teslamd

Durum: 221 - 2 - 2 - 0 - 01.12.2019 23:21

Puan: 2344 -

4 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

insan, imkansızı başarabilir sözü yetersizdir; insan, imkansızın da ötesine ulaşabilir...
  • /
  • 23

ankara'nın boş bir şehir olması

valla kişi boşsa boş görür bence ankara'yı. yoksa imkanların bolluğu, trafiğin olmaması, nispeten ucuz olması ve en önemlisi insan kalitesi açısından türkiye'deki çoğu şehri sollar. an itibariyle kendi büyüdüğüm şehirde yaşıyorum, büyüdüğüm şehir diyorum artık buraya çünkü memleketim ankara olmuş, o derece seviyorum ankara'yı.

nöbet tutmak

beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın

birisi bırakmadı ama kendim şu an kör kuyularda merdivensizim.

tıbbiyeli itiraf

bugün gerçekten ölmek istedim, yaşadığıma lanet ettiğim günlere devam.

regl ağrısı

insan bu durumdayken değil oturmak, rahat yatamaz bile. çeken bilir diyorum sadece.

psikoloji bozan yeşilçam filmleri

(bkz: oğul)
filmde köyün ağası cüneyt arkın'ın oğlunun üzerine kuduz köpek salıyordu. çocuk kuduz olunca, daha fazla acı çekmesin diye cüneyt arkın kendi oğlunu tüfekle vuruyordu.

cockcraft gault formülü

2019 eylül tus sorusudur, iyi soru yakalamışsınız gençler.

ara ara gelen mutsuzluk hissi

bazı insanlarda olmayan durumdur. mesela ben, ara ara ancak mutlu olabiliyorum.

hatay mutfağı

çukurova yöresinde büyümüş aslen hataylı biri olarak, üzerine mutfak tanımıyorum. içli köfte, etli kömbe, tava, yüksük çorbası, toğga çorbası, biberli ekmek, zeytinli salata, bayram kömbesi, humus, künefe, sarıburma tatlısı ilk aklıma gelen yemekleri. bu yörede büyümenin en olumsuz yanı, damak tadı bu kadar gelişince başka yörelerin yemeklerinin tatsız gelmesi.

adana

memleketime yakın olması hasebiyle, hayatımın ilerleyen zamanlarında yerleşmeyi planladığım şehir.
  • /
  • 23

tıbbiyeli itiraf

umut etmek insanı hayata bağlayan ve tutunmasını sağlayan ana unsurlardan biri. artık umut etmek bana yük geliyor. bu kadar yükü omuzlamak çok zor. çok çok zor.

tıpçı olmayanın bilmediği gerçekler

kazandığımız parayı kuruşuna kadar hak ettiğimizi.

patoloji temel/dahili/cerrahi mi branştır sorusu

psikiyatrik bölümdür. mikroskoptan bakıp "gökteki yıldız manzarası" bilmem "kumsaldaki uçan kuşlar manzarası" gibi (tam böyle olmayabilir ama bunun gibi şeyler vardı) tanımlamalar yapan insanlar net sıkıntılıdır

hemşire hanım diye çağrılan bayan intern

komite cuması

sabahı cefa akşamı sefadır.

türkiye'nin en iyi tıp fakültesi

hacettepe üniversitesi tıp fakültesi

düzenleme:100 tane eksi de verseniz en iyisidir.
düzenleme:ne kadar insanların içinde kaldıysa eksilere bak. aman tanrım.

anlık gelen mutluluk hissi

ilk buluşmaya scrubs ile gitmek

sahip olduğum tek date'in (bkz: randevu) (bkz: buluşma) (bkz: flört) uptodate olduğunu varsayarsak benim için olağan olacak durumdur.

geceye bir mesaj bırak

herkes aynı anda geceyi yaşar ama herkesin karanlığı farklıdır.

doktorun doktordan başka arkadaşının olmaması

olamamasıdır.
senin şimdi bölüm ne yani ne doktoru olucan? sorusunu her yaştan her statüden insandan duyabilirsin. durumunu açıklayıp tus'dan bahsettiğinde sınavın formaliteden yapılan kolay bir sınav olduğunu sınava giren herkesin uzman olduğunu zanneder. sen mezun olup uzman doktor olarak hastanede çalışacak kişisindir. iyi kötü tanışırsın. ne zaman buluşulacak olsa ders çalışman gerekir. onun için sınav iki gün çalışılıp geçilendir. sen abartıyorsundur. "o kadar yüksek not almana gerek yok"tur. "doksan alacağına seksen al"dır. aslında ne kadar çalışırsan çalış yetmediğini, kapağı dahi açılmamış onca textbookun acısının bir yerden çıkacağı endişesiyle ve vicdan azabıyla yaşamanın ne demek olduğunu bilmez. aylarca süren komitelerin sınavından sonra sınıf arkadaşlarınla takılırsın, doktor doktorla takılıyor olur. egoist olursun. bizi beğenmiyorsun olur. sonuç olarak kiminle tanışırsan tanış karşıdaki kişinin doktor olamamış olmasının anlamsız mahçubiyetiyle savaşır durursun. doktor olmanın bir meslek değil bir hayat seçmek olduğunu geç de olsa o zaman anlarsın.
dipnot: bu entry kişisel tecrübelerden yola çıkılarak yazılmış olup genellenemez.

Toplam entry sayısı: 221

derdini kimseyle paylaşmayan insan

benimdir bu. anlatmak isterim ama hep içimden gelen birşeyler engel olur bana. güvenememek mi, çözümün anlatmak olmayışı mı, yoksa zayıf taraflarımı başkalarının bilmesini istememek mi bilemiyorum. ama içimde kopan fırtınaları başkalarına yansıtamamak daha da kötü etkiliyor beni, eminim. bundandır ki dertlerini, aşklarını, hatalarını insanlarla kolaylıkla paylaşanlara hep imrenmişimdir; çünkü dert zehirdir, yavaş yavaş yıkar insanı.

1000kitap

kitapsever arkadaşlarım sayesinde keşfettiğim internet sitesidir. ayrıca kendi profilinizin olmasıyla bir sosyal ağ işlevi de görüyor. kitaplar hakkında yorumlar, alıntılar paylaşma ve daha önce paylaşılanları inceleme imkanı sunuyor. kendinize kitap okuma sayısı hedefleri koyabiliyor, aynı zamanda okumayı düşündüğünüz kitapları kaydedebiliyorsunuz. bu sayede hem okumayı düşündüğünüz kitapları unutmuyor, hem de düzenli kitap okumayı bir sisteme oturtuyorsunuz. beğendiğiniz yazarların en son çıkan kitaplarından haberdar olmanızı da kolaylaştırıyor. kitaplarla ilgili gerçek kitap kurtlarının yorumlarının yer alması sayesinde bir kitabı almadan önce buradaki yorumları okuyarak bir fikir sahibi oluyorum. adeta kitap almadan bu sitedeki yorumlara bakmak rutin halini aldı bende. kısacası bir kitap kurdunun ihtiyaç duyduğu tüm özellikleri bir arada bulunduran mükemmel bir site.

tıp fakültesi hayatının minik özeti

önlük giyme töreni
çıkmış sorular
fosforlu kalem
kahve
uykusuz geceler
bitmeyen notlar
çalışmadım diyen ...lar
travmatik sözlüler
malign hoca
intörnü ezmeye yeminli karaktersiz asistan ve hemşireler
bitmek bilmeyen kanlar
gayta yayması
iki arada bir derede çektirilen mezuniyet fotoğrafları
mezuniyet töreni
istiklal marşı ve kapanış.***

tıbbiyeli itiraf

bazen etrafımdaki insanların dertlerini dinlediğim zaman, keşke benim dertlerim de bunlar gibi olsaydı diyorum. yaklaşık 1 yıldır yaşayan bir ölü gibiyim, şu anda da en içten duygularımla hiç doğmamış olmayı dilerdim. bu şekilde yazdığımda arabeske bağladığımın farkındayım ama benim için gerçek bu. hayatımda birşeyler ciddi anlamda kötü gitmeye başladığı günden itibaren her geçen günüm daha kötü, daha acı verici hale geldi. en kötüsü de bu durumu düzeltebilecek hiçbir çaremin olmaması, hayatım ellerimin arasından kayıp giderken hiçbir şey yapamamak. bu karanlıktan aydınlığa çıkabilecek miyim bilmiyorum ama çıksam bile eski ben olamayacağımı çok iyi biliyorum.

fosforlu kalem

tıp fakültesinin en sevdiğim yanıdır adeta. hatta dönem 3 te her dersi farklı renk fosforlu kalemle çalışırdım. sınavlarda renkleri aklıma getirip cevapları hatırladığım olmuştu :)

6 yılda en irrite olunan cümle

"bunları zaten geçen senelerden hatırlıyorsunuz"

1000kitap

kitapsever arkadaşlarım sayesinde keşfettiğim internet sitesidir. ayrıca kendi profilinizin olmasıyla bir sosyal ağ işlevi de görüyor. kitaplar hakkında yorumlar, alıntılar paylaşma ve daha önce paylaşılanları inceleme imkanı sunuyor. kendinize kitap okuma sayısı hedefleri koyabiliyor, aynı zamanda okumayı düşündüğünüz kitapları kaydedebiliyorsunuz. bu sayede hem okumayı düşündüğünüz kitapları unutmuyor, hem de düzenli kitap okumayı bir sisteme oturtuyorsunuz. beğendiğiniz yazarların en son çıkan kitaplarından haberdar olmanızı da kolaylaştırıyor. kitaplarla ilgili gerçek kitap kurtlarının yorumlarının yer alması sayesinde bir kitabı almadan önce buradaki yorumları okuyarak bir fikir sahibi oluyorum. adeta kitap almadan bu sitedeki yorumlara bakmak rutin halini aldı bende. kısacası bir kitap kurdunun ihtiyaç duyduğu tüm özellikleri bir arada bulunduran mükemmel bir site.

tıp okumanın yaşattığı zorluklar

malign asistan

zamanında kendisi hiç intörn olmamış gibi intörnleri ezmeye çalışan, ezdikçe zevk alan; serviste diğer çalışan meslek gruplarıyla bile daha iyi anlaşıp intörnü adam yerine koymayan, meslektaşı olarak görmeyen; hiçbir şey öğretmediği gibi ikide bir bilemeyeceğiniz soruları sorup sizinle dalga geçen, onurunuzla oynayan; insana adeta nasıl doktor olunmaz, nasıl asistan olunmaz, herşeyden öte nasıl insan olunmazı öğreten canlı türüdür.

gülünecek bir şey varsa söyleyin hepimiz beraber gülelim

en lanet ettiğim hoca sözlerinde ilk 3'e oynayan cümledir. diğerleri için (bkz: bunları geçen seneden hatırlamıyor musunuz?) (bkz: başka?)

yazarların aldığı en düşük not

56, ilk anatomi komitesi sayesinde tabi :)

amelie

müziklerinin güzel olması dışında pek bir özelliği olmayan, büyümüş bir polyannadan farksız filmdir.

tıbbiyede finali en zor olan sene

dinsel inançlıların inançsızları dert etmesi

hiiiç dert etmiyorum, her koyun kendi bacağından asılır. aklımı kendi inancım için yoruyorum sadece. tavsiye de ederim kafalar çok rahat böyle.

hacettepe üniversitesi tıp fakültesi

birkaç yıl önce bu zamanlar kazandığımı öğrendiğim fakültem :) tıp fakültesini kazanmak elbette zordur, öncelikle yeni kazanan meslektaşlarımı tebrik ederim. ancak asıl zorluğun ve fedakarlığın bundan sonra başladığının farkında olarak çıkın bu uzun yola. zordur evet, gerçekten zordur ama öğretir de. hayatı öğretir, tıbbı öğretir, doktorluğu öğretir, yeri geldiğinde daha önce tanımadığınız bir hastanız için ağlamayı, yeri geldiğinde yeni doğmuş bir bebeği annesinden dahi önce görmenin mutluluğuyla insanların hayatına dokunmayı öğretir. aldırmayın arkadaşlar, size verebileceğim en güzel tavsiye bu olacak. aldırmayın; azminizi kırmaya çalışanlara, yapamazsınız, hiçbir şey bilmiyorsunuz, sizden hiçbirşey olmaz diyenlere… öyle bir oluyor ki hem de, türkiyenin en iyi hekimleri bu fakülteden yetişiyor. kesinlikle kendinize güveninize zarar vermeye çalışanlara kim olursa olsun aldırmayın, sadece elinizden geleni yaptığınıza emin olun. çünkü doktorluğu kimse size zorla öğretmez, siz ne kadar öğrenmek isterseniz o kadar öğreneceksiniz :)

içerik kuralları - iletişim