yastıklardan yuva yapmak

3yaşını geçmiş çocuklarda sınırlara olan ihtiyacın artması ile görülebilecek davranış.
saf ama mutlu olduğumuz dönemden kalan güzel anılar.
karsılıklı sandalyelerin üstüne çarşaf atmak suretiyle çatı kondurarak tamamlanan cocukluk eylemidir
iki sandalyeyi sırtsırta getirip üstüne battaniye örtmekle de yapılabilecek eylem. yapardım ve içinde saatlerce otururdun en son havasızlıktan çıkardım. küçükken ya filozoftum ya deliydim ya da böyle ufak oyunumsularda bile mutlu olan sıkılmayan biriydim. üçüncü seçenek en makulü. şimdi öyle mi? her boşlukta sıkılan biri oldum. büyümenin getirdiği eksilerden olsa gerek.
ne günlerdi. minder artsın ve daha büyük bir ev yapayım diye 2 kenarı koltuktan yapmaya ve minderi artırmaya çalışırdım
yalnız yastıklar devrildiğinde yaşadığım his hiç değişmedi. en çok çalışıp baraj yediğim dersle eş değer.
benim de vardı küçükken böyle bir alışkanlığım.yatağım duvara yaslıydı-ki hala öyle-duvar tarafına bir küçük yastık,yatak başlığının arkasına da iki küçük yastık koyup öyle uyuturdu annem beni.şimdi de aynı ama tek bir farkla,başlıktaki yastıklarım duruyor.
sanki bir mağaradaymışçasına güven hissi verirdi, tamamen izole ederdım içeri biraz da yiyecek alırdım hey gidi günler hey
cocuklugun safi duygularının betimlemesidir
küçüklüğüme dair hatırladığım ve en çok gülümseten anılarımdan. iki kanepenin arasına kurardım ben yuvamı. üste siyah bir battaniye gererdim, çatım olacak. yere yastıklar. battaniye genişse ön tarafa doğru sarkıtıp kapısını da yapardım.yani evin arka duvarı duvar, iki yanlar kanepe, üst ve önü battaniyeden. ama duvarla kanepe arasındaki boşluktan evime dışarısının ışığı girmesin diye bir sürü yastık, giyecek elimde ne varsa tıkıştırırdım. en ufak bir ışık zerresi bile girmeyecek eve. sonra içine geçip otururdum öylesine. çok, çok severdim.

bazen odadaki tüm battaniye ve yastıkları inşaatta kullandığım için mecburen bozarlardı benim yuvamı. sinirlenirdim tabii ama pes etmezdim. ertesi gün bıkmadan yenisi hazırlardım.

şimdi aynısını yapayım desem mahkum hücresi gibi yere bacaklar bükülü, minimum hacim pozisyonu alıp belki girebilirim. ama çözemediğim tek bir şey var: neden hiç ışık girmesin isterdim acaba? dışarıyla tüm bağı kesmek için belki? çocuk kafasını anlamak gerçekten zor.
  • /
  • 2

içerik kuralları - iletişim