neşet ertaş – Tıbbiyeli Sözlük
Allah rahmet eylesin onu göremeden öldüğünde resmen üzüntüden çökmüştüm. İç Anadolu'da yaşamış son halk müziği sanatçısı olabilir kendisi.zira artık iç Anadolu yobazların diyarına döndü.
Gönül dağı yağmur yağmur boran olunca

Akar can özümde sel gizli gizli

Bir tenhada can cananı bulunca

Sinemi yaralar yar oy yar oy yar oy yar oy



Dil gizli gizli dil gizli gizli

Sinemi yaralar yar oy yar oy yar oy yar oy

Dil gizli gizli dil gizli gizli



Dost elinden gel olmazsa varılmaz

Rızasız bahçenin gülü derilmez

`kalpten kalbe bir yol vardır görülmez`

Gönülden gönüle giden yar oy yar oy yar oy yar oy







Yol gizli gizli yol gizli gizli

Gönülden gönüle yar oy yar oy yar oy yar oy

Yol gizli gizli yol gizli gizli



Seher vakti garip garip bül bül öterken

Kipriklerin ok yar yar cana batarken

Cümle alem uykusunda yatarken

Kimseler görmeden yar oy yar oy yar oy yar oy yar oy



Gel gizli gizli gel gizli gizli

Hoyratlar görmeden yar oy yar oy yar oy yar oy yar oy

Gel gizli gizli gel gizli gizli



demiştir. ne de güzel demiş.
Neşe dert aşk diye yazılır neşet ertaş diye okunur.

Bi de şöyle bir şey duymuştum yıllar önce: dünyada derdini anlatacak kadar Türkçe bilen tek insan neşet ertaş'tır.
''sevdiğim kızı başkasına verdiler, bizim oralarda abdala kız vermezler. kız da beni çok severdi. babalar anlamazdı halden, o evlendirildi. başkasıyla evlendirilince kız kahrından öldü, öldüğünü duyunca barınamadım memlekette, unutmayı denedim unutamadım, gittim istanbula, orası da bana dar geldi. gittim almanyaya. bir dönem benim için öldü haberleri yayıldı ortalığa, televizyonlarda siyah beyaz fotoğrafım gösterildi. çıkıp da hayır ben ölmedim demedim. ben zaten sevdiğim ölünce öldüm ne diye ölmedim diyeyim? ..'' aşkını böyle anlatan naif insan..daha söyleyecek söz var mıdır?

''batınım sen oldun, zahirim sensin,
evvelim sen oldun, ahirim sensin.''

''Ah yalan dünyada,yalan dünyada
Yalandan yüzüme gülen dünyada''
öyle güzel yüreği var ki türküleri dilden dile, adı gönülden gönüle ilelebet yaşasın. geçen sene devlet tiyatroları sağ olsunlar neşe'dert'aşk adlı hayat hikayesinin anlatıldığı oyun hazırlamışlar. kaçar mı? gittim. hayatını ve türkülerinin hikayesini izleyince sevgim daha da arttı.



kültür bakanlığı katkılarıyla, yönetmenliğini can dündar'ın yaptığı bir de belgeseli bulunmaktadır. belgesel için;

https://m.youtube.com/watch?v=eS_m8T_z5uw
Kırşehirliyi trafik polisi çevirmiş, demiş istiklal marşını kim yazdı bilirsen ceza kesmiyecem.. Adam düşünmüş sonra kendinden emin: walla neşet ağamın yaşı tutmaz, kesin muharrem ağamdır.

İç anadoluda böyledir türkü denince akla gelen tek soyisimdir.
Değeri çok büyüktür. Anlatılmaz, yaşanmaz, yalnızca hissedilir. Babadır, yoldaştır, candır üstad. Kimsenin bilmediği en büyük derdimi paylaşan babam , yerinde rahat uyu ...
Neşe, dert, aşk... sanırım hayatın ta kendisi. Bir kitapta okumuştum şu zamana kadar bildiğiniz her şeyi, tüm anilarinizi unutun ve bir neşet ertaş sadece bir neşet ertaş türküsü dinleyin tüm unuttuklarinizi size geri hatırlatacak diyordu yazar.
Vefatının beşinci yılıymış. Allah rahmet eylesin.

Kendisiyle ilgili aklımdan çıkmayan bir şeyler var nerede okuduğumu hiç bilmiyorum. Sevdiğinin adı leyla'ymış. Kendisinin yaptığı bir hata sebebiyle ayrılmışlar ve sonrasında bu türküleri yazmaya başlamış. Hiç yüzünü göstermemiş leyla ona. Yazmış, yazmış, söylemiş, söylemiş. Öldüğünde ise cenazesi başında günlerce duran bir kadın görmüşler, o leylanın kendisiymiş..

Bunu okuyup kapattığımda şu dönmüştü aklımda: Ey leyla, neşet'e de mecnun'a da yar olan sen misin?

Leyla ismini duyduğumda ise hep şöyle derim: Neşet'in leylası gibi mi mecnun'un leylası gibi mi bir leylasın sen?
ilk ne zaman aşık olduğunu soran gazeteciye:
"13 yaşında. yozgattaydık mahallenin kızıydı."
sonra kızın ismini söyler ve pişman olur.
"yazman gurban oluyum, sevda sırrınan olur."
sevginin ne demek olduğunu bilen, onu oyuncak edemeyecek kadar değerli bulan, güzel türkiyemin güzel insanlarından biri. hatırlanmaya değer bir müzisyen. mekanı cennet olsun.
Sabah kalkınca "Zahidem" dinleyip de neşelenebiliyor, gece "Yolcu" yla saatlerce ağlayabiliyorsunuz. Ne demek bu? Her türküsünde hem neşeyi hem derdi hem aşkı yaşayabiliyorsunuz.



Sonra youtube a giriyorsunuz. Aramaya sadece şunu yazıyorsunuz: "Neşet" sonra geliyor bir kaç türküsü. Bir de bakıyorsunuz ki sadece 1 milyon dinlenmiş. Eminim ki onu da 10.000 kişi 100 defa dinlemiştir. Oysa onun türküsünü seslendiren sanatçı(!)lar dahi daha fazla dinlenmiş. Oysa bir düşünüyorsunuz ki Türkiye nüfusu 80 milyon. Aklı eren 60 milyon kişinin 50 milyonu "Neredesin Sen" i ezbere biliyor. Çünkü Neşet Ertaş öylesine açıp arkaplanda dinlenecek eserler yapmamış. Yazarken her kelimesine anlam yüklemiş 200 küsür eserinin her birinin. Dinlerken başka bir işi yapamiyorsun. Sadece onu dinliyorsun. Hem de saatlerce. İşte saatlerce dinledikten sonra gecenin üçünde bu kadar uzun bir metni yazdıran kişidir Neşet Ertaş. Canlı dinleme şerefine nail olduğum, toprağımın en büyük filozofu, evrensel bir değerdir Neşet Ertaş. Bitmeyecek bir tutkudur. Neşet Ertaş Anadoludur...



Nur içinde yat gönğûlden gönğûle kapılar açan büyük insan...