Babaannemi görüyordum. Birkaç gün önce vefat etti. Yanıma gelip dertli dertli bir şeyler anlatıyordu Kürtçe. Rüya olduğunu hissediyordum hiçbir şey demiyor sadece dinliyordum. Uzunca bir süre anlattıktan sonra benim Kürtçe bilmediğim aklına geldi babaannemin. Sessizleşti. Türkçe sen Sabriye'yi tanıyor musun dedi. Ben anlattıklarını anlamadığım ortaya çıkmasın, üzülmesin diye tabi tanıyorum dedim. Türkçe konuşmayı çok sevmez, bilmez, yorulur babaannem. Hem kendi torunlarıyla farklı bir dilde konuşmak zoruna gidiyor olmalı. Dolayısıyla artık daha fazla konuşmadı. Bir fotoğrafımızı çek belki bir şey olur dedi. Evet dedim büyükanne bir bakarsın ben giderim bu dünyadan, fâni dünya dedim cevap vermedi. O da belki hissediyordu rüya olduğunu onun zaten gitmiş olduğunu. Fotoğraf çektik. Dik dur büyükanne dedim duramadı. Biraz zaman sonra kardiyak arrest oluyordu. Yapılacak çok bir şey olmadığını biliyordum. Zaten çok uzaklaştığım dilimle, memleketimle en güçlü bir bağım koptu gibi hissettim canım acıdı. Hiç kimseye muhtaç olmadan, ele ayağa düşmeden, her işini kendi yapıp kimsenin minnetini çekmeyen ve Kürtçeyi gerçek manada yaşayan bir kadın geçti bu dünyadan diye düşündüm. Bir gün Kürtçe öğrenip onla Kürtçe konuşma isteğim de öldü. Mutlu olurdu. Küçükken bir şeyler öğrenip onla konuşmaya çalıştığımda mutlu oluyordu.