uzunyolunyolcusu

Durum: 770 - 8 - 0 - 0 - 13.10.2018 00:57

Puan: 11551 -

3 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

Bana artık büyü diyorlar Füsun/ Artık büyüyüm, bilmiyorlar.
  • /
  • 77

doğunun limanları

lübnan asıllı yazar amin maaloufun 1996 da yayınlanmış eseri. daha önce bu yazarın (bkz:semerkant) isimli romanını lisede okumuştum ve büyük hayal kırıklığına uğramıştım. bilemiyorum belki o dönemde yanlış bir zamanda okuduğum için bu kitabı harcamış da olabilirim. yakın zamanda bir şans daha verebileceğimi düşünürek başladım bu kitaba. o kadar akıcı bir kitap ki... kitabın sonunda büyülendiğimi fark ettim uzun zamandır okuduğum en etkileyici, büyüleyici romanlardan biri. amin maaloufun henüz okumadığım diğer romanlarını da bir an önce listeme ekleyeceğimi söyleyip bir alıntıyla bitiriyorum.

"ölüme son çare olarak bakmalısın. hiç kimsenin seni alıkoyamayacağını bil. ama ölüme gidebileceğin için, onu yedekte tut; sonuna kadar. diyelim ki gece bir kâbus gördün. bunun bir kâbus olduğunu bilirsin ve kurtulmak için başını biraz oynatman yeter. her şey daha basit, daha dayanılır hale gelir ve bir bakarsın en korktuğun şeyden zevk alır olmuşsun. hayat seni korkutuyorsa, içini yakıyorsa, en yakınların çirkin maskeler takmışsa... hayat budur de, ikinci kez çağrılmayacağın bir oyun olduğunu söyle. zevk verici ve acı çektirici bir oyun, inanç ve aldatma oyunu, maskeler oyunu, onu sonuna kadar oyna, ister oyuncu olarak ister izleyici olarak. izleyici olman daha iyi, içinden kolay çıkarsın. 'son kurtuluş çaresi' yaşamama hep yardımcı olmuştur. elimin altında olduğu için, bu çareye hiç başvurmadım. ama ahretin direksiyonu elimin altında olmasaydı, kendimi tuzağa düşmüş hisseder ve bir an önce kaçmaya bakardım."


(spoiler:burada spoiler vermek niyetinde değildim ama tutamadım kendimi.

"saatim tam on iki. endişeli değilim diyemem. gelirse bir hayata yeniden başlanacak. yıllar ve yıllar geçti ama zaman, bir yansımadır; geçmiş saatler ve günler, haftalar ve yıllar sonunda aynı kül yığınına sahip olurlar. gelecek sonsuzluğa gitse de saniye saniye yaşanır.clara gelirse, bir an kesintiye uğramış öyküleri devam edecektir"

bu arada bu nasıl güzel, manalı bir roman adıdır böyle? okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız.)

tıbbiyeli itiraf

sevgili sözlük itiraf ediyorum. kadın doğum stajinda hoca kuretajları anlatırken keşke yanımda oturanlardan biri şimdi beni konuşturmaya çalışsa da "biz burda kürtaj yapıyoruz vallahi 155i ararın. hain!!!!" espirisini yapabilsem diye çok dua ettim. manyak mıyım neyim bilmiyorum.
(bkz:derste ne düşünüyorum sorunsalı)
(bkz:kafalar kafalar)

bugün kendiniz için yaptığınız şeyler

(bkz:ders çalışmak)
fakültenin 4. yılında kendim için yapabileceğim en iyi şeyin ders çalışmak olduğunu fark ettim. geç oldu ama temiz olsun yeter.

zaten kırılmış bir kızsın

canım abur cubur istediği vakitlerde kendime söylediğim cümlenin bir değişik versiyonu.
(bkz:zaten göbekli bir kızsın)
(bkz:acı gerçekler) *

konu değiştirme lafları

konu istemediğiniz yere kayıyorsa saptırma garantili
(bkz:başladın mı çalışmaya?)
(bkz:kardeşin naptı?) *

yırtık pantolon

rahat ve özellikle yazları yırtık yerlerden hava alan pantolon* kendisine karşı ön yargılıydım ama dizlerdeki yırtıklar daha rahat hareket etmeyi sağlıyor. bir kere deneyince bütün yaz giydim kendisini. demem o ki
bizımlesın.

efkarlandıran şarkılar

yüzük

tıbbiyeli itiraf

yanlış hissediyorum sözlük. yanlış yapıyorum hep bir yerlerde, yanlış şeyler söylüyorum, yanlış şeyler düşünüyorum. bazen ağzımdan çıkan kelimelere inanamıyorum. kim bu konuşan böyle? ben böyle mi oldum, yoksa zaten böyle miydim? yorgun muyum yanlış mıyım? kafam mı karışık, yoksa bu benim karakterim mi? ne istiyorum? oyalanıyor muyum yoksa düşünmemek -hissetmemek veya kaçmak için fırsat mı kolluyorum? adım atıyorum, evet ayaklarımı hissediyorum kontrolü kaybetmemişim. düşünüyorum ben toparlarım her şeyi, sonra diyorum bırak şimdi bunları, gerçekten ne istiyorum? toparlayınca mutlu olacak mıyım? kimim ulan ben? düşünüp durduğum şeyler şu an çok uzağımda mı? uzağımda olmalarına razıyım ama onları "benim uzağım" diye sahiplenebiliyor muyum? yoksa eskiden miydi onlar, belki ileride sezenin şarkısını dinlerken "çok eskidendi" kısmında bazen anımsayacağım ama çoğu zaman düşünmemek için şarkıyı değiştireceğim "şeyler" olarak mı kalacak?

begonvil



sezen aksunun muhteşem şarkısı. ayrıca görünce mutlu eden güzel bir çiçek. yaz bitti, artık göremiyoruz begonvilleri. ama bu şarkıyı dinleyince görmüş kadar oluyor, ilkbahar rüzgarının kokusunu alıyor insan. belki tüm bunlar hiç adetim olmadığı halde aynı şarkıyı altı kez üst üste dinlediğim için de olabilir, bilemiyorum. her neyse bekletmeyelim hayatı sevgili yazarlar.

"benim yerime de sev, bekletme hayatı
bu kadarına razıysan, yaşa gitsin
kaç kişiyiz savunan sevdayı..."
  • /
  • 77

dürüstlük

fazlasi can sikan olgu. herseyi her yerde soyleme hastaligina yakalanmis agiz ishali insanlarin "ama durustluk yeaaa" diye savundukları sey ile uzaktan yakindan alakasi yoktur.

her bok her yerde soylenmez canlarim. patavatsiz misiniz, cenenize sahip cikin. durustluk kavraminin altina da saklanmayin, kafasi kapiya sikismis mujde ar gibi gotunuz disarda kaliyor. farkinda degilsiniz.

counter strike

küçükken oynadığımda o sürekli sis atan oç olduğum oyun. şimdi oynasam yine o sisi atarım, affetmem.

persona

carl gustav jung'un arketiplerinden birisidir aynı zamanda bir ingmar bergman filmidir. kabaca dış dünyayla ilişkilerimizde sergilediğimiz davranışlar veya dışarıyla uyum sağlama sistemidir. jung der ki:
"dünya, insanları belirli bir davranışa zorlar ve profesyonel insanlar bu beklentileri yerine getirmek için çaba harcarlar. tehlikeli olan, insanın personasıyla özdeşleşmesidir, örneğin profesör ders kitabıyla, tenor sesiyle özdeşleşir. bu da onların felaketi olur. çünkü o zaman insan yalnızca kendi biyografisinde yaşar. en basit işi bile doğallıkla yapamaz. zira önceden verilmiştir: '... sonra şuraya gitti ve şunu şunu söyledi' vs. deianeira'nın giysisi onun tenine yapışmıştır sanki. gerçekte olduğu şeye dönüşebilmesi için, nessos gömleğini çıkarıp atması ve ölümsüzlük alevinin her şeyi yutan ateşine atlaması, bir herakles gibi umutsuzluk içinde kadar verebilmesi gerekir. biraz abartmak pahasına da olsa, persona'nın, insanın gerçekte olduğu şey değil, başkalarının ve kendisinin ne olduğunu düşündüğü şey olduğu söylenebilir. her halükârda insan görüldüğü gibi olmaya teşnedir, çünkü genellikle persona nakit parayla ödüllendirilir."

internetin ortaya çıkışıyla ve akabinde kendinize ait profiller oluşturabildiğiniz platformlarla birlikte bir insanın sahip olabileceği persona sayısı fazlalaşmıştır. ancak insan bütün maskelere nasıl yetişsin?

personanın toplum ve insan ilişkilerinde olmazsa olmaz olduğu aşikar. toplum dediğimiz şey yazılı olan ve yazılı olmayan birçok maddelik anlaşmalarla durumunu korur, bu herkesin faydasına olan bir şeydir. herkesin personasız olduğu bir durumda toplumsal ilişkiler asla yürütülemezdi. toplumda sorunsuzca yaşamak için herkesin toplum düzeyine inmesi gerekiyor bu da personalarımızla sağlanıyor, keza arkadaşlık ilişkilerinde ve aile ilişkilerinde de öyle. ortak yaşam kesinlikle taviz gerektirir. bu halde persona gereklidir ve kötü olarak algılanamaz.

durumun böyle oluşu, var olduklarını gördüğümüz insanların başkaları olmadan varolmayacağına işaret ediyor. yani insan için başkalarında yaşayan bir varlık diyebiliriz, varlığını böyle tescilleyebilen bir varlık.

toplumun düzeyine inmek için yaptığımız sözlü sözsüz anlaşmalarla asgari düzeyde bir zorunlulukla personalar göstermemizin dışında, kendi isteğimizle gösterdiğimiz ve bu zorunlu personayla büyük kısmı iç içe olan ancak istekli bir kısmı da bulunan ayrı bir yüzümüz var. karşı cinsten birisiyle yakın ilişki kurmak istediğinizde yaptığınız hazırlıklar ve gösterdiğiniz tavırlar buna örnek olabilir. elde ettikten sonra değişen durumlar. her an cinsel ilişkiye girecekmiş gibi karşı cinse hitap eden bir dış görünüşle, yani hayvanların düzleminde çiftleşme dönemindeki hallerle eşleştirilebilecek bir hal ile dışarıda dolaşmak da bunun için bir örnektir. bu halin çoğunlukla işlevsel bir yönü yoktur, başkaları için yapılan bir harekettir. bu istekli persona insanın başkalarında yaşayan bir varlık olduğunu iyice tescilliyor.

internet kaynaklı personalar da bu bahsettiğim istekli personaların içinde sayılır. örneğin ben sizin için hengameyim, bu platformdaki personam bu; tıpkı hepinizin profili kendi personanız olduğu gibi. kendi isminizle kayıt olsanız bile bu durum değişmez; göstermediğiniz yönler, üzerine basa basa gösterdiğiniz yönler vardır mutlaka. yani birbirimizi gösterdiklerimiz kadar bilebiliyoruz burada. bu internet kökenli personaların kötü yanı, çok farklı ortamlarda fazlaca oluşturulabilmeleri. bu gerçekten çok büyük dikkat dağınıklığı verir, hangisi bizim bu personalardan? çok persona kararsızlık demektir. kararsızlık ise bir insanın başına gelebilecek en kötü şeylerdendir. kararsızsanız kararlılar sizi oradan oraya savurabilir. yapacağımız isabetli şey kendiliğimizde kararlı olmak ve personalarımızı asgari düzeyde birbirlerine benzer tutmak olur. dürüst bir insan diye de buna denir zaten.

dost

arkadaştan çok daha yakın olan.
bana göre dost her derdini açtığın insan değil, açabileceğin insan. hayatımda hiçbir dostuma başıma gelen büyük olayların tamamını anlatmadım. evet hayatım hakkında bilgi sahibi ama gerektiği kadar.

fark ettim ki dostuna hayatındaki her şeyi anlatan ve ondan da anlatmasını bekleyenler var. kendisinden bir şey saklandığını fark edince çok kırılan, küsen. bir bilgiyi sırf o kişi bunu öğrenmeli çünkü o benim dostum * diye anlatırsan buna dostluk değil işkence derim ben. sinirlendim yine *

yitirmeden

klibi,ezgisi,sözleri mükemmel bir pinhani şarkısıdır.bir şarkı nasıl bu kadar derinden etkileyebilir diye beni düşündürür.dinlemekten bıkmadığım,bıkmayacağım sözlük.
'ilk sevgilin kendi solunda'
'yitirmeden anlamaz insan'
'ama sorarsan hep geç kalınmış'
'sarıl her fırsatında o insana
arkasından ağlayan olma
geri getirmez çok ağlasan da' gibi harika sözleri vardır.

yitirmeden

2012 model iç acıtanından bir pinhani şarkısı. çünkü yitirmeden anlamaz insan.

neyse, sözlerinin bir kısmı ise şöyle:

durup düşünmeye zamanın olur mu ?
yitirmeden anlamaz insan
sevdiklerin yolun sonunda

sarıl her fırsatında o insana
arkasından ağlayan olma
geri getirmez çok ağlasan da

durur, durur belki baş ucunda
annen baban kendi çapında
abin bile 47 yaşında ...

(bkz:pinhani)

güçlü erkeklerle baş edemeyince feminist olmak

güçsüzlüğünü kadınlara saldırarak unutmaya çalışan erkekler tarafından inanılan sanrı.

fırın sütlaç

türk mutfağına ait,üzerinde bulunan yanıkları ile insanı cezbeden mükemmel bir tatlı.

tıbbiyeli itiraf

hem yalnız bırakıldım hem kendimi yalnız bıraktım. bazen suçluyken maktul oldum bazen suçsuzken fail. her zaman birini suçladım ya kendimi ya başkasını. sonuçta koptum olmak istediklerimden, olamadıklarıma hapsoldum. ne beni bilen biri kaldı ne bende mecal.

bir düzine insan suretiyle muhatap olarak tutunmaya çalıştım kendi suretime. silindim nihayetinde silikleşerek.

tutunduğum dallardan düştüm, kimini düşerken kırarak. bir avuç yaprak kaldı ellerimde, ben silindim onlar savruldular.

düşlediğim hiçbir yolun yolcusu olamadım, bir bekleme durağına bile varamadım. çıkamadım çoğu kez evimden. olana bitene tanık bile olamadım.

soyutlandım hayatın akışından, hayatımdakilerin planlarından giderek dışlandım. unuttum esas olanı anlatmayı, savuşturmacalarla rüzgar oldu içimdeki kuşlar.

aynalarımı örttüm, karanlığım sardı aklımın odalarını. ona da açtım gönlümü, gönlüm de karardı sonunda.

unutulamayan küçüklük anıları

ilkokul 1.sınıftayım. küçük bir memleketten geldiğim için sınıfımdaki çoğu çocuk da ya akrabam ya da tanıdığım. sonradan tanıştığım 3-5 kişi var ve çocuk tanışmaları bilirsiniz işte direk can ciğeriz. neyse bir sınıf öğretmenimiz var ki sınıftaki bütün erkekler olarak öğretmenimize aşığız. ama nasıl aşığız; her gün birileri bahçesinden çiçekler koparıp getiriyor birileri annesine pasta çörek yaptırıyor hatta her allah’ın günü evine kadar gizli gizli eşlik ediyoruz açıkçası aşığız ama müthiş de bir teşkilatlanma içerisindeyiz.

öğretmenle daha fazla vakit geçirmek için “örtmenim annem evde yok” acındırmalarına girip zorla öğretmenin evine gidiyorum hatta. hiç unutmuyorum yumurta kırmıştı bana bir de cacık yapmıştı yanına, yediğim en güzel yemeklerdendi.

dönem arasına girdik ikinci dönem öğretmenimiz sınıfa geldi ve “çocuklar ben nişanlandım, önümüzdeki hafta sizlerin yanına nişanlımı getireceğim” dedi ve bize çekindiği fotoğrafları gösterdi. tabi o zamanlar telefon falan yok fotoğraflar baskı fotoğrafları elden ele uzatıyoruz ama fotoğraflara son sıralara doğru ıpıslak oluyor; bütün erkekler salya sümük ağlıyor.

1 hafta boyunca planlar yaptık; adam geldiğinde onu öldüreceğiz. başka çaresi yok hepimizin elinden aşkını almış olm hayırdııırr?!? swh

sonra ne mi oldu, tabiki hiçbir şey yapamadık. öğretmenimiz de senenin sonunda tayini çıktı gitti. hala ara sıra sosyal medya üzerinden görüşürüz, 3 tane çocuğu olmuş allah bağışlasın.

arkasında aşk acısından parçalanmış 17 oğlunu saymazsak tabi...

Toplam entry sayısı: 770

türbanından saç fışkırtan kızlar

hepimiz gibi öncelikle insandır. kimi zaman nefsani arzularına yenilir. mesela ben de yeterince yeniliyorum nefsani arzularıma ve kafamı kapatmıyorum, tesettüre girmiyorum. başka bir müslüman faizle ev-araba kredisi çekiyor, başka birisi gıybet ediyor, çoğumuz namazları kaçırıyor, kılmıyoruz.
şunu söylemek istiyorum, allah'ın koyduğu bazı kurallar allah ve kul arasındadır, bazıları ise toplumu düzeltmeye yöneliktir. ben tesettürü allah ile kul arasındaki kurallardan biri olarak görüyorum. ancak burada önemli yerlerden biri de şu bence, islamdaki örtünme adabı bellidir, baş örtüsü zaten farzdır. öncelikle bunu bilmek ve günah işlediğini farkında olmak gerekir. islamda böyle bir şey yok diyerek kendini temize çıkartmaya çalışmak hatadır, yanlışa yanlış elbette denmelidir. müslüman insanlar ellerinden geldiğince, nefsani duygularını dizginleyebildiği ölçüde bu kurallara uymaya çalışır. ben başı açık bir kadın olarak kapalı bir kadını kafasının önündeki saçları örtmediği, tayt giydiği için kınayamam. kimse mükemmel bir müslüman olmadığı için de bu kimseye düşmez, kaldı ki mükemmel olsalar dahi düşmez çünkü ''benim dinim bana, senin dinin sanadır.'' gerçekten kolay bir olay değil tam anlamıyla kapanmak. olayın islam'a göre yanlış olduğu zaten apaçık ortadadır, bu durumda bana ve diğer herkese düşen kendine bakmaktır.
bu durumu yargılamıyorum dediğim gibi ama sebeplerini düşünecek olursam bazı insanların din değil de, kültür sebebiyle kapandığı da olabilecek nedenler arasında. mesela bir arkadaşım memleketinde kadınların çoğunun tesettürlü olduğunu söylemişti, böyle bir ortamda yetişmiş ve saçları kapatmayı bir gelenek olarak algılamış kişilerin de olabileceğini düşünüyorum kendimce. veya dediğim gibi moda olduğunu, arkadaşlarında olduğunu görüp bunlara özenip yapmak isteyenler olabilir. ne olursa olsun kendi açımdan bakarsam, benden bir adım önde insanlardır. allah beni, onları ve isteyen herkesi doğru yola iletir umarım, temennilerim bu yöndedir. sürçi lisan ettiysem affola, saygılar sevgiler efendim.

yazar nick'inden uzmanlık tahmini

estrus-kadın doğum
lupus-dahiliye
sterilenjektor-anestezi uzmanı
hengâme-nöroloji
casper- psikiyatri
gabapentin-nöroloji
rigormortis-adli tıp
artize-plastik cerrahi
habbarul-pediatri
skyman-uzay ve havacılık hekimliği
hayatperest-kalp damar cerrahisi

tıbbiyeli itiraf

sorumluluk duygusuna sahip bir ablayım sözlük. hatta bazen abartıya kaçıyorum. anlatıyorum efendim, birkaç gün önce fake hesap açtım instagramda, öyle çiçek böcek fotoları falan atıyorum işte. dün biri mesaj attı, çocuk 10 yaşlarında minnak sarı bir şey.''mrb'' şeklinde. cevap yazmadım önce, sonra düşündüm ki ablalık vazifemi yerine getirmeliyim, sonuçta kötü niyetli birine de yürüme girişiminde bulunabilirdi o çocuk. ertesi gün de''cvp'' şeklinde bir mesaj geldi. sonra bu çocuğa uzunca bir mesaj yazdım, tanımadığın kişilere mesaj atmamalısın bence, insanlar sana yalan söyleyerek senden senin hakkında bir şeyler öğrenebilirler ve bunları kullanarak seni istemediğin işleri yapman için zorlayabilirler, bu kötü niyetli kişilerden biri ben de olabilirim veya sana başka mesaj atan biri de olabilir falan diye döşedim efendim. evet sonra çocuk korktu, ve block yememle kapanışı yapmış olduk. en azından her önüne gelene yürümez artık, bir sürü şey anlattım. benim küçük kardeşim öyle bir girişimde bulunsa, bunu yapana minnet duyardım. sonra döndüm ve dedim ki:
blocklandım ama huzurluyum.*

agbhs

tıbbiyeli itiraf

bazen diyorum ki kendime yaşa gitsin. her şey boş, vakit dar, düşünme bu kadar, kaygılanma, zorlaştırma hayatını. ne yapıyorsan kendine yapıyorsun, boşver artık aptal ve mutlu biri ol. uğraşma, her şeye koşmaya çalışma, boş zamanlarını doldurmaya çalışma her fırsatta tükenirsin. ne bileyim yaşa gitsin işte. yorulma bu kadar.

alınan en güzel iltifat

küçük kardeşime beni ne kadar seviyorsun dedim 200 lira kadar dedi. gayet iyi bence *swh

seni seviyorum demenin farklı yolları

kuran kursuna giden küçük kardeşim geçen gün kurana geçmiş, annem de biraz rahatsızdı. o gün annemin yanına gelip başında kuran okumaya çalışmış. yani heceleye heceleye birkaç satır okumuştur ama annem çok mutlu olmuştu.

tıbbiyeli sözlük ile ilgili istekler

daha önce başlık ararken örneğin bir kelime yazdığımızda onunla ilgili başlıkları görebiliyorduk. ancak şu an bir başlık arıyorum, o başlığı tam olarak hatırlamıyorsam onunla ilgili önceden açılmış başlığı bulamıyorum. bunu bir yerlere yazmak niyetindeydim bir süredir iyi oldu bu başlık.
bir de önceden gördüğümüz giriyi benignledegimiz/malignledigimizı anlasak (sözlüğün yenilenmeden önceki halinde olduğu gibi) süper olacak

tıbbiyeli itiraf

sorumluluk duygusuna sahip bir ablayım sözlük. hatta bazen abartıya kaçıyorum. anlatıyorum efendim, birkaç gün önce fake hesap açtım instagramda, öyle çiçek böcek fotoları falan atıyorum işte. dün biri mesaj attı, çocuk 10 yaşlarında minnak sarı bir şey.''mrb'' şeklinde. cevap yazmadım önce, sonra düşündüm ki ablalık vazifemi yerine getirmeliyim, sonuçta kötü niyetli birine de yürüme girişiminde bulunabilirdi o çocuk. ertesi gün de''cvp'' şeklinde bir mesaj geldi. sonra bu çocuğa uzunca bir mesaj yazdım, tanımadığın kişilere mesaj atmamalısın bence, insanlar sana yalan söyleyerek senden senin hakkında bir şeyler öğrenebilirler ve bunları kullanarak seni istemediğin işleri yapman için zorlayabilirler, bu kötü niyetli kişilerden biri ben de olabilirim veya sana başka mesaj atan biri de olabilir falan diye döşedim efendim. evet sonra çocuk korktu, ve block yememle kapanışı yapmış olduk. en azından her önüne gelene yürümez artık, bir sürü şey anlattım. benim küçük kardeşim öyle bir girişimde bulunsa, bunu yapana minnet duyardım. sonra döndüm ve dedim ki:
blocklandım ama huzurluyum.*

sevgilisiz yaşayabilen insan

"aşk kırıntısıya doymaktansa, tek başıma aç kalırım bu hayatta" felsefesini benimsemiş kişi

necdetersoz

fikirlerine katılmasam da özellikle bilimsel içerikli yazılarıyla sözlüğe önemli katkılarda bulunduğunu düşündüğüm yazar.

instagram

her açtığımda niye kapatamamışım ben hala bu hesabı ya diye düşündüğüm sosyal mecra. gerçekten gereksiz bir yerdir durduk yere insanlardan soğuyabilirsiniz. ama birini düzenli olarak stalklıyorsanız işinize yarar. ha bir de çekilişçi tayfa var. şimdiye kadar bir şey kazananı duymadım ama umut fakirin ekmeği işte
*

yaran whatsapp durum güncellemeleri

komite çıkışında bir whatsapp durumu
"bir dahakine günü gününe"
-tabi canım kesinlikle-

tıbbiyeli itiraf

itiraf ediyorum, trafikte birbirine laf söyleyenlere bir tuhaf bakardım, o sakin adam (veya kadın) nasıl bir anda o hale geliyor diye. valla ne yalan söyleyim çok keyifli bir şeymiş sözlük ya, şimdi anlıyorum.
bir şey daha söyleyim geçen gün arabayı avm'nin otoparkına park ettim. ondan sonra da dedim ki "tam olarak böyle park eden birisini görseydim ne sayardım arkasından be". çünkü iki arabalık yere böyle tam ortaya nasıl park ettim ben bile şaşırdım yani. tabi fark edince düzeltmedim de arkamdan saydırmışlardır. allah affetsin

dixi

yazılarını okuyunca şu dünyada yalnız olmadığımı anladığım, içten içe sempati duyduğum yazardır. ruhsal çalkantıları olan, bunları şeffaflıkla yazdığını düşündüğüm ve baş kaldırılarına saygı duyduğum, hatta bazen yazılarında ismini görmeden onun yazdığını tahmin ettiğim, velhasıl kelam bizzat görüp tanımadan sevdiğim yazarlardandır. var olsun

içerik kuralları - iletişim