eskiden hatırlasanız türkiye'yi gösteren yabancı filmlerde şu görüntüler olurdu: çarşaflı kadınlar, meyve sebze pazarına dalıp dağıtan otomobiller karmaşa, sokakta tavuklar, köşe başında tembelce nargile tüttürenler, kendi aralarında muhtemelen yönetmenin uydurduğu arapça tarzı uyduruk bir dille sohbet eden adamlar, her taraf toz toprak içinde bir de arkadan iç gıcıklayıcı ve türk müziği ile hiç alakası olmayan bir ortadoğu müziği...
ya biz nasıl bir ülkeymiş bizi gösterdikleri şekle bak diye kızardık. derdik ki bu müziğin bizle ne alakası var.
şimdi konuya geleyim. türkiye'nin kendine ait olduğu belli olan turkey_home mavi tikli instagram sayfası türkiye'nin turistik yerlerini tanıtmak için national geographic travel instagram hesabına reklam vermiş. istanbul'u gösteriyor. burada görüntüleri öyle açılarla almış ki aynen o anlattığım filmlerdeki bir ülkeymişiz gibi yine. arkaya da o ortadoğu müziklerinden serpiştirmişler.
dönen dervişler hikayesinden de gına geldi artık. sanki türkiye'de istanbul'dan başka şehir, mevlevilerden ve camilerden başka hiçbir kültürel değer yok gibi davranılıyor.
doğu karadeniz'in ayrı bir kültürü var, ege bölgesinin kendine has kültürü var. iç anadolu'nun halk müziği oyunları var. rumeli'nin özellikleri var. güneydoğu var, akdeniz var. hepsinin folklor ögeleri her bölgenin doğal güzellikleri, mimari özellikleri var. antik kentler var, binlerce yıllık tarih var, avrupai öğelerimiz var. piyanistlerimiz var, fazıl say var, opera sanatçılarımız var. tiyatrocularımız var. bağlamamız, sipsimiz, kemençemiz, kabak kemanemiz, enstrümanlarımız var. dilimiz türkçemiz var, yemeklerimiz var.
bazılarına göre ise bunlar yok. tarih ve kültürel aymazlık ve yozlaşma burada başlıyor: kapalıçarşıdaki baharatlar, bilmem bir yerde develer, ortadoğu'ya ait sözde mistik şey ne varsa şu zavallı ülkeye yamamaya hevesli şark kurnazları var.
koskoca türkiye'nin tarihini, değerlerini tanıtayım derken bu kadar ucuza indirgemek hele de bunu bizlerden birilerinin yapması oldukça rahatsız edici.
ya biz nasıl bir ülkeymiş bizi gösterdikleri şekle bak diye kızardık. derdik ki bu müziğin bizle ne alakası var.
şimdi konuya geleyim. türkiye'nin kendine ait olduğu belli olan turkey_home mavi tikli instagram sayfası türkiye'nin turistik yerlerini tanıtmak için national geographic travel instagram hesabına reklam vermiş. istanbul'u gösteriyor. burada görüntüleri öyle açılarla almış ki aynen o anlattığım filmlerdeki bir ülkeymişiz gibi yine. arkaya da o ortadoğu müziklerinden serpiştirmişler.
dönen dervişler hikayesinden de gına geldi artık. sanki türkiye'de istanbul'dan başka şehir, mevlevilerden ve camilerden başka hiçbir kültürel değer yok gibi davranılıyor.
doğu karadeniz'in ayrı bir kültürü var, ege bölgesinin kendine has kültürü var. iç anadolu'nun halk müziği oyunları var. rumeli'nin özellikleri var. güneydoğu var, akdeniz var. hepsinin folklor ögeleri her bölgenin doğal güzellikleri, mimari özellikleri var. antik kentler var, binlerce yıllık tarih var, avrupai öğelerimiz var. piyanistlerimiz var, fazıl say var, opera sanatçılarımız var. tiyatrocularımız var. bağlamamız, sipsimiz, kemençemiz, kabak kemanemiz, enstrümanlarımız var. dilimiz türkçemiz var, yemeklerimiz var.
bazılarına göre ise bunlar yok. tarih ve kültürel aymazlık ve yozlaşma burada başlıyor: kapalıçarşıdaki baharatlar, bilmem bir yerde develer, ortadoğu'ya ait sözde mistik şey ne varsa şu zavallı ülkeye yamamaya hevesli şark kurnazları var.
koskoca türkiye'nin tarihini, değerlerini tanıtayım derken bu kadar ucuza indirgemek hele de bunu bizlerden birilerinin yapması oldukça rahatsız edici.