Kitap sadece savaşı anlatmaz bize, Ataol Behramoğlu'nun da kitabın önsüzünde dediği gibi bir aşkı anlatır , bir devrimi anlatır, yaşamı sorgulatır, şavaşın kötü yüzünü gösterir bize.
635 sayfa olmasına rağmen sadece 3 günlük bir zaman dilimini anlatıyor olmasının nedeni nerdeyse bütün karakterlerin hikayesini, düşüncelerini, iç dünyalarını incelemesi. Karakterleri o kadar iyi tanıtıyor ki hemingway kendinizi bir mağaranın içinde robert jordan ve pablo ile şarap içip köprüyü uçurma planları yaparken buluyorsunuz.
Metalica’nın vocalisti James Hetfield el sordo’nun etrafının sarıldığı kısımdan çok etkilenip kitapla aynı isimli bu şarkıyı besteliyor.video
Ölmek hiçbir şeydi. El Sordo'nun ölümle ilgili bir korkusu yoktu, ne de ölümle ilgili bir görüntü vardı kafasında. Ama yaşamak, bir tepenin yamacında rüzgarla salınan bir buğday tarlasıydı. Yaşamak, gökyüzünde dolanan bir atmacaydı. Tahılın savrulduğu, samanların uçuştuğu harman yerinde, tozlar içinde duran toprak bir testideki suydu yaşamak. Bacaklarının arasındaki bir attı yaşamak; bir bacağının altındaki karabinaydı, bir tepeydi, bir koyaktı, bir dereydi kenarında, vadinin uzak kıyısında, tepelerin ötesindeki ağaçların uzandığı.
635 sayfa olmasına rağmen sadece 3 günlük bir zaman dilimini anlatıyor olmasının nedeni nerdeyse bütün karakterlerin hikayesini, düşüncelerini, iç dünyalarını incelemesi. Karakterleri o kadar iyi tanıtıyor ki hemingway kendinizi bir mağaranın içinde robert jordan ve pablo ile şarap içip köprüyü uçurma planları yaparken buluyorsunuz.
Metalica’nın vocalisti James Hetfield el sordo’nun etrafının sarıldığı kısımdan çok etkilenip kitapla aynı isimli bu şarkıyı besteliyor.video
Ölmek hiçbir şeydi. El Sordo'nun ölümle ilgili bir korkusu yoktu, ne de ölümle ilgili bir görüntü vardı kafasında. Ama yaşamak, bir tepenin yamacında rüzgarla salınan bir buğday tarlasıydı. Yaşamak, gökyüzünde dolanan bir atmacaydı. Tahılın savrulduğu, samanların uçuştuğu harman yerinde, tozlar içinde duran toprak bir testideki suydu yaşamak. Bacaklarının arasındaki bir attı yaşamak; bir bacağının altındaki karabinaydı, bir tepeydi, bir koyaktı, bir dereydi kenarında, vadinin uzak kıyısında, tepelerin ötesindeki ağaçların uzandığı.
