bu söz sarfedildikten sonraki cuma günü, senelerdir bekletip durduğum sıkıntım için genel cerrahiye gittim. hocaya hasta danıştılar, dolayısıyla hepimizin randevu saati biraz ötelendi. bu sırada kapıda hoca gelene kadar sekreteri darlayıp duran kadın hoca gelince odaya girdi, 'randevusuz bir şey yapamam' cevabı alınca bir hışım başka bir yere gitti. muayenedeki hasta çıkınca bir kez daha girdi odaya, tekrardan olumsuz cevap alınca ' o zaman defolup gidin bu ülkeden ' dedi.
tıp fakültesine girdikten sonra acayip tutumlarla karşılaştım ama gülüp geçersin bunlara. herkes bilir mesela bakkal emminin ne olduğunu, onun dediği gibi bir maaşımla son model araba alabileceğime taş çatlasa üç kişi inanır, bir ikisi çekimser kalır geri kalan için öylesine laftır. ama çoğunluğun kendini temsil etmesi için seçtiği bir ülkenin lideri hekimlerin sorununa bu açıdan bakıyorsa geçmiş olsun. randevusunu ve sırasını alıp gelmiş onca insan beklerken araya dalamadığına sinirlenen insan, 11 senede nice emeklerle yetişmiş bir insanı böyle rahatlıkla kovar işte. böyle rahatlıkla küfür ederler, ' bu sağlıkçılar da dayağı hak ediyor keh keh' derler. daha yüksek sesle derler ve burada sözün değil sesin önemi vardır.
12 sene eğitim aldım, 6 yaşında girdim okula. 18'imde lise bitti, üniversite sınavında ilk on bine girdim. 6 senede tıbbı öğretiyorlar bize, bu sene ilk defa dirayetim kırıldı oturdum ağladım ders çalışmaktan. üstüne uzmanlık eğitimi, yan dal eğitimi alıyoruz. bir hekimin tam anlamıyla yetişmesi on seneyi geçiyor.
yarın bir gün memende kitle çıkınca o kitleyi araştıracak, malignse ilerlemesini engelleyecek, çıkaracak, bir on sene daha rahatça yaşa diye senin için çabalayacak hekimi böyle rahatça kovamamalı insan. yetişmekte olan bir ortopedistin elini bu kadar kolay parçalayamamalı, onun hayatını, emeklerini bu kadar kolay çöpe atamamalı. bunları yapınca olanın kendilerine olduğunu fark etmeliler.
bu vesile ile şunları da söyleyeyim: bizim bayramımız koskoca işgal kuvvetlerine karşı direnişe geçen Tıbbiyeli Hikmet'ten ve arkadaşlarından kalan bir onur. hepimizin içinde o ateşten bir parça var bence. Hepimize kutlu olsun.
tıp fakültesine girdikten sonra acayip tutumlarla karşılaştım ama gülüp geçersin bunlara. herkes bilir mesela bakkal emminin ne olduğunu, onun dediği gibi bir maaşımla son model araba alabileceğime taş çatlasa üç kişi inanır, bir ikisi çekimser kalır geri kalan için öylesine laftır. ama çoğunluğun kendini temsil etmesi için seçtiği bir ülkenin lideri hekimlerin sorununa bu açıdan bakıyorsa geçmiş olsun. randevusunu ve sırasını alıp gelmiş onca insan beklerken araya dalamadığına sinirlenen insan, 11 senede nice emeklerle yetişmiş bir insanı böyle rahatlıkla kovar işte. böyle rahatlıkla küfür ederler, ' bu sağlıkçılar da dayağı hak ediyor keh keh' derler. daha yüksek sesle derler ve burada sözün değil sesin önemi vardır.
12 sene eğitim aldım, 6 yaşında girdim okula. 18'imde lise bitti, üniversite sınavında ilk on bine girdim. 6 senede tıbbı öğretiyorlar bize, bu sene ilk defa dirayetim kırıldı oturdum ağladım ders çalışmaktan. üstüne uzmanlık eğitimi, yan dal eğitimi alıyoruz. bir hekimin tam anlamıyla yetişmesi on seneyi geçiyor.
yarın bir gün memende kitle çıkınca o kitleyi araştıracak, malignse ilerlemesini engelleyecek, çıkaracak, bir on sene daha rahatça yaşa diye senin için çabalayacak hekimi böyle rahatça kovamamalı insan. yetişmekte olan bir ortopedistin elini bu kadar kolay parçalayamamalı, onun hayatını, emeklerini bu kadar kolay çöpe atamamalı. bunları yapınca olanın kendilerine olduğunu fark etmeliler.
bu vesile ile şunları da söyleyeyim: bizim bayramımız koskoca işgal kuvvetlerine karşı direnişe geçen Tıbbiyeli Hikmet'ten ve arkadaşlarından kalan bir onur. hepimizin içinde o ateşten bir parça var bence. Hepimize kutlu olsun.