herkesin derdini bir yerlere dökmesi

canı sıkkın olan kişilerin sorunlarını birilerine anlatmak, anlatıp rahatlamak, düşük ihtimalle çözüm bulmak istemesi halidir. bu işlem bazen psikologlar-psikiatristlere, bazen aileye, bazen sosyal medya üzerinden* anonim kişilere, büyük çoğunlukla da arkadaşlara anlatılarak yapılır. ve doğruya doğru, hatrı sayılır bir rahatlama sağlar.

genel bilgi-tespit silsilesinden sonra; sanırım tek başıma bir kara delik oluşturdum sözlük. sevgilisinden ayrılan, hoşlandığı insana açılamayan, dersten kalan, mesleki tatminsizlik yaşayan, hayat amacı kalmamış, yanlış okulda olduğunu üşünen ve daha niceleri... ya on dört yaşımdayken amcam bana borçlarından bahsediyordu ayak üstü.

ben nereye dökeyim bütün bunları!! ben nereye dökeyim!!? yeter yeter!!
(bu, sözlük aracılığıyla evrene geri gönderilmiş mesajdır.)

ben de sözlüğe dökeyim napayım? hofff.. psikiyatri kazanırsam köşeyi dönecem, çok belli.
doğal olandır.
insanın temel ihtiyaçlarından ve isteklerindendir anlaşılmak.
zaten sanatın çıkış nedenlerinden biridir belki de en temelidir anlaşılmak isteği.
o yüzden sanatla uğraşmanı önerebilirim.
en basitinden bir kalem defter al,içinden gelenleri yaz.
büyük şairler de aynısını yapıyordu,üçüncü sınıfa giden geceleri günlük tutan çocuklar da.
naçizane önerimdir.
olması gerekendir. kimi insan karşısındakine anlatarak, kimisi duvarla konuşarak, kimisi yazarak kimisi de içinde tartışarak yapıyor bunu. ben dertlenince yalnız kalmak isterim ve çoğu zaman bir yere yazarım. bazen sözlüğe, bazen deftere, bazen bir gazeteye, bazen telefonun not kısmına. yazınca o anki derdimin ya ne kadar küçük olduğunu anlarım ya da gerçekten önemli bir mesele olduğunu. küçük bir şeyse yazdığım yerden silip hayatıma onsuz-sorunsuz- devam ederim, büyükse tekrar tekrar okur -
sanki başkasından dinliyormuşçasına- çözümünün ne olması gerektiğine ,sorunun neresine kafayı taktığıma odaklanırım. inanın rahatlatıyor. tavsiye ederim.
bu çoğu zaman bir kişi olamamıştır benim için.sebebi o doğru kişiyi tanıyamamış olmamdır.bunun için de hayli üzülürüm.
büyük meziyettir, içine ata ata psikiyatriden sıra alanlara bakarak ibret alınabilir.
bir yalanı yaşıyorum hadi bakalım. "kim biliyor beni, kim biliyor beni?" diye kendime sordukça kafayı yiyorum bazen.
herkes açar belki içini ama herkesin içini dökeceğine katılmıyorum, o kadar cesur muydunuz? incili dertleri göstermeye bayılırız da ya en kötü korkularımız, en leş kötülüklerimiz, en ağır pişmanlıklarımız? peki ya sizi gerçekten kim tanıyor, kaç kişi bunları biliyor, kaç kişi sayabiliyorsunuz?
herhalde hayattaki en büyük yüklerden biri de budur, döküp kurtulamadıklarını bohçalamak sırtında. sahi tutuyor mu uç noktalara savrulmuş, kalın sınırlar çekilmiş bütün bölünmüş hayatlarınız birbiriyle merak ediyorum. hiç onunla başka biri, bununla başka biri, şununla başka biri gibi hissettiğiniz oluyor mu? boğuyor mu sizi de sadece kendinizle kendiniz olabilmek, bilmek istiyorum...

içerik kuralları - iletişim