yıllar geçse de unutulmayan sözler

lys tercih zamanı yakın bir akrabamız 'senden doktor olmaz' demişti. şimdi ne kadar doktorumuz diyerek kendini affettirmeye çalışsan da hala unutmadım haberin olsun.
ilkokul hocamın bir sosyal bilgiler dersinden aklımda kalmış bir an. her insanın hayatında alakasız bir an kalır ya, benim de bu. kalmış işte, düşününce aklıma geldi direkt.

hocam yavaş yavaş sıraların arasında ilerliyor, adımları gitgide yavaşlıyor ve en son diyor ki, "işte o gün türkler, altın harflerle "çanakkale geçilmez" yazdırmıştır"
azimle defekasyon mermerde perforasyon.. ahmet hocam
ortaokulda dershaneye giderken bakırköy otobüsüne binmiştim. şoför amca son durağa yaklaşınca büfeci olduğunu tahmin ettiğim birini arayıp tost yapmasını söylerken kaşarı akmazsa para vermem demişti. nedense hala tost yaparken hatırlarım.
alakasız mı bilmem ben behzat ç.'nin şu sözüdür:
"kalbim seni unutacak kadar adiyse ellerim de onu parçalayacak kadar asildir."
benim için 2 tanedir.
ilki tıp öğrenciliğimde ziyarete gittiğim, çok sevdiğim, lise yıllarında okul yurdunun yanında oturan zeliha nine'nin sözüdür. lise bitti herkes pılını pırtını topladı gitti. her akşam yemeğinde ben lisenin arkasında sigara içerken yanıma gelip aç mısın aslanım diye soran zeliha nine ile aramda fazlasıyla sağlam bir bağ vardı zaten torunları gelmeden sobasını beraber taşır, tatil günleri yufka ekmeğini yaparken ben de onları ıslar, hazır hale getirirdim bir nevi günümüz tabiriyle yaş farkı fazla olan "kanka"lardık. çocukları hep başka illerdeydiler, zaten küçük bir anadolu şehri ev ise şehrin dışında gelen giden az zeliha teyzenin işi zordu. aradan zaman geçti ben ziyaretine gittim 2. sene bakındım etrafa evin eski halinden eser yok . otlar büyüyüp sararmış ekmek yapılan tandır kapatılmış. kapıyı çaldım baya bekledikten sonra zeliha nine açtı kapıyı yüzü sanki 2 değil 10 yıl yaşlanmıştı koltuk değneği var. beni görünce baya duygusal anlar yaşadık buyur etti girdim içeri gelen gidenin olmadığından dizlerindeki rahatsızlığının artık çekilmez boyutlara geldiğinden bahsetti. huzurevine gtmek istediğini de söyleyince ben çok şaşırdım ama aklım ermemiş olacak zira benim tanıdığım zeliha nine güçlü kadındı daha 2 sene önce evin bahçesinde kovalarla su taşıyordu. nedenini sorduğumda asla unutamayacağım sözleri işittim. " gribeyim bir can borcum var nasıl veririm bilmem ama burada ölürsem kokarım, kokarsam cenazemi yıkamazlar korkuyorum."


bir diğerini ise alzheimer hastası olan gene yaşı geçkin ayşe teyze'den bugün işittim. ayşe teyze'yi yemekleriyle tanıdım ben daha et kavurmayı bilmezken islim kebabı yapan bir kadından bahsediyorum sofrası dört dörtlük olurdu. rahatsızlandıktan sonra kendisine oğlu bakmaya başladı unutkanlığı ilerledikçe bakımı zorlaştı. bugün ziyaretine gittiğimde garip bi şekilde tanıdı beni ama kaç çocuğun var sorusunu 3 kere sormuştur. onunla muhabbet etmeye çalışırken ayağa kalkıp gitti nereye gidiyorsun dediğimde "karışma benim işime" dedi içeri bakıcısının yanına gidip bir şeyler fısıldadı ama net duyamadım tabi. sonra geldi gene konuşurken bakıcısı yemek yiyeceği tepsiyi getirdi. ayşe teyze bir anda öfkelendi ve hayatımda duyduğum en naif cümleleri söyledi. "ben sana içerde ne dedim. misafirin yanında yemek yenmez demedim mi?"
gülebildiğin kadar mutlu, karşındakine inandığın kadar insansın...
tesadüf gerekli olandır.
hayatın kuralı bu yeğen!

ne kadar uzağa gidersen git;
başladığın yere dönersin sonunda!

ne kadar değişirsen değiş;
nerede mutlu olduysan hep oraya çevirirsin kafanı.

ne kadar terbiye etsen de susturamazsın içindeki canavarı.

nereye gidersen git yeğenim , şunu unutma:
herkes gün olur evine geri döner...

(bkz:ezel)
(bkz:ramiz karaeski)
(bkz:tuncel kurtiz)
ona reddedemeyeceği bir teklif yapıcam
(bkz:godfather)
  • /
  • 2

içerik kuralları - iletişim