sensimdinedoktoruolacaksin

Durum: 35 - 0 - 0 - 0 - 14.02.2019 11:22

Puan: 708 -

3 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 4

yazarların fiziksel özellikleri

zaman zaman kadınlar tarafından tacize uğrayan bir kıçım var.

sevilen şiirin en can alıcı kısmı

devr-i şadi de geçer, gussa-i matem de geçer,
gece gündüz yok olur an-ı dem adem de geçer.

galata kulesi

eminönü taraflarında yürürken bir amca durdurup, galata kulesini ve hemen önünde duran küçük kuleyi göstermişti, bilgi vereceğini zannedip dikkat kesilmiştim, daha sonra amca:

"galata kulesi ikidir,
öndeki arkadakinin sikidir."

deyip uzaklaşmıştı.

zerdusck

isteyen feminizmi savunur, isteyen ateist olur, başka birisi de tatlı su solcusudur. bu kimseyi ilgilendirmez ve kimseye de başkalarının defterini dürmek için hak vermez.



schopenhauer der ki:



"en değersiz gurur, milli gururdur. bu, onunla gurur duyandaki bireysel özelliklerin yoksunluğunu ele verir. çünkü; insan neden milyonlarca insanla paylaştığı bir özelliğe tutunma gereği duyabilir ki başka türlü? dikkate değer kişisel niteliklere sahip olan, sürekli göz önünde bulundurduğu ülkesinin hatalarını açıkça görebilecektir. ama dünyada gurur duyabilecek hiçbir şeyi olmayan her zavallı aptal, gurur duyabilmek için son çare olarak ait olduğu ülkesi ile gurur duyar."



şunu da belirteyim çünkü başka yerlere çekilecektir: ben demiyorum ki ülkesini sevenler aptaldır. bu toprakların en doğusundan en batısına kadar çok güzel ve köklü bir kültürü vardır. bu topraklarda ve bu kültürün içinde büyüdük birçoğumuz, bu insanlarla aynı kültürden olduğum için yakınlık da duyarım ama bu bizi üstün kılacak bir durum değildir. aynı şey norveç'te doğan bir kişi için de geçerlidir, köklü bir kültürleri vardır, kendilerine ait dilleri vardır. afganistan'da, japonya'da brezilya'da doğup, büyüyenler için de aynı durum geçerlidir. hepimiz gökküşağının renkleri gibiyiz. beraber bir bütün oluşturuyoruz. faşizan görüş şu ana kadar dünya'ya kan ve savaştan başka ne getirdi?



son olarak bu yazarın benimsediği nihal atsız'ın oğluna vasiyetini buraya bırakıyorum ve başka bir şey de demeyip düşünmeyi size bırakıyorum:



"yağmur oğlum;



bugün tam bir buçuk yaşındasın. vasiyetnameyi bitirdim kapatıyorum. sana bir resmimi yadigâr olarak bırakıyorum. öğütlerimi tut, iyi bir türk ol!



komünizm bize düşman bir meslektir. bunu iyi belle. yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. ruslar, çinliler, acemler, yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır.



bulgarlar, almanlar, italyanlar, ingilizler, fransızlar, araplar, sırplar, hırvatlar, ispanyollar, portekizliler, romenler yeni düşmanlarımızdır.



japonlar, afganlılar ve amerikalılar yarınki düşmanlarımızdır.



ermeniler, kürtler, çerkezler, abazalar, boşnaklar, arnavutlar, pomaklar, lazlar, lezgiler, gürcüler, çeçenler içerideki düşmanlarımızdır.



bu kadar çok düşmanla çarpışmak için iyi hazırlanmalı.



tanrı yardımcın olsun."



edit: hemen genellemeler yapılmış, ön yargılar ile varsayımlar yapılmış. yok amerikan özentisi, vatan bölene destek veren hümanist... bir de dilini düzgün kullan yerinde kahkaha attım: yazım kurallarını öğren, sonra dilden bahsederiz.

proletarya

marx'a göre zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyleri olmayan ve devrimin öznesi olabilecek yegane toplumsal sınıftır.

"sermaye sahibi olsa o da aynı şeyi yapardı" gerçekten harikulade bir çıkarım, üst düzey zeka ürünü bir cümle. sermaye sahibi olsa yapabilirdi ama değil. herkes kendisi seçer değil mi yaşayacağı aileyi, ortamı ve yaşamı? getto bir yerde doğup o çevrede yetişip madenci olup daha sonra ölmeli o. çünkü sermaye sahibi değil. aynı zeka seviyesiyle cevap vereyim ben de: sermaye olmasa sermaye sahibi de olmaz. o zaman mülkiyet sistemi kalksın sorun çözülsün.

sermaye gitgide birilerinin elinde toplanmaya devam ediyor. kapitalizmin emperyalizme nasıl dönüştüğünü azıcık tarih bilen bir insan net bir şekilde görür. o sermaye daha sonra devlette birkaç tekele kalıyor. emperyalizmin insanlığa verdiği zarara, kaostan ve ölümlerden nasıl beslendiğine, insanları etnik, dini vb. kimliklere ayırıp nasıl lokma lokma sömürdüğüne ve güçlüyü nasıl daha da güçlü yaptığına hepimiz şahidiz.

charles bukowski

tıbbiyeli sözlük özgürlük cephesi 6 ağustos manifestosu

ambulanslardan sık sık hipokrat yemini okunuyor. yüce asklepios'un adını bu işe karıştırmayın.

friendzone

hiçbir erkek birlikte olmak istemeyeceği bir kızla yakın arkadaş olmak istemez.
(bkz: sigmund freud)

konuşmak için tarihi 3 sahsiyet seçmek

çomar nedirin cevabı

(ebkz: #18724) "bkz" verdiğim giride nasıl bir şey olduğuna dair ipuçları verilmiş.
  • /
  • 4

kanada'da doktor olmak

kanada'da doktor olmak için önce en az bir yıl bir yerde doktorluk yapmış olmak gerekli ve ingilizcenizin ileri derecede iyi olması gerekli. sonraki ilk adım mccee adlı bir sınav bu sınav çoktan seçmeli bir sınavdır ve türkiyede istanbul ve ankara'da yapılmaktadır sınava giriş ücreti 1700 dolardır eğer bu sınavı geçerseniz, mccqe part1 sınavına girmeye hak kazanırsınız bu sınav için kanadaya gitmeniz gerek türkiyede yapılmıyor. bu sınav 2 oturumdan oluşur ilk oturum öğleden önce yapılır 3 buçuk saat sürer çoktan seçmeli bir sınavdır 2. oturum 4 saat sürer bu bölüm daha çok klinik bilginizi ölçer. bu sınava giriş ücreti de 1000 dolardır. eğer bu sınavı da geçerseniz mccqe part 2 ye girmeye hak kazanırsınız bu sınavda kanada'da yapılır. bu sınavda klinik becerileriniz, hasta ilişkileriniz, tanı koyma yeteneğiniz, x ray okuma beceriniz gibi özelliklerinizin yeterli olup olmadığına bakarlar. bu sınavın da giriş ücreti 2700 dolardır. eğer bu sınavı da geçerseniz kanada'da doktor olmaya hak kazanırsınız. daha fazla bilgiyi http://mcc.ca/examinations/ bu sitede bulabilirsiniz.

Toplam entry sayısı: 35

gelecekteki sevgiliye mektup

sen benim ulaşılmaması gereken arzumsun. eğer bir gün sevgilim olursan büyü bozulur. o yüzden mümkün olduğunca sevgili olmayalım.

düğünlerde havaya ateş etmek

böyle insanlarla aynı toplumda yaşamak istemiyorum. attıkları kurşunlar götlerine saplansın.

ayın kitabı uygulaması ağustos 2016

siyasetten konu açılınca seviyenin düştüğünü söyleyen tip

sığ siyasi muhabbetlere girildiğinde ben de bu tiplerin arasına girerim. mesela gidip de "abi bu bahçeli de koltuğa yapıştı yav" "ülkeyi kim yönetsin, onda liderlik vasfı yok ki" "ssk'yı batıran adam mı ülke yönetecek" gibi konular açılınca ortamdan yavaş yavaş uzaklaşırım. ama bir grup daha var ki başlığı açmamdaki asıl sebep bunlardır.

sözgelimi konu sosyalizmden açılmış olsun: "enternasyonalizm gerçekleşmediğinde, birden fazla güç ortada olacaktır ve işin sonunda sistemde sömürülen bir halk olacaktır." "gelişmiş ülkelerde proletaryayı bilinçlendirmek daha kolaydır ancak harekete geçirmek daha zordur çünkü nispeten daha iyi olan yaşam koşullarından vazgeçmeyeceklerdir, bu grup içinde statüko daha güçlüdür" örneklerindeki gibi konular açıldığında "offf yeter artık ya, sıkıldım. seviye çok düştü." berkecan ne konuşuyor bunlar ya, gel pelinsu bi' snap atalım boş ver onları gereksiz şeyler işte" diye serzenişte bulunan tiplerdir.

eyyy budala arkadaşım, sistemin kölesi olmuşsun. hem ruhen hem bedenen zincirlere vurulmuşsun. kafanın içindeki şeyi birazcık çalıştırıp, uykudan uyanamamışsın. denilenlerden 2 kelimeyi zor anlayıp "seviyenin düştüğünü" nasıl söyleyebiliyorsun? "şu ünlü bunu giymiş", "o ünlü bu ünlüyle sevişmiş", "yeni moda akımı şöyleymiş" diye tartışma açılsa kişiler üzerinden saatlerce boş ve yüksek seviyede! laf kalabalığı yapabiliyorsun değil mi? bu tipler ağızlarını yayarak konuşmaya başladığında, aptallıklarına laf söylememek için kendimi zor tutuyorum.

zerdusck

isteyen feminizmi savunur, isteyen ateist olur, başka birisi de tatlı su solcusudur. bu kimseyi ilgilendirmez ve kimseye de başkalarının defterini dürmek için hak vermez.



schopenhauer der ki:



"en değersiz gurur, milli gururdur. bu, onunla gurur duyandaki bireysel özelliklerin yoksunluğunu ele verir. çünkü; insan neden milyonlarca insanla paylaştığı bir özelliğe tutunma gereği duyabilir ki başka türlü? dikkate değer kişisel niteliklere sahip olan, sürekli göz önünde bulundurduğu ülkesinin hatalarını açıkça görebilecektir. ama dünyada gurur duyabilecek hiçbir şeyi olmayan her zavallı aptal, gurur duyabilmek için son çare olarak ait olduğu ülkesi ile gurur duyar."



şunu da belirteyim çünkü başka yerlere çekilecektir: ben demiyorum ki ülkesini sevenler aptaldır. bu toprakların en doğusundan en batısına kadar çok güzel ve köklü bir kültürü vardır. bu topraklarda ve bu kültürün içinde büyüdük birçoğumuz, bu insanlarla aynı kültürden olduğum için yakınlık da duyarım ama bu bizi üstün kılacak bir durum değildir. aynı şey norveç'te doğan bir kişi için de geçerlidir, köklü bir kültürleri vardır, kendilerine ait dilleri vardır. afganistan'da, japonya'da brezilya'da doğup, büyüyenler için de aynı durum geçerlidir. hepimiz gökküşağının renkleri gibiyiz. beraber bir bütün oluşturuyoruz. faşizan görüş şu ana kadar dünya'ya kan ve savaştan başka ne getirdi?



son olarak bu yazarın benimsediği nihal atsız'ın oğluna vasiyetini buraya bırakıyorum ve başka bir şey de demeyip düşünmeyi size bırakıyorum:



"yağmur oğlum;



bugün tam bir buçuk yaşındasın. vasiyetnameyi bitirdim kapatıyorum. sana bir resmimi yadigâr olarak bırakıyorum. öğütlerimi tut, iyi bir türk ol!



komünizm bize düşman bir meslektir. bunu iyi belle. yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. ruslar, çinliler, acemler, yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır.



bulgarlar, almanlar, italyanlar, ingilizler, fransızlar, araplar, sırplar, hırvatlar, ispanyollar, portekizliler, romenler yeni düşmanlarımızdır.



japonlar, afganlılar ve amerikalılar yarınki düşmanlarımızdır.



ermeniler, kürtler, çerkezler, abazalar, boşnaklar, arnavutlar, pomaklar, lazlar, lezgiler, gürcüler, çeçenler içerideki düşmanlarımızdır.



bu kadar çok düşmanla çarpışmak için iyi hazırlanmalı.



tanrı yardımcın olsun."



edit: hemen genellemeler yapılmış, ön yargılar ile varsayımlar yapılmış. yok amerikan özentisi, vatan bölene destek veren hümanist... bir de dilini düzgün kullan yerinde kahkaha attım: yazım kurallarını öğren, sonra dilden bahsederiz.

batikon

`sheishere` kullanıcı adlı yazarın sözlükten uzaklaştırılmasıyla sözlüğün belki de ilk kalkışmasıyla karşı karşıya kalmıştır. `dixi` ve `dahaiyisinibulanakadarbu` kullanıcı adlı yazarların başını çektiği kalkışma grubu batikon kullanıcı adlı admini gittikçe köşeye sıkıştırmaktadır. eğer kalkışma yapan kullanıcılardan bir tanesi daha uzaklaştırma alırsa sözlük yönetimi, gitgide despot bir anlayışa yönelmesiyle eleştirilecek ve belki de kalkışma dalga dalga büyüyerek sözlüğe büyük bir vurgun yapılmış olunacak. olaya bu şekilde yaklaşmayıp kalkışmacı grubun eylemlerine devam etmesine izin verecek olursa sözlükteki disiplin gittikçe yok olacak, sözlüğün kontrolünü kaybetmeye başlayacaktır. sözlüğün geleceğini belirleyecek bu düğüm noktasını nasıl bir çözüme kavuşturacağı merakla beklenmektedir.
fatih altatlı-hapertürk

siyasetten konu açılınca seviyenin düştüğünü söyleyen tip

sığ siyasi muhabbetlere girildiğinde ben de bu tiplerin arasına girerim. mesela gidip de "abi bu bahçeli de koltuğa yapıştı yav" "ülkeyi kim yönetsin, onda liderlik vasfı yok ki" "ssk'yı batıran adam mı ülke yönetecek" gibi konular açılınca ortamdan yavaş yavaş uzaklaşırım. ama bir grup daha var ki başlığı açmamdaki asıl sebep bunlardır.

sözgelimi konu sosyalizmden açılmış olsun: "enternasyonalizm gerçekleşmediğinde, birden fazla güç ortada olacaktır ve işin sonunda sistemde sömürülen bir halk olacaktır." "gelişmiş ülkelerde proletaryayı bilinçlendirmek daha kolaydır ancak harekete geçirmek daha zordur çünkü nispeten daha iyi olan yaşam koşullarından vazgeçmeyeceklerdir, bu grup içinde statüko daha güçlüdür" örneklerindeki gibi konular açıldığında "offf yeter artık ya, sıkıldım. seviye çok düştü." berkecan ne konuşuyor bunlar ya, gel pelinsu bi' snap atalım boş ver onları gereksiz şeyler işte" diye serzenişte bulunan tiplerdir.

eyyy budala arkadaşım, sistemin kölesi olmuşsun. hem ruhen hem bedenen zincirlere vurulmuşsun. kafanın içindeki şeyi birazcık çalıştırıp, uykudan uyanamamışsın. denilenlerden 2 kelimeyi zor anlayıp "seviyenin düştüğünü" nasıl söyleyebiliyorsun? "şu ünlü bunu giymiş", "o ünlü bu ünlüyle sevişmiş", "yeni moda akımı şöyleymiş" diye tartışma açılsa kişiler üzerinden saatlerce boş ve yüksek seviyede! laf kalabalığı yapabiliyorsun değil mi? bu tipler ağızlarını yayarak konuşmaya başladığında, aptallıklarına laf söylememek için kendimi zor tutuyorum.

yalnızlığın farkedildiği an

(bkz: yalnız) (bkz: fark etmek) (bkz: bugün)
(bkz: şarj) bu yanlışlıkla doğru yazılmış olabilir.

kadir mısıroğlu

sevenleri tarafından üstat lakabıyla anılır. kendisi bi' yerinden sallama üstadıdır. ırkçı ve yobazdır. dediklerinin akademik değeri yoktur. atatürk düşmanıdır ve bununla beslenir.



atatürk'ün ruhuyla konuşmasını anlattığı video



şu an ülkenin önde gelen tarihçilerinden bu adam!

zerdusck

isteyen feminizmi savunur, isteyen ateist olur, başka birisi de tatlı su solcusudur. bu kimseyi ilgilendirmez ve kimseye de başkalarının defterini dürmek için hak vermez.



schopenhauer der ki:



"en değersiz gurur, milli gururdur. bu, onunla gurur duyandaki bireysel özelliklerin yoksunluğunu ele verir. çünkü; insan neden milyonlarca insanla paylaştığı bir özelliğe tutunma gereği duyabilir ki başka türlü? dikkate değer kişisel niteliklere sahip olan, sürekli göz önünde bulundurduğu ülkesinin hatalarını açıkça görebilecektir. ama dünyada gurur duyabilecek hiçbir şeyi olmayan her zavallı aptal, gurur duyabilmek için son çare olarak ait olduğu ülkesi ile gurur duyar."



şunu da belirteyim çünkü başka yerlere çekilecektir: ben demiyorum ki ülkesini sevenler aptaldır. bu toprakların en doğusundan en batısına kadar çok güzel ve köklü bir kültürü vardır. bu topraklarda ve bu kültürün içinde büyüdük birçoğumuz, bu insanlarla aynı kültürden olduğum için yakınlık da duyarım ama bu bizi üstün kılacak bir durum değildir. aynı şey norveç'te doğan bir kişi için de geçerlidir, köklü bir kültürleri vardır, kendilerine ait dilleri vardır. afganistan'da, japonya'da brezilya'da doğup, büyüyenler için de aynı durum geçerlidir. hepimiz gökküşağının renkleri gibiyiz. beraber bir bütün oluşturuyoruz. faşizan görüş şu ana kadar dünya'ya kan ve savaştan başka ne getirdi?



son olarak bu yazarın benimsediği nihal atsız'ın oğluna vasiyetini buraya bırakıyorum ve başka bir şey de demeyip düşünmeyi size bırakıyorum:



"yağmur oğlum;



bugün tam bir buçuk yaşındasın. vasiyetnameyi bitirdim kapatıyorum. sana bir resmimi yadigâr olarak bırakıyorum. öğütlerimi tut, iyi bir türk ol!



komünizm bize düşman bir meslektir. bunu iyi belle. yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. ruslar, çinliler, acemler, yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır.



bulgarlar, almanlar, italyanlar, ingilizler, fransızlar, araplar, sırplar, hırvatlar, ispanyollar, portekizliler, romenler yeni düşmanlarımızdır.



japonlar, afganlılar ve amerikalılar yarınki düşmanlarımızdır.



ermeniler, kürtler, çerkezler, abazalar, boşnaklar, arnavutlar, pomaklar, lazlar, lezgiler, gürcüler, çeçenler içerideki düşmanlarımızdır.



bu kadar çok düşmanla çarpışmak için iyi hazırlanmalı.



tanrı yardımcın olsun."



edit: hemen genellemeler yapılmış, ön yargılar ile varsayımlar yapılmış. yok amerikan özentisi, vatan bölene destek veren hümanist... bir de dilini düzgün kullan yerinde kahkaha attım: yazım kurallarını öğren, sonra dilden bahsederiz.

çayın abartılmış bir balon olması

başlık gayet açık. çay abartılmış bir balondur. 19.yy'e kadar bu topraklarda çay nedir bilinmiyordu.

edit: ben kimseye çay içiyor diye hakaret etmedim, çay çok kötüdür lanet bir şeydir de demedim. kendi görüşüme göre fazla abartıldığını ifade ettim. ama gel gör ki tahammülsüz, farklı görüşleri kaldırmakta zorlandığını düşündüğüm bir yazar vermiş veriştirmiş:

"çay milli içecektir,güzelim karadenizimizin güzel mahsülüdür,bazı yanlış batılılaşmış ülkemizin kendini aydın(!) olarak gören cahil latte,mocha,americano,espresso vs.gibi kahve türlerini tüketen aynı zamanda bunları içmesinin yanında çaya dil uzatan bu karaktersizlerin seviyesizliklerini ve aşağılık komplekslerini göstermektedir git ne içiyorsan iç ancak çaya laf edemezsin haddini bil."

kendisi yazılanları kavrayamamış galiba. önce cahil demiş, sonra bazı kahve türlerini tükettiğimi öne sürmüş, karaktersiz ve seviyesiz olduğumu iddia etmiş, aşağılık kompleksi içerisinde olduğum çıkarımına varmış.

baştan aşağı hakaret dolu bu giriyi yazan çomar, öncelikle fikirlere saygılı olmayı öğren. yazılanları düzgün anla. bu çomar halinle seviyeden ve karaktersizlikten bahsedip had bildirince komik duruma düşüyorsun.

türk milletinin başına gelmiş en büyük bela

751 yılında arapların orta asya'ya hakim olmasıyla başlamış olabilir.

yalnızlığın farkedildiği an

(bkz: yalnız) (bkz: fark etmek) (bkz: bugün)
(bkz: şarj) bu yanlışlıkla doğru yazılmış olabilir.

çomar nedirin cevabı

(ebkz: #18724) "bkz" verdiğim giride nasıl bir şey olduğuna dair ipuçları verilmiş.

düzgün kızlar neden piç erkek sever


içerik kuralları - iletişim