yarına kadar tıbbiyeli sözlük sinema kulübü olarak izlediğimiz film. yorumlar için başlığımız rezerve edilmiştir.
Önceden izlediysek ne olacak diyecektim ki sinema kulübüne üye olmadığımı hatırladım.
İngilizcesindeki harf benzerliğinden dolayı bana fiziği çağrıştıran kelimedir.
Gerilimin efendisi (master of suspense) Alfred Hitchcock’un 1960 yapımı, döneminin başyapıtı ,ama günümüzde Gus Van Sant’ın sanatsal deneyi ile geçerliliğini yitirdiği ispatlanmış, (Hitchcock çok taklit edildiği için belki artık seyirciye şaşırtıcı gelmiyor) klasikleşmiş bir filmdir. Tabi ki klasiklere saygımız her zaman sonsuz.
Öncelikle meşhur duş sahnesinin geçtiği film olarak reklamını yapmak istiyorum, ayrıca bu duş sahnesinin 40. dakikada başrol oyuncusu Janet Leigh’in ölümüyle sonlanması da seyirciyi şoke eden bir durum (sinema tarihinde başrolü en erken öldüren film olarak bir kenara not edilmeli diye düşünüyorum.
Her ne kadar ‘psycho’ kelimesi ‘sapık’ olarak türkçeye çevrilmiş olsa da, kelime anlamı olarak ingilizcedeki ‘psychoanalysis’in kısaltılmışı olduğu hatta son sahneye ve filmin anlam bütünlüğüne gönderme yaptığı ile ilgili görüşler vardır. Psikanaliz demişken, filmin sonunda psikiyatristin psikanalizi sonucu söyledikleri ile, başroldeki Anthony Perkins’in , namıdeğer sapığın, duştaki kadını neden öldürdüğünü net bir şekilde anlayabiliyoruz. Perkins’in canlandırdığı Norman Bates ; kendi annesini başka biriyle gördüğünde onu öldürebilecek derecede kıskanan ve annesinin de kendisini o denli kıskandığını bilmek isteyerek psikoza girmiş, çift kişiliğe sahip bir karakterdir. Burada Bates’in ikinci kişiliği Norma Bates yani annesidir ve cinayetleri de annesinin kılığına girerek, anne kişiliği ile işlemektedir. Yine filmin sonunda görüyoruz ki işlediği cinayetler Marion Crane (Janet Leigh) ile sınırlı değildir, hoşlandığı birçok kadını bu sebeple öldürmüştür.
Son olarak, Norman Bates’in Marion Crane’i öldürmeden önce aralarında geçen son sohbetten alıntı yaparak bitirmek istiyorum yorumumu. Böyle annesiyle sıkıcı bir yerde neden yaşadığını hatta buralardan kaçması gerektiğini ve annesiyle yaşamayı bırakmasını söyleyen Crane’e, Bates’in cevabı ‘Bir çocuğun en yakın arkadaşı annesidir’ olmuştur, fakat konu annesine gelince de ‘Bir oğul asla bir sevgilinin yerine geçmez’ deyip annesine olan tutkulu kışkançlığını, paylaşamamasını ve belki de çaresizliğini dile getirmiştir.)
Benden bu kadar,izlemediyseniz izleyiniz efendim.
Öncelikle meşhur duş sahnesinin geçtiği film olarak reklamını yapmak istiyorum, ayrıca bu duş sahnesinin 40. dakikada başrol oyuncusu Janet Leigh’in ölümüyle sonlanması da seyirciyi şoke eden bir durum (sinema tarihinde başrolü en erken öldüren film olarak bir kenara not edilmeli diye düşünüyorum.
Her ne kadar ‘psycho’ kelimesi ‘sapık’ olarak türkçeye çevrilmiş olsa da, kelime anlamı olarak ingilizcedeki ‘psychoanalysis’in kısaltılmışı olduğu hatta son sahneye ve filmin anlam bütünlüğüne gönderme yaptığı ile ilgili görüşler vardır. Psikanaliz demişken, filmin sonunda psikiyatristin psikanalizi sonucu söyledikleri ile, başroldeki Anthony Perkins’in , namıdeğer sapığın, duştaki kadını neden öldürdüğünü net bir şekilde anlayabiliyoruz. Perkins’in canlandırdığı Norman Bates ; kendi annesini başka biriyle gördüğünde onu öldürebilecek derecede kıskanan ve annesinin de kendisini o denli kıskandığını bilmek isteyerek psikoza girmiş, çift kişiliğe sahip bir karakterdir. Burada Bates’in ikinci kişiliği Norma Bates yani annesidir ve cinayetleri de annesinin kılığına girerek, anne kişiliği ile işlemektedir. Yine filmin sonunda görüyoruz ki işlediği cinayetler Marion Crane (Janet Leigh) ile sınırlı değildir, hoşlandığı birçok kadını bu sebeple öldürmüştür.
Son olarak, Norman Bates’in Marion Crane’i öldürmeden önce aralarında geçen son sohbetten alıntı yaparak bitirmek istiyorum yorumumu. Böyle annesiyle sıkıcı bir yerde neden yaşadığını hatta buralardan kaçması gerektiğini ve annesiyle yaşamayı bırakmasını söyleyen Crane’e, Bates’in cevabı ‘Bir çocuğun en yakın arkadaşı annesidir’ olmuştur, fakat konu annesine gelince de ‘Bir oğul asla bir sevgilinin yerine geçmez’ deyip annesine olan tutkulu kışkançlığını, paylaşamamasını ve belki de çaresizliğini dile getirmiştir.)
Benden bu kadar,izlemediyseniz izleyiniz efendim.
Gerilim türünde ilham alınmış denilince biraz beklentiye girdiğim, sonucunda hayal kırıklığı yaşadığım filmdir.
Filmin sonunu tahmin etmek mümkün olmasına rağmen izleyiciyi yanıltacak mantıksal hatalar vardı. Diğer taraftan psikopat birinin çevresine şirin görünme çabası başarılı tespitlerden biri olmuş ama filmi kurtarmamış.
Filmin sonunu tahmin etmek mümkün olmasına rağmen izleyiciyi yanıltacak mantıksal hatalar vardı. Diğer taraftan psikopat birinin çevresine şirin görünme çabası başarılı tespitlerden biri olmuş ama filmi kurtarmamış.
yav bi hatun var, baya düzgün görünümlü, erkek arkadaşıyla evlenecek.
sonra çalıştığı emlakçıya bi dayı geliyo, yürüyo, para veriyo
hop ben parayı alıp kaçtım by, yallah los angeles a yallah, yolda arabayı takas edem bilmem ne
yani bu kısmı saçma, daha kaliteli bir nedene - bu arada neden de erkek arkadaşıyla ev kurmak bilmem ne - bağlanabilirdi .
sonracıma hatun kaçarken o psycho dediğimiz bates motelin - batesmotelpronun nereden geldiğini böylece anlamış oldum - sahibi böyle malum bir kişi gibi gözüküyo başta. hatunumuz mariane banyo yaparken hop o meşhur banyo perdesi arkasından bıçaklanma sahnesi yaşanıyor. motelin sahibi oğlumuz, cesedi kaldırdıktan sonra yallah arabayla bataklığa atıyo kadını. sonra mariane'in kız kardeşi, erkek arkadaş ve özel dedektif - canını yediğimin inspector gadget kılıklısı - mariane i arıyolar. dedektif önce gidiyo sonra tak hadi dedektif de yallah bataklığa. ha tabi bataklık yoluna gitmeden ipuçlarını kız kardeş ve erkek arkadaşa söylüyo neyse ki - akıllıymış he.
efendime sonracıma, kız kardeşle erkek arkadaş şerife gidiyolar, şerif yoh diyo. sonra gel beraber bakak, gidiyolar otele. erkek motel sahibini oyalarken kız oğlanın annesini arıyo. hee kız buluyo bunu tak karşısında bi iskelet ve kız çığlık atıyo. sonra da arkasından hızla motel sahibi geliyo ama kadın kıyafeti giymiş elinde de bıçah - tabi o sırada motel sahibi erkek arkadaşı bayıltmış. sonra erkek arkadaş geliyor, enseliyor bir güzel.
karakola gidiyorlar, psikiyatristin biri oğlandan değil ama oğlanın annesinden öğrendim diyo. haydaa, wtf? diyolar haliyle diğer herkes. adamda meğer çoklu kişilik bozukluğu gelişmiş. bi taraf anne - baskın, bi taraf oğlan - resesif -
oluyormuş. ondan sonra bataklıktan araba çıkar ve finit.
şimdi gelecek olursak,
film 1960 yapımı, siyah-beyaz çekilmiş
o zamanlar tabi efekt yok o dedektifi ve kızı pıçahlama sahneleri pek olmamış. özellikle dedektifinkinde dikkat ederseniz bıçaklıyo gibi gösteriyo ama adamın üstünde kan yok.
oyunculuklar fena değil, ama dediğim gibi biraz daha nedensellik ön plana çıkarılabilirdi
gerilim demişler ama pek de gerilim filmi değil gibi. türk dizilerinde daha çok cinayet ve daha çok nedensellik vardır emin olun.
söyleyeceklerim bu kadar, yanaklarınızdan öper, iyi günler dilerim.
sonra çalıştığı emlakçıya bi dayı geliyo, yürüyo, para veriyo
hop ben parayı alıp kaçtım by, yallah los angeles a yallah, yolda arabayı takas edem bilmem ne
yani bu kısmı saçma, daha kaliteli bir nedene - bu arada neden de erkek arkadaşıyla ev kurmak bilmem ne - bağlanabilirdi .
sonracıma hatun kaçarken o psycho dediğimiz bates motelin - batesmotelpronun nereden geldiğini böylece anlamış oldum - sahibi böyle malum bir kişi gibi gözüküyo başta. hatunumuz mariane banyo yaparken hop o meşhur banyo perdesi arkasından bıçaklanma sahnesi yaşanıyor. motelin sahibi oğlumuz, cesedi kaldırdıktan sonra yallah arabayla bataklığa atıyo kadını. sonra mariane'in kız kardeşi, erkek arkadaş ve özel dedektif - canını yediğimin inspector gadget kılıklısı - mariane i arıyolar. dedektif önce gidiyo sonra tak hadi dedektif de yallah bataklığa. ha tabi bataklık yoluna gitmeden ipuçlarını kız kardeş ve erkek arkadaşa söylüyo neyse ki - akıllıymış he.
efendime sonracıma, kız kardeşle erkek arkadaş şerife gidiyolar, şerif yoh diyo. sonra gel beraber bakak, gidiyolar otele. erkek motel sahibini oyalarken kız oğlanın annesini arıyo. hee kız buluyo bunu tak karşısında bi iskelet ve kız çığlık atıyo. sonra da arkasından hızla motel sahibi geliyo ama kadın kıyafeti giymiş elinde de bıçah - tabi o sırada motel sahibi erkek arkadaşı bayıltmış. sonra erkek arkadaş geliyor, enseliyor bir güzel.
karakola gidiyorlar, psikiyatristin biri oğlandan değil ama oğlanın annesinden öğrendim diyo. haydaa, wtf? diyolar haliyle diğer herkes. adamda meğer çoklu kişilik bozukluğu gelişmiş. bi taraf anne - baskın, bi taraf oğlan - resesif -
oluyormuş. ondan sonra bataklıktan araba çıkar ve finit.
şimdi gelecek olursak,
film 1960 yapımı, siyah-beyaz çekilmiş
o zamanlar tabi efekt yok o dedektifi ve kızı pıçahlama sahneleri pek olmamış. özellikle dedektifinkinde dikkat ederseniz bıçaklıyo gibi gösteriyo ama adamın üstünde kan yok.
oyunculuklar fena değil, ama dediğim gibi biraz daha nedensellik ön plana çıkarılabilirdi
gerilim demişler ama pek de gerilim filmi değil gibi. türk dizilerinde daha çok cinayet ve daha çok nedensellik vardır emin olun.
söyleyeceklerim bu kadar, yanaklarınızdan öper, iyi günler dilerim.