intihar mektubunu her okuduğumda derin bir hüzün oluşturan kişi. o yüzden buraya da bırakıyorum yazdıklarını.



"Yine delirecekmişim gibi hissediyorum. Bu korkunç günleri atlatamayacakmışız gibi hissediyorum. Ve giden zamanı geri çeviremeyeceğim. Sesler duymaya başlıyorum ve konsantre olamıyorum. Bu yüzden yapmam gereken şeyi yapıyorum. Bana verebileceğin en büyük mutluluğu verdin. Kimsenin yapamayacağı şeyleri yaptın. Bu kadar şeyden sonra iki insanın birlikte daha mutlu olabileceğini sanmıyorum. Ben artık savaşamayacağım. Biliyorum, senin hayatını mahvediyorum, bensiz daha mutlu olacaksın. Görüyorsun bu mektubu bile doğru düzgün yazamıyorum. Okuyamıyorum. Hayatımdaki bütün mutluluğu sana borçlu olduğumu söylemek isterim. Bana karşı inanılmaz sabırlısın ve iyisin. Şunu söylemek istiyorum -aslında bunu herkes biliyor- eğer biri beni bu durumdan kurtarabilecek olsa bu sen olurdun. Her şey beni terkedip gitti ama senin iyiliğin hep benimle kaldı. Artık senin hayatını mahvetmeyeceğim. Kimse bizim seninle mutlu olduğumuz kadar mutlu olamazdı."
ingiliz yazar. feminist kişiliğiyle öne çıkıyor.



şu güzel sözlerin sahibi kişi:



''ne hoş bir güzelliği vardır;

hafif adımlarla dünyadan gülümseyerek geçenlerin.

kimseye bir kötülüğü dokunmadan yaşayanların,

onurlu bir yaşamı seçenlerin...''
bir hayali öldürmek, bir gerçeği öldürmekten çok daha zordur.

kaskatıyızdır, insanın bedenini sadece alışkanlıkların iskeleti dik tutar.

ölüm düşmandır. kendimi sana doğru savuracağım, yenilmeksizin ve boyun eğmeden, ey ölüm!
hours filmiyle tanıdığım yazar.aynı zaman kitap toplama kutusunda mrs.Dalloway kitabına den gelmiştim.
Bir türlü kitaplarını okumayı sevemediğim yazar. Ilk okuduğum kitabı mrs. Dalloway oldu. Bitirmek ve anlamak için o kadar çaba gösterdim, ama yine de hiçbir zevk alamadım. Daha sonra yanlış kitabından başladığımı anladım, deniz feneri veya kendine ait bir oda kitapları daha sade kitaplarmış, onlarla başlamak daha doğruymuş bilirkişilerden aldığım bilgilere göre. Sonra deniz fenerini aldım, o kadar sıkıcıydı ki, yarım bıraktım. Sakin ve odaklanabileceğim bir zamanı kolluyorum şimdi deniz fenerine tekrar başlamak için. Kullandığı Bilinç akışı tekniği okumayı zorlaştırıyor. Belki de kitabı çeviri olduğu için beni daha çok sıkıyor. Anlamayı istediğim yazarlardan. Bu da olmazsa kendine ait bir odayı deneyebilirim.
Daha fazla sevebileceğimi düşünmediğim yazar. Mina urgan’ın hakkındaki incelemesi çok güzel. Biraz daha yakından tanımış oldum okuyunca. Özellikle eşi beyefendi ile companionship nedir, evlilik nasıl bir müessesedir dersi vermişler dönemin ileri gelenlerine. İlk orlando’yu okuduğumda aşık olmuştum. Daha önce hiç kahkaha atarak kitap okuduğumu hatırlamam ama bu romanı öyle seviyorum ki bazen rastgele bir sayfasını açıp on dakika okuyorum. Neredeyse tüm kitapları vardı, hatta çoğunun hem ingilizcesi hem türkçesi. Üç gün önce yurt boşaltmaya gittim. Odaları boyama bahanesiyle bütün kitaplarımı tuvalete tıkmışlar. Tuvaleti su basmış, beş altı tanesi virginia woolf olmak üzere otuz Kadar kitabım okunmayacak hale gelmiş. Görür görmez ağladım azıcık. Hâlâ da ağlamaklı oluyorum düşündükçe. İlk kez hayatımda birilerine fiziksel şiddet uygulamak istedim. Durup durup kör yılanlar soksun sizi soykası batasıcalar diyorum evde. Siz siz olun en sevdiğiniz kitapları sarıp sarmalayın, kasalarda saklayın. Yurda götürmekmiş, ödünç vermekmiş asla düşünmeyin bile.





(bkz:Who’s afraid of virginia woolf)

(bkz:What the water gave me)



madam," the man cried, leaping to the ground, "you're hurt!" "İ'm dead, sir!" she replied. A few minutes later, they became engaged.