youknowwho

Durum: 387 - 2 - 0 - 0 - 29.09.2018 22:07

Puan: 5725 -

3 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

o evlerin ışıkları yanmaya devam etsin.
  • /
  • 39

konu değiştirme lafları

fantastik canavarlar: grindelwald’ın suçları

yeni ve son fragmanı dün yayınlanmış olan fantastik canavarlar serisinin ikinci filmi.



tavsiyem fragmanı 0.5 hızda izlemeniz, bunu defalarca yapmak özellikle kelid aynası sahnesinde ciddi anlamda ağlamama neden oldu, dumbledor’un kendisinin ve grindelwald’un gençliğini gördüğü ve aynaya dokunduğu sahne...bende ciğer kalmadı oy dağlar.

ayrıca efektleri gerçekten m u h t e ş e m olmuş. başta johnny depp’ i role yakıştıramamıştım açıkçası ama bu fragmanda o kadar artistik bir şekilde asa kullanıyor ki, artık tamam diyorum. bu adam olmuş.


bu arada birazcık spoiler olacak ama nagini aslında kadınmış

tıbbiyeli itiraf

bugün beni kendine oldukça yakın bulan bir arkadaşıma sanki hiç varolmamış gibi davrandım. konuşmadım, duymadım ve görmedim onu . neden biliyor musun sözlük? çünkü ben homofobiklerle konuşmam.


ben insanları etiketlemedim, haddim değilse yargılamadım, gerektiğinde telkinde bulundum ama asla kınamadım ama şu an düşündüm de bunları yapan insanları, özellikle etraftan duyduğu birkaç cahilce lafı bir araya getirip prim yapmaya çalışan popülizm yardakçısı fikir yoksunu beyinleri etiketlerim de yargılarım da kınarım da. feministlere , lgbt mensuplarına sanki onları allah yaratmamış gibi davranan insanları -gururla söylüyorum-kınarım ben , ben onlar gibi küfretmem ama ben konuşurum. benim kelime dağarcığım onların aksine düzgün konuşmaya elverişli.

sevgili çok duyarlı arkadaşıma söylüyorum (!) umarım buralardasındır: fuhuş yaparken günahını düşünmeyen sizler bir zahmet eşcinselliğin günahını da düşünmesin. sanki hadleriymiş gibi. iyi akşamlar

birlikte çay içmek istenen roman karakteri

severus snape ile çay içip dertleşme fikri ... o yavaş yavaş konuşur iki kelimesinin arasında mutlaka 15 sn susar, ben onun hem sesini hem sessizliğini dinlerdim. birlikte james potter’a giydirirdik

severus snape

***

snape: madem ölmek umrunda değil, neden bunu draco’nun yapmasına izin vermiyorsun?


dumbledore: o çocuğun ruhu henüz o kadar zedelenmiş değil. benim yüzümden paramparça olsun istemem.

snape: ya benim ruhum, dumbledore? ya benimki?

***

şu repliğiyle beni yine, yeniden dert sahibi yapmış karakterdir.

boş yere öldürülen dizi karakterleri

merlin dizisinde arthur’un ölümünün ilk sırayı alacağına inandığım karakterlerdir.

diğerleri:
la casa de papel- berlin
dexter- debra morgan
arrow- tommy
prison break- veronica donovan

iz bırakan kitap cümleleri

bir ülke olsan hangisi olurdun

macaristan olurdum, finlandiya olurdum, kanada olurdum, büyük britanya olurdum...


*ama bugün kuzey kore gibi hissediyorum.

budapeşte'de dikkat edilmesi gerekenler

mükemmel tarihi bir dokusu olmasına rağmen evet ekonomisi biraz kötüdür. dışarıda yemek pahalı, marketler de keza öyle, yankesiciye vs hiç denk gelmedim. genel olarak türkleri oldukça da seviyorlar . gördüğüm kadarıyla insanları gerçekten medeni. evsizler, ihtiyaç sahipleri bile çok kibar, tabi siz de onlara kibar olduğunuz sürece. örnek veriyorum:

bir ihtiyaç sahibi beyefendi “ merhaba, hanımefendi paranız var mı, içecek bir şeyler alacağım.”

ben “ kusura bakmayın, ben öğrenciyim, para harcarken dikkatli olmam gerek.”

beyefendi” olsun, sorun değil. iyi tatiller size.”

evet, aynen böyle bir konuşma geçti aramızda. başkalarından duymuştum insanların böyle olduğunu ama inanmamıştım, gerçekten öyleymiş.

tüm bunların dışında kesinlikle en dikkat edilmesi gereken şeye odaklanmak istiyorum....aşık olmak.

yani, şehire aşık olmak demek istiyorum.ben de dün havaalanında anladım bunu. istanbul’a döneceğim gerçeğini fark ettiğimde gözlerim doldu, o sırada bana çok çocukça geldi tabi, ama şu an bunu oldukça dokunaklı buluyorum.

***
abarttığımı düşünenler için diyorum, hafif yağmurlu bir akşamüstü aslanlı köprüden geçin bakalım, o an hissettiğiniz şeye bir ad bulabilecek misiniz ?

tıbbiyeli itiraf

bugün bir an için ömrüm boyunca yaptığım en güzel şeyin budapeşte’yi sevmek olduğunu düşündüm .
  • /
  • 39

evde tek başına iken yapılan şeyler

pc hoparlöründen harry potter izlemek

severus snape

sevgi ve saygımı sonradan kazanmış olan karakter

albus dumbledore

snape'in acısını hiç bir zaman anlayamamış, harry potter'ı gözünde büyüttüğü için diğer şeyleri es geçmiş hogwarts profesörü.

severus snape

rowling'in en büyük başarılarından biridir. 7 kitaplık bir serinin son kitabına saklanmış bir bilmecesi.

severus snape

bu entry'i yazarken

"adam gibi adam
aşk gibi aşk yaşayan
reis gibi reis
gel başkanımız ol severus reis"

mısralarını attığım hogwarts eski müdürü, iksirci.

severus snape

alan rickman'ın muhteşem aktörlüğü ile canlandırılmıştır. 20'li yaşların ortalarında olanlar daha iyi hatırlayacaktır ki hp serisinin ilk filmleri çekilirken, kitaplar da bir yandan çıkıyordu. bu nedenle ilk filmlerde oyuncuların aktörlüğü kitaptaki karakterlerle tamamen özdeşleşmişti. merhum rickman'ı hangi filmde (sweeney todd gibi) görsem "aa snape la" tepkisini bende oluşturmuştur.

severus snape

karşılıksız aşktır. bitmez tükenmez bir sevdadır. james potter denen puşta tercih edilmemektir. yeter ki sen yaşa, varsın yine kötü olan ben olayımdır. saf aşka dair söylenebilir ne kadar söz varsa hepsini hakeden kişidir severus snape.




ağlamaktan devamını getiremedim malesef. selam olsun sana koca yürekli severus snape. senin de ta amk şerefsiz james potter. kodumun kibirli şımarık piçi seni.

sultan-ı yegâh

"bir başkasının yaşantısıdır dönüp arkamıza baksak
çünkü yaşadıklarımız başkasının yargısına tutsak"

karmakarışık ruh hallerine sokan bir şiir. belki de kendinden karışık ruh halimin yansımasını buldum da, farkında değilim.

tecavüz sonrası gebelik

bu ülkede 45 çocuğa tecavüz edildiğinde ses çıkarmayıp üzerine bir kerelik olay diyen aile bakanının bulunduğu dönemde;
kimlerden oy alabileceği bilinmez kürtaj hakkının kullanılmasının engellenmeye çalışıldığı durum.

tecavüz çok berbat bir olay. hayvanlarda bile (ki bile demek ne saçma) yokken , insanlarda özellikle de kadınları en çok biz düşünüyoruz diyen müslümanlarda çok görülen iğrenç bir sorun.

maalesef bu olay sonucu gebelik görülebiliyor. hatta bazı hormonların artışı ile daha da kolaylaşıyor.
bir kadın ise bu olayın izlerini unutmaya çalışırken yüksek bir ihtimal o günden kalan bir çocuk istemez. ayrıca o daha doğmamış çocuğun geleceği açısından da bu durum iyi değil. çocuk yapması bakmasından kolay sonuçta. fakat o çocuğun geleceği ne olacak? aile diye ne bulacak o çocuk?

eğer anne o çocuğu istemiyorsa sonuna kadar haklı. hem ebeveyn olmak için de belli bir hazırlık yapmalı insanlar.

sağolsun bizim ülkemizde ise siz doğurun gerekirse biz bakarız diyerek kadını iyice suçlamaya iten bakan var.
maalesef işinin gereği tecavüzü engellemek, daha ağır cezaları hazırlamak olan görevini unutan bakan.

evet konuyu başka bir yana çektim kusura bakmayın. fakat başlığı okurken bile sinirlerim bozuldu.

düğünofobi

tanım: düğün yapma fobisi.

Toplam entry sayısı: 387

tıbbiyeli itiraf

kişiliğimle sorunlar yaşıyorum sözlük.

başkalarıyla konuştuğum zaman soğuk davranıyorum, sert davranıyorum, görmezden geliyorum. fakültedeki herkese ''siz'' diye hitap ediyorum örneğin. çok mutsuz olduğumda, çok hasta olduğumda, yanımda birilerini istediğimde, birine sempati duyduğumda, -diğerlerine oranla iyi anlaştığım- biriyle konuşurken aslında demek istediğimin çarpıtılmışını kast ediyorum. biri nasıl olduğumu sorsa direkt teşekkür ediyor ve ''siz?'' diye soruyorum mesela. ''mutsuzum.'' diyemiyorum. ya da ''nasıl görünüyorsam öyleyim.'' gibi garip cevaplar veriyorum. biri bana ''arkadaşım'' dese, ''arkadaş olduğumuzu nereden çıkartıyorsunuz ? ''diyorum.
''çok yalnızım, çok mutsuzum...'' demek yerine...

''ne yapmayı seversin?'' sorusuna '' sevmeyi sevmiyorum. '' diyorum mesela.
'' sevmek istiyorum, sevilmek istiyorum...'' diyemiyorum.

herkesin gülüp eğlendiği bir ortamda ''neden gülmüyorsun, bir sorun mu var?'' sorusuna ''komik gelmedi.'' diyorum.

''gülümsemeyi özledim, mutlu olmak istiyorum...'' diyemiyorum.

aslında bunlar benim yalnızlığımın çırpınışları sanırım. başkaları karakterimi ''berbat'' buluyorlar. ben sadece susuyorum o zamanlar.

''böyle davransam da , kast ettiğim şey bu değil. sadece yalnızım, mutsuzum. zor şeyler yaşadım ve düştüm. ayağa kalkamıyorum. her gün ruhumun bir parçası ölüyormuş gibi hissediyorum.bir daha hiç mutlu olamayacakmış gibi hissediyorum. yeniden bir şeyleri hissedebilmek istiyorum. teselli edilmek istiyorum, ağlamak istiyorum.anlaşılmak istiyorum. sizin güldüğünüz şeylere gülmek, üzüldüğünüz şeylere üzülmek istiyorum. anılarım olsun istiyorum, arkadaşlarım olsun istiyorum.çok gencim, hayatta yaşanacak hiç bir şey kalmamış gibi hissediyorum. yine de yaşamak istiyorum. zor geldiğinde 'zor geliyor' demek istiyorum. 'yardım et' demek istiyorum.''

söyleyemiyorum. biliyorum, söylemeyi de hak etmiyorum.

tıbbiyeli itiraf

okulumuzun psikiyatri profesörü hanımefendi beni 6 ay hastanenin psikiyatri kliniğine yatırmak istedi sözlük. oysa bana sorduğu sorulara dürüstlükle cevap verdim, hasta haklarını gizli tutacağını düşünerek kendimi ifade etmeye çalıştım. o ise daha onuncu cümlemin sonunda ''biz seni bir süre misafir edeceğiz.'' dedi. ''hocam, okul?'' dedim.''iyileşince...'' dedi. mahvolan onların hayatları değil çünkü. söylemesi kolay.

karşı çıkınca ben, senin söz hakkın yok, hastasın, anormalsin dedi... refakatçilerimden biri tüm sorumluluğumu alırsa, imza verirse ancak çıkabileceğimi söyledi. refakatçim yoktu benim, ben kimsesizdim... bir şekilde zar zor bir arkadaşımı refakatçim sayarak hallettim. arkasından kardiyoloji,nöroloji, dahiliye, anestezi hocalarının hepsi sırayla bana '' .... hanım senin yatışını istemiş, neden yatmadın?'' dediler. hasta hakları öyle mi sözlük? hepsinin canı cehenneme.

ama bana yaşattığınız bu ''hiçlik'' duygusunun hesabını verebilecek misiniz sayın hocam? beni 10 cümle bile dinlemeyen, hislerimi anlatmama izin vermeyen çok rafine profesör hocam, karar verdiğiniz kendi hayatınız olmadığı için mi bu kadar kolay geldi gerekirse 6 ay-1 yıl yatacaksın demek? sen ''anormalsin'' demek? ne zamandan beri bu kadar yıkıcı oldu bu meslek? bana ne tanı koyduğunuzu söyleyecek kadar insan yerine koyamadınız değil mi?

edit: gel de bu fakültede okumaya devam et. aferin, hepiniz mahvedin hayatımı olur mu? böyle güzelce delirtin beni.

tıbbiyeli itiraf

siz benim hayatımı kurtaracak kişi değilsiniz, beni soğuktan koruyamaz, yağmurlarda ıslanmaktan alıkoyamazsınız . bunu yalnızca ben 'kendim' yaparım. ben bir şemsiye teline tutunmadan da hayatta kalabilmiş bir kadınım.

siz yokken de hayattaydım. hiç geleceğim olmayacakmış gibi hissettiğim zamanlar da tek başımaydım. ölecektim ben, ''yaşamak istiyorum'' dedim, bir gençliği ellerimle toprağa verip yeniden yeniden dirilttim. üstümüze karlar yağdı. ömürlerce sürmüş gibi gelen karlar yağdı. hayatımı böyle inşa ettim yeniden yeniden. inşa ettim karlardan bir ev, bir başımaydım. bağırdım kendim olacak kisiye, sonra dönüp uzunca sustum kendime. alındım biraz da üstüme. ardından mutsuz oldum çokça. ağladım da.

kar yağdı dudaklarıma. ağladım.

ben söyledim ama siz göremezsiniz nasıl ağladığımı. ben içimden daha güzel ağlarım çünkü . ben ağlarken güzel hissedebilen bir kadınım.

siz insafsızca '' … ''dersiniz, beni üzer ağlatırsınız. "ben size oyuncak olarak mı yaratıldım?ben de biriciktim. ben de birirlerinin evladı, birilerinin kardeşiydim. ben de sevilecek kadar değerliydim. ki bir zamanlar çok da sevildim. "

diyebilmeliydim size ...ardından konuşur gibi sustum gönlünüzce.


...

sonraları, sizin başkaları hakkında da bir çırpıda söylediğiniz o sözleri üzülerek dinledim. onlar uzun süre seccademize bereket damlaları oldu. yüzümüze gölge, saçımıza ak sicimler oldu. gerçek üzüntüler böyleymiş, anladım. hatırladıkça ağlatırmış, gerçek mutluluklar gibi. gerçek sevgi gibi, hatırladıkça severmişsin, öyle demişti biri.

yine de ''bilemezdiniz'' deyip kabul ettim. anlamak öyle çok kolay değil ki birbirini. yargılamanın aksine...

siz müsterih olun diye söylüyorum. ben sizin yüzünüzden ağlamam artık. siz bundan böyle tenimde bir damla yaş göremezsiniz.

siz beni sevmezsiniz de ayrıca, onu da bilirim. siz beni sevebilecek kişi değilsiniz. sessizliğiniz çok güzeldi o yüzden tereddüt ettim. artık edemem merak etmeyin.ben yine de gülümserim sessizliğinize. ben gülümserken güzel hisseden bir kadınım çünkü. sizin sessizliğinize gülümserken kutsanmıştım. bu yüzden gülümserim her akşamüzeri. en azından günde bir kere gülümserim sizin için; sizin gibi olanlar için. ben sizlere gülümserim ağlar gibi.

***

ben ağlarken şehrinize yağmur olup inen o kadınım. çisil çisil değil, bardaktan boşanırcasına yağarım. ben sevmeye yeltendiğinde bir meltem gibi saçlarınızın arasından geçebilecek bir kadınım.

gülümsememle baharı getirip, sessizliğimle kışınız olur, kelimelerimle gözyaşlarınıza dokunurum. beni yanaklarınızdan silersiniz, sonunuz olurum.

siz beni istemeseniz de dört mevsim yaşayacaksınız. her yağmur yağdığında üzgün, solgun yüzümü hatırlayacaksınız. kış güneşi ıstmayacak sizi. siz ağlayan kadınları gördüğünüzde sessizliğinizde boğulacak olansınız.

siz benimle olan hatıralarınızı her köprü parmaklığında bir bir hatırlayacaksınız. beni unutmaya çalışırken gülümsediğiniz o anlardan acıyla pişmanlık duyacaksınız. siz bahar geldi diye bir köşeye çekilip gizlice ağlayacak olansınız.

ve iç geçiçerek göz ardı edeceksiniz birlikte sustuğumuz cam kenarı büfeyi.

...

siz beni ağlatmasaydınız aslında, ben şehrinize yağmur, toprağınıza bereket olacaktım. kalbinizde tekleme, dilinizde tutukluluk olarak kalacaktım. fakat siz beni yarım bıraktınız.

oysa ben sizin evlerinize neşe, hastalarınıza şifa, ben sizin biricik göz aydınlığınız...

***

ben gidiyorum şimdi siz hoşça kalabilin diye. londra'ya ışık, sahra'ya yağmur olmak üzere gidiyorum. kendi çiçeklerimi yetiştirip, emeğimi ve zamanımı toprağa vermeye gidiyorum. verdiğim emeğin karşılığını gözyaşı olarak, suskunluk olarak değil de, hayatıma bir parıltı olarak ödeyecek toprağı bol bir şehre gidiyorum.

çünkü ben sizin benzettiğiniz gibi parlatıldıktan sonra güzel olan, camdan yapılmış bir süs eşyası değilim. ben sevildikçe güzelleşecek bir kadınım, diğer bütün kadınlar gibi. ışığını kar altında kaybetmiş bir kadınım sadece.

***

simdi londra'ya gün ışığı, sahra'ya yağmur, kanada'ya akçaağaç olmak üzere gidiyorum. mutsuzluğunuza mum ışığı, kalbinize ferahlık olarak yürüdüğüm o yollardan geri dönüyorum. sizi ve şehrinizi sevmiyorum. fazlaca şikayet ettiğiniz soğukluğumu şehrinize bırakıyorum. ben de biraz hoşçakalabileyim diye...

tıp fakültesine yeni başlayanlara tavsiyeler

ses kaydı alın,
önlerde oturun,
kütüphanede başkası için yer tutup diğerlerinin hakkını gasp etmeyin
laboratuvardan çıkmadan önlüğünüzü çıkarmayın
highlighter kalem stoğu yapın
ders çalışmayı ve kahve içmeyi sevin
en önemlisi tıbbı sevin

bonus : hocaların dediğine çok takılmayın, çoğunun umrunda değilsiniz.

tıbbiyeli itiraf

değer verdiğim insanlara anlayamadığım bir biçimde soğuk davranıyorum. sanırım hayal kırıklığı yaşamaktan korktuğum için insanları bu şekilde uzaklaştırıyorum.

tıbbiyeli itiraf

okulumuzun psikiyatri profesörü hanımefendi beni 6 ay hastanenin psikiyatri kliniğine yatırmak istedi sözlük. oysa bana sorduğu sorulara dürüstlükle cevap verdim, hasta haklarını gizli tutacağını düşünerek kendimi ifade etmeye çalıştım. o ise daha onuncu cümlemin sonunda ''biz seni bir süre misafir edeceğiz.'' dedi. ''hocam, okul?'' dedim.''iyileşince...'' dedi. mahvolan onların hayatları değil çünkü. söylemesi kolay.

karşı çıkınca ben, senin söz hakkın yok, hastasın, anormalsin dedi... refakatçilerimden biri tüm sorumluluğumu alırsa, imza verirse ancak çıkabileceğimi söyledi. refakatçim yoktu benim, ben kimsesizdim... bir şekilde zar zor bir arkadaşımı refakatçim sayarak hallettim. arkasından kardiyoloji,nöroloji, dahiliye, anestezi hocalarının hepsi sırayla bana '' .... hanım senin yatışını istemiş, neden yatmadın?'' dediler. hasta hakları öyle mi sözlük? hepsinin canı cehenneme.

ama bana yaşattığınız bu ''hiçlik'' duygusunun hesabını verebilecek misiniz sayın hocam? beni 10 cümle bile dinlemeyen, hislerimi anlatmama izin vermeyen çok rafine profesör hocam, karar verdiğiniz kendi hayatınız olmadığı için mi bu kadar kolay geldi gerekirse 6 ay-1 yıl yatacaksın demek? sen ''anormalsin'' demek? ne zamandan beri bu kadar yıkıcı oldu bu meslek? bana ne tanı koyduğunuzu söyleyecek kadar insan yerine koyamadınız değil mi?

edit: gel de bu fakültede okumaya devam et. aferin, hepiniz mahvedin hayatımı olur mu? böyle güzelce delirtin beni.

tıbbiyeli itiraf

değer verdiğim insanlara anlayamadığım bir biçimde soğuk davranıyorum. sanırım hayal kırıklığı yaşamaktan korktuğum için insanları bu şekilde uzaklaştırıyorum.

tıp fakültesine yeni başlayanlara tavsiyeler

ses kaydı alın,
önlerde oturun,
kütüphanede başkası için yer tutup diğerlerinin hakkını gasp etmeyin
laboratuvardan çıkmadan önlüğünüzü çıkarmayın
highlighter kalem stoğu yapın
ders çalışmayı ve kahve içmeyi sevin
en önemlisi tıbbı sevin

bonus : hocaların dediğine çok takılmayın, çoğunun umrunda değilsiniz.

tıp fakültesinden mezun kızların evde kalması

istemediği için evlenmemesi muhtemel olan tiptir. hayatını bilime adamak istiyor olabilir. kendi varlığını tek başına sürdürmek, kendi başına ayakta kalmak, bir '' ev hanımı '' değil de ''bilim kadını '' olarak anılmak istiyor olabilir.

süt içmek için evde inek beslemek mantıksızdır. evlenmeyin dostlar.

not: ev hanımlarını küçümsemek gibi bir durum söz konusu değildir.metinde, yazar kendi açısından ev hanımı olmak istemediğini anlatmaya çalışmıştır.muhtemelen - margaret thatcher'ın da dediği gibi - bulaşık yıkarken ölmek istemiyordur.

yalnızlığın farkedildiği an

3 yıl önce ailemle bütün bağlarımı koparıp, bomboş, eşyasız bir evde betonda uyumaya çalıştığım gecedir.

intihar yöntemleri

1. elektrik:

1000 volt veya üzerinde elektrik akımına kapılırsak ne olur? ölüm süresi: 2 saniye. ölüm sebebi: iç organlarımız yanar ve ağır doku kaybından kim vurduya gideriz. yaralı veya sakat kalma riskimiz: akım kesilmediği sürece kurtulma şansımız yoktur. hadi yine onu bir ihtimale bağlayalım: on milyonda 1. hissedeceğimiz acı oranı: çok kısa süreceği için %25

2. zehirlenmek:

fare zehri, kimyasal gibi maddelerin alımında ne olur? ölüm süresi: alınan miktara ve bünyeye bağlı olmakla birlikte 15 dakika kadar sürebilir. ölüm nedeni: kaslar kilitlenir ya da kişi kalp krizi geçirebilir. solunum yetmezliği ve bunun sonucunda akciğer parçalanması da diğer ihtimaldir. ölümden kurtulma şansı: %50. hissedilecek acı: %30

3. kafaya ateş etme:

kafamıza pompalı ya da büyük çaplı mermi barındıran silahla sıkarsak ne olur? (tam şakağımıza.) ölüm süresi: 1 saniye. ölüm sebebi: beyin ölümü gerçekleşir, beraberinde hızlı kan kaybından taklaya geliriz. kurtulma şansımız: %3 hissedeceğimiz acı oranı: hızlı ölüm gerçekleştiği için %5.

4. ilaçla intihar:

yüksek dozlu herhangi bir ilaçtan bir kutu alırsak (15-20 adet arası) sonumuz ne olur? ölüm süresi: 10 dakika. ölüm nedeni: karaciğerimiz iflas eder veya kalp krizi geçiririz. ya da ikisi bir arada gerçekleşir. yaralı kalma veya kurtulma şansımız: %50 hissedeceğimiz acı: %40.

5. yüksek yerden atlamak:

en az 30 metre yükseklikten sert bir zemine atlamak. ölüm süresi: 5 saniye. ölüm nedeni: iç organlar patlar, kafatası yarılabilir ve kırılan kaburga kemikleri kalbi parçalayabilir. kurtulma şansı: %5 hissedilecek acı: %7

6. damara uyuşturucu vermek:

damarımıza yüksek dozda uyuşturucu (eroin,morfin) enjekte edersek n’olur? ölüm süresi: 5 dakika. ölüm nedeni: beyne pompalanan kandaki oksijenin yok olması sonucu beyin çalışmaz. buna ilaveten kişi kalp krizi geçirir. kurtulma şansı: %5 hissedilecek acı: neredeyse sıfırdır. çünkü beyin alınan aşırı dozda uyuşturucudan dolayı vücudu artık hissedemez.

7. boğaz kesmek:

gırtlağı kesici bir aletle çeneye paralel olacak şekilde kesersek ne olur? ölüm süresi: 3-4 dakika. ölüm sebebi: solunum yollarının tıkanması sonucu nefes alamama ve kan kaybından kaynaklıdır. yaralı kalma ihtimali: %3 hissedilecek acı: %65 (belki de en canlı, iliklere kadar hissedilecek bir intihar yöntemidir.)

8. gaz teneffüs etmek:

gaz ile intihar edilirse ne kadar sürer, ne olur? uzun süre zehirli gazı içimize çektiğimizde nasıl bir ölüm bizi bekliyor olur? ölüm müddeti: maksimum 15 dakika ölüm nedeni: oksijen yetmezliği, beyne oksijenin gitmemesi, kalp krizi ve akciğer kanamasıyla sonuçlanır. kurtulma şansı: %10 hissedilecek acı oranı: %6 (belli bir süre sonra ciğerler yanmaya başlar ve sonunda hissizleşerek ölüm gerçekleşir.)

9. kendini asmak:

iple kişi kendisini astığı zaman genellikle nefessizlikten değil boynun kırılmasından dolayı hayatını kaybeder. eğer ilmek yanlış atılırsa boyun kırılmaz ve nefessizlikten dolayı ölüm gerçekleşir. eğer boyun kırılırsa nasıl sonuçla karşılaşılır? ölüm süresi: 2 saniye. ölüm nedeni: boyun kırılması en kolay ve en hızlı ölüm şekillerinden biri değildir. oldukça risklidir. bireyin felç olarak yaşamını devam ettirmesi olası ihtimaller arasında yer alır. boyun kırılmasında ne olur? beyin ile boyun altında bulunan organlar arası iletişimi sağlayan sinirler zedelenir. kurtulma şansı: %3 hissedilecek acı: %10

10. trafik kazası:

istemli olarak bir tırın ya da büyük yük kamyonunun altına girmek. (170 km) ölüm süresi: 1 – 10 dakika ölüm nedeni: birden fazla neden olabilir. iç organların parçalanması, iç kanama, beyin kanaması, akciğerin yırtılması ihtimaller arasında yer alır. kurtulma ya da sakat kalma oranı: %70 hissedilecek acı oranı %20 – %40

11. tren rayları:

tren rayına kafayı dayayıp intihara kalkışmak. ölüm süresi: 1 saniye ölüm nedeni: beyin ile vücut arasındaki iletişimin kopması. kurtulma şansı: %0.0000000000000001 hissedilecek acı: %3

12. yanarak ölmek:

benzinle kişinin kendisini ateşe vermesi. ölüm süresi: 5 dakika ölüm sebebi: doku kaybı, iç organların yanması veya patlaması, beynin akmasından kaynaklıdır. kurtulma şansı: %12 hissedilecek acı: %80. en çok acı çektirecek intihar girişimlerinin başında gelmektedir.

13. ağırlık takarak denize atlamak:

vücuda taş ya da ağırlık yapıp dibe çökecek şekilde denize atlanırsa ne olur? ölüm süresi: 2-3 dakika ölüm sebebi: solunum yetmezliği sonucunda dayanamayarak nefes almaya çalışırız. ciğerimize dolan su ile birlikte akciğer parçalanır ve ölüm gerçekleşir. kurtulma şansı: %1 (ağırlığın bağlanma şekli ihtimali değiştirebilir.) hissedilecek acı oranı: %55 nefes alamadan çırpınış, suyun ciğerlere doluşu ve akciğerin parçalanması hissi arttıyor.

14. donarak ölmek:

çok soğuk bir ortamda çıplak ve hareketsiz şekilde beklemek. ölüm süresi: 20- 100 dakika ölüm nedeni: kan dolaşımının durması ve nihayetinde beyne kan iletilmemesinden kaynaklıdır. kurtulma şansı: %10 hissedilecek acı: %20. normal dışarıda üşüdüğümüz gibi bu intiharı deneyen kişi aynı dertten muzdarip olur. çektiği acı ölüme yakın vakitler değil ilk zamanlarda gerçekleşir.

15. bilekleri kesmek:

bileklerdeki ana atardamarın bulunduğu yer kesilirse neler yaşarız? ölüm süresi: 9-10 dakika ölüm sebebi: bilekler kesildiği anda büyük bir acı hissedebiliriz. ancak kan kaybı esnasında acıdan eser kalmaz ve ölüm uykusuna dalarız. yaralı olarak kurtulma şansı: %10 hissedilecek acı oranı: %10

16. yüksek basınca maruz kalma:

uçakta basınç veya denizin diplerinde vurgun yersek ne olur? ölüm süresi: 3 dakika ölüm nedeni: solunum yetmezliği, iç organların patlaması veya beyin kanamasıyla yaşam son bulur. kurtulma şansı: %15 hissedilecek acı: %25

şu siteden alıntıdır.

tıp fakültesinden mezun kızların evde kalması

istemediği için evlenmemesi muhtemel olan tiptir. hayatını bilime adamak istiyor olabilir. kendi varlığını tek başına sürdürmek, kendi başına ayakta kalmak, bir '' ev hanımı '' değil de ''bilim kadını '' olarak anılmak istiyor olabilir.

süt içmek için evde inek beslemek mantıksızdır. evlenmeyin dostlar.

not: ev hanımlarını küçümsemek gibi bir durum söz konusu değildir.metinde, yazar kendi açısından ev hanımı olmak istemediğini anlatmaya çalışmıştır.muhtemelen - margaret thatcher'ın da dediği gibi - bulaşık yıkarken ölmek istemiyordur.

evlenilmeyecek kızlar

evlenilmeyecek erkekler

feminazilerin erkek düşmanı olması

bütün sözlük yazarları yüzlerce feminist tanıyor anlaşılan.

edit : benim feminist arkadaşlarım ( yaklaşık 450 kişi) , asla bu tarz eylemler içinde bulunmadı. tabi siz daha iyi bilirsiniz.
her zaman.

içerik kuralları - iletişim