acil tıp

tıpta uzmanlık dallarından birisi. ilk olarak 1994 yılında dokuz eylül üniversitesi bünyesinde yanlış hatırlamıyorsam abd'li bir hoca tarafından kurulmuştur. şu an uzmanlık süresi 4 yıldır. ayrıca şuan mezun olmama 9 gün kalan ve 2016 eylül tusuna girecek olan bendenizin de hedeflediği uzmanlık dalıdır
birinci sınıf öğrencisi için karizma, son sınıf öğrencisi için kaçılası bölüm.
klinik mi poliklinik mi, yoğun bakımları olmalı mı? gibi tartışmalı konuları olan biim dalı. hastanenin giriş kapısıdır. yüzüdür imajıdır. çoğu zaman kameraların gördüğü taraftır. acil uzmanları coğunlukla eli öpülesi insanlardır. adamların mesleği primer hayat kurtarmadır bir kere.. ama bazısi da vardır ki illallah ettirir. senin kapıdaki triaj memurundan ne farkın var dedirtir. ota boka kons isteyen acilci
uzmanlığı acil yönetimi bilen, sendromlarla günlerce yatan hastalarla uğraşmak istemeyen, çözümü genelde hemen gören, ama riski de yüksek uzmanlık. son derece keyifli bir uzmanlık olup buna uygun tüm arkadaşlarıma öneririm. akademisyenlik ve maaş bakımından da tatmin edicidir.
pratik olarak acilde çalışan pratisyen hekimden hiçbir farkı bulunmamaktadır. tek farkı maaş ve performans puanı dolayısıyla döner sermaye yüksekliği ile uzman doktor apoletinin olmasıdır omuzda. öyle aman aman olabilecek bir kazanç farkları da yoktur.

acil tıp uzmanı/asistanı olup da kendini geliştirmiş doktor da görmedim henüz. tek dertleri gelen hastayı nasıl bir kliniğe yatırırım ya da başka yere sevk ederim. çoğu klinikte hasta bile muayene edilmiyor. kendi tabirleri ile "hasta kilitleyecekleri" klinik arıyorlar.

hatta bir gün çalıştığım hastanede acil klinik sorumlusu sözde hocaları ile karbondioksit retansiyonunda yanlış yaptığı mekanik ventilatör ayarı yüzünden tartışmışımdır. en hayati ve acil konudaki ayarı bile bilmemekte ve sözde akademisyen bir de klinik sorumlusu olarak dolaşmakta ortalarda.
intern olduğum dönemde bana pek keyifli gelmiş bölüm. uzmanlık için tus kasmaya da gerek yoktu, yazmayı düşündüm. davulun sesi uzaktan hoş gelir ya. derken aynı yıl içinde üç asistanın ayrılışına tanık oldum. biri çekti gitti, sonrasında ne yaptı bilmiyorum. diğer ikisinin yeniden doğmuş gibi neşeli, enerjik insanlara dönüştüklerini gördüm. demem o ki iyi düşünmek lazım. benim düşündüğüm kadar da düşünmeyin tabii hiçbir bölümü beğenmezsiniz sonra.
hümanist,emekçi, mütevazı,adrenalin seven bir adam düşün. öyle günde 10 hasta bakayım yeter demeyen özveri tavan.bunca yılın emeğin bilginin en güzel kullanılacağı yer yüzlerce hayat kurtaracağın o alandır. yorucu yıpratıcıdır. yoğun idealizm ister. mükemmel tatminkar olmasına bakmayarak günümüz türkiyesinde can güvenliği yoktur. acil triaji daha doğrusu acil hasta kavramı pek oturmamistir.özellikle acil cerrahi cana candır. pediatrik aciller efsane yoğundur.
asistanlığı yoğun bir yerde yapmadığınız sürece zevk alabileceğiniz bölüm. genelde bu devlet hastanelerinde olmaz, hasta sayısı fazladır, düzen yoktur, intern yoktur fakat üniversite hastanelerinin çoğunda daha rahattır. orada da hastaya hemen görüntüleme yapılamaz, hasta hemen yatmaz başka sorunlar çıkar. hız gerektiren bir bölüm olduğundan ülkemizde düzgün çalışması zordur. illa bir yerinden canınızı sıkar, istifa konumuna gelirsiniz. arada biraz rahatlatırlar listede, ufak tatiller verirler yumuşarsınız tekrar devam edersiniz tekrar bayarsınız. böyle böyle 5 yılı bitirirsiniz. en azından benim gelecek planım bu yönde.
  • /
  • 2

içerik kuralları - iletişim