anı yaşamak – Tıbbiyeli Sözlük
Anı yaşayabilmek lazım tibbiyeli dostlarım. Akılda başka anları kovalayarak bulunduğun anı zehir etmemek değersizleştirmemek lazım. Zevkini çıkarmaya bakmak lazım. Anı yaşayabilenlerden olabimemiz dileğiyle(tabi komitelere,finallere çalışırken 'anlar' pek yaşanılası olmuyo)
anı yaşamak..aga basit, bak formülü veriyorum yaz bi kenara.

o anda yapmak istediğini yapmak olarak algılama.o an yapman gerekeni yap.eğlenmen gerekiyorsa fütursuzca eğlen,ders çalışman gerekiyorsa sınırıszca çalış.başka bir çıkış yolu yok.

sabah derse gitmişsin o dersi dinle aga o anı yaşa.

kitap mı okuyacaksın?okurken başka şeyle ilgilenme aga.o kitabın mürekkep damlalarına kadar oku onu.

müzik mi dinleyeceksin?aç müziğini -tecihe göre kulaklık ya da hoparlör- dinle.notalarına kadar hisset nerde vuruşlar hangi akorlar.çok mu abartı oldu?olmadı aga olmadı.o an neyle meşgulsen neye önem veriyorsan onun hakkını ver.bazı konularda öğrenmek tam olmayabilir ama gelip bana 'aga elimden geleni yaptım be.içim rahat' de canımı ye.

get up stand up don't give up the fight

(bkz:bob marley)
Her günün sabahına artık geçmişi düşünmeyecem(her seferinde bunu istemsizce yapıyorum ve artık yoruldum) ne yapiyorsam ona odaklanıcam diye uyanıyorum ama yok yani olmuyo bi türlü.ders çalışırken kendimi anılarda buluyorum sanırım beynim yaşadığım anı değil de eski zamanları daha güzel buluyo ve orda kalmak istiyo ben buna seyirci kalıyorum
Anı yaşamıyoruz artık. Konsere gidiyoruz elimizde telefon videosunu çekiyoruz bütün konserin. Maça gidiyoruz telefonlar elden düşmüyor. Tatile gidiyoruz şurda selfie burda vlog. Ne anlamı kaldı yapılanların. Anı yaşa. Geri gelmeyecek çünkü
çoğu kişinin yapmayı çok istediği ama aksine bir o kadar da bu konuda muvaffak olamadığı bir durumdur. kısmen de olsa konumuzla alakalı olduğu için ömer hayyam'dan gelsin; aldığın her nefesin kıymetini bilesin,ot değilsin ki tekrar tekrar bitesin.
Önce nasıl bir an yaşamak istiyoruz ona bakmalıyız. Bir de etrafımızda kimler var. Sonrası elbet mümkün. Yanlış insanla geçen zamana yazık.
İbn'ül vakt olmak diye de bilinir. Yani zamanın çocuğu olmak. Her anı değerlendirmek.



Bana bu ayeti hatırlatır;

'bir işi bitirince hemen diğerine koyul. Hep rabbine yönel.' inşirah suresi
Telefonun şarjı bittiğinde daha da iyi anlaşılan durum. Yemek gelince fotoğraf, arkadaş gelince fotoğraf, etrafı gezerkem fotoğraf... işin en kötü yanıysa o fotoğraflara bir daha hiç bakılmaması.



Bir yerlerde okumuştum. Araştırmaya göre fotoğrafı çekilen anları, fotoğrafı olmayan anlardan daha az hatırlıyormuşuz. O anla ilgili hafızayı biraz zayıflatıyor yani anlayacağınız. Bu yüzden fotoğraf çekin elbet, ama kararında.
Sosyal medya çok kullanmıyorum çoğu zaman fotoğraf video aklıma bile gelmiyor yanımda biri olursa hatırlatırsa anca öyle. Bunun için çoğu zaman anı yaşıyorum diyebilirim. Ama ayrıca gezdiğim eğlendiğim mekanlardan anı kalsın da istiyorum bunun için o günü hatırlamam için bir iki foto yeterli oluyor onda da rastgele ortamı çekiyorum. İki üç ayda bir foto galerisine girip nostalji yapıyorum yetiyor bana.
Her okul dönemi, her yeni yıl, her doğumgünü, her yaz başı, her üzüntü sonrası kendime hatırlatıp durduğum hadise. Gel gör ki içimdeki bitmek bilmez memnuniyetsizlik yüzünden çoğu zaman çoğu şeyi kendime kendim zehir ediyorum.

Ve genellikle de hayatın tadını çıkaran, doyasıya yaşayan, bazı şeylere takılıp kalmayan insanları kıskanıp duruyorum. "Mutlu" olmak, bazıları için sanki kimlikte yazılıymış gibi somut. Sanki onlara kanat bahşedilmiş de ben ipin üstünde yürümeye uğraşmaya mecbur kılınmışım gibi bir his. Umarım bir gün silinir bu melankolinin izleri üstümden.
ileride daha büyük hazlar yaşayabilmek için andaki küçük hazlardan vazgeçmek konsepti ile çelişen kavram