sterilenjektor

Durum: 1089 - 8 - 1 - 0 - 08.11.2018 12:19

Puan: 12994 -

3 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yönetici.

''Bu iş yerinde kalp kırmak yasaktır.''
  • /
  • 109

hayırlısı

kişinin her zaman önceden göremediği hayırlı olan durum.
istediğim bir şey için dua ederken en çok kullandığım kelimelerden. çünkü öğrendim ki istediğim şey öncesinde çok iyiymiş gibi görünüp felaketim olabilir.
tıbbiyeli için en basitinden örnek vereyim, sözlüye bir gün kala en malign hocanın size denk geleceğini öğrenir ve kahrolursunuz. benign hocaların gruplarında kalma oranı %5 iken sizin grubumuzda kalma oranı en iyi ihtimalle %40 olacaktır. (tıbbiyeliler böyle oranları hesaplamayı çok sever.) sözlü günü gelir. karşınıza şu ihtimaller çıkabilir:
malign hocanın işi çıkacak ve iki gündür kendinizi harap etmeniz boşa çıkacaktır. (o an için problem olmasa da üzüntüler zamanla birikip sağlığınızı bozar.)
malign hocadan gireceksiniz ama çok iyi bildiğiniz konudan soru gelecektir.
malign hocadan girecek ve kalacaksınızdır.
benign hocadan girseniz bile bilemeyeceğiniz soru gelebilirdi.
benign hocadan girecek olup sevinip bir gün önceden çalışmasaydınız benign hocanın işi çıkıp gidebilir ve malign hocaya düşebilirdiniz, ama o rahatlıkla okumanız gereken yerleri bir gün önce okumamıştınız.

bütün bu ihtimaller arasında hayırlısı teslimiyeti olmayan insanların beyni hep kalmaya odaklanır ve o stresle de muhtemelen kalırlar.
bu hayatımızda karşılaşabileceğimiz en basit örneklerden biriydi, hayatı etkilemez bile. ya hayatı etkilese?
hayırlı bir iş arkadaşınız olmazsa ruh sağlığınızdan veya işinizden olabilirsiniz.
hayırlı arkadaşlarınız olmasa sizi sürüklediği hatalar çok büyük felaketlere yol açar ve arkadaş kurbanı olursunuz. hepiniz mutlaka böyle birilerini tanıyorsunuzdur.
hayırlı bir eşiniz olmazsa hayatınız gerçek anlamda zindan olur.
çocuğunuz hayırlı evlat değilse başınız dertten kurtulmaz. bir zamanlar çocuk sahibi olmak için yıllarınızı heba etmişsinzidir şimdi çocuğunuz yüzünden yine heba oluyorsunuzdur.
örnekler çoğalıp gider. peki ben bu entryi bugün neden yazdım? çünkü insanın her zaman hayırlısını isteyecek sabrı olmayabiliyor bunu yaşayarak öğreniyorum. birkaç aydır o sabırsız dönemimdeydim ve neyi çok istesem o olmadı. çok üzüldüm. şu birkaç gündür ise iyi ki diyorum. eğer o şeyler olsaymış şimdi üzülmeyi geçtim belki de hayatım kötüye gidecekti. ama bunu insan olayın içindeyken fark etmeyebiliyor işte. farkında olmak ise sizin elinizde. bir şeyi istemeden önce sizin için kötü olabileceğini de görmek sizin elinizde. karamsar olmakla tamamen farklı şeyler. olması için çabalamak ama olmazsa vardır bunda da bir hayır diyebilmek. bence mutlu olmanın anahtarı bu.
aslında cahit zarifoğlu tek cümleyle özetlemiş meseleyi:
takdir-i ezele teslimiz ama gayrete de aşığız.

rize simidi

kel simit. sert, sıkı ve tuzu az. beğenmediğim tatlardan.

ekim ayı kyk burslarının yatmaması

geçtiğimiz ay kyk bursu alan öğrencilere para yatırılmazken kredi alan öğrencilere para yatırılması olayı. devlet ekonomik sallantıda ilk eğitimden kısıyor mu dersiniz, sebep gösterdikleri öğrenci belgesi karışıklıkları (e-devlette pasif öğrenci olarak görülme olayı) mı dersiniz bilmem ama o paraya gerçekten ihtiyacı olan öğrenciler (ki hilesiz bir şekilde burs hakkı kazanmışsa zaten ihtiyacı vardır) şu an zor durumda ve diğer ayı iple çekenler var.
-burs alan arkadaşlarımın hiçbirine yatmamış, yatan istisnalar var mı bilmiyorum.-

mesajlaşırken yanlış anlaşılmak

iletişimde sözlerin ne kadar az etkili olduğunu göz önüne alınca çook doğal olan durum. ses tonu, beden dili, mimik, jest, güler yüz, göz göze gelme, hıhı, aaa, eee ve hımmlar iletişimin en en temel yapıtaşları.. bunlar olmadan mesajlaşma sürekli olursa elbet bir yerde patlak verecektir.

kendi görüşü olmayan insanlar

kendi görüşlerine asla eleştiri kabul etmeyen dar görüşlü insanlardan çok daha az tehlikeli bulduğum grup.

teyze

hayatımda şu ana kadar beni en çok mutlu etmiş unvanım. eğer anne olmadan önce bu mertebeye ulaştıysanız * artık hayatınızda tanımlayamadığınız bir duyguyu (sevginin bambaşka bir formunu) ilk kez tattınız demektir. anne olduysanız zaten fizyolojik olarak duyguların zirvedesinizdir ve muhtemelen yaşadığınız duygu için tarifin t'sini kullanamazsınız. henüz bunu yaşamadım bilmiyorum * ama teyzelik çok güzel bir şey... teyzesi olduğunuz yavruyu her gün görüntülü arayarak neler yaptığını görmek ister, ona kavuşmak için gün sayabilirsiniz. aynı zamanda canınız gibi sevdiğiniz ve daha küçüklüğünü dün gibi hatırladığınız abla/kız kardeşinize de anne diyen bir evladın varlığı sizi daima duygulandırır. özetle karmaşık duygular hissettirir işte...

evlilik aşkı öldürür

(bkz: aşk biter önemli olan sevgidir)
(bkz: #87523)
zaten bitecek olan aşk için evliliği sebepmiş gibi gösterme cümlesi.

kardiyo kurulu

sistemli çalışmayı gerektirir, son bir iki hafta çalışmaya başlayan `antidiüretik` hormonun görevi neydi falan demeye başlar iyice karıştırır. hayatımda çalışırken malesef en zevk almadığım ve dolayısıyla en düşük aldığım komiteydi.. anatomisi kolay, fizyolojisi zor. damarların çalışma prensibini, adh aldosteron renini, kalbin çalışma prensibini kısacası komitedeki tüm fizyolojiyi ve mümkünse şok ile kalp ve kapak yetmezliklerini anlayan ileriki yıllarda çok rahat eder.

sigara içen tıpçı

kendisini zehirleyebilir bu kendi tercihi. ancak sokakta, kaldırımda, duraklarda, okul çıkışında, toplu alanlarda içiyor ve bana da solutuyorsa, teneffüste içip hemen sınıfa girince benim midemi bulandırıyorsa ve beni pasif içici yapıyorsa kısacası içmeyenleri olumsuz etkiliyorsa sigara içmesi özgürlük kapsamında değildir. hastalarınızın hasta olmasında sizin de payınız var unutmayın. hayatında hiç sigara içmemiş ancak pasif içicilikten kanser veya kronik akciğer hastası olmuş birini düşünün, sayıları çok fazla ve evet siz sokakta içerken soluduğu için hasta oldu bunda sizin çok büyük payınız var. işte başkalarını bu şekilde hasta ettiğiniz takdirde hekimliğinizden de şüphe ederim, bence mesleği bırakın gitsin. hekime şifa vermek yakışır, hasta etmek değil.

klasik anne sözleri

-annee benim x'im nerde?
+(bkz: nereye koyduysan ordadır)

gece saat 12yi geçince:
+(bkz: akşam yatmak bilmez sabah kalkmak)

sabah saat 10dur ,tatil günüdür.
+hadi kalk artık yavrum
-saat kaç anne?
+12 *

biricik annelerimizin ortak yönüdür. duyunca güldürür.
  • /
  • 109
  • /
  • 32

hayırlısı


ekim ayı kyk burslarının yatmaması


dost


kolelitiazis


virchow triadı


sıcak nodül


guatr


memede ele gelen kitle


buerger hastalığı


mastodini


  • /
  • 32

biz pratisyen yetiştiriyoruz diyen hoca

ne öğrettiğini merak ettiğim hocadır.

evet, hocaların arkasından ne kadar atıp tutsak da verdiği emekleri göz ardı etmek ne insan olana yakışır, ne de üstüne üstlük doktor olana. kabul. başımız üstünde yerleri var. sevmediğim hocaları bile hayırla yâd ederim, ediyoruz da.

fakat "pratisyen olarak yetiştirmek" ne demektir? hangi tıp fakültesi mezunu arkadaşımız mezun olduğu ilk gün ekg okumayı vasat şekilde dahi olsa biliyor? üsye, iye, pnömoni, koah, hipertansiyon, yumuşak doku travması reçetesi yazabiliyor? akut mi'da hangi ilaçları vereceğini biliyor? kırık şüphesinde çift yön grafi isteyebiliyor?

intorn olduğum sene yaşadığım bir vakayı zaman zaman hatırlarım ve hem güler hem üzülürüm.

cuma vakti okuldan nöbet çıkışı camideyim. üstümde nöbet kıyafetleri var, hemen gidip yatayım diye üşenmişim çıkarmamışım. dışarıdan bakıldığında sağlık çalışanı olduğum belli. yanımda genç bir çocuk öne arkaya sallanmaya başladı. "ne yapıyor bu çocuk?" diye düşünüyorum kendi kendime, ne yapacağımı soruyorum.

velhasıl çocuk eğildi sonra yere yattı. o zamanlar da bonzai vakaları vardı fazlasıyla, genç olduğu için aklıma o geliyor filan. neyse namazı bozdum bilinci açık mı değil mi diye bakıyorum. ama inanın sonrasında ne yapacağımı bilemedim. "bacaklarını yukarı kaldıralım hocam" diyorlar, "kaldırın" diyorum. "112'yi arayalım hocam" diyorlar, "arayın" diyorum.

aklıma ilk ne geldi biliyor musunuz? "acaba beyin kanaması mı geçiriyor?" ve bana ambulans gelip hastayı alıp gittikten sonra "ne oldu hocam?" diyenlere "bilmiyorum, hastanede bakarlar tomografi filan çekerler, beyin kanaması var mı yok mu diye" diyerek cevap verdim.

şu an bana bu hatıra daha çok komik gibi gelse de, ne yazık ki aynı zamanda acı bir hakikat olarak çarpıyor yüzüme.

bir; hava güneşli, sıcak bir yaz günü. aklıma ilk gelmesi gerekenler -hele hele onbeş yaşlarında bir genç ise- dehidhratasyon, güneş çarpması, atlanmış bir kahvaltı sonrası hipotansiyon, hipoglisemi olmalıydı.

iki; beyin kanamasını, travma öyküsü olmayan ve görünüşte sağlam gencecik bir çocukta ilk tanı olarak düşünmek ne kadar doğru?

üç; velev ki kanama olsun, hiç bir hasta için bu tanı öyle pat diye söylenmez, hele hele hiç tanımadığı bir insana bu durum anlatılmaz.

bu hikayeyi anlatma sebebim öncelikle gülmekti tabi; fakat acı olan şu ki, bu hikayede her basamak hatalı ve yanlış. işte bu yüzden diyorum ki pratisyenlik elzemdir, şarttır. pratisyenlik sadece fakülte mezunu olup iş hayatına atılmak demek değildir. hep söylediğim gibi, size insani ilişkiler, hızlı karar alma, olaya bütüncül bakabilmek gibi nosyon kazandırır. hastanede elinizin altında yüzlerce tetkik imkanı varken gereken kompleks bilgiyi değil -bunu verecek olan uzmanlıktır- gemide arabada sokakta lazım olan basit bilgiyi pratisyenlik verir.

şimdi konuya dönecek olursak, ne yazık ki okulumdan -pratisyenlikte faydalı pek çok şey öğrendiğim halde- ekg'yi okumayı, kırık grafilerini neden çift yön çekmek gerektiğini, bebeğe hangi lavman uygulayacağımı, "avil+ dekort"u, "dikmus"u, "svt de beloc" u, "tansiyonda kapril" i öğrenemedim. bana öğretilen "ewing de soğan zarı", "adjuvan kt ilaçları", "roux en y anastomozu komplikasyonları" idi. bu bilgiler hiç de pratisyenlik bilgileri değildi.


aslında okulda öğrenmek istediğimiz çok fazla şey yok. direkt grafi, ekg yorumlayabilmek, 20-30 tanı için iki üç kalem ilaç yazabilmek, acillere bilhassa pediatrik acillere yaklaşımı öğrenmek istiyoruz. ve bunlar kesinlikle, ister pratisyen, ister uzman, isterse profesör olsun, her doktorun bilmesi gereken zaruri bilgiler demek.

başlıktaki sözü sarf eden hoca eğer beyin cerrahı ise nörolojik muayeneyi; dahiliye hocası ise tansiyon ve şeker ilaçlarını; kardiyoloji hocası ise ekg yi; radyoloji hocası ise pa ac ve direkt grafiyi; ortopedi hocası ise alçı alımını, sık görülen kırıkları, çocukta torus kırığını öğretiyorsa başımın üstünde yeri var. çantasını taşımaya razıyım.

değilse, odasında türk kahvesi içerken gazete okusun, briç oynasın. derslere girerek büyük lütuf göstermiş oluyorlar, fazlası zatı şahanelerine mukabil bir yük değil.

biz pratisyen yetiştiriyoruz diyen hoca

sadece öğrencilerinin tus başarısıyla övünenlerden, 5. sınıf ve intörnlükte bomboş bırakmasıyla meşhur fakültelerin hocalarından daha iyi olan hocadır. tus doktoru yetiştirmek kolaydır, pratisyen yetiştirmek ise zordur.

tft

tiroid fonksiyon testlerinin kısaltılmış hali.

tft denildiğinde genelde serbest t3, serbest t4 ve tsh akla gelir. rutin kontrolde tsh bakmak yeterli olmakla birlikte, hipertiroidide t3, hipotiroidi de t4 mutlaka istenmeli.

kızım sana söylüyorum gelinim sen anla misali pratikte çok gördüğümüz her gelen hastaya rutin tsh, t3, t4 istemek israftan başka bir şey değil.

makyaj yapmayan kadın

ya doğallığı seviyordur ya da makyaj yapmaya vakti yoktur.
(bkz: no make-up make-up)

makyaj yapmayan kadın

erkekler yapmadı sansa da çaktırmadan yapan kadındır. bb kremi, kaş kalemi, kapatıcısı, dudak nemlendiricisi yanında olandır. arkasında iz bırakmaz, uyanıktır. sevilesidir.

dexterity

baba olmuş sevgili adminimiz. hemi de kankamın dediği gibi kız babası oldu, çok iyi oldu çok da güzel iyi oldu.*

tıbbiyeli itiraf

çok yakında güzel günler diyorlar. ne kadar yakın olduğunu söylemiyorlar.

fatal familial insomnia

prionların neden olduğu hastalıklardan biridir.

berika demir

esra erol'a konuk olmuş tıp fakültesi öğrencisi. buraya kadar sorun değil ki zaten esra erol izlediğim veya izlediğimiz de yok. sorun olan şey bu kişinin doktorluk hakkında ileri geri konuşması. "doktora gidiyoruz yüzümüze bakmıyor, bilgisayarla uğraşıyor." diyerek zaten linç edilmekte olan bir mesleğin iyice itibarsızlaşmasına katkıda bulunuyor.
pardon da sen hangi vasıfla o kanala çıktın abicim ? kimse seni bilim dünyasına yaptığın katkı nedeniyle ünlü yapmadı. o halde anlamadığın konularda konuşma ve meslektaş olacağın kişiler hakkında ileri geri konuşma. bu dediklerimi ancak gerçek bir "doktor" olabildiği gün, poliklinikte yüz civarı hasta bakacağı gün anlayacak.
https://twitter.com/pigmes/status/1054086305234194432

dönem 4

ilkleri yaşatır tıbbiyeliye.

ilk kez anamnez almak,ilk kez hastayla iletişim halinde olmak,ilk kez muayene yapmak,ilk kez "iliklerine kadar artık doktor olduğunu" hissetmek.

ve ilk kez bu işin ciddiyetini kavramak...

Toplam entry sayısı: 1089

aşk biter önemli olan sevgidir

hayatın gerçeği. bilim böyle diyor, baya da iyi açıklıyor bu durumu. kanıtlanan şu ki sevgilinize aşık olduğunuz ilk andan itibaren bazı hormonların, nörotransmitterlerin, sinapsların seviyesi yükselir, çok yükselir. kimisi de azalır. acaba aradı mı? acaba mesaj attı mı? acaba bana doğum günümde hangi hediyeyi alacak? ben ne alsam? acaba evlenme teklifimi nerede alacağım - nerde yapsam? onunla yemeğe giderken ne giysem? yanınızda olmadığı anda; acaba şu an napıyor? bu acabaların (tatlı heyecanların, kelebeklerin) hepsi beyninizin bazı bölgeleri normal çalışmadığından ve çeşitli maddelerin etkisi altında (baskı altında) olmanızdan. aşkın bir nevi, takıntı (hatta kimi bilim insanlarına göre hastalık hali) olduğu da doğru aslında, yaşayanlar da gözlemleyenler de mutlaka bilir bu durumu. zaten okb etiyolojisinde de yer alan dopamin, aşkta da zirvelere çıkmıyor mu? neyse, evet şöyle acı bir gerçek var ki:

aşkın ömrü en fazla bir buçuk yıl.

yani aşkı ayakta tutmak sizin elinizde değil, bu yüzden kimse suçlanmamalı da. ilişkilerde aşkın bitmesi ve yerini olgun bir sevginin, alışkanlığın da alması tamamen normal olan durumlar. (oksitosin ve vazopressinininiz de arttı aşıkken, iyice bağladı zaten sizi birbirinize bu hormonlar.) ki bence zararlı da değil bu aşkın yerini sevgi alması olayı. kişiler anlaşabiliyor, hala ortak şeylere gülebiliyor, dertlerine derman olabiliyorsa ilişki bu şekilde de devam edebilir. tabi ki tek düze bir ilişki olsun demiyorum. gezsinler sürprizler yapsınlar ilişkilerine heyecan katsınlar çiftler. ancak ilk günkü kelebeklerin tamamının gelmesini hiçbir zaman beklemesinler çünkü bu hayal kırıklığı olacak, vücudunuz o aşkı yaşadığınız ilk günlere hiç dönmeyecektir.

adem'in çocukları arasındaki ensest ilişki

her fırsatta islamı karalamaya, kendisinin müslüman olmadığını ispatlamaya çalışan kişi söylemi. tamam anladık müslüman değilsin cool çocuk. biz sizin inancınıza laf etmiyoruz, edenler varsa da gidin onlara söyleyin fikrinizi. inanmıyorsanız saygı duyun.
not: bu konular hakkında tartışmaktan nefret ederim ama dinime saygı göstermeyenler artık gerçekten burama kadar geldi

çukurova üniversitesi tıp fakültesi

bugün bir pediatri asistanının intiharına tanıklık etmiş tıp fakültesi...

asistan doktor ece ceyda güdemek, intiharından önce çalışma koşullarının ağırlığından bahsettiği bir not yazarak hayata veda etti.. nasıl bir mobbing nasıl bir vicdansızlık bu, kişilerin canına mal oluyor. bir değil iki değil ayda en az bir tıbbiyelinin intihar haberini alıyoruz artık. çözüm yolları neyse bulunsun yöneticiler doktorların çalışma saatlerini acilen düzenlesin, gün aşırı nöbet tutan evinin yolunu unutan doktorlar kendileri ne kadar sağlıklı kalabilir ki başkasını iyileştirsin?! yetkililer eğer olayda bir mobbing varsa uygulayan her kimse onu o hastaneden ve hatta tüm hastanelerden acımadan def etmeli. hayatı boyunca kendisini insanların iyi olması için adayan hekimlere yazık değil mi? yeter artık! kaç hekimi daha toprağa vermemiz gerekiyor yetkililerin harekete geçmesi için!

genç doktorumuzun yakınlarına sabır dilerim..çok çok üzgünüm.

hem birine aşık olup hem de ders çalışabilmek

oksitosin , vazopressin , noradrenalin ve dopaminin izin verdiği ölçüde mümkün olan olay. aşık olduktan sonra insanlar hormonların aşık olmayan insanlara göre daha çok baskısı altındadır.
eğer bunları yaşamak istemiyorsanız en baştan aşık olmaktan kaçınmanız gerekli.
(bkz: aşkın nörobiyolojisi)

willis poligonu

prof. dr. doğan taner'in fonksiyonel nöroanatomi kitabının yeni baskısında a.cerebri media 'yı da dahil ettiğini sözlüğümüze gelen bir iletişim mesajı ile öğrendiğimiz anastomozlar bütünü. anatomi dersi alırken hocalarım bu poligonun aslında kitaplarda gösterildiğinden çok daha farklı olabildiğini, varyasyonlarının (damar çapı, asimetrisi vs nedenlerle) çok çeşitli olduğunu söylese de poligon hakkında en çok emin oldukları bilgiyi her sene sormaktan çekinmezlerdi:
a.cerebri media, willis poligonuna katılmaz.

ders kitabı olarak kullanan arkadaşlarıma köklü bir kitabın yeni basımında bu hata (?) nasıl yapılır diye danışınca, kitapta birkaç tane daha hatalı bilgi yakaladıklarını söylediler. tabi, bu yüzden kesin yanlış bir bilgidir diyemiyorum (deme hakkına da sahip değilim) nöroanatomi bilgim bununla sınırlı ancak hoca böyle iddialı bir bilgi vermişse, detaylı açıklamasına da kitapta mutlaka yer vermelidir çünkü bu şekilde onlarca anatomi kaynağını, atlasları yalancı çıkarmış olacak.

tıp fakültesinden mezun kızların evde kalması

erkekler tarafından yazılanları okuyunca iyi ki de evde kalıyormuşuz dediğim başlıktır kendisi. kimse kimsenin yüreğinin güzelliğine bakmaz olmuş, her erkeğin ağzında bir 'bıyıklı kız' lafı. eşim buraya yazan erkekler kadar dış güzelliğe önem verecekse evlenmeyeyim çok daha iyi.

adem'in çocukları arasındaki ensest ilişki

her fırsatta islamı karalamaya, kendisinin müslüman olmadığını ispatlamaya çalışan kişi söylemi. tamam anladık müslüman değilsin cool çocuk. biz sizin inancınıza laf etmiyoruz, edenler varsa da gidin onlara söyleyin fikrinizi. inanmıyorsanız saygı duyun.
not: bu konular hakkında tartışmaktan nefret ederim ama dinime saygı göstermeyenler artık gerçekten burama kadar geldi

yazarları anlatan karikatürler

çukurova üniversitesi tıp fakültesi

bugün bir pediatri asistanının intiharına tanıklık etmiş tıp fakültesi...

asistan doktor ece ceyda güdemek, intiharından önce çalışma koşullarının ağırlığından bahsettiği bir not yazarak hayata veda etti.. nasıl bir mobbing nasıl bir vicdansızlık bu, kişilerin canına mal oluyor. bir değil iki değil ayda en az bir tıbbiyelinin intihar haberini alıyoruz artık. çözüm yolları neyse bulunsun yöneticiler doktorların çalışma saatlerini acilen düzenlesin, gün aşırı nöbet tutan evinin yolunu unutan doktorlar kendileri ne kadar sağlıklı kalabilir ki başkasını iyileştirsin?! yetkililer eğer olayda bir mobbing varsa uygulayan her kimse onu o hastaneden ve hatta tüm hastanelerden acımadan def etmeli. hayatı boyunca kendisini insanların iyi olması için adayan hekimlere yazık değil mi? yeter artık! kaç hekimi daha toprağa vermemiz gerekiyor yetkililerin harekete geçmesi için!

genç doktorumuzun yakınlarına sabır dilerim..çok çok üzgünüm.

bahattin ahmet yalçın

dün gece acilde çocuğunun ateşi düşmedi bahanesiyle bir ...... tarafından (gerçekten boşluğa ne yazsam az kaldı, siz doldurun) kaldırım taşı ile feci şekilde yaralanan doktorumuz. çok öfkeliyim, çok üzgünüm. hayati tehlikesi var. inşallah iyileşir sağlığına bir an önce kavuşur.
iyileştikten sonra nasıl çalışacak peki. bu olanları doktor bey unutabilecek ve çalışmaya sağlıklı bir ruh hali ile devam edebilecek mi? çok üzücü çok. ne zorluklarla okuyor kendimizi feda ediyoruz sonuca bakın.
hekime şiddete ağır bir ceza verilmesi şart şart şart.

adem'in çocukları arasındaki ensest ilişki

her fırsatta islamı karalamaya, kendisinin müslüman olmadığını ispatlamaya çalışan kişi söylemi. tamam anladık müslüman değilsin cool çocuk. biz sizin inancınıza laf etmiyoruz, edenler varsa da gidin onlara söyleyin fikrinizi. inanmıyorsanız saygı duyun.
not: bu konular hakkında tartışmaktan nefret ederim ama dinime saygı göstermeyenler artık gerçekten burama kadar geldi

seri maligncinin tespit edilmesi

daha dün yazmıştım `kindar`ın tanımını. içindeki kini böyle kusuyorsun sen de işte. 10 gönderime art arda malign atman, senin zamanından çalar beni etkilemez..

tanım: boş zamanlarını daha verimli işlerle değerlendirmek yerine malignle harcayan kişinin tespit edilmesi, zaman harcamaya değmeyen eylem.

kim milyoner olmak ister

birkaç gün önce stetoskopla gelen bir hekime sosyal medyada ağza alınmayacak laflar söylenen yarışma. insanların şans getirdiğine inandığı nesneler olabilir, neden bu kadar gündem oldu anlayamıyorum. çok gurur kırıcı laflar edilmiş o doktor için, bir müzisyen çaldığı müzik aletiyle gelseydi böyle denilmeyecekti. ya da bir yazar en sevdiği kitabını getirseydi böyle olmayacaktı. herkesin kararına saygı duymak lazım. evet farklı gelebilir, ancak hele ki bir hekimin meslektaşına `görgüsüz doktor` veya `doktor olduğumu belli etmeye çalışırken ben` şeklinde dalgacı söylemleri hiç hoş değil. ne zaman biz meslektaşlarımıza (birbirimize) `saygı` duyacağız, o zaman hastalarımız da bize saygı duyacak. burada birbirimizle dalga geçip hastalarımızdan saygı beklememiz ne kadar doğru bir mesele gerçekten tartışılır. önce biz bir kenetlensek keşke.

sevgiliyi kendinden soğutmaya çalışmak

korkakların ayrılmaya cesareti olmadığı için başvurduğu yöntem. karşı taraf ayrılsın da -güya- yük kendisinden kalksın diye tüm şaklabanlıkları yapıp ilişkiye son vermek ister bu kişi. karşı tarafın, soğutmaya çalışan kişinin amacını anlaması sonucu ondan hemen ayrılmasıyla veya bir süre bilerek ayrılmayıp süründürmesiyle ilişki sonlanır. tercihim hemen ayrılmasıdır. böyle bir korkakla daha fazla uğraşmaya gerek yok sanırım..

allah nerede sorunsalı

müminler için bir sorunsal olmayan.
bu konuda her yerde birçok kaynak bulabilirsiniz uzun uzun. benim için allah'ın kalbimde, emirlerinin davranışlarımda, sözlerimde olması yeterli..mümin olmayanların -mümin olmaya niyeti olmayanların- da bu meseleyi düşünmesine gerek yok.

dipnot: gerçekten merak ettiğim şey şu, neden islamla ilgili başlıkların %90ı müslüman olmayanlar tarafından açılıyor? bu ne çelişki. insan inanmadığı, reddettiği, uydurma bulduğu bir din ve yaratıcısı için neden bu kadar zaman harcar? bu kadar uğraşır?

içerik kuralları - iletişim