görsel
iki kişinin kanunlar ışığında aile kurmak amacıyla bir araya gelme durumu.



evliliğin genelde karşı cinsler arasında yapılması beklenir ama bazı ülkelerde eşcinsel evliliklerine de izin verilmektedir.



dışarıda olanların dahil olmak istedikleri, dahil olanların da dışarı çıkmak istedikleri bir oyun gibidir evlilik. üreme arzusunun resmiyet kazanmış halidir.



erkekler evlenmeyi özgürlüklerinin kısıtlanması olarak görüp mümkün olduğunca kaçarken, kadınlarımız küçüklüğünden beri yetiştirildiği üzere gelin olma arzusu ile yanıp tutuşmaktadır. hatta bu arzuları evlenseler bile dinmemektedir; evlilik programlarını izleyerek kendilerini tatmin etmeye çalışmaktadırlar.



tıbbiyeli camiamızda ise erkekler istedikleri zaman istedikleri koşulda evlenebilmekte, kadınlar ise gittikçe artan oranda evde kalmakta ya da istemedikleri koşullarda evli olmak adına evlenmek zorunda kalmaktadırlar.

(bkz:tıp fakültesinden mezun kızların evde kalması)



Evlilik ile ilgili sevdiğim birkaç söz:

eğer yalnızlıktan korkuyorsanız evlenmeyin.

sevmeden evlenmek inanmadan ibadet etmek gibi alçakça bir iştir.

evlilik, bir bardak taze süt için evde inek beslemeye benzer.
kimle yapıldığına dikkat edildikten sonra, "potansiyelizasyon sinerjizm"i tabirinin gerçek hayata yansımasıdır
Başıma gelmeyeceğini düşündüğüm hadise. Sevilebileceğimi düşünmüyorum nedense haliyle garantici kişiliğim sevmeme de müsade etmiyor pek. Söylenildiği gibi kutsal bir şeyse hiç bulaşmayayım, hangi ilişkiye bitmez gözüyle bakabiliyorum ki artık...
İnanmadığım, daha doğrusu benim için gelecekte olacağını düşünmediğim olay.

Hiç bir zaman artık karşılıksız sevgiye inanmayacağım.

Mutlu aşk yoktur felsefesi ile hayata baktığım için acı çekmeye mahkumum. Bundan dolayı üzgün değilim artık.



Ben de artık hayatımı tek kişiye adayacağımı sanmıyorum.

Bir gün kapımı ihanet çalacak bekliyorum.
Ben de bir süre bu gerçeği reddetmeyi seçsem de, varmayı istediğim nihai sonucun bu olduğunu gördüm. Yalnızlıktan, yorulmaktan, sevinci üzüntüyü tek bedene yaşatmaktan gocunmak değil de. Kalbimi katılaştırıyorum, kendime haksızlık ediyorum, düşmekten korktuğum için hiç ayağa kalkmıyorum. Oysaki denese insan sevmeyi, doğru kişiye yönetildiği sürece, hayatı kolaylaştıracak bir enerji bulabilir. Bunun da adına evlilik demekten bu kadar korkmamak gerekir.
İKİ İNSANIN HASTALIKTA SAĞLIKTA ,İYİ GÜNDE KÖTÜ GÜNDE, HİÇBİR ETKİ ALTINDA KALMADAN (BU KISMA KATILMIYORUM) BİRBİRLERİNİ EŞ OLARAK KABUL ETME AKDİ İLE HAYATLARINI BİRLEŞTİRMELERİDİR.



DOĞRU KİŞİYLE YAPILMALIDIR , BENCE İÇİNDE HEM AŞKI HEM MANTIĞI BARINDIRMALIDIR, İNSAN SEVMEDİĞİ BİRİNİN YANINDA HASTALIĞINDA VE SAĞLIKTA YANINDA DURMAZ , HİÇBİR ETKİ ALTINDA KALMAMAK BANA GARİP GELİYOR BİREYLER GEREK MADDİ GEREK MANEVİ ETKİ ALTINDA BİR ŞEKİLDE KALMIŞ Kİ EVLENMEK İSTİYORLAR DİMİ?



BENCE SADAKAT DA İÇERMELİ SADAKATİN OLMADIĞI YERDE GÜVEN, SEVGİ , SAYGI BEKLEMEK AHMAKLIK OLUR. AYRICA DAHA BAŞKASININ SU İÇTİĞİ BARDAKTAN TİKSİNEN BİRİ EŞİNİ BAŞKASIYLA DÜŞÜNMESİ YADA BUNU KENDİ EYLEME GEÇİRMESİ NE KADAR MANTIKLI OLABİLİR?
Evliliğe inanmıyorum ama bir güç var(*)



Toplum yapısını ailenin oluşturmasından ileri gelen zaruri eylem.
Günümüzde bir modaya, bir akıma dönmüş müessese. Toplumda giderek büyüyen “yalnız başıma olduğum düşünülmesin” anksiyetesiyle birlikte toplum baskısına refleks olarak gerçekleştirilmekte.



“kanı kaynayan” erkeklerimizin evliliğe özgürlük kısıtlaması düşüncesiyle sıkıntıyla bakması ancak kadının sağlamak durumunda olduğu/kaldığı “ev rahatlığı” olayının cezbedici gelmesi toplumun evlilik kurumunun yürümesindeki temel kabulleri olmuş durumda.

Kısacası erkek memnuniyetine ve kadının, erkeğin memnuniyetinden memnuniyet duymasına bağlı olarak işleyen bir çark.



Erkeği evliliğe “ikna” edebilen kadınların coşkusu bize yeni gelinlerin tatlı telaşı şeklinde geri dönüyor mesela. Aynı şekilde erkeğin dizginlenmiş olup evliliği aile aşamasına çıkarmak için çocuk yapmaya okey olması da genç anneler sayfaları gibi geri dönüyor. Sonuçta artık birbirimizin hayatlarını daha rahat görüyoruz. Kadınlar arasındaki evlenme merakı giderek artıyor. Evlilikler çoğaldıkça evlilik olmazsa olmazlaşıyor. Gerek anne, gerek dişi sevgili tarafından erkek kişisine yapılan baskı ve bu baskının sonucunda erkeğin evliliğe sıkıntıyla bakması normalleşiyor. Evlilik stresine giren erkeği evlendirmek de tabiki kadınsal bir coşkuya sebep oluyor, gerisi kısır döngü işte başa dönüyor.



Ne yazık ki toplumumuzda birtakım basamakları tırmanma yarışına dönmüş durumda evlilik. Ya yalnızlık korkularından ya bi pes etmişlik durumundan ya zorunluluktan baskıdan gerçekleştiriliyor.



Batı toplumlarında gördüğüm durum daha farklı. Evlilik insanların sorumluluk sahibi olma, ilişkiyi yürütebilme, aradaki aşkın büyüklüğü gibi gerçeklere dayandırılarak alınan bir karar oluyor.

Bizde mesela “niyetin ciddiyse konuşalım” durumu varken batıda uzun ve olgunlaşmış birliktelik sonucu çiftlerin aşklarına bahşettiği bir ödül gibi oluyor.



Batıda çiftlerin birbirine “seni seviyorum” demesi bile zaman alıyor. Hislerinden emin olmadan kimse bu cümleyi kurmuyor. Evlilik kadın için de erkek için de iyi tartılması gereken bi durumken, bizde ilişkiler bile tamamen erkeğin bilinçaltına evlilik düşüncesini kazımak için var gibi.



Haliyle ben bu sağlıksız modern çağ evlilik mantalitesiyle ülkemizde, sonraki zamanlarda psikolojik olarak normal, duygusal algıları gelişmiş bir jenerasyon pek beklemiyorum.
Millet birbirinin karısıyla yatmasın diye zamanında uydurulmuş bir sözleşme.