uzunyolunyolcusu

Durum: 965 - 32 - 9 - 0 - 16.09.2019 23:49

Puan: 16948 -

4 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

Rengarenk bir bataklığın içinde...
  • /
  • 97

neslican tay

bazı olaylara farklı açılardan bakmama sebep olan, fikirlerimi değiştiren ve kendini çok güzel ifade eden insan. umarım o ve tüm kanser hastaları sağlığına kavuşur ve hayallerini dolu dolu yaşar. bana kendisiyle aynı tanıyı alan bir arkadaşımı hatırlatıyor. hayat gerçekten çok garip.

trafik fobileri

özel olarak trafikte korku duyulan durumlar. yaşanmış olaylardan köken alır.
bir gün geç kalmışım okula arabayla gidiyorum, kırmızı ışıkta insanlar gayet normal bir biçimde durdu. sonra ben de durdum. ardından arkadan bir ses geldi. dedim, gitti araba. indim aşağı çarpan adam da indi. baktım benim arabada bir şey yok, adam da baktı kendi arabasına bir şey yok. sonra herkes bindi arabasına hiç konuşmadan bir sey olmamış gibi yeşil ışıkta devam ettik* baska bir gün deli gibi yoğun bir trafikte eve gidiyorum, aşırı bir trafik. yavaş yavaş herkes yokuş aşağı ilerliyor. sonra yine bir ses durdum. bu kez daha büyüktü ses, zaten kucuk araba dedim bu kez kesin gitti * sonra indik baktık bir şey olmamış yine iki tarafa da.(maşallah maşallah swh) artık üçüncüden korkuyorum, üçüncüde gelip yine biri çarpacak arkadan bu kez o kadar kolay kurtulamayacagim gibi geliyor. cok yaklasan arabalardan korkar oldum, araç takip mesafesi diye bir şey var yahu. deyip birine arkadan çarpma ihtimalim de var tabi cok guvenemiyorum kendime *
bir de motosikletlerden çok korkarım çünkü çok tehlikedeler bir kaza anında. motosiklet kazasi sonrasinda aylardir yogun bakimda tedavi goren yakınlarım var ve asla eski hayatlarina donemeyecekler. umarım böyle şeyler hiç kimsenin başına gelmez.

spotify

türk sanat müziği konusunda sınıfta bıraktığım platform. klasiklerin dışında güzel sanat müziği seçkilerinden oluşmuş çalma listesi çok az. ancak onun dışında pek çok tarza hitap eden, özellikle yeni sanatçılar ve farkli türlerde müzik keşfetmek için kullandığım şahane uygulama.
"premiumda müzik kulağa daha hoş gelir"
evet premiumum yok *

bayburt

dalga geçtiğim için bir ara sınanacağımı düşündüğüm şehir. napayım ama dalga geçilmeyecek gibi değil
(bkz:baybırt)

utanç verici anıların zaman zaman zihinde canlanması

fotoğraflara baktıkça hatirlanan aynı zamanda gülünen anilardir.
bundan birkaç yıl önce fakültede kongre düzenlemiştik. farklı şehirlerden farklı hocalarimizi misafir ettiğimiz baya guzel bir etkinlik olmuştu. neyse efendim bu kongrede çok çok saygı duyduğum kendisini dinlerken bile heyecan duyduğum, bir hocamızın oturumunda başkanlık yapacaktim. kıyafetlerimi özenle seçtim, sabah oldu tabi biraz makyaj da yapmak gerektigini fark ettik annem ve kız kardeşimle * sonra efendim kız kardeşim oturttu beni bir koltuğa kapat gözlerini dedi baya bir zaman geçti sonra dedi ki makyajının üstüne sac spreyi de sıkayım mı * dedim noluyor bir gariplik var * abartma dedim ve ardından yaptığı makyaja çok da bakmadan çıktım evden. sonra vardım alana, arkadaşlarım baya şaşırdılar normalde o zamana kadar beni hiç oyle görmedikleri için. bir baska arkadaşım arkamdan seslendi naber diye, iyi senden dedim yüzümü döndüm, çocuk şaşırdı tanıyamadı * böyle birkaç vaka daha yaşadım sonra arada dedik bir ara fotoğraf çekinelim anı olsun. işte o an fark ettim yüzümde maske niteliğinde boya badana yapılmış halde, aşırı bronzlaşmış aynı zamanda highliterdan parıl parıl parlayan birini gördüm. aman tanrım o bendim * saç spreyi deyince anlamalıydım halbuki * her neyse o gün makyaj yapmayı muhakkak öğrenmem gerektiğine karar verdim* o günün fotoğraflarına bakınca hem gülüyorum hem de ah benim çok sevgili kız kardeşim allah senin cezanı vermesin diyorum. neyse allahtan öğrendim de o kadar abartmasina izin vermiyorum artık. garip renklerdeki rujlari denemek bile o günkü gelin makyajından daha normal duruyor. nalet olsun şu topuklularla yürümeyi de bir türlü öğrenemedim zaten.(*swh) o ama cidden zor. *

ilk trafik kazası

aklıma geldikçe eridiğim olaylardan biri. hiç kimseye hiçbir şey olmadı ama olabilirdi. hastaydım o dönem, kafam yerinde cok fazla değildi. uzun süren halsizliğim vardı ama geçmeye başlamıştı. küçük kardeşimin ödevi varmış, toparlanmaya ve bir şeyler yemeye başlamamın mutluluğuyla dedim ki gel seni migrosa götüreyim çim adam mı alacaktık öyle bir şeydi. * yakındı da zaten market. evin hemen önünde dörtlü bir yol var, soldan gelen arabayı görmemişim ki böyle bir dikkatsizlik olamaz. ben diğer tarafa dönecekken bir anda tekerlek kayması sesi geldi, resmen adam kaza yapmamak için direksiyonu kırdı, sonra allahtan toparladı biraz ilerde durdu. ama orada fena bir kaza yaşanabilirdi. adam indi arabadan bir sövüyor bir şeyler söylüyor bağırıyor. benim bacaklarim titriyor arabanin az önce kaza yapmak uzere olduğunu görmüşüm. ön koltukta küçük kardeşim oturuyor, öyle kötü oldum ki. ne dediğini tam anlamadım adamın, o sırada kaza yapacak olmanin paniğiyle bacaklarım titremeye başlamıştı * sanıyorum ben hayatımda hiç bu kadar küfür yemedim sayın sözlük ahalisi * pencereyi açtım haklısınız, özür dilerim diyorum adam hala bağırıyor. haklı da. en son oralarda birkaç esnaf adamı sakinleştirdiler ben de çektim kenara biraz bacaklarımın titremesini azaltmaya çalıştım. * kardeşim adama söyleniyor niye bağırdı o adam diye, bilmiyorum diyorum. biraz sakinleşip en sonunda vardık markete aldık çim adamı, daha sakin bir yoldan döndük. sonra olayları babam görmüş, allahtan kimseye bir şey söylemedi olay anneme ulaşmadan kapanmış oldu.* ama o olaydan sonra aylarca araba kullanamadim, korktum. bundan 4 yıl kadar önceydi tabi. hastalık, uykusuzluk, herhangi bir neden dolayısıyla dalgınlik bunlardan herhangi biri varken asla araba kullanmamayi o gün öğrendim.

benim adım hıdır elimden gelen budur

annemin kullanmayı sevdiği atasözü. bense bu sözü hiç sevemedim. ciddi meselelere bazen şaka yollu katıldığı olurdu bu sözün, bu beni daima sinirlendirmiştir. adınız hıdır değilse daha iyisini yapabilirsiniz. hıdırsa bilemiyorum tabi *

favori için teşekkür etmek

nistagmus

(bkz:vertigo)nun subjektif olarak gözlenen etkisi.

tussensei

burada bahsedildiğini görünce girip birkaç videolarını izlemiştim, sonra baya bir videolarını izledim eğlenceliler ve izleyince "tus diye bir şey varmış ama dedikleri kadar büyük bir canavar değilmiş, çalışmak lazımmış, şöyle de birkaç tatktik varmış" ana fikrini veriyorlar. tabi kek tarifi videolari falan da var, onları saymıyorum. *onun dışında bölümlerinden birinde bizim sözlükten bahsettiler, birisi demiş ki oturuşları bile seyreden kişiye saygılarının olmadığını gösteriyor. girilerde hiç öyle bir şey yok, önceden vardı da silinmiş olabilir mi bilmiyorum ama sizleri seviyoruz abiler girmeyin böyle kendi kendinize triplere*
tanım:kaanullah ve onur sensei hayratı youtube kanalı.
  • /
  • 97

fasulye

tazesi, kurusu olan sofralarımızdan eksik olmayan bitki.
yaşça küçük ya da çelimsiz çocuklar için mahalle oyunları kurallarının esnetildiğini belirten hitap. "sen fasulyedensin"

benim için ayrıca travmatik oluşu komik bile olamayacak derecede saçma bitkidir. artık kendisi benim için kimlik endişemin temsilidir.
seneler önce, depresyon kaynaklı aşırı yememin sonucu olarak kilomun ucunu kaçırdığım, sosyal çekinmelerimin had safhada olduğu dönemlerde içten içe beğendiğim biri buluşup görüşmek için baya ısrarcı olmuştu. malesef bugünlerde bile hala yaşadığım "beğendiğim, hoşlandığım veya bir ilişki içine girebilme ihtimalim olan insanlardan kesinkes uzak durmam, sohbet bile edememem, görüşme fikriyle bile anksiyetenin içimi kemirdiği huyum" cereyan etmişti. istesem de görüşmek istemediğimi söylemiştim. o da bana en sonunda "iyi, annenle evde fasulye ayıkla sen o zaman" demişti.
benim bambaşka endişelerim varken bu hitabı hiç sevmesem de "kezban kimliği" yakıştırmasına maruz kalmıştım. sonra kezban değilim ben tımım mı tripleriyle kendimi ispat çabalarına giriştim. bu hareketimi hatırladıkça hala sinirleniyorum kendime. özgür bir ruhum olduğunu herkesin bilmesi benim için çok çok önemliydi ama özgür ruhumu o şişko bedende tutsak ettiğimi, kendi kendime zorbalık ettiğimi, sürekli özgüvenimi kırdığımı ya da başkalarının beni kırmasına müsade ettiğimi kimsenin bilmesini istemedim.
vücudum ve içimdeki kadın savaşırken, dış görüntüm dünyamdaki en büyük derdim olmuşken, "nasıl görünüyorum" derdime "nasıl biri olarak görünüyorum" derdi eklendi.
sanırım o dönemlerden beri içimde kim olduğumu bilen hiçkimse yok, kimse de olamaz düşüncesi içindeyim. şişkoluğum bi yana, kendimi olduğum gibi yansıtamamaktan dolayı da sürekli kendime kızar haldeyim. bir fasulyeden neler çıkıyor işte...

ölmeden önce yapılması gerekenler

yaşamak. farkına varmak. yaşadığının farkına varmak. okumak. etrafımızdaki şeylerin yaşadıklarını okumak. bilincine varmak. sorumluluk bilincine varmak. bir çiçeği yetiştirmek. bir meyvenin olmadan koparılmasını önlemek. bir taş atmak karanlığa. dünyaya uzaktan bakmak. bütün karmaşadan, temaşadan, acıdan, sevinçten, kıpırdayan şeylerden onları görmeyecek kadar yükseğe çıkıp bakmak dünyaya. bu güzel mavi küreye tepelerinden hafif basık olduğuna takılmadan bakmak. bir derin nefes almak. bütün bu hengamenin geçici olduğunu anlamak. koskoca kâinatta, ufacık bir gezegenin içindeki ufacık insanların ufacık dalgalanmalarının geçici olduğunu anlamak.

gece yolculuğu

bir zaman girdabı gibidir. karanlığın içerisinde bir yerlere doğru giden bir aracın içinde kendine yetecek kadar bir yalnızlığın ve eskilerle şimdilerini sorgulamaya yetecek kadar da vaktin olacaktır.

belki de hayatında sadece bir defa göreceğin insanlarla uzun bir yola çıkacaksındır, yol bittiğinde sanki hiç aynı yerden gelmemiş gibi herkes kendi yoluna gidecektir. oysa kimse düşünmez, çünkü amaç oraya varmaktır sadece. yolcular birer birer koltuklarını bulup hazırlanmaya başlamışlardır. pencereden dışarı bakınca yolculardan daha kalabalıkça yola uğurlayanlar, ne için orada oturduğunu çok kestiremediğin gömleğinin birkaç düğmesini salıvermiş bir adam, otobüse birer ikişer binenler ve hepsinin yüzlerinde yarım bir yabancılık.

bazen de bir yere varmak için değil de adeta bir amaç olarak yapılması mümkün olan seyahattir. zira öyle yoğun ve farklı duygular yaşatır ki. gecenin karanlığında oluşuyla bir yokluk hissi verir, bir yerlere gidiyor olmak ya da bir yerlerden geçip gitmek, varlıkla yokluk arasında karmaşık bir his verir insana.

tıbbiyeli caps

tıbbiyeli caps

yüksek bel pantolon

yüksek bel pantul bi harika dostum *

susamam

rap müzikten ve yeni nesil rapçilerden hiç hoşlanmasam da şanışer'in birçok rapçiyle yaptığı bu 15 dakikalık şarkı bana olmuş dedirtti. deniz tekin ve hayvan hakları kısmında gözlerim doldu, neredeyse ağlıyordum.

gecenin şiiri

rüya

sulara meydan okuyan bir dalgayım
sular belirlerken hayatımı, her anımı.
kara köpeklerle geziyorum sokaklarda
kara kargalarla uyanıyorum sabahları.

yedi yılan bir çember kuruyor
onlara bakarken çatlıyor dudaklarım
duymaması gerekeni duydu kulaklarım
kelimelerim kaydı söylenmeyeceklere.

yetmiş beş hecede anlattım aynaya
gelmiş geçmiş tüm uykusuzluklarımı
beton zeminlere öyle alışmışım ki
topraklar çatlatıyor artık topuklarımı
çatlatmalıyken su tomurcuklarımı.

bir türlü yeşillenip doğamıyorum
güneşten nefretimin sebebi buydu belki de
doğru yerde soruları soramıyorum,
cevapları bulduğum için erkenden.
belki bu yüzden doğdum erkenden.
ağaç meyve vermez oysa erkenden.
artık nefesim yağmur vermiyor, kontrolümden çıktı kara bulutlarım.
tükenecekleri yerde doğarlardı hep,
amaçsızca beslediğim umutlarım.

tükendiği yere geldim mürekkebimin,
biliyorum devamını anlatmamalıyım.

hayvansal görünümlü bitkisel yiyecek

yüzbaşının kızı

türkiye iş bankası kültür yayınlarının, modern rus edebiyatı kurucusu kabul edilen yazar aleksandr sergeyeviç puşkinin tüm öykü ve romanlarını topladığı kitabın ismi. aynı zamanda içerisinde yazarın aynı isimde bir romanı da var ve de en bilindik romanı olur kendileri.

puşkin, 38 yıllık kısacık yaşamına önemli eserler bırakmış büyük bir yazar. rus edebiyatının büyük isimlerinden dostoyevski, tolstoy, maksim gorki ve daha pek çok isme öncü olmuştur. öyle ki yüzbaşının kızı yazılmasaydı savaş ve barış’ın hiç yazılmayacağı söylenir. yine maça kızı öyküsündeki baş karakter hermann da suç ve ceza’nın raskolnikov’u için öncü olmuştur. hayatı bir düelloda sona eren yazar bunu sanki önceden sezmiş gibi eserlerinde de düellolara bolca yer vermiş, o heyecanı yaşamak istediğini adeta belirtmiştir. eserlerinde aşk daima vardır. mizahını ve açık sözlülüğünü çok sevdiğimi söylemeliyim. döneminin saçma bulduğu yönlerini acımasızca ve korkusuzca eleştirmiştir.

iş bankası bu eserleri bir araya getirerek bana rus edebiyatını sevdirmiştir.* puşkin’in eserlerini kronolojik sırayla okuyabileceğimiz bu kitapta yazar gerçekçiliğinden * ödün vermemiş, son derece sade ve akıcı bir dil kullanmıştır. yazarın ustalık eseri yüzbaşının kızı ancak ben öykülerinden de çok keyif aldım. bence hiç sıkılmayacaksınız.

tıbbiyeli radyo yayınında bir çekiliş sonucu kitap kazanamadığım için (kitabı pax atomica kazanmış ve hepimizi kıskandırmıştır *.) muhabbet etmemiz üzerine bana bu kitabı hediye ederek rus edebiyatını sevdiren, puşkin’in tüm roman ve öykülerini okumamı sağlayan sevgili pax atomica’ya ince düşüncesi için çok teşekkür ediyorum. bir dahaki çekilişi ben kazanacağım pax! *

biraz da kitapta altını çizdiğim birkaç alıntı paylaşacağım:
 spoiler!
“aferin peşinde koşup kendini pek fazla yıpratma ama çalışmaktan da kaçma. ve şu atasözünü hiç çıkarma aklından: elbiseni yeniyken, şerefini gençken koru.”

“uğrama akrabaya girer başın belaya.” *

“okuyucu kınamasın beni. çünkü boş inançlara karşı ne kadar kuşku duyulursa duyulsun, onlara kapılmanın yine de insanoğluna özgü olduğunu biliyordur sanırım.”

“yazarların kimi zaman akıl danışıyormuş gibi görünüp, kendilerini övecek okuyucu aradıkları bilinen bir şeydir.”

“kılıçlarla dövüşeceğinizi işitince donakaldım. şu erkekler ne tuhaf! bir hafta sonra kesinkes unutacakları bir söz için boğazlanmaya, yalnız kendi hayatlarını değil başkalarının mutluluklarını da feda etmeye hazırdırlar.”
“genç adam! bir gün bu yazdıklarım eline geçerse, en yararlı, en köklü değişikliklerin ancak ahlakların düzelmesi yoluyla, hiçbir zorlayıcı sarsıntı olmadan gerçekleşenler olduğunu unutma.”

“araya ayrılık girince, sevda saçmalığı kendiliğinden geçer, her şey yoluna girer.”

“böyle bir başlangıç, hiç de iyi bir son umdurmuyordu insana fakat yine de koyvermedim kendimi. umutsuzluğa kapılmadım. bütün acı çekenlerin o biricik avuntusuna sığındım. temiz fakat parça parça olmuş bir yürekten taşan duanın tatlı lezzetini ilk kez tadarak, gelecek konusunda kaygılanmayı bir yana bırakıp derin bir uykuya daldım.”

Toplam entry sayısı: 965

uzunyolunyolcusu ile gecenin demi

dem neydi? biraz durup nefes almaktı. zamanı dinlemekti. yavaşlamaktı. gelin alalım çaylarımızı bırakalım kendimizi gecenin demine. rengine kokusuna varalım, unutalım, hatırlayalım, dinleyelim, söyleyelim, çalalım. perşembe akşamı saat 10'da türk müziği konseptiyle ve sürprizleriyle bizim radyomuz tıbbiyeli radyoda. hepinizi bekliyor olacağım.

aşk

evet şimdik size bir aşk hikayesi. kız ve oğlan aşık olurlar lisede, sonra evlenmeye karar verirler. kız oğlanı bekler, askerliğini bekler, ailesinin durumu da pek iyi değildır bir sürü acı çeker. ama en sonunda evlenirler, hep mutlu olacaklarını düşünürler. kadın ev hanımıdır, adam zamanla iyi bir iş kurar ve zengin olur bu sırada boy boy çocukları olur ta ki birkaç ay önceye kadar. bir yıldır kadın bir şeylerden şüphelenmektedir, ama ilk ve son aşkı olan bu adamın "tam 3 yıldır" kendisini aldattığını öğrenir. üstelik yaklaşık 3 yaşlarında da çocuğu vardır. kadın boşanmayı düşünür, özellikle kızı için vazgeçer. nörolojik ve psikiyatrik hastalıklar geçirir bu sırada. (bugün kendisi bizzat kocasıyla evimize geldi, süslenmiş, makyaj yapmış ve tarzını değiştirmiş spora başlamış, saçlarını boyatmış. bize hastanede yattığı günleri anlattı sonra, bir de sınava hazırlanan kızı için ne kadar üzüldüğünü. bunları duymak ve görmek inanın çok acı vericiydi) ne boka yaradı şimdi bu aşk? etrafımda kaçarak evlenen, birbirlerinin çocukluk aşkları olan insanları görüyorum mutsuzlar. hatta aşık olup kaçanlar ve eşinden şiddet gören insanlar tanıyorum. bu aşk kör edici bir şey. yaşımız itibariyle deneyimledik tabi, karşılıklı veya karşılıksız. ne bileyim hormonlar sayesinde kalbin çarpıyor, elin ayağın titriyor, midende kelebekler uçuşuyor falan güzel hoş da ya bunların hayal kırıklıklarına dair hiçbir güvencesi yok.
öte yandan bu türkülerı düşünüyorum,
"evvelim sen oldun, ahirim sensin."
ne bileyim o satırlar öyle herhangi bir ruh haliyle yazılamaz. aşk yok diyemeyeceğim kadar gerçek bir ruh hali. her şey iyi güzel de işte uzunluğunun garantisi yok. burada devreye sevgi giriyor artık, sadakat giriyor, saygı giriyor.demem o ki
saygı, sadakat ve sevgi bunlar aşktan çok daha büyük şeyler. bunlar yoksa aşk yalnızca gelip geçici bir hormonlar kıpırtısı. bu kadar net.

yuvarlanıp gitmek

ortalama bir tip olup ben farklıyım diye düşünmek

ortalama tip kimdir diye düşündüm ve aklıma ilk olarak kürk mantolu madonnadaki raif efendi geldi. ne kadar da ortalama bir tip değil mi dışarıdan bakınca. peki iç dünyasını okuyunca, nedenini okuyunca da aynı şeyi mi düşündük? peki herkesin tüm yaşadıklarını biliyor muyuz ki insanları bu sınıflamaya koyuyoruz. demem o ki herkesin içinde fırtınaları var, ya kimse ortalama değil ya da herkes ortalama. başka yol düşünemiyorum.

yazar nick'inden uzmanlık tahmini

estrus-kadın doğum
lupus-dahiliye
sterilenjektor-anestezi uzmanı
hengâme-nöroloji
casper- psikiyatri
gabapentin-nöroloji
rigormortis-adli tıp
artize-plastik cerrahi
habbarul-pediatri
skyman-uzay ve havacılık hekimliği
hayatperest-kalp damar cerrahisi

seni seviyorum demenin farklı yolları

kuran kursuna giden küçük kardeşim geçen gün kurana geçmiş, annem de biraz rahatsızdı. o gün annemin yanına gelip başında kuran okumaya çalışmış. yani heceleye heceleye birkaç satır okumuştur ama annem çok mutlu olmuştu.

uzunyolunyolcusu ile gecenin demi

dem neydi? biraz durup nefes almaktı. zamanı dinlemekti. yavaşlamaktı. gelin alalım çaylarımızı bırakalım kendimizi gecenin demine. rengine kokusuna varalım, unutalım, hatırlayalım, dinleyelim, söyleyelim, çalalım. perşembe akşamı saat 10'da türk müziği konseptiyle ve sürprizleriyle bizim radyomuz tıbbiyeli radyoda. hepinizi bekliyor olacağım.

alınan en güzel iltifat

küçük kardeşime beni ne kadar seviyorsun dedim 200 lira kadar dedi. gayet iyi bence *swh

aşk

evet şimdik size bir aşk hikayesi. kız ve oğlan aşık olurlar lisede, sonra evlenmeye karar verirler. kız oğlanı bekler, askerliğini bekler, ailesinin durumu da pek iyi değildır bir sürü acı çeker. ama en sonunda evlenirler, hep mutlu olacaklarını düşünürler. kadın ev hanımıdır, adam zamanla iyi bir iş kurar ve zengin olur bu sırada boy boy çocukları olur ta ki birkaç ay önceye kadar. bir yıldır kadın bir şeylerden şüphelenmektedir, ama ilk ve son aşkı olan bu adamın "tam 3 yıldır" kendisini aldattığını öğrenir. üstelik yaklaşık 3 yaşlarında da çocuğu vardır. kadın boşanmayı düşünür, özellikle kızı için vazgeçer. nörolojik ve psikiyatrik hastalıklar geçirir bu sırada. (bugün kendisi bizzat kocasıyla evimize geldi, süslenmiş, makyaj yapmış ve tarzını değiştirmiş spora başlamış, saçlarını boyatmış. bize hastanede yattığı günleri anlattı sonra, bir de sınava hazırlanan kızı için ne kadar üzüldüğünü. bunları duymak ve görmek inanın çok acı vericiydi) ne boka yaradı şimdi bu aşk? etrafımda kaçarak evlenen, birbirlerinin çocukluk aşkları olan insanları görüyorum mutsuzlar. hatta aşık olup kaçanlar ve eşinden şiddet gören insanlar tanıyorum. bu aşk kör edici bir şey. yaşımız itibariyle deneyimledik tabi, karşılıklı veya karşılıksız. ne bileyim hormonlar sayesinde kalbin çarpıyor, elin ayağın titriyor, midende kelebekler uçuşuyor falan güzel hoş da ya bunların hayal kırıklıklarına dair hiçbir güvencesi yok.
öte yandan bu türkülerı düşünüyorum,
"evvelim sen oldun, ahirim sensin."
ne bileyim o satırlar öyle herhangi bir ruh haliyle yazılamaz. aşk yok diyemeyeceğim kadar gerçek bir ruh hali. her şey iyi güzel de işte uzunluğunun garantisi yok. burada devreye sevgi giriyor artık, sadakat giriyor, saygı giriyor.demem o ki
saygı, sadakat ve sevgi bunlar aşktan çok daha büyük şeyler. bunlar yoksa aşk yalnızca gelip geçici bir hormonlar kıpırtısı. bu kadar net.

çocuklarla diyaloglar

kardeşim ve arkadaşı kavga etmişler bir gün, arkadaşı bana ispiyonlamaya geldi.

-uzunyolunyolcusu abla, ali bana vurdu.

+nerene vurdu?

-yumurtalıklarıma vurdu

+nerene?!

-yumurtalıklarıma

+ hmmm?!! bir daha yapma lütfen ali.

(canım sen erkeksin, yumurtalığın da yok aslında diyemedim be sözlük. ama gülmemi tuttum bu da önemli tabi )

necdetersoz

fikirlerine katılmasam da özellikle bilimsel içerikli yazılarıyla sözlüğe önemli katkılarda bulunduğunu düşündüğüm yazar.

instagram

her açtığımda niye kapatamamışım ben hala bu hesabı ya diye düşündüğüm sosyal mecra. gerçekten gereksiz bir yerdir durduk yere insanlardan soğuyabilirsiniz. ama birini düzenli olarak stalklıyorsanız işinize yarar. ha bir de çekilişçi tayfa var. şimdiye kadar bir şey kazananı duymadım ama umut fakirin ekmeği işte
*

bir kadın susuyorsa

 spoiler!
su vermek en yerinde tercih olacaktır.

tatlı seferleri

eyy süngeroğulları! kazanmayı sizden öğrenecek değiliz! siz kimsiniz ya? *
bütün dünya bizi kıskanıyorken boyle yenildigimiz gibi asılsız iddialara kanmayın sayin sozluk ahalisi.

tayt giyen kızın asıl amacı


içerik kuralları - iletişim