Desiderius Erasmus'a dayandırılan latince bir söz. Türkçesi: "Zikredilsin veya zikredilmesin, tanrı orada olacaktır."

Carl Gustav Jung'un evinin girişinde bu söz yazmakta:

görsel


Jung bu sözü neden evinin kapısına yazacak kadar önemsemiştir? Çünkü bu söz onun yaşadığı çağ ve sonrası için çok önemli bir gerçekliğe işaret etmekte. Tanrının unutuluşuna. Tanrının ölümüne. Ve bununla birlikte, onun asla ortadan kaybolmadığına. İnsan psikolojisini derinden inceleyen, kolektif bilinçdışı gibi bir kavramı psikolojiye sokan birisi için bu sözün önemi büyüktür haliyle. Çünkü, tanrıyı ne kadar reddedtsek de, ona ihtiyacımız kalmasa da, onu hayatımızdan çıkarsak da içimizde bir yerlerde duruyor. İnsan zihninin evrimini bir kenara atamayız ya. Felsefi olarak doğru olup olmaması mesele değil burada. İnsanın içinde bunun olması mesele. Düşüncelerimiz, bedenimizden çok daha önde gidiyor. Eğer ikisi birbirinden çok uzaklaşırsa parçalanırız. Uzlaştırmanın bir yolunu bulmalıyız. Burada tanrıyı kavramsal olarak tartışmıyorum, bu apayrı bir tartışma konusu. Kavramsal olarak tanrı hakkında ulaşılan hiçbir sonucun buradaki tartışmaya katkısı veya zararı olmayacak. Avamın kişisel tanrısına yakın bir tanrı burada tartıştığım. Herkesin içindeki o imge. Bir yere kaybolmadı.