yeni hayat

bir orhan pamuk romanıdır.kitabı isim ve motto benzerliği nedeniyle dante'nin aynı isimli kitabının çalıntısı gibi görenler var.
'bir gün bir roman okudum ve hayatım değişti.' cümlesi ile başlayan ve beni çok etkileyen bir roman.neredeyse her otobüs yolculuğumda bu kitaptan bir paragraf olsun okurum.otobüs yolculuğunda tekseniz canan'ı düşünür,mehmet'i hatırlar hüzünlenirsiniz.eğer yan koltukta karşı cinsten biri varsa o cananmış gibi,beraber yolculuğa çıkmış,yeni hayatın peşine düşmüş,meleği arar gibi hissedersiniz.muavin,şöför,aynalar,melekler...eğer kitabı okurken bir otobüs yolculuğu yapmıyorsanız hemen bir otobüse atlayasınız gelir.zira benim kitabı ilk okuduğum günden beri en büyük hayalim ileride gerçekten sevdiğim adamla terminale gidip ilk otobüse binip herhangi bir yerde tekrar inip nereye gittiğini bile bilmediğim bir otobüse binmek...bunu kendime tamam diyene kadar yapmak.bir hafta,on gün,bir ay...o otobüslerde bu kitabı okumak...
kitabın mistik,akıcı,şiirsel,büyüleyici bir dili var.bu nedenle bu kitabı ya seversiniz ya sıkıcı bulup nefret edersiniz."aynı masalları dinlemelerine rağmen, ötekiler hiç böyle bir şey yaşamadılar" -novalis- önsözüyle başlar ve sevenlerin bu kitabı neden seveceklerini açıklıyor zaten bence.
benim en sevdiğim orhan pamuk romanı.
şu kısım bence aşkı çok güzel özetliyor:
"bazı işaretlerden körlemesine medet ummaya başlamıştım. üst kata çıkan basamakların sayısı tek ise canan üst kattadır...vapurdan ilk atlayan ben olursam bugün gelecek.
vapurdan ilk ben atladım. kaldırım taşları arasındaki çizgilere hiç basmadım. hiç nefes almadan karaköy yer altı geçidinin bir girişinden girip ötekinden çıkmayı başardım.
nişantaşı’na gidip evlerinin pencerelerine bakıp dokuz bine kadar hiç şaşırmadan saydım. adının hem sevgili hem de allah anlamına geldiğini bilmeyenlerle dostluğu kestim.....
bir hafta boyunca gece saat tam üçte penceremden gözüken aydınlık pencerelerin sayılarını kendime tanıdığım yüzde beşlik yanılgı payını hiç geçmeden tahmin etmeyi başardım.
fuzuli’ nin:
“canan yok ise can gerekmez”
mısraını tersinden otuz dokuz kişiye söyledim. evlerine tam yirmi sekiz değişik ses ve kimlikle telefon edip onu sordum...her gün otuz dokuz kere canan demeden eve dönmedim.
ama canan gelmedi.”

kitaptan beğendiğim diğer alıntılar şöyle:
"neden kelimelerle düşünür de insan,görüntüler yüzünden acı çeker.'istiyorum, istiyorum' dedim kendime,tam da neyi istediğimi bilemeden."

"kederden ölüyormuş gibi yaparak yürüdüm karanlığa kederden ölerek."

"aşk birisine şiddetle sarılma, onunla aynı yerde olma özlemidir. onu kucaklayarak, bütün dünyayı dışarda bırakma arzusudur. insanın ruhuna güvenli bir sığınak bulma özlemidir."

"odanın dışından bir yerden, sarkaçlı bir duvar saati dokuz kere zamanın ve hayatın geçiciliğini hatırlatarak dın dan vurdu."

"bir şey hatırlıyordum,korktum ve korkunca aklıma geleni söyledim: hayat,dedim,bir yolculuksa eğer,altı aydır ben de bir yoldayım,bir şey öğrendim,izin verin söyleyeyim.çünkü bir kitap okumuştum,bütün dünyamı kaybetmiştim,yenisini bulmak için yollara düşmüştüm!ne buldum?ne bulduğumu sanki sen söyleyiverecektin melek!bir an sustum,bir an düşündüm ve melek,dedim,ne dediğimi bilmeden ve birden bir rüyadan uyanır gibi hatırladım ve kalabalıkta seni aramaya başladım: aşk. "

içerik kuralları - iletişim