lisede yatılı okumak

insana erken buyumeyi, hayatla erken mucadele etmeyi ogretir. farkli anne babadan bircok kardes demektir. kucucuk bir odada 3, 4 bazen 6 kisi kaldigin olur ve hic kimse icin bir anlam ifade etmeyen bu odada kendinize yeni bir dunya kurarsiniz yeni ailenizle. derde derman dosta dost olmayi ogretir. ki eminim bir daha asla cikmaz onumuze boyle saf gercek dostluklar. guzeldir yatili okumak iyi ki dedigimdir. belki cok klasik olacak ama aglayarak geldigin yerden aglayarak ayrilmaktir.
çok küçüktüm giderken. neyin ne olacağını falan da bilmiyordum. en önemlisi saftım. insanların ne kadar kirli olduğunu öğrendiğim zamandı. gerçekten saf iyilikle yaşanmayacağını öğrendim. iyi ki dediğim zamanlardı. yaşamayı öğrendim. mutlu ayrıldığım söylenemez ama çok değerli tecrübelerle ayrıldım. yurt hayatında yaşamak çok şey katıyor insana hele lisedeyseniz ve biraz da güçlüyseniz çok iyi insanlar olarak hayata yeniden başlıyorsunuz diyebilirim. ama çok arkadaşım oldu sağlam kalamayan işte onlar da etrafta gördüğünüz şekilsiz karaktersiz tipler insanlıkları pek kalmadı. iyi olduğu kadar yıpratıcıdır da.
yurtlara disaridan yemek sokmak yasaktir. aksam yemegi 17.30 da verilir. peki sonra?
b.ok mu yiyecek bu cocuklar?
birgun oda arkadaslarimla beraber yasamaya devam edebilmek icin topluca balik yagi hapi almistik, o geldi aklima.
ömrümün en güzel dört yılını geçirdiğim yerdir. neler yapmadık ki. valla sözlük yurt anılarımdan bahsetmeye başladığımda torunlarına gençliğini anlatan dedeler gibi oluyorum. yaptığımız güreşler, etüt odasında ders hariç herhangi bir şeyin yapılması, karamboller(altta kalanın canı çıksın), geceleri yurttan kaçıp yemek yemeye gitmek ,hatta kimya labından sodyum çalıp patlatmak . oy oyyy. dönmüyor o günler dönmüyor. altı tane çocuk bir odaya giriyor ve dört senenin sonunda altı adam çıkıyor. beraber büyümenin, aile olmanın anlamı çok büyük.. herkese nasip olmaz. üniversite yurtları hikayeden tayyare. fakülteye başladığım zaman bir hafta rüyalarımda yurdumu gördüm. daha ne diyeyim..
güzel anıları akla getirir. insanlar biyolojik ailesini kendi seçemiyor fakat lisede, o kadar küçük yaşta yurtta kalmaya başlayınca sanki size ikinci bir ailenizi seçme hakkı veriliyor. ve siz etrafınızdaki insanlardan yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmeyen, artık kıyafetleriniz bile aynı olan, uyuyakalırsanız hep birlikte dersi kaçırdığınız, türlü türlü maceralara atıldığınız ikinci bir aile ediniyorsunuz. çoğu zaman biyolojik ailenizden daha fazla şey paylaşıyor, daha çok zaman geçiriyorsunuz. sizi gören mutlaka öteki grup üyelerini soruyor, onları gören sizi soruyor. okula da yansıyan bu dostluk biraz da yaramazsanız gittikçe herkes tarafından bilinir hale geliyor. sonra bir gün herkes ayrı yerleri kazanıyor, eskiye göre daha az görüşülüyor. ama bir parıltısı var bunun, herkes bilmez. her buluşmada o parıltı, o arkadaşların hepsinin gözünde beliriveriyor.
20 yıllık hayatımda aldığım en doğru kararlardan biridir yatılı okumak. özellikle lise çağlarında böyle bi işe kalkışanlar her zaman bir adım öndedir. hayata erken atılırlar, aileden uzak olduğu için onlarla daha az kavga ederler ve bence en güzeli hayatlarının en güzel dostluklarını edinirler. ailedir orası artık. oradaki düşman da hayli çetindir çünkü tüm zayıflıklarını bilir.
hayatta yapmam dediğin her şeyi orda yaparsın. film izlemek dahi daha zevklidir. yasak işler heyecan adrenalin her şey çok güzeldir aynı şeyleri üni için söyleyemicem ama
neyse kısaca lisede yatılı okumak benzersiz bir deneyimdir
iğrenç bir olay hele de yatılı okulda okumak istemediğinizi söylemenize rağmen gönderildiyseniz. allah yardım etti de sadece 1 sene kaldım. kaldım kalmasına ama hayatımın en iğrenç 1 yılıydı. hala cuma günü ders bitiminde pazartesi geliverse de arkadaşlarımı görsem diye beklediğim zamanları ya da yurdu geçtim 6 kişilik odaya bile beni sığdıramayan kalpsiz empati yoksunu insanları gayet net hafızama kazınmış bir şekilde hatırlıyorum. hayret o zaman uzakta okutmaya pek meraklı insanlar şimdilerde yanlarından ayrılmamam için ellerinden geleni yapıyorlar. dünya garip bir yer hem de çok garip. neyse konumuza dönecek olursak varsa veya gelecekte olacak da şu an haberiniz olmayan çocuklarınızı iyi tanıyın. onların fikirlerine ve isteklerine saygı gösterin. istemediğini dile getiren (14 yaşında bir insanın gayet aklı ermiştir diye düşünüyorum) bir çocuğa üç dört tane yatılı okul gezdirip bak gör burada okuyacaksın güzel yermiş falan deyip dönüş yolunda gördüğünüz bir okula aaa bak burasının da yatılısı varmış hadi bir gezelim diyerek çocuğu o okula kaydetmeyin. size hediye olarak gelmiş bir evcil hayvanı sokağa bırakmıyorsunuz sonuçta. ki ki ki o bile gerçekten katı bir kalpten gelen bir eylem. olayı çok abarttığımı düşünenler olabilir ama 14 yaşında liseyi yatılı okumanın bana hissettirdikleri buydu. dün gibi hatırlıyorum ve oralarda başıma gelenleri bir ben biliyorum bir allah biliyor.
harika bir olaydir. tabi nasil bir odaya dustugunuz de onemlidir. bizim odamiz baya rahat insanlarla doluydu. krndi icimizde birbirimizin sevmedigi huylarimiz olsa da iyi cocuklardik be.

yurtta kalmak ve yurdu sevmek insana karsindakini iyi ve kotu yonleriyle sevebilmeyi ogretiyor.

aklima bir de o ergenlik donemlerimizde havali olarak nitelendirdigimiz bir kiz arkadasin odada cetik giyip pacalarini icine sokmasi, gegirerek sarki soylrmeye calismasi geldi. sadece disarida gordugumuz insanlarin %0.5 ini falan taniyoruz.

içerik kuralları - iletişim