jeux d'enfants

uçlarda bir aşkı anlatan filmdir. güzeldir. sıradan romantik filmler gibi insanın içini baymaz.

ayrıca `cüneyt ergün`'ün `bilinmeyen saati uygulaması` şarkısının klibi filmin sahnelerinden oluşmaktadır.
başrol oyuncularının yıllar sonra birbirine aşık olduğu ve evlendiğini söyleyeyim de sevinin hadi
türkçeye "cesaretin var mı aşka" diye çevrilmiştir.
gerçekten merak ediyorum bu filmi romantik bulan var mı diye. bana göre ortalama bi korku filminden daha korkunç. tabi ki son sahneden bahsediyorum.
başroldeki kızın güzelliği inkar edilemez yalnız.
bi de ne zaman makyaj yapıp dışarı çıkacak olsam aklıma şu replik gelir:
"güzel olmayı başarmışım değil mi?
ya beğenirsin ya da seni öldürürüm!"
romantikliğinden öte adeta bir gerilim filmidir. fakat düşündürür, sorgulatır, güzeldir.
geçenlerde yeni çıkan bir yerli filmin konusunun kendisinden esinlenmiş olduğunu düşündüğüm hoş bir film. esinlenen filmin ismini şimdi hatırlayamıyorum, aklıma gelirse yazarım.
ilişkilerde güven konusunu sorgulatan bir film. filmdeki kişiler birbirlerini küçüklükten beridir tanıyorlar ancak sürekli bir oyun oynama halindeler. bu da yetişkiliğe vardıklarında hayata bakış açılarında farklılığa sebep oluyor. yani karşı taraf gerçek mi söylüyor şaka mı yapıyor ayırt edemiyorlar. fransız filmlerinin farklı bir yolu vardır diğer filmlerden. bu film de onlardan biri.

ayrıca filmin kapağı hiç hoş değil. keşke daha az irrite edici bir resim koysalardı.
uyumadan önce sözlükte görüp, ya bu neymiş diye izledim ve az önce bitti kendileri. tamam ağzım açık izledim, hatta izlerken ara ara ekrana sarılasım falan geldi. başrol oynayan kadına da aşık oldum.
ama tüm bunlara rağmen bir soru sormak istiyorum:
sonunu niye böyle bitirdiniz ha neden? ben ağlamaya gidiyorum.

içerik kuralları - iletişim