Değerlendirilmesi gereken politika olarak görüyorum.
Başarı konusunda söylenilecek şeyler ise sanırım pek olumlu değil.
20 yıl önce türkiye'nin bir dış politikasının olmamasını hatırlatır.
ekleme: evet. bu hükümet bunu 20 yıldır öğreniyor. en azından öyle ümit ediyoruz. elbette ağır eleştirilerden haklı olanları da var. eleştirirken ve olguyu anlamak için biraz tarih, siyaset, sosyoloji ve ekonomi bilmek gerekiyor. orta doğu'da bu hastalıklı yönetimleri oluşturan; ' sunni, si nusayri olan yönetimleri toplumun başına suriye'de getirenler emparyel sscb'yi yıkıp afganistan'da önce terör çıkarıp ardından özgürlük getiren(!), afrikayı köleleştirip boyunlarına zincir vuran ve altın çağını(!) yaşayan, dünyayı bölüşmeye çalışan devletlerdi. bunları bu ülke, bu devlet yapmadı. toplumsal demografik ve etnik yapıya ters, kargaşa ve kaosa meyilli, kontrolü kolay azınlığı başa getiriyorlar ve ülkenin zenginliğini, enerji kaynaklarını, ucuz insan gücü ve en önemlisi beyin gücünü kendilerine aktarıyorlar. yönetimde bulunan azınlık ise koltuğunu gücünü kaybetmemek için istibdatla yönetmek zorunda kalıyor. . fakat eleştirenlerin içerisinde amaçlarını anlamak o kadar zor olmamalı çünkü öncesinde dünyada ulus-devlet akımlarıyla yıkılan ve parçalanıp hazır lokma haline getirilen osmanlı imparatorluğu'ndan sonra türk toplumu anadolu'ya hapsedilip, kültürel bağları koparılmıştır. ve sadece iç meselelerine boğulmuştur. toplumların etkileşimleri her açıdan gereklidir, hak vereceğiniz üzere. başta bilim-teknik, ekonomi, tarih olmak üzere dünya sadece tek bir milletin sayesinde gelişmemiştir.
Atatürk'ün, Amerikalı gazeteci Marcosson'a verdiği röportajda söylediği sözlerin bir bölümü:
"Bir gün, cihan harbinden sonra Ortadoğu'da kurulan suni devletlerin halkları ayaklanacaktır. O gün geldiğinde, yeni kurduğumuz cumhuriyetimizin yöneticileri, bu halkların değil emperyalist güçlerin yanında yer alırsa aynı akıbete kendileri uğrayacaktır ve Kurtuluş Savaşı'nda yedi düvele haddini bildiren Türk halkı onların da hakkından gelecektir..."