asla iyileşmeyecek çocukluk yaraları – Tıbbiyeli Sözlük
Ortaokul yıllarımda tam üç sene aynı sırayı paylaştığım arkadaşım...üç kişi oturuyorduk bir sırada, sınıf mevcudu yaklaşık 50 kişiydi. Benden bir yaş büyüktü kendisi. Daha doğrusu onu bir yıl geç göndermişlerdi okula. Uzun boylu, beyaz tenli, siyah saçlı ve gözleri şaşıydı. Derslerinde çok başarılı değildi ama elinden geleni yapıyordu. Ayrıca çok güzel bir sesi vardı. Bazen okulun bahçesine çekilir onun şiir okumasını dinlerdim. İlk şarkıları, şiirleri onunla dinledim diyebilirim.

Herhalde şaşı olduğu için olsa gerek insanların içine pek karışmazdı, çekingendi, genelde yalnızlığı tercih ederdi. Efendiliği sebebiyle hocalar da onu severdi. Bir gün anlam veremediğim bir şekilde bir hocamız ( hoca demeye dilim varmıyor) sinirli bir şekilde arkadaşımın gözleriyle alay etti...sınıfın ortasında...arkadaşım yapılı biriydi ama hoca kadın olduğu için ona kötü bir söz söylemeden sınıfı terk etti sadece. Halen de durduk yere hocamızın neden bu şekilde davrandığını anlamış değilim. lisede yollarımız ayrıldı, çok seyrek görüşebiliyorduk

Bir akşam derslerime çalışırken telefon çaldı, arayan aynı sırayı paylaştığımız üçüncümüzdü. Titrek bir sesle acı haberi verdi...karşıdan karşıya geçmeye çalışırken araba çarpmıştı arkadaşıma, bir gün yoğun bakımda kaldı sonra vefat etti. İlk kez bir yakınımın, arkadaşımın, dostumun ölmesine şahit oldum, şarkıları, şiirleri de ilk ondan öğrendim, ölümü ve hüznü de.

Ondan birkaç ay sonra dedem de vefat etti. Kabrini ziyarete gidince gördüm ki ikisi de yan yana... Allah sohbetinizi bol etsin dedim içimden. Şunu itiraf etmeliyim ki arkadaşımın mezarına, toprağına daha çok dokundum, daha çok sevdim, suladım.