, bunun önemli olmadığını söyler ve onu ikna etmek için büyük çaba sarf eder. dumbledore'un ölümünden sonra evlenirler. tonks hamile kalınca lupini yine korkular sarar, yeni doğacak çocuğunun kurt adam olma ihtimali olduğu için evlendiğine pişman olur .eşini bırakıp uzak görevlere harry ile gitmek ister, çocuğunun da bir kurt adam olma ihtimali onu her şeyden uzaklaştırır. fakat harry'nin lupin'e kızmasıyla lupin eşinin yanına tekrar döner ve doğuma kadar eşiyle kalır. teddy lupin doğduğunda ise kurt adam olmadığı, tıpkı annesi gibi bir metomorfagus olduğu anlaşılır. lupin buna çok sevinir. harry'den teddy'nin vaftiz babası olmasını ister.

daha evlilikleri bir yılı doldurmadan, daha teddy bir yaşına basmadan lupin ve tonks hogwarts savaşında ölür. yine savaş, yine voldemort, yine yetim ve öksüz kalmış bir çocuk... ve asla sonuna kadar mutlu olamamış, asla bir yuva kuramamış, savaşa yenilmiş bir aile...



bence lupin-tonks ilişkisi kitaptaki en trajik ilişkiydi. lupin tam mutlu olacakken, tam bir ömür süren yalnızlığı son bulmuşken öldü. tonks ile biraraya gelmeleri bu kadar zor olmuşken, çocuğunun büyüdüğünü görmeye imkan bile bulamamışken hayatı son buldu. zalımsın rowling ve kalbimizdesin profesör r. j. lupin...

ölmeden önce.. ellerini uzattılar birbirlerine, ama eller asla kavuşmadı...



ve sonunda...

severus snape

***

snape: madem ölmek umrunda değil, neden bunu draco’nun yapmasına izin vermiyorsun?


dumbledore: o çocuğun ruhu henüz o kadar zedelenmiş değil. benim yüzümden paramparça olsun istemem.

snape: ya benim ruhum, dumbledore? ya benimki?

***

şu repliğiyle beni yine, yeniden dert sahibi yapmış karakterdir.

etkileyici şarkı sözleri

işime gelirken, gücüme gidiyorsun.
...
elimden gitmişken, içimden geliyorsun.

ondan başkasını gözü görmemek

başkasını görmeyen o gözleriniz, hiçbir zaman sizin gözünüze o şekilde bakmayacak başka gözler için bir gün sizi ağlamaktan, dolayısıyla dehidratasyondan öldürecektir.

yapmayın, yaptırmayın. her üzüntü yaşarken zor gelir tabi. ancak unutmayalım ‘mazide kalan her şey kısa sürmüş demektir. ‘

o zamanlar gözünüzde büyüttüğümüz ultra sıradışı o kişi, birkaç yıl sonra nadiren aklınızın köşesinden geçecek ve artık “ herkes” gibi gelecek size. ve diyeceksiniz ki “gözyaşlarıma yazık olmuş...”

şeklinde düşünmeme neden olmuş başlıktır.*

tıbbiyeli itiraf

biraz önce 'sevmek karşı tarafın nasıl davrandığından bağımsız bir şey' diye bir mesaj aldım.tam 10 dakikadır bunu düşünüyorum.
o kadar haklı ki...

sevilme ihtiyacı

aniden bastıran, insanı var olduğu andan koparıp belirsiz süreliğine kapkaranlık bir yalnızlığa hapseden sevgi eksikliğinin getirdiği ihtiyaçtır. elbette her insanı dönem dönem etkileyebileceği gibi bu yaşlara sevgisiz büyüyüp gelmişlerin en yoğun ve sık yaşadığı ihtiyaçtır, derin bir duygu hali, iç burukluğudur.

ilginç isimler

imdat, nokta, yeter, dursun, durdu gibi isimler de kullanilis amaclari sayesinde bu kategoriye girerler.

(bkz:kontrasepsiyon)

yabancı damat

2004 yapımı, biri türk biri yunan iki gencin hayatlarını anlatan sıcacık dizi. bir dilim gaziantep baklavası, bir gökhan kırdar şarkısı, bir yunan sirtakisi adeta.

4. sınıftaydım, hayat çok daha güzeldi ve ben niko'ya inceden yanıktım. büyüdük, her şey değişti, niko'ya hayranlığım hariç.

hayata dair iç burkan detaylar

birilerinin çevresiyle ilişkisini gözlemleyip, senin hiç yaşamadığın duyguları savurganca yaşadıklarına şahit olmak.
bugün doyunca dünkü açlığını unutursun.
bugün ısınınca dünkü üşüdüğünü unutursun.
susayınca bir bardak su içersin ve biter.
ama duygusal yoksunluklar sonradan asla doyurulamaz. hep şüphe duyarsın. öylece için burkulur bazen.

cornelius

Toplam entry sayısı: 174

tıbbiyeli itiraf

dünden kalanlar..
cok yogun bi cocuk acil.zibilyon adet hasta,x2-3 hasta yakını anne baba.(annesi diyince yok ben halasıyım enistesiyim cok önemli sanki?!!)
ara vermeden 24 saat nöbet, insanlık dışı nöbet şartları
kafaya savrulan bi kaç kol darbesi ve bir ikis ise su
tepinen çıldırmış bi anne
1 adet beyaz kod
bi ton güvenlik, polis, görevli
kırılan bi bilgisayar, telefon
meslekten soğuma insanlardan tiksinme
bi tutanak
giden bi gençlik
bi sure bekleyiş
kapıda yeni arbedeler
tekrar eski düzene dönüş
kapanış..

hayattaki kırılma anları

babanda olup nefret ettigin bir özelliğin kendinde de olduğunu fark etmek..

makyaj yapmayan kadın

ben.arada yüzünü kurcaladigim için dağıtıyorum.makyaj yaptığım zaman olmadığım biri gibi oluyorum.dogallik daha güzel.evde yapıyorum bazen.kendimi iyi hissettirdiği oluyor.kendim için bi sey yaptığım hissi veriyor.dışardaysa utanıyorum.. makyajdansa bakım daha mantıklı.ama onu da yapmıyorum da neyse

kütüphanede fısıldayarak konuşmak

bu arkadaşlar fisildadigini sanir ama aslinda bağıra bağıra konuşsa yeridir.bazisi da ömrü hayatında hiç kütüphaneye git(me)miş! gibi hakkaten sesli konuşur.onlar allaha havaleliktir.

tıbbiyeli itiraf

en kötü karar bile kararsızlıktan daha iyidir sözünün ete kemiğe bürünmüş haliyim tam anlamıyla.calismak icin ne lazimsa (zaman, mekan vs.) oluşturup çalışmamak icin de ne kadar aptal saptal sey varsa yapmak gibi evet.nşa da hic sergilemeyecegim davranışları inatla sergilemek kendime olan saygımi ve sevgimi yitirmeme sebep oluyor....

hayattaki kırılma anları

babanda olup nefret ettigin bir özelliğin kendinde de olduğunu fark etmek..

alternatif tus dershanesi isimleri

tıbbiyeli itiraf

asistan oldum hala içimdeki intörn ezikliğinden kurtulamadım, kanimiza işlemiş.

tıbbiyeli itiraf

dördüncü sinifta antidepresan kullandım bi süre.aslinda gerek yoktu ama ısrar ettim asistan ablaya.benim için leş gibi bi seneydi.evimde teras vardı.bazi allahindan bulasicalar yüzünden hayatım cehenneme döndü.depresif bi yapımın olmasi hasebiyle
teras da olunca bazi sacma dusuncelerim oldu.bunlari asistana anlattığımda tabi bi alert oldu bu yatiralim filan diyor bana. kabul etmedim.ben de biliyordum ordan kendimi atmayacagimi ama insan kendinden bile korkuyor bazı.
stresle bas edememe problemim ve usengecligim yüzünden hayatı kendime zehir ediyorum.insanlar dışarıdan beni nasil görüyor bilemiyorum ama içerde bi enkaz var.çevremde gördüğüm işine hakim doktorlardan hicbir zaman olamayacağım düşüncesini kafamdan atamıyorum.nispeten kolay bi bölümüm var ama bununla bile basedemiyorum. kendime saygımı yitiriyorum.
istifa sürecinde işsizliğin ne demek olduğunu iliklerine kadar hissetmiş biri olarak şu an kimseye muhtaç olmadan hayatıni kazaniyor olmak paha biçilemez.
mecurimdeki evimde de teras vardı ve şimdiki evimde de var.bu evrenin bana bi mesajı mi bilemiyorum.sacma bi düşünce evet ama insan bi takılıyor.
neyse daha fazla yazmayacağım..

makyaj yapmayan kadın

ben.arada yüzünü kurcaladigim için dağıtıyorum.makyaj yaptığım zaman olmadığım biri gibi oluyorum.dogallik daha güzel.evde yapıyorum bazen.kendimi iyi hissettirdiği oluyor.kendim için bi sey yaptığım hissi veriyor.dışardaysa utanıyorum.. makyajdansa bakım daha mantıklı.ama onu da yapmıyorum da neyse

kedi köpekten geçilmeyen hastaneler

buralar metrekareye 10 ve üzerinde hayvan dusen yerlerdir hastdan ve hatta hasta yakınından cok kedi köpek vardir. hayırsever emekli öğretim üyelerimiz sayesinde her gün aralarına yenilerinin katıldığı belediyenin lakayt kaldığı.asistanalarin konsa gitmeye korktukları hatta birkaçının saldırıya uğradığı hastaneler hastanelerimiz

seri malignite belirteci

banyoda müzik dinlemek

anlayamadigim durum.saolsun yan komşum tarafindan hiçbir tarzdan da mahrum kalmiyorum.su an caz çalıyor mesela.vallahi pes.mahremiyet diye bi sey kalmadi..

tıbbiyeli itiraf

problemlerimin üstesinden 'salağa yatarak ' geliyorum..

kütüphanede fısıldayarak konuşmak

bu arkadaşlar fisildadigini sanir ama aslinda bağıra bağıra konuşsa yeridir.bazisi da ömrü hayatında hiç kütüphaneye git(me)miş! gibi hakkaten sesli konuşur.onlar allaha havaleliktir.

içerik kuralları - iletişim