sterilenjektor

Durum: 1132 - 18 - 6 - 1 - 20.03.2019 23:53

Puan: 14889 -

3 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yönetici.

''Bu iş yerinde kalp kırmak yasaktır.''
  • /
  • 114

tıbbiyeli itiraf

yaşıtlarıma bazen dünyadaki en büyük acı aşk acısı değil diyerek bağırmak istiyorum ve tek dertlerinin bu olmasına da üzülüyorum. insanların aşkından ölecekmiş gibi yapmasından bıktım.

dünyada her gün yüzlerce kişi tip 2 diyabet tanısı alıyor. bunların yarısından çoğu çok yemekten hasta olmuşlar. öte yandan dünyanın en çok öldüren hastalığı sıtma, insanlar afrika'da ateşler içinde bir deri bir kemik ölüyor hem de bir sivrisinekle. tedaviye ulaşacak paraları yok. dünyanın bir yanı zenginlikten ölürken diğer yanı fakirlikten ölüyor. buna dayanamıyorum.

bazen kendime çok sinirleniyorum çünkü gündüz söylediğim bir lafım akşam aklıma geliyor ve akşamımı zehir ediyor. o zaman gündüz o lafı söylemeyeceksin steril, bu kadar basit.

bir insanı kırdığımda, kızdırdığımda açık açık bana gelip söylemesini istiyorum, trip atmasından küsmesinden hiç hoşlanmıyorum. biraz net biriyim sanırım. konuşmazsak nasıl çözebiliriz, küsmek gerçekten çözüm mü olacak bu probleme? yanına gidip seni kırdım değil mi diye soruyorum hala anlatmıyor, işte buna çok sinirleniyorum.

bu entry rahatlamak için yazılmış tam bir itiraf entrysi olup sonradan okununca muhtemelen bu sinirli ergenler gibi hallerime gülünecek ve silinecektir, şimdilik yine de yazmak istedim. tahammül sınırlarımın aşıldığı şu günlerde bana iyi gelen tek şey çocuk parkına yalnız başıma gidip çocukların uzaktan şen şakrak oyun oynamalarını izlemek. iyi ki varsınız çocuklar.
ben birazcık deliriyorum galiba.swh

esrar

özellikle daha kuvvetli bağımlılık yapan, sizi o çukura daha çok çeken diğer maddelere geçişi kolaylaştırması açısından kullanımı önlenmesi gereken madde. aşağıya videosunu eklediğim beyefendi de bu şekilde eroine geçiş yapmış, bağımlılık hikayesini anlatıyor.

not: esrarın bağımlılık yapmadığı doğru değildir. zamanla yapar. hatta reseptörlerinizin nasıl çalıştığını bilemediğimiz için belki ilk seferde bile yapar. kullanıp kullanıp da bağımlılık yapmıyor diyenlere inanmayınız..(sayıları çoktur)
ayrıca şizofreni ya da psikozla giden diğer hastalıkların riskini artırır. esrarın genç yaşta kullanım oranının da daha yüksek olduğunu biliyoruz. bu yüzden şizofreniye muhtemelen koşarak giden bir aday oluyorsunuz.

faber castell 1425

asıl ismi faber castell 1425 iğne uçlu tükenmez kalem olan aşağıda göreceğiniz bu kalem, hem ucuz (şu an 1.5-2tl kadar) hem çok kaygan uçlu (jel kalemlerin çoğundan daha rahat yazıyor ve çapının ince olması tutuş kolaylığı sağlıyor.) olması sebebiyle her 5 öğrenciden 3ünde bulunmaktadır. faber de bunu fark etmiş olacak ki bu sene itibariyle birçok farklı rengini satışa sunmuş, birkaç aydır oranı 5te 4e çıkarmıştır.
baya övdüm ama mürekkebinin kokusu iğrenç mi iğrenç, önemseyenlere duyurulur. *
bu kalem hakkında yazma sebebim de son 1 yıldır iyi kötü her duyguma ortak olan yazılarımı yazan yoldaşımın 1425 olması. entrylerimde ona da yer vermek istedim. *

derste not almayı yasaklayan hoca

derste uykum gelmesin, dikkatim dağılmasın diye, özellikle de konu başlığından kopmamak için not almaya başladığım anda hocanın " kalemleri bırakın bunları yazmanıza gerek yok zaten eve gidip okursunuz" dediği an sınıftan hayatımda hiç istemediğim kadar çıkmak istiyorum, çıkarken de şunları söylemek :
"hocam size ne? ben not alarak kimseye zarar vermiyorum, üstelik dersi öyle kötü anlatıyorsunuz ki sizin bile uykunuz geliyor esniyorsunuz. bizim bütün not alma çabamız abuk sabuk anlattığınız şu dersten 2 cümle olsun öğrenebilmek için. '' *

sinirleniyorum çünkü 1 haftadır bu tip hocalarla derse giriyorum, girmek zorundayım ve sırf onlar not almama izin vermediği için elimde doğru düzgün not yok. kimsenin elinde not yok. tüm hafta sonum aslında 10 sayfa olacak dersi kitaptan 50 sayfa okuyarak konuları yetiştirememekle geçiyor. mutlu musunuz hocam? madem evde okuyarak öğrenebiliriz siz neden geliyorsunuz ki derse? * *

tiroid histolojisi

tıp fakültesi öğrencisi tarafından diğer preparatlara göre daha kolay tanındığı için genellikle sevilen bir konudur. bakar bakmaz folikül ve kolloid yapısı ile bu bir tiroid bezi dedirtebilir. folikülün içinde pembe homojen kolloid yapısı, onu çevreleyen basit kübik yapıda folikül hücreleri ve foliküller arasında kalan kısımda daha büyük ve açık renkli parafoliküler c hücreleri görülür.
içinde kolloidi az miktarda bulunan foliküller hiperaktiftir ve içindeki sıvının yaptığı baskı ortadan kalktığı için folikül hücreleri de biraz daha uzun gözlenebilir.



obsesif kompulsif kişilik bozuklukları

obsesif kompulsif bozuklukla aynı şey olmayandır. sanıyorum bu konuda büyük yanlış anlaşılma var.

obsesif kompulsif bozukluğa sahip kişiler takıntıları olan, takıntılarının saçma olduğunu bilen ve bunlardan rahatsızlık duyan ancak yine de takıntısının emrettiği şeyi yapma dürtüsünü engelleyemeyen kişilerdir. obsesyon takıntı, kompulsiyon takıntı sonucu meydana getirilen düşünce veya davranıştır. örneğin bir odaya girdiğinde ışığı açmak isteyen sağlıklı bir insan bir kereliğine düğmeye basar ve ışık açılır. okb li insan 8 kere düğmeye bastıktan sonra 9.da açması gerektiğini düşünür, bunu yaparsa rahatlar. ama bu takıntısı ona göre de normal değildir.

obsesif kompulsif kişilik bozukluğunda da kişi yine aynı şekilde takıntılara sahiptir. düğmeye basma eyleminin 9.da bitmesi gerektiğini o da düşünür ancak bundan rahatsız olmaz. veya elini 12 kere yıkarsa temizleneceğini düşünür ve bundan rahatsız olmaz, bunu saçma bulmaz. gerçekten de o insana göre el 12 kere yıkanmalıdır. yani okkb'liye göre yaptığı son derece doğrudur, mantıklıdır. bu yüzden kişiler son derece kuralcı, çoğunlukla titiz, mükemmelliyetçi tiplerdir.

okkb'li insanlarda başka kişilik bozuklukları da birlikte görülebilir.
(bkz:okb)
(bkz:okkb)
(bkz:kişilik bozukluğu)

türkçe tıp dili

zaman zaman son derece komik ve saçma olabilen dildir. gerektiği yerde türkçe kullanılmasını isterim ancak öyle cümleler karşımıza çıkıyor ki keşke çevirmeseydiniz daha iyi anlardık diyorsunuz. bunun en iyi örneklerini robbins patolojide daha ilk sayfalarda görebilirsiniz. türkçe yazacağım diye cümleler palyaçoya dönmüş. *
tıpta her kelime her dile çevrilemez ve çevrilmemeli, gerçek karşılığı bulunana dek veya o sözcükler literatürde o şekilde bahsedilir hale gelene dek. çevirisi anlam karmaşasına sebep olmaktan başka bir işe yaramıyorsa kullanılan sözcüklerin türkçe karşılığını kullanmak fayda sağlamaz.

ayrıca türkçe tıp dili, tıp fakültesi derslerinde de çoğunlukla olmayan ancak hastalara kullanılması gereken dildir. hocalar bazı kelimelerin türkçesini kullandığınızda ''halk dili * ile konuşma'' diye sizi bir anda azarlayabilir.

kurabiyenin yanması

geride bir tepsi kahverengi tahta parçası ve koku dolu bir ev bırakan olay, emek verdiğiniz son bir saatin çöpe gideceğinin belirtisi. bu hayal kırıklığına rağmen yeniden hemen aynı kurabiyeden yapmaya başlıyorsanız umut dolu bir insansınızdır, sizi kimse kolay kolay yıldıramaz.*

kendine acımasız davranmak

son zamanlarda niye üzgünüm ben ya * diye sorgularken bulduğum sebep. bu sefer sorun başkaları değil, kendimdim. insanlara karşı fazla fazla * hoşgörülü davranmaya çalışan ben, bir bakmışım kendime karşı sert, gaddar, öfkeli oluvermişim! sürekli yaptığımı beğenmeme, yapmadıklarım için kendime kızma ve zaman zaman alay etme huyunu edinivermişim. başkalarına karşı gereğinden fazla yumuşak olmak da iyi bir şey değilmiş. bunlar kendinize olumsuz olarak geri dönüyormuş.
hodri meydan!
göster kendini steril, şimdi sıra başkalarına karşı acımasız olmakta! * *
canım kendim.
(başlık biraz bozuk oldu sanki ama daha güzeli aklıma gelmedi şimdi.)

cenazede güneş gözlüğü takmak

duygularını insanlar içinde yaşayamayanların, yaşamak istemeyenlerin, o anda kimseyle `göz göze gelmek` ve konuşmak istemeyenlerin iletişimi engellemek veya azaltmak için haklı olarak kullanabileceğini düşündüğüm araç. ağladığımı belli etmek istemiyorum veya ağlayamıyorum düşüncesiyle yani olan görüntüyü gizleme amaçlı kullanıldığını hiç düşünmüyorum. kullanılması faydalı ve bir nebze rahatlatıcı olabilir. öyle bir durumda kim iletişim kurmak ister ki..
  • /
  • 114
  • /
  • 34

faber castell 1425


derste not almayı yasaklayan hoca


tiroid histolojisi


kendine acımasız davranmak


yolun sonundaki ışık


reflü


diyeti oruç zannetmek


bedenin dili


akbaba


retinal migren


  • /
  • 34

doktor olmanın dezavantajları

sadece sağlıkla ilgili de değil ,herhangi bir konuda mükemmelden aşağı olma şansın yok. yoksa şaşırıyorlar.!

sözlükte kimsenin oy kullanmaması

çok çok beğenince favorilerime giriyor entry; gülümsetince ya da herhangi bir duygu hissettirince, bilmediğim bir bilgi hakkındaysa 'artı oyunuz kaydedildi.' entry yazım hataları ile doluysa, tanım içermiyorsa, format dışıysa (örneğin emoji falan kullanıldıysa); her şeyi geç, sevmediysem de 'eksi oyunuz kaydedildi.' ama ama boş geçmeyelim, fikirlerimizi bu 3 buton yardımıyla aktaralım sayın yazarlar. zaten burada sahil kasabasında yaşayan emekliler gibiyiz, bir avuç insan. iletişim kuralım, biraz daha interaktif bir sözlük olsun.

sözlük yazarlarının 3 butonu yeterince aktive etmemesi ile karakterize üzücü olay.*

derste not almayı yasaklayan hoca

gerizekalıyım hissi

gerçek gerizekalı bireylerin pek yaşamadığı duygulardandır.

gerizekalıyım hissi

vakti zamanında haftalarca çalışıp, onlarca sayfa not yazıp, saatlerce ses kaydı dinleyip yine de geçme notunun altında aldığımda hissettiğimdir.
aradaki zamanda şunu öğrendim ki her sınavın her konunun her kişinin kendine ait efektif bir çalışma şekli var. eğer doğru zamanda doğru şekilde çalışmazsanız ne kadar çalıştığınızın ya da ne kadar zeki olduğunuzun çok da bir önemi yok.

kız istemede tuzlu kahve içmek

kız istemek eylemi anında yapılan kız tarafı için eğlenceli ama özellikle damat için hiç de eğlenceli olmayan adet.

şöyle ki kızımız istenir. kahveler pişirilir, herkese ikram edilir. en sona damat kalır. damadın kahvesi ayrı bir tepside nişanlı kızımız tarafından muzip bir tebessümle getirilir. damat kahveden kahveden ilk yudumunu alır ve damadın yüzüne yayılan bu ne lan tarzı acı ifadeye gülünerek eğlenilir.

aslında tuzlu kahve içmek eski zamanlarda, görücü usulü evliliklerde gelinin damadı beğenmediği anlamı taşımaktaymış. gelin damadı beğenirse şekerli, beğenmezse tuzlu kahve yaparak hislerini kibarca belli edermiş.

günümüzde ise müstakbel gelin hanımımıza sevgi ve bağlılık göstergesi olarak, elinden tuzlu/acı kahve bile olsa içerim manasında kullanılıyor.

küçücük kahve fincanında eritilmiş yarım tuzluk kahveyi dibine kadar içip, telvesini bile yalayan biri olarak gerçekten kötü bir deneyim ki saatlerce ağzımdan kötü tadı çıkmadı. yine de pişman değilim yine gelse yine içerim *

kendine psikiyatrik tanı koyma furyası

gördükçe gerçekten sinirlendiğim olay. herkes depresyonda, distimik, anksiyetik, asosyal, uykusuz, okb'li, herkesin yeme bozukluğu var, herkes şişman vs vs.
esas probleminiz bu değil. sizin patolojiniz övülme ve beğenilme arzusunun kölesi olmuş narsistler olmanız.
55 kiloluk insanın "ne kadar şişkoyum depresyondayım" deyip durduğu alemde gerçek hastaların şipşak mod değiştirmesi, yapay insanlar gibi davranması bekleniyor.
uzun süreli gerçek bir mutsuzlukla savaşan insanlara, kontrol edilemeyen takıntılara, ruh haline, uykusuzluğa aslında kimsenin tahammülü yok.
ruh hastalıkları ağıza sakız edildikçe hoşunuza gidiyor, gerçekten yaşayın hepsini bakalım noluyor.

yazarların merak ettikleri

pilavlarım neden lapa oluyor? o mükemmel dengeye ulaşamıyorum

yalnızlık

yüzlerce kilometre uzaktaysanız ailenizle telefonla konuşup kapattıktan sonra aniden yüreğinize çökendir. kimse tarafından anlaşılamamak veya elde kahve aforizmalar yazmak değildir bakınız. yalnızlık sizi gerçekten seven bir avuç insandan uzak kalmaktır. yoksa yemişim sahte üniversite arkadaşlıklarını çıkarcı sevgilileri...

sınıf başkanı

Toplam entry sayısı: 1132

aşk biter önemli olan sevgidir

hayatın gerçeği. bilim böyle diyor, baya da iyi açıklıyor bu durumu. kanıtlanan şu ki sevgilinize aşık olduğunuz ilk andan itibaren bazı hormonların, nörotransmitterlerin, sinapsların seviyesi yükselir, çok yükselir. kimisi de azalır. acaba aradı mı? acaba mesaj attı mı? acaba bana doğum günümde hangi hediyeyi alacak? ben ne alsam? acaba evlenme teklifimi nerede alacağım - nerde yapsam? onunla yemeğe giderken ne giysem? yanınızda olmadığı anda; acaba şu an napıyor? bu acabaların (tatlı heyecanların, kelebeklerin) hepsi beyninizin bazı bölgeleri normal çalışmadığından ve çeşitli maddelerin etkisi altında (baskı altında) olmanızdan. aşkın bir nevi, takıntı (hatta kimi bilim insanlarına göre hastalık hali) olduğu da doğru aslında, yaşayanlar da gözlemleyenler de mutlaka bilir bu durumu. zaten okb etiyolojisinde de yer alan dopamin, aşkta da zirvelere çıkmıyor mu? neyse, evet şöyle acı bir gerçek var ki:

aşkın ömrü en fazla bir buçuk yıl.

yani aşkı ayakta tutmak sizin elinizde değil, bu yüzden kimse suçlanmamalı da. ilişkilerde aşkın bitmesi ve yerini olgun bir sevginin, alışkanlığın da alması tamamen normal olan durumlar. (oksitosin ve vazopressinininiz de arttı aşıkken, iyice bağladı zaten sizi birbirinize bu hormonlar.) ki bence zararlı da değil bu aşkın yerini sevgi alması olayı. kişiler anlaşabiliyor, hala ortak şeylere gülebiliyor, dertlerine derman olabiliyorsa ilişki bu şekilde de devam edebilir. tabi ki tek düze bir ilişki olsun demiyorum. gezsinler sürprizler yapsınlar ilişkilerine heyecan katsınlar çiftler. ancak ilk günkü kelebeklerin tamamının gelmesini hiçbir zaman beklemesinler çünkü bu hayal kırıklığı olacak, vücudunuz o aşkı yaşadığınız ilk günlere hiç dönmeyecektir.

intihar yöntemleri

bu başlığı her gördüğümde çok öfkeleniyorum. burada yöntemlerle ilgili detay verenlerin `werther etkisi`nden haberinin olmadığını varsaymak istiyorum. eğer var da yazıyorsa yazık.
werther etkisi intiharın bulaşıcı olduğunu söyler. yapılan araştırmalarda görülmüş ki ne zaman bir ünlü intihar etse ve bu haber medyada yankı uyandırsa sonraki aylarda her zaman intihar oranları daha da artmış. ve başka çalışmalarda da zaten kesin olarak kanıtlanmış ki ailesinde/yakınında intihar eden birisi olduğunda diğer bireylerin intihar etme riski artıyor. bu araştırmaların sonucu böyle olunca demişler ki acaba medyada verilen intiharın detayıyla da ilişkisi var mı bu oranların? araştırmışlar ve evet var! demek ki neymiş, detay verince intiharı düşünen bir insanı yüreklendirebiliyormuşsunuz, demek ki neymiş bunalımda olan insanın ölümüne ortak olabilirmişsiniz ve her bilginizi her yerde paylaşmamalıymışsınız!

psikiyatri

eğer hakkında bir kitap yazacak olsaydım başlığı 'herkesin bir öyküsü var.'olurdu. kendim için arada açıp okuyayım diye aklımdan yazdım bu kitabı aslında. 3 hafta süren staj bitti ve benim zihnim yenilendi. ben `anladım`. karşımdaki insanların neler düşündüğünü detaylıca dinledim, anladım. ve dinlemeyi ne kadar sevdiğimi anladım. evet stajı geçmek için çabaladım ancak geçemesem de hiç üzülmeyecektim, o kadar iyi hissettirdi.

hiçbir şey göründüğü gibi değilmiş. çevremizde anlamsız bulduğumuz her davranışın bir sebebi varmış. bize göre anlamsız olan hareketler veya sözler, başkasına göre geçmişten bir izmiş.herkesin yaşadığı olaylarda hissettiği duygular farklıymış. insan bunu çoğu zaman kabullenmiyor, karşısındakinin bazı olayları abarttığını veya hafife aldığını düşünüp ona kızıyor. öyle olmamalıymış. teşekkürler psikiyatri. aldım hayat dersimi.

tıbbiyeli itiraf

yaşıtlarıma bazen dünyadaki en büyük acı aşk acısı değil diyerek bağırmak istiyorum ve tek dertlerinin bu olmasına da üzülüyorum. insanların aşkından ölecekmiş gibi yapmasından bıktım.

dünyada her gün yüzlerce kişi tip 2 diyabet tanısı alıyor. bunların yarısından çoğu çok yemekten hasta olmuşlar. öte yandan dünyanın en çok öldüren hastalığı sıtma, insanlar afrika'da ateşler içinde bir deri bir kemik ölüyor hem de bir sivrisinekle. tedaviye ulaşacak paraları yok. dünyanın bir yanı zenginlikten ölürken diğer yanı fakirlikten ölüyor. buna dayanamıyorum.

bazen kendime çok sinirleniyorum çünkü gündüz söylediğim bir lafım akşam aklıma geliyor ve akşamımı zehir ediyor. o zaman gündüz o lafı söylemeyeceksin steril, bu kadar basit.

bir insanı kırdığımda, kızdırdığımda açık açık bana gelip söylemesini istiyorum, trip atmasından küsmesinden hiç hoşlanmıyorum. biraz net biriyim sanırım. konuşmazsak nasıl çözebiliriz, küsmek gerçekten çözüm mü olacak bu probleme? yanına gidip seni kırdım değil mi diye soruyorum hala anlatmıyor, işte buna çok sinirleniyorum.

bu entry rahatlamak için yazılmış tam bir itiraf entrysi olup sonradan okununca muhtemelen bu sinirli ergenler gibi hallerime gülünecek ve silinecektir, şimdilik yine de yazmak istedim. tahammül sınırlarımın aşıldığı şu günlerde bana iyi gelen tek şey çocuk parkına yalnız başıma gidip çocukların uzaktan şen şakrak oyun oynamalarını izlemek. iyi ki varsınız çocuklar.
ben birazcık deliriyorum galiba.swh

adem'in çocukları arasındaki ensest ilişki

her fırsatta islamı karalamaya, kendisinin müslüman olmadığını ispatlamaya çalışan kişi söylemi. tamam anladık müslüman değilsin cool çocuk. biz sizin inancınıza laf etmiyoruz, edenler varsa da gidin onlara söyleyin fikrinizi. inanmıyorsanız saygı duyun.
not: bu konular hakkında tartışmaktan nefret ederim ama dinime saygı göstermeyenler artık gerçekten burama kadar geldi

tıp fakültesinden mezun kızların evde kalması

erkekler tarafından yazılanları okuyunca iyi ki de evde kalıyormuşuz dediğim başlıktır kendisi. kimse kimsenin yüreğinin güzelliğine bakmaz olmuş, her erkeğin ağzında bir 'bıyıklı kız' lafı. eşim buraya yazan erkekler kadar dış güzelliğe önem verecekse evlenmeyeyim çok daha iyi.

adem'in çocukları arasındaki ensest ilişki

her fırsatta islamı karalamaya, kendisinin müslüman olmadığını ispatlamaya çalışan kişi söylemi. tamam anladık müslüman değilsin cool çocuk. biz sizin inancınıza laf etmiyoruz, edenler varsa da gidin onlara söyleyin fikrinizi. inanmıyorsanız saygı duyun.
not: bu konular hakkında tartışmaktan nefret ederim ama dinime saygı göstermeyenler artık gerçekten burama kadar geldi

çukurova üniversitesi tıp fakültesi

bugün bir pediatri asistanının intiharına tanıklık etmiş tıp fakültesi...

asistan doktor ece ceyda güdemek, intiharından önce çalışma koşullarının ağırlığından bahsettiği bir not yazarak hayata veda etti.. nasıl bir mobbing nasıl bir vicdansızlık bu, kişilerin canına mal oluyor. bir değil iki değil ayda en az bir tıbbiyelinin intihar haberini alıyoruz artık. çözüm yolları neyse bulunsun yöneticiler doktorların çalışma saatlerini acilen düzenlesin, gün aşırı nöbet tutan evinin yolunu unutan doktorlar kendileri ne kadar sağlıklı kalabilir ki başkasını iyileştirsin?! yetkililer eğer olayda bir mobbing varsa uygulayan her kimse onu o hastaneden ve hatta tüm hastanelerden acımadan def etmeli. hayatı boyunca kendisini insanların iyi olması için adayan hekimlere yazık değil mi? yeter artık! kaç hekimi daha toprağa vermemiz gerekiyor yetkililerin harekete geçmesi için!

genç doktorumuzun yakınlarına sabır dilerim..çok çok üzgünüm.

yazarları anlatan karikatürler

bahattin ahmet yalçın

dün gece acilde çocuğunun ateşi düşmedi bahanesiyle bir ...... tarafından (gerçekten boşluğa ne yazsam az kaldı, siz doldurun) kaldırım taşı ile feci şekilde yaralanan doktorumuz. çok öfkeliyim, çok üzgünüm. hayati tehlikesi var. inşallah iyileşir sağlığına bir an önce kavuşur.
iyileştikten sonra nasıl çalışacak peki. bu olanları doktor bey unutabilecek ve çalışmaya sağlıklı bir ruh hali ile devam edebilecek mi? çok üzücü çok. ne zorluklarla okuyor kendimizi feda ediyoruz sonuca bakın.
hekime şiddete ağır bir ceza verilmesi şart şart şart.

adem'in çocukları arasındaki ensest ilişki

her fırsatta islamı karalamaya, kendisinin müslüman olmadığını ispatlamaya çalışan kişi söylemi. tamam anladık müslüman değilsin cool çocuk. biz sizin inancınıza laf etmiyoruz, edenler varsa da gidin onlara söyleyin fikrinizi. inanmıyorsanız saygı duyun.
not: bu konular hakkında tartışmaktan nefret ederim ama dinime saygı göstermeyenler artık gerçekten burama kadar geldi

seri maligncinin tespit edilmesi

daha dün yazmıştım `kindar`ın tanımını. içindeki kini böyle kusuyorsun sen de işte. 10 gönderime art arda malign atman, senin zamanından çalar beni etkilemez..

tanım: boş zamanlarını daha verimli işlerle değerlendirmek yerine malignle harcayan kişinin tespit edilmesi, zaman harcamaya değmeyen eylem.

kim milyoner olmak ister

birkaç gün önce stetoskopla gelen bir hekime sosyal medyada ağza alınmayacak laflar söylenen yarışma. insanların şans getirdiğine inandığı nesneler olabilir, neden bu kadar gündem oldu anlayamıyorum. çok gurur kırıcı laflar edilmiş o doktor için, bir müzisyen çaldığı müzik aletiyle gelseydi böyle denilmeyecekti. ya da bir yazar en sevdiği kitabını getirseydi böyle olmayacaktı. herkesin kararına saygı duymak lazım. evet farklı gelebilir, ancak hele ki bir hekimin meslektaşına `görgüsüz doktor` veya `doktor olduğumu belli etmeye çalışırken ben` şeklinde dalgacı söylemleri hiç hoş değil. ne zaman biz meslektaşlarımıza (birbirimize) `saygı` duyacağız, o zaman hastalarımız da bize saygı duyacak. burada birbirimizle dalga geçip hastalarımızdan saygı beklememiz ne kadar doğru bir mesele gerçekten tartışılır. önce biz bir kenetlensek keşke.

sevgiliyi kendinden soğutmaya çalışmak

korkakların ayrılmaya cesareti olmadığı için başvurduğu yöntem. karşı taraf ayrılsın da -güya- yük kendisinden kalksın diye tüm şaklabanlıkları yapıp ilişkiye son vermek ister bu kişi. karşı tarafın, soğutmaya çalışan kişinin amacını anlaması sonucu ondan hemen ayrılmasıyla veya bir süre bilerek ayrılmayıp süründürmesiyle ilişki sonlanır. tercihim hemen ayrılmasıdır. böyle bir korkakla daha fazla uğraşmaya gerek yok sanırım..

allah nerede sorunsalı

müminler için bir sorunsal olmayan.
bu konuda her yerde birçok kaynak bulabilirsiniz uzun uzun. benim için allah'ın kalbimde, emirlerinin davranışlarımda, sözlerimde olması yeterli..mümin olmayanların -mümin olmaya niyeti olmayanların- da bu meseleyi düşünmesine gerek yok.

dipnot: gerçekten merak ettiğim şey şu, neden islamla ilgili başlıkların %90ı müslüman olmayanlar tarafından açılıyor? bu ne çelişki. insan inanmadığı, reddettiği, uydurma bulduğu bir din ve yaratıcısı için neden bu kadar zaman harcar? bu kadar uğraşır?

içerik kuralları - iletişim