youknowwho

Durum: 396 - 6 - 0 - 0 - 07.01.2019 02:10

Puan: 6157 -

3 yıl önce kayıt oldu. birinci nesil yazar.

o evlerin ışıkları yanmaya devam etsin.
  • /
  • 40

baktın olmuyor bakmayacaksın

tıbbiyeli itiraf

ben de aramıza giren neydi, neydi diye düşünüyordum.
arkadaş sevgisiymiş.

daha az klişe olan bir neden olsaydı kendimi vururdum zaten. herkes mi drama queen ?

tıbbiyeli itiraf

sevmiyorsun madem kullanma.

güne bir rap sözü bırak

ve bir gün tanrı olsanız da
karşınızda eğilmem.

tıbbiyelinin sinemada izlediği son film

tıbbiyeli itiraf

“ne yapıyorsun?” dediğinde içimden birkaç saniyeliğine geçen o cevabı duymamış gibi yapıyorum sözlük...
“ sana sarılma isteğimi bastırmaya çalışıyorum”

ondan başkasını gözü görmemek

başkasını görmeyen o gözleriniz, hiçbir zaman sizin gözünüze o şekilde bakmayacak başka gözler için bir gün sizi ağlamaktan, dolayısıyla dehidratasyondan öldürecektir.

yapmayın, yaptırmayın. her üzüntü yaşarken zor gelir tabi. ancak unutmayalım ‘mazide kalan her şey kısa sürmüş demektir. ‘

o zamanlar gözünüzde büyüttüğümüz ultra sıradışı o kişi, birkaç yıl sonra nadiren aklınızın köşesinden geçecek ve artık “ herkes” gibi gelecek size. ve diyeceksiniz ki “gözyaşlarıma yazık olmuş...”

şeklinde düşünmeme neden olmuş başlıktır.*

tıbbiyeli itiraf

psikiyatristim ile aynı kütüphanede çalışmak çok rahatsız edici . sürekli gözgöze gelmek, öyle olmasa bile göz hapsinde hissetmek... çok geriliyorum sözlük çok...

feministlere vurdukça betalardan ses gelmesi

“ he, he...” deyip geçilmesi gereken başlığımsı.

hadi alkışlayalım da antifeminist yazarcıklar tatmin olup ötede oynasın.

güçlü erkeklerle baş edemeyince feminist olmak

  • /
  • 40

tıbbiyeli sözlük yardımlaşma ağı

tıbbiyeli sözlük yazarlarını daha da şanslı hissettirecek topluluktur. bu başlığı okuyan herkes kendini eğer isterse bu ağa dahil hissedebilir.
herkes başkalarına nasıl yardımcı olabileceğini düşünüyorsa ya da nelere gönüllü olabileceklerini yazıp birbirimize mesaj atma suretiyle iletişime geçip yardım alışverişinde bulunabiliriz. çok uzatmadan benim yapabileceğim yardımlardan bahsedeyim.
-ankara etlik te evimde gelen sözlük yazarlarını misafir edebilirim.
-elimde bulunan bir çok tıbbi kaynağı paylaşabilirim sobotta guyton cecil vander lippincott aliksanyan vs.
-ingilizce profesyonel bilgisayar çalışma programını gönderebilirim ki bu oxford english te dersanelerinde hocaların kullandığı programdır bunun gibi tıbbi ders videolarını vs. kaynakları paylaşabilirim.
-ankarada ev taşımanıza boya yapmanıza ya da köpek balık kedi kuş iguana yılan kaplumbağa gibi vs. hayvanlarınıza geçici olarak bakıcısı olabilirim.
-ya da herhangi bir durumda zorda kaldınız kavgaya adam lazım *
saygılar umarım kuralların dışına çıkmamışımdır. temennim ağın genişlemesi. eminim herkesin yapabileceği kendince küçük diğer üyelerce belki hayati yardımlar mevcuttur.
not: 0 rh -

tıbbiyeli sözlük yardımlaşma ağı

-yurtdışı uzmanlık düşünen(özellikle almanya) arkadaşlara prosedürler hakkında ve dil öğrenme sürecinde yardımcı olabilirim.

-halihazırda intörn bir dr olarak stajlara dair tavsiye/tecrübelerimi aktarabilirim.

-yabancı dizi izleyen varsa aranızda önerebileceğim çok güzel diziler var.

-satrançta kendisine güvenen varsa mekanıma bir uğrasın. (bkz:lichess)
kime sorsanız söylerler,zaten kullanıcı adım da aynı:d

-twitterda rt-fav ihtiyacı olanlara her türlü desteği sağlarım,karşılıklı olursa güzel olur:d

-kan grubum 0+.zaten bana işiniz düşmüşse muhtemelen bir daha görüşemeyiz,sizi sevdiğimi bilin:d

makyaj yapmayan kadın

sabah uyandığında birbirinin içine girmiş saçları ve şapşal suratıyla bile güzeldir. makyaj kendisini güzelleştirmez, güzelliğini kapatır.

güçlü erkeklerle baş edemeyince feminist olmak

tıbbiyelilerden film önerileri

sanırım kimse yazmamış, şok oldum. alan rickman hayranlarına gelsin:
(bkz:something the lord made)

evde tek başına iken yapılan şeyler

pc hoparlöründen harry potter izlemek

severus snape

sevgi ve saygımı sonradan kazanmış olan karakter

albus dumbledore

snape'in acısını hiç bir zaman anlayamamış, harry potter'ı gözünde büyüttüğü için diğer şeyleri es geçmiş hogwarts profesörü.

severus snape

rowling'in en büyük başarılarından biridir. 7 kitaplık bir serinin son kitabına saklanmış bir bilmecesi.

severus snape

bu entry'i yazarken

"adam gibi adam
aşk gibi aşk yaşayan
reis gibi reis
gel başkanımız ol severus reis"

mısralarını attığım hogwarts eski müdürü, iksirci.

Toplam entry sayısı: 396

tıbbiyeli itiraf

kişiliğimle sorunlar yaşıyorum sözlük.

başkalarıyla konuştuğum zaman soğuk davranıyorum, sert davranıyorum, görmezden geliyorum. fakültedeki herkese ''siz'' diye hitap ediyorum örneğin. çok mutsuz olduğumda, çok hasta olduğumda, yanımda birilerini istediğimde, birine sempati duyduğumda, -diğerlerine oranla iyi anlaştığım- biriyle konuşurken aslında demek istediğimin çarpıtılmışını kast ediyorum. biri nasıl olduğumu sorsa direkt teşekkür ediyor ve ''siz?'' diye soruyorum mesela. ''mutsuzum.'' diyemiyorum. ya da ''nasıl görünüyorsam öyleyim.'' gibi garip cevaplar veriyorum. biri bana ''arkadaşım'' dese, ''arkadaş olduğumuzu nereden çıkartıyorsunuz ? ''diyorum.
''çok yalnızım, çok mutsuzum...'' demek yerine...

''ne yapmayı seversin?'' sorusuna '' sevmeyi sevmiyorum. '' diyorum mesela.
'' sevmek istiyorum, sevilmek istiyorum...'' diyemiyorum.

herkesin gülüp eğlendiği bir ortamda ''neden gülmüyorsun, bir sorun mu var?'' sorusuna ''komik gelmedi.'' diyorum.

''gülümsemeyi özledim, mutlu olmak istiyorum...'' diyemiyorum.

aslında bunlar benim yalnızlığımın çırpınışları sanırım. başkaları karakterimi ''berbat'' buluyorlar. ben sadece susuyorum o zamanlar.

''böyle davransam da , kast ettiğim şey bu değil. sadece yalnızım, mutsuzum. zor şeyler yaşadım ve düştüm. ayağa kalkamıyorum. her gün ruhumun bir parçası ölüyormuş gibi hissediyorum.bir daha hiç mutlu olamayacakmış gibi hissediyorum. yeniden bir şeyleri hissedebilmek istiyorum. teselli edilmek istiyorum, ağlamak istiyorum.anlaşılmak istiyorum. sizin güldüğünüz şeylere gülmek, üzüldüğünüz şeylere üzülmek istiyorum. anılarım olsun istiyorum, arkadaşlarım olsun istiyorum.çok gencim, hayatta yaşanacak hiç bir şey kalmamış gibi hissediyorum. yine de yaşamak istiyorum. zor geldiğinde 'zor geliyor' demek istiyorum. 'yardım et' demek istiyorum.''

söyleyemiyorum. biliyorum, söylemeyi de hak etmiyorum.

tıbbiyeli itiraf

okulumuzun psikiyatri profesörü hanımefendi beni 6 ay hastanenin psikiyatri kliniğine yatırmak istedi sözlük. oysa bana sorduğu sorulara dürüstlükle cevap verdim, hasta haklarını gizli tutacağını düşünerek kendimi ifade etmeye çalıştım. o ise daha onuncu cümlemin sonunda ''biz seni bir süre misafir edeceğiz.'' dedi. ''hocam, okul?'' dedim.''iyileşince...'' dedi. mahvolan onların hayatları değil çünkü. söylemesi kolay.

karşı çıkınca ben, senin söz hakkın yok, hastasın, anormalsin dedi... refakatçilerimden biri tüm sorumluluğumu alırsa, imza verirse ancak çıkabileceğimi söyledi. refakatçim yoktu benim, ben kimsesizdim... bir şekilde zar zor bir arkadaşımı refakatçim sayarak hallettim. arkasından kardiyoloji,nöroloji, dahiliye, anestezi hocalarının hepsi sırayla bana '' .... hanım senin yatışını istemiş, neden yatmadın?'' dediler. hasta hakları öyle mi sözlük? hepsinin canı cehenneme.

ama bana yaşattığınız bu ''hiçlik'' duygusunun hesabını verebilecek misiniz sayın hocam? beni 10 cümle bile dinlemeyen, hislerimi anlatmama izin vermeyen çok rafine profesör hocam, karar verdiğiniz kendi hayatınız olmadığı için mi bu kadar kolay geldi gerekirse 6 ay-1 yıl yatacaksın demek? sen ''anormalsin'' demek? ne zamandan beri bu kadar yıkıcı oldu bu meslek? bana ne tanı koyduğunuzu söyleyecek kadar insan yerine koyamadınız değil mi?

edit: gel de bu fakültede okumaya devam et. aferin, hepiniz mahvedin hayatımı olur mu? böyle güzelce delirtin beni.

tıbbiyeli itiraf

siz benim hayatımı kurtaracak kişi değilsiniz, beni soğuktan koruyamaz, yağmurlarda ıslanmaktan alıkoyamazsınız . bunu yalnızca ben 'kendim' yaparım. ben bir şemsiye teline tutunmadan da hayatta kalabilmiş bir kadınım.

siz yokken de hayattaydım. hiç geleceğim olmayacakmış gibi hissettiğim zamanlar da tek başımaydım. ölecektim ben, ''yaşamak istiyorum'' dedim, bir gençliği ellerimle toprağa verip yeniden yeniden dirilttim. üstümüze karlar yağdı. ömürlerce sürmüş gibi gelen karlar yağdı. hayatımı böyle inşa ettim yeniden yeniden. inşa ettim karlardan bir ev, bir başımaydım. bağırdım kendim olacak kisiye, sonra dönüp uzunca sustum kendime. alındım biraz da üstüme. ardından mutsuz oldum çokça. ağladım da.

kar yağdı dudaklarıma. ağladım.

ben söyledim ama siz göremezsiniz nasıl ağladığımı. ben içimden daha güzel ağlarım çünkü . ben ağlarken güzel hissedebilen bir kadınım.

siz insafsızca '' … ''dersiniz, beni üzer ağlatırsınız. "ben size oyuncak olarak mı yaratıldım?ben de biriciktim. ben de birirlerinin evladı, birilerinin kardeşiydim. ben de sevilecek kadar değerliydim. ki bir zamanlar çok da sevildim. "

diyebilmeliydim size ...ardından konuşur gibi sustum gönlünüzce.


...

sonraları, sizin başkaları hakkında da bir çırpıda söylediğiniz o sözleri üzülerek dinledim. onlar uzun süre seccademize bereket damlaları oldu. yüzümüze gölge, saçımıza ak sicimler oldu. gerçek üzüntüler böyleymiş, anladım. hatırladıkça ağlatırmış, gerçek mutluluklar gibi. gerçek sevgi gibi, hatırladıkça severmişsin, öyle demişti biri.

yine de ''bilemezdiniz'' deyip kabul ettim. anlamak öyle çok kolay değil ki birbirini. yargılamanın aksine...

siz müsterih olun diye söylüyorum. ben sizin yüzünüzden ağlamam artık. siz bundan böyle tenimde bir damla yaş göremezsiniz.

siz beni sevmezsiniz de ayrıca, onu da bilirim. siz beni sevebilecek kişi değilsiniz. sessizliğiniz çok güzeldi o yüzden tereddüt ettim. artık edemem merak etmeyin.ben yine de gülümserim sessizliğinize. ben gülümserken güzel hisseden bir kadınım çünkü. sizin sessizliğinize gülümserken kutsanmıştım. bu yüzden gülümserim her akşamüzeri. en azından günde bir kere gülümserim sizin için; sizin gibi olanlar için. ben sizlere gülümserim ağlar gibi.

***

ben ağlarken şehrinize yağmur olup inen o kadınım. çisil çisil değil, bardaktan boşanırcasına yağarım. ben sevmeye yeltendiğinde bir meltem gibi saçlarınızın arasından geçebilecek bir kadınım.

gülümsememle baharı getirip, sessizliğimle kışınız olur, kelimelerimle gözyaşlarınıza dokunurum. beni yanaklarınızdan silersiniz, sonunuz olurum.

siz beni istemeseniz de dört mevsim yaşayacaksınız. her yağmur yağdığında üzgün, solgun yüzümü hatırlayacaksınız. kış güneşi ıstmayacak sizi. siz ağlayan kadınları gördüğünüzde sessizliğinizde boğulacak olansınız.

siz benimle olan hatıralarınızı her köprü parmaklığında bir bir hatırlayacaksınız. beni unutmaya çalışırken gülümsediğiniz o anlardan acıyla pişmanlık duyacaksınız. siz bahar geldi diye bir köşeye çekilip gizlice ağlayacak olansınız.

ve iç geçiçerek göz ardı edeceksiniz birlikte sustuğumuz cam kenarı büfeyi.

...

siz beni ağlatmasaydınız aslında, ben şehrinize yağmur, toprağınıza bereket olacaktım. kalbinizde tekleme, dilinizde tutukluluk olarak kalacaktım. fakat siz beni yarım bıraktınız.

oysa ben sizin evlerinize neşe, hastalarınıza şifa, ben sizin biricik göz aydınlığınız...

***

ben gidiyorum şimdi siz hoşça kalabilin diye. londra'ya ışık, sahra'ya yağmur olmak üzere gidiyorum. kendi çiçeklerimi yetiştirip, emeğimi ve zamanımı toprağa vermeye gidiyorum. verdiğim emeğin karşılığını gözyaşı olarak, suskunluk olarak değil de, hayatıma bir parıltı olarak ödeyecek toprağı bol bir şehre gidiyorum.

çünkü ben sizin benzettiğiniz gibi parlatıldıktan sonra güzel olan, camdan yapılmış bir süs eşyası değilim. ben sevildikçe güzelleşecek bir kadınım, diğer bütün kadınlar gibi. ışığını kar altında kaybetmiş bir kadınım sadece.

***

simdi londra'ya gün ışığı, sahra'ya yağmur, kanada'ya akçaağaç olmak üzere gidiyorum. mutsuzluğunuza mum ışığı, kalbinize ferahlık olarak yürüdüğüm o yollardan geri dönüyorum. sizi ve şehrinizi sevmiyorum. fazlaca şikayet ettiğiniz soğukluğumu şehrinize bırakıyorum. ben de biraz hoşçakalabileyim diye...

tıbbiyeli itiraf

değer verdiğim insanlara anlayamadığım bir biçimde soğuk davranıyorum. sanırım hayal kırıklığı yaşamaktan korktuğum için insanları bu şekilde uzaklaştırıyorum.

severus snape

(1960-1998) harry potter kitap ve film serisi kahramanı. james potter, sirius black, remus lupin, peter pettigrew ve lily evans ile aynı dönemde hogwarts cadılık ve büyücülük okulunda slytherin binasında okumuştur. okulda karanlık sanatlara olan eğilimi ile dikkat çekmiş, okul bittikten sonra ise lord voldemort’a katılıp bir ölüm yiyen olmuştur. annesi eileen prince safkan bir cadıdır. babası tobias snape ise bir muggle’dır. babasının büyüdışı olmasından utandığı için (tıpkı voldemort gibi)kendisini 6. kitapta melez prens olarak görüyoruz (annesinin soyadını kullanmıştır.) . hogwarts’ta james potter ve arkadaşları tarafından çeşitli eziyetlere uğramış olmasına rağmen lily evans ve james potter’ın oğlu olan harry için hayatını feda etmiştir. çocukluk arkadaşı-tek arkadaşı- olan lily evans’a bir ömür sürecek eşi benzeri bulunmaz bir aşkla bağlanmıştır. kitabı okuyanlar bilir, lily’nin gözleri için wizarding world’ün gelmiş geçmiş en güçlü karabüyücüsü , en güçlü zihnefendini, voldemort'u kandırmış, dumbledore’u bir plan dahilinde öldürmüş, zümrüdüanka yoldaşlığı ve harry’nin selameti için çift taraflı ajanlık yapmış, harry’i defalarca kurtarmış ve bu uğurda can vermiştir. sırf sevdiği kadının çocuğu olduğu için, annesinin gözlerine sahip olduğu için, harry uzun süre nefret ettiği, hiç ummayacağı biri tarafından gizlice korunmuştur. lily ve james potter’ın ölümünden bir yıl sonra , dumbledore’dan ikinci bir şans istemiş, ve bundan sonraki hayatını harry’i korumaya adamıştır. 1981’den itibaren hogwarts’ta iksir hocalığı yapmaya başlamıştır. dumbledore’un ölümünden sonra ise kendi ölümüne kadar hogwarts müdürlüğü yapmıştır. hogwarts savaşı zamanında voldemort tarafından öldürülmüştür. son nefesini harry’nin kollarında verirken söylediği son kelimeler ise şu şekildedir:

“look at me.

you have your mother’s eyes...”


***

kendisi seri boyunca en öngörülemez karakter olmuştur kanımca. çoğumuz şüpheli her olayda parmağı olması nedeniyle onun iyi tarafta mı kötü tarafta mı olduğunu bilmedik son kitaba kadar. itiraf edeyim, neredeyse kitaptaki bütün karakterler öldü, ve evet hepsi de çok üzücüydü fakat beni günlerce uyutmayıp ağlatmış olan bölüm severus snape’in hayatının anlatılmış olduğu “ prince’s tale” bölümüdür.

not: kendisi aynı zamanda patronusu olan tek ölüm yiyendir. patronus büyüsü insanların korkularından beslenen ruh emicilere karşı kullanılan bir büyüdür. ölüm yiyenler kötülükten beslendikleri için patronus büyüsü yapamazlar. patronus büyüsü yapabilmek için çok güçlü mutluluklar , saf sevgi gerekir. aynı zamanda patronusun şekli kişi, birine aşık olunca , aşık olduğu kişinin patronusunun şekline bürünür. severus snape’in patronus’u ise bir “maral”dı. tıpkı lily’nin patronusu gibi.

serinin en unutulmaz kısımlarından birini de buraya ekliyorum :

dumbledore ve snape tartışıyordur. snape , voldemortun ölmesi için harry’nin de ölmesi gerektiğini öğrenmiş ve dumbledore’a bunu daha önce söylemediği için, harry’i kurbanlık bir koyun gibi yetiştirdiği için kızmıştır . dumbledore ona “ yoksa çocuğu önemsemeye mi başladın?” şeklinde bir soru sorar . severus asasını çıkartır ve bir patronus büyüsü yapar ve ışıldayan bir maral patronus, asanın ucundan süzülür.

dumbledore’un gözleri dolmuştur :

-lily... after all this time?”

(bunca zaman sonra bile mi ? -hala lily’i seviyorsun-)

+always.

(daima.)



anlaşıldığı üzere 10 yaşından ölünceye dek “daima” ve sadece lily’i sevmiştir. sorarım size severus antifanları, böyle bir adam, nasıl kötü olabilir? ölürken bile tek düşündüğü lily’nin gözlerine bakabilmek olan biri, ne kadar kötü olabilir ? diğer voldi yandaşı slytherin’ler gibi ömrünü muggle soykırımına adamamıştır, sevgisiz boş bir hayat sürmemiştir. o sadece kötü seçimler yapmış iyi bir adamdır. yaptıklarının cezasını yalnız geçmiş bir ömür ile ödemiştir.

severus snape, tek taraflı bir aşk için bir ömür feda etmiştir.


***

kısacası, severus snape “adam”dır.

tıbbiyeli itiraf

okulumuzun psikiyatri profesörü hanımefendi beni 6 ay hastanenin psikiyatri kliniğine yatırmak istedi sözlük. oysa bana sorduğu sorulara dürüstlükle cevap verdim, hasta haklarını gizli tutacağını düşünerek kendimi ifade etmeye çalıştım. o ise daha onuncu cümlemin sonunda ''biz seni bir süre misafir edeceğiz.'' dedi. ''hocam, okul?'' dedim.''iyileşince...'' dedi. mahvolan onların hayatları değil çünkü. söylemesi kolay.

karşı çıkınca ben, senin söz hakkın yok, hastasın, anormalsin dedi... refakatçilerimden biri tüm sorumluluğumu alırsa, imza verirse ancak çıkabileceğimi söyledi. refakatçim yoktu benim, ben kimsesizdim... bir şekilde zar zor bir arkadaşımı refakatçim sayarak hallettim. arkasından kardiyoloji,nöroloji, dahiliye, anestezi hocalarının hepsi sırayla bana '' .... hanım senin yatışını istemiş, neden yatmadın?'' dediler. hasta hakları öyle mi sözlük? hepsinin canı cehenneme.

ama bana yaşattığınız bu ''hiçlik'' duygusunun hesabını verebilecek misiniz sayın hocam? beni 10 cümle bile dinlemeyen, hislerimi anlatmama izin vermeyen çok rafine profesör hocam, karar verdiğiniz kendi hayatınız olmadığı için mi bu kadar kolay geldi gerekirse 6 ay-1 yıl yatacaksın demek? sen ''anormalsin'' demek? ne zamandan beri bu kadar yıkıcı oldu bu meslek? bana ne tanı koyduğunuzu söyleyecek kadar insan yerine koyamadınız değil mi?

edit: gel de bu fakültede okumaya devam et. aferin, hepiniz mahvedin hayatımı olur mu? böyle güzelce delirtin beni.

tıbbiyeli itiraf

değer verdiğim insanlara anlayamadığım bir biçimde soğuk davranıyorum. sanırım hayal kırıklığı yaşamaktan korktuğum için insanları bu şekilde uzaklaştırıyorum.

tıp fakültesinden mezun kızların evde kalması

istemediği için evlenmemesi muhtemel olan tiptir. hayatını bilime adamak istiyor olabilir. kendi varlığını tek başına sürdürmek, kendi başına ayakta kalmak, bir '' ev hanımı '' değil de ''bilim kadını '' olarak anılmak istiyor olabilir.

süt içmek için evde inek beslemek mantıksızdır. evlenmeyin dostlar.

not: ev hanımlarını küçümsemek gibi bir durum söz konusu değildir.metinde, yazar kendi açısından ev hanımı olmak istemediğini anlatmaya çalışmıştır.muhtemelen - margaret thatcher'ın da dediği gibi - bulaşık yıkarken ölmek istemiyordur.

tıp fakültesine yeni başlayanlara tavsiyeler

ses kaydı alın,
önlerde oturun,
kütüphanede başkası için yer tutup diğerlerinin hakkını gasp etmeyin
laboratuvardan çıkmadan önlüğünüzü çıkarmayın
highlighter kalem stoğu yapın
ders çalışmayı ve kahve içmeyi sevin
en önemlisi tıbbı sevin

bonus : hocaların dediğine çok takılmayın, çoğunun umrunda değilsiniz.

bir sınav için en stresli olduğunuz anda yaptıklarınız

namaz kılarım , dua ederim dostlar... dua etmek bedava ve zahmetsiz. ayrıca stresliyken içimde hep bir boşluk olur, büyük bir yalnızlık hissi çöker. böyle durumlarda namaz yalnızlığıma iyi gelir, dua kalbime iyi gelir.

intihar yöntemleri

1. elektrik:

1000 volt veya üzerinde elektrik akımına kapılırsak ne olur? ölüm süresi: 2 saniye. ölüm sebebi: iç organlarımız yanar ve ağır doku kaybından kim vurduya gideriz. yaralı veya sakat kalma riskimiz: akım kesilmediği sürece kurtulma şansımız yoktur. hadi yine onu bir ihtimale bağlayalım: on milyonda 1. hissedeceğimiz acı oranı: çok kısa süreceği için %25

2. zehirlenmek:

fare zehri, kimyasal gibi maddelerin alımında ne olur? ölüm süresi: alınan miktara ve bünyeye bağlı olmakla birlikte 15 dakika kadar sürebilir. ölüm nedeni: kaslar kilitlenir ya da kişi kalp krizi geçirebilir. solunum yetmezliği ve bunun sonucunda akciğer parçalanması da diğer ihtimaldir. ölümden kurtulma şansı: %50. hissedilecek acı: %30

3. kafaya ateş etme:

kafamıza pompalı ya da büyük çaplı mermi barındıran silahla sıkarsak ne olur? (tam şakağımıza.) ölüm süresi: 1 saniye. ölüm sebebi: beyin ölümü gerçekleşir, beraberinde hızlı kan kaybından taklaya geliriz. kurtulma şansımız: %3 hissedeceğimiz acı oranı: hızlı ölüm gerçekleştiği için %5.

4. ilaçla intihar:

yüksek dozlu herhangi bir ilaçtan bir kutu alırsak (15-20 adet arası) sonumuz ne olur? ölüm süresi: 10 dakika. ölüm nedeni: karaciğerimiz iflas eder veya kalp krizi geçiririz. ya da ikisi bir arada gerçekleşir. yaralı kalma veya kurtulma şansımız: %50 hissedeceğimiz acı: %40.

5. yüksek yerden atlamak:

en az 30 metre yükseklikten sert bir zemine atlamak. ölüm süresi: 5 saniye. ölüm nedeni: iç organlar patlar, kafatası yarılabilir ve kırılan kaburga kemikleri kalbi parçalayabilir. kurtulma şansı: %5 hissedilecek acı: %7

6. damara uyuşturucu vermek:

damarımıza yüksek dozda uyuşturucu (eroin,morfin) enjekte edersek n’olur? ölüm süresi: 5 dakika. ölüm nedeni: beyne pompalanan kandaki oksijenin yok olması sonucu beyin çalışmaz. buna ilaveten kişi kalp krizi geçirir. kurtulma şansı: %5 hissedilecek acı: neredeyse sıfırdır. çünkü beyin alınan aşırı dozda uyuşturucudan dolayı vücudu artık hissedemez.

7. boğaz kesmek:

gırtlağı kesici bir aletle çeneye paralel olacak şekilde kesersek ne olur? ölüm süresi: 3-4 dakika. ölüm sebebi: solunum yollarının tıkanması sonucu nefes alamama ve kan kaybından kaynaklıdır. yaralı kalma ihtimali: %3 hissedilecek acı: %65 (belki de en canlı, iliklere kadar hissedilecek bir intihar yöntemidir.)

8. gaz teneffüs etmek:

gaz ile intihar edilirse ne kadar sürer, ne olur? uzun süre zehirli gazı içimize çektiğimizde nasıl bir ölüm bizi bekliyor olur? ölüm müddeti: maksimum 15 dakika ölüm nedeni: oksijen yetmezliği, beyne oksijenin gitmemesi, kalp krizi ve akciğer kanamasıyla sonuçlanır. kurtulma şansı: %10 hissedilecek acı oranı: %6 (belli bir süre sonra ciğerler yanmaya başlar ve sonunda hissizleşerek ölüm gerçekleşir.)

9. kendini asmak:

iple kişi kendisini astığı zaman genellikle nefessizlikten değil boynun kırılmasından dolayı hayatını kaybeder. eğer ilmek yanlış atılırsa boyun kırılmaz ve nefessizlikten dolayı ölüm gerçekleşir. eğer boyun kırılırsa nasıl sonuçla karşılaşılır? ölüm süresi: 2 saniye. ölüm nedeni: boyun kırılması en kolay ve en hızlı ölüm şekillerinden biri değildir. oldukça risklidir. bireyin felç olarak yaşamını devam ettirmesi olası ihtimaller arasında yer alır. boyun kırılmasında ne olur? beyin ile boyun altında bulunan organlar arası iletişimi sağlayan sinirler zedelenir. kurtulma şansı: %3 hissedilecek acı: %10

10. trafik kazası:

istemli olarak bir tırın ya da büyük yük kamyonunun altına girmek. (170 km) ölüm süresi: 1 – 10 dakika ölüm nedeni: birden fazla neden olabilir. iç organların parçalanması, iç kanama, beyin kanaması, akciğerin yırtılması ihtimaller arasında yer alır. kurtulma ya da sakat kalma oranı: %70 hissedilecek acı oranı %20 – %40

11. tren rayları:

tren rayına kafayı dayayıp intihara kalkışmak. ölüm süresi: 1 saniye ölüm nedeni: beyin ile vücut arasındaki iletişimin kopması. kurtulma şansı: %0.0000000000000001 hissedilecek acı: %3

12. yanarak ölmek:

benzinle kişinin kendisini ateşe vermesi. ölüm süresi: 5 dakika ölüm sebebi: doku kaybı, iç organların yanması veya patlaması, beynin akmasından kaynaklıdır. kurtulma şansı: %12 hissedilecek acı: %80. en çok acı çektirecek intihar girişimlerinin başında gelmektedir.

13. ağırlık takarak denize atlamak:

vücuda taş ya da ağırlık yapıp dibe çökecek şekilde denize atlanırsa ne olur? ölüm süresi: 2-3 dakika ölüm sebebi: solunum yetmezliği sonucunda dayanamayarak nefes almaya çalışırız. ciğerimize dolan su ile birlikte akciğer parçalanır ve ölüm gerçekleşir. kurtulma şansı: %1 (ağırlığın bağlanma şekli ihtimali değiştirebilir.) hissedilecek acı oranı: %55 nefes alamadan çırpınış, suyun ciğerlere doluşu ve akciğerin parçalanması hissi arttıyor.

14. donarak ölmek:

çok soğuk bir ortamda çıplak ve hareketsiz şekilde beklemek. ölüm süresi: 20- 100 dakika ölüm nedeni: kan dolaşımının durması ve nihayetinde beyne kan iletilmemesinden kaynaklıdır. kurtulma şansı: %10 hissedilecek acı: %20. normal dışarıda üşüdüğümüz gibi bu intiharı deneyen kişi aynı dertten muzdarip olur. çektiği acı ölüme yakın vakitler değil ilk zamanlarda gerçekleşir.

15. bilekleri kesmek:

bileklerdeki ana atardamarın bulunduğu yer kesilirse neler yaşarız? ölüm süresi: 9-10 dakika ölüm sebebi: bilekler kesildiği anda büyük bir acı hissedebiliriz. ancak kan kaybı esnasında acıdan eser kalmaz ve ölüm uykusuna dalarız. yaralı olarak kurtulma şansı: %10 hissedilecek acı oranı: %10

16. yüksek basınca maruz kalma:

uçakta basınç veya denizin diplerinde vurgun yersek ne olur? ölüm süresi: 3 dakika ölüm nedeni: solunum yetmezliği, iç organların patlaması veya beyin kanamasıyla yaşam son bulur. kurtulma şansı: %15 hissedilecek acı: %25

şu siteden alıntıdır.

tıp fakültesinden mezun kızların evde kalması

istemediği için evlenmemesi muhtemel olan tiptir. hayatını bilime adamak istiyor olabilir. kendi varlığını tek başına sürdürmek, kendi başına ayakta kalmak, bir '' ev hanımı '' değil de ''bilim kadını '' olarak anılmak istiyor olabilir.

süt içmek için evde inek beslemek mantıksızdır. evlenmeyin dostlar.

not: ev hanımlarını küçümsemek gibi bir durum söz konusu değildir.metinde, yazar kendi açısından ev hanımı olmak istemediğini anlatmaya çalışmıştır.muhtemelen - margaret thatcher'ın da dediği gibi - bulaşık yıkarken ölmek istemiyordur.

evlenilmeyecek kızlar

bir sınav için en stresli olduğunuz anda yaptıklarınız

namaz kılarım , dua ederim dostlar... dua etmek bedava ve zahmetsiz. ayrıca stresliyken içimde hep bir boşluk olur, büyük bir yalnızlık hissi çöker. böyle durumlarda namaz yalnızlığıma iyi gelir, dua kalbime iyi gelir.

evlenilmeyecek erkekler


içerik kuralları - iletişim