Yol filmi sinema tarihimizin en önemli yapıtaşlarından biridir.



Ayrıca onunda urfalı ve bizim oradan olması ve hatta aynı gün doğmuş olmamız beni kendine hayran bırakıyor.



Siverek de bir heykeli bulunmaktadır.
hakkında komünist sinema oyuncusundan öteye bilgi sahibi olmayanların başlığını açtığı sanatçı.

sanatını inandıklarının hamurunda yoğurmuştur. çok da güzel olmuştur.

fikirlerimiz uyuşmasa bile kendisine de sanatına da saygım sonsuzdur.

Sinizmin bataklığında debelenmektense raskolnikovun baltası olup vicdan azabında boğulmayı yeğlemiştir. döneminde ki halkın duyarlılığını ve yoksulluğunu çırılçıplak perdeye yansıtmıştır. güçlüyü değil ezileni anlatmıştır.

döneminde rezil bir hayat sürmesine sebep olduysa da bu durum şimdi ki sanatçılar (!) gibi saray soytarısı olmamıştır.

bonus : Londra dünya sinema müzesindeki tek Türk filmi olan umut(1975) ise herkese tavsiyemdir.
İçi dışı çirkin kral. Hakim Sefa Mutlu'yu öldüren, arabayla çocuk ezen, karısını arabayla ezen, karısının kafasına elma koyup silahla sıkan bir herif. İdeal mideal fasa fiso. Adını bu kadar çok duyduğunuz insanların çoğu öyle sunuldukları için öyledirler. Masallaştırılır, efsaneleştirilirler. Kendine hakim olamayan, alkolik, antisosyal davranışları olan bir yönetmen. Sanat başka mesele, belki başarılı bir sanatçıdır. Ancak kötü bir insandır. İdeallerine de efsaneleştirildiği kadar bağlı değildir. Konyalı mafyalarla neler çevirdiği bilinmektedir.

Bu arada devletin hâkimini de öyle idealleri için falan öldürmemiştir. Çok sarhoş olduğu bir restoranda silah sıktığı için aynı ortamda bulunan hakim onu uyarmıştır karşılığında ailesinin gözü önünde vurulmuştur. Hakim olduğunu söylediği halde.

Hiçbir idol görülen kişiye koşulsuz güvenmeyin arkadaşlar. Sizin haberiniz olabiliyorsa birileri haberini sunduğu içindir. Bu halde de onların göstermek istediklerinden başkasını göremeyiz. Vahiy gelmiyor neticede. Bazen detayları ortaya çıkabilir ancak ya çok zaman geçtikten sonra olur bu ya da güçlü medya tarafından iftira olarak sunulur ve yok edilir bu detaylar.


doctor-whooho

Olayda suçlu olan kişinin Yılmaz Güney olduğu şuradan da belli oluyor: Yılmaz Güney silah sıkmaya başlıyor, kendisiyle aynı masada olan yönetmen bir arkadaşı uyarıyor ancak ona da sıkıyor ve eli yaralanıyor. Sonra diğer müşteriler rahatsız oluyor ancak film provası yaptıklarını söyleyerek reddediyorlar. Mekan sahibi son çare olarak orada ailesiyle yemek yiyen hakimden yardım istiyor. Hakim gidip uyarıyor ancak yılmaz güney kafasına sıkıyor. Olayın şahitliğinden herkes kaçıyor, herkes tuvalette olduğunu söylüyor olay olurken. Ancak mekanda iki tuvalet var sadece. Mahkeme günü öldürülen hakimin ailesi mağdur olan kendileri oldukları halde halkın yılmaz güney'e yaptığı tezahüratların arasından geçerek giriyorlar mahkemeye. Sonra polis copluyor tabii tezahürat eden kişileri. 19 yıl hapis cezasına çarptırılıyor, hem de kuzeni suçu üstlendiği halde. Dava adamına bakın ki ergen bir kuzeninin üzerine yıkacak cinayeti. Günümüzde şehit olan hakimi savunacak kimse kalmadı, olayın olduğu zamanlarda da şahitler parayla susturulmuş hatta aileye bile para teklif edilmiş, yılmaz güney'in kahramanlığına dair roman yazılmıştır. Aile ne kadar uğraşsa da haklarını alamadı. Durum bu hale gelip herkes yılmaz Güney'i savunur hale geldiğinde tabii ki de suçlu olan hakim olarak gösterilir.

Canim, sevdiğim, yüreğim şiiri.

Yetmiyor ayırmaya bizi diye devam eden bir misrasi vardır ki. Of offf Allah.
Normalde şiirle ilgilenmem seneler evvel bu mısralar bana okunmuştu. Oradan bilirim başka bilgim yoktur.