zoobi doobi 2

Durum: 424 - 8 - 1 - 0 - 08.12.2018 14:18

Puan: 7152 -

2 yıl önce kayıt oldu. ikinci nesil yazar.

bir hayalet..
  • /
  • 43

tus

tatlı uykuları kaçırdın
en küçük tatilleri bile zehrettin
yetmedi moralleri de göçerttin
rezil ettin tus beni

zaman yoktu iş çoktu
kovalasan da o hep kaçıyordu
soluğu hep ensede soluyordu
rezil ettin tus beni

nice yiğitler başladı lustrale
çalıştık çalıştık kaldık 45 e
başlayacam tusuna da intörnlüğüne de
rezil ettin tıp beni.

karaca zoobi der ki sen yine de takma
çalış ama etrafının lafına da çok bakma
periferde olur şimdi olmasa da
rezil ettin tus beni.

amniyotik band sendromu

cehalet korkunç bir tablo değil mi?
hadi kadını geç anlamamış, o avukat tekrar nasıl ben avukatım diye dolanacak ortalıkta onu merak ediyorum.

medyaya diyecek tek bi sözüm yok. çünkü bizim ülkemizde artık medya falan yok.

acun ılıcalı ve şeyma subaşı’nın boşanması

bu gün ameliyathanede bir hocamız sayesinde bizi utandırmıştır.

hocamız: burada seçkin insanlar var. hadi popülasyonu test edelim. nasanın uzay aracı insight dün akşam marsa iniş yaptı. hatta nasanın canlı yayını vardı. kaçınız biliyorsunuz?

(hiçkimse)

pekiii şeyma acundan kaç para nafaka alıyor?

bir asistan: lanet olsun ki ben biliyorum bunun cevabını.
diğer bir asistan i.lk asistana: üzülme, biz de biliyoruz..
hocamız: ben de biliyorum, canlı yayını takip ederken bi yandan da o haberi okuyordum.

*********

sizce de ilgilenen ya da ilgilenmeyen herkesin bu habere bi yerlerde maruz kalması durumu ilginç değil mi? birileri nedense sanki bunu herkesin duymasını istiyor gibi. ya da oyalanmasını istiyor gibi. bir şekilde umrunuzda olmasa bile eminim siz de biliyorsunuz. tuhaf..

sakın tıp yazmayın ha diyen tıpçı

sarılmak

sanki ruhunuzu içinizden çekip çıkarıp üzerindeki tozları üfleyip silkeledikten sonra içinize geri üflüyorlar gibi.

çok romantikim beee!! çünkü bu gün tatil. gerçekten tatil, nöbetsiz tatil. oley!*

nöbet tutmak

henüz ayda max dört tane denk geldi ama sevdim ben bu işi. gece daha sakin geliyor her yer. hani bazen klinikten kantine inerken geçtiğiniz koridorlar yarı karanlık yarı aydınlık oluyor ya.. ya da artık hareket iyice kesildiğinde sabah adım atamadığınız yerlerde volta atarak telefonda konuşmak çok keyifli bence.

ama sanırım sadece bana öyle geliyor. sabah devrederken soruyorlar nasıl geçti diye yanımdaki arkadaşım "berbat! derken ben aynı anda "güzeell.." diyorum. yorulmak da güzel ki sonuçta. uyuruz geçer.

yoğun bakımda kadın erkek birlikte tedavi edilmesin

bence bu tür abuk sabuk ifadeler ki bu ifadelerle "hayatını kaybetme tehlikesinde olan insanların hayatının kurtarılması için değil de hala insanı insan olarak göremeyip uçkur düşünmek ve herkesin böyle düşündüğünü sanmak"tan bahsediyorum, bence özellikle üniversite gibi etrafına ışık saçması gereken bir eğitim kurumunda görevden alınma endikasyonu olmalı.

bu adama neden prof diyoruz mesela biz?
kendi hocalarımıza da prof diyoruz, bu bizim hocalarımızın -gerçekten bu ünvanı hak eden hocalarımızın- bulundukları mevkiye saygısızlık değil mi?

gerçekleştirdiğiniz hayalleriniz

kendi paramı kazanmak. henüz küçük bir miktar ama olsun.

intörn

sahip olduğum sıfat.
geçen asistan özür diledi. seni bu gün çok yordum diye.
saat üçten sonra şuurum kapanıyor. ne yaptı hatırlamıyorum.

önlüğün yaka cebi

kalem, para ve çok çok önemli notları taşırım.
kalem sorumlulukları yerine getirmek için, not unutkanlık için, para boş bi ara bulunursa kahve almak için.
  • /
  • 43

lp

yakın zamanda keşfetiğim sanatçı. geç kalmışım resmen üzüldüm ama "when we're high" ile beni benden almıştır.
şarkı için:

serinlemek için bime girmek

çarşıda pazarda gezerken sık sık yaptığım eylem. klimaların altına denk gelen ürünlere uzun uzun bakar, kasaya yakın top stars çikolatalardan bir tane kapar, yoluma devam ederim.
(bkz:nasıl şişman oldum)

aşk tanrıçası

yazarların garip huyları

muhakkak açıklaması olduğuna inandığım fakat nedenini aydınlatamadığımız huylardır.
çocukken kendimi sarma harcıymışım gibi büyük bir battaniyeye (battaniyede yaprak oluyor bu durumda) sarardım. en son tırtıl gibi olurdum ve o şekilde sürünmeye çalışırdım. epey eğlenceli gelirdi.

anneler günü

annesini kaybetmis olan insanlarda huzun yasatir. cogu zaman sov amacli kutlanan bu gunde cocuklar, annelerinin fotografini iyi ki varsin yazarak sosyal mecrada paylasir, ertesi gun yine kavga etmeye, annelerini hor gormeye devam ederler. (genelleme degil)

hem doktor hem hukukçu olmak

meslektaşlarımız arasında azımsanmayacak derecede kişinin * olmayı düşündüğü, bu nedenle dgs ile hukuk fakültesi'ne geçiş imkânı olduğu için adalet meslek yüksekokulları'nda okuduğu durum.

avukat olmayı düşünenlerin büyük kısmı kendisi ile ilgili davalara değil de malpraktis davalarında hastanın tarafında olarak büyük paralar kazanma arzusunda.

tıpın üstüne okumaya değer mi değmez mi bilmiyorum ama ikisi bir arada yürütülemeyecek kadar farklı ve ağır işler. sadece sağlık alanında hukuki konulara bakıp, meslektaşlarımıza da faydalı olabilecek şekilde eğer olabilirsem avukat olmak istiyorum.

maalesef hakim/savcıların doktorlara bakışı pek iyi değil. bu nedenle bu camiada bizden birinin hipokrat andına sâdık kalarak bizleri savunması önemli.

tıbbiyeli sözlük telegram grubu

bir gece ansızın telefonumda telegramdan +1200 mesaj uyarısı almama neden olan grup.

çocuklarla diyaloglar

b:babam
k:kardeşim(4 yaşında)

k:baba yarın beni de iş yerine götürür müsün?
b:hayır,olmaz.
k:baba lütfen.söz başarmayacağım(şımarmayacağım demek istiyor)
b:ben bakamam oğlum orada sana.sen evde bana resim yap olur mu?
(kardeşim uzun süre babamla gözleri kısık bir şekilde göz teması kurar.)
k:baba şimdi sen oğlunu iş yerine götürmüyorsun yaa,bundan yirmi yıl sonra bu oğlun da seni kendi iş yerine götürmese hoşuna gider mi?
babam şok,babam iptal...


yine aynı kardeşimle bir oyun haline getirdiğimiz bir diyaloğu yazmak istiyorum.
b:ben
k:kardeşim

ben okuldan eve gelip direkt odama giderim.kardeşim odama gelir:
k:abla ben sana küstüm,artık kalbim atmıyor.
b:ne oldu canım,neden küstün?
k:okuldan eve geliyorsun,şu güzel kardeşimi bir öpeyim,günü nasıl geçmiş bir sorayım demiyorsun.artık kalbim atmıyor işte.
b:özür dilerim.nasıl affettirebilirim kendimi acaba?
k:kalbimden öpsen geçer herhalde...
ben giderim tam kalbinin üzerinden öperim.
b:artık atıyor mu kalbin?
k:evet,hem de pır pır atıyor..

yalnızlık

şu an içinde bulunduğum durumdur efendim. 3 gündür 37.5-39.5 arası seyreden bir griple boğuşuyorum. annem, babam be kardeşim çoğunlukla evde. bense zaruri ihtiyaçlar hariç yataktan kalkamıyorum, zira halim yok. bu süre zarfında babam bir kez ıdama gelip "geçmiş olsun." deme zahmetinde bulundu. annemse her anneden daha ilgili(!) sabah kalktığı saate göre -13.30 civarı- bana kahvaltı veriyor 2 gündür. akşamsa uyduruk ve iyileştirmeyecek yemekler. örnek vereyim:

kahvaltı: şehriye çorbası, ekmek

akşam yemeği: şehriye çorbası, bimdeki hazır döner tavuk ( hani şu ne etinden yapıldığı bilinmeyen), tam pişmemiş pilav.

kardeşim 8. sınıf, küçük sayılır. ona lafım yok, birtanem o benim.

ailemiz dağılmak üzere zaten. annemle babam 2 aya yakındır konuşmuyorlar. babam salonda uyuyor geceleri. annem sırf kardeşim için durduğunu iddia ediyor falan ama kendisi de hiç masum değil.

yemek yapmaya üşeniyor. evin annesi benmişim gibi yıllardır yaptığı tarifleri bana soruyor. liseli kızlar gibi giyiniyor falan... ama hastalık... ne biliyim insanın zoruna gidiyor sözlük. kızınım ben senin. kocana küstüğün için bize de mi böyle yapacaksın?

konuyu çok dağıttım ama hastalık yüzünden olduğumdan daha duygusalım şu aralar. ve en kötüsü aile içindeki yalnızlık biliyor musunuz? diğerlerinde ne olursa olsun ailenize sırtınızı yaslayabilecekken, bunda ne yapabilirsiniz ki... şanslı taraftaysanız kıymetini bilin.

depresyon

yaklaşık 1.5 yıldır yaşadığım ama bir türlü depresyona girdiğimi kabullenmediğim ya da akıl edemediğim hastalık. bir şeylerin yanlış gittiğini biliyordum fakat bunların hepsini 'galiba bende b12 eksikliği var' diyip geçiştiriyordum. ve sürekli yorgunluk, halsizlik, hiçbirşey yapmama isteği, odaklanma sorunları, bazı zmanlar çok uyuyup bazı zamanlar ise uykusuzluk çekmek, bu 1.5 yılda 20 kilo almak, bu 1,5 yılda toplasan 3 kişiyle ya tanıştım ya tanışmadım. kaybettiğim insanlar ise daha fazla. kendimin mal olduğumu düşünmem ve tıp fakültesini haketmediğimi düşünmem vs. vs. ve işin ilginç tarafı bu durumlar beni daha çok içime kapattı ve daha evcil, asosyal bir yaratık haline getirdi ve de bnm bu başta küçük minik depresyonum her defasında katlanarak büyüdü. belkide sınıf tekrarı yapmama büyük etkisi oldu. ve sınıf tekrarı yapmam da bu depresyonu dahada çıkılmaz hale soktu.
peki ne zaman bende jeton düştü? 2 gece önce aniden uykudan uyanıp sebepsizce hıçkıra hıçkıra ağladığımda kafamda bütün taşlar yerine oturmustu. geçen hafta tecavüz edilen yavru kedi haberinede hüngür hüngür ağlamıştım. (1.5 senede teşhis koydum. bence en büyük depresyon belirtim bu. 1,5 sene)
burns depresyon ölçeğini çözdüğümde ise sonuç vahim... ağır depresyon... hangi ara bu hale geldim?... bilmiyorum..

tek sevindiğim durum 'ben malım galiba. bnm bu fakültede ne işim var' gibi düşüncelerimin depresyondan kaynaklanabiliyor olabilmesi. umarım öyledir. umarım depresyondur.

Toplam entry sayısı: 424

komite veya sözlü gününün sabahı

korkunçlu bir sabahtır.
sınav sabahları şöyle uyanırım.


sonra uyumadan önce hunharca çalıştığım, bir kısmı yatağın altına kaçan notlarımla bakışırım.


hemen notlarımı toparlayıp hızlıca giyinirim.


durağa gider, otobüs geldiğinde her zamanki nezaketimi olur da binemezsem mahvolurum diye düşünerek bir kenara bırakır, insanlara blok koya koya otobüse binerim. iterim kakarım, çirkinleşmek gerekiyor bu aşamada.


okula gidince arkadaşlarım benim ilk kez duyduğum şeyler üzerine tartışırlar. ben de anlıyor gibi yaparım. ama çok utanırım. bari son anlarım iyi geçsin der hemen oradan uzaklaşırım.



çıkışta da aynı arkadaşlar hangi hocanın hangi soruu sorduğunu, hangi şıkkın yanlış olduğunu, soru numarasına göre 30. sorunun a, 34. sorunun c olması gerektiğini söylerler.
ama ben hiçbirini hatırlamam öyle numaradan.


bakarım orada kaldığım her saniye bir yanlışın daha çıkıyor, hemen tabanları yağlarım.


otobüse biner kulaklıklarımı takar, "ya aslında abarttığım kadar da yoktu be" diye düşünerek eve dönerim.


ve genelde eğer ekstrem bir engelle karşılaşmayıp her zamanki çalışmamı yapmışsam güç bela da olsa hem yazılıdan hem sözlüden geçmişimdir. *

özgüveni arşa çıkaracak durumlar

başarılı olmak. her ne alanda çalışıyorsanız.

görüntünüzü güzel bulmak. kilonuz sizi rahatsız ediyorsa vermek, sivilceleri tedavi ettirmek, saç modeli değiştirmek, aksesuar kullanmak, tarz değiştirmek, makyaj.

kendinizi iyi hissettiğiniz şekilde giyinmek. nasıl seviyorsanız.

bilmek. çok okumak. bilirseniz korkmazsınız, korkmazsanız da kendinize güvenirsiniz.

zengin olmak. yaşadığımız nalet devirde beş kuruşluk adam olmayıp cebindeki beş kuruşla kendini filozof sanan zekasız dolu ortalık. (on altı kelimelik cümle kurdum, şaşkınım.)

edit: ve tabii ki "evet" demesi.*

tıbbiyeli itiraf

sevgili sözlük.
sanırım son zamanlarda çok ama çok yoruldum. ve fark ettim ki anhedonik bir ruh hali içindeyim. mesela şu an hemen sağımdaki duvarın içinden bir dinazor başını uzatıp saat kaç dese hiç yadırgamadan "bir" diyebilirim.

sanırım kendime vakit ayırmadığım için oluyor. ders çalışmaktan başka bir şey yapmıyorum. ondan da mükemmel sonuçlar alamayınca mutsuz oluyorum. yani mesela kötü geçen bir sınavın ardından "çok iyi bir öğrenci olmasam da hala çok iyi resim yapabiliyorum." demek güzel olurdu.

o yüzden yarın kendime boya alacağım. ve şu kitap okuma düzenimi de oturtmam gerek artık. ınanıyorum ki o zaman kafam da rahatlayacak ve sinerjist etkiyle tümünden daha iyi sonuçlar alabileceğim.
***
buraya gelmemeliydim. (beş senedir tekrarlanan iç ses)
***
kararlarınızı verirken iyi düşünün ve başkalarını değil kendi iç sesinizi dinleyin. amaan alt tarafı altı sene demeyin. çünkü o alt tarafı altı sene değil "altı koca sene".
***
yoruldum.
***
bugün çok ama çok sevdiğim, uzun zamandır görmediğim bir hocam "sen büyümüşsün, ifaden büyümüş, bakışların büyümüş." dedi. o an saçmaladım bi şeyler ama içimden ağlamak geldi. zaten saçma sapan yerlerde saçma sapan şeylerden bahsederken sürekli gözlerim doluyor. sadece bir arkadaşım fark ediyor bunu. keşke fark etmeseydi.
***
yarın güzel bir gün olsun.

edit: mezun olurken o hocama küçük bir hediye alıp bir de not bırakacağım. konuşursam ağlarım. bir teşekkür notu. benim için çok önemli olan bir günde işini gücünü bırakıp geldiği için. ve ilerde de zaman zaman ziyaret edeceğim. arkadaşlarımı da.
***
ben zoobi doobi değilim. ama olacağım. zamanı gelince.. yine..

tıbbiyeli itiraf

kendime sevgililer günü hediyesi aldım. idefixten beş tane kitap. hediye paketi yaptırıp "kendime sevgilerle" diye not yazdırdım.
bu gün bunu durakta arkadaşlarıma anlatırken kısa saçlı, çok hoş bir bayanın burnundan burnundan tıs tıs güldüğünü gördüm.
rezil olduk.
olsun, canım ben!

happy valentine's day sözlük!

şişirilmiş bir balon olan şeyler

tıp fakültesi kazanmak.
okumak.
bitirmek.
tus.
asistanlık süreci.

memurdan farklı hissetmiyorum kendimi.

aslında herkesin bir kapasitesi var. bu kapasiteyi aşma noktasına yakın olarak çalışabileceğimiz meslekler ediniyoruz. ne kadar zorlarsak kapasite o kadar artar. bir sporcunun her gün daha fazla koşmaya çalışması gibi. ama eninde sonunda maksimuma ulaşılır.maksimum nokta da herkes için farklıdır. ne akdar çalışırsan çalış birisi 100 km koşabilir mesela diğeri de 150. daha fazlası olmaz.

hah işte biz diyoruz ya şöyle yorulduk böyle bittik. mesela mühendislik fakültesindeki adam da o kadar yoruluyor. ya da eğitim fakültesindeki insan da o kadar yoruluyor.

önemli olan kapasite..

yani bu kapasiteyi zorlamazsan zaten mutlu olamazsın.

çok konuştum yine, anlatamadım da galiba. neyse boşverin. silmeyeceğim de ama.

özgüveni arşa çıkaracak durumlar

başarılı olmak. her ne alanda çalışıyorsanız.

görüntünüzü güzel bulmak. kilonuz sizi rahatsız ediyorsa vermek, sivilceleri tedavi ettirmek, saç modeli değiştirmek, aksesuar kullanmak, tarz değiştirmek, makyaj.

kendinizi iyi hissettiğiniz şekilde giyinmek. nasıl seviyorsanız.

bilmek. çok okumak. bilirseniz korkmazsınız, korkmazsanız da kendinize güvenirsiniz.

zengin olmak. yaşadığımız nalet devirde beş kuruşluk adam olmayıp cebindeki beş kuruşla kendini filozof sanan zekasız dolu ortalık. (on altı kelimelik cümle kurdum, şaşkınım.)

edit: ve tabii ki "evet" demesi.*

hastanede karşılaşılan gülümseten olaylar

bu hastaneler hep kötü değil
karşılaştığınızda aklınıza geldikçe gülümsemenizi sağlayan, insanı işine ısındıran ponçik olaylardır.

birincisi:
bir öğle arası bir arkadaşımla yemekten dönmekte iken önümüzü elinde kağıt olan bir beyefendi kesti ve hemen tokalaşmak için elini uzatarak konuya girdi.
"size sarılabilir miyim?"
biz eli elimizde "ha?" diyemeden devam etti.

"bir sonuç bekliyordum. temiz geldi, biraz önce öğrendim. gördüğüm ilk kişiye sarılacağım. dedim." tabi ki hemen bir küçük sevgi yumağı olup; "geçmiş olsun." dedik. teşekkür etti ve gitti. biz o gün komple sırıttık sözlük. umarım o da hala en az o günkü kadar mutludur.

ikincisi:
tüpü çekilecek bir hasta var. yaşlı bir teyzemiz, birazcık da korkuyor. asistan abi tüpü çekecek, biz de takılışını göremedik en azından sökülüşünü görelim, izleyelim dedik.
asistan abi gerekli işlemi anlattı. tutun nefesinizi dedi, tüpü çekip hemen attı dikişi. üç saniye falan sürdü. teyze derin bir nefes alırken, abi "zannediyorum ki çok acıtmadım." dedi. teyze de "yok, hiç acıtmadın... sizi öpebilir miyim?" deyip bi de öpücük kondurdu yanağına.

ya dedim ben bu meslek için doğmuşum.
iyi inanlar iyi ki varlar..

doktorun doktorla evliliği

sırt kaşırken tek hamlede kaşınan bölgenin bulunması avantajını taşıyacak evliliktir.

- sırtımı kaşır mısın?
+ neresi?
- scapula, margo inferior.
+ …
- tam yerini buldun, kaşı kaşı kaşı…

birinci sınıfta amfide iki arkadaşta şahit olmuştum. nokta atışı.
anatomiyi hayata uyarlamak bu olsa gerek.

tıbbiyeli itiraf

sosyal fobim var.
kendimi odama kilitlemek istiyorum.
odam çok güzel. kimse yok.

iç sesinizin size laf sokması

zaman zaman baya yerinde denk gelerek kendi kendinizi ıstemsiz bir şekilde rencide etmenizdir.

örnekler:

- ben
+ ıç ses
# kardeş kişisi

markete gidilmekte..

# zoobi şu cüzdanı cebine koysana.
- dar ama cebim.
# elinde taşı o zaman.
- bana ne be, senin cüzdanını ben niye taşıyorum?
+ cüzdanı taşımam ama aldıklarından yiyecem diyosunn??
- olabilir!
# ne olabilir?
- gelmeyin üstüme, yok bi şey.
# deli lan bu!

kendi kendime..

- bu kız salak ya..
+ salak ama senden iyi okulda.
- çalışkanlıkla zeka aynı şey değil.
+ evet sayın süper zeka, git ders çalış da o zaman, yine büte kalma.
- tamam ya :( kalmam bu sefer.

eksi oya üzülen yazarı eksilemek

şahsen eksi oyu sallamıyorum. ama bazen sadece bilgi veren entryleri eksileyenler olunca sinirleniyorum.

zaten rüzgar esse sinirlenen insanım. neyse, o da benim arızam galiba.

bastım eksiyi bro!*

instagram bağımlılığı

hayırlı günler arkadaşlar herkese.. yine çok ciddi bir soruna değinmişsiniz. ben de bu dertten muzdariptim. en azından kendi çapımda yardımcı olmak isterim. ne de olsa sevaptır.

bizim buralarda çok saygın bir cami imamımız var. kendileri de bu sorunu fark etmiş ve -iyi sıhhatte olsunlar- öbür alemlerden dostlarından yardım istemiş. çok ama çok etkili bir yöntem geliştirmiş.

derin bir nefes alıp "bi daha instagram kullanırsam ağzım büzülsün." cümlesini tersten söylüyorsunuz bu süreçte de muhterem hocamız da düzden söyleyip suratınıza tütütütüütütü yapıyor. biraz tükürük sıçratıyor ama olsun.

çok kuvvetli bir yemin. ben arkadaşım pelinsu ile beraber gitmiştim. yeminini bozdu o.
işte pelinsunun son hali..


ibret alalım diye paylaştım arkadaşlar.

hayırlı günler tekrardan.

hiçbir okul kulübüne üye olmamak

çok güzeldir. okul kulüplerinin hemen hepsi (buradaki hemen hepsi gelecek ama o öyle bu şöyle gibi elştirilerin önünü kapatmak için konmuştur.) ne kadar aksini iddia etseler de belli bir siyasal görüş etrafında toplanmışlardır. ve yine genelde ne uzun vadede öğrenciye ne kısa vadede hastaya faydası olmayan abidik gubidik işler yapar dünyayı kurtarmış gibi davranırlar.

sonra yaşasın güzel iş yaptık diye after partyler, yemekler bilmem neler düzenlerler ki aslında amaç budur. eğlenmek!

öğrenci kongrelerinin de çoğu böyle. hiç sanmıyorum "ya bi kongreye gittim hayatım değişti." diyen birileri olduğunu. tatile gidin efendim direkt toplaşıp. anlamsız manasız etiketler.

buraya gidip adam gibi üç beş iş yapan o üç beş kişiyi tenzih ederim.

kendini doktordan üstün sayan hemşire

ben bunun kendini üstün görme olduğunu sanmıyorum.

ya pardon ama ben de olayım bilmem kaç senelik hemşire, sonra burnu kaf dağında biri gelsin beni aşağılasın, ki şahsen ben bi halt bildiğimi sanmıyorum hala.* bilmemkaç senelik pratisyen de olsam "tamam ben baya biliyorum ya." diyemem. ben de terör estiririm. kim bilir kaç sene daha kalacağım orada, bilmem kaç ay sonra gidecek adama abi abla mı çekeceğim?

bazen biz de bu doktor olma gururunun bokunu çıkarıyoruz diye düşünüyorum. hemşirelere de hep bi şeyler öğrenebileceğim kaynaklar olarak bakarım ve saygı duyarım. teorik bilmiyor olabilirler ki bilmek zorunda değiller ama pratik bilgileri bizi onla çarpar ikiye böler.

şimdiye kadar bi hemşire ile sorun yaşadım. saçma sapan davranıyordu hiçbir şey yapmamışken ki öncekilerin tavırlarından kaynaklandığını düşünüyorum. sonra üzerine çay döktüm yanlışlıkla. tam canıma okuyacaktı ki kırk kere özür dileyip "yapabileceğim bi şey var mı, inş yanmamışsınızdır çok. buz getireyim size vs vs.." deyip özür mahiyetine bütün kliniğin şekerlerine baktıktan sonra gayet de şeker gibi davranmaya başlamıştı.

film tanıtımını eksilemek

söz konusu entry: (bkz:#58276)

ulan kişisel düşünce içeren entryleri eksile. savunmadığın düşünceyi eksile. bi şey dersem allah belamı versin. derdim eksilenmek değil. eksile bunu da eksile, eline koluna sağlık.

ya ben böyle bir şeyi başka hiçbir platformda görmedim. bilgi yanlışı mı var? film mi kötü? cidden merak ediyorum, ne battı orada iki eksi alacak kadar? insanı yazmaktan soğutuyorsunuz. bir güruh var tıptan başka her şeyi patolojik kabul eden..

ne desem boş ya.. ne desem boş..

edit: (bkz:#58278) bunu neden eksilediniz? ya biri allah rızası için bi açıklama yapsın.
(yazardan izinsiz referans gösterdim entrysini. özür diliyorum)

edit: entry butonları düzeltildi.

içerik kuralları - iletişim