yalnızlığın farkedildiği an

  • /
  • 10
hapşırıp kendime çok yaşa dediğim an
benim için yıllar önceki bir andır.o zamandan beri farkındayım yalnızlığımın.
annem ve babam severek evlenmemişler.mantık evliliği yapmışlar.severek evlenmediler belki ama hiç sevmediler de birbirlerini.annem yıllarca hayatı boyunca yaptığı en büyük hatanın babamla evlenmek olduğunu belirtti yine de boşanmadı.babam anneme bir kez bile sevgi sözcüğü kullanmadı,hep adıyla seslendi,annem de babama.
liseyi yurtta okumama karar verdiler,daha başarılı olacağımı düşündüler,evim liseme 45 dakika olduğu halde.itiraz etmedim,evden bir kaçış yolu gibi geldi bana.zira son zamanlarda evdeki sessizliğe katlanamıyordum.amcam bize her geldiğinde gerilirdi.bir an önce gitmek isterdi.derdi ki"cenaze evi gibi burası,hiç bir ses yok."

zamanla sinirlendim aileme.başarılı bir öğrenciydim zaten.bunun için yurtta kalmama gerek yoktu.haftasonları eve gitmemeye başladım tepki olarak,sınava çalışacağım dedim.arkadaşlarım sorardı"evci defterini imzalamayacak mısın?" sonra imzalarım ben derdim ama hiç imzalamazdım.
yurtta haftasonu kimse olmazdı,herkes şehir içinde yaşıyordu zaten,evlerine giderlerdi.
koskoca katta üç kişi kalırdık.diğer iki kişinin eve gitmek için 22 saatlik otobüs yolculuğu yapması gerekiyordu çünkü.
o haftasonları asla geçmezdi.sabah erken kalkan ben tam 3 saat kahvaltı için beklerdim,tek başıma kahvaltı yapıp odama çekilirdim,sonrası koca bir hiç.
o haftasonları hissederdim yalnızlığı ilklerime kadar...

siz siz olun sevgili yazarlar sevmiyorsanız evlenmeyin.evlilik kutsal bir müessese.sadece saygı yetmiyor.belki size yetebilir ama çocuklara yetmiyor...
sabah kalktığında yanında kimsenin olmaması durumudur
kronik ve akut olmak üzere 2 türü vardır yalnızlığın. kronik yalnızlığın farkına vardığınız an belki de bir kırılma noktasıdır hayatta. çöküntüye uğramanıza, donup kalmanıza sebep olur.
akut yalnızlık ise öyle bir anda ortaya çıkar ki kendinizi belki de daha önce hiç hissetmediğiniz bir çaresizliğin tam ortasında bulursunuz. bir kaza sonrasıdır mesela, tek başına kalakalırsınız.
yıllar önceydi, 12-13 yaşlarındaydım. okul çıkışı servisler giderken ben de yürüyordum. bir servis henüz yeni kalkmışken ön camdan bir arkadaşımla ellerimizi tutuşturduk. ben servis henüz yavaşken yandan koşacaktım, eğlence işte. koşmaya başladım, arkadaşım sıkı sıkı tutuyordu. servis ise artık yola çıkmış, hızlanmaya başlamıştı. bu kadar eğlence yeterliydi, arkadaşıma "bıraak" diye bağırdım. servis gittikçe hızlanıyor, o da sımsıkı elimi tutuyordu. koşabildiğim kadar hızlı koşuyordum ama olmadı, servise yetişemedim, üstelik elim hâlâ servisin içindeki arkadaşımdaydı. "bıraak" diye defalarca bağırdım. arkadaşımsa camdan geriye doğru sarkmış, hâlâ beni tutmaya çalışıyordu. neden öyle yaptı bilmiyorum. ben düşmüştüm. üstelik çakılların üstüne. düştüğüm yerden servise baktım. durmadı. sanırım görmedi kimse beni. ya da kimse umursamadı. servis gitmişti, tek başınaydım ama henüz sorun değildi. kalkıp gidecektim çünkü, sadece düşmüştüm.
kalkamadım. dizim parçalanmış, kanamıştı. üzerine basamadım. etrafıma baktım. kendime yetememiştim. orada kalakalmanın, 200 metre gerideki okuluma dönemeyip yardım isteyememenin, bir de içindeki 20 kişiyle yoluna devam eden okul servisinin arkasından bakakalmanın hissettirdiklerini yalnızlıkla açıklasam noksan mı olur, bilmiyorum.
bazen güzel olandır. bir yolculuk öncesinde el sallayanı olsun istemez bazen insan. tek başına her şeyden sıyrılıp gitmek ister.
cips paketindeki en soslu cipslerin telaşa mahal bırakmadan yenilebildiği andır.
sabahın 5inde kalktığında yaktığın ilk sigaranın dumanından bile rahatsız olanın bulunmadığı durumdur
iç sesinle kavgaya tutuşduğun andır
başlığın 90. entrysi gelsin:

(bkz: fark etmek)
  • /
  • 10

içerik kuralları - iletişim