Özel "banyo" playlisti hazırlayarak gerçekleştirdiğim keyifli eylem. Zamanla aynı şarkılar sıktığından "banyo2, banyoo, yenibanyo" gibi listelerim de mevcut. Konumuz bu değil ama toplanın.
Lisede yatılı okulda kalıyordum. Yurtta banyo yapmanın çilesini çeken bilir. Bir poşetin içine tek tek sabunudur duş jelidir şampuanıdır falan fişman hepsi tıkılır. Eline bir saç için bir tane de büyük havlu alırsın. Temiz çamaşırlar, temiz pijamalar da sonradan içine kirli olanları tıkacağın poşetin içinde, ayaklarda terlikler şıpıdık şıpıdık banyoya gidersin. Şansına sıcak su varsa -ki bazen dersten erken çıkıp kimse gelmeden kapalım diye yurda koşuyorduk- hemen girersin kabine. Ya da boş kabin yoksa bir umut "ne zaman çıkarsııın? Sıcak su bana yeter mi??" Diye seslenirsin. Neyse efenim. Girdik kabine. Detayları atlıyorum. Kıps. Aa dur neyi unuttuk? Telefon! Dur onu temizlerin olduğu poşete attıydım. Hah. Askıya 23° açıyla yerleştir. Play.
Evet duş bitti. Toplanıyoruz. Bir ele havlular. Bir ele içine kirlileri tıktığımız poşet, diğer elde (?) Şampuan lif sabun vs olan ı s l a k poşet. Vurguyu kaptınız mı?
Odaya geldik. Kirlileri yerleştir bir kenara. Havlular askıya. Telefon? Lan? Hayır, sakin olun telefonu kabinde unutmadım tabii ki de. Poşetin içine attım. Ama ıslak poşetin içine! Her şeyin ama en önemlisi de sırılsıklam lifin altında kalmış telefonumu bir çıkarışım var ki...
Hemen ilk yardım. Bataryayı çıkar, sim'i çıkar. saç kurutma makinesini tut. Etrafta da kimse yok fikir danışacak. Sen misin kimse gelmeden yurda koşan, hadi bakalım. Neyse şükür çalışıyor.
Kamu spotu: telefon Islanırsa saç kurutma makinesi riskli bir çözüm yoluymuş, pirinç dolu kavanoza koymak lazımmış. Yurtta kavanoz ne gezer la? Bi de pirinç dolu. Neyse.
Telefon ölse problem değildi ama İşin asıl kısmı, ailemin dilinden bir daha hiç düşemememde.
"telefonu şarja taksana, telefonu versene, bu telefon da bozuldu iyice, eski telefonun şarj aleti nerde" gibi milyonlarca sorunun cevabı bir dönem hep aynıydı:
+ hangisi, banyo yaptırdığın mı?
-teyze bak benim telefonda şu özellik var
+ o da bir şey mi, bizim kızın telefonu banyo bile yapıyor...
Lisede yatılı okulda kalıyordum. Yurtta banyo yapmanın çilesini çeken bilir. Bir poşetin içine tek tek sabunudur duş jelidir şampuanıdır falan fişman hepsi tıkılır. Eline bir saç için bir tane de büyük havlu alırsın. Temiz çamaşırlar, temiz pijamalar da sonradan içine kirli olanları tıkacağın poşetin içinde, ayaklarda terlikler şıpıdık şıpıdık banyoya gidersin. Şansına sıcak su varsa -ki bazen dersten erken çıkıp kimse gelmeden kapalım diye yurda koşuyorduk- hemen girersin kabine. Ya da boş kabin yoksa bir umut "ne zaman çıkarsııın? Sıcak su bana yeter mi??" Diye seslenirsin. Neyse efenim. Girdik kabine. Detayları atlıyorum. Kıps. Aa dur neyi unuttuk? Telefon! Dur onu temizlerin olduğu poşete attıydım. Hah. Askıya 23° açıyla yerleştir. Play.
Evet duş bitti. Toplanıyoruz. Bir ele havlular. Bir ele içine kirlileri tıktığımız poşet, diğer elde (?) Şampuan lif sabun vs olan ı s l a k poşet. Vurguyu kaptınız mı?
Odaya geldik. Kirlileri yerleştir bir kenara. Havlular askıya. Telefon? Lan? Hayır, sakin olun telefonu kabinde unutmadım tabii ki de. Poşetin içine attım. Ama ıslak poşetin içine! Her şeyin ama en önemlisi de sırılsıklam lifin altında kalmış telefonumu bir çıkarışım var ki...
Hemen ilk yardım. Bataryayı çıkar, sim'i çıkar. saç kurutma makinesini tut. Etrafta da kimse yok fikir danışacak. Sen misin kimse gelmeden yurda koşan, hadi bakalım. Neyse şükür çalışıyor.
Kamu spotu: telefon Islanırsa saç kurutma makinesi riskli bir çözüm yoluymuş, pirinç dolu kavanoza koymak lazımmış. Yurtta kavanoz ne gezer la? Bi de pirinç dolu. Neyse.
Telefon ölse problem değildi ama İşin asıl kısmı, ailemin dilinden bir daha hiç düşemememde.
"telefonu şarja taksana, telefonu versene, bu telefon da bozuldu iyice, eski telefonun şarj aleti nerde" gibi milyonlarca sorunun cevabı bir dönem hep aynıydı:
+ hangisi, banyo yaptırdığın mı?
-teyze bak benim telefonda şu özellik var
+ o da bir şey mi, bizim kızın telefonu banyo bile yapıyor...