`ekşi sözlük`te içme suyu şebekelerine antidepresan katmak diye bir başlık vardır bilirsiniz.
sırf böyle bir başlık olması bile türkiye olarak ne kadar büyük bir depresyonda olduğumuzun göstergesidir.
acaba türkiyeyi depresyona sokan şey ne? bu yazıda burda değinmek istiyorum
şimdi diyeceksiniz ki: "yea komşularla, avrupayla, siyasette sıkıntılıyız. asgari ücret geçinmeye yetmiyo" bilmem ne.
bunlar sonra konuşacağımız konular.
öncelikle bu son yıllarda türkiyedeki çoğunluğun aile yapısına bakalım
oğlan, 21 yaşında
kız, 19 yaşında
şimdi bu ikisi iyi ihtimalle liseyi bitirmiş olsun (ama sanmıyorum). oğlan askerliğini yapıp geri dönecektir. sonra da anasının bi tanıdığının/akrabasının kızını bu oğlana alacaklardır. neden? oğlan azıtmasın, başı bağlansın diye. aşkın yerlerde sürüklendiği bir şekilde, tamamen iki tarafın da başı bağlansın diye evlenirler.
zaman gelir, oğlan 22 yaşında, kız 20 yaşında, kız 1.çocuğuna gebedir, çocuğu doğurur. çocuk, karşılıklı sevginin olmadığı bir ailede gelişir, büyür, o sıralarda kızımız 2.yi hatta belki 3.çocuğunu doğurmuş olabilir. çocuk, kendiyle ilgilenilmediğini hissettiğinde ya da sevgisiz kaldığında depresyona ya da herhangi diğer psikiyatrik bir bozukluğa girer. bu sırada anne-baba o sevgisiz ortamda kavga etmeye başlar, bir bakarsınız ayrılmışlardır. anne yanında 3 çocuğuyla yapayalnız kalmış, baba afedersiniz penisinin keyfinde takılmaktadır, çocuklar hiiç umrunda olmayacaktır onun için. hatta nafaka bile ödemeyecektir, zaten o kadar parası olmayacaktır. işte o çocuklar şu anda etrafta gördüğünüz dilenciler, su satanlar, cam temizleyenler. çocuğun yaşı farketmez, 2 yaşında da olabilir 20 yaşında da...
peki sebebi ne?
eğitimsizlik!
ney?
eğitimsizlik!
ne diyon?
eğitimsizlik!
türkiyede diyanet işleri başkanlığına verilen bütçe milli eğitim bakanlığına, üniversitelere, sanayiye verildiği zaman gelişecek ve depresyondan kurtulacak bu ülke... eğitimle bu çocukların kafası çalışacak, hayattan beklentilerini bilecek, işini yapacak. evlenmek için uygun zamanını, aşkın ne olduğunu bile eğitimle bilecek. komşularla olan sıkıntılarımız, avrupayla olan sıkıntılarımız, dünyayla olan sıkıntılarımız, kendi içimizdeki sıkıntılarımız bile eğitimle çözülecek. çünkü, eğitilmiş insan daha üretken, yeteneğine uygun işi bulabilecek olan, yeni teknolojileri geliştirip bunları ihraç edecek ve ülkeye gelir getirtecek insan olacaktır. ülkeye gelir geldikçe insanımız da zenginleşecek, daha iyi yaşam koşullarına, daha iyi bir üretkenliğe yol açacaktır. bu üretkenlik siyasette,bilimde, aklınıza gelebilecek her türlü bilim dalında olacaktır. ama eğitim yerine sen insanları "namaz kıl, her şeyi allahtan bekle" dersen kusura bakma, bu ülke yıkılır!
sırf böyle bir başlık olması bile türkiye olarak ne kadar büyük bir depresyonda olduğumuzun göstergesidir.
acaba türkiyeyi depresyona sokan şey ne? bu yazıda burda değinmek istiyorum
şimdi diyeceksiniz ki: "yea komşularla, avrupayla, siyasette sıkıntılıyız. asgari ücret geçinmeye yetmiyo" bilmem ne.
bunlar sonra konuşacağımız konular.
öncelikle bu son yıllarda türkiyedeki çoğunluğun aile yapısına bakalım
oğlan, 21 yaşında
kız, 19 yaşında
şimdi bu ikisi iyi ihtimalle liseyi bitirmiş olsun (ama sanmıyorum). oğlan askerliğini yapıp geri dönecektir. sonra da anasının bi tanıdığının/akrabasının kızını bu oğlana alacaklardır. neden? oğlan azıtmasın, başı bağlansın diye. aşkın yerlerde sürüklendiği bir şekilde, tamamen iki tarafın da başı bağlansın diye evlenirler.
zaman gelir, oğlan 22 yaşında, kız 20 yaşında, kız 1.çocuğuna gebedir, çocuğu doğurur. çocuk, karşılıklı sevginin olmadığı bir ailede gelişir, büyür, o sıralarda kızımız 2.yi hatta belki 3.çocuğunu doğurmuş olabilir. çocuk, kendiyle ilgilenilmediğini hissettiğinde ya da sevgisiz kaldığında depresyona ya da herhangi diğer psikiyatrik bir bozukluğa girer. bu sırada anne-baba o sevgisiz ortamda kavga etmeye başlar, bir bakarsınız ayrılmışlardır. anne yanında 3 çocuğuyla yapayalnız kalmış, baba afedersiniz penisinin keyfinde takılmaktadır, çocuklar hiiç umrunda olmayacaktır onun için. hatta nafaka bile ödemeyecektir, zaten o kadar parası olmayacaktır. işte o çocuklar şu anda etrafta gördüğünüz dilenciler, su satanlar, cam temizleyenler. çocuğun yaşı farketmez, 2 yaşında da olabilir 20 yaşında da...
peki sebebi ne?
eğitimsizlik!
ney?
eğitimsizlik!
ne diyon?
eğitimsizlik!
türkiyede diyanet işleri başkanlığına verilen bütçe milli eğitim bakanlığına, üniversitelere, sanayiye verildiği zaman gelişecek ve depresyondan kurtulacak bu ülke... eğitimle bu çocukların kafası çalışacak, hayattan beklentilerini bilecek, işini yapacak. evlenmek için uygun zamanını, aşkın ne olduğunu bile eğitimle bilecek. komşularla olan sıkıntılarımız, avrupayla olan sıkıntılarımız, dünyayla olan sıkıntılarımız, kendi içimizdeki sıkıntılarımız bile eğitimle çözülecek. çünkü, eğitilmiş insan daha üretken, yeteneğine uygun işi bulabilecek olan, yeni teknolojileri geliştirip bunları ihraç edecek ve ülkeye gelir getirtecek insan olacaktır. ülkeye gelir geldikçe insanımız da zenginleşecek, daha iyi yaşam koşullarına, daha iyi bir üretkenliğe yol açacaktır. bu üretkenlik siyasette,bilimde, aklınıza gelebilecek her türlü bilim dalında olacaktır. ama eğitim yerine sen insanları "namaz kıl, her şeyi allahtan bekle" dersen kusura bakma, bu ülke yıkılır!