uzunyolunyolcusu

Durum: 845 - 19 - 0 - 0 - 14.04.2019 11:51

Puan: 13993 -

3 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

Rengarenk bir bataklığın içinde batışını izlerken hayatımın, gecenin sessizliğine direniyorum, içimdeki yalnızlığın gürültüsüyle.
  • /
  • 85

tıbbiyelilerin dünya üzerinde silmek istedikleri duygu

kararsızlık. kişilik özelliği sanıyorum duygudan çok ama nefret edilesi bir olay her neyse.

ilaç yan etkileri

(bkz:ace inhibitörleri) öksürük
 spoiler!
çoğu zaman tolere edemeyen hastalara anjiyotensin reseptör blokerleri verilir.

paroksismal noktürnal hemoglobinüri

paroksismal: ani ve geçici krizlerle gelen
nokturnal: nokturi gece idrar yapma ihtiyacı ile bir veya daha fazla uyanma
hemoglobinüri: idrarda hemoglobin görülmesi.

marka takıntısı

ruhtaki boşlukları yamama yöntemi. tüketim takıntısı, marka takıntısı bunlar hep benzer şeyler. kendini yetersizlikler içinde bulan kişinin kendini önemli ve üst sınıf insan olduğuna inandırma çabaları sonucunda edindiği takıntı. ama o lüks markayı giyince sosyal statü olarak insan bir üst seviyeye yukseliverir, bir anda önemli bir kişi olup çıkar. tıpkı onu giyen diğer önemli kişiler gibi. tabi tahmin edersiniz ki bunlar geçici çözümler. asıl sorunu cozmedikten sonra çöpleri halının altına süpürmeye benzer.

keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım

didem madakın (bkz:bıktığım şeyler ve yeşil fanila) şiirindeki en güzel dizelerden biri. bir de doğum günü şerefine açmak istediğim başlık.
ıyi ki doğdun çiçekli şiirlerin kadını didem madak.
"...sonra gittin.
çocuk oldum bir daha, ağladım.
kaç şiir, kaç kere sular altında kaldı.
kitaplar, aşk, her şey.
her şeyi son bir kere daha kurtaramazdım.
keşke nane şeker gibi mentollü bir buluttan doğaydım
sonra gittin.
beyaz bir küf büyüdü evde, tersten yağan kar gibi.
keşke dünya toz şekeri ile kaplı olsaydı.
çocuk oldum sonra ağladım, yağmur bile beni ayıpladı.
söz dedim, söz verdim.
ruhumu gömdüğüm yer hala belli.
güneşi özledim, sonra seni
keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım..."

(spoiler:gözlerin bir yeşil fanilaydı
balkonda uçuşan sicim yağmur taklidi
bıkmıştım zor geçen kışlarımı anlatmaktan
bardağa birkaç çiçek ıslamaktan.
parmağımın ucunda kırmızı kenarlı bir bulut
onu uzatırdım sana, yalnızlık gibi iri bir damla
parmağıma düşen bir damla kandı aşk.
seni sevince pazara çıktım sevinçten
enginar aldım ''süper enginarlar'' diye bağıran adamdan
oturup ağladım sonra, şaşırdın.
bu ''süper'' oluşta canımı acıtan bir şeyler vardı.
canımın acısıydın.
ben bir tek o canı unutmamak için her şeyi hatırlamıştım.
sevişmiştik.
evde binlerce tespih böceğinin ayak izleri
sevişmiştik.
biri başımdan aşağı pırıltılarla dolu bir sözlüğü
boşaltmış gibi
seni sevince kıpırdayan her şiiri
kahverengi bir çaydanlıkta saklıyorum.
sonra gittin.
birlikte kışlıkları naftalinleyecektik.
söz vermiştim unutmayacaktım gözlerini
bir yeşil fanila gibi ipte, alıp ütüleyecektim.
herkese iyi akşamlar demeyi öğretecektim gözlerine.
sonra gittin.
çocuk oldum bir daha, ağladım.
kaç şiir, kaç kere sular altında kaldı.
kitaplar, aşk, her şey.
her şeyi son bir kere daha kurtaramazdım.
keşke nane şeker gibi mentollü bir buluttan doğaydım
sonra gittin.
beyaz bir küf büyüdü evde, tersten yağan kar gibi.
keşke dünya toz şekeri ile kaplı olsaydı.
çocuk oldum sonra ağladım, yağmur bile beni ayıpladı.
söz dedim, söz verdim.
ruhumu gömdüğüm yer hala belli.
güneşi özledim, sonra seni
keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım.
sonra gittin
gözlerin bir yeşil fanila unutulmuş
balkonda
sicim yağmur taklidiydi
artık iyice inceldi)

fakültecilik

katildigim bir öğrenci kongresinde gözüme çarpmış ve beni irrite etmiş durum. abartıldigini düşünüyorum bazı kişilerce. şehir dışından ve şehirdeki diğer bir sürü katılımcının içinde saatlerce okullarının tarihinden kurucularından, ne kadar köklü bir okul olduklarından bahsettiler. tamam reklamını yapıp geçersin ama saatlerce birden fazla oturumda bunu konuşmak da ne bileyim... biraz şov bence.

şeytan

serdar ortaç abimizin aşıri felsefik sözler içeren şarkısı.
(bkz:hayat beni neden yoruyorsun?)
kafayı yemek üzere olduğum şu günlerden gelin hep beraber dinleyelim.

ingilizce bilmeyen doktor

büyük ihtimalle ingilizce bilmediği için üzülen doktordur. veya ileriki dönemlerde üzülecektir.
 spoiler!

ace inhibitörleri

 spoiler!

aldosteron azalmasina bağlı olarak hiperpotasemi, hiponatremi gibi yan etkileri olan ilaç. efferent arterde acenin vazokonstrüksiyon etkisini inhibe ederek glomerüler filtrasyon hızını azaltırlar.

kafein bağımlılığı

sürüklenmekte olduğum ve korktuğum bağımlılık çeşidi. ders çalışmam gerekmediği günlerde hiç kahve içmeyen ben, sınava çalışırken(3-4 haftadır) evdeki en büyük boy kupalarla günde 4 bardak kahve içiyorum. ve yetmiyor, mesela şu an tekrar derse baslayabilmem için tekrar kahve içmem gerekiyor. birkaç gündür aynı etkiyi sağlayabilmek için dozları arttirdigimi fark ettim.* hayır bir de filtre kahve pahalı yine cebimdeki parayı kahveye yatıracağım gibi duruyor* ne diyebilirim ki, dahiliye bu kadar rezillik cektiriyorsun umarım geçerim seni.
aminaminamin.

şimdi kenara çekilip sözü tusiyerlere bırakıyorum*
  • /
  • 85

en çok beğendiğiniz kitap kesiti

"...
hiçbir şeyi unutmadı ve her olaydan, hayatının sonuna kadar rahatsız oldu. mümkün olsaydı biletçinin kızıyla ve yolda gözünün ucuyla gördüğü her kızla evlenirdi. biletçiyle ve herkesle dost olurdu. sözün gelişi değil, gerçekten yapardı bunu. bunu yapamayacağını anlayınca, selim olarak yaşamanın imkansızlığını görünce, hayatın hızlı akışı içinde, küçük anları sonuna kadar yaşayamayacağını sezince, önce büyük bir ümitsizlik ve korkuya kapıldı; bütün gücüyle varlığını korumaya çalıştı. sonra da... bilmiyorum olric, sonra ne oldu. okumalıyım, öğrenmeliyim. belki de işin sonunu hiçbir zaman bilemeyeceğim. 
..."

(bkz:tutunamayanlar)

sözlükte oylama yapmak

özellikle yeni kurulmuş bir sözlükte yazarların birbirlerini oylaması yazılı olmayıp toplumu düzenleyen kurallar gibi son derece hayati bir eylemdir.

sabah beridir gördüğüm kim varsa beğensem de beğenmesem de oyluyorum. deli mi öptü peki beni? hayır tabiki.
siz bilmezsiniz ben buraya öteki dünyadan gelmiş gibiyim. bir iki insan gördüm mü el sallayasım geliyor asdf.

ah'lar ağacı

kırılgan, hassas kalplerin kendini bulduğu, rasyonel tiplerin ise "buna da şiir mi deniyor"vari cümleler sarf ettiği, canım didem madak şiiridir. ben anladım ya, o da yeter.

"arttım, fazlalaştım,
eksikli yaşamaktan."

birkaç maddede tümörlü türk veya anadolu ateizmi

birkaç madde de ben ekleyeyim.

- dinin afyon olduğunu her fırsatta dile getir. ama din diye sadece siyasî politikalara alet edilmiş, sabit tutulan yaygın ve kendilerine semâvî diyen dinlerden başkasını görme.
- dinler tarihinden, dinin sosyolojik ve psikolojik işlevlerinden bîhaber ol.
- en büyük atatürkçü olduğunu her sabah aynada kendine tekrarla
- herhangi bir bilimsel gelişmenin paylaşıldığı mecralarda, mesele ile ilgili hiçbir şey yazma, aksine "millet neler yapıyor biz da sakızla orucu tartışalım" vesâire yaz.
- günde beş vakit celal şengör'ün videolarını seyret.
- profil resmin carl sagan, albert einstein, friedrich nietzsche, mustafa kemal atatürk vs. olsun ve biyografine "tanrı öldü" yaz. (ne demekse?)
- anti-rte.
- fatih maçoğlu paylaşımları.
- 19. yüzyıl materyalizminde takılı kal.

ağlamayla alakalı entry yazarken gözün dolması

düşün ki o bunu okuyor

bugün bana neden baktın.görmeyeli gözlüğü atmış saçının rengini değiştirmişsin.ben başta tanıyamadım ama gözüm bi yerden ısırıyor diye baktım tanıyabilmek için.ama sen niye bana bakıyorsun.ne olsun istiyorsun sanaa karşı güçsüzüm savunmasızım bunu biliyorsun.lütfen bana karşı kendini kullanma ben kendimi senden koruyamıyorum ama sen bana allerjesin.bana iyi gelmiyorsun lütfen yapma yalvarırım...

edit:arkadaşım herhangi bir fikir belirtmedim sadece duygumu yazdım içimi döktüm. neden eksi yani acımımı begenmedin yeterince çarpıcı değil miyim tv8 için yeterli değilmiyim. neden ya neden eksi. yani özür dilerim yıkık birisi olduğum için keşke size artı verdirebilecek acılarım olsaydı

karaçalı

ace inhibitörleri

en sık görülen yan etkilerinden birisi kuru öksürüktür. patofizyolojisinde bir üst entryde bahsedildiği üzere anjiotensin ı'in bradikinine dönüşmesidir.ayrıca en önemli özelliklerinden birisi anti-proteinürik etkilerinden dolayı diyabetik nefropatili hastalarda tercih edilmeleridir.

ace inhibitörleri

sonu -pril köküyle biten antihipertansif ilaç grubu: ramipril, lizinopril, enalapril, kaptopril gibi

etki mekanizması renin-anjiotensinojen-aldosteron sistemini anjiotensin ı --> anjiotensin ıı dönüşümünü sağlayan anjiotensin converting enzyme'i inhibe etmektir.

dikkatli olunması gereken nokta anjiotensin ıı olamayan anjiotensin ı başka yollardan bronkokonstrüksiyona neden olan bradikinine dönüşmektedir. bu nedenle bu ilaçlar astımlı hastada pek tercih edilmemektedir. onun yerine amcaoğlu anjiotensin ıı reseptör inhibitörleri tercih edilmektedir. gebelerde oligohidroamniosa yol açtığından kontrendikedir. bilateral renal arter stenozunda da kontrendikedir.
dipnot: kaptoprilin nefrotoksik olduğunu da eklemek gerekiyor.

özellikle mı hastalarında, ramipril damar koruyucu etkisinden dolayı tercih edilmektedir.

entry nick uyumu

Toplam entry sayısı: 845

aşk

evet şimdik size bir aşk hikayesi. kız ve oğlan aşık olurlar lisede, sonra evlenmeye karar verirler. kız oğlanı bekler, askerliğini bekler, ailesinin durumu da pek iyi değildır bir sürü acı çeker. ama en sonunda evlenirler, hep mutlu olacaklarını düşünürler. kadın ev hanımıdır, adam zamanla iyi bir iş kurar ve zengin olur bu sırada boy boy çocukları olur ta ki birkaç ay önceye kadar. bir yıldır kadın bir şeylerden şüphelenmektedir, ama ilk ve son aşkı olan bu adamın "tam 3 yıldır" kendisini aldattığını öğrenir. üstelik yaklaşık 3 yaşlarında da çocuğu vardır. kadın boşanmayı düşünür, özellikle kızı için vazgeçer. nörolojik ve psikiyatrik hastalıklar geçirir bu sırada. (bugün kendisi bizzat kocasıyla evimize geldi, süslenmiş, makyaj yapmış ve tarzını değiştirmiş spora başlamış, saçlarını boyatmış. bize hastanede yattığı günleri anlattı sonra, bir de sınava hazırlanan kızı için ne kadar üzüldüğünü. bunları duymak ve görmek inanın çok acı vericiydi) ne boka yaradı şimdi bu aşk? etrafımda kaçarak evlenen, birbirlerinin çocukluk aşkları olan insanları görüyorum mutsuzlar. hatta aşık olup kaçanlar ve eşinden şiddet gören insanlar tanıyorum. bu aşk kör edici bir şey. yaşımız itibariyle deneyimledik tabi, karşılıklı veya karşılıksız. ne bileyim hormonlar sayesinde kalbin çarpıyor, elin ayağın titriyor, midende kelebekler uçuşuyor falan güzel hoş da ya bunların hayal kırıklıklarına dair hiçbir güvencesi yok.
öte yandan bu türkülerı düşünüyorum,
"evvelim sen oldun, ahirim sensin."
ne bileyim o satırlar öyle herhangi bir ruh haliyle yazılamaz. aşk yok diyemeyeceğim kadar gerçek bir ruh hali. her şey iyi güzel de işte uzunluğunun garantisi yok. burada devreye sevgi giriyor artık, sadakat giriyor, saygı giriyor.demem o ki
saygı, sadakat ve sevgi bunlar aşktan çok daha büyük şeyler. bunlar yoksa aşk yalnızca gelip geçici bir hormonlar kıpırtısı. bu kadar net.

yuvarlanıp gitmek

ortalama bir tip olup ben farklıyım diye düşünmek

ortalama tip kimdir diye düşündüm ve aklıma ilk olarak kürk mantolu madonnadaki raif efendi geldi. ne kadar da ortalama bir tip değil mi dışarıdan bakınca. peki iç dünyasını okuyunca, nedenini okuyunca da aynı şeyi mi düşündük? peki herkesin tüm yaşadıklarını biliyor muyuz ki insanları bu sınıflamaya koyuyoruz. demem o ki herkesin içinde fırtınaları var, ya kimse ortalama değil ya da herkes ortalama. başka yol düşünemiyorum.

yazar nick'inden uzmanlık tahmini

estrus-kadın doğum
lupus-dahiliye
sterilenjektor-anestezi uzmanı
hengâme-nöroloji
casper- psikiyatri
gabapentin-nöroloji
rigormortis-adli tıp
artize-plastik cerrahi
habbarul-pediatri
skyman-uzay ve havacılık hekimliği
hayatperest-kalp damar cerrahisi

türbanından saç fışkırtan kızlar

hepimiz gibi öncelikle insandır. kimi zaman nefsani arzularına yenilir. mesela ben de yeterince yeniliyorum nefsani arzularıma ve kafamı kapatmıyorum, tesettüre girmiyorum. başka bir müslüman faizle ev-araba kredisi çekiyor, başka birisi gıybet ediyor, çoğumuz namazları kaçırıyor, kılmıyoruz.
şunu söylemek istiyorum, allah'ın koyduğu bazı kurallar allah ve kul arasındadır, bazıları ise toplumu düzeltmeye yöneliktir. ben tesettürü allah ile kul arasındaki kurallardan biri olarak görüyorum. ancak burada önemli yerlerden biri de şu bence, islamdaki örtünme adabı bellidir, baş örtüsü zaten farzdır. öncelikle bunu bilmek ve günah işlediğini farkında olmak gerekir. islamda böyle bir şey yok diyerek kendini temize çıkartmaya çalışmak hatadır, yanlışa yanlış elbette denmelidir. müslüman insanlar ellerinden geldiğince, nefsani duygularını dizginleyebildiği ölçüde bu kurallara uymaya çalışır. ben başı açık bir kadın olarak kapalı bir kadını kafasının önündeki saçları örtmediği, tayt giydiği için kınayamam. kimse mükemmel bir müslüman olmadığı için de bu kimseye düşmez, kaldı ki mükemmel olsalar dahi düşmez çünkü ''benim dinim bana, senin dinin sanadır.'' gerçekten kolay bir olay değil tam anlamıyla kapanmak. olayın islam'a göre yanlış olduğu zaten apaçık ortadadır, bu durumda bana ve diğer herkese düşen kendine bakmaktır.
bu durumu yargılamıyorum dediğim gibi ama sebeplerini düşünecek olursam bazı insanların din değil de, kültür sebebiyle kapandığı da olabilecek nedenler arasında. mesela bir arkadaşım memleketinde kadınların çoğunun tesettürlü olduğunu söylemişti, böyle bir ortamda yetişmiş ve saçları kapatmayı bir gelenek olarak algılamış kişilerin de olabileceğini düşünüyorum kendimce. veya dediğim gibi moda olduğunu, arkadaşlarında olduğunu görüp bunlara özenip yapmak isteyenler olabilir. ne olursa olsun kendi açımdan bakarsam, benden bir adım önde insanlardır. allah beni, onları ve isteyen herkesi doğru yola iletir umarım, temennilerim bu yöndedir. sürçi lisan ettiysem affola, saygılar sevgiler efendim.

seni seviyorum demenin farklı yolları

kuran kursuna giden küçük kardeşim geçen gün kurana geçmiş, annem de biraz rahatsızdı. o gün annemin yanına gelip başında kuran okumaya çalışmış. yani heceleye heceleye birkaç satır okumuştur ama annem çok mutlu olmuştu.

alınan en güzel iltifat

küçük kardeşime beni ne kadar seviyorsun dedim 200 lira kadar dedi. gayet iyi bence *swh

aşk

evet şimdik size bir aşk hikayesi. kız ve oğlan aşık olurlar lisede, sonra evlenmeye karar verirler. kız oğlanı bekler, askerliğini bekler, ailesinin durumu da pek iyi değildır bir sürü acı çeker. ama en sonunda evlenirler, hep mutlu olacaklarını düşünürler. kadın ev hanımıdır, adam zamanla iyi bir iş kurar ve zengin olur bu sırada boy boy çocukları olur ta ki birkaç ay önceye kadar. bir yıldır kadın bir şeylerden şüphelenmektedir, ama ilk ve son aşkı olan bu adamın "tam 3 yıldır" kendisini aldattığını öğrenir. üstelik yaklaşık 3 yaşlarında da çocuğu vardır. kadın boşanmayı düşünür, özellikle kızı için vazgeçer. nörolojik ve psikiyatrik hastalıklar geçirir bu sırada. (bugün kendisi bizzat kocasıyla evimize geldi, süslenmiş, makyaj yapmış ve tarzını değiştirmiş spora başlamış, saçlarını boyatmış. bize hastanede yattığı günleri anlattı sonra, bir de sınava hazırlanan kızı için ne kadar üzüldüğünü. bunları duymak ve görmek inanın çok acı vericiydi) ne boka yaradı şimdi bu aşk? etrafımda kaçarak evlenen, birbirlerinin çocukluk aşkları olan insanları görüyorum mutsuzlar. hatta aşık olup kaçanlar ve eşinden şiddet gören insanlar tanıyorum. bu aşk kör edici bir şey. yaşımız itibariyle deneyimledik tabi, karşılıklı veya karşılıksız. ne bileyim hormonlar sayesinde kalbin çarpıyor, elin ayağın titriyor, midende kelebekler uçuşuyor falan güzel hoş da ya bunların hayal kırıklıklarına dair hiçbir güvencesi yok.
öte yandan bu türkülerı düşünüyorum,
"evvelim sen oldun, ahirim sensin."
ne bileyim o satırlar öyle herhangi bir ruh haliyle yazılamaz. aşk yok diyemeyeceğim kadar gerçek bir ruh hali. her şey iyi güzel de işte uzunluğunun garantisi yok. burada devreye sevgi giriyor artık, sadakat giriyor, saygı giriyor.demem o ki
saygı, sadakat ve sevgi bunlar aşktan çok daha büyük şeyler. bunlar yoksa aşk yalnızca gelip geçici bir hormonlar kıpırtısı. bu kadar net.

çocuklarla diyaloglar

kardeşim ve arkadaşı kavga etmişler bir gün, arkadaşı bana ispiyonlamaya geldi.

-uzunyolunyolcusu abla, ali bana vurdu.

+nerene vurdu?

-yumurtalıklarıma vurdu

+nerene?!

-yumurtalıklarıma

+ hmmm?!! bir daha yapma lütfen ali.

(canım sen erkeksin, yumurtalığın da yok aslında diyemedim be sözlük. ama gülmemi tuttum bu da önemli tabi )

tıbbiyeli sözlük ile ilgili istekler

daha önce başlık ararken örneğin bir kelime yazdığımızda onunla ilgili başlıkları görebiliyorduk. ancak şu an bir başlık arıyorum, o başlığı tam olarak hatırlamıyorsam onunla ilgili önceden açılmış başlığı bulamıyorum. bunu bir yerlere yazmak niyetindeydim bir süredir iyi oldu bu başlık.
bir de önceden gördüğümüz giriyi benignledegimiz/malignledigimizı anlasak (sözlüğün yenilenmeden önceki halinde olduğu gibi) süper olacak

necdetersoz

fikirlerine katılmasam da özellikle bilimsel içerikli yazılarıyla sözlüğe önemli katkılarda bulunduğunu düşündüğüm yazar.

instagram

her açtığımda niye kapatamamışım ben hala bu hesabı ya diye düşündüğüm sosyal mecra. gerçekten gereksiz bir yerdir durduk yere insanlardan soğuyabilirsiniz. ama birini düzenli olarak stalklıyorsanız işinize yarar. ha bir de çekilişçi tayfa var. şimdiye kadar bir şey kazananı duymadım ama umut fakirin ekmeği işte
*

tatlı seferleri

eyy süngeroğulları! kazanmayı sizden öğrenecek değiliz! siz kimsiniz ya? *
bütün dünya bizi kıskanıyorken boyle yenildigimiz gibi asılsız iddialara kanmayın sayin sozluk ahalisi.

tayt giyen kızın asıl amacı

yaran whatsapp durum güncellemeleri

komite çıkışında bir whatsapp durumu
"bir dahakine günü gününe"
-tabi canım kesinlikle-

içerik kuralları - iletişim